İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/483 E. 2024/657 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/483
- Karar No
- 2024/657
- Karar Tarihi
T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/483 Esas KARAR NO : 2024/657
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/07/2024 KARAR TARİHİ : 26/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/09/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından ... ... ... e. sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine icra müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğunu, 6102 sayılı ttk uyarınca alacak taleplerine ilişkin davalarda zorunlu arabuluculuk şartı mevcut olduğunu, 28/05/2024 tarihinde başvurulmuş olduğunu, arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlanması üzerine süresi içinde işbu itirazın iptali davalarını ikame etme zaruretinin hasıl olduğunu, davalı tarafın yapmış olduğu itirazın yalnız takibi güçleştirmek ve süreci uzatmak adına yapılmış olduğunu, kötüniyet içermekte olduğunu, müvekkilinin reklam tanıtım grafik tasarım işleri yürüten graphia ajans işletmesinin başkanlığını ve direktörlüğünü yürütmekte olduğunu, davalı belediye ile müvekkili belediyenin tanıtım, tasarım, sosyal medya ve reklam için anlaşmış olduklarını, müvekkilinin sözleşmeden kendisine düşen borçları eksiksiz şekilde ifa etmiş olduğunu, akabinde sunmuş olduğu hizmet karşılığı 420.000,00 tl'nin faturası da davalının da talebi üzerine ödemenin yapılabilmesi için davalı belediyeye gönderilmiş olduğunu, devamında borcu gösterir faturaların belediyece teslim alınmış ilgili defterler işlenmiş olduğunu, davalı belediyenin tüm ikazlara rağmen borcu ödemeyeceğini açıkça belirterek sözleşme kaynaklı bedel ödeme borcu ve ferilerinde temerrüde düşmüş olduğunu, borcun rıza ile yerine getirilmeyeceği taraflarınca anlaşılmakla cebri icra suretiyle alacağın tahsili yoluna gidilmiş olduğunu, davacı yanın kötü niyetli olarak süreci uzatmak amacıyla yapmış olduğu itiraz neticesinde işbu itirazın iptali davamızı ikame etme zarureti hasıl olduğunu, davalı/borçlunun itirazlarının hukuken dayanıksız olduğunu, sadece alacağın tahsilini geciktirmek amacını taşımakta olduğunu, alacak likit bir alacak olup, davalının kötü niyetli itirazı sonucu takip durmuş olduğunu, müvekkili şirketin mağdur olduğunu, tarafların muhasebe kayıtları ve sunacakları deliller incelendiğinde takibe konu borcun ödenmediğinin açıkça görülecek olduğunu, bu nedenle alacağın %20’sinden az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, taraf müvekkilce sağlamış olduğu hizmet karşılığı kesilen 420.000,00 tl bedelli 11/02/2024 tarihli gıb2024000000002 numaralı fatura davalı belediyeye tebliğ edilmiş olduğunu, ancak süresi içerisinde davalı tarafından herhangi bir itiraz vücut bulmamış olduğunu, ttk m.21/2 yasal karinesi uyarınca süresinde itiraz etmemekle faturanın içeriğini ispat yükünün tarafları üzerinden kalkmış olduğunu, davalı yanın aksini ispat zorunluluğunun mevcut olduğunu, davalı yanın müvekkilince sözleşmede kararlaştırılan şekilde sağlanan hizmet karşılığı bedeli ödemeyerek temerrüde düşmüş olduğunu, işbu hizmetin sağlandığına ilişkin faturanın mevcut olduğunu, davalı belediyenin yasal süresinde itiraz etmemekle kanunen faturanın içeriğini kabul etmiş durumda olduğunu, taraflarınca başlatılan icra takibi gerçek likit bir alacağa ilişkin olup davalı yan süreci uzatmak, sürüncemede bırakmak adına kötüniyetli olarak itiraz etmiş olduğunu, işbu sebeplerden itirazın iptaline karar verilerek takibin devamını, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair karar verilmesini talep etme zaruretinin hasıl olduğunu, bu nedenlerle; davalarının kabulüne dair karar verilerek itirazın iptali ile elmadağ icra dairesi 2024/443 e. sayılı takibin devamını, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine yüklenmesine dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA: Davalı vekili dilekçesinde özetle;Davacı ile sözleşme anlaşma yapıldığını, ancak sonrasında yapılan işin beğenilmemesi nedeniyle davacıdan hizmet alınmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosyamızda davacı tarafın gerçek kişi olması ve davalı tarafın ... olması nedeni ile öncelikle Mahkememizin davaya bakmaya görevli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, bilindiği üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Ticari davalar ise; aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın sözkonusu düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Bu bağlamda, ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır.Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Nispi ticari davalar ise; her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre; bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Üçüncü grup ticari davalar ise; yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Somut olayda uyuşmazlık, taraflar arasında yapılan hizmet sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. O halde, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve asliye ticaret mahkemesi'nin görevli olması için uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olması ve her iki tarafın da tacir olması zorunludur. Tarafların tacir sıfatı bulunmadığından görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olmadığı sonucuna varılmıştır. Mahkemelerin görevi ancak kanunla belirlenir (HMK m.1). Göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden sayıldığından yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından re’sen nazara alınması gerekir (HMK 20,114,115). Görev konusunda taraflar için kazanılmış hak doğmaz ve yeni bir kanunla kabul edilen görev kuralları kanunda aksine düzenleme yapılmadığı sürece geçmişe de etkilidir (HGK 14.04.2004 tarih 2004/19-218 Esas 2004/221 sayılı kararı). Dosya içerisinde toplanan tüm deliller, tarafların iddia ve savunmaları, ve diğer belgelerin incelenmesinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın, taraflar arasında yapılan hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı, tarafların 6102 sayılı TTK 12 maddesi kapsamında kalan tacir olmadığı ve hizmet sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar da mutlak ticari dava sayılmadığından açılan bu davada Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle (HMK 114/1-c, 115/2) davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Dava asliye hukuk mahkemesinin görevine girdiğinden HMK 114/c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine. 2-HMK 20.maddesi uyarınca kararının kesinleşmesini müteakip iki hafta içerisinde talep halinde dosyanın yetkili ve görevli ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin davacı vekiline ihtarına(ihtar edildi) 3-Yargılama giderlerinin davaya bakmaya görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde, HMK 331/2. Maddesi gereğince talep halinde yargılama giderlerinin mahkememiz tarafından karara bağlanmasına, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 26/09/2024
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır