İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/384 E. 2026/54 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/384
Karar No
2026/54
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2024/384 Esas KARAR NO :2026/54

DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:02/11/2017 KARAR TARİHİ:22/01/2026

Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; Taraflar arasındaki ticari ilişkinin 24.11.2006 tarihinde ekli Genel Ticari Şartlar ve Franchise Sözleşmesi'nin imzalanması ile başladığını, en son 09.02.2015 tarihinde Yetkili Satıcılık Sözleşmesi ve eki Genel Ticari Şartların imzalandığını, bayilik ilişkisinin davalı ... tarafından tek taraflı olarak haklı nedene dayanmaksızın sözleşmeye ve yasal düzenlemelere aykırı bir şekilde fiilen sonlandırıldığını, Davalının sezonluk satın alma hedeflerini sözleşmeye aykırı bir şekilde ticari gerçeklerden uzak ve fahiş oranlarda belirleyerek bu hedefleri davacıya dayattığını, tek taraflı olarak ve hiçbir yasal veya sözleşmesel dayanak olmaksızın TCMB döviz kurunun oldukça üstünde döviz kurunun belirlendiğini, Davacının siparişlerine gittikçe artan oranda "siparişi zorunlu ürünlerin”dahil edildiğini, bu davranışın haksız ticari uygulama ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davacıya sevk edilen ürünler arasında ayıplı ürünlerin yer alması halinde bu ürünlerin iade alınmadığını,tüketicilerin ayıp ihbarı üzerine iade alınan ürünlere karşılık olarak verilen hediye çeklerinden dolayı alacaklarının haksız bir şekilde silindiğini, davalının bu davranışının TTK ve TBK hükümlerine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, davalının bayinin mağazalarının bulunduğu taşınmazların kira sözleşmelerinin görüşmelerine bayiyi dahil etmediğini, kiralayanlar ile rayiç bedelin oldukça üstünde ve fahiş bedellerle anlaştığını ve bu bedelleri davacıya dayattığını, zorunlu tutulan veri tabanları aracılığıyla müşteri verilerine ulaştığını, bu sayede iletişim bilgileri edinilen müşterilere davalıya ait internet sitelerine yönlendirici e-posta/mesajlar attığını, haksız rekabet uygulamanın yanı sıra Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun hükümlerini de açıkça ihlal ettiğini, davalının davacının ürünlerinin nihai tüketiciye satış fiyatını belirlediğini, indirim, kampanya gibi ticari kararlarına müdahale ettiğini, bu indirimlere son vermesi yönünde haksız tehditlerde bulunulduğunu, bu bağlamda haksız rekabet uyguladığı gibi Rekabetin Korunması Hakkında Kanun hükümlerini de ihlal ettiğini, bayinin banka ile olan ilişkisine de haksız bir şekilde müdahale ettiğini, Davacının ... kredi hesabının iptal edilmesine sebebiyet verdiğini, bu durumun TTK ve Bankacılık Kanunu hükümlerine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, davacının satış mağazasından (bayisinden) haksız ve usulsüz bir şekilde tahliye edilerek bayilik ilişkisinin hiçbir hukuki zemini olmaksızın sonlandırılmasının TBK ve TTK hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, teslim edilmeyen/verilmeyen mal ve hizmetlere ilişkin olarak geçmiş yıllara ilişkin haksız ve hukuka aykırı faturalar kesildiğini, itiraza rağmen iptal edilmeyen faturaların davacıya borç olarak yansıtılmasının da TTK hükümlerinin ihlali olduğunu, tüm bu hukuka aykırı davranışları neticesinde davacının maddi ve manevi zarara uğradığını, ticari itibarını yitirmesine sebep olduğunu belirterek; haksız ticari uygulamalar, haksız rekabet, sözleşmenin ihlalinden doğan ve sözleşmenin haksız bir şekilde feshedilmesi nedeniyle şimdilik 100.000TL. maddi zararın geçici talep sonucu olarak ihtarname tarihinden işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tazmini, 13.945,90TL lik zararın fatura tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tazmini , 100.000 TL lik manevi zararın ihtarname tarihinden işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tazmini ile davalıdan tahsiline,davacı tarafından ...'a verilen çeklerin iadesine, karşı tarafın söz konusu çekleri kötüniyetle ciro etmesi mümkün olduğundan davacının telafi edilmez zararlara uğramasına engel olmak için söz konusu çeklerin acilen iadesi için tedbir kararı verilmesine, bu mümkün olmaz ise, söz konusu çeklerin ... ve/veya olası tüm hamiller tarafından ibrazı halinde ödenmesinin engellemesi için ödemeden men kararı verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Davacı vekili 31/01/2022 tarihli ıslah dilekçesinde ve özetle ; 16.840.902,52-TL ve ödeme tarihindeki efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak 21.350,00-USD maddi zararlarını 1.234.158,53-TLsinin 02.05.2017 tarihinden, 2.773.575-TLsinin 02.05.2017 tarihinden, 16.209,09-TLsinin 31.12.2014 tarihinden bakiye kısmının ise 23.06.2017 tarihli ihtarname tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsiline, 13.945,90-TLlik zararlarını fatura tarihinden (26.12.2016) itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline, 100.000,00-TLlik manevi zararların 23.06.2017 tarihli ihtarname tarihinden işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP /Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle; Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin alelade bir sözleşme olmayıp Franchising sözleşmesi sıfatına haiz olduğunu, sözleşmenin her iki tarafa da hak ve borç yüklediğini, hal böyle iken müvekkilinin tek taraflı işlemler yaptığından bahsedilmesinin mümkün olmadığını, Yetkili satıcının müvekkiline vereceği siparişlerin kesinleşmesi açısından, tarafların ortak uzlaşmasının arandığını, davacı tarafın atıfta bulunduğu e-posta yazışmalarında da esasen taraflar arasında bu türden bir pazarlık olduğunu, davacı konumunda olan yetkili