İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/512 E. 2026/78 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/512
- Karar No
- 2026/78
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/512 Esas KARAR NO : 2026/78
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/06/2024 KARAR TARİHİ : 26/01/2026 KARARIN YAZILMA TARİHİ : 30/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; Müvekillerinin aracında davalı sigorta firması sorumluluğundaki aracı trafikteki kusurlu hareketi sonucu oluşan trafik kazası sonucu hasar oluştuğunu belirterek hasar bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ÖZETLE; Kusur ve hasar tespiti yapılması gerektiğini, müvekillerinin poliçe limitleri kapsamında sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava konusu uyuşmazlık, trafik kazasının meydana gelmesinde tarafların kusur oranlarının ne olduğu, davacı aracında oluşan hasarın onarım bedelinin ne olduğu ile davalı İMS(kasko) sigortasının bu bedelden sorumlu olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Sigorta şirketi tarafından sigorta poliçesi ve hasar dosyasının ibraz edildiği, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinden araç ile ilgili sigorta ve hasar bilgilerinin celbedildiği, olaya karışan araçların trafik kayıtlarının celbedildiği anlaşılmıştır. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde davanın reddini savunmakla birlikte öncelikle belirsiz alacak olarak dava açılamayacağını iddia ettiği görülmekle öncelikle bu hususun tartışılması gerekmektedir. Belirsiz alacak davasını düzenleyen 6100 Sayılı HMK 107. maddesinde; “(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre, belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde belirsiz alacak davası açılabilecektir. Davacıya ait araçta trafik kazası sonucu meydana gelen gerçek zarar miktarı taraflar arasında tartışmasız ve açıkça belirli olmayıp, dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği anlaşılmakla HMK’nın 107. maddesine uygun olarak, belirsiz alacak davası açılması mümkün olduğu (Yargıtay HGK 17.11.2020 tarih 2017/17-1102 E. 2020/905 K. sayılı ilamı) anlaşılmakla davalı vekilinin iddiasının haksız olduğu değerlendirilerek yargılamaya başlanılmıştır. Dosya kusur ve hasar bedellerinin tespit edilebilmesi için bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi tarafından sunulan kök rapora karşı davacı tarafından sunulan özellikle kusur belirlemesine ilişkin itirazlar kapsamında ATK'dan rapor alınması istenmiştir. Dosya ATK'ya tevdi edilmiş ve 29/07/2025 tarihli raporun sonuç kısmında "I. Kusur durumu: A) Davacı sürücü ...'in kusursuz olduğu, B) Dava dışı sürücü ....'nun %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, II. Hasar durumu: -Davaya konu otomobil üzerinde meydana gelen hasarın toplam bedelinin; iskonto uygulanması ve %20 Kdv dahil edilmesi durumunda 261,899.45 ₺ olacağı, iskonto uygulanmaması ve %20'lik bir Kdv dahili durumunda ise 356.784,924 ₺ olacağı kanaatini bildirir müşterek rapordur." demek suretiyle kusur oranlarında herhangi bir farklılığın olmadığı değerin ise farklı olduğunun tespit edildiği görülmüştür. Yapılan hesaplamada iskonto ve Katma Değer Vergisi’nin (KDV) dâhil edildiği görülmekle birlikte; sigorta şirketi, poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu ifa ederken gerçek zararı karşılamakla yükümlü olup, aracın onarılıp onarılmadığına ya da onarıma ilişkin fatura düzenlenip düzenlenmediğine bakılmaksızın, hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV’yi de zarar görene ödemek zorunda olduğu bilinmektedir.(Yargıtay 17 HD'nın 05.06.2014 tarih ve 2014/9038 E. - 2014/9078 K. ) Bu bilgiler ışığında somut olayın değerlendirilmesinde; motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen zararlardan dolayı sorumluluk zarar görenin uğradığı gerçek zarar ile sınırlıdır. BK’nun 42. (6102 sayılı Kanun 50. Md.) 6762 sayılı TTK'nın 1283. ( 6102 sayılı TTK'nın 1427 vd ) maddeleri gereğince sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup motorlu aracın neden olduğu zarar nedeniyle meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. Gerçek zarar, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsar. Davalı sigorta şirketi gerçek zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmektedir. Zira, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanır. Hasar bedeli tespit edilirken davalı sigorta şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma vb nedenlerle yedek parça ve işçilik bedellerinin değerinde indirim yapılmaksızın meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. ( Yargıtay 17 HD'nın 15.12.2011 tarih 2011/4075 E. 2011/12321 K., 28.03.2016 tarih 2015/17481 E. 2016/3833 K., 04.04.2016 tarih 2015/14700 E. 2016/4229 K., 17.03.2014 tarih 2014/4531 E. 2014/3704 K.) Davalı tarafından ileri sürülen indirimlerin dikkate alınması ve iskonto uygulanmasına dair itirazların haksız olduğu gibi KDV dahil davacı zararının giderilmesi gerektiği anlaşılmış olup davalı sigorta şirketine ait İMS poliçesi kapsamında 25/03/2024 tarihinde başvurulduğu, başvuruda ilgili belgeler ile ZMS tarafından ödenen 120.000,00 TL düşüldükten sonra bakiye hasarın talep edildiği, Kasko Sigortası Genel Şartları'nın B.3.3.4.1. maddesi ile 6102 sayılı TTK'nın 1427/2. maddesine göre, sigortacı hasar ihbarı üzerine talep ettiği belgelerin kendisine eksiksiz olarak verilmesi ve zararın eksper vasıtasıyla tespiti kararlaştırılmış ise eksper raporunun tesliminden itibaren en geç 10 iş günü içinde genel ve özel şartlar kapsamında gerekli incelemeleri tamamlamak ve ödemeye engel bir durumun bulunmaması halinde tazminat miktarını tespit edip sigortalıya ödemek zorunda olduğu, tazminat ödeme borcu her halde hasarın ihbarından itibaren 45 gün sonra muaccel olacağının bilindiği, buna karşın davalı tarafından 08/04/2024 tarihinde herhangi bir ödemenin yapılmadığı anlaşılmakla işletilmesi gereken faizin başlangıç tarihinin işbu tarih olduğunun tespit edildiği, davacının tacir olduğu yapılan araştırmalar neticesinde anlaşılması karşısında avans faizi talebinde de haklı olduğu, sunulan değer arttırım dilekçesi dikkate alınarak davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın Kabulüne, Davacının 236.784,92 TL hasar bedeline ilişkin talebinin kabulü ile davalı yönünden (poliçe limiti 1.000.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) temerrüt tarihi olan 08/04/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 16.174,78.-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 4.472,60.-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 11.702,18.-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 427,60.-TL başvurma harcı ve 4.472,60.-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından dosyada yapılan 4.000,00 TL bilirkişi ücreti 308,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 4.308,50.-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-Davalı tarafından dosyada yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00.-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı tarafından dosyaya yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleşince ve HMK 333. maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad KAYDINA,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen kararının, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstanbul BAM ‘ne İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/01/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır