İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/38 E. 2025/151 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/38
Karar No
2025/151
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/38 Esas - 2025/151

T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2024/38 KARAR NO : 2025/151

DAVA : Marka ... Kararı İptali- Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 29/01/2024 KARAR TARİHİ: 28/04/2025 Yazıldığı Tarih: 26/05/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: “Davacının Türk ilaç sektörüne yön veren, lider olan, sektörün en geniş portföyüne sahip, tanınırlığı ve bilinirliği artık herkesin malumu olmuş köklü bir şirket olduğu; Davalının ... başvuru numaralı “... ...” ibareli 42. sınıftaki hizmetlerde tescili talep edilen başvuru markasına Davacının ..." markaları gerekçesiyle itirazlarının, markalarının farklı mal/hizmetleri kapsadığı ve SMK'nın 6/5 maddesi kapsamındaki şartların oluşmadığı kanaatiyle reddedildiği; oysa, Davalının "... ..." markası ile Davacının "..." markalarının ayırtedilemeyecek derecede benzer olduğu; taraf markalarının tamamının başlangıçlarının birebir aynı ve esas unsurlarının "..." ibaresi olup, taraf markalarındaki "..." ibaresi dışındaki unsurların istisnasız tamamının tali, tanımlayıcı ve ayırt edici nitelikten yoksun olduğu; Davalı markasında "..." ibaresi daha üstte olması bağlamında konumu, daha büyük olması itibariyle boyutu ve farklı renk içermesi nedeniyle görselliği bağlamında vurgulu, baskın ve öncelikli olduğu; "..." ibaresinin küçük, altta ve görsel yönden tali olduğu; Davalı markası kapsamındaki hizmetlerin tamamının Davacı markası kapsamındaki mal ve hizmetlerle benzer, bağlantılı ve tamamlayıcı olduğu; tüketicilerin Davacının farklı sektörde faaliyet göstermeye başladığı çıkarımını yapacağı; Davalı markasının Davacı markasının devamı, seri markası ve yeni bir versiyonu olarak anlaşılacağı; Davacının da markası kapsamındaki malların geliştirilmesinde Davalı markası kapsamındaki 42. Sınıf hizmetleri" kullandığı, bunun ciddi bir tamamlayıcılık ve bağlantıya işaret ettiği; Tıp ve bilim zaten son derece bağlantılı kavramlar olduğundan kullanım alanları ve amaçları aynı olduğu; ilaç firmalarının çok ciddi bilimsel faaliyetler yürütmemelerinin düşünülemeyeceği; "..." dahil olmak üzere Davacı markalarının genel olarak 3, 5, 10, 29 ve 35. sınıflarda ilaçlar, gıda takviyeleri, hijyen ürünleri, tıbbi amaçlı ürünler vb. mallar için tescilli olduğu; birçok ürün açısından çok ciddi ar-ge faaliyetleri yürütüldüğü; Davacının "..." markalı ürünleri büyük çaplı bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetleri çerçevesinde üretilip geliştirilmesinin, Davacının "..." markasıyla 42. Sınıf hizmetleri vermesi ve SMK 6/3 bağlamında hak sahibi olduğu anlamına geldiği; Davacının "..." markası tanınmış olup davalının başvurusunun, Davacının markalarının ulaştığı tanınmışlık düzeyinden haksız yararlanmasına yol açacağı, Davalının seçebileceği sonsuz olası marka kombinasyonu varken doğrudan tanınmış "..." markasının neredeyse birebir aynısı denebilecek kadar benzer bir ismi tesadüfen tercih etmesinin hayatın olağan akşına aykırı olduğu, yalnızca davacı markalarıyla iltibas yaratma amacı ve kötüniyetle izah edilebileceği” öne sürülerek; 01.12.2023 tarihli ve ... numaralı ... kararının tümden iptaline, ... başvuru numaralı “... ...” ibareli marka başvurusunun tescil edilmesi halinde ise bu markanın tümden hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep edilmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçesinde ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şirkete usulüne uygun tebligatın yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın başvuru ibaresi açısından SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım, SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde de hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 04/12/2023 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 29/01/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; “... başvuru numaralı "... ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ..... sayılı "...",... "... ", "... " ibareli markalara dayanılarak 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelendiği; işbu başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar oldukları tespit edilse de, başvuru kapsamında itiraza konu olan hizmetlerle aynı, aynı tür veya benzer nitelikte mal/hizmetlerin itiraz gerekçesi markaların kapsamında bulunmadığının tespit edildiği; Malların ve/veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği şartı gerçekleşmediği sürece iki marka arasında karıştırılma olasılığının varlığından bahsedilmesi mümkün olmadığından, başvuru ile itiraz gerekçesi markalar arasında karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı sonucuna varıldığı; itiraza gerekçe ibarenin itiraza konu hizmetler üzerinde 6769 s. SMK'nın 6/3 kapsamındaki hak sahipliği yönünde yeterli kanaate ulaşılamadığından, bu iddianın kabulünün mümkün olmadığı; 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmediği; diğer taraftan, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/ hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi haklı bulunmadığı; başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut ve elle tutulur delillere rastlanmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığından, bu iddiaya dayalı itirazında haklı görülmediği” şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ...+ ... ... ...

