İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/414 E. 2025/1034 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/414
Karar No
2025/1034
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/414 Esas KARAR NO : 2025/1034 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ: 15/08/2024 KARAR TARİHİ : 19/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVADA; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının ... Çevre Danışmanlık Mühendislik Tic. Ltd. Şirketinin tün hisselerinin sahibi, eski ortağı olduğunu, davacı şirket ile taraflar arasında Ticari İşletme Devir Sözleşmesine istinaden ... Çevre Danışmanlık Mühendislik Tic. Ltd. Şti'nin devri 31/12/2022 tarihi itibari ile ...'a devredildiğini, davalıya ait dönem olan 2022 yılında şirkette kullanılan faturaların bir kısmının usulsüz olması nedeniyle Gelir İdaresi Başkanlığı İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı Konak Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 16/04/2024 tarih ve... sayılı yazısı ile sahte belge düzenlemek fiilininde dolayı Vergi Tekniği Raporu düzenlenmiş olan firmadan davacı şirketinde alışverişinin olduğu, alışverişi yapan firmaların sahte belge kullanıcısı olduğundan bahisle, 2022 yılı için 7440 sayılı Kanunla getirilen KDV matrah arttırımından ... Çevre Danışmanlık şirketinin de yararlanıldığının tespit edilmiş olduğu, devir sözleşmesi kapsamında sorumluluk önceki şirket sahibine ait olduğundan bahisle durumun davalıya iletildiği, davalı tarafından işlem yapmaya yanaşılmadığı, buna binaen vekaletsiz iş görme hükümlerine göre önce gerekli beyannamenin verildiğini, ödenmesi gerekli KDV faizi ve gecikme cezası davalıya bildirildiğini, davalının yanaşmaması üzerine şirket tarafından tahakkuk eden KDV faizi ve gecikme cezasının ödendiğini, buna göre 26.691,98 TL KDV, 6.673,00 TL vergi ziyaı, 308,30 TL damga vergisi, 210,00 TL usulsüzlük cezası, 2.010,00 TL usulsüzlük cezası, 10.676,79 TL KDV borcunun gecikme faizi tutarlarında toplam 49.570,07 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödemelerin talep edilmesine rağmen ödenmemesi üzerine davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz edildiğini, borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin talep edildiği görülmüştür. CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; Öncelikle davacı yanın 2022 yılında kullanılan faturaların usulsüz olması ve vergi denetiminde bunların açığa çıkması nedeniyle Konak Vergi Dairesi'nin yazısı üzerine tahakkuk eden vergi borcunun kendisi tarafından ödendiğini iddia ettiğini, davalı tarafından şirket devrinden önce hiç bir yıl ve dönemde davacı yanın iddia ettiği gibi usulsüz fatura kullanılmadığını, davacı yanın iftira mahiyetinde işbu iddialarının muhatabı olan davalı, ... Çevre ve Danışmanlık Müh. Ticaret ve Limited Şirketinin tek ortağı olarak sahibiyken yıllarca 100 den fazla firmaya Çevresel Etki yönetimi konusunda danışmanlık ve proje takip hizmetleri verdiğini, ayrıca icra takibine konu edilen ve dava dilekçesinde ödendiği iddia edilen KDV, vergi ziyaı, damga vergisi, usulsüzlük cezası ve KDV borcunun gecikme faizi tahakkuk ve ödemeleri davacı yanında belirttiği üzere davalının şirket hisselerini devrinden sonrasına dayandığını, dolayısıyla şirketi devralan ortak olan davacı yanın kendi keyfiyeti ve iradesi ile aftan yararlanan davacı yanın giderlerden (vergiden) davalıyı sorumlu tutmasıının hukuken mümkün olmadığını, şirketi devralan ...'la davalı arasında Ticari İşletme Devir Sözleşmesinde davalının şirketin devrinden sonra tahakkuk eden/ doğan ve muaccel hale gelen hiç bir borçtan sorumlu tutulamayacağı maddesinin yer aldığını, davalının ... Çevre Limited Şirketinin tüm hisselerini 2023 yılı başında ...’a devrettiğini, devir sonrasında davalının alacaklı gözüken şirket nezdinde 1 yıldan uzun süre çalıştığını ve maaşını dahil hiçbir alacağını alamadığnıdan iş akdini haklı nedenle feshettiğini, davalı tarafça iş akdinin haklı nedenle feshedilmesi sonrasında alacaklı gözüken şirket aleyhinde İzmir ... Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında işçilik alacaklarını alma maksaydıyla dava ikame edildiğini, yargılamanın halen devam ettiğini, Nitekim davacı yanın kötü niyetli bir şekilde Seferihisar İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı ve takibe itiraz üzerine işbu davayı açtıklarını, davacı yanın ödediğini iddia ettiği vergi ödemelerinin davalı tarafından icra takibi başlatıldığında öğrenildiğini, bu sebeple davalı yönünden temerrüt oluşmadığından işlemiş faizden davalının sorumlu tutulmaması gerektiğini, izah edilen nedenlerle, haksız ve mesnetsiz davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine, Mahkemenin aksi kanaate olması halinde davalının davacı yandan alacaklı olduğu işçilik alacaklarından davaya konu miktarların takas-mahsubuna karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. BİRLEŞEN İZMİR....' NİN ... ESAS SAYILI DOSYASINDA; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...'in, ... Çevre Danışmanlık Mühendislik Tic. Ltd. Şirketinin tüm hisselerinin sahibi ve eski ortağı olduğunu, müvekkili şirket ile taraflar arasında yapılan ticari bir işletme devir sözleşmesine istinaden ... Çevre Danışmanlık Mühendislik Tic. Ltd. Şti.'nin devrinin 31/12/2022 tarihi itibari ile davacı şirketin hali hazırdaki temsilcisi olan ...'a yapıldığını, davalının 2022 yılında ... Çevre Ltd. Şti' nde kullandığı faturaların bir kısmının usulsüz olması nedeniyle Konak Vergi Dairesince sahte belge düzenlemek fiilinden ötürü davacı şirket hakkında rapor düzenlendiğini, rapor uyarınca davacı şirket hakkında tahakkuk ettirilen KDV faizi ve gecikme cezasının davacı tarafça ödendiğini, söz konusu vergi borçlarının davalı tarafından davacıya ödenmemesi üzerine müvekkilince Seferihisar İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasından davalı hakkında ilamsız takip başlatıldığını, davalının süresinde borca itiraz ettiğinden takibin durduğunu bildirerek öncelikle İzmir .... mahkemesinde görülmekte olan ... esas sayılı dosya ile iş bu dosyanın birleştirilmesine, aksi halde davanın kabulüne itirazın iptaline ve takibin devamına alacak likit olduğundan asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine yargılama gideri harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; Öncelikle davacı yanın 2022 yılında kullanılan faturaların usulsüz olması ve vergi denetiminde bunların açığa çıkması nedeniyle Konak Vergi Dairesi'nin yazısı üzerine tahakkuk eden vergi borcunun kendisi tarafından ödendiğini iddia ettiğini, davalı tarafından şirket devrinden önce hiç bir yıl ve dönemde davacı yanın iddia ettiği gibi usulsüz fatura kullanılmadığını, davacı yanın iftira mahiyetinde işbu iddialarının muhatabı olan davalı, ... Çevre ve Danışmanlık Müh. Ticaret ve Limited Şirketinin tek ortağı olarak sahibiyken yıllarca 100 den fazla firmaya Çevresel Etki yönetimi konusunda danışmanlık ve proje takip hizmetleri verdiğini, ayrıca icra takibine konu edilen ve dava dilekçesinde ödendiği iddia edilen KDV, vergi ziyaı, damga vergisi, usulsüzlük cezası ve KDV borcunun gecikme faizi tahakkuk ve ödemeleri davacı yanında belirttiği üzere davalının şirket hisselerini devrinden sonrasına dayandığını, dolayısıyla şirketi devralan ortak olan davacı yanın kendi keyfiyeti ve iradesi ile aftan yararlanan davacı yanın giderlerden (vergiden) davalıyı sorumlu tutmasıının hukuken mümkün olmadığını, şirketi devralan ...'la davalı arasında Ticari İşletme Devir Sözleşmesinde davalının şirketin devrinden sonra tahakkuk eden/ doğan ve muaccel hale gelen hiç bir borçtan sorumlu tutulamayacağı maddesinin yer aldığını, davalının ... Çevre Limited Şirketinin tüm hisselerini 2023 yılı başında ...’a devrettiğini, devir sonrasında davalının alacaklı gözüken şirket nezdinde 1 yıldan uzun süre çalıştığını ve maaşını dahil hiçbir alacağını alamadığnıdan iş akdini haklı nedenle feshettiğini, davalı tarafça iş akdinin haklı nedenle feshedilmesi sonrasında alacaklı gözüken şirket aleyhinde İzmir... Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında işçilik alacaklarını alma maksaydıyla dava ikame edildiğini, yargılamanın halen devam ettiğini, Nitekim davacı yanın kötü niyetli bir şekilde Seferihisar İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı ve takibe itiraz üzerine işbu davayı açtıklarını, davacı yanın ödediğini iddia ettiği vergi ödemelerinin davalı tarafından icra takibi başlatıldığında öğrenildiğini, bu sebeple davalı yönünden temerrüt oluşmadığından işlemiş faizden davalının sorumlu tutulmaması gerektiğini, izah edilen nedenlerle, haksız ve mesnetsiz davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine, Mahkemenin aksi kanaate olması halinde davalının davacı yandan alacaklı olduğu işçilik alacaklarından davaya konu miktarların takas-mahsubuna karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. DELİLLER: Konak Vergi Dairesine, Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan yazı cevapları, 20/03/2025 tarihli bilirkişi raporu, 17/06/2025 tarihli ek bilirkişi rapor dosyamız arasındadır. Asıl davaya dayanak Seferihisar İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... Çevre Danış. Müh. Tic. Ltd. Şti.'nin borçlu ... aleyhine takibe girişildiği, takip dayanağının ... Çevre Danış. Müh. Tic. Ltd. Şti'nin devrinden önceki döneme ait davalı adına ödenen KDV matrahı artırım bedeli ve ... Çevre Danış. Müh. Tic. Ltd. Şti'nin devrinden önceki döneme ait borçlu adına ödenen Kurumlar Vergisi matrahı artırım bedeli olmak üzere toplam 242.651,02 TL alacak üzerinden icra takibine girişildiği, borçlunun itirazın üzerine takibin durduğu görülmüştür. Birleşen dosyaya konu Seferihisar İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... Çevre Danış. Müh. Tic. Ltd. Şti'nin borçlu ... aleyhine takibe girişildiği, takip dayanağının ... Çevre Danış. Müh. Tic. Ltd. Şti'nin devrinden önceki döneme ait tahakkuk eden ve borçlu adına ödenen KDV, vergi Ziyaı alacağı, Damga vergisi, Usulsüzlük cezası olmak üzere toplam 35.893,28 TL asıl alacak, ... Çevre Danış. Müh. Tic. Ltd. Şti'nin devrinden önceki döneme ait tahakkuk eden ve borçlu adına ödenen KDV tutarının gecikme faizi 10.676,79 TL olmak üzere toplam 46.570,07 TL toplam alacak yönünden icra takibine girişildiği, borçlunun itirazı üzerine takibin durdurulduğu görülmüştür. Mahkememizin 12/02/2025 tarihli duruşmasının 4 nolu ara kararı uyarınca dosyanın vergi denetimi konusunda ehil aynı zamanda tercihen yeminli mali müşavir bilirkişiden dosya kapsamına ve yapılan uyuşmazlık tespitine göre konu her iki icra dosya konusu alacaklar bakımından ve bu alacaklara talep edilen faiz istemleri yönünden davacının davalıdan alacaklı olup olmadığına dair rapor alınmasının istenmesi üzerine hazırlanan 20/03/2025 tarihli raporda özetle; Davacı ... Çevre Danış. Müh. Tic. Ltd. Şti.'ne ait yevmiye/kebir defterlerinin ve dekontların incelenmesi neticesinde, kurum vergisi ve KDV matrah artırımları nedeniyle 290.781,22 TL (12 Taksit) ödeme yaptığı, bunun 266.716,12 TL'sinin yasa gereği zorunlu defterlerine kaydedildiği, Davacı ... Çevre Danış. Müh. Tic. Ltd. Şti.'ne ait yevmiye/kebir defterlerinin ve dekontların incelenmesi neticesinde, 2022 yılı Kasım ayına ilişkin düzeltme beyannamesi nedeniyle 44.770,07 TL'nin yasa gereği zorunlu defterlerine kaydedildiği, Kurumlar vergisi ve KDV yönünden matrah artırımı yönünden düzenlenen beyannamelerin 31/05/2023 tarihinde onaylandığı; 2022 yılı Kasım ayına ilişkin düzeltme beyannamesinin 30/04/2024 tarihinde onaylandığı tespit edildiğinden, Davacı ... Çevre Danış. Müh. Tic. Ltd. Şti.'nin, kurumlar vergisi ve KDV matrah artırımı yönünden ve KDV düzeltmesi yönünden ödeme belgelerine istinaden ileri sürülebilecek alacak tutarının toplam 335.551,29 TL olduğu; bu tutarın 266.716,12 TL'sinin yevmiye defterine kaydedildiği; KDV düzeltme beyannamesi düzenlenmesi yönünden dekontlara ve yevmiye defterlerine istinaden ileri sürülebilecek alacak tutarının 44.770,07 TL olduğu, ... Çevre Danış. Müh. Tic. Ltd. Şti.'nin hisselerini devralan ...'la davalı ... (hisselerini devralan) arasında 14/12/2022 tarihinde “Ticari İşletme Devir Sözleşmesi” akdedildiği (Sözleşmeye istinaden 31/12/2022 tarihinde şirket hisselerinn tamamını ...'a devrettiği), sözleşmenin 6 ncı maddesinde “İşbu sözleşmeye konu işletmeye ait olan ve devir tarihine kadar muaccel hale gelmiş tüm borçlardan devreden taraf sorumludur. İşletmenin henüz muaccel hale gelmemiş ancak doğmuş ve doğacak tüm borçlarından ise devralan sorumludur. Devreden devir tarihinden sonra doğan veya muaccel hale gelen borçlardan sorumlu tutulamaz.” hususunu tarafların kendi açılarından yorumlamasının uyuşmazlığın kaynağını oluşturduğu, sonuç olarak Davacı ... Çevre Danış. Müh. Tic. Ltd. Şti.'nin, kurumlar vergisi ve KDV matrah artırımını yönünden ve KDV düzeltmesi yönünden ödeme belgelerine istinaden ileri sürülebilecek alacak tutarının toplam 335.551,29 TL olduğu, bu tutarın 266.716,12 TL'sinin yevmiye defterine kaydedildiği, KDV düzeltme beyannamesi düzenlenmesi yönünden dekontlara ve yevmiye defterlerine istinaden ileri sürülebilecek alacak tutarının 44.770,07 TL olduğu şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.

Yine mahkememizin 11/06/2025 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı uyarınca her ne kadar kazandırılan raporda asıl ve birleşen dosya ayrımı yapılmaksızın bir bütün olarak değerlendirme yapılmış ise de raporun denetime elverişliliği açısından yapılan değerlendirme neticesinde asıl ve birleşen dosya konusu icra dosyasının her biri yönünden ayrı ayrı kanaat bildirir şekilde yeniden rapor tanzimi için önceki rapor sunan bilirkişiye yeniden tevdisi ile ek rapor hazırlanmasının istenilmesi üzerine hazırlanan 17/06/2025 tarihli ek raporda özetle; davacı ... Çevre Danış. Müh. Tic. Ltd. Şti.'nin, kurumlar vergisi ve KDV matrah artırımını yönünden ileri sürebileceği alacak tutarının 290.781,22 TL olduğu (Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas Numaralı, İzmir ... Mahkemesi'nde ... Esas Numaralı dava dosyaları ve Seferihisar İcra Dairesinin ... Esas Sayılı takip dosyası), Davacı ... Çevre Danış. Müh. Tic. Ltd. Şti.'nin vergi teftiş raporunda belirtildiği üzere kullandığı sahte fatura nedeniyle, vergi idaresinin resen düzenleneceği yönündeki ihtarı üzerine düzeltme beyannamesi üzerinde ödenen tutalar nedeniyle ileri sürebileceği alacak tutarının 44.770,07 TL olduğu (İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas Numaralı, Birleşme Kararı sonrasında İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ... Esas Numaralı dava dosyası ve Seferihisar İcra Dairesinin ... Esas Sayılı takip dosyası) görüş ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Asıl ve birleşen dosyada dava, ticari işletmenin devrinden kaynaklı devreden ile devralan arasındaki iç ilişkide devirden önce doğan vergi ve benzeri mali yükümlülükler nedeniyle devredenin sorumlu olduğundan bahisle başlatılmış icra takibinde itirazın iptali ile takibin devamına ilişkindir. Asıl dayaya dayanak Seferihisar İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında devirden önceki döneme ait Kurumlar Vergisi ile KDV matrah artırım bedellerinin tahsili talep edilmiştir. Birleşen dosyaya konu Seferihisar İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında ise vergi cezası, özel usulsüzlük cezası, damga vergisi, KDV tutarının gecikme faizi olan alacak kalemlerinin tahsili talep edilmiştir. Asıl ve birleşen dosya yönünden tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda uyuşmazlık konusu hususlar, ticari işletmenin devrine ilişkin 14/12/2022 tarihli sözleşmenin 6. maddesi kapsamında işletmeyi devreden davalının, devralan davacı tarafından ödenen vergi borçlarından sorumlu olup olmadığı, dava ve takip konusu edilen vergi borçlarının devirden önce doğan borçlar olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Asıl dava, Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı görevsizlik kararı verilerek, dosyanın mahkememize gönderilmesi sonucu ... Esas sırasına kaydedilmiştir. Birleşen dosya, İzmir ... Mahkemesinin 04/09/2024 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı birleştirme kararı ile asıl dava dosyası ile birleştirilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 11/3 maddesinde; "Ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Bu devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir." Buna göre, bir işletmenin devrinden bahsedilebilmesi için malvarlığının veya işletmenin aktif ve pasifiyle birlikte devredilmesi gerekmekte olup, taraflar arasında yapılan sözleşmenin içeriği, tarafların iradelerinin yöneldiği sonuç ve sözleşmenin ifa ediliş şekline göre yapılacak değerlendirmeden devralanın işletmeyi tüm faaliyeti ile bu faaliyetten doğmuş alacak, borç, hak ve malvarlığı ile devraldığı sonucuna varılması halinde yapılan işlemin işletme devri niteliğinde olduğunun kabulü gerekmektedir (Yargıtay . ... 14.02.2013 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararı). Somut olayda tarafların düzenledikleri devir sözleşmesi ve ekleri incelendiğinde, devir sözleşmesinin yazılı yapıldığı, işletmenin tüm aktif ve pasifleri ile birlikte devredildiği, devrin ticaret siciline tescil ve ilân edildiği anlaşılmaktadır. 6098 sayılı TBK'nın 202. maddesinde; "Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olur. Bununla birlikte, iki yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. Bu süre, muaccel borçlar için, bildirme veya duyuru tarihinden; daha sonra muaccel olacak borçlar için ise, muacceliyet tarihinden işlemeye başlar. Borçların bu yoldan üstlenilmesinin sonuçları, dış üstlenme sözleşmesinden doğan sonuçlarla özdeştir. Bildirme veya ilanla duyurma yükümlülüğü devralan tarafından yerine getirilmedikçe, ikinci fıkrada öngörülen iki yıllık süre işlemeye başlamaz." hükümleri düzenlenmiştir. Görüldüğü gibi, işletmeyi devralan kimse, bunu alacaklılara bildirdiği ya da gazetelerde ilân ettiği tarihten itibaren onlara karşı işletmenin borçlarından doğrudan doğruya sorumlu olur. Ancak, eski borçlu da yeni borçlu ile birlikte iki yıl süreyle müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. Bu süre muaccel borçlar için bildirme veya duyuru tarihinden; daha sonra muaccel olacak borçlar için ise, muacceliyet tarihinden itibaren işlemeye başlar. İki yıllık süre, zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir. İki yıllık süre geçtikten sonra işletmeyi devralan tek başına borçlardan sorumlu olur ve böylece eski borçlu borçtan kurtulur (..., Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 19. Baskı, s.1253-1254; ÇABRİ, Borcun Üstlenilmesi - Sözleşmenin Devri - Sözleşmeye Katılma - Borca Katılma, Borçlar Hukuku Genel Hükümler Konferansları III, s.161). TBK m. 202 hükmü anlamında bir ticari işletme devrinden söz edebilmek için ticari işletmenin malvarlığına dahil olan tüm unsurların devri zorunlu olmayıp, ticari işletmenin bir işletme olarak devamını mümkün kılacak kapsam ve miktarda malvarlığı unsurlarının devredilmiş olması gerekli ve yeterlidir. Diğer taraftan, ticari işletmeye ait aktiflerin devri ile pasiflerin de devralana geçmesi, TBK m.202 hükmü ile alacaklıların korunması amacıyla getirilmiş emredici bir kuraldır. Bu nedenle, ticari işletme devrinde, işletmeye ait pasiflerin yani borçların devrin kapsamı dışında tutulması mümkün değildir (..., Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2013, s.42). Anılan yasa hükümleri, ticari işletmenin devrine konu olabilecek unsurlar ile devredenin devralan ile birlikte ticari işletmenin ilişkili bulunduğu ticari çevresine yönelik hak ve borçlarını düzenlemektedir. Somut olayda, tarafların düzenledikleri 14/12/2022 tarihli sözleşmenin, TBK’nın 202. maddesinde düzenlenen ticari işletmenin devri niteliğinde olduğu açık olup, devreden ile devralan arasındaki hukuki sorumluluğunun belirlenmesinde devir sözleşmesi hükümlerinin uygulama kabiliyeti bulunmaktadır. Asıl dava ve birleşen dosya yönünden tarafların 14/12/2022 tarihli ticari işletmenin devri sözleşmesini düzenleyip imzaladıkları, sözleşmenin 6.maddesinde işletmenin borçları bakımından “İşbu sözleşmeye konu işletmeye ait olan ve devir tarihine kadar muaccel hale gelmiş tüm borçlardan devreden taraf sorumludur. İşletmenin henüz muaccel hale gelmemiş ancak doğmuş ve doğacak tüm borçlarından ise devralan sorumludur. Devreden devir tarihinden sonra doğan veya muaccel hale gelen borçlardan sorumlu tutulamaz.” yönünde anlaşmaya varmışlardır. Devrin 22/12/2022 tarihinde ortaklar kurulu kararı ile tasdik ve aynı tarihli ve 65308 yevmiye nolu İzmir 21. Noterliğince tasdik edilerek 26/12/2022 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği temin edilen ticaret sicil kayıtlarından anlaşılmaktadır. Davacı vekili, ticari işletmenin devrinden önce doğan ve muaccel olan vergi borçlarından ötürü davacının sorumlu tutulması gerektiğinden bahisle yeniden yapılandırma sonucu ödenen verginin vekâletsiz iş görme hükümlerine göre davalıdan tahsilini talep etmiş ise de davacı vekilinin bu hukuki nitelemesi hatalıdır. Taraflar arasında ticari işletmenin devri sözleşmesi yapıldığına göre davacının davalı adına yapmış olduğu ödemeleri geri isterken sözleşmeden doğan edim yükümlüğünü fazladan yerine getiren borçlu olarak fazladan vermiş olduğu şeyin iadesi istemi ile davalıdan talepte bulunabilecektir. Ayrıca vekâletsiz iş görme hükümlerine göre talepte bulunabilmesi için bu borçlardan davacı şirketin değil bizzat ve şahsen davalının sorumlu olması gerekmektedir. Davalının şahsen sorumlu olmadığı vergi borçlarının ödenmesi sebebiyle vekâletsiz iş görme hükümlerinin somut olayda uygulama kabiliyeti bulunmamaktadır. Dolayısıyla somut olayda uygulanması gereken yegane hüküm, sözleşme hükmü olup, taraflar arasında ticari işletmenin devrine ilişkin sözleşmenin yukarıda anılan 6. maddesi uyarınca davalının bu borçlardan sorumlu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Davalı ise böyle bir vergi borcunun olmadığını ileri sürerek vergi borçlarını inkar etmiştir. Ayrıca sözleşmenin ilgili 6. maddesinin lafzi yorumundan hareketle kendisinin şirket devrinden sonra doğan ve muaccel hale gelen hiç bir borçtan sorumlu tutulamayacağını savunmuş, davacının dava ve takip konusu ettiği vergi borçlarının şirketi devrettiği sırada mevcut olmayıp davacı şirket tarafından keyfi olarak matrah artırım talebinde bulunulması üzerine doğmuş bir borç olduğunu, kendisinin bu vergi borcundan sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırılık oluşturduğunu, nitekim benzer konuda Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından verilmiş 05/04/2004 gün ve 014913 sayılı Özelgede vergi barışı kanununun matrah artırımından yararlanma talepleri üzerinden bu kanunun matrah artırımlarına ilişkin hükümleri uyarınca kanunda belirtilen dönemlere ilişkin artırılan matrahlar üzerinden vergi tahakkuk ettirilmekte olup bu nedenlerle vergi barışı kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce limited şirketteki hisselerini devreden veya kanuni temsilciliği sona eren şahısların, matrah artırımına ilişkin hükümler uyarınca artırılan matrahlar üzerinden bu kanuna göre tahakkuk ettirilen vergilerden sorumlu tutulmalarının mümkün bulunmadığının ifade edildiğini, tüm bu sebeplerle davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu savunmuştur. Davacı şirketin bağlı bulunduğu Konak Vergi Dairesi Müdürlüğünün 15/01/2025 tarihli cevap yazısı doğrultusunda 31/12/2022 tarihi öncesi davacı şirketin 23.257,67 TL vergi borcu bulunduğu, bu tarih öncesi şirketin herhangi bir tecil taksitlendirmesine rastlanmadığı, güncel tarih itibariyle vadesi geçen vergi borcu bulunmadığı bildirilmiştir. Yine Konak Vergi Dairesi Müdürlüğünün 25/02/2025 tarihli cevap yazısında banka hesaplarında tahakkuk borçlarına ödemeler ... Bankası ve ... . Bankası tarafından yapıldığı, banka hesabı üzerinden EFT ile yapılan tahsilat olmadığından direkt tahakkuk borçlarına ödeme yapıldığından kim tarafından ödeme yapıldığına dair dekont bilgilerinin sistem kayıtlarında yer almadığı; Gelir İdaresi Başkanlığının konuya ilişkin 09/03/2025 tarihli yazısında ise davacı şirket adına 31/12/2022 tarihinden önce yapılan vergi ödemelerine ait tahsilat bilgisi bulunduğu, sistemleri üzerinden yapılan araştırmada ilgili ödemeye ait ödeme yapan kişi ile ilgili bir bilginin bulunmadığı bildirilmiştir. Bilirkişi tarafından davacının ticari defter ve belgeleri üzerinden yapılan bilirkişi incelemesi sonucu davacının kurumlar vergisi ve KDV matrah artırımı yönünden ve KDV düzeltmesi yönünden ödeme belgelerine istinaden ileri sürülebilecek alacak tutarının toplam 335.551,29 TL olduğu; bu tutarın 266.716,12 TL'sinin yevmiye defterine kaydedildiği; KDV düzeltme beyannamesi düzenlenmesi yönünden dekontlara ve yevmiye defterlerine istinaden ileri sürülebilecek alacak tutarının 44.770,07 TL olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafın delil listesinde açıkça yemin deliline dayandığı anlaşılmakla karşı tarafa yemin teklif edip etmeyeceği hususu hatırlatılmış ise de davalı vekili karşı tarafa yemin teklifinde bulunmayacaklarını bildirmiştir. Somut olayda davacının davalı hakkında başlattığı icra takiplerine konu olan vergi borçları ve cezalarının, devir tarihinde doğmuş olup olmadığı ile muaccel olup olmadığı hususu taraflar arasındaki uyuşmazlığı oluşturmaktadır. Devir sözleşmesine göre, devir tarihi itibariyle doğmuş ve muaccel borçlar davalının sorumluluğu altında olacak, bunun dışındaki borçlardan devralan davacı sorumlu olacaktır. Asıl davada, Seferihisar İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası kapsamında devirden önceki döneme ait Kurumlar Vergisi ile Katma Değer Vergisi matrah artırım bedellerinin tahsili dava ve takip konusudur. Asıl davada davacı vekilinin bahsetmiş olduğu 9/3/2023 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilerek yasalaşan kanun, 9/3/2023 tarih ve 7440 sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”dur (... Tarih: 12/3/2023, Sayı: 32130) 12.03.2023 tarih ve 32130 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un ''Matrah ve Vergi Artırımı'' başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında; mükelleflerin, bu fıkrada belirtilen şartlar dâhilinde gelir ve kurumlar vergisi matrahlarını artırarak bu maddede belirtilen süre ve şekilde ödemeleri hâlinde, kendileri hakkında artırımda bulunulan yıllar için yıllık gelir ve kurumlar vergisi incelemesi ve bu yıllara ilişkin olarak bu vergi türleri için daha sonra başka bir tarhiyat yapılmayacağı, 7. fıkrasında; bu maddeye göre matrah veya vergi artırımında bulunulmasının, bu Kanunun yayımı tarihinden önce başlanılmış olan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerine engel teşkil etmeyeceği, ancak, artırımda bulunan mükellefler hakkında başlanılan vergi incelemeleri ve takdir işlemlerinin, bu maddenin birinci fıkrasının (h) bendi ve üçüncü fıkrasının (e) bendi hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bu Kanunun yayımını izleyen yedi iş günü içinde sonuçlandırılamaması hâlinde, bu işlemlere devam edilmeyeceği inceleme ve takdir işlemlerinin sonuçlandırılmasından maksatın, inceleme raporları ve takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettirilmesi olduğu hükme bağlanmıştır. 7440 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 7. fıkrasında atıf yapılan; 5. maddenin birinci fıkrasının h bendinde; matrah artırımında bulunan mükelleflerin, yıllık gelir ve kurumlar vergisine mahsuben daha önce ödemiş oldukları vergilerin iadesi ile ilgili taleplerine ilişkin inceleme ve tarhiyat hakkı saklıdır, hükmüne, 5. maddenin 3. fıkrasının e bendinde de, artırım talebinde bulunulan yılları izleyen dönemlerde yapılacak vergi incelemelerine ilişkin olarak artırım talebinde bulunulan dönemler için, sonraki dönemlere devreden katma değer vergisi yönünden ve artırım talebinde bulunulan dönemler için ihraç kaydıyla teslimlerden veya iade hakkı doğuran işlemlerden doğan terkin ve iade işlemleri ile 3065 sayılı Kanun'un 9'uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki işlemler veya müteselsil sorumluluk kapsamındaki işlemlerle ilgili inceleme ve/veya tarhiyat hakkı saklıdır. Sonraki dönemlere devreden katma değer vergisi yönünden yapılan incelemelerde artırım talebinde bulunulan dönemler için tarhiyat önerilemez, hükmüne ye verilmiştir. 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçici 1. maddesinde "(1) Bu Kanunun 5 inci maddesi hükümleri 2022 yılı için aşağıdaki şartlarla uygulanır. a) Mükellefler, Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen şartlar dâhilinde 2022 takvim yılı gelir ve kurumlar vergisi matrahlarını %25 oranından az olmamak üzere artırmaları halinde madde hükmünden yararlanır. b) Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının; (b) ve (c) bentlerinde belirtilen asgari tutarlar; 2022 yılı için matrah artırımında bulunan gelir vergisi mükelleflerinden işletme hesabı esasına göre defter tutanlar için 105.000 Türk lirasından; bilanço esasına göre defter tutanlar ile serbest meslek erbabı için 200.000 Türk lirasından, kurumlar vergisi mükellefleri için 500.000 Türk lirasından az olamaz. c) Bu madde hükmüne göre 2022 takvim yılına yönelik matrah artırımında bulunulabilmesi için bu yıla ilişkin gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin verilmiş olması ve bu beyannamelerde beyan edilen vergiye esas matrahların, 2021 takvim yılında beyan edilen matrahın %122,93 oranında artırılması suretiyle bulunan tutar ile 2022 takvim yılı üçüncü geçici vergilendirme döneminde beyan edilen matrahın %40 oranında artırılması suretiyle bulunan tutarın yüksek olanından az olmaması şarttır. 2022 takvim yılına yönelik matrah artırımında bulunmak isteyen mükellefler tarafından 1/1/2023 tarihinden sonra matrah azaltıcı nitelikte düzeltme beyannamesi verilmesi durumunda, bu bent hükmüne istinaden yapılacak kıyaslamada düzeltme öncesi beyan edilen matrahlar esas alınır. 2022 takvim yılına ilişkin olarak; üçüncü geçici vergilendirme dönemi gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin verilmemiş olması halinde; ikinci geçici vergilendirme dönemi beyannamesinde beyan edilen matrahın %100 oranında artırılması suretiyle bulunan tutar, sadece birinci geçici vergilendirme dönemi beyannamesinin verilmiş olması halinde bu beyannamede beyan edilen matrahın %300 oranında artırılması suretiyle bulunan tutar bu bent kapsamında yapılacak kıyaslamada dikkate alınır. Şu kadar ki, 2021 takvim yılı ve 2022 yılının üçüncü geçici vergilendirme dönemine ilişkin gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerinde zarar beyan edilmiş olması veya indirim ve istisnalar nedeniyle matrah oluşmaması ya da hiç beyanname verilmemiş (ilgili yıllarda faaliyette bulunmuş veya gelir elde etmiş olup da bu faaliyetlerini ve gelirlerini vergi dairesinin bilgisi dışında bırakanlar dâhil) olması durumunda, 2022 yılı gelir ve kurumlar vergisi beyannameleri için bu şart aranmaz. 2022 yılı gelir ve kurumlar vergisi matrah artırımına esas tutarların belirlenmesinde, (b) bendinde belirlenen asgari tutarlardan az olmamak üzere bu bent hükmüne göre belirlenen tutarların %25’i dikkate alınır. (...) (3) Bu maddede hüküm bulunmayan hallerde Kanunun 5 inci maddesi hükümleri uygulanır. (...)" hükümlerine yer verilmiş olup, aynı Kanunun 5. maddesinin 11. fıkrasında ise, "Bu madde hükümlerine göre matrah veya vergi artırımı ile ilgili olarak doğru beyan yapılmaması veya vergi hataları nedeniyle eksik tahakkuk eden vergiler, ilk taksit ödeme süresinin sonunda tahakkuk etmiş sayılır ve ödenmemesi hâlinde 6183 sayılı Kanuna göre takip edilir. Şu kadar ki, Kanun hükümlerinin ihlal edilmemiş olması şartıyla mükellefe bildirimde bulunularak eksik tahakkuk eden tutarın bir ay içinde geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi istenir, verilen sürede ödeme yapılması hâlinde eksik tahakkuk eden vergiler açısından Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmaz" düzenlemesine yer verilmiş, 7440 sayılı Yasanın uygulanmasına ilişkin Genel Tebliğin (Seri No:1) anılan hükme ilişkin "E- Matrah ve Vergi Artırımına İlişkin Ortak Hükümler" başlıklı kısmının, "8- Diğer Hususlar" bölümünün f) işaretli kısmında da, "Matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin, matrah ve vergi artırımlarının, 7440 sayılı Kanun hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı vergi dairelerince araştırılabilecektir. Kanun hükümlerine göre, doğru beyan edilmeyen veya vergi hataları nedeniyle eksik beyan edilen matrah ve vergi artırımları ile ilgili olarak eksik tahakkuk eden vergiler, ilk taksit ödeme süresinin sonunda tahakkuk etmiş sayılacak ve Kanunda açıklandığı şekilde tahsil edilecektir." hususları düzenlenmiştir. 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında, Kanun'un "Matrah ve vergi artırımı" başlıklı 5. maddesinin 3. fıkrasında; “mükelleflerin, bu fıkrada belirtilen şartlar dahilinde katma değer vergisini artırarak bu maddede belirtilen süre ve şekilde ödemeleri halinde, kendileri nezdinde söz konusu vergiyi ödemeyi kabul ettikleri yıllara ait vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak katma değer vergisi incelemesi ve tarhiyatı yapılamayacağı,” 9. fıkrasında ise, 213 sayılı Kanunun 359. maddesinin (b) fıkrasındaki “defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenlerin, bu maddenin matrah arttırımına ilişkin hükümlerinden yararlanamayacakları” kuralına yer verilmiştir. Dolayısıyla 7440 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 1. bendinde bu Kanun'un 5. maddesi hükümlerinin 2022 yılı için uygulanma şartlarına yer verilmiş, bendin c alt bendinde bu madde hükmüne göre 2022 takvim yılına yönelik matrah artırımında bulunulabilmesi için bu yıla ilişkin gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin verilmiş olması ve bu beyannamelerde beyan edilen vergiye esas matrahların, 2021 takvim yılında beyan edilen matrahın %122,93 oranında artırılması suretiyle bulunan tutar ile 2022 takvim yılı üçüncü geçici vergilendirme döneminde beyan edilen matrahın %40 oranında artırılması suretiyle bulunan tutarın yüksek olanından az olmaması gerektiği, 2022 takvim yılına yönelik matrah artırımında bulunmak isteyen mükellefler tarafından 01/01/2023 tarihinden sonra matrah azaltıcı nitelikte düzeltme beyannamesi verilmesi durumunda, bu bent hükmüne istinaden yapılacak kıyaslamada düzeltme öncesi beyan edilen matrahların esas alınacağı, 2022 takvim yılına ilişkin olarak; üçüncü geçici vergilendirme dönemi gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin verilmemiş olması halinde; ikinci geçici vergilendirme dönemi beyannamesinde beyan edilen matrahın %100 oranında artırılması suretiyle bulunan tutarın, sadece birinci geçici vergilendirme dönemi beyannamesinin verilmiş olması halinde bu beyannamede beyan edilen matrahın %300 oranında artırılması suretiyle bulunan tutar bu bent kapsamında yapılacak kıyaslamada dikkate alınacağı, 2022 yılı gelir ve kurumlar vergisi matrah artırımına esas tutarların belirlenmesinde, (b) bendinde belirlenen asgari tutarlardan az olmamak üzere bu bent hükmüne göre belirlenen tutarların %25’inin dikkate alınacağı kurala bağlanmıştır (Danıştay 3. D. 24/09/2025 tarih, 2024/5376 Esas, 2025/3443 Karar sayılı kararı). Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemelere göre, mükelleflerin 7326 ve 7440 sayılı Kanun kapsamında matrah ve vergi artırdıkları takdirde, bu dönemler için haklarında vergi incelemesi ve tarhiyat yapılamayacağı, sahte belge düzenleyenlerin ise bu durumdan faydalanamayacakları, ancak sahte belge düzenleme fiillinden hareketle başlatılan vergi incelemesinin tamamlanması sonucu bu fiillerin varlığının tespit edilememesi durumunda Kanunda öngörülen şartların yerine getirilmesi koşuluyla matrah ve vergi artırımı hükümlerinden yararlanılabileceği, sözü edilen Kanun'ların 5. maddesinde yer verilen vergi artırımına ilişkin hükümler doğrultusunda, artırımda bulunulan yıllar için ilgili vergi türleri yönünden vergi incelemesi ve tarhiyatı yapılamayacağı açık olan somut olayda, davacının 7440 sayılı Yasa kapsamında uyuşmazlık konusu işletmenin devir tarihine kadar olan ve 2022 yılına ilişkin olarak yaptığı matrah ve vergi artırımı başvurusun yerinde olduğu anlaşılmaktadır. "213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 19. maddesinde, vergiyi doğuran olayın, vergi alacağının vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu ve hukuki durumun tekemmülü ile doğacağı hüküm altına alınmıştır. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 6. maddesinde kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde ise Gelir Vergisi Kanunu'nun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmıştır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 38. maddesinde, bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu, bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği; işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı hükmüne yer verilmiştir. 