satıcının kendi iradesi ile siparişlerini verdikten sonra ilgili sezon öncesinde imzaladığı Satın Alma ve Tahsilat Protokolü kapsamında bir takım hak ve alacaklara taraf olduğunu, bununla birlikte protokolün imzalanması sonucunda müvekkili şirketin yetkili satıcısı konumunda olan davacıya ilgili sezon için geçerli olacak ödeme vadesi ve mal alımlarında ilave ıskonto taahhüt edildiğini, Davacının tacir sıfatıyla aldığı kararlar ile ticari ilişkiyi yürüttüğünü, sonrada yine kendi kararı ile mağaza ve stoklarını dava dışı üçüncü kişi ... Spor Malzemeleri San ve Ltd. Şti.' ne devrettiğini, Davacının müvekkilinin Rekabetin Korunması Hakkında Kanun kapsamındaki düzenlemelere aykırı davrandığına ilişkin geçmiş tarihli bir takım yazışmaları dosyaya ibraz ettiğini,atıfta bulunulan yazışmaların TTK m.60 kapsamında 1 ve 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu,bu yazışmalara dayalı olarak dava açılabilmesinin teknik olarak da mümkün olmadığını, Sipariş konusu ürünlerin davacıya satışında kullanılan döviz kurunun taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olduğunu, davacı ile müvekkili arasında her sezon öncesinde, bir diğer deyişle yıllık 6 aylık periyotlarda, taraflarca ortaklaşa imza altına alınan Satın Alma ve Tahsilat protokollerinde ilgili sezonda döviz kurunun ne şekilde hesaplanacağını belirlemek üzere açık düzenleme getirildiğini, bu düzenleme doğrultusunda ilgili sezon öncesinde ticari gereklilikler doğrultusunda, döviz kurunun ne şekilde uygulayacağının belirlendiğini, Taraflar arasında akdedilen Franchising sözleşmesi sonucu; franchise alan davacının franchise veren tarafından belirlenen pazarlama stratejisi dahilinde ticari faaliyetlerini yürüttüğünü,bu kapsamda tüm mağazalarda tüketicilere arz edilecek özel koleksiyonlara ait özel malların satın alınma zorunluluğunun hukuka uygun olduğunu, bu durumun esasen ticari hayatın akışına da uygun olduğunu, Yetkili satıcının satış alanında veya deposunda bulunan, henüz tüketiciye satışı yapılmamış kasıtlı olarak dış etkenlere maruz kalmadan, kendiliğinden meydana gelmiş arızalardan dolayı satılamaz hale gelmiş ürünlerin ne şekilde iade alınacağına dair müvekkilince düzenlemeler yapıldığını ve davacıya duyurulduğunu, yazışmalarda reyon iadesi olarak isimlendirilmiş mallar açısından gündeme gelecek hukuki statü ile dava dilekçesinde izah edilen TTK m.23 göndermesi ile TBK m.231 çerçevesinde ticari satımda satıcının tekeffül borcuna ilişkin hukuki statünün birbirinden farklı hususlar olduğunu, Davacı tarafından dosyaya sunulan yazışmada bahsi geçen temiz iade sürecinin münferit bir olaya ilişkin olup, şartları taşıyan malların iadesinin müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, hediye çeki (...) alacağından kaynaklı bir borç bulunmadığını, müvekkili tarafından 08.06.2017 tarihinde toplam 20.892,11 TL'lik tutar davacı tarafından kesilen "..." açıklaması ile Mayıs 2017 tarihinde muhtelif tarihte düzenlenmiş 7 (yedi) adet faturaya istinaden ödeme yapıldığını, Davacı tarafından da belirtildiği üzere Espark AVM ile Neo Plus AVM isimli alışveriş merkezlerinde esasen müvekkili tarafından kiralanarak ilgili yetkili satıcıya tüm mali şartları aynı kalacak şekilde alt kira sözleşmesi ile kiralanmış olan 2 (iki) adet mağaza bulunduğunu, müvekkilinin 13.945,90 TL tutarlı faturadan kaynaklanan bir alacağı bulunmadığını, ilgili faturaların iptal edilerek cari hesaptan çıkarıldığını, davacının kestiği faturalar ile ilgili beyan ettiği hususların gerçeği yansıtmadığını, Davacı tarafından dosyaya ibraz edilen 13.945,90 TL tutarlı 6 (altı) adet faturanın müvekkili tarafından iptal edildiğini; bu konuyla ilgili olarak müvekkili tarafından davacıdan talep edilen herhangi bir tutar da bulunmadığını, belirterek davanın reddi ile yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava yetkili satıcılık sözleşmesi nedeniyle alacak istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık 04/12/2018 tarihli celsede; davacının yetkili satıcılık sözleşmesinin sona ermesi sebebiyle doğmuş ve doğacak maddi ve manevi zararının olup olmadığı, tazminat istenebilecekse miktarı şeklinde belirlenmiştir. Davacı tarafın 19/10/2021 tarihli adli yardım talebi 21/12/2021 tarihli celsede kabul edilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonunda 06/06/2022 tarih, 2017/677 esas- 2022/471 karar sayılı karar ile; "1-Davacının ... alacağı 16.209,09 TL nin dava tarihi 07/17/2017 den itibaren ticari avans faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine Davacının 21.350,00 USD mağaza kirası zararının dava tarihi 07/17/2017 den itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD için uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı nın 100.000,00 TL manevi tazminat alacağı, 13.945,90 TL fatura alacağı, 1.234.158,53 TL devir işleri alacağı , 2.773.575,00 TL eksik devir bedeli alacağı taleplerinin ve bakiye alacak taleplerinin sabit olmadığından reddine, dava dilekçesi ile istenen çekler yargılamanın devamı sırasında davacıya iade edildiğinden konusuz kalan talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, " dair kısmen kabul kararı verilmiştir. Taraflar kararı istinaf etmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16 HD tarafından yapılan inceleme sonunda 30/05/2024 tarih, 2022/1858 esas- 2024/1033 karar sayılı ilamda: " ...Davalı vekilinin diğer alacaklarla ilgili istinaf talebinin incelenmesinde; davacı ile davalı arasında yargılama sırasında cari hesap mutabakatı yapıldığı iddia edilerek, davacıya perakende satış noktası sözleşmesi uyarınca 13.404,46 TL hesap bakiyesinin gönderildiğine ve davacının da bunu kabul ettiğine dair belge ve dekont örneğinin dosyaya sunulduğu, davacı asilin 21/12/2021 tarihli duruşmada bu ödemeyle ilgili “... sporun benim borcuma karşılık usulsüz şekilde ...’a yapmış olduğu ödemelerden sonra bakiye alacağım olan 13.404,46 TL'nin gönderilmesidir,” şeklinde açıklamada bulunduğu, mahkemece bu belgenin cari hesap mutabakatı niteliğinde olup olmadığına dair bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, ayrıca davacı tarafından dosyaya yalnızca mizan kayıtlarının ve Gelir Vergisi Beyannamelerinin sunulduğu, davacı tarafından dosyaya sunulduğu anlaşılan flash belleğin içeriğinin ne olduğunun bilirkişi raporlarında açıklanmadığı, bu içerik tam olarak açıklanmadan, davacının talepleriyle ilgili davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarındaki faturalar incelenmeden, davacı tarafça dosyaya sunulan özel amaçlı mali rapora göre bilirkişiler tarafından görüş bildirildiği, özel amaçlı mali rapordaki tespitlerin davacının ticari kayıtları ile uyumlu olup olmadıklarının denetlenmediği anlaşılmıştır. Davacının bilirkişi heyetinin tarafların ticari kayıtları üzerinde gerektiği gibi inceleme yapmadığına ilişkin istinaf taleplerinin incelenmesinde; Mahkemece 01/20/2019 tarihli duruşmada “Bir ve iki nolu ara karar yerine geldiğinde dosyanın mali müşavir, banka hukukçusu, rekabet hukuku uzmanı, ticaret hukuku öğretim üyesi ve borçlar hukuku öğretim üyesinden oluşacak heyete tevdi ile tarafların iddia ve beyanları doğrultusunda rapor tanzimi istenilmesine, bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmesine ve bilirkişilerin ticari defter incelemeleri sırasında taraf vekillerini de haberdar etmelerine,” şeklinde ara kararı verildiği, bilirkişilerin adresi İstanbul’da olmayan davacıya ait ticari kayıtları ne şekilde inceleyeceklerine dair bir karar verilmediği gibi, taraf vekillerine de ticari kayıtlarını Mahkemeye sunmaları için usulüne uygun olarak ihtar da yapılmadığı, davacı tarafından dosyaya sunulduğu anlaşılan flash belleğin içeriğinin ne olduğunun bilirkişi raporlarında açıklanmadığı, dosya kapsamında bu konuda denetlenebilir bir bilginin de mevcut olmadığı, bilirkişilerce incelemenin yapılacağı günün Mahkemece belirlenmediği, taraf vekillerine inceleme günün bildirildiğine dair dosyada bir bilgi ve belge bulunmadığı, bilirkişilerin kök raporda yalnızca davacı tarafça dosyaya sunulan flash bellekteki kayıtları inceleyerek rapor hazırladıkları, davalının ticari kayıtları üzerinde de yerinde inceleme yapmadıklarının anlaşıldığı, dijital ortamda davalının kayıtları üzerinde yapıldığı anlaşılan incelemenin gününün de davacı tarafa bildirilmediği, bilirkişi kök raporunda da davaya konu edilen bazı taleplerle ilgili davacının ticari kayıtlarının incelenmesi gerektiğini beyan ettikleri, davacı vekilinin kök rapora itirazlarında müvekkiline ait ticari kayıtların incelenmediğini belirtmesine rağmen, Mahkemece yine davacı tarafın ticari kayıtlarının incelenmesi için usulüne uygun bir karar verilmeden aynı heyetten ek rapor istendiği, bu kez bilirkişilerin davacı vekili tarafından dosyaya sunulan özel amaçlı mali rapordaki verilere göre değerlendirme yaparak görüş bildirdikleri, mahkemece eksik incelemeye dayalı rapora itibar edilerek karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece eksik inceleme sonucu hazırlanan bilirkişi raporlarına itibar edilerek karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenlerle; davacı vekilinin diğer istinaf talepleri incelenmeksizin, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf taleplerinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, Mahkemece davacıya ait ticari kayıtlar üzerinde bir mali müşavir, bir borçlar-ticaret hukuku konusunda uzman ve bir sektör uzmanı bilirkişiden oluşacak üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından inceleme yapılarak, davalı tarafça dosyaya sunulan 16/12/2019 tarihli belgenin cari hesap mutabakatı niteliğinde olup olmadığı, davacının dava dilekçesindeki iddiaları, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin kapsamları, taraf vekillerinin kök ve ek rapora yaptıkları itirazlarıyla ilgili denetime uygun rapor hazırlanması için davacının ticari kayıtlarının bulunduğu yer mahkemesine talimat yazılarak, davacı vekiline ticari defter ve belgelerini mahkemeye sunmak, yerinde inceleme talep edecekse bu konuda beyanda bulunmak üzere kesin süre verilmesine, aksi takdirde bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarı edilmesi, bir inceleme günü belirlenerek taraf vekillerine bildirilmesi, rapor düzenlendikten daha sonra aynı şekilde, aynı talep ve itirazlarla ilgili olarak davalı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması, inceleme gününün Mahkemece belirlenerek taraf vekillerine bildirilmesi, davacı tarafa ait ticari kayıtlardaki tespitler ve bu kayıtlara göre hazırlanan bilirkişi raporunun da değerlendirilmesi suretiyle uzmanlık alanları aynı olan yeni bir üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor hazırlamalarının istenilmesi, buna göre değerlendirme yapılması ve yargılamaya devam olunması için dosyanın Mahkemesine iadesine karar verilmiştir." gerekçesi ile mahkememiz kararını kaldırmıştır. Mahkememizce istinaf kaldırma kararı doğrultusunda yargılamaya devam edilmiş dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişi heyetine günsüz olarak tevdi ile; -Temmuz 2016 ile Nisan 2017 dönemi için davacının kiralarını indirimli ödediği, bu konuda cari hesaba işlenmiş iade faturalarının mevcut olması nedeniyle davalının ticari kayıtları üzerinde inceleme yapılarak alt kira sözleşmesi nedeniyle davacının zarara uğrayıp uğramadığının belirlenmesi, -Davacıya gönderilen cari hesap bakiyesi nedeniyle, davacı asilin 21/12/2021 tarihli celsede "... sporun benim borcuma karşılık usulsüz şekilde adidasa yapmış olduğu ödemelerden sonra bakiye alacağım olan 12.404,46-TL'nin gönderilmesidir" şeklindeki açıklamasının cari hesap mutabakatı niteliğinde olup olmadığı değerlendirilmesi -Dosyaya davacı tarafından sunulan flash belleğin içeriğinin irdelenerek, HMK 220 ve hükümleri gereğince delil niteliği bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, -Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenip, buradaki tüm kayıtların ve faturaların, dosyaya sunulan özel amaçlı mali rapordaki tespitler ile uyumlu olup olmadığının incelenmesi -Davacının 31/01/2022 tarihli ıslah dilekçesinde somutlaştırıp istediği alacağının varlığı ve miktarı konusunda bilirkişi raporu düzenlenmesinin istenilmesi konusunda SMMM Bilirkişi ..., Prof. Dr. ... ve Bankacı Bilirkişi ...'ten 21/04/2025 tarihli kök rapor ve 29/12/2025 tarihli ek rapor alınmıştır. Tüm dosya kapsamına göre; Davacı ile davalı arasında 24.11.2006 tarihli Genel Ticari Şartlar ve Franchise Sözleşmesi ile 09.02.2015 tarihli Yetkili Satıcılık Sözleşmesi ve eki Genel Ticari Şartlara ilişkin sözleşmenin imzalandığı , Sözleşmenin 15. Maddesinde davalı ... ın ticari defter ve kayıtlarının taraflar arasındaki ticari ilişkide kesin delil olarak kabul edildiği, Sözleşmenin 20.1 maddesinde İstanbul mahkemelerinin yetkili olarak kabul edildiği, Taraflar arasındaki ticari ilişkinin 02/05/2017 tarihinde sona erdiği dosyaya alınan sözleşmeler ve tarafların kabulleri ile sabittir. 24/11/2006 tarihinde Genel Ticari Şartlar ve Franchise Sözleşmesi imzalanmış olsada, taraflar arasında son olarak 09/02/2015 tarihli Yetkili Satıcılık Sözleşmesi ve eki Genel Ticari Şartları sözleşmesi imzalanmıştır.09/02/2015 tarihli sözleşme Franchise verenin franchise alana bir know-how aktarımı , franchise alanın, franchise verene bir başlangıç (giriş) ücreti ödemesi, ciroya göre belirlenen ve periyodik olarak süren ücret ödemesi temel edimlerini (asli unsurlarını) taşımamaktadır. 24/11/2006 tarihli sözleşmede de bu unsurlar baskın değildir.Bu nedenle davacının yetkili satıcı olduğu, her iki sözleşmenin de davacı yetkili satıcının işletme faaliyetlerini ve ekonomik özgürlüğünü sınırladığı sabit bulunmuştur. Bu haliyle davacı tarafın "Kelepçeleme Sözleşmesi" iddiası kabul edilmiştir. Davacı sözleşmeler kapsamında ve sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak sonlandırılması nedeniyle; -... sözleşmesi nedeniyle zarara uğradığını -Davalıya verdiği çeklerin iadesi gerektiğini -Ticari itibarının sarsılması nedeniyle 100.000 TL manevi tazminat istemi olduğunu açıklamıştır. -Zorunlu olarak sezonluk bazı ürünlerin alımını davalının dayattığını, -Ürün satış fiyatı konusunda zorunlu fiyat dayatması yaptığını,düşük fiyata ürün satamadığını, -Davalının kur dayatması(kur farkı alacağı) nedeniyle zararları olduğunu, -Davalının fahiş kira sözleşmelerini(mağaza kira zararı ) imzalayarak davacıya dayatması nedeniyle zarara uğradığını, -Mağazanın üçüncü kişi (ihbar edilen) ... Spor a devri (peştemaliye alacağı) ve devir işleri bedeli alacağı bulunduğunu -Müşteri defolusu ürünler nedeniyle ... alacakları bulunduğunu -13.945.90 TL lik faturalı alacağı/yersiz borçlanma tahsil edemediğini, -... sözleşmesi dayatması Davacı vekili; Banka ile ... arasındaki çerçeve ... sözleşmesi ile Banka ile müvekkilimiz arasındaki yetki belgesinin incelenerek davalıya atfedilen eylemlerin davacıya doğrudan ve dolaylı etki ve zararlarının tespit edilmesini istemiştir. Mali uzman görüşünde; ... ve Davalı arasında 22/08/2011 tarihinde yapılan ... sözleşmesinin 5.2 maddesinin satıcı firmaya bildirilmeyerek, 1.510.000 TL tutarlı gayrimenkul ipoteklerinin FEK edilmemesi nedeniyle satıcı firmanın ticaretini zora soktuğu, piyasa itibarını sarstığı ve ana firma ile olan ilişkilerinin bozulmasına sebep olduğu belirtilmiş, herhangi bir zarar hesaplamasına yer verilmemiştir. ... ve Davalı arasında 22/08/2011 tarihinde yapılan ... sözleşmesinin 5.2 maddesinin satıcı firmaya bildirilmeyerek, 1.510.000 TL tutarlı gayrimenkul ipoteklerinin FEK edilmemesinin satıcı firmanın ticaretini zora soktuğu, piyasa itibarını sarstığı ve ana firma ile olan ilişkilerinin bozulmasına sebep olduğu davacı vekili tarafından açıklanmıştır. Ancak davacı taraf bu uygulamaların kendisi nezdinde neden olduğu zararların neler olduğunu, fiilen uygulamadan ne kadar zarara doğduğunu açıklayamamış, zarar iddiasını somutlaştırmamıştır. Tarafların tacir oldukları, TTK m. 18 uyarınca basiretli davranmakla yükümlü oldukları, müzakere ederek, bilerek ve isteyerek girdikleri bir ilişkinin uzun zamandan beri uyguladıkları gereklerini ihtirazi kayıt koymadan uygulayıp, sözleşmenin sona ermesiyle ve zaman geçtikten sonra, "hukuka aykırı" olarak nitelemelerinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı, uzun yıllardır yerine getirilen uygulamaların sonrasında "dayatma" olarak ileri sürülmesinin Basiretli Tacir İlkesi ile bağdaşmayacağı mahkememizce sabit bulunmuş, davacının ispat edilemeyen iddiaları kabul edilmemiştir. -İadesi istenen çekler Sözleşme kapsamında davalı tarafa teminat olarak verilen çeklerin iadesi için mahkememizce davalı tarafa süre verilmiş,çekler davacıya celse arasında ve verilen süre içinde iade edilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna beyan dilekçesinde çeklerin kendilerine iade edildiğini yazılı olarak beyan etmiş olup,davacının bu istemi konusuz kalmıştır. Mahkememizce konusuz kalan talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. -Manevi tazminat istemi Davacının manevi zararın tahsili istemi