İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/469 E. 2024/804 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/469
- Karar No
- 2024/804
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/469 Esas - 2024/804 T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/469 KARAR NO : 2024/804
HAKİM : ....... KATİP :.......
DAVACI : ....... VEKİLİ : Av. ....... DAVALI : 1- ....... VEKİLLERİ : Av. ....... Av. ....... DAVALI : 2- ....... ... MEMURLARI : Av. ....... Av. ....... Av. ....... DAVA : Hisseli Gayrimenkul Satış Sözleşmesinin Feshi, Tapu İptali, Menfi Tespit ve Sıra Cetveline İtiraz (... Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Talebi DAVA TARİHİ : 13/04/2023 KARAR TARİHİ : 04/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Hisseli Gayrimenkul Satış Sözleşmesinin Feshi, Tapu İptali, Menfi Tespit ve Sıra Cetveline İtiraz (... Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili 13/04/2023 dava tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkiline davalı şirket personellerince ulaşıldığını, davalı tarafından tesiste ağırlandığını, kendilerine orada bulunan örnek dairelerin gezdirildiğini, oluşturulan atmosferin etkisiyle ve devre tatil satışı yapacağı bedelinin sadece o güne has olarak indirimli olduğunu, bu bedelden tekrar alınmasının mümkün olmayacağının belirtildiğini, müvekkilinin sağlıklı düşünme fırsatının engellendiğini, müvekkili ile davalı arasında satış sözleşmesi kurulduğunu, söz konusu satış sözleşmesinin devre mülk satış sözleşmesi olduğunu, müvekkilinin iradesinin yanıltıldığını ve hatalı bilgi verilerek satış yapıldığını, Müvekkili ile davalı arasında imzalanan 05.03.2011 ve 9.000 TL tutarındaki sözleşmenin ilk 2008 yılında ... adına kurulduğunu, müvekkilinin eşi ...'ın hayatını kaybetmesi sebebiyle 31.03.2011 tarihinde müvekkilinin sözleşmeyi devraldığını, söz konusu devre mülk müvekkilinin ve ailesinin tarafından düzenli kullanılamadığını, bakımsız ve eksikleri olan tesisin geliştirilmediğini, eksiklerin bildirimlere rağmen giderilmediğini, tüm bu nedenlerle müvekkilinin cayma hakkını kullanması ve sözleşmenin geçersiz olması nedeniyle, ödemiş olduğu bedelleri geri isteme hakkına sahip olduğunu, buna göre müvekkilinin davalı ile akdettiği hisseli gayrimenkul satış sözleşmenin ve tapunun iptalini ve sözleşme nedeniyle davalıya ödenen 9.000,00-TL'sının ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile iadesini ve sözleşme ve eki olan senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespitini yargılama giderinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP: ... İdare Memuru Av. ... 09/05/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davalı ... Turz. İnş. ve Tic. A.Ş.'nin mahkememizin ....... E. Sayılı dosyası ile iflasına karar verildiğini, .......sayılı ... dosyasından yapılan birinci alacaklılar toplantısında ... memurluğuna seçilmiş olduğunu, ... kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddedildiğini, Yargıtay tarafından onanarak kararın kesinleştiğini, ... oluşturulup birinci alacaklılar toplantısının yapıldığını ve sıra cetvelinin hazırlandığını, henüz ikinci alacaklılar toplantısının ifa edilmediğini, ikinci alacaklılar toplantısının yapılmasını bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, davacının açmış olduğu davada ileri sürdüğü iddiaları haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı tarafından taraflarına yöneltilmiş bir arabuluculuk başvurusuna rastlanmadığını, dava konusu itibariyle zorunlu arabuluculuğa tabi olduğunu, davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, sözleşmenin ilk olarak 2008 yılında yapıldığının belirtildiğini, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davalı devre tatil sözleşmesinde yer alan cayma hakkına dayandığını, tapu kayıtlarında davacının devre tatil değil devremülk hakkı sahibi olduğunun açık olduğunu, devremülk sözleşmelerinin Kat Mülkiyeti Kanununda düzenlenmiş olduğunu, devre tatil sözleşmeleri ile farklılık arz ettiğini, devre mülklerin ... resmi şekilde yapıldığını ve tapu belgesi ile kurulduğunu, herhangi bir cayma hakkını içermediğini, bu sebeplerle davanın reddini talep etmiştir. CEVAP:Davalı ... Apt. Yön. vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tüketici mahkemesi sıfatıyla dava açmış olduğunu, dava konusu itibariyle zorunlu arabuluculuğa tabi olduğunu, davacı tarafından davalılara karşı sonuçlandırılmış bir arabuluculuk görüşmesinin mevcut olmadığını, keza davacının da son tutanağının dilekçesi ekine eklemediğini, davacının talepleri bakımından zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının sözleşmenin ilk olarak 2008 yılında yapıldığını, bu sözleşmeyi davacının eşinin vefatı üzerine devralındığını belirttiğini, davalının her ne kadar dava dilekçesinde devre tatil yönetmeliğine dayanmışsa da dilekçe ekinde sunulan tapu incelendiğinde davacının devremülk hakkı sahibi olduğunun görüleceğini, devremülklerin niteliği itibariyle devre tatilllerden farklı olduğunu, devre mülk hakkının tapuda resmi şekilde kurulan bir irtifak hakkı olduğunu, devre tatile ilişkin hükümlerin devremülk yönünden geçerliliğinin bulunmadığını, bu itibarla davacının devre tatil yönetmeliği hükümleri kapsamında cayma hakkının bulunmadığını, müvekkili ... Apartman Yöneticiliği Kat Mülkiyeti Yasası hükümleri doğrultusunda devremülk maliklerince seçilmiş yönetim planı ve ... çerçevesinde görev yapmakta olduğunu, davacının tesise yönelik bakımsız olduğu ve eksikler olduğu iddialarının asılsız olduğunu, davacının yaşının ilerlemesi sebebiyle tesisi kullanmamasının da cayma için geçerli bir sebep olmadığını, davacının sözleşmenin kurulmasından 15 yıl sonra cayma hakkını kullandığını belirtmesi ve tapu iptali ve ödediği bedelin iadesini talep etmesinin belirtilen nedenlerle haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu sebeplerle davanın reddini talep etmiştir. MAHKEMENİN GEREKÇESİ: Dava; sözleşmenin feshi, tapu iptali, menfi tespit, alacak, istemlerine ilişkindir. ....... Mahkemesinin (Tüketici mahkemesi sıfatıyla) 10/10/2023 gün ve .......sayılı ilamı ile; davalı ... Tic.Ltd.Şti'nin davadan sonra iflasına karar verildiğinden, eldeki davanın "kayıt kabul davası" niteliğinde olduğu ve bu tür davaların İİK’nin 235. maddesi uyarınca ... kararının verildiği yerdeki ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiği, ve ...'nın 07.07.2021 tarih ve 608 nolu kararı gerekçe gösterilerek görev yönünden davanın usulden reddine karar verilmiş, tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine karar 19.03.2024 tarihinde kesinleşmiş, davacı vekilinin 18.10.2024 tarihli talebi üzerine dosya ....... Mahkemeleri tevzi bürosuna sonrasında ise mahkememize gönderilmiştir.
Davalı ...A.Ş hakkında dava tarihinden önce ....... Mahkemesinin 11.02.2020 tarih ve .......sayılı ilamı ile ... kararı verildiği, kararın istinaf ve temyiz aşamalarından geçerek ....... 28.02.2022 tarih ve ....... sayılı kararı ile onandığı ve ....... ... sayılı dosyası ile tasfiye işlemlerine başlandığı anlaşılmıştır. ....... yazılan müzekkereye cevap verildiği, davacı adına .......parselde (14 Kasım-28 Kasım dönemi) ... lehine 05/04/2011 tarihinde devre mülk hakkı tesis edildiği anlaşılmıştır. Kural olarak sıra cetveline itiraz davalarında dava açma süresi, görev ve yetki İİK'nun 235. maddesinde düzenlenmiştir. İİK'nun 235. maddesinde yer alan "Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren on beş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki Ticaret Mahkemesinde dava açmaya mecburdur." amir düzenleme karşısında 28.05.2014 tarihine kadar açılan tüm sıra cetveli itiraz davalarında tarafların sıfatına (işçi, tüketici vb.) bakılmaksızın görevli mahkemelerin Ticaret Mahkemeleri olduğu açıktır. Ancak 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/1-(k) maddesinde, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler "tüketici"; 3/1-(l) maddesinde ise, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemler "tüketici işlemi" olarak kabul edilmiş ve Tüketici Kanununun kapsamı esaslı şekilde genişletilmiştir. Aynı Kanunun 73/1. maddesinde “tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda” tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilirken; 83/2. maddesinde de “taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez” hükmüne yer verilmiştir. Anılı yasal düzenleme çerçevesinde İcra ... Kanununa göre sonraki kanun ve özel kanun statüsüne haiz olan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanununun 83/2. maddesinin açık hükmü karşısında diğer kanunlardaki görev kuralları (somut olayda olduğu gibi İcra ... Kanunu 235. maddesinde yer alan) bu Kanun kapsamına giren uyuşmazlıklarda uygulanmayacağı için, 6502 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra (28.05.2014 tarihinden sonra açılan davalarda) tüketici sıfatına haiz davacılar tarafından açılan ve kökeninde bir eda davası (alacak) olan işbu sıra cetveline itiraz davasında görevli mahkeme aynı yasanın 73. maddesi uyarınca Tüketici Mahkemeleri olacaktır. Nitekim, 6502 sayılı yasanın 83/2. maddesi tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklarda diğer kanunlarda yer alan görev ve yetkiye ilişkin düzenlemelerin gözönünde bulundurulmamasını, anılı tüm uyuşmazlıklarda 73/1. maddesi uyarınca tüketici mahkemelerinin görevli olacağını emredici şekilde düzenlemiştir. 2004 sayılı Kanun'un “Sıra cetveline itiraz ve neticeleri” başlıklı 235 inci maddesinin birinci fıkrası şöyledir. “Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223 üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur. Bu davaya bakan mahkeme, davacının isteği halinde ikinci alacaklılar toplantısına katılıp katılmaması ve ne nisbette katılması gerektiği konusunda 302 nci maddenin altıncı fıkrasına kıyasen onbeş gün zarfında karar verir.” Emsal ...'nin 21.12.2015 günlü ve .......K sayılı ilamında; "...Dairemizin 23.11.2015 tarih ve .......K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; ... tarihinden sonra doğan bir alacağın varlığı ve miktarı konusunda bir uyuşmazlık bulunmasa da, masa borcu olup olmadığı yönündeki inceleme, alacağın dayandığı hukuksal ilişkiye göre genel hükümler doğrultusunda ... masası aleyhine açılan davada genel mahkemelerce tespit edilecektir. Böyle bir davada, davacı, masa alacaklısı olduğunu iddia eden alacaklı, davalı ise ........ Dava sonunda verilen ve uyuşmazlık konusu alacağı masa borcu olarak kabul eden karar, bütün ... alacaklılarını bağlar. Masa mevcudunun ... masrafları ve masa borçlarını karşılayamadığı durumlarda bu masraf ve borçlar ... alacaklıları arasında taksim edilemez. (.......) Dairemizin 02.02.2012 tarih ve ....... sayılı bozma ilamı da bu yöndedir. ... masasının safi (net) mevcudu (masaya giren mal, alacak ve haklar), "alacakların ödenmesine tahsis olunur" (İİK m.184,I,c.1). Buradaki "alacaklar" teriminden maksat, aslında yalnız "... alacaklarıdır." ... alacağı, ... açıldığı anda müflise karşı hukuken mevcut olan alacaklar yani müflisin iflasın açıldığı andaki borçları olup, ... masasından istenebilir (masaya yazdırılabilir). ... masasından istenebilecek (hatta, ... alacaklarından daha önce ödenecek) olan, bir başka alacak çeşidi de masa alacaklarıdır. Bunun masa bakımından adı "masa borcudur." Masa borçları müflisin değil, (çünkü, müflisin ... açıldıktan sonra masayı bağlayıcı nitelikte borçlanmasına imkân yoktur.) ... masasının yaptığı borçlardır. Masa borçları, iflasın açılmasından ... tasfiyesinin sonuçlanmasına kadar, ... masası (masa adına ... dairesi veya ...) tarafından yapılan borçlardır. (İİK. m. 248, 303/2) Masa borçları ... masasından tam olarak ödenir. (örn: ... kararının ilanı giderleri (m.166;219), defter tutma (m.161;208) giderleri (bkz: m.160), masa mallarının muhafazası için kiralanan depo için ödenecek kira, ... ücreti (m.223,IV), masanın (...) taraf olduğu davaları takip eden avukatın avukatlık ücreti masa borcudur. Bu sayma, tahdidi değildir; masa borçlarına bazı misaller vermek içindir. Şu halde, masa alacakları (borçları), ... açıldıktan sonra iflasın tasfiyesi için bizzat masa ( yani, masa adına .......) tarafından yapılan borçlardır. Masadan ödenecek alacakların, ... alacağı ve masa alacağı olarak ikiye ayrılmasının pratik önemi şudur: Masa borcu, ... masasından tam ve ... alacaklarından daha önce ödenir (m.248). Oysa, ... alacaklarının tam olarak ödenmesi çok enderdir (belki yalnız m.206'nın ilk üç sırasındaki imtiyazlı alacaklar tam olarak ödenir.) ... alacakları (özellikle m. 206'nın dördüncü sırasındaki imtiyazsız alacaklar), ... masasının dağıttığı ... (garame) hissesi oranında ödenir. İşte bu nedenle, ... masasından istenen bir alacağın, ... alacağı mı, yoksa masa alacağı mı olduğunu belirlemenin büyük önemi vardır. (.......). İflasın açıldığı sırada müflise karşı ileri sürülebilecek alacaklar ... alacaklarını; iflasın tasfiyesi sırasında yapılan masraflarla, ... yükümlü olduğu ya da devraldığı mükellefiyetler de (genel bir ifade ile) masa borçlarını oluşturur. İİK'nın 248. maddesinin kenar başlığı "... masrafları ve masanın borçları" şeklindedir. Madde metninde açıkça ... masraflarının ... alacaklarından önce ödeneceği belirtilmiş ise de masa borçlarından bahsedilmemiştir. Ancak masa borçlarının da ... alacaklarından önce ödeneceği doktrin ve uygulamada kabul edilmektedir. (.......). ... masraflarına örnek olarak, ... kararının ilanına ve gereken yerlere bildirilmesine ilişkin masrafları, defter tutma, malların muhafaza ve satış masrafları, ... idare memurlarının ücretleri, paraya çevirme ve paylaştırmaya ilişkin harç ve masrafları sayılabilir. Masa borçları ise, iflasın açılmasından sonra ve devamı sırasında masa namına tekeffül edilen ve onun tarafından ödenmesi gereken borçlardır. Masa borçlarına örnek olarak, ... müflisin sanat veya ticaretinin devamı çerçevesinde akdettiği borçları, ... sebepsiz iktisap, haksız fiillerinden doğan borçları ve ... tarafından tutulan avukatın vekalet ücretini sayabiliriz. ... masrafları ve masa borçlarından masa sorumlu olup, ... sorumlu tutulamaz. Masa alacaklısına alacağının masa tarafından karşılanmayan kısmı için aciz vesikası verilemez. (.......) ... masrafları ve masa borçlarına sıra cetvelinde yer verilmez. Ancak pay cetvelinde gösterilmelidir. İflastan sonra oluşan alacağın masaya kaydı istenemez, ancak bu alacak masa borcu niteliğinde ise masadan tazmin edilir, değilse tasfiyede bakiye kalırsa nazara alınır. ..., müflise ait işyerini masanın menfaatini gözeterek işletmeye devam ederse, diğer anlatımla müflisin yaptığı sözleşmeyi feshetmeyip benimser ise bu işletmenin borcu masa borcu niteliğindedir. Alacak, iflastan sonra doğmuş ve masa borcu da değilse, sırasına ve esasına itiraz edilebilecek, İİK'nın 235. maddesine dayalı kayıt kabul istemine konu olabilecek ... borçlarından olmayıp, iflastan sonra doğan ve müflisin genel hükümlere göre sorumlu olduğu ve ... masasının dağıttığı ... (garame) hissesi oranında değil, tasfiyede bakiye kalırsa alacaklıya ödenecek olan bir alacak niteliğindedir. ... tarihinden sonra doğan böyle bir alacağın varlığı ve miktarı konusunda bir uyuşmazlık bulunmasa da, inceleme, şikayet yolu ile icra mahkemesine değil, alacağın dayandığı hukuksal ilişkiye göre genel hükümler doğrultusunda ... masası aleyhine açılan davada genel mahkemelerce tespit edilecektir. Böyle bir davada, davacı, davalı müflisten alacaklı olduğunu iddia eden alacaklı olup, davalı ise ... idaresidir. İflastan sonra oluşan alacağın masaya kaydı istenemez, tasfiyede bakiye kalırsa nazara alınır. Böyle bir alacak, sıra cetvelinde yer alamayacağından, bunlar için ... masası aleyhine genel mahkemede açılması gereken davada İİK'nın 235. maddesindeki süreler uygulanmaz. Öte yandan, İİK'nın 195/1. maddesinin "Borçlunun taşınmaz mallarının rehni suretiyle temin edilmiş olan alacaklar müstesna olmak üzere iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel kılar. İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları anaya zammolunur." hükmü uyarınca ... tarihine kadar doğan ... alacağı ve fer'ileri ile takip masrafları konusunda uzman bilirkişiden rapor alınıp, belirlenen tutarın kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerekir. İİK'nın 195. maddesine göre ... masasına yazılacak alacakların ... tarihi itibariyle hesaplanıp, belirlenmesi gerekir. İflasın açılması ile ipotekle temin edilen alacaklar hariç, diğer alacaklar muaccel hale gelir ve iflasın açıldığı tarihe kadar işleyen faizler ve takip masrafları da asıl alacağa eklenerek masaya yazılır. İİK'nın 196/3. maddesi uyarınca asıl alacağa faiz işlemeye devam ederse de, bu ancak tasfiye bakiyesi kalırsa ayrıca ödenir. Kayıt kabul davalarında tahsile değil, alacağın ... masasına kaydına karar verilmekle yetinilir. Alacağın ödenmesi ancak tasfiye sonunda masa mevcudunun sıra cetveline uygun biçimde dağıtımı aşamasında gerçekleşir ve alacakların tam olarak ödenip ödenmeyeceği ancak bu aşamada anlaşılabilir. Kayıt kabul davaları, iflasından önce müflisten alacaklı olanların, bir diğer ifade ile ... alacaklılarının alacaklarını ... masasına kaydettirmek için açtıkları ve dayanağını İİK’nın 235. maddesinden alan davalar olup, Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir. Masa borçları sıra cetvelinde yer alamayacağından, bunlar için ... masası aleyhine genel mahkemede açılması gereken davada İİK'nın 235. maddesindeki süreler uygulanmaz. İİK'nda masa borçları ve iflastan sonra doğan genel nitelikli alacak için İİK'nın 235/2. maddesinin ilk cümlesindeki gibi kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki gibi ... davaları için Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu yolundaki açık bir düzenleme bulunmadığından, somut olayda bu mahkemenin davanın açıldığı 11.12.2012 tarihi itibariyle yürürlükte olan HMK'nın 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü gerekir. Somut olayda, ... şirketin 28.05.2009 tarihinde iflasına karar verildiği anlaşılmış olup, dava dışı işçi tarafından davacı aleyhine İş Mahkemesinde açılan dava sonucu hüküm altına alınan alacağın yine ... tarihinden sonra ödeme yapılmak suretiyle dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TBK'nın 168. maddesine dayalı rücu hakkı (iflastan sonra) doğmuştur. Bu durumda alacak, iflastan önce doğmadığından, sırasına ve esasına itiraz edilebilecek, İİK'nın 235. maddesine dayalı kayıt kabul istemine konu olabilecek ... borçlarından olmayıp, iflastan sonra doğan ve müflisin genel hükümlere göre sorumlu olduğu ve ... masasının dağıttığı ... (garame) hissesi oranında değil, tasfiyede bakiye kalırsa alacaklıya ödenecek olan genel nitelikli bir alacak niteliğindedir...." şeklinde kararlarının olduğu, Emsal .......'nin 18.03.2024 günlü ve ....... sayılı ilamında; "..Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından dava dışı işçiye, işçi alacaklarından dolayı 26.10.2018 tarihinde ödeme yapıldığı, bu ödemeden önce davalı şirket hakkında ....... Esas sayılı dosyasında 28.12.2016 tarihinde ... kararı verildiği, buna göre rücuen alacağın ... kararından sonra doğduğu ve iflastan sonra doğan masa alacağı niteliğini taşıyan bu davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde kararlarının olduğu,
Emsal .......'nin 21.10.2021 günlü ve ....... sayılı ilamında; ....... Mahkemesinin 02/07/2020 gün ve ....... sayılı Sıra Cetveline İtiraz (... Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235) davada ilk derece mahkemesince verilen kararda ; "...Anılı yasal düzenleme çerçevesinde İcra ... Kanununa göre sonraki kanun ve özel kanun statüsüne haiz olan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanununun 83/2. maddesinin açık hükmü karşısında diğer kanunlardaki görev kuralları (somut olayda olduğu gibi İcra ... Kanunu 235. maddesinde yer alan) bu Kanun kapsamına giren uyuşmazlıklarda uygulanmayacağı için, 6502 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra (28.05.2014 tarihinden sonra açılan davalarda) tüketici sıfatına haiz davacılar tarafından açılan ve kökeninde bir eda davası (alacak) olan işbu sıra cetveline itiraz davasında görevli mahkeme aynı yasanın 73. maddesi uyarınca Tüketici Mahkemeleri olacaktır. Nitekim, 6502 sayılı yasanın 83/2. maddesi tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklarda diğer kanunlarda yer alan görev ve yetkiye ilişkin düzenlemelerin gözönünde bulundurulmamasını, anılı tüm uyuşmazlıklarda 73/1. maddesi uyarınca tüketici mahkemelerinin görevli olacağını emredici şekilde düzenlemiştir. HMK 114/1-c maddesi gereğince, mahkemenin görevli olup olmadığına ilişkin dava şartının , HMK nun 115 maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında re' sen dikkate alınması gerektiği gözetilerek, mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK nun 114/1-c ve 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden reddine, karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki hüküm fıkrası tesis kılınmıştır..." Şeklinde verilen görevsizlik kararının davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine .......'nin 21.10.2021 günlü ve ....... sayılı kararı ile istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir..." şeklinde kararlarının olduğu, Emsal .......'nin 24.10.2022 günlü ve ....... sayılı ilamında; " ..,;Bir davanın İİK'nun 235.maddesi kapsamında kabul edilebilmesi için talebe konu alacağın ... tarihinden önce doğmuş olması ve davanın ... tarihinden sonra açılmış olması zorunludur. Dava açıldıktan sonra şirketin iflası halinde; davaya icra ... kanunu 194.maddeye göre davanın görüldüğü mahkemede devam edilmesi gerekmektedir...." şeklinde kararlarının olduğu, Somut uyuşmazlıkta; Dava konusu taleplerin, alacak talebi dışında bir çok talebi içerdiği, (sözleşmenin feshi, menfi tespit, tapu iptali- HMK 110.) asliye ticaret mahkemesinin alacak (kayıt kabul) talebi dışındaki diğer istemler yönünde görevli olmaması karşısında talep içeriğinde kayıt kabul talebininde bulunmasından sebep dosyada tüketici mahkemesince görevsizlik kararı verilip dosyanın mahkememize gönderildiği, Mahkememizin devre mülk satış sözleşmenin feshi, tapu iptali, menfi tespit davaları yönünden görevsiz olduğu, devre mülk satış sözleşmesinde davacının davalıya ödediği bedelin iadesi yönünden talep edilen alacak ("kayıt kabul nitelemesine mahkememizce iştirak edilmemektedir") yönünden ise; ....... yazılan müzekkereye cevabından anlaşıldığı üzere davacı adına .......parselde (14 Kasım-28 Kasım dönemi) ... lehine 05/04/2011 tarihinde devre mülk hakkı tesis edildiği, bu tarihten sonra dava tarihine kadar davacının "devre mülk sözleşmesini" edimlerin yerine getirilmediğinden bahisle feshetmediği, fesih hakkının sözleşmenin kurulmasından (03.09.2008) ve tapuda devir sağlandıktan (05.04.2011) yaklaşık 15-12 yıl sonra, iş bu dava ile 13.04.2023 tarihinde kullandığı, kayıt kabul talebine konu alacağının açılan iş bu dava ile birlikte ( ... tarihi 11.02.2020) ... kararından sonra doğduğu ve iflastan sonra doğan masa alacağı niteliği de taşımayan bu alacağa ilişkin davaya bakma görevinin alacağın dayandığı hukuksal ilişkiye göre genel hükümler doğrultusunda ... masası aleyhine açılan davada genel mahkemelerce tespit edileceği davacının tüketici olması tacir olmamasına da dikkate alındığında iş bu davada Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmaktadır. Müflisten alacak taleplerinin tamamamına "kayıt kabul" nitelemesi yapılıp, bu davaların Sıra cetveline itiraz davası olduğu ve İİK'nunu 235 maddesi ve devamında düzenlendiğinden bahisle ticaret mahkemesi görevlidir şeklinde bir görüşün doğru olmadığı, Alacak, iflastan sonra doğmuş ve masa borcu da değilse, sırasına ve esasına itiraz edilebilecek, İİK'nın 235. maddesine dayalı kayıt kabul istemine konu olabilecek ... borçlarından olmayıp, iflastan sonra doğan ve müflisin genel hükümlere göre sorumlu olduğu ve ... masasının dağıttığı ... (garame) hissesi oranında değil, tasfiyede bakiye kalırsa alacaklıya ödenecek olan bir alacak niteliğindedir. ... tarihinden sonra doğan böyle bir alacağın varlığı ve miktarı konusunda bir uyuşmazlık bulunmasa da, inceleme, şikayet yolu ile icra mahkemesine değil, alacağın dayandığı hukuksal ilişkiye göre genel hükümler doğrultusunda ... masası aleyhine açılan davada genel mahkemelerce tespit edilecektir. Böyle bir davada, davacı, davalı müflisten alacaklı olduğunu iddia eden alacaklı olup, davalı ise ... idaresidir. İflastan sonra oluşan alacağın masaya kaydı istenemez, tasfiyede bakiye kalırsa nazara alınır. Böyle bir alacak, sıra cetvelinde yer alamayacağından, bunlar için ... masası aleyhine genel mahkemede açılması gereken davada İİK'nın 235. maddesindeki süreler uygulanmaz. İİK'nda masa borçları ve iflastan sonra doğan genel nitelikli alacak için İİK'nın 235/2. maddesindeki gibi kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki gibi ... davaları için Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu yolundaki açık bir düzenleme bulunmamaktadır. (....... sayılı kararları ve .......,....... sayılı ilamları ile yine aynı davalı aleyhine açılan dava sonucunda verilen görev hususunda değerlendirme yapan ....... sayılı ilamı da aynı yöndedir). Ayrıca 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/1-(k) maddesinde, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler "tüketici"; 3/1-(l) maddesinde ise, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemler "tüketici işlemi" olarak kabul edilmiş ve Tüketici Kanununun kapsamı esaslı şekilde genişletilmiştir. Aynı Kanunun 73/1. maddesinde “tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda” tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilirken; 83/2. maddesinde de “taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez” hükmüne yer verilmiştir. Anılı yasal düzenleme çerçevesinde İcra ... Kanununa göre sonraki kanun ve özel kanun statüsüne haiz olan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanununun 83/2. maddesinin açık hükmü karşısında diğer kanunlardaki görev kuralları (somut olayda olduğu gibi İcra ... Kanunu 235. maddesinde yer alan) bu Kanun kapsamına giren uyuşmazlıklarda uygulanmayacağı için, 6502 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra (28.05.2014 tarihinden sonra açılan davalarda) tüketici sıfatına haiz davacılar tarafından açılan ve kökeninde bir eda davası (alacak) olan işbu sıra cetveline itiraz davasında görevli mahkeme aynı yasanın 73. maddesi uyarınca Tüketici Mahkemeleri olacaktır. Nitekim, 6502 sayılı yasanın 83/2. maddesi tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklarda diğer kanunlarda yer alan görev ve yetkiye ilişkin düzenlemelerin gözönünde bulundurulmamasını, anılı tüm uyuşmazlıklarda 73/1. maddesi uyarınca tüketici mahkemelerinin görevli olacağını emredici şekilde düzenlemiştir. Bu itibarla davacının devre mülk satım sözleşmesini ... tarihinden sonra feshedip, feshe bağlı alacaklarını ... şirketten istediği uyuşmazlıkta alacak, iflastan sonra doğmuş ve masa borcu da değildir. Masa alacağı niteliği de taşımayan bu alacağa ilişkin davaya bakma görevinin alacağın dayandığı hukuksal ilişkiye göre genel hükümler doğrultusunda ... masası aleyhine açılan davada genel mahkemelerce tespit edileceğinden görevli mahkeme, ticaret mahkemeleri olmayıp yukarıda da açıklandığı üzere genel hükümlere göre belirlenecek görevli mahkemedir. Davacı tacir değildir ve uyuşmazlıkta mutlak ticari dava niteliğinde olmadığından, davacının tüketici olması da gözetilerek görevli mahkeme, .......Hukuk Mahkemesidir. Açıklanan nedenlerle mahkememizin karşı görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle, 1- HMK'nun 114/c ve 115/2.maddeleri gereğince göreve yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle DAVANIN USÛLDEN REDDİNE, 2-Görevli mahkemenin ....... Tüketici Mahkemesi olduğuna, 3-Mahkememiz ile .......Tüketici Mahkemesi arasında OLUMSUZ GÖREV UYUŞMAZLIĞI oluştuğundan, kararın istinaf edilmemesi halinde olumsuz görev uyuşmazlığının halli ve mercii tayini için HMK 21/c maddesi gereğince dava dosyasının ....... Bölge Adliye Mahkemesi İLGİLİ .......'NA GÖNDERİLMESİNE, 4-HMK 331/2 maddesi gereğince yargılama giderleri ve harçların görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine, Dair; Davalı vekilinin yüzüne karşı davacı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....... Bölge Adliye Mahkemesine başvurmak suretiyle istinaf yolu yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usûlen anlatıldı. 04.11.2024
Katip ....... Hakim ....... ¸[e-imzalıdır] ¸[e-imzalıdır]