İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/474 E. 2025/446 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/474
- Karar No
- 2025/446
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/474 Esas - 2025/446
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/474 KARAR NO : 2025/446
DAVA : Marka ... sayılı ... Kararı İptali - Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 15/11/2024 KARAR TARİHİ : 05/11/2025 Yazım Tarihi: 24/11/2025
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Dava konusu “...” markasının, müvekkil adına tescilli ...+..., .... ve ... markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, Davacıya ait marka ile seri marka izlenimi yarattığını, Dava konusu ... marka başvurusunun tescili halinde davacı adına tescilli başta ... markası olmak üzere “....+....” kalıbı ile yarattığı marka ailesinin ve dolayısı ile davacının piyasadaki konumundan, güvenilirliğinden, tanınmışlığından haksız yarar elde edeceğini, Markaların aynı sınıf sınıfları içerdiklerini, Davacıya ait .... markasının .... sayı ile .... nezdinde tanınmış marka statüsü ile korunduğunu, Google arama motoruna .... ibaresi yazıldığında çıkan sonuçlar arasında ilk sırada davacının ... markası ile faaliyetlerini sürdürdüğü .... sitesinin yer aldığını, Davacının başta ... olmak üzere “....+....” kalıbı ile yarattığı markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer “...” markasının tesciline izin verilmesinin müvekkilin emek ve zaman harcayarak itibar edindirdiği markalarının ayırt edici vasfının zedelenmesine neden olacağını, Davalının kötü niyetli olduğunu, Davalı yana ait ... ibareli marka başvurusunun Türk Ticaret Kanunu anlamında haksız rekabet oluşturduğunu,belirterek, ... ... sayılı kararının iptalini ve ... numaralı " ... " markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı Şahıs Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davacı "..." markası ile "...." markası arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik ve karıştırılma olasılığı olmadığını, Halk arasına kullanılan "....", "...." gibi kelimelerin herkesin kullanımına açık olduğunu, Bu kelimeleri kullanan tescilli yedi yüz marka bulunduğunu, Markalar arasında sadece ayırt edici gücü bulunmayan unsurlar örtüşüyorsa ve bu unsurun genel izlenim üzerinde baskın bir etkisi bulunmuyorsa markalar arasında karıştırılma ihtimali oluşacağından söz edilemeyeceğini, Bütünsel değerlendirme yapıldığında markalar arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak veya iltibas tehlikesi oluşturacak bir benzerlik bulunmadığını, Markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, belirterek, davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı "...+..." ibareli marka başvurusu ile davacı firmanın "..." ve diğer itiraz mesneti markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık iddiasının, davalı başvurusuna ve alınan ... kararına etki edip etmeyeceği, ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği; hükümsüzlük talebi açısından marka işlem dosyasında ileri sürülmeyen dava dilekçesinde belirtilen davalının marka başvurusunun SMK 6/9 maddesine göre kötü niyetli yapıldığı, TTK 54 vd. Maddelerine göre haksız rekabet oluşturduğu yönünde dava dilekçesinde belirtilen iddiaların yukarıda geçen iltibas ve tanınmışlık iddialarına ilaveten davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 23/09/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 15/11/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında;"... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ...................... sayılı "..... "...".................. ibareli markalarla karıştırılma ihtimali ve "..." markasının tanınmışlığı gerekçeleriyle başvurunun 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Belirtilen genel ilkeler çerçevesinde yapılan incelemede, "..." ibaresi ile ... unsurlarının bileşiminden oluşan başvuru konusu marka ile itiraz gerekçesi markaların ihtiva ettikleri tüm unsurlarla birlikte görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle belirgin farklılıklar içerdikleri, tüketicilerin çekişme konusu markaları, birbirinden farklı ve ilişkisiz ticari kaynaklara ait, birbirinden farklı markalar olarak algılayacakları, bu bağlamda markaların iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadığı ve markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Markalar arasında iltibasa yol açabilecek düzeyde benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı gibi "..." ibareli başvurunun, eşya listesinde yer alan hizmetler için tescili veya kullanımı halinde 6769 s. SMK'nın 6(5) maddesinde sayılan koşulların ortaya çıkacağına ilişkin olarak, itirazda, muterizin e ticaret/online mağazacılık sektöründe tanınmışlığa sahip "......." ibareli markasına verilecek zararın ya da markasının ününden sağlanacak yararın nelerden oluşacağını ve nasıl ortaya çıkacağını gösterir ve olayların olağan akışı içinde belirtilen durumların gerçekten olası olduğu yönünde bir sonuca varmak için yeterli kanaat oluşturacak vakıalar, deliller veya argümanlar sunulmadığından, Kurul'da da bu yönde bir kanaat oluşmadığından, başvurunun 6769 s. SMK'nın 6(5) maddesi uyarınca reddini gerektirecek haklı ve geçerli bir sebep bulunmadığı görüşüne varılmış ve bu kapsamdaki itiraz da haklı bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, yayına itirazın reddine yönelik ... kararı isabetli görülmüş ve itirazın reddi gerekmiştir. KARAR İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir" ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
....
23/10/2025 tarihli Bilirkişi Raporundan ÖZETLE;" Dava konusu ... sayılı “...” markasının davacı markaları ile benzerlik ilişkisinin bulunmadığı ve karıştırılma tehlikesinin var olmadığı, Davacının kötü niyet iddialarının SMK’ nın m. 6/9 bendi anlamında ispatlanamadığı, SMK’ nın m. 6/4-5 maddesi anlamında şartların yerine gelmediği, Değerlendirmelerimizin dava konusu ... sayılı ... kararı ile paralel olduğu, Tescilli ... sayılı “...” markasının hükümsüzlüğünü gerektiren şartların yerine gelmediği, ancak ... kararının yerinde olup olmadığına ilişkin değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirinde olacağı kanaatine varılmıştır, "şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının " ...+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait ".... " ibareli diğer tescilli markaları arasında markaların bütünselliği gözetilerek biçim, düzenleme ve tertip tarzı (özellikle davacı başvurusundaki ... unsurunun ayırt ediciliği ve baskınlığı) itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının " ...+..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının ".... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının " ... ; ........ " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının " ...+..." ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahıs vekilinin yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı 05/11/2025
Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır