İlk Derece Mahkemesi · Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/494 E. 2025/104 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/494
Karar No
2025/104
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/494 KARAR NO : 2025/104

DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 21/05/2024 KARAR TARİHİ : 30/01/2025

Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Antalya ... Tüketici Mahkemesi'ne sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında akdedilen harici sözleşme uyarınca ... ili, ... ilçesi, ... Mah. ... ada ... parselde yapılan inşaatın ... blok ... nolu bağımsız bölüm ... müvekkiline satışının kararlaştırıldığını, sözleşme bedelinin ... TL olarak belirlendiğini ve müvekkili tarafından davalıya bu tutarın ödendiğini, taşınmazın tapusunun verildiği halde ... ve anahtarlarının müvekkiline teslim edilmediğini, ... içerisindeki merdivenin projeye ve fenni gereklere rağmen kullanıma uygun olmayacak şekilde imal edildiğini, sözleşmeye göre ... nitelikli taşınmazın ... tarihine kadar alıcıya tesliminin kararlaştırıldığını, taşınmazdaki ayıp ve eksiklerin davalı tarafından giderilmesi amacıyla ihtarname gönderilmesine rağmen eksikliklerin giderilmediğini beyanla sözleşme hükümlerine göre ayıp ve eksik işler nedeniyle şimdilik ... TL ayıplı imalata dayalı tazminat ile dava konusu taşınmazın teslim edilmemesinden dolayı sözleşme hükümlerine göre ... tarihinden dava tarihine kadar rayiç kira bedeli üzerinden hesap edilecek tutara göre şimdilik ... TL gecikme tazminatının ... tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu taşınmaz satış sözleşmesi şekil şartı yokluğu nedeniyle hukuken geçerli olmadığını, sözleşme kapsamında müvekkilinden talepte bulunulmasının mümkün olmadığını, dava konusu sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığını bu nedenle geçerli olmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında imzalanan Tapu Satış Sözleşmesin de devir ve teslim için yapı kullanım izin belgesi alınması şartına bağlanmadığını, müvekkilinin sözleşmede yazan süreye uygun olarak tapuyu devir ettiğini sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirdiğini, dava konusu taşınmaza ilişkin yapı kullanma izin belgesi, taşınmazın bulunduğu mevkiide altyapı sıkıntısı olması sebebiyle müvekkilinin kusuru dışında ... tarihinde alınabildiğini, Yargıtay içtihatların da yapı kullanım izin belgesi alınmadığında taşınmazın fiilen kullanımının hukuken teslim olarak nitelendirilemeyeceği, bu nedenle müvekkilinin Yargıtay içtihatları doğrultusunda dava konusu taşınmazı yapı kullanma izin belgesi aldığı ... tarihinde davacıya hukuken de teslim ettiğini, davacının, teslim sonrasında davalı şirkete ayıp, eksiklik veya başka bir ad altında ... tarihli ihtarname öncesinde herhangi bir bildirimde bulunmadığını, davacı tarafından, teslim tarihi üzerinden neredeyse 3 ay geçtikten sonra ... tarihinde ayıp/eksiklik bildirimi/giderilmesi ile kira tazminatı talep edilmesinin kötü niyet göstergesi olduğunu, Türk Medeni Kanunu'nun 2/2 maddesi çerçevesinde bir hakkın kötüye kullanılması anlamı taşıdığını, gerek açık ve gerekse de gizli ayıp yönünden süresi içerisinde satıcıya ihbarda bulunulup bulunulmadığı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Türk Borçlar Kanunu hükümleri birlikte gözetilerek incelenmesi gerektiğini, teslimden sonra geçen 3 aylık süre TBK hükmünde belirtilen uygun süre kavramı içerisinde yorumlanamayacağını, davacı, ilk bakışta fark edilebilecek ayıp iddialarına karşı neredeyse 3 aydır sessiz kalmış olması nedeniyle TBK m. 223 hükmü gereğince satılanı kabul etmiş sayıldığını, yapı kullanma izin belgesinin geç alınması taşınmazın bulunduğu mevkii de altyapı sıkıntısı olmasından kaynaklandığını müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını geç teslimden kaynaklı herhangi bir durumun müvekkiline yüklenmesinin mümkün olmadığını ve talep ettiği gecikme tazminatının kabulü mümkün olmadığından davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE : Antalya ...Tüketici Mahkemesi'nin ... Esas- ... Karar sayılı ilamı ile dava dosyasında görevsizlik kararı verildiği, kararın taraflara tebliğ edildiği ve istinaf edilmeksizin kesinleştiği ve mahkememiz esasına kaydedildiği anlaşılmıştır. Dava, adi taşınmaz satış sözleşmesi kapsamında davacıya tapuda devri yapılan taşınmazın fiilen teslim edilmemesinden ve ayıplı ve eksik işlerden kaynaklı alacak davasıdır. Mahkememizce öncelikle görev hususu incelenmiş olup, bu kapsamda gerçek kişi davacının ve davalının tacir olup olmadığı araştırılmıştır. Davacının tacir olup olmadığının tespiti için Antalya Sanayi ve Ticaret Odası'na, Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na ve Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı'na müzekkereler yazılmış olup, gelen müzekkere cevaplarının incelenmesinde, davacının esnaf sicilinde kaydının bulunduğu, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kaydının bulunmadığı, davacının işletme esasına tabi olduğu , V.U.K.177. Maddeye tabi olmadığı ve 2023 yılına ait gayri safi hasılat miktarını gösteren YGV beyannamelerinin gönderildiği görülmüştür. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde ticari davalar belirlenmiş olup, 5. Maddede ticari davalara Ticaret Mahkemelerince bakılacağı düzenlenmiştir. Mahkemelerin görevlerini belirleyen usul hukuku kuralları kamu düzenine ilişkin olup, davaya bakan mahkeme görevli olup olmadığı hususunu kendiliğinden değerlendirmelidir. Mutlak ticari davalar yanında nisbi ticari davalar da bulunup, TTK'nun 4 maddesi 1 bendine göre, bir davanın nisbi ticari dava sayılabilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerekir. Maddedeki ticari işletme kavramının neyi ifade ettiği hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. 6102 Sayılı TTK'nun 11 maddesinde ticari işletme tanımı yapılmış ticari işletme ile esnaf arasındaki sınır Bakanlar Kurulunca çıkartılacak kararnamede gösterilir hükmüne binaen, 21/07/2007 tarih 26589 sayılı resmi gazetede yayınlanan 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf, sanatkar ve tacir sanayici ayrımı belirlenmiştir. Bu belirlemeye göre VUK 177.maddesinde belirtilen hadlerden 1. ve 3. bendindeki konularda faaliyette bulunanların yarısını, 2.bendindeki faaliyetlerde bulunanların tamamı dikkate alınarak bu rakamları aşanlar tacir olarak kabul edilmiştir. TÜİK verilerine göre davacının yaptığı işe göre 2.bentteki sınırlara ilişkin 2023 yılında defter hadlerine göre gayrisafi hasılat ... TL olarak belirtilmekle davacının en son (2024) gayrisafi hasılatı vergi beyannamesi ile ... TL olduğu bildirilmekle davalının esnaf olarak kabulü gerekmektedir. Nispi ticari dava yönünden yukarıdaki açıklamalara göre davacı gerçek kişinin durumu incelendiğinde, davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu, ticaret sicil müdürlüğünde kaydının bulunmadığı ,esnaf sicil kaydının bulunmadığı, davacının işletme esasına göre defter tuttuğu ve V.U.K.177. Maddeye tabi olmadığı ve buna göre de esnaf sınırının aşılmadığı görülmüştür. Yukarıdaki tespitlere göre, olayda TTK 4.maddesi anlamında mutlak ve nispi ticari davanın söz konusu olmadığı, her ticari işin de ticari dava olmayacağı, yine görev hususunun kamu düzenine ilişkin olup yorum yolu ile genişletilemeyeceği, davalı tacir olup, uyuşmazlık kendi işletmesini ilgilendirse de, davacı tacir olmadığından mahkememizin görevli bulunmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, göreve ilişkin dava şartının olayda bulunmaması ve tamamlanmasının da mümkün olmaması sebepleri ile görevsizlik kararı vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Dava dilekçesinin göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK'nın 20. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde ve süresinde (iş bu kararın kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde) başvurulması halinde dava dosyasının yetkili ve görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK'nın 331/2 maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra: a-Davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, b-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse talep üzerine dosya üzerinden bu durumun tespitine ve davacının yargılama giderlerine mahkum edilmesine ilişkin karar verilmesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK'nun 345 maddesi uyarınca bu gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde kararın Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili hukuk dairesince incelenmesi için istinaf kanun yoluna başvurma haklarının bulunduğuna dair, verilen karar, açıkça okunup, anlatıldı. 30/01/2025

Katip ... ✍e-imzalıdır

Hakim ... ✍e-imzalıdır

Atıf: Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/494, K. 2025/104, T. 30.01.2025, www.arakarar.com/karar/antalya-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-494-e-2025-104-k-bd681797f553