25/02/2025 tarihli Bilirkişi heyet raporunda ÖZETLE; "1) Davacının itiraza ve davaya mesnet gösterdiği, aslında hiç tescil edilmemiş olan .... sayılı başvurularının, davaya konu başvuru markası için SMK 6/1 kapsamında tescil engeli, karar iptal veya hükümsüzlük gerekçesi oluşturmadığı; 2) Davalının ... sayılı “... ...” ibareli başvru markasının, Davacının itiraza ve davaya mesnet gösterdiği diğer 48 adet “...” ibaresini esas unsur olarak ihtiva eden markasıyla görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik taşıdığı; 3) Ancak, başvuru markasının tesciline karar verilen 42. sınıfa konu “Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri, kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal/hizmetlerin test edilmesi. Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri. Bu sınıfa dahil olup mühendislik, mimarlık, bilgisayar hizmetleri kapsamına girmeyen her türlü tasarım hizmetleri; grafik sanat tasarım hizmetleri (reklam amaçlı tasarım ve peyzaj tasarımı hariç). Sanat eserleri orijinallik onay hizmetleri”. ile Davacının itiraza ve davaya mesnet gösterdiği markalarının kapsamındaki 03, 05 10 ve 29. sınıflara konu mallar ve 35. sınıfa konu hizmetlerle karakteristik özellikleri itibarıyla tamamen farklı mal niteliği taşıdığından; SMK 6/1 hükmünde iltibas için aranan çifte benzerlik şartlarının ve dolayısıyla karar iptal ve hükümsüzlük koşullarının bulunmadığı; 4) Davalının başvuru tarihi 05.04.2022 tarihinden daha önce, Davacının “...” ibaresi/ markası altında 42. sınıfa konu herhangi bir hizmeti potansiyel alıcısına sağladığına, sattığına, böylece ... markasını 42. sınıfa konu herhangi bir hizmet için piyasada varlığı gözlemlenebilecek/ticari etki oluşturabilecek şekilde ayırtedici hale getirdiğine ve Gerçek Hak Sahibi sıfatını kazandığına dair itiraz veya dava aşamasında sunulan fiili markasal kullanım deliline rastlanmadığından SMK 6/3 hükmüne dayalı karar iptal veya hükümsüzlük şartlarının da bulunmadığı; 5) SMK 6/5 kapsamında, itiraz veya dava aşamasında, dava konusu markasının başvuru tarihi itibarıyla Davacının “...” ibareli herhangi bir markasının herhangi bir mal veya hizmet bakımından refleks halinde müdahaleye ihtiyaç duymadan hatırlanan tanınmış bir marka” olduğunun ispatlanamadığı ve SMK 6/5’de düzenlenen Davalının haksız menfaat temin etmesi, Davacı markalarının itibarına veya ayırt edici karakterine zarar verilmesi sonuçlarından birinin doğabileceğinin somut olgu veya delillerle ortaya konulamadığı görüş ve kanaatine varılmıştır. "şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.

GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "...+ ... ... " ibareli marka başvurusu ile davacının " ... " ibareli tescilli markaları arasında markaların bütünselliği açısından görsel ve sesçil benzerlik oluşsa da başvuru kapsamındaki 42.nci sınıftaki hizmetler açısından emtia benzerliği oluşmadığından ( taraf markaları arasında aynı benzer veya ilişkilendirilebilir mal/hizmet görülmediğinden markalar arasında kanştırılma ihtimalinin bulunmadığı) SMK 6/1 maddesindeki iltibas-karıştırılma-benzerlik koşulu gerçekleşmediği; Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu gerekçelerle bilirkişi heyet raporu da benimsenerek ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı firma yetkilisinin yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.

28/04/2025

Katip .... E-imza

Hakim .... E-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/38, K. 2025/151, T. 28.04.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-38-e-2025-151-k-f9782593df9b