İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/414 E. 2025/438 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/414
Karar No
2025/438
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/414 Esas - 2025/438

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2024/414 KARAR NO : 2025/438

DAVA : Marka ... sayılı ... Kararı İptali DAVA TARİHİ : 03/10/2024 KARAR TARİHİ : 03/11/2025 Yazım Tarihi: 21/11/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili ... İskenderoğlu’ nun müşterek haklılık esasına göre hak sahibi olduğu tescilli sekiz hizmet markasının “...” asli unsurunu içerdiğini, müvekkili davacının müştereken maliki olduğu hizmet markalarının aynı zamanda müvekkil tarafından işletilen “... ... Turz.ve Gıda San. Tic. İht.İhc.A.Ş işletmesinin “ ticaret unvanının vurgulayıcı unsuru olduğunu, “...” ibaresinin, müvekkil gerçek kişiye ait .... San. Tic. İht.İhc.A.Ş ticari işletmelerinin “ işletme adı “ olarak da kullanıldığını ve tescilli olduğunu, .../ ... esas unsurlu ve ... hizmet markaları, başlangıçta ... (müvekkil gerçek kişinin üst soyu/dedesi) tarafından ... ön ismi (soyadi kanunu öncesinde ) tanıtma işareti olarak işletme adında kullanıldığını ve fakat aynı zamanda emtia (pideli döner kebap ) ve hizmetlerde (lokantacılık) tescilsiz marka olarak sembolleştirildiğini ve markasal kullanıldığını, .../... ... ismi ve ... markalar 1867 tarihinden bu yana önceleri fiilen ihdas ve istimal edilerek pideli döner kebaplarla ilgili olarak imal ve icra edildiği mal ve hizmetlerde meşhur ve maruf hale geldiğini, ... /... ... esas unsurlu ve ... adı geçen markaların 1867 yılından beri kullanılarak tanınmış marka olduğu yakın geçmişte verilen yargı kararları ile sübut bulduğunu, müvekkil markalarından “...“ , “...., ... “ markalarinin ... sözleşmesinin birinci mükerrer 6 ve ... Sözleşmesinin 16/3 mad. gereğince tanınmış markalar olduğu yönündeki Yerel Mahkeme kararları ..... Hukuk Dairesinin içtihatları ile kabul edildiğini (.... sayılı ilamı ), 12.11.2005 tarih ve .... sayılı .... davacı müvekkile ait ... markasının Tanınmış Marka olduğu bir kez daha teyit edildiğini, müvekkile ait "... ..." markasının tanımışlığı ise ....’ nin 16.10.2006 tarih ve .... sayılı kararı ile söz konusu olduğunu, müvekkili, markalarının yaygın ad haline gelmemesi için yazılı ve görsel basın aracılığı ile son derece yoğun tanıtım, reklam, röportaj faaliyeti içinde olduğunu, müvekkil markalarının yemek ismi olduğuna dair alınmış ve kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadığı gibi, gerek Yerel Mahkeme kararları gerekse Temyiz mahkemesi tarafından, “...” ve ... markaların yemek ismi / jenerik isim olmadığı, markaların tanınmış markalar olduğu gerekçeleri ile bu yönde açılan davaların reddedildiği ve Onama kararları ile de kesinleştiğini, tescil başvusuna bakıldığında, başvuru sahibinin ... ibaresini bir yemek ismi/jenerik isim gibi kullandığını, ...’in tanınmış marka olup, yemek ismi/jenerik isim olmadığını, marka başvuru sahibi davalının dava konusu markayı tescil ettirmek istemesinin kötü niyetli bir tutum olduğunu, " ..." isminin bir eşya/ürün ismi gibi başvuruda belirtilmesi, kötüniyet yanında müvekkil davacı markasını sulandırmak amacını taşıdığını ifade ederek .... 10.09.2024 tarih ve ... sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı Firma Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davaci her ne kadar ... kararına SMK 6/1 maddesini ileri sürerek itiraz etmiş olsa dahi karara itiraz dilekçesinde belirtilen diğer markaların markalar dairesi başkanliği nezdine yapilan yayına itiraz aşamasında ileri sürülmeyip ilk kez Kurul nezdinde yapilan karara itiraz aşamasında ileri sürülmesi nedeniyle ... kararının aynen onanmasını talep ettiğini, davacının eskiye dayalı kullanım gerekçeli itirazının kabul edilmesi için öncelikle iddiasını ispatlaması gerektiğini, ne var ki davacı itirazlarında bu hususu ispatlayamadığını, .... alfabesi kullanılan bir dil olup ... kelimesi, altında küçük küçük dilimlenmiş pide bulunan, üzerine salça ve kızgın tereyağı dökülen, istenirse yoğurtlu da olabilen, yaprak yaprak kesilmiş döner kebabını betimlemek için kullanıldığını, bu benzerliğe rağmen ... kelimesinde kullanılan, yazı tipi ve puntonun farklı olduğunu, markaların benzerliği değerlendirmesinde korunan değer, tüketicilerin hizmet veya ürün satın alımında marka intibasının asli unsur olması, markanın ticari faaliyetlerinin emsallerine göre ayırt edici olmasi ve bu yüzden tercih edilmesi olduğunu, Türkiye'de ve yurtdışında "..." kelimesi tüketicide bir marka değil; bir yemek ismi olarak algıandığını, tüketicinin gıda tercihinde marka ayırt etmesinde etkili bir unsur olarak görünmediğini, aksini iddia eden davacının somut olarak tüketici tercihlerinin hangi algoritmaya bağli olarak değiştiğinin araştırmasını yapması ve eldeki dosyaya sunması gerektiğini, müvekkilin tescilli marka kullanımın iltibasa yol açıp açmadığı ancak ve ancak pazar araştırması yapılarak tespit edilebileceğini, davacının tescilli markalarının tanınmışlığına dair bir delil sunmaması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, müvekkilin, marka tescil başvurusu yaparken davacı markanın spekülasyona uğraması, markanın hukuka aykırı şekilde yedeklenmesi, şantaj, markanın kullanımını engelleme gibi saiklerle hareket etmediğini, müvekkilin basiretli bir tacir olduğunu, davacının salt müvekkil markanın tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmesi adına mesnetsiz olarak ileri sürdüğü kötüniyet iddialarını kabul etmenin mümkün olmadığını ifade ederek davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında davacı itirazı kabul edilmeyen kısımlar açısından SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım, SMK 6/4-5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı yönündeki iddialarına bağlı ... sayılı ... Kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 11/09/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 03/10/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "... ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ....sayılı "... " ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, eskiye dayalı kullanım ve ... sayılı marka ile tanınmışlık gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Karıştırılma, ilişkilendirilme olasılığı ve tanınmışlık gerekçeli itirazlar belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda, işbu ... numaralı "... ..." ibareli başvuru ile itiraza gerekçe olan .... sayılı "... " ibareli markaların benzer olduğu görülmekle birlikte, muterize ait ... sayılı "..." ibareli markasının .... sicilinde de kayıtlı tanınmış markalar arasında yer aldığı, bu tanınmışlığın "..." markasının et ürünleri, kebap ve lokantacılık alanındaki yüksek bilinirlik düzeyinde kaynakladığı tespit edilmiştir. Başvuru konusu markanın muterize ait tanınmış marka ile benzerlik içermesinin yanı sıra, başvuru kapsamında yer alan "Sınıf 35: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" hizmetlerin de gıda sektörüne ait/bağlantılı mal/hizmetler olması ve markanın tali unsurunun "..." ibaresi olması nedeniyle başvuru sahibinin muteriz ile aynı sektörde faaliyet gösterdiği/gösterme niyetinde olması gibi hususlar göz önüne alındığında, başvurunun tescilinin muterize ait tanınmış "..." markasının ününden haksız yarar sağlayabileceği ve itiraza mesnet gösterilen markalar ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu kanaatine varıldığından itirazın belirtilen hizmetler kısmen kabulü gerekmiştir. Öte yandan karara itiraz dilekçesinde belirtilen diğer markaların ... nezdine yapılan yayına itiraz aşamasında ileri sürülmeyip ilk kez Kurul nezdinde yapılan karara itiraz aşamasında ileri sürüldüğü, bu durumun itiraz kapsamının genişletilmesi sonucunu doğurduğu tespit edildiğinden belirtilen markalar Md. 6(1) incelemesinde dikkate alınmamıştır. Son olarak, itiraz sahibinin eskiye dayalı kullanım gerekçeli itirazı ise, itiraz ekinde söz konusu iddianın ispatlanamamış olması nedeniyle haklı bulunmamıştır. Sayılan nedenlerle karar aşağıdaki şekilde tesis edilmiştir. KARAR İtirazın kısmen kabulüne ve başvurunun "Sınıf 35 : Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" bakımından kısmen reddine oybirliği ile karar verilmiştir. " ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. SMK 6/4 maddesine göre tanınmış markada ; ... sözleşmesi kapsamında tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, işaret ve emtia açısından aynı veya benzerinin Türkiye'de aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından başvurusunun yapılması halinde itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmektedir. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ... ... (...) ...

