İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/446 E. 2025/499 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/446
- Karar No
- 2025/499
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/446 Esas - 2025/499
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R ESAS NO : 2024/446 KARAR NO : 2025/499
DAVA : Marka ... Kararı İptali DAVA TARİHİ : 30/10/2024 KARAR TARİHİ : 10/12/2025 Yazım Tarihi: 15/12/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: davacının tütün ürünleri sektöründe faaliyet gösteren, alanında lider bir firma olduğunu, “...”, “...”, “...” ve “...” gibi tanınmış markaların üreticisi ve tescilli tek ve gerçek hak sahibi olduğunu, ...’ un raporuna göre davacının 2022 senesinde sektöründe %9,1’lik bir paya ulaştığını, aynı yılda 477,44 milyardan fazla sigara ve muadili ürün satışı gerçekleştirdiğini, Aralık 2023 itibarıyla %26.5’lik pazar payı ile Türkiye’de de ikinci en büyük aktör konumunda olduğunu, davacının halihazırda tescilli “...” markalarının binlerce olduğunu, Türkiye de dahil olmak üzere 110’dan fazla ülkede “...” markalarının davacı adına tescilli olduğunu, ayrıca davacının “...” markasının tanınmışlığının ... tarafından da kabul edilerek ilgili sicile ... sayı tahtında şerh edilmiş olduğunu, özetle “...” markasının Türkiye’de de davacı ile özdeşleşmiş olduğunu, davacının ... nezdinde “...” ibaresini barındıran 70’e yakın marka başvurusunun/tescilinin bulunduğunu, davacıya ait “...” ve türevi markaların bugün dünya genelindeki tanınmışlığı tartışmasız iken, dava konusu edilen ... kararının verilmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira davalı şahsın davacının tanınmış markalarını anımsatır şekilde, kötü niyetli olarak tescil ettirmek istediği markasında da “...” ibaresinin kullanılmış olduğunu, dava konusu edilen kararının ...’in emsal kararlarıyla da çeliştiğini, nitekim davalı şahsın daha önce de 25. ve 35. Sınıflara giren emtialarda huzurdaki davaya konu “...” ibaresini aynen içeren için ... sayılı bir başvuru dosyalamış olduğunu, davalının bu başvurusunun davacının itirazları üzerine ... tarafından SMK m. 6/5 hükmü gereğince reddedildiğini, dava konusu edilen markanın tescili halinde davalının davacının “...” markalarının tanınmışlığından haksız bir faya elde edeceğini ve bu markların itibarına zarar vereceğini, dava konusu edilen markada geçen “...” ve “...” ibareleri özellikle “...” markasının tanınmışlığı göz önünde bulundurulduğunda gerek görsel, gerek işitsel gerekse de anlamsal olarak markanın tali unsuru niteliğini haiz olduğunu, nitekim, “...” ibaresinin herhangi bir anlamı olmaması ve “...” kelime öbeğinin baş harflerinin “...” olması sebebiyle söz konusu ibarenin markaya ayırt edicilik sağlamadığını, davalının daha önce başvurusunu yaptığı markanın reddedilmesine rağmen huzurdaki davaya konu marka başvurusunda bulunmuş olmasının davalının kötü niyetini gösterdiğini, nitelim davalının kendisine marka olarak sonsuz sayıda ibareyi seçebilecek iken davacının tanınmış markalarının esas unsuru olan “...” ibaresini ihtiva eden bir markayı seçmiş olmasının da davalının kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu iddia ederek, ... ...’nın dava konusu edilen 26.08.2024 tarihli ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şahıs vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: davalının 1970 yılında kurduğu işletmesi kapsamına giyim sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, davalının özellikle iç giyim ve korse ürünlerinin yurt dışına da ihraç edildiğini ve yaygın olarak tanındığını, ... alan adının davalıya 2011 yılında tahsis edilmiş olduğunu, ayrıca davalının ... sayılı görselli markasından gelen ve somut uyuşmazlıkta korunması gereken kazanılmış bir hakkının da bulunduğunu, zira davalının bu markasının görselinin ve kapsamına giren emtiaların dava konusu edilen marka ile aynı olduğunu, ayrıca her ne kadar davacı taraf davalının ... başvuru sayılı markasının, davacının iddiaları üzerine reddedildiğini beyan etmişse de, bu red kararının markada geçen “...” ibaresinden dolayı değil “deve şekli”nden dolayı verilmiş olduğunu, yani bu kararın somut uyuşmazlık yönünden emsal nitelikte sayılamayacağını, davacının ... sayılı tanınmış markasının tescilinden önce davalının ... sayılı markasını tescil ettirmiş olduğunu, ülkesellik ilkesi gereğince davacının yurt dışında tescil ettirdiği markalarının veya kazandığı tanınmışlığın davalının markasının tesciline engel olamayacağını, zaten de taraf markalarının benzer olmadığını, davalının markasında esas unsurun “...” ibaresi olduğunun kabulünün gerektiğini, davacının markalarında ise “...” ibaresinin tek başına kullanılmadığını ve “deve figürü” ile birlikte bir kompozisyon içerisinde tescil edildiğini, zaten de taraf markalarının çok farklı tüketici kesimlerine hitap ettiğini, davalının ... sayılı“...” ibareli markasını uzun yıllardır tescilli olarak kullandığını ve kendi sektöründe bu markaya tanınmışlık kazandırmış olduğunu, davalının davacıdan çok farklı bir sektörde faaliyet göstermesi nedeniyle davacının markalarının tanınmışlığından faydalanmasının veya markaların itibarını zedelemesinin mümkün olmadığını, davacının kötü niyet iddialarını da somut delillerle ispat edemediğini, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığına bağlı itirazın nihai olarak reddi konusunda verilen ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 29/08/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 30/10/2024 tarihinde (Son gün resmi tatile rastladığından) ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında;" Bu kapsamda yapılan inceleme sonucunda başvuru ile itiraz gerekçesi markaların "..." ibaresini ortak unsur olarak ihtiva ettikleri görülmekle birlikte başvurunun asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinde "..." ibaresinin farklı bir şekilde ya da ön plana çıkarılmadan yazılmış olduğu gerekçe markanın (... ) tütün ürünleri üzerinde tanınmışlığı bulunduğu dolayısıyla tanınmış olduğu sektörle başvurunun kapsamında yer alan malların ilişkili olmadığı, sunulan bilgi ve belgelerin başvurunun tescile konu mallar/hizmetler bakımından tescile bağlanması durumunda itiraz gerekçesi markalara verilecek zararın ya da bu markaların ününden sağlanacak yararın nelerden oluşacağını ve nasıl ortaya çıkacağını göstermede de yeterli olmadığı dikkate alındığında markalar arasında tanınmışlık nedeniyle ilişkilendirme ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır ve bu çerçevede SMK. 6/5 kapsamında yapılan itirazın reddi gerekmiştir. Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia da somut delillerle ispatlanmadığından bu gerekçenin de kabulü mümkün olmamıştır. İşbu başvurudan farklı tertip tarzına/marka örneğine sahip başvuru sahibine ait ... sayılı markaya ilişkin olarak; her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede işbu başvurudan farklı marka örneğini haiz ve farklı aşamalarda incelenmiş olan başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi haklı bulunmamıştır. İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", hükmü yer almaktadır. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. ( Bu konuda örneğin; “Marka sahibinin, markasını tescil ettirirken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir” (...). Yargıtay HGK’nun 16.7.2008 tarih ...sayılı “... Kararı”nda da “Marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına veya şantaja yönelik başvuru ve tescillerin kötüniyetli olarak kabul edilmesi gerektiği” vurgulanmıştır. ...’ın 11/06/2009 tarihli ... sayılı kararında “önceki markanın varlığı hakkındaki mevcut veya muhtemel bilginin, başvurunun kötü niyetle yapıldığını tek başına göstermeyeceği ve tüm faktörlerin dikkate alınması gerektiği” hükmü verilmiştir. Yargıtay HGK’nun 09.05.2018 tarih ... sayılı Kararında da “Kötüniyetin varlığının her somut olayın özelliklerine göre belirlenmesi gerektiği, markaların iltibasa yolaçması ve davalının uzun süredir davacı ile aynı sektörde faaliyet göstermesinin başlı başına kötüniyet ve hükümsüzlük nedeni oluşturmayacağı” vurgulanmıştır.) Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ... ...
Bilirkişi heyetinden alınan 20/08/2025 tarihli raporda ÖZETLE: "Davacının “tanınmışlık” iddiasının davalının markasının tesciline bir engelinin olamayacağı, “Kötü niyet” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği, davalının ... sayılı markasından gelen ve somut uyuşmazlıkta korunması gereken müktesep bir hakkının bulunmadığı, dava konusu edilen 26.08.2024 tarihli ve ... sayılı ... kararının, (1) nolu bentte yer alan değerlendirme ile çelişmediği/uyumlu olduğu, kanaatinde olduğumuzu," şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir. GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının " ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığından SMK 6/1 maddesindeki iltibas-karıştırılma-benzerlik koşulu gerçekleşmediği; Davacı tarafın tütün ve sigara ürünlerinde TANINMIŞ ... ibareli markaları olduğu tespit edilmekle birlikte davalıya ait markanın kapsamında emtiaların tütün ve sigara ürünleri ile ilişkisi ve bağlantısı olmadığı gibi davalının " ... " ibareli marka başvurusu dolayısıyla davacıya ait " ... " ibareli tescilli ve tanınmış olduğu belirtilen markalardan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği"somut olayda oluştuğu kanıtlanmadığı; Davalının " ... " ibareli marka başvurusu dolayısıyla SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Davanın reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar taraf vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.10/12/2025
Katip ... e-imzalı
Hakim ... e-imzalı