İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/532 E. 2025/938 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/532
Karar No
2025/938
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2024/532 Esas KARAR NO:2025/938

DAVA:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:10/05/2024 KARAR TARİHİ:23/12/2025

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından ibraz edilmiş olan dava dilekçesinde özetle; davalı taraf haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak davacı müvekkile aleyhine ... İcra Dairesinin 2022/... Esas sayılı dosyası ile 81.899,24 tl. tutarlı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibinde bulunduğunu, süresinde itiraz edilemediğinden takip kesinleştiğini, ipotekli gayrımenkulun satışı başlatıldığını, takip dayanağı olarak, ... İli ... ... Mahallesi 22 Ada 33 Parselde Kain Taşınmaz üzerine 02.11.2021 tarih ve ... yev.nolu ile kurulan 1. derece 150.000 tl. bedelli ipotek bildirildiğini, ipotek resmi seneti incelendiğinde, resmi senedin düzenlenme nedeni, "... adına ... ... vekaleten, ... ... Şirketi’nden aldığı 150.000 tl.(yüzellibin tl) bedel mukabilinde, diğer kredi için ... kargo yurtiçi ve yutrdışı taşımacılık anonim şirketi lehine 1.derece faizsiz ipotek tesis ettiği" şeklindedir, bu düzenlemeye göre; müvekkilin davalı taraftan aldığı 150.000 tl. karşılığı olarak ipotek tesis edildiğini, ancak müvekkile, davalı taraftan hiçbir şekilde böyle bir para almamış ve davalı tarafta müvekkile hiçbir ödeme yapmadığını, ödeme yapıldığına dair bir belge mevcut olmadığını, davalı tarafından da ödemeye dair belge ibraz edilemediğini, müvekkile ile davalı taraf arasında, hiçbir şekilde borç ilişkisi yada teminat nedeni olacak acente sözleşmesi v.b sözleşmeler yapılmadığını, karşılığı olmayan bir bedel üzerine ipotek tesis edildiğini, ipotek senedinden de anlaşılacağı üzerine, üçüncü bir kişi lehinede de (üçüncü kişinin borcu için) ipotek tesis edilmediğini, müvekkil aleyhine yapılan ... İcra Dairesinin 2022/... Esas sayılı dosyasına, takip açıldıktan sonra takip aşamasında, ipotek senedi, ve müvekkile ile hiçbir borç ilişkisi olmayan, üçüncü şahıs ... ... borçlu olarak eklendiğini, müvekkil tarafından, ... ... lehine ipotek tesis edilmediğini, .davalı tarafın, üçüncü kişinin borcu nedeni ile, müvekkile aleyhine icra takibi yapmasının hukuki ve yasal dayanağı olmadığını, müvekkilin davalı tarafa hiçbir borcu olmadığını, taraflarından arabulucuya başvurulduğunu, .anlaşamama tutanağı tutulduğunu, işbu nedenlerle davanın kabulü ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından ibraz edilmiş olan cevap dilekçesinde özetle; dava konusu ipotek, acentelik sözleşmesine istinaden tesis edildiğini, bu sebeple huzurdaki davada Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, dava konusu ipotek, dava dışı acentenin Acentelik Sözleşmesi'nden doğmuş/doğacak borçlarını teminen tesis edildiğinden, Türk Ticaret Kanunu'nun 102 ve devamındaki maddelerde düzenlenen "Acentelik" faaliyetinin ticari iş niteliğinde olması nazara alındığında dava konusu uyuşmazlık asliye ticaret mahkemelerinin görev alanına girdiğini, bu sebeple Mahkemeninin görev alanına girmeyen huzurdaki davanın, görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının, dava konusu ipoteğin geçerli olmadığına ilişkin beyanları açıkça mesnetsiz olduğunu, dava dışı ... ... ile müvekkil şirket arasındaki acentelik sözleşmesine istinaden davacı kendi adına kayıtlı taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiğini, icra takibine itiraz hakkını kullanmayan davacının ihityati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, işbu nedenlerle Haksız ve mesnetsiz olarak ikame edilen davanın mahkemenin görevsiz olması nedeniyle usulden reddine,aksi halde davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce yapılan kontrolde; işbu davanın Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben sunulan dava dilekçesi ile birlikte 10.05.2024 tarihinde açılmakla ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esasına kaydının yapılmış olduğu, davalı tarafından ibraz edilen cevap dilekçesi ile birlikte görev itirazında bulunulmuş olduğu, mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda "Dava konusu ipoteğin dava dışı acentenin Acentelik Sözleşmesi'nden doğmuş/doğacak borçlarını teminen tesis edildiği, Türk Ticaret Kanunu'nun 102 ve devamındaki maddelerde düzenlenen "Acentelik" faaliyetinin ticari iş niteliğinde olması nazara alındığında dava konusu uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemelerinin görev alanına girdiği" gerekçesi ile 01/07/2024 tarihinde verilen görevsizlik kararı akabinde mahkememizin işbu esasına kaydının yapıldığı görülmüştür. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takibinden kaynaklı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Somut olayda; Davalı tarafından ... İcra Dairesinin 2022/... Esas Sayılı dosyası üzerinden davacı aleyhine başlatılmış olan İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yolu ile icra takibinden kaynaklı olarak davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Menfi tespit davaları bir süreye tabi olmadığı gibi, icra takibine itiraz edilmemesi veya takibin kesinleşmesi de menfi tespit davası açılmasına engel değildir. 6100 sayılı HMK'nın 190.maddesine göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Menfi tespit davalarında bu yük lehine hak doğan taraf olan davalı alacaklı olduğunu iddia eden tarafa aittir ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır: Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; MK m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, s:143). 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 72. Maddesinin; "(1)Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. ... (5)Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. (6)Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. (7)Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir." şeklindeki düzenlemesi mevcuttur. Taşınmaz rehninin bir çeşidi olan ipotek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 881- 897. maddeleri arasında düzenlenmiş olup TMK'nın 881.maddesine göre ipotek, hâlen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacağı teminat altına almak için tesis edilen mutlak ve sınırlı bir ayni haktır. İpotek, kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden, bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek tesisi için rehin edilecek taşınmaz maliki ile alacaklı arasında bir anlaşmanın (rehin sözleşmesinin) yapılması, TMK'nın 856.maddesi uyarınca da tapuya tescil edilmesi gerekir. Miktarı ipoteğin tesisi anında belli olacak alacaklar için ana para ipoteği, miktarı ipoteğin tesisi anında belli olmayan, fakat ileride gerçekleşecek alacaklar için ise üst sınır ipoteği kurulur. (TMK Md. 851). Somut olay bakımından yapılan incelemede davalı vekili tarafından sunulan deliller kapsamında davacıya ait İstanbul İli ... ... Mahallesi 22 Ada 33 Parselde Kain Taşınmaz üzerine 02.11.2021 tarih ve 51247 yev.nolu ile kurulan 1. derece 150.000 TL bedelli ipoteğin dayanağının dava dışı ... ... ile aralarında akdedilmiş olan acentelik sözleşmesinden kaynaklandığı, acentenin borçlarını ödememesi sebebiyle çekilen ihtarname akabinde söz konusu icra takibinin başlatıldığının mahkememize bildirilmesi akabinde ipotek belgesi incelenmiş olup ipotek senesinde ... adına ... ... vekaleten, ... kargo ... A.Ş.'den aldığı 150.000,00 TL bedel mukabilinde diğer kredi için ... kargo lehine 1. Dereceden ipotek tesis edildiği belirtilmiş olup senet metninden ipoteğin dava dışı 3. Kişi lehine tesis edildiğinin anlaşılamadığı gibi acentelik sözleşmesi hükümleri incelendiğinde her ne kadar 150.000,00 TL bedel mukabilinde teminat alınacağı belirtilmiş ise de söz konusu teminatın davacıya ait taşınmaz olacağının açıkça belirtilmediği, nitekim davacının sözleşmenin tarafı da olmadığı anlaşılmakla mahkememizin işbu dosyası ile emsal mahiyette olan ... Bölge Adliye Mahkemesi 11: Hukuk Dairesinin 2021/176 Esas, 2022/994 Karar Sayılı, 08/06/2022 Tarihli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda ispat külfeti kendisinde olan davalının davacıdan alacaklı olduğunu ispatlayamadığı kanaatine varılmakla davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacının davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebi bakımından inceleme yapıldığında; borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının kötü niyetli olması şarttır. Alacaklının kötü niyetli sayılabilmesi için de, haksız olduğunu bildiği ya da bilmesi gerektiği halde icra takibine girişmiş olması gerekir. Bu hususun ispat yükü de, davacı borçludadır. (Bkz. Prof. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, sayfa 173 vd.) Alacaklı icra takibi başlatmakta kötü niyetli değilse, aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilemez. Eldeki davada davacı tarafından davalının kötüniyetli olduğu hususunun ispatlanamadığı kanaatine varılmakla tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacının davasının KABULÜ ile; davacının ... İcra Dairesinin 2022/... Esas sayılı dosyasından davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Davacının davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi isteminin reddine, 3-Alınması gerekli olan 5.594,54-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 1.398,64-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 4.195,90-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 1.887,04 -TL (başvurma, vekalet harçları, peşin harç) davetiye, posta gideri: 1.867,00-TL olmak üzere toplam: 3.754,04-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplam 7.000,00-TL yargılama giderinin kendi üzerine bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.600,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına. 8-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/12/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/532, K. 2025/938, T. 23.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-532-e-2025-938-k-9f387ebf5300