İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/375 E. 2025/913 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/375
Karar No
2025/913
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2024/375 Esas KARAR NO:2025/913

DAVA:Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ:03/04/2023 KARAR TARİHİ:19/12/2025

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; somut uyuşmazlığın, 26/05/2022 tarihinde sigortalı... Anonim Şirketi'nin ... Mahallesi, ... Sokak, No:14/1 .../ İstanbul adresindeki iş yerinde elektrik tesisatından ve elektrik tesisatındaki güç dalgalanmaları sebebiyle meydana gelen hasardan kaynaklandığını, meydana gelen hasar neticesinde sigortalının iş yeri emtialarında zarar meydana geldiğini, davalı ... dava konusu hasar nedeniyle oluşan maddi hasarlardan sorumlu olduğunu, dava konusu hasara davalı elektrik firmasının sebebiyet verdiğini, meydana gelen zararın tahsili amacıyla davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafça haksız itiraz edilerek takibin durduğunu, yapılan itirazın iptal ile davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; ihtilaf konusu olayda ise davacı sigorta şirketi ve/veya dava dışı sigortalısı tarafından, öngürülen yasal süre içinde, davalı müvekkili şirkete başvuruda bulunulmadığını, iddia olunan hasarın, davalı müvekkili şirketin dağıtım tesisinden kaynaklı olması için aynı koldan enerji alan diğer abonelerde de yangın ve/veya hasar oluşması ve diğer aboneler tarafından davalı müvekkili şirkete bu hususta başvuru ve/veya ihbarda bulunulması gerekmekte olduğunu, fakat hasar tarihi itibariyle davalı müvekkili şirkete, diğer aboneler veya davacı sigorta şirketi ya da dava dışı sigortalısı tarafından yapılmış bir başvuru ve/veya ihbarın mevcut olmadığını, ihtilaf konusu olay mahallinde bulunan dağıtım hattına bağlı abonelerde herhangi bir hasar bulunmamasına rağmen, davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısına ait mahalde meydana gelen hasar ile davalı müvekkili şirketin dağıtım faaliyeti arasında illiyet bağı kurmaya çalışmasının abesle iştigal olduğunu, dava konusu olayda müvekkili şirketin sorumluluğunu doğuracak illiyet bağının mevcut olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemesi kaydıyla; davacı tarafın talep etmiş olduğu icra inkâr tazminatına ilişkin şartlar somut olay bağlamında gerçekleşmemiş olduğunu ve bu nedenle reddinin gerektiğini, davanın usulden aksi halde esastan reddini, davacının %20’den az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce yapılan kontrolde; işbu davanın 03/04/2023 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben sunulan dilekçe ile birlikte açılmakla İstanbul 42. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esasına kaydının yapıldığı, dilekçeler teatisinin tamamlanmasının ardından dosya üzerinden verilen görevsizlik kararı akabinde dosyanın mahkememizin işbu esasına kaydının yapılmış olduğu görülmüştür. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, davacı şirket nezdinde işyeri sigortalanan dava dışı sigortalıya ödenen hasar onarım bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda ; davacı şirket nezdinde sigortalanmış olan dava dışı sigortalı... Anonim Şirketi'nin ... Mahallesi, ... Sokak, No:14/1 .../ İstanbul adresindeki iş yerinde 26/05/2022 tarihinde elektrik tesisatından ve elektrik tesisatındaki güç dalgalanmaları sebebiyle meydana gelen hasardan kaynaklı olarak emtialarda meydana gelen zararın davacı tarafından karşılanması akabinde halefiyet hükümleri uyarınca davalıdan rücuen tahsili amacıyla davalı aleyhine 7.000,00 TL asıl alacak ve takip öncesi işlemiş 220,93 TL faiz olmak üzere toplam 7.220,93 TL üzerinden .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından başlatılmış olan icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile %20'den az olmamak kaydı ile davalı taraf aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. 6102 Sayılı TTK'nın Halefiyet başlıklı 1472. Maddesinin "(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir." şeklindeki düzenlemesi ve emsal mahiyette olan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/12639 Esas, 2017/5840 Karar Sayılı, 24/05/2017 Tarihli "... Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. (6762 sayılı TTK'nun 1301.) maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın rücuen tahsiline ilişkindir. ... Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden (re’sen) dikkate alınması zorunlu olmakla birlikte, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının 22.3.1944 tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında bu husus "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır." şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda işbu davada davacının dava dışı sigortalısının hasarını karşılamış olması sebebiyle eldeki davada aktif husumetinin bulunduğu, davacının dava dışı sigortalısı olan... Anonim Şirketi'nin yerine geçerek davayı açmış olduğu, bu kapsamda davada görev hususu irdelenirken davanın... Anonim Şirketi ile davalı sigorta şirketi arasında görülen bir dava gibi görülmesi gerektiği, davalı ile dava dışı sigortalının ikisinin de tacir olduğu, nispi ticari dava kapsamında mahkememizin görevli olduğu kabul edilerek yargılama yapılmıştır. İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyalarına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır. Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. (2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. (2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Rücuen tazminat davaları; gerçek zararın giderilmesi amacına yöneliktir. Zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı, ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusundan isteyebilir. Bu nedenle, zarar görene yapılması gereken gerçek ödeme miktarı tespit edilerek davacı tarafça yapılan ödeme miktarı daha fazla olsa da davalının gerçek zarar miktarıyla sorumluluğuna karar verilmesi gerekir (Yargıtay 17 HD, 2020/2303 E-2021/3171 K sayılı ilam). Başka bir ifade ile rücuen tazminat davaları, ödenmesi gerekenin tespiti amacı güder. Somut olayda dava dışı sigortalının adresinde meydana gelen hasara davalının sebebiyet verip vermediği, gerçek zararın ne kadar olduğunun tespiti noktasında dosya kapsamı uyarınca dosyanın 1 elektrik mühendisi bilirkişisine tevdine karar verilmiş olup hazırlanan raporda özetle; Söz konusu mahalde pek çok elektriksel aksamda hasar meydana geldiği görülmüştür. Ekspertiz raporunun sonuç kısmı aşağıdaki gibidir. Ekspertiz raporunun genelinde, hasarlanma sebebinin gerilim dalgalanmasına bağlandığı anlaşılmaktadır. Davaya konu durumun analizi için ELEKTRİK DAĞITIMI VE PERAKENDE SATIŞINA İLİŞKİN HİZMET KALİTESİ YÖNETMELİĞİNİN “Teknik Kalitesinin Şartları” başlığı altında, Madde 23'ün 2-a-1 bendinde AG seviyesi için belirlenmiş enerji kalitesi aralığını tarif eden maddesi uyarınca değerlendirilme yapılmıştır. Davalı ... A.Ş.'nin dosyaya sunmuş olduğu; R, S ve T fazlarına ait gerilim değerlerinin 26.05.2022 tarihini kapsadığı görülmektedir. Dosyadaki belgeler üzerinde yapılan incelemede, olay tarihinde ve ve öncesinde elektrik dağıtım şebekesinde herhangi bir voltaj dalgalanmasının olmadığı ve aynı kablodan elektrik enerjisi alan diğer abonelerin voltaj dalgalanmasına ilişkin şikayetlerinin olmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere, dava dışı sigortalının mahallinde ortaya çıkan arızaların voltaj dalgalanmasından oluştuğuna ilişkin teknik kanıt olmadığından davalı ... A.Ş.'nin sözü geçen cihazların arızalanmasında kusur ve sorumluluğunun olmadığı kanaatine varılmıştır. Davalı ... A.Ş., yaptığı işin vasfı gereğince kusursuz sorumlu olarak düşünülebilirse de hasar davalı şirkete ait şebekedeki voltaj dalgalanmasından kaynaklanmadığından davalı şirketin sorumluluğunu gerektiren illliyet bağı kesilmiştir. Bu durumda, söz konusu hasarlara davacı kurum işletmesindeki hatlardan kaynaklanan gerilim dalgalanmasının ya da yüksek gerilimin sebep olmadığından, davalı davacı kurumdan hasar bedellerini talep edemeyecektir. Hasar bedeli kapsamında ödenen bedelin ise hasar tarihi itibariyle kadri maruf olduğu Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir. Alınan hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu uyarınca davacının sigortalısına ait iş yerinde meydana gelen hasara davalının sebebiyet verdiğinin ispatlanamamış olduğu kanaatine varılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Davalının kötüniyet tazminatı talebinin değerlendirilmesinde ise ; İİK m. 67/2 hükmü uyarınca kötüniyet tazminatı, itirazın iptali davası reddedilince alacaklının takibinde haksız ve kötüniyetli görülmesi durumunda borçlunun istemi üzerine alacaklı aleyhine hükmedilen tazminattır. Kötüniyeti ispat yükü borçludadır, zira TMK m.2 hükmü uyarınca iyiniyetin varlığı asıldır. Yapılan kontrolde davacının davasının reddine karar verilmiş ise de davalı aleyhine başlatılan takipte davalı tarafından davacının kötüniyetli olduğu ispatlanamamış olması nedeni ile davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacının davasının REDDİNE, 2-Davalının davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinin REDDİNE, 3-Alınması gerekli olan 615,40-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 435,50-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına, 5-Davalı tarafından sarf edilen toplam 336,00TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davalı yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 7.220,93-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.120,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına. 8-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/12/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/375, K. 2025/913, T. 19.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-375-e-2025-913-k-680af927c4f7