İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/358 E. 2025/922 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/358
- Karar No
- 2025/922
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/358 Esas KARAR NO : 2025/922
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/06/2024 KARAR TARİHİ : 23/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalıdan gelen talep üzerine, müvekkili tarafından 18.08.2023 tarihinde yazılı olarak bulunulan fiyat teklifinin davalı tarafça kabul edildiğini ve 19.09.2023 - 22.09.2023 tarihleri arasında ...'da gerçekleşecek olan ... ve 25.10.2023 -28.10.2023 tarihleri arasında ...'da gerçekleşecek olan ... Fuarlarında davalıya verilecek lojistik hizmetleriyle ilgili sözleşme akdedildiğini, Sözleşmenin “.... Bedeli” başlıklı 2.maddesinde ödeme tutarının 6.900-Euro olarak belirlendiğini ve bu fiyata dahil olan hizmetlerin Sözleşmenin 4.maddesinde sınırlı olarak sayıldığını, Sözleşmenin 5.maddesiyle de; fuar nakliyesi all risk emtia nakliye sigortası ve stant içi teslimi yapıldıktan sonra talep edilecek ekstra forklift ve elleçleme hizmetlerinin söz konusu lojistik ücretinin dışında bırakıldığını, her iki fuarda da müvekkilinin hizmetleri gereği gibi yerine getirdiğini, buna ilişkin gümrük evrakının ekte sunulduğunu,... bedeli olarak 25.08.2023 tarihli ... fatura nolu 6.900-Euro tutarında fatura tanzim edildiğini, hizmet bedelinin ödenmemesi üzerine e-mail yoluyla yapılan görüşmelerde, müvekkilinin hitamına iletilen e-mailde; “Arkadaşlar Merhaba, Fuar firması ile yapılan görüşme ... ve ... fuarları için kesilen 6900Euro'nun ödenmesi ...fuar taşıması için de ücret alınmaması yönündedir. Firma ile bu şekilde mutabık kalarak ödeme yapabiliriz. Teşekkürler” şeklinde olduğunu, üstelik davalının müvekkiline 17.11.2023 tarihli 3.450 Euro iade faturası gönderdiğini, müvekkilinin hiçbir. haklı nedene dayanmayan iade faturasının yine aynı miktarı içeren 23.01.2024 tarihli faturayı davalıya gönderdiğini, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama olarak sonuçlandığını, sözleşmeye dayalı alacağın ödenmemesi üzerine ... 26.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu, bu nedenle itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağa temerrüt tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca faiz işletilmesine, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 19.09.2023 - 22.09.2023 tarihleri arasında ...'da gerçekleşecek olan ... 2023 ve 25.10.2023 -28.10.2023 tarihleri arasında ....'da gerçekleşecek olan ... Fuarlarında müvekkili şirket tarafından sergilenecek ürünlerin, davacı şirketçe kara yoluyla taşınmasına ve yine davacı şirketçe sağlanacak standlara teslimine dair anlaşma sağlandığının tartışmadan vareste olduğunu, davacının iddiasının aksine ... Fuarına, müvekkili şirketçe teslim edilen fuar ve stant malzemelerini Moskova'da bulunan fuar alanına taahhüt edilen tarihte teslim etmemesi sebebiyle müvekkili şirkete ait ürünlerin fuarda sergilenemediğini, davacının teslim etmediğine dair 19.09.2023 tarihli mail yazışmalarını ekte sunduklarını, müvekkilinin alamadığı hizmet bedeline ilişkin olarak 23.01.2024 tarihli 3.450-Euro bedelli iade faturası gönderdiğini, bu faturanın davacı tarafça iade edilmesi üzerine müvekkili tarafından yeniden davacıya iade edildiğini, fuarda görev yapacak olan Mustafa Karakaya'nın fuar için Moskova'ya gittiğini, davacının yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle gereksiz yere ödemek zorunda kaldığı 24.800-TL uçak bedeli ile 117.040 rus rublesi karşılığı 43.304-TL konaklama bedelinin şayet varsa davacı alacağından takas ve mahsubunu talep ettiklerini, Ek-9'da sunulan mail ekindeki İbra ve Feragatnamenin imzası akabinde 3.450 Euro'nun ödenerek uyuşmazlığın bitirileceğinin bildirildiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine, takas ve mahsup talebinin kabulüne, takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacının asıl alacağın 20'si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan Deliller: ... 26. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının UYAP kayıtları, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davalı şirketin 2023 yılına ait beyannameleri ve BA/BS formları, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazılan talimat yazımız doğrultusunda bilirkişi Rasim Balkan tarafından hazırlanan 13/02/2025 tarihli bilirkişi raporu, Bilirkişi ..., bilirkişi ... ve bilirkişi ... tarafından hazırlanan 28/08/2025 tarihli bilirkişi raporu, ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava, davacı tarafından lojistik hizmetine istinaden hizmet bedelinin tahsili amacıyla davalı aleyhine yürütülen ... 26.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, bu davanın açılabilmesi için: 1-İlamsız takip yapılmış olması, 2-Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, 3-Alacaklının, itirazın kaldırılması için İcra mahkemesine başvurmaması, 4-İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının 1 yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran, itirazla duran takibin devamınını amaçlayan bir dava olup yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Somut olayda, ... 26.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının tetkikinde; alacaklı davacı tarafından borçlusu davalı aleyhine, 05.02.2024 tarihinde, 6.900,00-Euro fatura alacağı ve 155,71-Euro işlemiş faiz toplamı olan 7.055,71-Euro alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının fatura şeklinde gösterildiği, ödeme emrinin borçluya 11.02.2024 tarihinde tebliği üzerine yasal süresinde olan 13.02.2024 tarihli itiraz ile takibin durduğu, davalı tarafından borca, fer'ilerine itiraz edildiği, itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği, öyleyse eldeki itirazın iptali davasının yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde olan 06.06.2024 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, davalı tarafın icra takip dosyasında "sözde borçlu şirketin adresi ödeme emrinde yer alan borçlu şirket adresinden ve borca itiraz dilekçemiz ekinde sunulan vekaletnameden de anlaşılacağı üzere...’dır. Dolayısıyla derdest takipte İstanbul İcra Daireleri yetkisiz olup Adana İcra Daireleri yetkili olduğundan öncelikle yetki itirazında bulunuyoruz." şeklinde icra müdürlüğünün yetkisine itirazda bulunulduğu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67.maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davalarında yetkili icra müdürlüğünde icra takibi yapılmış olması bir dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiğinden, öncelikle icra dairesinin yetkili olup olmadığının incelenmesi gerektiği, iş bu davanın, faturadan kaynaklı alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davası olduğu, 2004 sayılı İİK'nın 50.maddesi atfıyla 6100 sayılı HMK'nın 10.maddesi ve 6098 sayılı TBK'nın 89.maddesi uyarınca para alacağından kaynaklı tazminat istemli huzurdaki takibin alacaklının yerleşim yerinde de açılabileceği anlaşıldığından ve davacının yerleşim yeri Bahçelievler/İstanbul olduğundan, İstanbul İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğu değerlendirilmekle icra dairesinin yetkisine yapılan itirazın reddine ve ön sorunun bu suretle halline karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 222/1 fıkrası uyarınca mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Aynı Kanun'un 222/3 fıkrası uyarınca, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Diğer tarafın belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Dosya kapsamında tarafların ticari defter ve kayıtları incelenerek taraflar arasında akdedilen sözleşmeye uygun olarak edimlerin zamanında ve gereği gibi ifa edilip edilmediği, ifanın davacı açısından kesin vadeli olup olmadığı, bu itibarla edimin zamanında ifa edilmemesi halinde davacının ücrete hak kazanıp kazanmadığı, sözleşme uyarınca davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne olduğu, davalının takas mahsup def'ine konu ettiği alacağının bulunup bulunmadığı, hukuken bu alacağa hak kazanıp kazanmadığı, cevap dilekçesinde belirtilen ibra ve feragatnamenin taraflar açısından bağlayıcılığının bulunup bulunmadığı, davacının tüm bunlara göre icra takip tarihi itibariyle davalıdan faturadan kaynaklanan alacağı bulunup bulunmadığı, bu alacağın kısmen yahut tamamen ödenip ödenmediği hususlarında ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli ve hüküm kurmaya müsait şekilde rapor tanzim edilmesi amacıyla dosyanın mali müşavir, taşıma uzmanı ve hukukçu bilirkişi heyetine tevdi edildiği, talimat raporu ve bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen rapor ile, davalı tarafa ait 2023 ve 2024 yılına ait ticari defter ve kayıtların lehine delil niteliğine haiz olduğu, davacının davalıya düzenlediği faturalar ile davalının bu faturalar karşılığı yapmış olduğu ödemlerin davalının ticari defter kayıtlarına işlediği, bu bağlamda davalının ticari defter kayıtlarına göre davalı ile davacı arasında borç/alacak miktarının hesap edildiği ve yapılan hesaplamalar neticesinde davalının ticari defter kayıtlarına göre cari hesap bakiyesinin takip tarihinde 3.450,00-Euro olduğu, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının da lehine delil niteliğine haiz olduğu, taraflar arasında 25.08.2023 tarihli ... no'lu 6.900,00-Euro “....” faturası düzenlendiği, davalı tarafından 08.11.2023 (...) ve 23.01.2024 (...) tarihli toplam 6.900,00-Euro iade faturasının kayda alındığı, davalı defterlerinde iadeler görülmekle birlikte, bu iadelerin tek taraflı kayıt olduğu, davacı defterlerinde iadelerin kabul edildiğine ilişkin bir tasdik/mahsup kaydı bulunmadığı, fiili ödeme de yapılmadığı, bu nedenle taraf defterlerine göre alacağın ihtilafsız kısmının 3.450,00-Euro olduğu, davalı tarafından harcamalara ilişkin takas mahsup