İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/526 E. 2025/860 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/526
Karar No
2025/860
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/526 KARAR NO : 2025/860

DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 01/11/2016 ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------- KARŞI DAVA : Alacak KARŞI DAVA TARİHİ : 17/01/2017 ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------- KARAR TARİHİ : 06/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREKÇE :Mahkememizin 06/02/2020 tarihli ve ----- Esas, ---- Karar sayılı hükmünde; ''Davacı vekili, davalı ...'un 21/12/1994 tarihinde %15 hisse alarak davacı şirkete ortak olduğunu, ayrıca 22/01/2014 tarihine kadar da müvekkili şirkette müdürlük sıfatına haiz olduğunu; davalıya müvekkili şirket tarafından 2008 yılından itibaren mühtelif tarihlerde borç verilmek suretiyle ödemeler yapıldığını; bu borçların şirket kayıtlarına işlendiğini, davalının tüm ihtarlara rağmen müvekkili şirkete olan borcunu ödemediğini; şirkete 403.332,04 TL borçlu bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından davalıya 2008 ile 2013 yılları arasında tüketim ödüncü olarak yapılan bu ödemelerin şirket defter ve kayıtlarına şirket alacağı olarak kaydedildiğini; davalının o tarihte yönetici olması nedeniyle şirket kayıtlarını bizzat kabul ettiğini, öyle ki şirketin bilanço ve gelir tablolarını ortaklar genel kurul toplantılarında görüşüldüğünü, bu tablolarda davalının borçlarının "borç" olarak yazılı olduğunu ve bu genel kurul toplantıları altında da davalının imzalarının bulunduğunu; davacı şirketin 22/01/2014 tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurul toplantısında, şirketin alacaklarının, borçlarının tespiti yönünden özel denetim şirketi görevlendirilmesinin kararlaştırıldığını; "----- tarafından düzenlenen 05/12/2014 tarihli özel denetim raporuna göre de, müvekkili şirketin davalıdan alacaklı bulunduğunu; alacak tutarının 358.346,96 TL olarak tespit edildiğini; ayrıca davalının 30/04/2013 tarihinde ortaklar genel kurul kararı ile bilanço ve gelir tablolarını onaylayarak borcunu kabul etmiş olduğunu, bu şekilde sayılması gerektiğini; davalının 12/01/2012 tarihinde müvekkili şirkete 225.000,00 TL tutarında ödeme yaptığını ve bu ödeme müvekkili şirket tarafından "------ ..." olarak kayda girdiğini; bununda davalının şirkete borçlu olduğunu kabul ettiği anlamına geldiğini; ortada hiçbir hukuki sebebi yokken müvekkili şirketin 225.000,00 TL ödemesinin başkaca bir açıklamasının bulunamayacağını; 16/06/2015 tarihinde ----- Noterliğinden ------ yevmiye numaralı ihtarnameyi keşide ederek davalıdan 403.332,04 TL alacaklarını talep ettiklerini; 6 haftalık süre verdiklerini ancak sürenin geçmesine rağmen hiç bir sonuç alamadıklarını belirterek bu miktarın 31/07/2015 olan dava tarihine kadar işlemiş 54.113,71 TL avans temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, dava tarihinden itibaren de alacaklarına avans faizi işletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davalının davacı şirketin %15 hissedarı olduğunu, uzun yıllar müdürlük görevini üstlendiğini, şirketçe azledildiği 2014 yılı Ocak ayına kadar bu görevi yürüttüğünü; müdürlük görevi nedeniyle müvekkiline davacı şirket tarafından yıllardır her ay periyodik maaş ödendiğini; söz konusu bu ödemelerin ücret ve prim olarak yapıldığını, bunun davacı şirketçe bilindiğini ancak kötü niyetli olarak davacı şirketin hakim ortağı olan ------- talimatı ile kayıtlarda ücret ve prim olarak gösterilmediğini; bunun nedeninin ücret ödemeleri ile ilgili olursa ödenmesi gereken gelir vergisi kesintisinin ödenmesinden kaçınmak