Diğer ·
2024/438 E. 2024/438 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2024/438
- Karar No
- 2024/438
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/438 Esas - 2026/298 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/438 KARAR NO : 2026/298
... DAVA : Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Men ve Ref'i ile Maddi ve Manevi Tazminat DAVA TARİHİ : 16/10/2024 KARAR TARİHİ : 24/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/06/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Men ve Ref'i, Men'i ile Maddi ve Manevi Tazminat istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle; müvekkilinin “....” ibareli markanın 17.12.2021 tarihinden itibaren sahibi olduğunu, müvekkili şahsın yetkilisi olduğu müvekkili şirketin dava dışı .... firmasından ithalat yapmak sureti ile “...” isimli kozmetik ürününün Türkiye sınırları içerisinde münhasıran satışını gerçekleştirdiğini, müvekkilinin ilgili ürünün davalı şirket tarafından satışının yapıldığının öğrendiğini, bunun üzerine Güney Kore’deki firma ile iletişime geçtiğini, davalı şirkete ürün satışı gerçekleştirilmediği bilgisini edindiğini, söz konusu ürünün Türkiye’de üretilmediğini, davalı şirketin ürünü nereden temin ettiğinin belirsiz olduğunu, davalı şirketin kişilerin sağlığını tehlikeye atarak ürün içeriği belli olmayan maddeleri müvekkili marka adı ile pazarlayarak müvekkilinin ticari hayatına ve markasına zarar verdiğini, davalı şirket ve yetkilileri ile ilgili şahıslar hakkında .... suç duyurusunda bulunulduğunu, anılan dosyada .... kararı verildiğini, hazırlanan fezlekede ürünlerin iş yerinde görüldüğünün ve fotoğraflama işlemi yapıldığının belirtildiğini, davalı şirketin müvekkilinin mülkiyet hakkını ihlal ettiğini, müvekkilinin maddi-manevi zarara uğradığını, davalıya yazılı ihtarname gönderilmesine rağmen ihlale devam ettiğini, davalı şirketin rekabeti olmasaydı hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir yönünden talepte bulunduklarını, davalının ileri sürdüğü “...” adlı ürüne ilişkin sorgulama yapıldığında ÜTS kaydı bulunmadığını, çıkan ibarenin içeriğindeki sekmede inceleme aşamasında olduğunun görüldüğünü beyanla; davalı şirketin marka ihlali nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu zararları tazminen belirsiz alacak olarak şimdilik 100,-TL maddi tazminata, 500.000,-TL manevi tazminata, marka ihlalinin ürünlere el konulmak sureti ile durdurulmasına, tecavüzün ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 17.03.2026 tarihli talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini 197.113,00.-TL'ye yükseltmiştir. CEVAP : Davalı vekili dilekçelerinde özetle; davacı tarafından dava dilekçesindeki aynı hususlar tekrar edilerek müvekkili aleyhinde şikayette bulunulduğunu, soruşturma neticesinde marka hakkına tecavüz fiilinin gerçekleşmediğini, müsnet suçun unsurlarının oluşmadığını ve sair sebeplerle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, davacı adına tescilli markanın ....” ibaresinden oluştuğunu, Türkçe çevirisinin “pembe ışıltı” anlamına geldiğini, ibarenin marka vasfı bulunmadığını ya da ayırt edicilik sağlamadığını, ibarenin bir sıfat niteliğinde olduğunu, müvekkili tarafından satışı yapılan ürünün “....” olduğunu, ürünlerin birbirinden farklı olduğunu, müvekkilinin ürünü mevzuata uygun olarak ülkemize getirdiğini, ilgili ürünün Ürün Takip Sisteminde (ÜTS) kayıtlı olduğunu, müvekkilinin ürünleri .... adlı firmadan satın aldığını, yasal yollarla ithalata konu ettiğini, davacının işbu davayı ikame etmesindeki amacın tekel olma durumunu korumaya çalışması olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Tarafların tüm delilleri toplanmış, değişik iş dosyası celp olunmuş, talimat bilirkişi raporları dosyaya ibraz ettirilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi incelemesi yapılmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının eylemlerinin davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz edip etmediği, şayet tecavüz var ise davacının talep edebileceği tazminat miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır. DEĞERLENDİRMELER; Marka Hakkının İhlali; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. maddesinde “Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiiller” başlığı ile tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Buna göre; “Madde 29- (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a)Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b)Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c)Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.” 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. Maddesi 1(a) bendinde “marka hakkına tecavüz sayılan fiiller” arasında düzenlenen ve “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlıklı 7. maddede, izinsiz olarak yapılması halinde marka sahibinin önlenmesini talep edebileceği fiiller şu şekilde belirtilmiştir; “a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.” Marka hakkının ihlali açısından yapılacak değerlendirmede, öncelikle davacı adına tescilli marka ile davalı tarafça kullanılan işaret arasında aynılık, ayırt edilemeyecek derecede benzerlik veya ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimali bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, tescilli markanın kapsadığı mal ve hizmetler ile davalı yana ait kullanımın aynı/benzer mal ve hizmetleri kapsayıp kapsamadığının da tespiti yapılmalıdır. Davacı taraf, dava dilekçesi ekinde, davalının kullanımlarını gösterir görselleri dosyaya kazandırmıştır. Dava konusu ürün incelendiğinde, ithalatçı firmanın davalı şirket olduğu, menşeinin ....Cumhuriyeti olduğu, ayrıca ürün sol alt köşesinde “... ..., 50'den fazla bileşeni tek bir formülde birleştiren gelişmiş bir cilt beyazlatıcı kokteyldir. Çok sayıda vitamin ve güçlü antioksidan karışımı ile güçlendirilmiştir. Yaşlanma karşıtı bakım sağlarken, içerdiği Hyalüronik Asit sayesinde cildinizi daha sıkı ve esnek bir görünüme kavuşturur." şeklinde olduğu, dava konusu ürünün bir kozmetik ürün olduğu, Davacı şirket, dava dışı ....Isimli firmanın, davalının kullanımlarından haberdar olmadığını beyan etmiştir. Davalı şirket, ürünleri .... adlı firmadan satın aldığını beyan etmiştir. Davacı markası, “...” ibaresinden oluşmakta olup, markanın ilk üç harfi (PIN) kare içerisine alınmış, ibarenin tamamı ise pembe renkte yazıldığı, Davalının dava konusu kullanımında, davacı markası tüm unsurlarıyla birlikte aynen yer almakta; ayrıca, bu kullanımda, “...” ibaresinin solunda, çok daha küçük puntolarla yazılmış “mesoheal” ibaresi yer almaktadır. Ancak söz konusu kullanımda esasen dikkat çeken ve görsel algıda ön plana çıkan unsur, tamamen davacı markasının kendisidir. Davalının kullandığı “mesoheal” ibaresi, boyut ve konum itibarıyla ikincil nitelikte olduğu ve markayı farklılaştırmadığı, “...” ibaresi, her ne kadar sözlük anlamı itibarıyla “pembe ışıltı” anlamına gelen bir ifade olsa da, grafik unsurlarıyla birlikte özgün bir tasarımla oluşturulmuş ve davacı şirket adına tescil edilerek marka koruması altına alınmıştır. Bu yönüyle, tanımlayıcı nitelik taşısa bile, marka siciline kayıtlı olması nedeniyle asgari düzeyde de olsa yasal korumadan yararlanması gerekir. Dava konusu edilen kullanımda ise, “...” ibaresi yalnızca metin olarak değil, aynı zamanda grafik unsurlarıyla birlikte, davacı markasının tüm karakteristik özellikleri korunarak aynen kullanılmıştır. Kullanım biçimi, davacı markasının görsel sunumu ile birebir örtüşmektedir. Bu durumda, dava konusu kullanımın davacı markasından ayrıştığı veya farklılaştığı yönünde bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı, Bu itibarla, davalı tarafından gerçekleştirilen kullanımın, hem görsel hem de işitsel açıdan davacı markası ile iltibas yaratacak nitelikte olduğu, Dava konusu edilen ürün, bir “kozmetik ürün” olup, davacının 2021 181026 sayılı markası hali hazırda “kozmetik ürünleri” içermektedir. Dolayısıyla, dava konusu ürün ile davacı şahsa ait marka arasında emtia bakımından ayniyet bulunduğu, Davalı şirket, dava konusu ürünü Güney Kore’den tedarik ettiğini beyan etmiş olup, ürün ambalajı üzerinde dava dışı üçüncü kişi konumundaki Koru Pharma Vo., Ltd. unvanı yer almaktadır. Anılan şirket, davacı ile distribütörlük ilişkisi içinde bulunmakta ise de, Türkiye’de “...” ibareli markanın sahibi münhasıran davacı şahıstır. Markadan doğan hakkın tükenmesi ilkesinin uygulanabilmesi için, marka hakkına konu ürünlerin, marka sahibi ya da onun rızası ile piyasaya sürülmüş olması gerekmektedir. Diğer bir deyişle, marka hakkı, ürünün piyasaya sürülmesiyle birlikte o ürün bakımından tükenir. Ancak somut olayda, dava konusu ürünlerin, doğrudan davacı tarafından ya da onun rızasıyla piyasaya sunulduğu yönünde herhangi bir tespit bulunmamaktadır. Dolayısıyla doğan hakkın tükendiğinden söz edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Davalı şirket tarafından satışı yapılan ürünlerin Koru Pharma tarafından üretilen orjinal ürünler olup olmadığı ve markanın sahibinin izni ile ülkeye sokulup sokulmadığına ilişkin davalıya delillerini bildirmesi için süre verilmiş davalı tarafından herhangi bir belge sunulmamış, dolayısıyla davacı markasına tecavüz şartlarının oluştuğu, TAZMİNAT TALEPLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRMELER; Davacı taraf yoksun kalınan kar ile ilgili tecavüz edenin rekabeti olmasaydı hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir üzerinden tazminatın hesaplanmasını istemiştir. Davalıya atfedilen “...” ibareli ürün satışlarının ilk olarak 19.03.2024 tarihli e-Arşiv faturası ile gerçekleştirildiği tespit edilmiştir (Ek-1: Davalı “...” ürünü satış faturaları). Bu çerçevede, dava tarihi 16.10.2024 olduğu gözetilerek, ihlâl dönemi 19.03.2024–16.10.2024 tarih aralığı olarak belirlenmiştir. DAVACI TARAFIN FİNANSAL VERİLERİ; Davacı Tarafın .... Markalı Ürün Satışları Davacı ....’nin ilgili dönemlerdeki satışlarında ihlalin etkisini belirleyebilmek amacıyla, “Pink Glow” ürünü satış faturalarına ait aşağıdaki liste incelenmiştir.(Ek- 2 Davacı “Pink Glow” satış faturaları listesi) Davacı tarafça sunulan ve ön muhasebe kayıtlarıyla uyumlu olduğu “...” ibareli ürünün 2022–2025 dönemine ilişkin aylık satış adetleri incelendiğinde, ürün satış adetleri 2022 yılında 1.407, 2023 yılında 951, 2024 yılında ise 1.474 adet olarak gerçekleşmiş olduğu, İhlâl dönemi 19.03.2024–16.10.2024 tarihleri arasındadır. Satış verileri aylık bazda tutulduğundan ve ihlâl ay ortasında başlayıp ay ortasında sona erdiğinden, eldeki verilerin kısıtlılığı nedeniyle ihlâl dönemini takvim aylarıyla bire bir örtüştürmek teknik olarak mümkün olmamış ve bu nedenle, ihlâl döneminin büyük kısmını kapsayan Mart–Ekim 2024 ayları dikkate alınarak değerlendirmeler yapılmıştır. Davacıya ait aylık satış verileri üzerinden yapılan hesaplamada, Mart–Ekim 2024 döneminde ... satış adedi toplam 792 adet olup, bu tutar 2022 yılında 780, 2023 yılında 653 adet olarak gerçekleşmiştir. Bu çerçevede; Mart–Ekim dönemlerine ilişkin satış adetlerinin, yıllar itibarıyla aynı büyüklük mertebesinde seyrettiği 2025 yılında ise 370 adet seviyesine gerilediği, Öte yandan, davacıya ait satış verilerinin seyrinin yalnızca ihlâle bağlanmasının güç olduğu, satış hacmini etkileyebilecek birden fazla unsur bulunduğu, nitekim genel makroekonomik koşullar ve tüketici harcama eğilimleri, döviz kuru ve fiyat seviyesindeki değişimler, sektördeki rekabet ve muadil ürünlerin pazara giriş–çıkışları, uygulanan fiyat politikaları ve dönemsel kampanyalar, pazarlama ve tanıtım faaliyetlerindeki artış/azalışlar ile sağlık/kozmetik ürünlerine yönelik talepteki dönemsel dalgalanmalar gibi birçok unsur satışlar üzerinde etkili olabildiği, Bu çerçevede, mevcut satış verilerinin ihlâlin miktar olarak etkisini tam olarak ortaya koymayacağı, yukarıda ifade ettiğimiz nedenlerle satışlardaki değişimin tamamının doğrudan ve tek başına ihlâle atfedilmesinin mümkün olmadığı; verilerin, ihlâlden kaynaklanan etkileri tam ve net olarak ortaya koymaktan ziyade, diğer bilgi ve belgelerle birlikte yorumlanması gereken göstergeler olarak dikkate alınması gerektiği, Davacının İhlal Dönemi; Dosya kapsamından davacı gerçek kişi ..... Kayıtlarının dikkate alınmasını beyan ettiği, Davacı şirkete ait 2024 hesap dönemi incelendiğinde, 2024 yılında net satışların 38.527.502,16 TL, brüt kârın 16.048.416,19.-TL olduğu, pazarlama, satış ve dağıtım giderlerinin 11.711.084,78 TL, genel yönetim giderlerinin ise 2.110.313,04.-TL düzeyinde gerçekleştiği, brüt kârdan yalnızca pazarlama, satış ve dağıtım giderleri indirildiğinde, 2024 yılı için genel yönetim giderleri hariç faaliyet kârı 4.337.331,41 TL olup, bu tutar net satışların yaklaşık %11,26’sına karşılık gelmektedir. İhlâl dönemi 19.03.2024–16.10.2024 tarihleri arasında ve 2024 yılı içinde yer aldığından, bu oran yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında davacının ihlâl dönemine ilişkin kârlılık oranı olarak esas alınmıştır. Genel yönetim giderleri; kira, idari personel, ofis, muhasebe ve benzeri nitelikte, satış gerçekleşsin ya da gerçekleşmesin işletmenin varlığını sürdürebilmesi için katlanılması gereken yapısal giderlerdir. İhlâle konu ... ürünü bakımından “ihlâl olmasaydı elde edilebilecek kâr”ın belirlenmesinde amaç, ilgili ürünün satış faaliyeti üzerinden işletmeye sağladığı katkı kârlılığını görmek olduğundan, brüt kârdan yalnızca pazarlama, satış ve dağıtım giderleri düşülerek genel yönetim giderleri hariç faaliyet kârı hesaplanmıştır. İHLAL DÖNEMİ SATIŞ HASILATININ BELİRLENMESİ (YOKSUN KALINAN SATIŞ HASILATI) Davalı Tarafın İhlal Konusu Ürün Satışları Dosya kapsamına kazandırılan faturalar incelendiğinde, davalı tarafından satışı yapılan ürünün ......” ibaresiyle yer aldığı, bu ibarenin davacıya ait “...” markasını içermesi nedeniyle ihlâl konusu kullanım kapsamında değerlendirildiği, Söz konusu faturalar itibarıyla tespit edilen davalının “...” ibareli ürün satışları aşağıdaki tabloda özetlenmiştir: Tarih Fatura No Fatura türü Miktar (adet) 19.03.2024 ... 14.05.2024 ... 20.08.2024 ... 26.08.2024 ... 09.09.2024 . Davalı muhasebe kayıtlarında ürün bazında takibi sağlayacak yardımcı alt hesaplar kullanılmadığı belirlenmiş olup, ürün bazında ayrıştırmaya imkân veren bir stok/satış kaydına rastlanmadığı dikkate alınarak, ... ürün satışları ibraz edilen faturalar üzerinden belirlenmiş dolayısıyla davalının ihlâl döneminde tespit edilebilen toplam ... satış miktarı 207 adet olarak belirlenmiştir. Dava dilekçesi ekinde sunulan davalıya ait gümrük beyannamesi ile Güney Kore menşeli ..... firmasının davalı adına düzenlediği faturada toplam 212 adet ... ibareli ürün bulunduğu, tarafımıza ibraz edilen satış faturalarında ise ihlâl döneminde 207 adet ürün satışının belgelendiği görülmüştür. Bu kapsamda “.... ürününün, satış faturalarında yer alan satış miktarları ile gümrük belgelerinde yer alan alış miktarlarının birbiriyle uyumlu olduğu, Yukarıda özetlenen 207 adetlik satış, somut olay bakımından ihlâl döneminde davalı tarafından gerçekleştirilen ... ibareli ürün satışları olarak dikkate alınmıştır. Davacının İhlâl Dönemindeki Birim Satış Fiyatının Belirlenmesi Davacı tarafın ... ibareli ürün bakımından ihlâl döneminde uyguladığı fiyatların tespit edilebilmesi amacıyla, tarafıma ibraz edilen 2024 yılına ait satış faturalarından örneklem niteliğinde bir grup fatura incelenmiştir. (Ek-3 Davacı ... ürün satış faturaları örnekleri) Bu kapsamda, faturalar üzerindeki ürün adetleri ve KDV hariç satış tutarları dikkate alınarak hesaplama yapılmış, faturalar incelendiğinde; Bazı faturalar üzerinde ... ürününün belirli adetlerinin bedelsiz olarak sevk edildiği kampanya/iskonto uygulamaları bulunduğu, Estetik/kozmetik ve tıbbi ürünler sektöründe, belirli miktarda ürün alımına ek olarak bedelsiz ürün verilmesinin, uygulamada sıklıkla karşılaşılan bir kampanya yöntemi olduğu bilinmektedir. Ekonomik açıdan bakıldığında bedelsiz verilen ürünlerin, bedel tahsil edilen ürünlere yayılmış iskonto niteliğinde olduğu değerlendirilmektedir. Bu nedenle, yalnızca bedelli satırları dikkate alarak birim fiyat hesabı yapılması hâlinde, davacının fiili fiyatlama politikasında yer alan “bedelsiz ürün” uygulaması göz ardı edilmiş olacak, bu da fiilen müşterilere yansıtılan ortalama birim fiyatı olduğundan daha yüksek belirlemeye yönelik bir sonuç yaratabilecektir. Bu sakıncayı gidermek amacıyla, ... ürününün ihlal dönemindeki örnek faturalar esas alınarak; bedelli satırlara ait toplam net tutarın, fatura edilen bedelli ve bedelsiz tüm ... adetleri toplamına bölünmesi suretiyle fiili ortalama birim net satış fiyatı hesaplanmıştır. Başka bir ifadeyle, bedelsiz verilen kutular da davacının fiyatlama politikasının bir unsuru olarak değerlendirilmiş ve bu kutuların bedeli, bedel tahsil edilen diğer kutuların satış fiyatlarına yayılmış kabul edilmiştir. Bu çerçevede: ihlal dönemi için örneklem olarak incelenen satış faturalarında toplam 48 adet ürün hareketi (bedelli + bedelsiz) bulunduğu ve aynı dönemde bu ürünler için tahsil edilen toplam KDV hariç net satış tutarının 405.927,01 TL olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu tutarın toplam adet sayısına bölünmesi suretiyle, ihlal dönemi için davacının ... ürünü bakımından fiili ortalama net birim satış fiyatı yaklaşık 8.456,81 TL/kutu olarak hesaplanmıştır. (Hesaplamalarda yuvarlama yapılarak 8.457 TL/kutu esas alınmıştır.) YOKSUN KALINAN KAZANÇ ; Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan hesaplamalar çerçevesinde, davalı tarafın ihlâl döneminde gerçekleştirdiği 207 adet ... satışının, ihlâl olmasaydı davacı tarafından 8.457 TL/adet satış fiyatı üzerinden gerçekleştirilebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda, davacının ihlâl olmasaydı elde edebileceği varsayımsal satış hasılatı yaklaşık 1.750.560 TL (207 x 8.457 ) olarak hesaplandığı, Bu tutara, davacı şirketin 2024 yılı gelir tablosu üzerinden hesaplanan ve genel yönetim giderleri hariç faaliyet kâr marjını ifade eden %11,26 oranının uygulanması sonucunda ise, ihlâl nedeniyle yoksun kalınan kâr tutarı yaklaşık 197.113,00.- TL olarak hesaplandığı, Netice itibariyle, Dava konusu kullanımın davacı markasından doğan hakları ihlal ettiği ve markadan doğan hakkın tükenmesi koşullarının oluşmadığı, Davacı şahsa ait marka kapsamında yer alan “kozmetik ürünleri” emtiası ile dava konusu edilen ürünün aynı/aynı tür olduğu, Davacı şahsa ait marka ile dava konusu edilen markasal kullanıma konu markanın görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, Davacı şahsın markadan doğan hakkının ihlali koşullarının oluştuğu, Davalının“....” ibareli ürün satışlarının ilk olarak 19.03.2024 tarihli e-Arşiv faturası ile gerçekleştirildiği, dava tarihi 16.10.2024 olduğu gözetildiğinde ihlâl döneminin 19.03.2024–16.10.2024 tarih aralığı olarak esas alınmasının uygun olduğu, Davacıya ait 2022–2025 dönemine ilişkin “....” ürün satış adetleri incelendiğinde, satış hacminin genel ekonomik koşullar, fiyatlama, kampanyalar, rekabet ve benzeri çok sayıda unsurdan etkilenmiş olabileceği, bu yönüyle ihlalin miktar ve tutar olarak davacı satışlarındaki etkisinin doğrudan ve tam olarak belirlenmesinin mümkün olmadığı, Davalı tarafından ihlâl döneminde gerçekleştirilen ve faturalarla belgelendirilebilen toplam 207 adet ... ibareli ürün satışı bulunduğu, davalı muhasebe kayıtlarında ürün bazında yardımcı alt hesap kullanılmaması nedeniyle ürün bazlı ayrıştırmanın faturalar üzerinden yapılabildiği, bu 207 adetlik satışın somut olay bakımından ihlâl dönemine ilişkin satış miktarı olarak dikkate alındığı ve bu miktarın davalının gümrük beyannamesinde beyan ettiği ithal edilen ürün miktarlarıyla uyumlu olduğu, Davacıya ait 2024 yılı ... satış faturaları incelenerek, bedelli satırlara ilişkin toplam KDV hariç satış tutarının, aynı dönemde fatura edilen bedelli ve bedelsiz tüm ... adetleri toplamına bölünmesi suretiyle, ihlâl dönemi açısından fiilî ortalama birim satış fiyatının yaklaşık 8.456,81 TL/adet (yuvarlanmış olarak 8.457 TL/adet) seviyesinde gerçekleştiğinin tespit edildiği, . Davalı tarafından ihlâl döneminde satılan 207 adet ... ürününün, ihlâl olmasaydı davacı tarafından aynı ortalama satış fiyatı üzerinden pazara sunulabileceği kabul edildiğinde, davacının yoksun kaldığı varsayımsal satış hasılatının yaklaşık 1.750.560.-TL olarak hesaplandığı, Davacı şirketin 2024 yılı gelir tablosu üzerinden, genel yönetim giderleri hariç faaliyet kâr marjının net satışların yaklaşık %11,26’sına karşılık geldiği, bu oranın varsayımsal satış hasılatına uygulanması suretiyle, ihlâl nedeniyle yoksun kalınan kâr (kazanç) tutarının yaklaşık 197.113,00.- TL olarak hesaplandığı, şu hale göre 197.113,00.-TL maddi tazminat ile 50.000,00.-TL manevi tazminat takdirinin hakkaniyete uygun olacağı, tazminatlara 19.03.2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi işletilmesi gerektiği sonuç ve kanaatlerine ulaşılmış davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulumşutur. H ÜK Ü M : Davanın Kısmen Kabulüne, Tecavüzün tespitine, men ve ref'ine, 197.113,00.-TL maddi tazminatın 19.03.2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 50.000,00.-TL manevi tazminatın 19.03.2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Alınması gereken (247.113,00.-TLx%068,31)=16.880,28-TL harçtan, peşin alınan (8.540,46+3.364,49)=11.904,95.-TL harcın mahsubu ile, eksik kalan (16.880,28-11.904,95)=4.975,33.-TL nispi bakiye karar harcının davalı şirketten tahsili ile hazineye irat kaydına, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A-13 ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi m.7/3 hükmü uyarınca 3.800,00.-TL arabulucu ücretinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen maddi tazminat için hesap edilen takdiren 55.000,00-TL maktu, kabul edilen manevi tazminat için hesap edilen takdiren 50.000,00.-TL nispi ve kabul edilen diğer maddi istemler için hesap edilen takdiren 55.000,00.-TL maktu olmak üzere üç ayrı vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Davanın manevi tazminat bakımından kısmen reddedilmesi ve davalının kendisini vekil ile temsil ettirmeleri sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen takdiren 50.000,00.-TL nispi ücreti vekaletin davacılardan alınarak davalı şirkete verilmesine, Davanın kabul ret oranının takdiren %90 olarak kabulüne, Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması nedeniyle, davacının peşin yatırdığı 11.904,95.-TL'nin tamamının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının bunun dışında yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı 34.169,66.-TL yargılama giderinin %90'ının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalının yapmış olduğu bir gider bulunmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili vekilinin yüzlerine karşı, davalı vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.24.06.2026
Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 11.824,66.-TL P.P : 22.345,00.-TL TOPLAM : 34.169,66.-TL