İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/516 E. 2025/1291 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/516
Karar No
2025/1291
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/516 Esas KARAR NO : 2025/1291

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/05/2024 KARAR TARİHİ : 04/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirket çimento üretip satan bir firma olduğunu, müvekkil şirket ile davalı firma arasında birçok kez çimento ve beton gibi malzemelerin alım ve satımı yapıldığını, müvekkilinin sattığı ve süresinde teslim ettiği ürünler ile ilgili takibe konu edilen fatura ödemelerini davalıdan bir türlü alamadığını, müvekkil şirket, bu satımlara ilişkin faturalardan kaynaklı 100.654,00-TL'lik alacağını almak için davalı firma ile bir çok kez irtibata geçmesine rağmen ödeme alma konusunda davalı firmadan olumlu bir dönüş alınamadığını, bu nedenlerle müvekkil şirketin Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davalı/borçlu aleyhine cebri icra yoluna başvurduğunu, icra müdürlüğü tarafından davalıya ödeme emri ve dayanak belge faturalar ve cari hesap tebliğ edildiğini, Davalı firmanın icra dosyasına yaptığı itiraz, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellemeye yöneliktir ve itirazının iptali gerektiğini, dava konusu alacak likit olduğunu, davalı borçlu kötüniyetle takibe itiraz ettiğini, bu nedenle müvekkili yönünden %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini, Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan borca itirazın iptali ve takibin işleyecek avans faizi ile birlikte devamına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde;Davacının dava dilekçesinde iddia ettiği hususların gerçek dışı ve haksız olup, müvekkilinin davacıya borcu olmadığını, aksine müvekkilinin davacı yüzünden mağdur olmuş, hatta alacaklı hale gelmiş olduğunu, davacı tarafın, işbu davayı 1 yıllık hak düşürücü sürede açmamış olduğunu, davacının uyap sistemi üzerinden dosyayı incelediği tarihlerin tespiti sonrası 1 yıllık hak düşürücü süre geçmesinin ardından işbu davanın açıldığı görüleceğini, bu sebeple öncelikle davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmamış olması nedeniyle reddini talep ettiklerini, müvekkilinin, müteahhitlik yapmakta olup, kat karşılığı anlaştığı arsalar üzerine kentsel dönüşüm kapsamında yeni evler inşaa etmekte olduğunu, bu sebeple, davacı şirket ile ticari ilişkileri oluşmuş olduğunu, davacı şirketin, müvekkilinin yaptığı bazı inşaatlarda beton alımı yaptığı firma olduğunu, müvekkilinin kat karşılığı inşaat yapma sözleşmesi ile dava dışı arsa sahipleri ile anlaşmasından sonra inşaasına başladığı .... Mh. ... Cad. No:43/45 Çekmeköy/İSTANBUL adresindeki inşaatın yapım sürecinde müvekkilin beton alımını davacı şirketten yapmış olduğunu, bu alım için davacı taraf ile sözleşme imzalanmış olup, bu sözleşme gereği beton birim fiyatı 570,00-TL/m3 olup, 5 aylık süreçte inşaatın tamamlanacağı müvekkili tarafından planlanmış ve tamamlanması halinde (müvekkilden kaynaklanmayan kusurlardan dolayı gecikmeler dahil) çimento (beton) birim fiyatlarına davacı tarafından zam yapılmayacağı sözleşmede hüküm altına alınmış olduğunu, ancak işbu sözleşmenin de değerlendirilmesi suretiyle davacı tarafın cari hesap ekstreleri ile faturalarının yasal dayanağı ortaya konabileceğini, işbu sözleşmenin taraflarınca sunulacak olup, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin davacı şirketten de celbini talep ettiklerini, müvekkilinin inşaatında davacıdan satın aldığı betonların sözleşmede belirtilen olması gereken değerlerden düşük olduğu gibi, bu düşük değerli betonların mevzuata aykırı olacak şekilde düşük değerde olması nedeniyle her kat beton incelemesinde müvekkilinin inşaatının 1 ay durdurulmuş olduğunu, Normal inşaat yapım işinde beton dökümü ile alınan numunelerin sonuçları 10 gün içerisinde geldiği gibi, beton numune değerlerin mevzuata uygun değerde olması halinde inşaat devam edilerek inşaat yapım işi tamamlanması öngörülmekte olduğunu, ancak ne var ki, davacıdan alınan betonlarda deney raporlarına konu numune değerleri HER incelemede düşük değerde çıktığından; 1 ay sonunda kuruyan betonlardan alınan numunelerle yeniden yapılan incelemelerle inşaata devam izni verilebilmiş olduğunu, bu sebeple müvekkilinin, 10 günlük deney raporu bekleme süreleri davacının ayıplı olarak düşük değerli verdiği betonlar yüzünden 1 ay gecikmeli olarak inşaatın yapımına devam edilebilmiş olduklarını, bu sebeple inşaatın yapım süreci 8 ay uzamış olduğunu, Resmi deney rapor sonuçlarını delillerinin arasında sunacaklarını, davacının ayıplı sattığı betonlar yüzünden müvekkilin inşaatının yapım süresi normalde 5 ay sürmesi gerekirken 8 ay uzamış ve ancak 13 ayda tamamlanabilmiş olduğunu, buna rağmen, davacı kendi kusurunu ve dahi sözleşme hükümlerini yok sayarak her ay beton faturalarında metreküp fiyatını hiçbir gerekçe ve dayanak olmaksızın artırmış, hatta kimi zaman da bir ay öncekinden daha düşük metreküp fiyatı belirlemiş olduklarını, oysaki ki delilleri arasında sunulu faturalardan da anlaşılacağı üzere sözleşmede belirlenen ilk metreküp birim fiyatı 570,00-TL olup, esasında inşaatın tamamlanmasına kadar da bu fiyat sözleşme ile sabit kılınmış olduğunu, buna rağmen davacının gecikmelerin kendi kusurundan kaynaklanmasına karşın her ay fiyat artırarak müvekkiline fatura kesmiş olduklarını, delilleri arasında sunulan faturalarda da aslında hem gecikmeler hem de sürekli değişen fiyatların gözükmekte olduğunu, Müvekkilinin, sözleşme gereği belirlenen metreküp birim fiyatlara göre aldığı betona karşılık tüm ödemelerini yapmış olup, davacının hiçbir gerekçe ve dayanağı olmayan her ay artan kendine göre belirlediği birim fiyatlardaki artışları kabul etmediğinden aslında hali hazırda davacının kendisini alacaklı görmekte olduğunu, aslında asıl alacaklının müvekkilinin olup, bu hususta her türlü dava ve alacak hakları saklı tutuyor olduklarını, müvekkilinin uzayan inşaat sürecinde tüm malzeme fiyatları artmış ve artan fiyatlarla inşaatı tamamlamak zorunda kalmış olduğunu, ayrıca, kat karşılığı sözleşme yapılan kişilere ödenen kiralar, inşaat çalışanlarına yapılan ödemeler, inşaat bekçisine yapılan ödemeler de davacı şirketin düşük değerli sattığı betonlar yüzünden inşaatın durmasından kaynaklı 8 ay uzayan dönemde müvekkiline ekstra mali külfet olmuş olduğunu, müvekkilinin, davacının sözleşmeye ve mevzuata aykırı olarak düşük değerli verdiği beton/çimento yüzünden inşaat yapımının uzadığı dönemde maddi manevi zarara uğradığı gibi, davacı şirketin haksız ve dayanaksız bir şekilde hiçbir uzlaşı olmaksızın artırdığı metreküp birim fiyatlarında kimi zaman artan fiyatlarla da davacıya ödeme yapmak zorunda kalmış olduklarını, asıl olan, alacaklı davacının olmadığı aksine müvekkilinin davacıya gerek fazla ödeme yapması gerekse artan inşaat malzeme fiyatları nedeniyle inşaatın artan maliyeti, kat karşılığı yapılan sözleşme ve çalışan ücretlerinin uzayan dönemde de müvekkili tarafından karşılanması nedeniyle asıl mağdur tarafın müvekkili olduğunu, davacının kendine göre belirlediği metreküp birim fiyatlarının müvekkili tarafından kabul edilmemesi nedeniyle hakkında icra takibi yapılmasının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacının düşük değerli beton satışı yaptığı tek inşaat şirketi müvekkilinin olmayıp, o dönem davacının satış yaptığı şirketlerin birçoğunun müvekkili ile aynı sorunu yaşamış olduğunu, bu sebeple davacı aleyhine açılmış başkaca davalar olup, işbu davaların dosyaları da emsal niteliğinde olduğundan bilhare bilgilerini Mahkemeye bildireceklerini, müvekkilinin, muhasebe departmanının hatalı işlemi nedeniyle faturaya itiraz için belirlenen 8 günlük süreyi geçirmiş bulunmakta olduklarını, ancak tek başına bu hususun fatura içeriğinin kabulü anlamına gelmediği gibi faturanın kesinleşmesini de sağlamamakta olduğunu, asla kabul manasına gelmemekle birlikte davacının, müvekkili şirkete fatura edebileceği bir işin varlığının söz konusu olması halinde mevcut fatura bedeli kadar iş yapılıp yapılmadığı, işin süresinde ve ayıptan ari yapılıp yapılmadığının