İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/50 E. 2025/607 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/50
- Karar No
- 2025/607
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/50 Esas KARAR NO : 2025/607 DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 19/01/2024 KARAR TARİHİ : 25/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile müvekkili şirket arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde düzenlenen faturaya konu borcun 07.09.2023 tarihinde davalıca ödenmesi gerekirken bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davalı şirket hakkında İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasıyla faturaya dayalı olarak genel haciz yoluyla takip yapıldığını, davalı tarafın 14.10.2023 tarihinde borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalı şirketin icra takip dosyasına sunulu faturadan dolayı borçlu bulunduğunu, davalı taraf itirazında söz konusu alacağın likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden bahisle borca itiraz ettiğini, ancak icra takip dosyasına sunulan fatura ile ilgili herhangi bir açıklama getirmediğini ve ödeme belgesi de sunmadığını, davalı tarafın müvekkiline belirtilen faturadan dolayı borçlu olduğunu, davalı tarafın borcunu ödememesinden dolayı müvekkili şirketin zor durumda kaldığını, yükleme yapan araç sürücünün maaşını dahi ödemeyemediğini, bu hususta davalının müvekkili telafisi imkansız zor durumda bıraktığı için maddi ve manevi tazminat taleplerini saklı tuttuklarını, arabuluculuk sürecinde de davalı yanla anlaşmaya varılamadığını, bu nedenlerle uygun görülecek teminat karşılığında davalı yanın taşınmazları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, borçlunun borca ve icra takibine yaptığı itirazının iptaline, takibin, İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası üzerinden devamına, borçlunun takip konusu borcu işlemiş ticari faiziyle, icra vekalet ücreti ile ödemeye ve takip konusu alacağın % 20’sindan az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olayın, taşıma ilişkisi neticesinde ortaya çıkan bir ücret uyuşmazlığı olduğunu, ihtiyati tedbir talebinin taleple bağlılık ilkesi gereği reddedilmesi gerektiğini, davacı yanın dava dilekçesinin H.M.K’nun 119. maddesine aykırı olarak düzenlenmiş olması nedeniyle dava dilekçesinin verilmemiş sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, taraflar arasında 06.09.2023 tarihli yük taşıma sözleşmesi yapıldığını, karşı tarafın alt yüklenici olarak borca konu işi ifa etmekle görevlendirildiğini, alt yüklenici olarak ...'a götürmesi için verilen malların tam ve eksiksiz olarak davalı şirkete teslim edilmesine rağmen alt yüklenici davalının teslim edilen ürünlerden 400 adet yastığı, 2 adet yangın söndürme cihazını, suni elyaf ve 2 adet yastık koruyucusunu tam ve sağlam olarak teslim etmediğinin tespit edildiğini, bu sebeple alt taşıyıcı olan davalının görevini eksik ifa etmesine rağmen, davacı tarafın yine de taşıma ücreti için icra takibi başlattığını, müvekkilinin, davacı şirketle taşıma işlemi hususunda 40.000,00.-TL+KDV=Toplam 46.400,00-TL şeklinde anlaşma sağladığını, bu bedelin 30.000,00-TL'sinin peşin olarak ödendiğini, kalan bedelin ise taşıma tamamlandıktan sonra ödenmesi hususunda mutabık kaldıklarını, davalı şirketin İzmir Jandarma Tedarik Merkezi Komutanlığına eksik teslimat yapması neticesinde kurumun 30.259,33-TL zararı oluştuğunu, bu bedelin müvekkili şirket tarafından kuruma ödendiğini, müvekkili şirketin fazladan 20.259,33-TL ödemek zorunda kaldığını, buna rağmen görevini eksik ifa eden davacı eksik olarak ürünleri teslim etmesi ve müvekkili zarara uğratmasına rağmen taşıma ücretinin tamamını talep ettiğini, müvekkili davalı alt taşıyıcı şirketin ve davacı şoförün malları eksik teslim etmesinden dolayı zarara uğradığından fazladan ödediği 20.259,33-TL bedelin davacı tarafından ödenmesi gerektiğini, müvekkil şirketin borçlu olmadığı gibi alacaklı konumda olduğunu, somut olaya ilişkin davacı tarafa kendilerince açılan İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı icra takibi bulunduğunu, davacı tarafından bu takibe haksız olarak itiraz edilmesi sonucu yine taraflarınca açılan İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi ...Esas sayılı itirazın iptali davası bulunduğunu, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın öncelikle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, kötü niyeti aşikar olan davacının %20’den aşağı olmamak üzere tazminat ödemeye mahkum edilmesine, ayrıca yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : 1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun ...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, 2-İzmir... İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyası, 3-Davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, 4-Davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2023 yılına ilişkin BA/BS formları, 5-Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, 6-Davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2023 yılına ilişkin BA/BS formları, 7-Davacı vekili tarafından sunulan 23/06/2025 havale tarihli feragat dilekçesi, 8-Davalı vekili tarafından sunulan 24/06/2025 havale tarihli beyan dilekçesi, 9-Sair deliller. DAVA KONUSU: Açılan dava, taraflar arasındaki taşımacılık hizmetine dair ticari ilişki kapsamında, davacı şirket tarafından davalı şirkete verildiği iddia edilen taşıma hizmetine binaen davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 07/09/2023 tarih ve... numaralı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhinde başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223). İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır. Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06/02/2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır. Vekaletnamesinde davadan feragat etmeye ilişkin olarak özel yetkisi bulunan davacı vekili dosyaya sunduğu 23/06/2025 havale tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiklerini beyan etmiştir. Davalı vekili dosyaya sunduğu 24/06/2025 havale tarihli dilekçesi ile davacı taraftan vekalet ücreti ve yargılama gideri talep etmediklerini beyan etmiştir. Feragat, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde; ''Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.'' şeklinde düzenlenmiştir. Feragat, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Feragat, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir. Feragat beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir. Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22. maddesinde, davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır, hükmü yer almaktadır. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Dosya, ...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2023 yılına ilişkin BA/BS formları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2023 yılına ilişkin BA/BS formları, davacı vekili tarafından sunulan 23/06/2025 havale tarihli feragat dilekçesi, davalı vekili tarafından sunulan 24/06/2025 havale tarihli beyan dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, taraflar arasındaki taşımacılık hizmetine dair ticari ilişki kapsamında, davacı şirket tarafından davalı şirkete verildiği iddia edilen taşıma hizmetine binaen davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 07/09/2023 tarih ve ... numaralı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhinde başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, vekaletnamesinde davadan ve kanun yollarından feragat etmeye ilişkin özel yetkisi bulunan davacı vekilinin 23/06/2025 havale tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiklerini beyan ettiği, davalı vekili dosyaya sunduğu 24/06/2025 havale tarihli dilekçesi ile davacı taraftan vekalet ücreti ve yargılama gideri talep etmediklerini beyan ettiği anlaşılmakla, açılan davanın feragat nedeniyle reddine, taraf vekilleri lehine vekalet ücreti takdirine yer ve gerek olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın feragat sebebiyle REDDİNE, 2-Karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununun 22. maddesi gereğince 2/3 oranında alınması gereken 410,26-TL harcın, davanın açıldığı sırada peşin olarak alınan 427,60-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla alınan 17,34-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına, 4-Taraf vekillerinin vekalet ücreti talep etmedikleri anlaşılmakla, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı, davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14. maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, tarafların yokluklarında, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.25/06/2025
Katip... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır