İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/461 E. 2025/490 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/461
- Karar No
- 2025/490
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/461 Esas - 2025/490
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/461 KARAR NO : 2025/490
DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptali DAVA TARİHİ : 08/11/2024 KARAR TARİHİ : 08/12/2025 Yazım Tarihi : 15/12/2025
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacının 2006 yılından beridir "... ..." ismini kullanmakta olduğu ve "... ..." isminin ... numaralı 28.04.2012 tarihli başvurusuyla kayıtlı marka halini almış olduğu, davacıya ait bu markanın yine başvurusu yapılan "..." markası ile ilintili olduğu, hem izlenimi hem aynı tür için kullanılması hem de logosu itibariyle açıkça ortada olduğu, davacının ...'de "... ..." markası altında ... işletmekte olduğu, söz konusu spor salonlarında söz konusu marka altında fitness ve dövüş sporları gibi spor derslerinin verilmekte olduğu, davacının karate eğitmeni olarak ...'na bağlı olarak kulübünde eğitim de vermekte olduğu, 2006 yılından beri bu adı kullandığı, davalı ... adına kayıtlı ... sayılı " ... " ibareli marka hakkında ... Hukuk Mahkemesi ... Esas sayısıyla hükümsüzlük davası açmış olduklarını, ... adına tescil edilmiş " ..." ibareli markanın davacı ...'e ait daha evvel tescil edilmiş 28.04.2012 tarih ... tescil numaralı "... ..." markasının ayırt edici unsuru olan "..." ibaresi ile benzeşmekte olduğu, davacının kendi markasının bir başka varyasyonunu tescil ettirmek istediği, nitekim marka sınıfına konu alanda spor derslerinin verildiği spor salonlarında ya "..." ya da "..." gibi ibareler de kullanıldığı, bu bakımdan davacının da haklı olarak kendini korumak amacıyla ve kullandığı "..." markasını tescil ettirmek istediği, ... red kararına konu edilen marka ile davacının başvurusuna konu marka arasında da bir benzerlik bulunmadığı, davacının zaten daha evvel tescilli bir markası olması ve davalının kötü niyetle daha sonra "..." markasını tescil ettirmesi haklılıklarını ortaya koymakta olduğu, davacının tescilli markası bulunmasına rağmen davalının markasını kullanması davacının kazanç kaybına, yıllarca süren emeğinin davalı tarafından aynı markayı kullandığı izlenimi ile haksız kazanç elde etmesine neden olduğu, davacının bu haksızlığın önüne geçmek ve markasının daha korunaklı şekilde kullanabilmek için işbu marka başvurusunda bulunmuş olduğu, markanın tüketici nezdinde yanıltıcı olup olmadığının irdelenmesi üzerinde toplandığından davacının daha eski tarihli tescilli markasının olduğu hususunun gözetilerek karar verilmesi gerektiği, ... Hukuk Mahkemesi ...- D. İş sayılı dosyasında delil tespiti yapıldığı ve davalının da kötü niyetle hareket ettiğinin ortada olduğu” öne sürerek ... ...‘nın ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şahıs vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davalının sahibi olduğu ''...'' markasını 08/05/2023 Tarihinde kendisi adına tescil ettirmiş olup dövüş sporları alanında bu zamana kadar sorunsuz bir şekilde kullanmış olduğu, davalının kaliteli bir hizmet sunmuş olması sayesinde bugünkü saygınlığını kazanmış olup 3 farklı yerde şubelerinin bulunduğu, davacı iddialarının mesnetsiz ve haksız olduğu, çünkü davalı ile davacının eski ortaklıklarını bitirirken imzalamış oldukları sözleşmede herkesin kendi markasını kullanabileceği hususunda anlaşılmış olup mevcut markayı kimin kullanmaya devam edeceği konusunda bir anlaşma yapılmamış olduğu, davacı tarafın markası ''...'' iken davalı markalarının ''... ...'' olduğu, davacı taraf ile davalı markalarının çok benzer olup davalının itibarının kullanılması suretiyle davacının kazanç elde etme ihtimalinin çok yüksek olduğu, davalı markasını daha sonra tescil ettirmiş olsa da, davacı tarafın markasına kıyasen bilinirliğinin (ün) daha çok ön planda olduğu, davalının toplamda 3 farklı yerde şubelerinin bulunduğu, buna karşın davacı tarafın tek bir şubesinin bulunmasının davalının bilinirliğinin (ün) daha ön planda olduğunu göstermekte olduğu, davalının markasının daha bilinir olması neticesinde ise söz konusu iki markanın karıştırılacak olma ihtimalinin davalıyı maddi olarak zor duruma sokacağı, davacının başvurmuş olduğu markada ”...” ibaresini kullanmasının davalının marka hakkına tecavüz oluşturacağı” öne sürülerek davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davalı şahsın ... sayılı markası arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın ... sayılı önceki markasının başvuru markası açısından müktesep hak oluşturup oluşturmayacağı, ... kararında geçen mesnet marka açısından hükümsüzlük talepli dava açılması anılan dava konusu ... kararını etkileyip etkilemeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 09/10/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 08/11/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında;"... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ..., ... sayılı "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. Öncelikle yapılan incelemede ... sayılı "... ..." ibareli marka başvurusunun 10/07/2024 tarih ve ... sayılı ... Kararı ile reddedildiği görülmüş, anılan markanın ret gerekçeleri arasından çıkartılmasına karar verilmiştir. Ancak başvuru ile ret gerekçesi ... sayılı markanın "..." ibaresini ortak ayırt edici unsur olarak içerdiği ve markaların benzer olduğu, ayrıca başvuru kapsamındaki mallar ile aynı/aynı tür malların ret gerekçesi markanın tescil kapsamında bulunduğu, bu nedenle başvurunun tescili halinde markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu sonucuna varılmıştır KARAR; İtirazın ve başvurunun reddine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.", hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. Kazanılmış hak kavramı, ... kurumunda daha önceden tesçilli olan markanın aynısının önceki sahibine bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunarak yeni markayı da alabileceği düşüncesinden ortaya çıkmıştır. Kazanılmış hak açısından ise Yargıtay uygulamalarında KRİTER "1-Kazanılmış hak sağlayan markanın tesçilli olarak uzun süre kullanılması (kullanım ve tesçilin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkması- kabullenilmesi), 2-Sonradan yapılan başvurunun kazanılmış hak sağlayan markanın ASLİ UNSURU muhafaza edilerek , işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle oluşturulması, ( önceki markanın asli unsuru değişmiş ise yeni başvuru kabul edilir), 3- Sonraki başvurunun önceki markanın kapsadığı ve hizmet ile AYNI veya AYNI TÜR mal ve hizmetleri içermesi, ( yani kapsamını genişletmemesi)" şeklinde ifade edilmektedir. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davacı başvuru Markası Davalı Markası
...+... (...) ...+... (...)
10/11/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "(1) SMK md. 6/1 çerçevesinde davaya konu davacının ... sayılı “...” ibareli marka başvurusunun tescil kapsamına alınmak istenilen 41. Sınıfa konu “Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri.”nin tamamı, davalının itiraza mesnet ... sayılı “...” ibareli markasının tescilli olduğu 41. Sınıf hizmetlerinin kapsamında aynen yer alan birebir AYNI HİZMET niteliğinde olduğu, (2) Davalının itiraza mesnet ... sayılı ibareli “...” tescilli markası ile ... sayılı ibareli “...” başvuru markası arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, (3) Taraf markaları arasında; başvuru markasının ... kararıyla davacı itirazlarının reddedildiği başvuru markasının 41. sınıfa konu birebir aynı hizmetleri bakımından SMK 6/1 uyarınca itiraza mesnet ... sayılı davalı markası arasında ilişkilendirilme ve karıştırma ihtimalinin bulunduğu, iltibas tehlikesinin söz konusu olacağı, (4) Davacının kazanılmış hak iddiasıyla başvuru markasının tescili reddedilen mal ve hizmetler bakımından ... iptal kararı talebine mesnet gösterdiği markasının, Yargıtay İçtihatlarında aranan kriterleri karşılamadığı, (5) Derdest olan ... Hukuk Mahkemesi ...E. Sayılı hükümsüzlük davasının, ...’nin karıştırılma ihtimaline ilişkin değerlendirmesini şu aşamada doğrudan etkilemeyeceği" şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.
GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davacının "...+... " ibareli marka başvurusu ile davalıya ait "... " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; Diğer yönden başvurunun kapsamında olup da reddedilen 41.nci sınıftaki hizmetlerin davalı markasındaki hizmetlerle aynı olduğu bilirkişi raporunun 5.nci sayfasında taralı kısım ile gösterildiği; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davacının "...+... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının "...+... " ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı; diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davalının " ...+... " ibareli tescilli markalı hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davacının "...+... " ibareli başvuru markalı hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği ; işaretsel benzerlik nedeniyle ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşabileceğinden ve taraf marka işaretleri benzediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluşmuştur. Davacının önceki markası ile davaya konu edilen markası aynı olmadığından müktesep hak koşulu da oluşmadığı; Bekletici mesele açısından ise ; ... ... kararlarının iptali davalarında bu kararın verildiği tarihteki mevcut hukuksal durum esas alınması gerektiği; Davalının mesnet markasına karşı açılan hükümsüzlük davası ... kararından sonra açıldığından ... kararını etkilemeyeceğinden hükümsüzlük davasının bekletilmesi de uygun bulunmadığı değerlendirilmiştir.; Neticeden dava reddedilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle eşit şekilde davalılara verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 08/12/2025 Katip ... Hakim ... E-İmzalıdır E-İmzalıdır