olduğunu; müvekkiline yapılan maaş ödemesi ve prim ödemelerinin bu nedenle borç olarak kayıtlara yansıtıldığını; davanın haksız olduğunu, iadesi istenen bedellerin borç değil müvekkilinin müdür olarak çalışmasından kaynaklanan maaş ve prim alacakları olduğunu belirterek; esasen kendilerinin alacaklı olduğunu, müvekkilinin 1 Temmuz 2012 - 22 Ocak 2014 tarihleri arasındaki aylık 12.000,00'şer TL müdürlük maaş ve priminin ödenmediğini, bunun toplamda 174.800,00 TL tuttuğunu belirterek kök davanın reddine karar verilmesini savunmuş; karşı davanın 174.800,00 TL üzerinden kabulü ile 22/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte davacıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava, şirket tarafından, şirket ortağına ( aynı zamanda eski yöneticisine ) karşı açılan ve borçtan kaynaklandığı iddia edilen paranın iadesi; karşı dava ise, ödenmediği iddia edilen müdürlük maaş ve prim alacaklarının tahsili davasıdır. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, karşılıklı mailler , ihtarlar getirtilmiş, davacı şirketin ticaret sicil kayıtları getirtilmiş, ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmış, uzman bilirkişi heyetinden rapor ve ek rapor alınmış, tüm deliller değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmiştir. Özellikle 09/10/2019 tarihli bilirkişi ek raporu da nazara alınmak suretiyle toplanan tüm delil ve belgelerden mahkememizde oluşan kanaate göre;Davalının müdür olarak çalıştığı ve davaya konu olan ödemelerin yapıldığı 2008 - 2012 yılları arasındaki dönemde her ay düzenli olarak ve aynı miktarlarla yapılan ödemelerin esasen davalıya müdürlük maaşı ve prim ödemesi olarak verildiği; bunun borç olarak verildiğinin kabul edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu; şirketin ortağı ve müdürü olan bir şahsa her ay hep aynı miktarlarla düzenli ve periyodik olarak borç verilmesinin mümkün olmadığı; bunun şirket kayıtlarına "tüketim borcu" olarak kayıtlanmasının vergiden kaçınmak amacıyla yapıldığı; bu nedenle geri istenmesinin mümkün olmadığı, buna ilişkin talebin yerinde olmadığı; Ocam 2008 yılında, davalının henüz yeni müdür olduğunda verilen 175.000,00 E karşılığı 296.240,00 TL'nin maaş olamayacağı çünkü davalının müdürlük sıfatının yeni başladığı ancak bunun şirket kayıtlarına "kar payı ödemesi" olarak kaydedildiği; yapılan ------ hesabın, 14/01/2008 tarihinde 75 nolu yevmiye maddesi ile ödendiğinin tespit edildiği, bu hesapta dönem sonları ile yapılan kur farkı değerlendirmeleri ile 401.471,76 TL'ye ulaşılan tutarın 28/06/2011 tarihinde 60111 sayılı kanunun 11/2 maddesi ile af kapsamına giren ortak alacakları kayıtlarından tenzil edilerek davacı şirketin kayıtları da sıfırlandığı; davalı ...'un aylık 12.000,00 TL hesabı ile 01/07/2012 tarihinden 22/01/2014 tarihi aralığında 18 ay 21 günlük dönemde 224.400,00 TL maaşından davalıya ödenen 50.000,00 TL tenzil edildiğinde davalı karşı davacının ödenmemiş 174.400,00 TL maaş alacağının bulunduğu; bilirkişi raporunda yer alan ----- TL hesabına 2011 yılının 2. Ayında 4 seferde ödenen 135.000,00 TL'nin bundan mahsubu gerektiği; zira bu bedelin maaş ve prim alacağının dışında bir miktardan alındığına dair bir kaydın bulunmadığı; bu miktarın ödenmediği konusunda davacınında bir itirazının bulunmadığı, farklı itirazlarının bulunduğu nazara alınarak, 135.000,00 TL'nin mahsubu ile davalı - karşı davacının 01/07/2012 - 24/01/2014 tarihleri arasındaki müdürlük görevinden dolayı alacağının 39.800,00 TL olacağı belirlenmiş; bu nedenle davacı tarafından açılan kök davanın reddine, karşı davacı tarafından açılan davanın ise 39.800,00 TL yönünden kabulü ile aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur.''

ŞEKLİNDE KARAR VERİLMİŞ,

İş bu karar taraf vekillerince istinaf edilmiş, ----- Bölge Adliye Mahkemesi -----.Hukuk Dairesinin ----- Esas, ------ Karar sayılı dosyasında; ''Asıl dava, davacı şirketin davalıya borç olarak verdiği paranın ödenmediği iddiasına dayalı alacağın tahsili, karşı dava limited şirket müdürü olan davalının maaş alacağının tahsili istemine ilişkindir İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe ile asıl davanın reddine, karşı davanın 39.800,00 TL yönünden kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekillerince yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, karşı dava yönünden davalı-karşı davacının maaş alacağının bulunup bulunmadığı ,asıl dava yönünden davalıya yapılan ödemelerin ödünç ilişkisine dayalı olup olmadığı, davacı şirketin davalıdan alacaklı olup olmadığı noktasındadır. Karşı dava yönünden yapılan incelemede;Dosya kapsamındaki delillere göre davalının 21.12.1994 tarihli tescil işlemleri ile davacı şirkete ortak olarak katıldığı ve 19.03.2002 tarihli ortaklar kurulu kararı uyarınca dava dışı şirket ortağı ------ ile birlikte münferit imza yetkisi ile 22.01.2014 tarihli ortaklar kurulu toplantısında görevine son verilinceye kadar Müdürlük görevine devam ettiği anlaşılmaktadır. Karşı davacı 01.07.2012-22.01.2014 tarihleri arasındaki dönem için aylık 12.000 TL net ücret üzerinden ücret alacağı bulunduğunu, davacı-karşı davalı şirket tarafından bu ücrete mahsuben 28.08.2012 tarihinde 50.000 TL tutarında ödeme yapıldığını beyan ederek davalı şirketten 174.800 TL tutarında ücret alacağı talep etmiş, karşı davalı şirket ise karşı davacıya ücret ödenmesi konusunda genel kurul kararı bulunmadığını, davalının azledildiği tarih olan 22.01.2014 tarihine dek kendisine yapılan ödemelerin ücret ve prim olarak gösterilmemesine karşı çıkılmadığını, karşı davacının ücret alacağı olmadığını savunmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) bu konuda açık bir hüküm bulunmamakla birlikte anonim ortaklıkta yönetim kurulunun mali haklarını düzenleyen TTK'nın 394. maddesi hükümlerinin limited ortaklıklarda da dikkate alınması ve en azından kıyasen uygulanması gereklidir. TTK'nın yöneticinin mali haklarına ilişkin 394.maddesinde tutarı esas sözleşme veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı, ikramiye, prim, yıllık kârdan pay ve ücret ödenebileceği düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenlenir. Şirket sözleşmesi ile yönetim ve temsili müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir. En azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerekir.Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre şirket müdürü ile şirket arasındaki ilişki vekâlet ilişkisidir. TTK'nın 616/1-f maddesin uyarınca şirket müdürlerine ödenecek ücretin belirlenmesi yetkisi, limited şirket genel kurulunun devredilemez yetkileri arasında sayılmıştır. Öte yandan 1982 Anayasası'nın 18. maddesi uyarınca angarya yasak olup, vekâlet sözleşmesine ilişkin TBK'nun 502. maddesi açısından da şirket müdürlerine bir ücret ödenmesi gerekir. Somut olayda karşı davalı şirket tarafından 20.01.2015 tarihinde yapılan genel kurulda "şirket müdürlerine 2012-2013 yıllarındaki faaliyetlerine yönelik huzur hakkı, ikramiye ve prim veya ücret ödenmemesine” yönelik oy çokluğu ile alınan kararın karşı davalı şirket ortağı tarafından iptali istemiyle ikame edilen ----.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- Esas ve------ Karar sayılı dosyasında anılan kararın iptaline karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmakla karşı davacı, uyuşmazlık konusu 01.07.2012-22.01.2014 tarihleri arasındaki dönem için karşı davacı ücret alacağını talep edebilir. (Yargıtay ----- Dairesinin -----Esas----- Karar sayılı kararı)Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda, karşı davalı tarafından yapılan ödemelerin ücret ödemesi olarak yapıldığının kabulü halinde karşı davacının hizmet verdiği 18 ay 22 günlük dönem için aylık 12.000 TL'den karşı davacının dava dilekçesinde ücret alacağı için ödendiğini kabul ettiği 50.000 TL'nin mahsubu ile ücret alacağının 174.800 TL olduğu , mahkemece kurulan ara karar üzerine alınan ek bilirkişi raporunda ise her ay ödenen 12.000 TL maaş ödemesi dışında karşı davacıya maaşla birlikte dört farklı tarihte toplam 135.000 TL ödendiği ve bu ödemenin ne ödemesi olduğunun anlaşılamadığı, 135.000 TL'nin maaş alacağına mahsuben verildiği ihtimalinde karşı davacının ücret alacağının 39.800 TL olduğu belirtilmiştir.Mahkemece ek bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın 39.800 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiş ise de karşı davacı, ücret alacağından mahsup edilen 135.000 TL tutarındaki ödemelerden 75.000 TL'sinin asıl davada davacının mahsup ettiği ve kendisine borç olarak verilen 225.000 TL'lik ödeme kapsamında kaldığını iddia etmiş olup, mahkemece bu iddia üzerinde durulmadığı gibi bu hususta daha önce rapor hazırlayan bilirkişi heyetinden denetime ve hüküm kurmaya elverişli ek rapor alınmadan yetersiz gerekçe ve eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsiz olmuştur.Asıl dava yönünden yapılan incelemede;Davacı tarafça, davalıya 2008 yılından itibaren muhtelif tarihlerde borç saiki ile ödemeler yapıldığı , bu ödemelerin şirket kayıtlarına alacak olarak kaydedildiği ve davalının tüm ihtarlara rağmen borcunu ödemediği iddiasına dayalı olarak alacak davası açılmış olup, dava Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 386 vd. Maddelerinde düzenlenen tüketim ödüncü hükümlerine dayandırılmıştır . TBK'nın 386. maddesinde ödünç sözleşmesi "tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelikte ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği bir sözleşme" olarak tanımlanmış olup, TBK'nın 387.maddesinde ticari olmayan tüketim ödüncü sözleşmesinde, taraflarca kararlaştırılmış olmadıkça faiz istenemeyeceği, ticari tüketim ödüncü sözleşmesinde, taraflarca kararlaştırılmamış olsa bile faiz istenebileceği; TBK'nın 388.maddesinde tüketim ödüncü sözleşmesinde faiz oranı belirlenmemişse, kural olarak ödünç alma zamanında ve yerinde o tür ödünçlerde geçerli olan faiz oranı uygulanacağı , sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, belirlenen faizin yıllık olarak ödeneceği hüküm altına alınmıştır.Somut olayda davalı şirket müdürüne borç verilmek suretiyle yapılan ödemeler konusunda taraflar arasında yazılı veya sözlü bir sözleşme bulunmadığı , ödeme evraklarında herhangi bir açıklama yer almadığı ancak şirket kayıtlarında ortaklardan alacaklar hesabında davacı davalıdan alacaklı göründüğü anlaşılmaktadır.Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda da davacı tarafça dosyaya sunulan 05.12.2014 tarihli özel denetim raporunda belirtildiği üzere davacı şirket kayıtlarında yer alan toplam tutarı 584.793,19 TL (ortaklardan alacaklar hesabında yer alan 401.471,76 TL ile 183.321,43 TL) olan alacak kaydının 6111 sayılı Vergi Barışı olarak bilinen Af Yasası Kanunu kapsamında kapatıldığı, Haziran 2011 sonu itibariyle davalının davacı şirkete 225.800 TL borçlu olduğu, 31.12.2012 tarihinde davalının borcunun 359.327,59 TL, 31.12.2015 tarihinde bu rakamın faizlerle birlikte 423.160,57 TL olduğu belirtilmiştir. Eldeki uyuşmazlıkta davalı cevap dilekçesinde kendisine yapılan ödemelerden 225.000 TL'lik kısmın davacı tarafından kendisine borç olarak verildiğini, geri kalan kısmın ücret ödemesi olduğunu, kendisine borç verilen 225.000 TL'yi dava tarihi öncesinde 12.01.2012 tarihinde ödediğini savunmuş olup, yapılan ödeme davacı şirket kayıtlarında yer almaktadır. Davacı da dava dilekçesinde bu ödemeyi dikkate alarak 2011-2012 yıllarında borç olarak verilmek üzere davalıya yapılan ödemelere faiz tahakkuk ettirerek 16.06.2015 tarihi itibariyle 403.332,04 TL (bu tutarın; 4 adet 11.700 er TL, 14 adet 12.000 er TL, 7 adet 30.000 er TL ödeme, 1 adet 15.000 TL, 1 adet 5.000 TL, 1 adet 60.000 TL ve 1 adet 50.000 TL tutarında ödeme ile 10.175,60 TL, 20.763,36 TL, 29.125,26 TL ve 15.859,82 TL tutarında faiz tahakkuku toplamından davalı tarafça ödemesi yapılan 225.000 TL'nin ve 2.392 TL tutarının düşülmesi suretiyle oluştuğu) ile bu miktarın ödenmesi istemiyle davalı hakkında keşide edilen ihtarnamede davalıya verilen sürenin sona erdiği tarihten itibaren dava tarihine kadar işlemiş faiz 54.113,71 TL olmak üzere toplam 457.445,75 TL talep etmiş olup, karşı davada 01.07.2012-22.01.2014 tarihleri için aylık 12.000 TL üzerinden ücret alacağı talep edildiği gözetildiğinde 21.01.2011-25.06.2012 tarihleri arasında 4 adet 11.700 er TL ve 14 adet 12.000 er TL tutarındaki ödemelerin, düzenli olarak ve belli miktarlarla yapılması nedeniyle bu ödemelerin mahkemece davalıya yapılan maaş ödemesi olarak kabul edilmesinde isabetsizlik yoktur. Yine davalıya 28.08.2012 tarihinde yapılan 50.000 TL tutarındaki ödemenin davalı tarafından karşı davaya konu edilen ücret alacağından mahsup edilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Ancak ücret ödemesi olarak kabul edilen toplam 264.800 TL tutarındaki ödeme dışında davalıya yapılan toplam 290.000 TL tutarındaki ödemelerden davalının cevap dilekçesinde borç aldığını ve davacıya ödediğini ikrar ettiği 225.000 TL mahsup edildiğinde dahi davacının, şirket kayıtlarına göre alacaklı olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda toplam 65.000 TL tutarındaki ödemelerin dayanakları getirtilip, mahkemece bu konuda değerlendirme yapılmadan karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Ayrıca TTK'nın 8/2.maddesinde "üç aydan aşağı olmamak üzere, faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi şartı, yalnız cari hesaplarla her iki taraf bakımından da ticari iş niteliğinde olan ödünç sözleşmelerinde geçerlidir. Şu şartla ki, bu fıkra, sözleşenleri tacir olmayanlara uygulanmaz" hükmü mevcut olup, davalının tacir olup olmadığı araştırılarak TTK'nın 388.maddesi de gözetilmek suretiyle davacının alacak talebine konu ettiği faiz tahakkuku ile harçlandırılmış işlemiş faiz talebi yönünden belirtilen hususları açıklığa kavuşturacak şekilde daha önce rapor hazırlayan bilirkişi heyetinden denetime ve hüküm kurmaya elverişli ek rapor alınmak suretiyle varılacak sonuç dairesinde karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsiz olmuştur. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın işaret edilen hususlarda yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. '' GEREKÇESİ İLE MAHKEMEMİZ KARARI KALDIRILMIŞ VE DOSYA MAHKEMEMİZE İADE OLUNMUŞ, Mahkememizce BAM kararı çerçevesinde eksiklikler giderilmiş, Mali Müşavir ----- ve Hukukçu-Hesapçı bilirkişi Prof. Dr. ---- 24/02/2025 tarihli rapor alınmış,Bilirkişi heyeti raporunda; asıl davada davacı şirketin vermiş bulunduğu borçlardan iade alamadığı miktar olan 65.000,00 TL miktarla alacaklı olduğu; karşı davada ise davalı şirket ortağı ve aynı zamanda bir müddet yöneticisi olan davalının talep edeceği ücret alacağının 174.800,00 TL olduğunu belirlemiş; bu ücret alacağından 01/08/2011 tarihli 60.000,00 TL tutarlı ödeme ile 04/02/2011 tarihli 5.000,00 TL tutarlı ödemenin toplamı 65.000,00 TL tutarlı ödemenin dosyada dayanak belgesi olmadığından şirket tarafından borç olarak mı yoksa ücret alacağına mahsuben mi gönderildiğinin tespit edilemediği; şayet ücret alacağı için ödendiği kabul edilirse davalı - karşı davacının alacağının 174.800,00 TL yerine 109.800,00 TL olduğunun kabulü gerektiği şeklinde rapor düzenlendiği belirlenmiştir. Bunun üzerine karşı dava yönünden bahsi geçen ve iki parti şeklinde gerçekleşen toplam 65.000,00 TL'lik ödemenin ücret alacağı yönünden gerçekleştiğinin belgesi istenmiş ancak bu belge ibraz edilememiştir. Söz konusu ödemenin ücrete yönelik yapıldığının ispatı davacı şirkete ait olup, davacı şirket bunu ispat edemediğinden karşı davadaki miktar 174.800,00 TL olarak belirlenmiş; davacının şirket olduğu, davalının şirket yöneticiliğinden kaynaklı alacağının söz konusu olduğu, dolayısıyla karşı davanın ticari olduğu; asıl davada ise şirketin verdiği borcun söz konusu olduğu, bu nedenle asıl davadaki işinde ticari iş niteliğinde olduğu, bu sebeple her iki davada da avans faiz edebileceği ve talepte edildiği nazara alınarak; Aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Asıl dava yönünden davanın KISMEN KABULÜNE, 65.000,00 TL'nin 31/07/2015-06/02/2020 arasında işleyen 8.720,83 TL avans faizi ile birlikte ve 65.000,00 TL'ye 06/02/2020 tarihinden sonra da avans faizi uygulanmak sureti ile davalı ...'dan alınarak davacı şirkete verilmesine, Fazlaya dair asıl davanın REDDİNE, Karşı davanın da KISMEN KABULÜNE, 174.800,00 TL alacağın 22/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davacı şirketten alınıp davalı karşı davacıya verilmesine, Fazlaya dair karşı davanın REDDİNE, Asıl davada alınması gereken 4.440,15 TL karar harcından peşin olarak alınan 27,70 TL'nin mahsubu ile 4.412,45 TL eksik karar harcının davalı ...'dan alınarak hazineye irat kaydına, Karşı davada alınması gereken 11.940,58 TL karar harcından peşin olarak alınan 9.221,85 TL eksik karar harcının karşı davalı ...'nden alınarak hazineye irat kaydına,Davacı tarafından karşılanan 55,40 TL başvuru harcı ve peşin ilam harcının tamamı ile 17.000,00 TL bilirkişi rapor ücretleri 268,30 TL tebligat giderinin kabul ve ret oranı gereğince 2.785,20 TL sinin toplamı 2.840,60 TL yargılama giderinin davalı ...'dan alınarak ...'ne verilmesine, karar kesinleştiğinde bakiye gider avansının davacıya iadesine, Davalı - karşı davacı tarafından karşılanan 2.718,73 TL harç ile 2 davetiye gideri 14,00 TL'nin toplamı 2.732,73 TL yargılama giderinin ------- alınarak ...'a verilmesine, Karar tarihindeki AAÜT gereğince asıl davada hesaplanan nispi vekalet ücreti maktunun altında kaldığından 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin ...'dan alınarak------ verilmesine, Karar tarihindeki AAÜT gereğince karşı davada da hesaplanan nispi vekalet ücreti maktunun altında kaldığından 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin ------- alınarak ...'a verilmesine,Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak oy birliği ile verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/526, K. 2025/860, T. 06.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-526-e-2025-860-k-06db6d36054c