incelenmiştir. TBK m. 114/11 hükmünün TBK m. 58/1 hükmüne atfı dolayısıyla davacı manevi zararın tazmini talebinde bulunabilecektir. TBK m. 58/1 hükmü gereğince manevi tazminat koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği irdelendiğinde; kişilik hakkına hukuka aykırı bir tecavüz olmalı, bu tecavüz yani borca aykırı davranış arasında uygun illiyet bağı kurulmalıdır. Yargıtay kararlarında da görüleceği üzere üzüntünün manevi tazminat gerektirebilmesi için kişilik hakkının ihlali sonucu oluşması aranacaktır. Yargıtay 15. HD 2016/4623 esas, 2018/661 karar,19.02.2018 tarihli kararında; "Sözleşmeye aykırılık halinde 6098 Sayılı Kanun'ım 114/11. maddesi uyarınca, haksız fiil sorumluluğuna ait hükümler kıyas yoluyla uygulanıp manevi tazminat istenebilirse de, TBK'nın 58. maddesi hükmünce, sözleşmeye aykırılığın kişilik haklarına saldırı niteliğinde olması zorunlu olup, somut olayda bu unsurun gerçekleşmediği anlaşıldığından, koşulları oluşmayan manevi tazminat isteminin reddi gerekir." görüşünü açıklamıştır. Somut olayda üzüntü, acı, ızdırap, kişilik hakkının ihlali sonucu değil, davacının malvarlığı hakkının ihlali sonucu talep edilmektedir. Malvarlığındaki azalma, Yargıtay kararlarında açıklandığı üzere maddi tazminat ödenmesi ile karşılanabilecektir. Davacı huzurdaki davada malvarlığındaki azalma nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Davacının manevi tazminat istemi yasal koşullar oluşmadığından kabul edilmemiştir. -Sezonluk bazı ürünlerin alımını dayatması Davacı vekili dava dilekçesinde; “ Taraflar arasındaki Yetkili Satıcılık Sözleşmesi m. 5.1 ve bunun ekindeki Genel Ticari Şartlar'ın 2.1 ve 2.2'nci maddelerine göre, Sözleşme hükümlerine göre, sezon siparişi, ... tarafından belirlenen ürün yelpazesi içinden bayi tarafından serbestçe seçilecek olmasına rağmen davalı ... ın bayilere sezonluk sipariş içinde %20 lere ulaşacak oranda zorunlu ürünler dayattığını, geri alım garantisi de vermediğini, 2013 yılından itibaren müvekkilinin dönem sonu stok miktarlarında fahiş oranda artış olduğunu, bunun daha fazla mal alımını fonlama ihtiyacından kaynaklandığını, bu durumun, davacının yıllık cirosundan daha yüksek satın alma hedefi ile mağduriyete ve ticari mahva sebep olduğunu, bu konuda ispat yükünün davalıda bulunduğunu” açıklamıştır. Davacının sunduğu Mali uzman görüşünde; “Davalı ...'ın Satın Alma ve Tahsilat Prosedürü 3. sayfasında Türkiye ... satış koşulları ismiyle oluşturulan tabloda yetkili satıcıların çalışma koşullarının belirlendiği, tablonun alt kısmında tüm yetkili satıcılar için "iskontosuz perakende mark up Kdv hariç 1,49" olarak belirtildiği, ayrıca yetkili satıcılara davalı ...'ın belirlemiş olduğu satın alma hedefini gerçekleştirmesi halinde farklı açıklamalar ile iskonto kazanma olanakları verildiği, davacının yapmış olduğu bağlantı protokolleri dikkate alındığında, ortalama olarak sezonluk %21 iskonto aldığının tespit edildiği, yani KDV hariç 100 TL perakende sata fiyatına sahip ... ürün, 1,49 iskontosuz perakende mark up ile 100/1,49 = 67,11 * 0,79 bağlantı protokol iskontosu = 53,02 TL ile davacı tarafından satın alındığı, davalı ...'ın vermiş olduğu Brüt Karlılık oranına göre 100 TL Net Satış 1 Tutarındaki ürünün 53,02 TL Satın Alma Maliyeti bulunduğu, bu çerçevede yapılan hesaplamaya göre davacının Satın Alma Maliyeti üzerinden oluşan toplam zararının 15.258.976,64 TL olarak hesaplandığı” belirtilmiştir. Mahkememizce alınan heyet ek bilirkişi raporunda ; “Mali uzman görüşünde yer verilen hesaplama metodolojisi, matematiksel olarak doğru olmakla birlikte, sipariş formlarında belirlenen fiyat politikalarına uygun olmadığı görülmektedir. Raporun yukarıda "kur dayatmalarına dayalı zarar hesabı" bölümünde detaylarına yer verilen gerekçelerle, bu hesaplamanın da yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı yanın dava dosyasına sunmuş olduğu flash disk içerisindeki "sipariş dosyaları" klasöründe, davalı yanca belirlenen hem alış hem de satış birim Euro tutarlarına göre davacının maliyet tutarı üzerinden 1,6092 brüt kar marjı ile birim satış fiyatı belirlendiği görülmektedir. Yani mali uzman görüşündeki "beklenen satın alma maliyetleri" nin doğru hesaplanmadığı anlaşılmaktadır. Davacı yanın, davalının belirlediği birim satış fiyatları üzerinden satış gerçekleştirmesi halinde olumsuz bir maliyet farkının doğmayacağı açıktır. Zira Euro kurları bazında davacının alış ve satış fiyatları arasında 1,6092 brüt kar marjı sabit olarak öngörülmüş durumdadır. Kaldı ki davacı yanın, vergi beyannameleri ekinde yer alan gelir tablosu verilerine göre brüt kar marjının, siparişlerde belirlenen fiyatlara göre hesaplanan brüt kar marjının yaklaşık %30 altında gerçekleştiği, bu anlamda davacı yanın satış politikalarının, belirlenenden farklı uygulandığı görülmektedir.Fiili maliyet tablosunda yer verilen tutarlar dikkate alındığında, davacı yanın bağlantı protokollerinde belirlenen fiyatlara göre satış yapması halinde 28.296.319,03 TL maliyet üstlenmesi gerekirken, 39.665.228,03 TL maliyet üstlendiği bu anlamda da 11.368.909,00 TL fazla maliyete katlandığı anlaşılmaktadır. Ancak bu durumun, davacı yanın uyguladığı satış politikasından kaynaklandığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla davacı yanın, davalının sezonluk satın alma hedefleri bakımından, uzman görüşünde hesaplandığı gibi bir zararının olamayacağı değerlendirilmiştir” tespitlerinde bulunmuştur. Mahkememizce bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmiş, davacının zorunlu fiyat dayatması iddialarının ispat edilemediği takdir edilmiş, tazminat talepleri kabul edilmemiştir. -Zorunlu fiyat dayatması 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliğinde "Tarafların herhangi birisinin baskısı veya teşvik etmesi sonucu sabit veya asgari satış fiyatına dönüşmemesi koşuluyla, sağlayıcının azami satış fiyatını belirlemesi veya tavsiye etmesi mümkündür" düzenlemesi yer almaktadır. RKHK madde 4/2-a gereğince "Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır. " Rekabeti sınırlayıcı anlaşma, uyumlu eylem ve kararlar RKHK kapsamında yasaklanmıştır. Yasa koyucu haksız rekabet eylemleri olarak "Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi "hallerini özellikle zikretmiştir. Dikey bir anlaşma olan franchising sözleşmesi açısından da franchise verenin, franchise alanların sürümünü yapacağı mal veya hizmetlerinin satış fiyatını belirlemesi rekabet ihlali oluşturabilir. franchise verenin 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'ne uygun olarak fiyat tavsiyesinde bulunduğundan bahsedebilmek için, azami veya sabit fiyat belirlemesinde bulunması tavsiye fiyatın bağlayıcı olmadığının işaret edilmesi, baskı ve teşvik yoluyla asgari veya sabit fiyata dönüşmemesi gerekmektedir.Yeniden satış fiyatının tespiti, alıcının belli bir yeniden satış fiyatına bağlı kalmaması halinde uyarılması, tehdit edilmesi, cezai yaptırımlara muhatap olması, sözleşmesinin feshedilmesi, siparişlerinin geciktirilmesi ya da iptal edilmesi gibi çeşitli şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Bilirkişi heyeti davacının zorlama fiyat iddiasının ispatı için davacı şirketin iç denetimi kapsamında olan, var ise tüm ürün kalemlerini ve bunların dönem içi giriş/çıkış miktar ve tutarlarını gösteren, her yıl için ayrı ayrı ve aylık bazda hareketli envanter dökümünün incelenerek, ürün bazındaki satış fiyatı değişikliklerinin tespit edilmesi ve bu artışların, davalı şirket talimatları ile gerçekleştiğinin ispat edilmesi gerektiğini kök ve ek bilirkişi raporunda açıklamıştır. Davacının sunduğu kayıtlar ile davalının ticari defter ve kayıtlarından bu inceleme ve tespitler yapılamamıştır.Davacı taraf bu konuda delil olarak mail yazışması sunmuş bu mail de; ... yetkilisinin müvekkilimizin mağazasındaki indirim ilanının fotoğrafını göndererek, indirimi sonlandırması ve ilanı kaldırması yönünde zorlama yaptığını iddia etmiştir.Bunun dışında başkaca delil yada davalı tarafça gönderilen bir liste fiyatı da sunulmamıştır. Davacının, dayatıldığı iddia edilen fiyattan düşük bir fiyata ürün satıp satmadığı, satmış ise davalının bu sebeple bir yaptırım uygulayıp uygulamadığı, davalının davacıya satış fiyatı dayatarak rekabet hukuku ilkelerine aykırı davrandığı, ispatlanamamıştır. -Fahiş kira sözleşmelerini imzalayarak (mağaza kira zararı )davacıya dayatması Davacı vekili dava dilekçesinde; tüm kira dönemini kapsamasa da Temmuz/2016-Aralık/2017 döneminde müvekkilinin şahsi çabası ile indirim aldığı teklif metninin dosyada mevcut olduğunu, davalının mağaza sahiplerinden kiralama yaparak, kira bedelinin tamamını davacıya yansıttığını, ... ın bu kira görüşmelerinde davacının menfaatlerini korumadığını, müvekkilinin normal koşullarda, mağaza sahiplerinden birebir teklif almadığını, mağaza sahipleri ile görüşmeleri ... ın yürüttüğünü, bir an için taraflar arasındaki ilişkinin hukuki niteliğinin franchise sözleşmesi olduğu kabul edilecek olsa dahi; ... davacı adına yaptığı kira görüşmelerinde vekalet sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağını, davalının adeta vekili sıfatı ile hareket etmesi ve özen borcuna uygun davranması gerektiğini, taraflar arasındaki ilişkinin süreklilik ve güvene dayalı olması nedeniyle davacının beklediği özen derecesinin haklı olarak yükseldiğini, oysa davalının burada özen borcuna uygun hareket etmediğini, dürüstlük kuralına uygun eylemde bulunmadığını, bilirkişilerin rayiç değeri tespit ederek, fazla ödenen tutarı hesaplaması gerektiğini açıklamıştır. Davacı vekili sunduğu e-postalar gereğince; davacının kira görüşmelerindeki haksız davalı tutumuna sürekli itiraz ettiğini, kira indirimi talep ettiğini, dava dilekçesi ek 5 deki e-postada, ... yetkilisi ... birinci yıl 15 USD/m2 ve her yıl 2 USD/m2 artışın kabul edilebilir olduğunu bu rakamların üzerinde kiralama yapılmaması gerektiğini belirterek ricada bulunduğunu, buna rağmen, ... ın birinci yıl için 20USD/m2 olmak üzere her yıl 2,5USD/m2 artışlı kira sözleşmesi imzaladığını, kira sözleşmesinin 07/12/2015 tarihinde başlamasından çok kısa bir süre sonra davacının şahsi çabaları sonrası ... kiraya vereni tarafından Temmuz/2016-Aralık/2017 arasında 13USD/m2 indirim teklifi alındığını,30.09.2019 Tarihli Dilekçe ek3 ve ek4 ... yetkilisi ... ye ulaştıralan ... için indirim protokollerinin ... a imzaya gönderildiğini, ... ın kira sözleşmesini en başta bilerek ve isteyerek davacı aleyhine imzaladığını, anlatılan bu örnekte bile, ... davacının yaklaşık %35 oranında fazla kira bedeli ödemesine sebebiyet verdiğini bildirmiştir. Davacı vekilinin sunduğu mali uzman görüşünde; “ Davacının kiracısı olduğu ... Avm'ye 07/12/2015 tarihinde kira sözleşmesinin başlamasından kısa bir süre sonra ... kiralayanı tarafından Temmuz/2016- Aralık/2017 arasında 13 USD/m2 indirim protokolü yapılması teklif edildiğinin~görüldüğü, davacının Temmuz/2016 - Nisan/2017 arasında indirimsiz kira ödemesi yaptığı, 2015 Tarihli Kira Sözleşmesi 20 USD/m2 - Teklif edilen indirim protokolü 13 USD/m2 = 7 USD/m2 fazla ödeme yapıldığı, davacının toplam (305 m2 * 7 USD) * 10 Ay = 21.350 USD zarara uğradığı” belirtilmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporlarında; dosyaya sunulan kira sözleşmesi, protokol ve ödemeler ile mali uzman değerlendirmesinin teyit edildiği, ... AVM ile yapılan Temmuz/2016- Aralık/2017 arasındaki 13 USD/m2 indirim protokolü dikkat alındığında; Davacının Temmuz/2016 - Nisan/2017 arasında ... Avm indirimsiz kira ödemesi yaptığı, 2015 Tarihli Kira Sözleşmesi 20 USD/m2 - indirim protokolü 13 USD/m2 = 7 USD/m2 fazla ödeme yapıldığı, Davacının toplam (305 m2 * 7 USD) * 10 Ay = 21.350 USD davalıya fazla ödemede bulunduğu, Böylece 21.350 USD zarara uğradığının kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Mahkememizce davalı ... ın vekil olarak davacıyı temsil ettiği sözleşmede özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı ispatlandığından; davacının 21.350 USD tazminat talebi kabul edilmiştir. -Müşteri defolusu ürünler nedeniyle ... alacakları Davacı tarafından satılan fakat müşteri tarafından ayıp bildirimi yapılan ardından iade alınan ürünler taraflar arasında müşteri defolusu olarak adlandırılmaktadır. Taraflar arasında imzalanan sözleşmede reyon iade prosedürünün düzenlendiği, davalı ... ın ticari defterlerinde bu ürünler için "... alacakları" isimli kayıt tuttuğu, davalının bu ürünler nedeniyle olan alacağı için mail kayıtlarını ibraz ettiği sabittir. İbraz edilen mail lerde; Davalı ...'ın bölge sorumlusu ... nun 17/12/2014 tarihinde göndermiş olduğu e-postada davacıya 16.209,09 TL ... alacağı olduğunun belirtildiği, e-posta ekinde ... isimli excel dosyasıyla ... alacağının ekstresinin paylaşıldığı, davalının fatura kesilmesi veya alacak karşılığı ürün sevkiyatı istediği Davacının bu e-postaya 22/08/2015 tarihinde ... alacaklarını tahsil edemediğini belirterek cevap verdiği Davalı ...'ın bölge sorumlusu ...'nun aynı gün verdiği cevapta "Abi, bu konu hakkında sana 2014 bitmeden bir çok kez maille bildirim yapmıştım. Eğer ürünleri almazsan 2015 'te ... ların silinebilir şimdi 2014'e ait hiçbir ... hesabını göremiyoruz." Dediği, Davalı ...'ın hesapları sildiğini belirterek borçlarından kurtulma uygulamasının kanuni bir karşılığının olamayacağı, ...'nun e- postası-ekindeki ... isimli excel tablosuna göre davacının, müşteri-defolu ürünlerden 17/12/2014 tarihinde 16.209,09 TL alacaklı olduğu belirlenmiştir. Davacı tarafından ibraz edilen mail yazışmaları çerçevesinde davalı şirketin kabulünde olduğu anlaşılan 16.209,09 TL nin, davacı alacağı olarak kabulü gerekmiştir. -Yersiz borçlanma nedeniyle13.945,90 TL lik faturalı alacak Davacı vekili dava dilekçesinin ekinde 20 numaralı delil olarak bir kısım faturaları ibraz etmiştir. Ayrıca kök bilirkişi raporuna beyan dilekçesi ekinde de bu faturaların ve müvekkilinin ticari defter kayıtlarının incelenmesine dair mali uzman görüşünü sunmuştur. 21/04/2025 tarihli kök rapor ve 29/12/2025 tarihli ek raporda davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda; davacı şirkete 31.12.2017 tarihi itibariyle 13.404,46.-TL borçlu olduğu belirlenmiştir. Dosyaya sunulan ve kaldırma kararında da açıklanan 16/12/2019 tarihli belgede tarafların imzaları bulunduğu davalı ... A.Ş.’nin gönderdiği belgeyi davacı ...’in, hesap bilgilerini yazarak, herhangi bir ihtirazi kayıt koymaksızın imzaladığı, bu nedenle söz konusu işlemin taraflar arasında cari hesap mutabakatı olarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Davacı ... 21/01/2026 tarihli esas hakkındaki beyan dilekçesinde; "13.945,90 TL tutarındaki talebimin, bilirkişi raporuyla sabit olan 9.731,28 TL (mahsuplaşma sonrası net) yersiz fatura alacağı olarak, haksız tahsilatın yapıldığı 26.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline" Karar verilmesini istemiştir.Mahkememizce 20 numaralı delildeki faturalar sonucu 13.945,90 TL cari hesap alacağından davacının talebi ile bağlı olmak üzere 9.731,28 TL davacı alacağı olarak kabulü gerekmiştir. Eksik devir işleri bedeli alacağı Davacı vekili müvekkilinin mağazayı devir etmesinin haksız ve usulsüz olduğunu, bu devir nedeniyle müvekkilinin zararı doğduğunu belirterek tazminat talep etmiştir. Davalı şirketin davacı ile aralarındaki ticari ilişkiyi gösteren muavin hesap ekstresinde, devir işlemleri kapsamında dava dışı ... Spordan tahsil ederek, davacı borçlarına mahsup ettiği tutarlar bilirkişi raporunda aşağıdaki şekilde tespit edilmiştir. ... Spor/... banka eft 02.05.2017 -194.089,62 ... Spor/... devir ceki 30.06.2017 -208.000.00 ... Spor/... devir ceki 28.07.2017 -208.000,00 ... Spor/... devir ceki 31.08.2017 -208.000,00 ... Spor/... devir ceki 29.09.2017 -208.000,00 ... Spor/... devir ceki 31.10.2017 -208.043,89 olarak belirlenmiştir. Mali uzman görüşünde, davacının mağazasında bulunan stok ürünler ile demirbaşların satışından bakiye kalan tutar olarak, davalı ... ın dava dışı ... Spordan 02.07.2017 tarihinde 194.089,0 TL yi banka yolu ile 07.05.2017 tarihinde de 1.040.043,89 TL yi çekle olmak üzere 1.234.158.53 TL tahsil ettiği, bu tahsilatın davacıya verilmesi gerekirken, ödenmediği, bu nedenle davacı zararının bulunduğu belirtilmiştir.Mahkemizce 1.234.158.53 TL eksik devir işleri bedeli alacağı kabul edilmiştir. Devir bedeli alacağı (peştemaliye alacağı)/kur farkı alacağı Davacı vekili müvekkilinin mağazayı devir etmesinin haksız ve usulsüz olduğunu, bu devir nedeniyle müvekkilinin zararı doğduğunu belirterek tazminat talep etmiştir. Mali uzman görüşünde, devir bedeli (hava parası) 2.773.575.00 TL olarak belirlenmiş ve hesaplama metodolojisi olarak da 5 aylık ciro ortalaması benimsenmiştir. Davacı ... 21/01/2026 tarihli esas hakkındaki beyan dilekçesinde; 2.773.575,00 TL Peştemaliye Bedelinin, (Sayın Mahkemece uygun görülmemesi halinde, dosyada mevcut yazışmalarla davalı ve yazılı teklif ile ihbar olunanın kabulünde olduğu ispatlanan asgari 1.750.000,00 TL’nin), mağazaların fiilen el değiştirdiği 02.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini istemiştir. Mahkememizce İhbar olunan dava dışı ... Spor un beyan ve kabulü dikkate alınarak 1.750.000,00 TL peştemaliye bedeli alacağı bulunduğu kabul edilmiştir. Davacı taraf, yapılan sözleşme, ek protokol veya bağlantı protokollerinde ürün fiyatlarının Euro kurundan TL ye nasıl çevrileceğine dair herhangi bir hüküm bulunmadığını, taraflar arasında böyle bir belirleme yapılmadığını, ... ın tamamen tek taraflı belirlediği kuru dayattığını iddia beyan etmiştir.Davacı vekili ayrıca rapora karşı beyan dilekçesinde ; ... ın kayıtlarının yerinde incelenmesi halinde, ürün fiyat yenileme tarihlerine bakılarak her sezon en az 2-3 kere ürün fiyatlarında Euro kuru değişikliğine göre fiyat güncellemesi yapıldığını, bunların müvekkiline dayatıldığını, yüksek alınan kurun satın alma ve teminat rakamlarını yükselterek bayinin haksız borçlanmasına ve teminat iskontosu kaybetmesine dair bilirkişi heyetinin hiçbir inceleme yapmadığını, Genel Ticari Şartlar sözleşmesinde belirtilen ve sezon başında ... tarafından açıklanan Fiyat Listesindeki nihai ürün TL fiyatının, sipariş sırasında ... ın belirlemiş olduğu yabancı para (EUR) cinsinden Koleksiyon fiyatına bölünmesi ile sonuca ulaşılacağını belirtmiştir. Davalı ... vekili; kullanılan döviz kurunun taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olduğunu, davacı ile müvekkili arasında her sezon öncesinde, bir diğer deyişle 6 aylık periyotlarda, taraflarca ortaklaşa imza altına alınan Satın Alma ve Tahsilat protokollerinde ilgili sezonda döviz kurunun ne şekilde hesaplanacağını belirlemek üzere açık düzenleme getirildiğini, bu düzenleme doğrultusunda ilgili sezon öncesinde ticari gereklilikler doğrultusunda, döviz kurunun ne şekilde uygulayacağının belirlendiğini savunmuştur. Davacı tarafından sunulan mali uzman görüşünde, davacının 2010-2017 yılları arasında yapmış olduğu satın almalar incelenerek, TCMB Euro döviz alış kuruna göre yapmış olsaydı gerçekleşmesi gereken net satın alma tutarıyla, yapılan hesaplama sonucu uğradığı zarara ilişkin hesaplama yapıldığı görülmektedir. Hesaplama yapılırken oluşturulan tablo dikkate alındığında, davalının yıllık 2 sezon için "fiyat açma" kurlarının ortalaması ile aynı dönemdeki TCMB alış kurunun ortalaması alınarak, kur farkı oranın tespit edildiği, sonrasında bu oranın yıllık net satın alma tutarına (ilgili yıllar davacı yan mizan verilerinden) tatbik edilerek yıllık bazda, fazladan yüklenilen satın alma bedelinin 1.448.050,90 TL olarak hesaplandığı görülmektedir. Davalı ... ın sunduğu kurlar ve merkez bankası Euro ortalamalarına göre davacı tarafın 516.722.96.-TL kur farkı nedeniyle fazla ödeme yaptığı bilirkişi ek raporu ile açıklanmıştır. Mahkememizce Devir bedeli alacağı (peştemaliye alacağı) ile kur farkı alacağı toplamı olarak 2.773.575,00 TL hüküm altına alınmıştır.Ancak hüküm kısmında sehven kur farkı alacağının devir işleri alacağı bedeli yanına yazıldığı görülmüş, bu karışıklık gerekçeli kararın açıklama bölümü ile giderilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; H Ü K Ü M / 1-Davacının ... alacağı 16.209,09 TL nin, Davacı tarafça yersiz borçlanma olarak istenen (13.945,90 TL den) 9.731,28 TL (fatura alacağı) nin, 2.773.575,00 TL (Peştemaliye Bedeli ) eksik devir bedeli alacağını, 1.234.158,53 TL kur farkı/devir işleri alacağının dava tarihi 17/07/2017 den itibaren ticari avans faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine Davacının 21.350,00 USD mağaza kirası zararının dava tarihi 17/07/2017 den itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD için uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının 100.000,00 TL manevi tazminat alacağı taleplerinin ve bakiye alacak taleplerinin sabit olmadığından reddine, Dava dilekçesi ile istenen çekler yargılamanın devamı sırasında davacıya iade edildiğinden konusuz kalan talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 280.716,19-TL nispi karar harcının davacı tarafından peşin yatırılan 3.741,95-TL harçtan mahsubu ile eksik 276.974,24-TL harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı kendini vekil ile temsil ettiğinden, Red edilen miktar yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 4.214,65-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4- Red edilen manevi tazminat talepleri yönünden a-Harç; Manevi tazminat talebi yönünden Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 80,70-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, b-Vekalet ücreti Davalı kendini vekil ile temsil ettiğinden Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 45.000-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan 3.773,35 TL ilk gider , 7.582,60 TL tebligat , müzekkere , posta gideri ve vekalet ücreti olmak üzere yapılan toplam 11.355,95 TL yargılama giderinden kabul nispetine göre 11.168,41 TL nin davalıdan alınarak ile davacıya verilmesine 6-Adli yardım talebinin kabulünden sonra yapılan tebligat, müzekkere bedeli ve bilirkişi ücreti olan 55.069,50-TL yargılama giderinin kabul - ret nispetine göre 53.707,49-TL sinin davalıdan geri kalan 1.362,01-TL sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına , 7-HMK. 333. md. Uyarınca davacı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleştikten sonra talep halinde yatıran tarafa iadesine, Davacı ... ve Davalı Vekili Av. ..., İhbar Olunan Vekili Av. ... e-duruşma ile yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul BAM da istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/01/2026

Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/384, K. 2026/54, T. 22.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-384-e-2026-54-k-87519369bb55