def'inin ileri sürüldüğü, bu harcamalar belgelense de söz konusu giderlerin sözleşmeden doğan ve karşı tarafa yansıtılabilecek nitelikte, deftersel bir “yansıtma/borç tahakkuku” kaydıyla davacının cari hesabına işlenmediği, taraflar arasındaki sözleşmede bu tür risk kaynaklı gecikme maliyetlerini davacıya yükleyen açık bir hüküm bulunmadığı, ancak CMR Konvansiyonu hükümleri gözetildiğinde, takas-mahsup şartlarının (BK m.139 vd.) somut olayda gerçekleştiği, davalının, gecikmeden kaynaklı olarak talep edebileceği 2.010,73-Euro tazminat tutarını davacı alacağından mahsup edebileceği, sonuç itibariyle davacının başlatmış olduğu takibe vaki itirazın 3.450,00-Euro navlun ücreti ve 2.010,73-Euro gecikmeden kaynaklı zararın toplamı olan 5.460,73-Euro'nun takipteki asıl alacak tutarından mahsubu ile bakiye 1.439,27-Euro kadarlık kısmına yapılan itirazın iptalinin talep edebileceği kanaatinin bildirildiği, raporun dosya kapsamındaki delillerle, sözleşme içeriğiyle, taraf defterleriyle uyumlu olup denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, rapora itibar edilmemesini gerektirir sebep bulunmadığı değerlendirilmiştir. Taraf iddia ve savunmalarına, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına, BA/BS formlarına ve bilirkişi raporuna göre, takas mahsup def'inin ileri sürülmesine göre, sektörel değerlendirmeler uyarınca davacının faturaya dayanak teşkil eden fuar alacağı talebinin yerinde olmadığı zira taşımadan beklenen yararın gerçekleşmemesi sebebiyle fuarın sona ermesinden sonra yapılan teslimin hiç teslim edilmemesi ile aynı sonucu doğuracağı, taraf defterlerine göre ihtilafsız davacı alacağının 3.450,00-Euro olarak göründüğü, davalının takas mahsup def'inin sektör uygulamaları gereği yerinde olduğu, sonuç itibariyle davacının başlatmış olduğu takibe yapılan itirazın 3.450,00-Euro navlun ücreti ile 2.010,73-Euro gecikmeden kaynaklı zarar olmak üzere toplam 5.460,73-Euro'nun takipteki asıl alacak tutarı 6.900,00-Euro'da düşülmesi gerektiği, bakiye alacağın 1.439,27-Euro olduğu, bilirkişi heyet raporunda yapılan tespitlerin yerinde olduğu, söz konusu kısım yönünden takibe yapılan itirazın iptalinin gerektiği, bununla birlikte sözleşmede vade/temerrüt tarihinin net belirlenmediği, davalının iade-itiraz süreçleri dikkate alındığından takip tarihinden önceki dönem için işlemiş faiz hesaplanmasını gerektiren açık bir temerrüt şartı ortaya konamadığı, bu nedenle takip öncesi işlemiş faiz talebinin reddi gerektiği değerlendirilmiştir. Tüm bunlarla birlikte takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeye borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, ...Esas, ...Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2006 tarih ... Esas... Karar sayılı kararı). Davacının talebine konu olan likit (belirlenebilir) olan faturaya dayansa da tarafların edimlerini ifa edip etmedikleri, takas mahsup def'inin değerlendirilmesi gerekliliği gibi hususlar bilirkişi raporu alınmasını ve yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddi gerekmiş ve davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle, Davanın KISMEN KABULÜ ile, 1-Davacı tarafından davalı aleyhine yürütülen ... 26.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 1.439,27-Euro asıl alacak üzerinden aynı koşullar altında DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Alacak yargılamayı gerektirdiğinden yasal şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (1.439,27-Euro dava açılış tarihi itibariyle efektif satış kuru karşılığı olan:50.540,40-TL) üzerinden alınması gereken 3.452,41-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 2.812,56-TL peşin harcın mahsubu ile eksik olan 639,85-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 2.812,56-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 435,00-TL posta ve tebligat gideri ile 26.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 26.935,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranı dikkate alınarak hesaplanan 5.494,92-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan 21.440,08-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 420,00-TL posta ve tebligat yargılama giderinin davanın kabul ve red oranı dikkate alınarak hesaplanan 334,32-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan 85,68-TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davanın kabul oranına göre hesaplanan ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davanın red oranına göre hesaplanan ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin a)734,42-TL'sinin davalı taraftan, b)2.865,58-TL'sinin davacı taraftan 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına, 10-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine, Dair, davacı vekilinin ve e-duruşma ile katılan davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23/12/2025
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır