İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/432 E. 2026/193 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/432
- Karar No
- 2026/193
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/432 KARAR NO : 2026/193
.... DAVA : Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Men ve Ref'i, Men'i ile Maddi ve Manevi Tazminat DAVA TARİHİ : 10/10/2024 KARAR TARİHİ : 29/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/04/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Men ve Ref'i, Men'i ile Maddi ve Manevi Tazminat istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle;Müvekkilinin; ....numarasıyla 29, 30 ve 32. sınıf "Kebap çeşitleri: Adana kebap, beyti kebap, şiş kebap, karışık kebap, tavuk şiş, mantarlı köfte, patlıcan kebabı, ızgara köfte, tandır kebabı, döner, iskender, pide çeşitleri, çorba çeşitleri: mercimek çorbası, mantarlı çorba, Tatlı çeşitleri: Aşure, tel kadayıf, kabak tatlısı, ekmek kadayıfı, sutlaç, İçecekler. Ayran, kola, soda, meyve suvu, gazoz, su." mallarında ....Kurumunda tescilli olan ...." marka hakkının mevcut durumdaki sahibi olduğunu, müvekkilinin;.... numarasıyla 43. sınıf "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri: Restoran hizmetleri, self-servis restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafeterya hizmetleri, cafe hizmetleri, kantin hizmetleri, kokteyl salonu hizmetleri, snack-bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri (catering), yiyecek ve içecek hizmet araçlarının kiralanması hizmetleri... Geçici konaklama hizmetleri: Otel, motel, tatil kövü, pansiyon v.h. hizmetleri (geçici barınma), cadır kiralanmasi hizmetleri, gençlik kamp hizmetleri, yer ayırtma hizmetleri... Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, huzurevleri hizmetleri. Hayvan bakım evleri hizmetleri." hizmetlerinde .... marka hakkının mevcut durumdaki sahibi olduğunu, müvekkilinin, ... numarasıyla 43. Sınıf “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri” hizmetlerinde ... 13 %100 ...” marka ve işaretinin yiyecek ve içecek mallarını konu alan 29 ve 30. Sınıflar ile yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerini konu alan 43. Sınıfta Avrupa Birliğinde tescili için başvurduğu, neticede ....” markasını tek bir çatı altında (kendi çatısı altında) birleştirdiğini, bu kapsamda yabancı bir firmayla da ...marka hakkına SMK’nin 29/1-a maddesinin atıfta bulunduğu SMK’nin 7/2-b ve 7/3-d maddeleri doğrultusunda tecavüz eder şekilde 43. Sınıf yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri ile yiyecek ve içecek mallarının üretiminde kullanıldığını, SMK’nin 149/1-ç ve 150/1. Maddeleri bağlamında SMK’nin 151/1. Maddesi gereğince fiili kayıp şeklindeki hak sahibi davacı müvekkilinin uğradığı maddi zararın tespiti ile SMK’nin 149/1-ç ve 150/1. Maddeleri bağlamında SMK’nin 151/1 ve 151/2-c maddeleri gereğince yoksun kalınan kazanç anlamında sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli üzerinden uğranılan maddi zararın tespitini, davalının .... marka hakkına karşı gerçekleştirdiği; tecavüzünün tespitine, muhtemel tecavüzünün önlenmesine, tecavüz fiillerinin durdurulmasına, tecavüzünün kaldırılmasına, tecavüzünün SMK'nin 7/2 ve 7/3-(d) maddeleri uyarınca yasaklanmasına ve önlenmesi ile davalının ..." ibareli kullanımlarıyla davacı müvekkile ait ...." marka hakkına karşı gerçekleştirdiği tecavüzler nedeniyle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine; davalının "...." marka hakkına karşı gerçekleştirdiği tecavüzler nedeniyle, 5.000,00.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek olan reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili uyap sisteminden 29.12.2025 tarihinde göndermiş olduğu talep artırım dilekçesiyle tazminat taleplerini 127.918,42.-TL 'ye yükseltmiştir. CEVAP : Davalı şirket vekili dilekçeleriyle özetle; müvekkili şirketin, davacı şirketin iddialarının aksine hak sahibi olduğu “.... olduğunu, davacı şirketin hak sahibi olmadığını, davacı tarafça,.... markalarının sahibi olduğu iddia edilmekte ise de müvekkili şirketin hak sahibi olduğu ....anıtının görüntüsünün mevcut olduğu logo ve Samsun ibaresi olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Tarafların tüm delilleri toplanmış, değişik iş dosyası celp olunmuş, talimat bilirkişi raporları dosyaya ibraz ettirilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi incelemesi yapılmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının eylemlerinin davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz edip etmediği, şayet tecavüz var ise davacının talep edebileceği tazminat miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır. .... marka sicil kayıtları ile dava dosyasının incelenmesi neticesinde uyuşmazlığa mesnet gösterilen markaların davacı ".... adına tescilli olduğu, İNCELEME VE DEĞERLENDİRMELER; KARŞILAŞTIRMALAR; Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. “İltibas olgusu özellikle, bir markanın –işaretin- benzerini kullanmak suretiyle ortaya çıkar. Fakat burada önemli olan, işaretin bir bütün olarak uyandırdığı izlenimdir." (Kaya, s.138; Karayalçın, Ticari İşletme, s.461) “Uygulamada iltibas riskinin aşağıda verilen olasılıklardan bir veya birkaçının gerçekleşmesi ile ortaya çıkacağı kabul edilmektedir: Görsel benzerlik: Markalar göze hitap ettiğinde ortaya çıkan benzer görünüm bilgisi harf, sözcük, şekil veya resim gibi ögelerin konumlandırılış ve biçimlerinden dolayı ayniyet veya belirgin benzerlik değerlendirmede etkilidir. İşitsel benzerlik: Sözcük ve geleneksel olmayan ses markaları bakımından telaffuzun kulaktaki izinin benzerliği iltibas değerlendirmesinde büyük yer tutmaktadır. İltibas alışveriş sırasında malın istenmesi veya tanıtımlarında seslendirmesi ile gerçekleşebilir. Kimi somut çekişmelerde işitsel benzerlik görsel benzerliğe göre öne çıkabilmektedir. Kavramsal benzerlik: Marka anlamları da ilgili ortalama tüketici bakımından bir bilgi olarak karıştırma riskinin doğmasında etkili olabilmektedir. Nitekim aynı anlamlı veya eş anlamlı sözcükleri yönünden bilgi çakışmaktadır. Zihinde aynı etki doğduğu için karıştırma riski güçlü bir olasılık haline gelmektedir." (İlhami Güneş-Sınai Mülkiyet Kanunu Işığında Uygulamalı Marka Hukuku/2018-sh.187) Yargıtay da markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinde bazı kriterler getirmiştir. Buna göre, markalar arasındaki benzerlik incelenirken; markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik, çağrıştırma, bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan mal veya hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman kriterleri ele alınmalıdır. Karıştırılma ihtimaline ilişkin olarak .... tarafından verilen çeşitli kararlarda yukarıda belirtilen ilkeleri de içerir gerekçelere yer verilmiştir. Buna göre; “Ortalama tüketici markayı bütün olarak algılar, markanın çeşitli unsurlarını detaylara girerek analiz etmez. Ayrıca, ortalama tüketicinin nadiren farklı markalar arasında doğrudan karşılaştırma yapma şansının olduğu fakat zihninde tuttuğu yetersiz görüntüleri yerleştirdiği de dikkate alınmalıdır. Ortalama tüketicinin dikkat düzeyinin mal veya hizmetlerin kategorisine göre çeşitlilik gösterdiği de akılda tutulmalıdır.” (....) “İlgili tüketici, söz konusu markalar arasındaki belirli farkları algılamaya muktedir olsa bile, yukarıda anılanlar ışığında ve markaların kapsamındaki malların ayniyeti karşısında, markalar arasında ciddi bir bağlantı kurma olasılığı bulunmaktadır…. Sonuçta, tüketici, markaların zihnindeki yetersiz anımsamalarına istinaden, malların yanı veya ekonomik olarak bağlantılı işletmelere ait olduğunu sanabilecektir.” (....}) Üçüncü kişi tarafından başkasına ait tescilli markanın kullanılmasının hükmün kapsamına girmesi için üç koşulun varlığı aranır: Tescilli marka ile aynı veya benzer işaretin kullanılması. Tescilli marka ile aynı veya benzer işaretin aynı veya benzer mallarda veya hizmetlerde kullanılması, Bu kullanımın karıştırma ihtimaline neden olması (....) Tüm bunlardan hareketle neticeten söylemek mümkündür ki; iltibaslı kullanım karıştırmaya yol açabilecek benzerlik olarak tanımlanıyorken, iktibas; markanın, izinsiz olarak aynen kullanılması ve üretime-satışa konu edilmesi olarak tanımlanmaktadır. İncelemelere göre yeme-içme hizmetleri üzerine faaliyet gösteren ve dış cephe giydirmesi-işletme adı/tabelası niteliğinde görseller içeriğinde davacının tescilli markalarındaki kelime unsurunun şekilden ayıklanarak, algıya etki etmeyen/şube intibaı yaratacak coğrafi yer adı ile ve tali unsur niteliğindeki şekil ile birlikte kullanılmış olduğu, Tescilli marka ile aynı veya benzer işaretin kullanılması bakımından inceleme: Markalar arasında olması gereken farklılaşma kriterinin yerine getirilip getirilmediğinin tespiti açısından markaların görsel, anlamsal ve fonetik olarak birbirleri ile iltibas tehlikesi oluşturup oluşturmadıklarının tespiti gerekmektedir. Görsel açıdan; davacının markaları kelime ve şekil+kelime bileşik marka niteliğindedir. Davacının kelime+şekil markalarında, markanın esaslı unsurunun bir bütün olarak şekil+kelime bileşkesi olduğu, şeklin beyaz zemin üzerine siyah çizgiler ile oluşturulan aşçı kıyafetli bir erkek omuz üstü görseli ile altta sağ ve sol kısımda çatal bıçak görseli bulunan bir arma/desen niteliği olduğu; diğer bileşik markada ise kırmızı dikdörtgen içinde mavi bir yıldız görseli içine yerleştirilmiş A harfinden hareketle yazılmış ve oluşturulmuş .... kelimelerinden oluşturulduğu görülmüştür. Kelime markalarında ise “meşhur ... .... kelimelerinin büyük Latin harfleri ile beyaz zemin üzerine siyah renk ile yazılmış olduğu görülmüştür. Mahallindeki kullanımda 1.derece algıya hitap eden unsur ise aspava kelime kullanımından ibaret olup tali unsur “.... özgülenmiş ....” unsurudur. Markanın asli unsuru ...." ibaresinden oluşmakta olup, markada yer alan diğer unsurların yardımcı unsur konumunda olduğu düşünülmekle görsel açıdan davacının markası ile mahallindeki kullanımların kısmen benzerlik gösterdiği, Anlamsal açıdan; inceleme konusu davacının tescilli markalarında kullanılan kelime unsuru doğrudan tüketiciye bir anlam ifade etmemekte olup kısaltma niteliğindedir. Etimolojik incelemede kelimenin “....” kelimelerinin baş harflerinden oluşmuş bir kalıp olduğu, 1959 yılında yazılmış olan bir romanda ilk kez kullanıldığı, o yol ile duyulan bir kısaltmanın markalaşması niteliğinde olduğu ancak ortalama tüketici kitlesi açısından mezkur kullanımın roman kökeninden bağımsızlaştığı ve restoran hizmetleri ile bilinir ve tanınır hale geldiği ve bu kullanımın yıllara dayanan bir kullanımla mağruf olan davacı işletme kökeni ile ilişkilendirildiğine kanaat getirilmiştir. Markadaki şekil unsuru ise markanın yemek sektörüne yönelik bir marka olduğu intibaını yaratacak şekilde tasarlanmıştır. Mahallindeki kullanımda yer alan aspava kelimesinin tanımlanan genel anlamdan farklı bir mana kastedilerek üretildiğine ilişkin nüans mevcut olmadığından anlamsal olarak her iki kullanımın ortak olduğu düşünülmüştür. Mahallindeki markasal kullanımlardaki diğer kelime olan “Samsun” kelimesi ise ülkemizdeki bir il adı olup niteliği ve markasal kullanıma ilişkin görsellerdeki konumlandırılması itibariyle “şube” algısı oluşturmaktadır. Hal böyle her iki tarafın markasal kullanımlarının kelime esaslı unsuru anlamsal olarak aynı kabul edilmiştir. Fonetik açıdan; inceleme konusu kullanımlar esaslı unsurlar anlamında fonetik olarak birbirlerine eş seslenişe sahiptirler. Çağrıştırma açısından; inceleme konusu kullanımlarda tescilli markalar ile aynı/yüksek oranda benzerlik olduğundan tüketici nezdinde çağrışım riskinin yüksek olduğu öngörülmüştür. Bütünlük ilkesi ve toplu kanaat açısından, Markasal kullanımların taraflarca kullanıldıkları yer ve amaçlar mahallinde yapılan tespitler göz önünde bulundurulduğunda gerek tescilli markaların gerek inceleme konusu kullanımların bütünlük arzeder nitelikte algılanacağı kanaati hasıl olmuştur. Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi açısından; Her iki (gıda perakende ve hizmet sektörü konusu) malın ve hizmetin alıcı grubu aynı tüketici grubudur. Her iki sunum da tüketicinin aynı ihtiyacını karşılamak üzere satışa arz edilen ürün-hizmet ve bu ürünlerin tüketiciye ulaştırıldığı, sunulduğu işletme niteliğindedir. Markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman açısından; Her iki sunum için de belirtilen zaman aynı olup tüketiciler bu malı ve hizmeti satın alırken benzer oranda zaman ayırmaktadırlar. Tescilli marka ile aynı işaretin aynı mal ve hizmetlerde kullanılması açısından inceleme: Davacının markalarının tescil sınıflarının 29.,30,32 ve 43. Sınıflar olduğu, mahallinde markasal kullanım yapılan işletmenin de 43. sınıftaki "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" hususunda olduğu görülmektedir. Yerleşik Yargıtay kararlarında açıklandığı üzere mal ve hizmetler arasında benzerlik bulunup bulunmadığı değerlendirilirken her iki grup mal ve hizmetlerin aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, hammadde-mamül ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/tamamlayıcı olup olmadıkları gibi hususlarının dikkate alınması gerekmektedir. Somut olayda da bu yönden değerlendirildiğinde, taraf markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin aynı ve benzer oldukları, Ürünün/hizmetin orijinal üründen/hizmetten farklı olduğunun kolaylıkla anlaşılabilecek şekilde fark bulunup bulunmadığı:İnceleme konusu marka ile mahallindeki markasal kullanım incelendiğinde; kullanımların tescilli markalar ile aynı/yüksek oranda benzer kabul edilebileceği yönünde yukarıda yapılan irdelemeler karşısında, tüketicilerin de bu hizmeti satın alırken tescilli markalar ile diğer kullanımları aynı anda tetkik ve muayene etme, yan yana getirip karşılaştırma şansına sahip olmadıkları göz önünde bulundurulduğunda, bu hususta etken konu markaya ilişkin işaretin üründe ve hizmette kullanılmış olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Yukarıda ifade edilen görsel, fonetik ve anlamsal unsurların her biri aslında Sınai Mülkiyet Kanunu’nun aradığı ve doktrinde kabul gören “markanın bir bütün olarak tüketicide bıraktığı genel intibaın” değerlendirmesine katkı yapan unsurlardır. Şöyle ki, tüketiciler bir markayı duyduklarında veya okuduklarında iltibas tehlikesi ile karşı karşıya kaldıklarında standart düşünce yapısının bir gereği olarak algılarını birleştirmekte ve bu birleşim sonucu oluşan bütüne göre bir karar vermektedirler. Eğer oluşan bu bütün içerisinde tüketicinin aklında markaya tecavüz teşkil ettiği iddia edilen kullanımın birbiri ile ilişkili olduğu yönünde az da olsa bir ihtimal beliriyorsa ve markaya güvenle mal ve hizmetlerin karıştırılma ihtimali doğuyorsa, markalar arası iltibasın veya en azından iltibas tehlikesinin kabulü zorunludur. Belirtmek gerekmektedir ki; Sınai Mülkiyet Kanunu, bu kapsamda markaların yahut marka ile markayı taklit edenlerin kullanımlarının “aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer” olmasını aramamış, markaların “benzer” olmasını yeterli görmüştür. Bu meyanda, halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olacaktır. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Hal böyle iken kullanımların görsel anlamda benzerlik, işitsel anlamda benzerlik, halk tarafından iki kullanım arasında bağlantı kurulması ihtimali, incelemeye konu kullanımların kullanıldığı sektörün eşliği karşısında kullanımlar arasında iltibas niteliğinde benzerlik olduğu, Bununla birlikte inceleme yapılması istenen adreste vergi kaydına göre iştigal eden işletmenin ... adı altında faaliyet gösterilmekle mahallinde davacının markaları ile iltibas suretiyle iğfale sebep olacak markasal kullanımlar yapıldığı, “....” eklentisinin ve “... adını aldığı, Davacı yoksun kalınan kazançla ilgili tazminat talebine ilişkin tercihini 6769 s. SMK 151/2-c; “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli” maddesi yönünde kullanmıştır. 1. İhlal Süresinin Tespiti Davalının “....” adı altındoa faaliyet gösterilmekle mahallinde davacının markaları ile iltibas suretiyle iğfale sebep olacak markasal kullanımlar yapıldığı, “samsun” eklentisinin ve “Atatürk Heykeli görselinin” işaretin, “şube” niteliğinde olduğu intibaına neden olacağı, mezkur kullanımların davacının markasal haklarını ihlal ettiğine dair tespitin 21.10.2024 tarihinde davalı şirketin .... adresinde yapılan inceleme tespit edildiği, .... İnternet sitesinde yapılan araştırmalar neticesinde; Davalı şirketin... unanı ile faaliyet gösterdiğinin anlaşıldığı, Ticaret Sicili Gazetesi İnternet sitesinde yapılan araştırmalar neticesinde; Davacı.... 21.03.2024 tarihinde kurulduğu, Huzurdaki davanın 10.10.2024 tarihinde ikame edildiği, Dava dosyasına sunulan belgelerden ve Türkiye Ticaret Sicili Gazeteleri üzerinde yapılan incelemeler neticesinde, davaya konu markaya tecavüzün başlangıç tarihi net olarak tespit edilememekle birlikte, davacı şirketin kurulduğu 21.03.2024 tarihinden, huzurdaki davanın ikame edildiği 10.10.2024 tarih aralığının ihlal süresi olarak kabul edilmesinin makul olacağı, Emsal Sözleşmeler Üzerinden Lisans Bedelinin Tespiti Lisans bedeli; Tecavüz anında taraflar arasında bir lisans sözleşmesi yapılmış olsaydı, marka hakkına tecavüz edenin marka hakkı sahibine makul lisans bedeli olarak ne kadar ödemesi gerektiğinin tespit edilmesidir. Diğer bir deyişle, marka hakkına tecavüz eden davalının, bir lisans anlaşması ile markayı hukuka uygun şekilde kullanmış olsaydı, davacıya ödemesi gereken varsayımsal bir lisans bedelinin ne kadar olacağının saptanmasıdır. Doktrinde yer alan görüşlerde de emsal lisans bedelinin tespitinde öncelikle benzer mahiyette düzenlenmiş olan lisans sözleşmelerinin dikkate alınması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu noktada önemli olan husus, bir yandan taklit ürünü imal eden ya da hizmet ifa eden ve satan işletmeyi ödüllendirircesine ve teşvik edercesine düşük bir lisans bedeli tespit etmekten kaçınmak, diğer yandan da somut olayın niteliğine göre astronomik bir lisans bedeli belirlemekten kaçınmaktır. Dosya kapsamında yapılan incelemede, davacı tarafça 09.10.2024 tarihli ve 26.12.2024 tarihli iki ayrı “Marka Lisans Sözleşmesi”nin dosyaya sunulduğu görülmekte ise de, dava tarihinden önceki tarihte sektör için tanzim edilmiş olan lisans sözleşmesinden yararlanılarak yapılan hesaplamanın hukuk ve hakkaniyete uygun olacağı, Dava tarihinden önce tanzim edilmiş olan lisans sözleşmesi emsal olarak dikkate alınıp hesaplama yapılmıştır. Emsal lisans sözleşmesi 09.10.2024-09.10.2029 tarih aralığını kapsadığı ve 5 yıl geçerli olduğu, bu sure içinden lisans bedelinin KDV dahil 1.150.000,00 olduğu belirlenmiştir. Maddi Tazminat Hesabı ; Gerek davacı gerekse davalının kazancının oluşumunu sağlayan tek faktör marka değildir. Gelirin oluşumunda rol oynayan marka dışında bir dizi unsurlar bulunmaktadır. Markanın satışa olan etkisi firmadan firmaya, markanın bağlı olduğu ürünün kalitesine, hizmetin sunum şekline, faaliyette bulunulan sektöre, işletmenin organizasyon yapısına, satış ve dağıtım ağına, reklam ve tanıtım faaliyetlerine, pazarlama tekniğine, sektördeki rekabetin yoğunluğuna, sektördeki rakip firmaların satış politikalarına, pazardaki arz ve talep miktarlarına, ikame ürün çeşidine vb. unsurlara doğrudan veya dolaylı olarak bağlıdır. Satışın gerçekleşmesi ve kazancın sağlanmasında rol oynayan yukarıda sayılan unsurlardan hangisinin ne oranda etkili olduğunun net olarak tespiti pek mümkün olmamakla beraber, davacı şirket adına tesclilli marka sayısı, davalının makrayı kullandığı yerler ve kullanım şekli ve de Emsal niteliktesi Yargıtay kararları göz önünde bulundurularak, emsal lisan bedelinin belirlenmesine ilişkin hesaplama aşağıdaki şekilde yapılmıştır. Davacı tarafça dosyaya sunulan emsal lisan sözleşmesinin günlük ödenecek tutarının Emsal Lisan Sözleşme Başlangıç Tarih: 09.10.2024, Emsal Lisans Sözleşme Bitiş Tarihi: 08.10.2029, Emsal Lisans Sözleşmesi Bedeli (KDV dahil): 1.150.000,00.-TL, Sözleşme Geçerlilik Süresi (Gün) :1825 Günlük Emsal Lisans Ücreti:630,14.-TL biçiminde olduğu, Davalının ödemesi gereken lisans bedeli hesabının ise , İhlalin Başlangıç Tarihi İhlalin Bitiş Tarihi İhlal Süresi (Gün) Günlük Emsal Lisans Beledil 21.03.2024 10.10.2024 203 630,14 TL Davacı Lehine Hesaplanan Emsal Lisans Bedeli 127.918,42 TL şeklinde olduğu, Davacının tercihi olan SMK 151/2-c maddesi doğrultusunda davalıdan talip edeceği emsal lisas bedelinin KDV dahil 127.918,42 TL tutarında olabileceği, dosya kapsamın göre 5.000,00.-TL manevi tazminat takdirinin hakkaniyete uygun olacağı, Davacı Davacı-....nin (Maltepe .... 21.03.2024 tarihinde kurulduğu göz önüne alınarak, dosyaya sunulan emsal lisans sözleşmeleri, dosyada mevcut bilirkişi raporuları ve dosya muhteviyatındaki tüm belgeler üzerinde yapılan incelemeler ve değerlendirmeler neticesinde; Maddi tazminatla ilgili olarak; Davacının tercihi olan SMK 151/2-c maddesi doğrultusunda davalıdan talip edeceği emsal lisas bedelinin KDV dahil 127.918,42 TL tutarında olabileceği, Manevi tazminatla ilgili olarak; Tecavüzün ağırlığı ve dosyanın mevcut durumuna göre 5.000,00.-TL manevi tazminat takdirinin hakkaniyete uygun olacağı, Davacının talepleri doğrultusunda tazminatlara 10.10.2024 tarihinden itibaren avans faiz işletilmesi gerektiği kanaatlerine varılmış davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H ÜK Ü M : Davanın Kabulüne, Davalının davacı marka hakkına yapıtğı tecavüzün tespitine, tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına, kaldırılmasına, 127.918,42.-TL maddi tazminatın 10.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 5.000,00.-TL manevi tazminatın 10.10.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Alınması gereken (132.918,41.-TLx%068,31)=9.079,65.-TL harçtan, peşin alınan (427,60+2.185,00)=2.612,60.-TL harcın mahsubu ile, eksik kalan (9.079,65-2.612,60)=6.467,05.-TL nispi bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen maddi tazminat için hesap edilen takdiren 55.000,00-TL maktu, kabul edilen manevi tazminat için hesap edilen takdiren 5.000,00.-TL nispi ve kabul edilen diğer maddi istemler için hesap edilen takdiren 55.000,00.-TL maktu olmak üzere üç ayrı vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı 18.113,10.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalının yapmış olduğu bir gider bulunmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili vekilinin yüzlerine karşı, davalı vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 4.233,10.-TL P.P : 13.880,00.-TL TOPLAM : 18.113,10.-TL