27/06/2025 tarihli Bilirkişi Raporunda ÖZETLE; "1- Dava konusu başvuru markası kapsamında yer alan dava konusu emtialar ile davacı yanın önceki tarihli dayanak markaları kapsamında yer alan emtiaların aynı ya da benzer olmadığı, 2- Dava konusu marka başvurusu ile davacı markalarının, görsel, işitsel ve kavramsal açıdan ve genel görünümleri itibariyle benzer olduğu, 3-Ancak, taraf markaları arasında çifte benzerlik kuralı oluşmadığı için somut olayda SMK 6/1 koşullarının oluşmadığı, 4-Davacı tarafın “önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği” iddialarının davalı markasının tesciline bir etkisinin olamayacağı 5-Davacı tarafın markasının tanınmışlığının dava konusu edilen markanın tesciline bir engeli olmadığı, 6-Davacı tarafın “kötü niyet” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği, 7-Dava konusu ... sayılı ... kararının yukarıdaki değerlendirmeler ile uyumlu olduğu, " şeklinde ifade edilmiştir. Davalı firma vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.

GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "... ... " ibareli marka başvurusu ile davacının " ... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; Diğer yönden dava konusu başvuru markasının kapsamında bırakılan 35. Sınıftaki 29 ve30. Sınıfa ait tüm malların satış hizmetleri ile davacının .... sayılı "... " ibareli markasının 43.ncü sınıfındaki "Yiyecek ve İçecek hizmetleri" ile benzer/ilişkili/bağlantılı emtialar olduğundan emtia benzerliği de gerçekleştiği; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yargılama konusu yukarıda belirtilen mallar/hizmetler açısından ayırdığı satın alma /faydalanma süresi içinde davalının başvuru markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının itiraz mesnedi " ... " ibareli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki taraf markasındaki baskın ... ibaresindeki benzerlik nedeniyle yanılgı yaşayabileceği, benzerlik nedeniyle bu mallar/hizmetler açısından her iki taraf markasının aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme markaları olarak algılanabileceği , taraf markaları arasında bu mallarda/hizmetlerde SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluştuğu; Bu emtialar açısından aksi yöndeki ... kararı yanlış olarak değerlendirildiği; Bunun dışında kalan emtialarda ise SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluşmadığı; Diğer yönden ise ; Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, Somut olayda SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( yani davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan davalı başvurusu nedeniyle " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Ancak bu durumlar yukarıda açıklanan kısmi iltibası ortadan kaldıran sebepler oluşturmadığından neticeden dava kısmen kabul edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 2-Dava konusu ... sayılı ... kararının dava konusu edilen ... sayılı markanın kapsamında yer alan 35. Sınıftaki 29 ve30. Sınıfa ait tüm malların SATIŞ HİZMETLERİ yönünden ... kararının KISMEN İPTALİNE 3-Diğer kısımlar yönünden davanın REDDİNE 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye187,80 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 5-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle eşit şekilde davalılara verilmesine, 6-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 7-Davacının yaptığı; 13.500,00 TL bilirkişi ücreti, 1.380,00 TL tebligat gideri, 615,40 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 15.495,40TL nin kabul ve red oranına göre takdiren 1/2 si olan 7.747,70 TL nin davalılardan eşit tahsili ile davacıya verilmesine, geri kalan masrafların davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı firma vekilinin yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 03/11/2025

Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/414, K. 2025/438, T. 03.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-414-e-2025-438-k-48e98e4759bf