1 sıra numaralı Muhasebe Sistemleri Uygulama Genel Tebliği'nde, "dönemsellik kavramı", işletmenin sürekliliği kavramı uyarınca sınırsız kabul edilen ömrünün, belli dönemlere bölünmesi ve her dönemin faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanması olduğu ve gelir ve giderlerin tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilmesi, hasılat, gelir ve kârların aynı döneme ait maliyet, gider ve zararlarla karşılaştırılmasının bu kavramın gereği olduğu belirtilmiştir. Vergi sistemimizde ticari kazançta tahakkuk esası kabul edilmiş olup vergiyi doğuran olayın vergi alacağının vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğacağı belirtilmiştir. Dönemsellik kavramı ise işletmelerin sınırsız sayılan yaşam süresinin belli dönemlere bölünmesi ve her dönemin faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerden ayrı olarak değerlendirilmesini ifade eder. Bu ilke gereği bir hasılatın veya giderin belli bir dönemin kazancının tespitinde dikkate alınabilmesi için hasılatın veya giderin anılan döneme ait olması gerekmektedir. Türk vergi sisteminin tahakkuk esasını ve dönemsellik ilkesini benimsemiş olduğu, tahakkuk esasının, gelir ve giderlerin tahsil edildikleri veya ödendikleri döneme bakılmaksızın maliyet ve tutar itibariyle kesinleştikleri dönemin gelir ve gideri olarak dikkate alınmasını, dönemsellik ilkesinin ise işletmenin sürekliliği kavramı uyarınca sınırsız kabul edilen ömrünün, belirli dönemlere bölünmesini ve her bir dönemin faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanmasını ifade" etmektedir (Danıştay..18/11/2025 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararı). 213 sayılı Vergi Usul kanununun 3/b maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 134. maddesinde, vergi incelemesinden maksadın ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu düzenlenmiş, aynı Kanunun 30. maddesinde, re'sen vergi tarhı; vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlanmış, 4. bendinde, defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkan vermeyecek derecede noksan ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunmamasının, 6. bendinde de, tutulması zorunlu olan defterlerin veya beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunmasının re'sen takdir sebebi sayılacağı kurala bağlanmıştır. Anılan Kanun'un 341. maddesinin 1. fıkrasında, vergi ziyaının, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden, verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade ettiği belirtilmiş, 344. maddesinin 1. fıkrasında da, 341. maddede yazılı hallerde vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesileceği hüküm altına alınmıştır. Bahse konu yasa maddeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde; somut olayda, taraflar arasında düzenlenen ticari işletmenin devri sözleşmesi 14/12/2022 tarihinde imzalanmış olup, 31/12/2022 tarihinde ticaret siciline tescili ile aynı tarihte hüküm ifade edeceği kararlaştırılmıştır. 2022 yılı vergi döneminde tahakkuk edip de ödenmesi gerektiği halde ödenmeyen yahut eksik ödenen Kurumlar ve Katma Değer Vergisi yönünden, işletmeyi devralan davacının muhasebe kayıtlarını muhasebecisi aracılığıyla inceleyerek, ödenmemiş vergi borçları olduğunu tespit etmiş, çıkan 9/3/2023 tarih, 7440 sayılı Kanundan da yararlanarak matrah artırımı talebinde bulunmuştur. Davacının matrah artırımı talebinde bulunmaması halinde ileride vergi incelemesine girebileceği ve bu taktirde 1 katı tutarında gecikme cezası ve gecikme faizi ile birlikte vergi borcunu ödemesi gerektiğinden tahakkuk eden vergi borcunun doğduğu ve muaccel olduğu, henüz vergi idaresi bakımından tespit edilmeden çıkan yasal imkândan da yararlanarak ödendiği, dolayısıyla 2022 yılında tahakkuk eden ve matrah artırımı yapılan vergi borçlarından, doğmuş ve muaccel olmuş borçlar olarak davalının sorumlu olduğu, davacının asıl dava yönünden başlatmış olduğu icra takibinin yerinde olduğu sonucuna varılarak davanın kabulü ile itirazın iptaline takibin devamına karar verilmiştir. Birleşen dosyaya konu Seferihisar İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası kapsamında vergi cezası, özel usulsüzlük cezası, damga vergisi, KDV tutarının gecikme faizinin tahsili talep edilmiştir. Yargıtay'ın devirden önceki borçlardan ve özellikle vergi borç ve cezalarından sorumluluğa ilişkin kararı şu doğrultudadır; "Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında yapılmış 25.07.2007 tarihli Hisse Devri Sözleşmesi'nin 9 uncu maddesi gereğince şirket yönetici sıfatından kaynaklı yasal sorumluluğunun yanında sözleşme gereğince de davalının payları devre konu şirketin devir tarihine kadar doğmuş her türlü vergi, resim, harç, ceza ve benzeri yükümlülüklerinden sorumlu olduğu, payları devre konu şirkete devir tarihine kadar bir kısım usulsüzlükler nedeniyle vergi, borç ve cezası tahakkuk ettirildiği ve uzlaşmak suretiyle ödendiği, dava dilekçesine ekli tahakkuk fişleri ve vergi dairesi alındı belgelerinden ödenen miktarın, takipte talep edilen alacak miktarı olan 105.800,65 TL kadar olduğu, taraflar arasında yapılmış 25.07.2007 tarihli Hisse Devri Sözleşmesi'nin yukarıda değinilen 9 uncu maddesi ve davacı tarafça ödenmek durumunda kalınan ve takipte talep edilen alacaktan dolayı davalının sorumluluğu söz konusu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı borçlunun İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasındaki itirazının iptali ile, talep edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %16,50 oranını aşmamak üzere avans faizi uygulanmak sureti ile takibin devamına, itirazın iptaline karar verilen miktar üzerinden %20 oranında hesaplanan 21.160,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay'ın bozma gerekçesinde belirlenen hususlarda inceleme yapılmasını ve sonrasında davalı müvekkilin kusurlu olup olmadığının ispat edilmesi ve verilen zarar ölçüsünde bir değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiş ise de; Yerel Mahkeme tarafından bu hususlar araştırılmadığını, dosya üzerinde yeni bir bilirkişi raporu alınmadığını ve müvekkilinin kusurlu olup olmadığı hususu hiç irdelenmeden eksik incelemeye dayalı karar verildiğini, mevcut tek bilirkişi raporu 18.07.2014 tarihli heyet raporu olup; burada davacının talebinde haksız olduğunu ve müvekkiline herhangi bir kusur atfedilemeyeceğinin belirtildiğini, dava dışı üçüncü kişi tarafından edimlerin yerine getirilmemesi nedeniyle hükümleri gerçekleşmeyen ve konu ile bu anlamda ilgisi ve dayanağı bulunması mümkün olmayan bir sözleşmeye dayanılmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davacının şirketin tek sahibinin müvekkiliymiş gibi olayda başka sorumluluğu olan yönetim kurulu üyesi olup olmadığını da araştırmadığını ve yalnızca müvekkiline husumet yöneltmeyi tercih ettiğini, davacı taraf objektif sorumluluk ilkeleri gereği hareket etmeyerek tahakkuk ettirilen ve cezaya itiraz etmeyerek kararın kesinleşmesine sebebiyet verdiği gibi kurucu yenilik doğuran bir işlem tesis ederek vergi dairesi ile yapılandırma yoluna gittiğini, dolayısıyla haksız şekilde müvekkilden talep ettiği paranın müvekkili döneminde gerçekleşen bir işlem olmayıp bizzati kendi yenilik doğurucu kurucu işleminden kaynaklanan bir alacak olduğunu, davacı şirket söz konusu vergi borcunu yapılandırdığını ve buna göre ödediğini iddia etmekte olup bu durumun ve miktarın müvekkil tarafından bilinmesi yahut tespit edilebilmesi mümkün olmadığından alacağın likit olmadığını bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de kanuna aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. Uyuşmazlık, davacı şirket tarafından ödenen vergi borcunun davacı şirketin eski ortağı ve yönetim kurulu üyesi olan davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle; ... usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına" (Yargıtay 11. ...02.10.2023 Tarih, ... Esas, ... Karar) Somut olayda, vergi incelemesi ve denetimi sonucu ödenmeyen, beyan edilmeyen yahut hatalı veya eksik beyan edilen vergi borçları nedeniyle işletmeyi devreden davalının sorumlu olduğu, davalının sorumluluğunun belirlenmesinde kusuru bulunmasının gerekmediği, zira gecikmeli tahsil edilen vergi borçları ve cezalarında işletme sahibinin yahut şirket yöneticilerinin kusuru aranmadığı, ticari işletmenin devrinde devir tarihine kadar doğmuş her türlü vergi, resim, harç, ceza ve benzeri yükümlülüklerden davalının sorumlu olduğu, devir tarihine kadar bir kısım usulsüzlükler nedeniyle ödenmeyen ve devirden sonra tahakkuk ettirilen vergi, borç ve cezaların uzlaşma yoluyla ödendiği, bu borçlardan devredenin sorumlu olduğu sonucuna varılmaktadır. Emsal kararda da gözetildiği üzere bu borçların muaccel olduklarına da kuşku bulunmamaktadır. Birleşen dosyada davacının devirden önceki döneme ilişkin vergi zıyaı, damga vergisi, özel usulsüzlük cezası ve gecikme faizini ödemesi nedeniyle bu borçları sözleşmeye göre davalıdan tahsili istemiyle başlatmış olduğu Seferihisar İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takibi yerindedir. Ancak benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davalıdan talep edilebilecek toplam tutar, gecikme faizi ile birlikte 44.770,07 TL olup, davacının fazlaya ilişkin talebi yerinde görülmediğinden davanın kısmen kabulü ile itirazın iptaline takibin devamına karar verilmiştir. İşletmeyi devreden davalı, ticari işletmenin vergi ve muhasebe kayıtlarına hâkim olup, vergiyi doğuran olayı ve dolayısıyla tahakkuk eden vergi vb. mali yükümlülüklerin ne kadar olduğunu bildiğinden yahut bilmesi gerektiğinden, takip konusu alacakların likit (belirlenebilir) alacaklar olduğu anlaşılmakla; davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal koşulları oluştuğundan asıl dava ve birleşen dosya yönünden ayrı ayrı kabulüne karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Asıl dava yönünden Davanın KABULÜ ile, Davacının davalı hakkında başlatmış olduğu Seferihisar İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya kapsamında davalı borçlunun yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİNE, takibin devamına, 2-Davacının icra inkar tazminatının kabulü ile, alacağın (242.651,02-TL) %20'si tutarında olmak üzere 48.530,20-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 16.575,49-TL karar ve ilam harcının davacıdan peşin olarak alınan 2.930,62-TL harçtan mahsubu ile bakiye 13.644,87-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına. 4-Davacı tarafça yapılan 3.419,02-TL ilk dava açma gideri, 851,00-TL davetiye ve posta müzekkere gideri ile 6.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.270,02-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan gider avanslarından kullanılmayan miktarın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine. 6-Davacı lehine AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 8- Birleşen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas ... karar sayılı dosyası yönünden Davanın KISMEN KABULÜ ile, Davacının davalı hakkında başlatmış olduğu Seferihisar İcra Müdürlüğünün 2024/1096 Esas sayılı dosya kapsamında davalı borçlunun yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİNE, 44.770,07 TL asıl alacak olmak üzere toplam 44.770,07 TL alacak üzerinden ve asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 9-Davacının icra inkar tazminatının kabulü ile, alacağın (44.770,07-TL) %20'si tutarında olmak üzere 8.954,01-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Alınması gereken 3.058,24-TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 562,45-TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.495,79-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazine' ye gelir kaydına, 11-Davacı tarafça yatırılan 562,45-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 12-Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan; ilk dava açma gideri 488,40-TL, posta ve tebligat masrafı 185,00-TL olmak üzere toplam 673,40-TL yargılama giderinin davanın kabul red oranına göre belirlenen 647,33-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 13-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesap ve taktir olunan 44.770,07-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 14-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca reddedilen miktar üzreninden hesap ve taktir olunan 1.799,93-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 15-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davanın kabul red oranına göre göre139,32-TL'sinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 16-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davanın kabul red oranına göre göre 3.460,68-TL'sinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 17-Davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ve bulunulan yer Asliye Hukuk (Ticaret) mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İzmir BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 19/11/2025

Katip ... ¸

Hakim ... ¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/414, K. 2025/1034, T. 19.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-414-e-2025-1034-k-2b9b5ebd062a