tespiti ile taraflar arasındaki alacak-borç miktarının bu hususa göre belirlenmesi gerekmekte olduğunu, alıntılanan Yargıtay kararları doğrultusunda, davacının öncelikle müvekkili şirket ile ticari ilişkisini, mevcut sözleşme şartlarını, mevcut sözleşme şartlarına uygun ifayı / faturanın verilmesine neden olan işin yapılmış olduğunu, fatura bedeli kadar iş yapıldığını, yapılan işi eksiksiz ve tam olarak müvekkili şirkete teslim ettiğini, yükümlülüklerini yerine getirdiğini ispatlaması gerektiğini, faturayı dayanaklandırması gerekmekte olduğunu, aksi halde tek başına faturaya yasal süresinde itiraz edilmemiş olması yazılı işin yapılarak müvekkiline teslim edildiğini, faturanın kesinleştiğini göstermeyeceğini, bu bağlamda davacının faturanın dayanağı taraflar arasında imzalanan beton alımına ilişkin sözleşmesini dosyaya sunmasını, işbu sözleşmenin davacıdan celbedilmesini talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise davacının itirazın iptali talebinin ve icra-inkâr tazminatı talebinin reddini, davacının icra takibinin konusu olan meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, talep etmiştir. ARAŞTIRMA; 1-Büyükçekmece .. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. 2-Esenyurt Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 11/06/2024 Tarih, ... Sayılı yazısı ile; davalının 2025 yılına ait BA-BS formları getirtilmiştir. 3-Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 25/06/2024 Tarih, ... Sayılı yazısı ile; davacı şirketin 2022 dönemine ait BA-BS formları getirtilmiştir. 4-SMMM Bilirkişiden Rapor Aldırılmıştır. 03/07/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; 1-) Davacı 2022,2023 ve 2024 yılları Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, 2-) Davalı 2022 ve 2023 yılları Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, 3-) Davacı ... incelenen ticari defterlerinde, icra takip tarihi olan 27/03/2024 tarihi itibariyle, davacının davalıdan 100.654,- TL Alacaklı oldukları, 4-) Davalı ... incelenen ticari defterlerinde, 10.10.2022 tarihi itibariyle davalının, davacı ... 100.654 TL Borçlu olduğu, 100.654,- TL borç bakiyesinin, Ortaklar Hesabına virman yapılarak belgeye dayanmadan 31.12.2022 tarihinde kapatılmış olduğu, dolayısıyla icra takip tarihi olan 27/03/2024 tarihi itibariyle, davalı ticari defterlerine göre, davalının davacıya borcu veya davacıdan alacağı olmadığı, Davalı tarafından belgeye dayanmadan Ortaklar hesabına virman ile hesabın kapatılmış olduğundan, davalı ticari defterlerine göre de davalının icra takip tarihi olan 27/03/2024 tarihi itibariyle davacıya 100.654,- TL borçlu oldukları değerlendirilmiş olduğu, davalı tarafından davacı ... düzenlenmiş fiyat farkı veya iade faturası olmadığı, Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, 5-) Taraflar arasında 19/02/2022 tarihinde sözleşme imzalanmış olduğu, Bu sözleşmenin 3.Maddesine göre, ... Sınıfı Betonun Toplam 500 M3 İÇİN M3 başına 570 TL+KDV Birim fiyattan anlaşılmış olduğu, Bu sözleşmenin 5.2.Maddesine göre, Belirtilen fiyatlar sözleşme tarihindeki geçerli fivatlar olup, sözleşmedeki beton miktarıyla sınırlı olduğu, Sözleşmede anılan beton miktarının aşımında; o gün güncel olan fiyatlar uygulanacağını, ayrıca anlaşmaya varılan beton miktarının sözleşme tarihinden itibaren 3 (üç) ay içerisinde ALICI tarafından tüketilmek zorunda olduğu, Sözleşme tarihinden itibaren 3(üç) ay içerisinde ALICI tarafından tüketilmeyen miktardaki betonlara; yeni güncel beton fiyatlar üzerinden fiyatlandırma yapılacağı kararlaştırılmış olduğu tespit edilmiş olduğu, 6-) Sözleşmeye göre 3 ay içinde 500 M3 ... Betonun 570,-TL+KDV ile satış yapılacağı kararlaştırılmış olduğu, Davacı ... tarafından davalı ... sözleşme tarihinden ortalama 3 ay içinde 238 M3 Betonun 570 TL Birim Fiyattan, 147 M3 Betonun 670 TL Birim fiyattan, ... Betonun 700 TL Birim Fiyattan olmak üzere 238+147=385 M3 C30/37 Ürün ve 9 M3 ... ürün satış miktarının toplam 385 M3 +9=394 M3 ve 23 M3 ... Betonun ve sözleşmede rastlanmayan 10 M3 ... Betonun toplam miktarının 33 M3 olduğu, ancak sözleşmede ince kalın oluşuna göre, kıvamına göre beton fiyatına fiyat ekleneceği Bir gün içinde 5m 3 den az mikserli betonlara 500 TL+KDV NAKLİYE uygulanacağı ve 40m3 ün altında giden betonlarda 1.500 TL pompa bedeli sözleşmede kararlaştırılmış olduğu, faturalardan Beton özelliklerinin anlaşılamadı, Sözleşme tarihinden itibaren 3 ay içinde düzenlenmiş Beton Faturaları toplamının 427 M3 olduğu, 01.06.2022 tarihinden 10.10.2022 tarihine kadar düzenlenmiş .... Beton Faturalar toplam miktarının 304,50 M3 ve bu betonların Birim fiyatlarının M3 başına 800 TL,900 TL VE 1100 TL olduğu, sözleşme içeriğinde rastlanmayan .. Beton ve .... beton satış miktarının 33 M3 olduğu tespit edilmiş olduğu, Davacı tarafından sözleşmede kararlaştırılan 500 M3 ... Beton için toplam (394 M3+304,50 M3) 698,50 M3 Satış yapılmış olduğu, davalı tarafından davacı ... faturaların kabul edilmemiş olduğuna dair davacı ... düzenlenmiş fiyat farkı faturasına dosya içeriğinde ve ticari defterlerde rastlanmamış olduğu, Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, 8-) Davacı ... lehine karar alınması durumunda, Davacı ...’ın, icra takip tarihi olan 27/03/2024 tarihinden itibaren asıl alacağına işleyecek Yıllık %10,75 ve değişen oranlarda Avans Faizi talep edebileceğine ilişkin Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Sonuç ve kanaatine varılmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, açık cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ile davacının icra inkar tazminatı, davalının kötü niyet tazminatı istemlerine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının icra takibindeki tutar kadar davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının icra takibine itirazının haksız olup olmadığı, haksızsa icra inkar tazminatı koşullarının bulunup bulunmadığı, davacının davalıya karşı icra takibi başlatmasında kötü niyetli olup olmadığı, kötü niyet tazminatı koşullarının bulunup bulunmadığı, davacının taraflar arasındaki ticari ilişkiye konu işi tam ve gereği gibi yerine getirip getirmediği, açık cari hesaba konu faturalardaki ürünlerin birim fiyatlarının taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olup olmadıkları noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 100.654,00-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "cari hesap alacağı" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. 2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Somut olayda davacı tarafın iddiası davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında ürün satışlarının yapıldığı, bu kapsamda düzenlenen fatura bedellerinin bir kısmının ödendiği ancak davaya ve takibe konu edilen bakiye 100.654,00-TL'nin ödenmediği iddiasına dayanmakta iken, davalı taraf davacı ile aralarındaki ticari ilişkiyi inkar etmemekle birlikte, taraflar arasında sözleşme yapıldığını ve betonun satış birim fiyatı üzerinde anlaşıldığını, buna rağmen davacının anlaşılan fiyatın üstünde birim fiyat içeren faturalar kestiğini, ayrıca davacı tarafından satılan betonun olması gerekenden düşük değerde olduğunu, ayıplı olduğunu ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır. Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir. Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti olay tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 23/1-c maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre; Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur. TTK 23/1-c. maddesinde gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Türk Borçlar Kanunun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Türk Borçlar Kanunun 223. Maddesine göre; alıcının, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorunda olduğu, alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı, ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. 6098 Sayılı TBK'nun 231. maddesinde "Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz." hükümleri yer almaktadır. Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura, ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).

Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 03/07/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle;"1-) Davacı 2022,2023 ve 2024 yılları Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, 2-) Davalı 2022 ve 2023 yılları Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, 3-) Davacı ... incelenen ticari defterlerinde, icra takip tarihi olan 27/03/2024 tarihi itibariyle, davacının davalıdan 100.654,- TL Alacaklı oldukları, 4-) Davalı ... incelenen ticari defterlerinde, 10.10.2022 tarihi itibariyle davalının, davacı ... 100.654 TL Borçlu olduğu, 100.654,- TL borç bakiyesinin, Ortaklar Hesabına virman yapılarak belgeye dayanmadan 31.12.2022 tarihinde kapatılmış olduğu, dolayısıyla icra takip tarihi olan 27/03/2024 tarihi itibariyle, davalı ticari defterlerine göre, davalının davacıya borcu veya davacıdan alacağı olmadığı, Davalı tarafından belgeye dayanmadan Ortaklar hesabına virman ile hesabın kapatılmış olduğundan, davalı ticari defterlerine göre de davalının icra takip tarihi olan 27/03/2024 tarihi itibariyle davacıya 100.654,- TL borçlu oldukları değerlendirilmiş olduğu, davalı tarafından davacı ... düzenlenmiş fiyat farkı veya iade faturası olmadığı, Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, 5-) Taraflar arasında 19/02/2022 tarihinde sözleşme imzalanmış olduğu, Bu sözleşmenin 3.Maddesine göre, ... Sınıfı Betonun Toplam 500 M3 İÇİN M3 başına 570 TL+KDV Birim fiyattan anlaşılmış olduğu, Bu sözleşmenin 5.2.Maddesine göre, Belirtilen fiyatlar sözleşme tarihindeki geçerli fivatlar olup, sözleşmedeki beton miktarıyla sınırlı olduğu, Sözleşmede anılan beton miktarının aşımında; o gün güncel olan fiyatlar uygulanacağını, ayrıca anlaşmaya varılan beton miktarının sözleşme tarihinden itibaren 3 (üç) ay içerisinde ALICI tarafından tüketilmek zorunda olduğu, Sözleşme tarihinden itibaren 3(üç) ay içerisinde ALICI tarafından tüketilmeyen miktardaki betonlara; yeni güncel beton fiyatlar üzerinden fiyatlandırma yapılacağı kararlaştırılmış olduğu tespit edilmiş olduğu, 6-) Sözleşmeye göre 3 ay içinde 500 M3 ... Betonun 570,-TL+KDV ile satış yapılacağı kararlaştırılmış olduğu, Davacı ... tarafından davalı ... sözleşme tarihinden ortalama 3 ay içinde 238 M3 Betonun 570 TL Birim Fiyattan, 147 M3 Betonun 670 TL Birim fiyattan, ... Betonun 700 TL Birim Fiyattan olmak üzere 238+147=385 M3 ... Ürün ve 9 M3 ... ürün satış miktarının toplam 385 M3 +9=394 M3 ve 23 M3 ... Betonun ve sözleşmede rastlanmayan 10 M3 ... Betonun toplam miktarının 33 M3 olduğu, ancak sözleşmede ince kalın oluşuna göre, kıvamına göre beton fiyatına fiyat ekleneceği Bir gün içinde 5m 3 den az mikserli betonlara 500 TL+KDV NAKLİYE uygulanacağı ve 40m3 ün altında giden betonlarda 1.500 TL pompa bedeli sözleşmede kararlaştırılmış olduğu, faturalardan Beton özelliklerinin anlaşılamadı, Sözleşme tarihinden itibaren 3 ay içinde düzenlenmiş Beton Faturaları toplamının 427 M3 olduğu, 01.06.2022 tarihinden 10.10.2022 tarihine kadar düzenlenmiş ... Beton Faturalar toplam miktarının 304,50 M3 ve bu betonların Birim fiyatlarının M3 başına 800 TL,900 TL VE 1100 TL olduğu, sözleşme içeriğinde rastlanmayan ... Beton ve ... beton satış miktarının 33 M3 olduğu tespit edilmiş olduğu, Davacı tarafından sözleşmede kararlaştırılan 500 M3 ... Beton için toplam (394 M3+304,50 M3) 698,50 M3 Satış yapılmış olduğu, davalı tarafından davacı ... faturaların kabul edilmemiş olduğuna dair davacı ... düzenlenmiş fiyat farkı faturasına dosya içeriğinde ve ticari defterlerde rastlanmamış olduğu, Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, 8-) Davacı ... lehine karar alınması durumunda, Davacı ...’ın, icra takip tarihi olan 27/03/2024 tarihinden itibaren asıl alacağına işleyecek Yıllık %10,75 ve değişen oranlarda Avans Faizi talep edebileceği" sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir. Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3. Maddesi uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekmektedir. Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, ticari defter kayıtlarına göre, takip tarihi itibariyle davacının, davalıdan 100.654,00-TL alacaklı olduğu, davacı tarafından davalıya, 2022 yılında KDV hariç toplam tutarı 585.300,00-TL, KDV dahil tutarı 690.654,00-TL olan 17 adet E arşiv faturası düzenlendiği, davalı tarafından davacıya 2022 yılında toplam tutarı 590.000,00-TL olan 4 adet çek ödemesi yapıldığı, davacının kalan alacak tutarının 100.654,00-TL olduğu, davalının defter kayıtlarına göre, davacı tarafından davalıya düzenlenen tüm faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtı olduğu, davalı tarafından davacıya düzenlenmiş fiyat farkı veya iade faturasına rastlanmadığı, davalının defter kayıtlarına göre 10/12/2022 tarihi itibariyle davacının davalıdan 100.654,00-TL alacaklı olduğu, davalının herhangi bir belgeye dayalı olmadan, borç bakiyesini 31/12/2022 tarihinde ortaklar hesabına virman yapılarak kapatılmış olduğu, tarafları BA/BS bildirimleri arasında fark bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yapılan açıklamalar çerçevesinde tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davacının davalıdan 100.654,00-TL alacaklı olduğunun tarafların ticari defter kayıtlarından anlaşıldığı, davacının düzenlemiş olduğu tüm faturaların, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının süresi içinde faturalara itiraz ettiğini, davacıya iade veya fiyat farkı faturası düzenlediğini ortaya koyan bir belge bulunmadığı, davalının sonradan defterlerinde davacının cari hesap alacağını ortadan kaldırmak amacıyla hiç bir belgeye dayalı olmadan ortaklar hesabına virman yaptığı, söz konusu işleme dayanak belge bulunmadığından dikkate alınamayacağı, davalı her ne kadar davacının sözleşme ile anlaştıkları birim fiyatın üzerinde fatura kestiğini iddia etmiş ise de, davalının söz konusu faturaları ticari defterlerine kaydettiği, bu nedenle faturaları olduğu haliyle kabul etmiş sayılacağı, ticari defterlerin kesin delil niteliğinin bulunduğu, kaldı ki davalının, söz konusu faturalara iddia ettiği gibi anlaşılan birim fiyatın üzerinde ise, yasal süresi içinde itiraz etme veya davacıya fiyat farkı faturası düzenleme imkanı bulunduğu halde, bunları yapmadığı, belirtildiği gibi herhangi bir itirazda bulunmadan faturaları defterine kaydetmekle, faturaları ve içeriğini kabul etmiş sayıldığı, yine ayıp iddiası yönünden de davalının, davacıya bu hususta bildirim yaptığına dair bir belge sunmadığı gibi, faturalara itiraz etmediği, iade faturası düzenlemediği, bu nedenle teslim edilen ürünleri kabul etmiş sayılacağı, sonuç olarak tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalıdan 100.654,00-TL alacaklı olduğunu, tarafların incelenen ticari defter kayıtları ile ispat ettiği anlaşılmakla, davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Buna göre davalı borçlu tarafından cari hesap ve ticari defter kayıtlarıyla sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın iptali ile, takibin 100.654,00-TL asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, Kabul edilen asıl alacağın %20'si tutarında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Alınması gereken 6.875,67-TL karar harcının daha önce Mahkememiz dosyasına yatırılan 1.215,65-TL peşin harçtan indirilmesi ile eksik kalan 5.660,02-TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 1.215,65-TL peşin harç 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.643,25-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 7.786,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/12/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/516, K. 2025/1291, T. 04.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-516-e-2025-1291-k-d22dad13d317