İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/353 E. 2024/673 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/353
- Karar No
- 2024/673
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/353 Esas
KARAR NO : 2024/673
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/02/2023
KARAR TARİHİ : 03/10/2024
İzmir... Tüketici Mahkemesi'nin 30/01/2024 tarih, ... Esas ve... Karar sayılı dosyasından verilen görevsizlik kararı üzerine, dosya mahkememize tevzi edilmiş olup, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müteveffa ...'a ait ... plaka sayılı araç, ... poliçe numarası ile 03/09/2020-03/09/2021 tarihleri arasında davacı şirket nezdinde "Karayolları Motorlu Araçlar Zorunluluk Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi" ile sigortalı bulunduğunu, davacı şirket nezdinde ZMMS ile sigortalı araç, 09/02/2021 tarihinde sürücü belgesi bulunmayan ...'un sevk ve idaresi sırasında trafik kazasına karışmış, maddi ve cismani zarara yol açmış olduğunu, davacı şirket nezdinde sigortalı aracın ehliyetsiz ve kusurlu şekilde sevki sırasında meydana gelen kaza sonucu, zarar gören tarafa 32.963,25 TL, davacı şirket tarafından 30/03/2021 tarihinde ödendiğini, ZMMS poliçesi Genel Şartları B.4.-b (ehliyetsizlik) maddesi gereği; meydana gelen zararlara ilişkin sigorta şirketine, sigortalısına rücu edebilme hakkının tanındığını, davacı şirketin, sigortalı aracın sürücü belgesiz şekilde sevki sırasında verilen zararlar sebebiyle üçüncü kişilere yaptığı ödemeyi, ödeme tarihinden itibaren sigortalısına rücu hakkının doğduğunu, davacı şirketçe ödenmiş olan bedelin tahsili için sigorta poliçesinde belirten acentenin İzmir'de olması sebebiyle borçlu aleyhine İzmir .... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile 7 örnek irca takibine gidildiğini, borçlu tarafın 09/02/2021 tarihinde vefat ettiğinden icra takibine yasal mirasçıları ile devam edildiğini ve ödeme emrinin yasal mirasçılara tebliğ yapıldığını, ancak borçlu/karşı taraf ilgili takibe itiraz süresi içinde haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve takip durduğunu, sonuç olarak davalı tarafın maliki olduğu aracın kusurlu, ehliyetsiz sevk edilmesi sırasında gerçekleşen kaza dolayısıyla davacı şirketin poliçe tanzim yeri yahut acentenin bulunduğu yerin İzmir olması sebebiyle İzmir Tüketici Mahkemeleri'nin yetkili mahkeme olduğunun aşikar olduğunu, bunun üzerine anlaşma sağlamak, anlaşamama hâlinde yasal dava şartını yerine getirmek amacıyla İzmir Bergama Arabuluculuk Bürosu'na başvurulduğunu ancak, ... Arabuluculuk (Büro No: ...) numaralı dosya üzerinden gerçekleştirilen görüşmelerin sonucunda anlaşmama şeklinde sonuçlandığını, davacı şirketin alacaklarının tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin devamı adına itirazın iptali davasının açılması zorunluluğunun doğmuş olduğunu, açıklanan tüm bu nedenlerle, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla, davanın kabulü ile İzmir .... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra takibine ilişkin borçlunun itirazının iptali ile takibin; 32.963,25 TL Asıl alacak, ödeme tarihinden takip tarihine kadar 543,89 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 33.507,14 TL üzerinden devamını, davalı/borçlu tarafın takibe haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davalılar ile davacı şirket arasında sözleşme ZMMS poliçesi kaynaklı olduğu ve bu sebeple TTK. hükümleri dairesinde çözümlenmesi gerektiğinin aşikar olduğundan dosyanın yargılamasında Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olacağının aşikar olduğundan dosyanın yargılamasında Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesinin gerektiğini, nitekim arabuluculuk sürecinde yaptıkları yetki itirazlarının da "kazanın bulunduğu yer" mahkemesinde arabuluculuk yoluna başvurulmadığı gerekçesiyle İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı dosyasında kabul edildiği göz önünde alınırsa davacı tarafın davanın yetkisiz Mahkemede ikame edildiğinin anlaşılacağını, açılan davanın yapılan yargılamada zaman aşımının dolduğunun ortada olduğunu, çünkü somut olayda kaza tarihinin 09/02/2021 tarihi olduğu, 2 yıllık süre sona erdikten sonra davanın açıldığının aşikar olduğunu, bu noktada davanın zaman aşımı dolduğundan dolayı reddinin gerektiğini, yine davacı tarafın itirazın iptali davası 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, taraflarınca İzmir .... İcra Dairesi'nin ...sayılı İcra dosyasından yapılan icra takibine 01/09/2021 tarihinde itiraz edildiğini, bunun üzerine davacı tarafa 25/10/2021 tarihinde... Büro, ... Arabuluculuk numarası ile itirazın iptali için arabuluculuk yoluna başvurulduğu ve davalı yanca itirazın iptali dava açma süresinin en geç 25/10/2021 tarihinde başladığı düşünüldüğünde 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmiş olduğu ve davanın reddinin gerektiğinin ortada olduğunu, davacı tarafın her ne kadar davalıların salt geçerli ehliyetnamesi olmadan araç kullanmasını rücu sebebi olarak görse de davalıların kazada kusursuz olması nedeniyle rücuen tazminat talep etme hakkı olmadığını, sigorta şirketinin rücu hakkı davalı tarafın kusuru ile doğru orantılı olup, davalı tarafın kusursuz olduğunun tespiti durumunda davacı şirketin talep hakkının bulunmadığının açık olduğunu, somut olayda trafik kazasına esas olan ve rücuya teşkil eden poliçenin başlangıç ve bitiş tarihi 05/11/2018-05/11/2019 tarihi olup, bu halde uyuşmazlığın 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre çözümleneceğinin kuşkusuz olduğunu, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının da 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK.)'nda 91 ila 101. maddeler arasında düzenlendiğini, bu sigortanın, motorlu bir aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olunması halinde o aracı işletenin, zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belirli limitlere kadar karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan sorumluluk sigortası türü olduğunu, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası), 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesi gereğince zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılması yasal bir zorunluluk olmakla birlikte bu tür sigorta sözleşmelerinde de sigorta ettiren ile sigortacı arasında karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamaları ile sigorta sözleşmesi kurulur ve bir sigorta poliçesine bağlanacağını, yoksa yasa gereği kendiliğinden oluşan bir sigorta türü olmadığını, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nda, sigortacının rücu hakkı, KTK.'nın 95/2 maddesi ile ZMSS poliçesi genel şartlarında düzenlemeye tabi tutulduğunu, ZMSS Poliçe Genel Şartlarının B.4 maddesinde düzenlenen ağır kusur veya kasıt hali, oto yarışına katılma, ehliyetnamesiz motorlu araç kullanmak, uyuşturucu veya alkollü olarak araç kullanmak istiap haddinin aşılması, aracın çalınması veya gasp edilmesinde işletenin kusuru gibi haller sigortacının sigortalısına rücu sebeplerinden olduğunu, 2918 sayılı KTK.'nın 95/2. maddesi uyarınca, sigorta sözleşmesinden veya sözleşmeye ilişkin Kanun hükümlerinden doğan nedenlerle sigortacının tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin haller sigortacı tarafından 3. kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden, sigortacı zarar görene ödeme yaptıktan sonra tazminatın kaldırılması ya da indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edilebileceğini, Mahkemeye önündeki uyuşmazlıkta davanın zorunlu mali mesuliyet sigortasından kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkin olduğu, ZMSS Poliçe Genel Şartlarının B.4 maddesinde düzenlenen ağır kusur veya kasıt hali, oto yarışına katılma, ehliyetnamesiz motorlu araç kullanmak, uyuşturucu veya alkollü olarak araç kullanmak istiap haddinin aşılması, aracın çalınması veya gasp edilmesinde işletenin kusuru gibi hallerde sigortacının sigortalısına rücu hakkı olduğu değerlendirildiğinde kabul anlamına gelmemekle birlikte anılan kazanın her iki sürücünün kusuru ile meydana geldiği kesinleşen İzmir Bergama Ağır Ceza Mahkemesi'nin... Esas, ... Karar sayılı ilamında da yer aldığını, dosyadan aldırılacak bilirkişi kusur raporunda da da anlaşılacağı üzere rutin olarak kazanın meydana geldiği ters yönü kullanması mümkün olmayan davalıların murisinin kazada kusurlu olmadığının, dolayısıyla eldeki davanın zorunlu mali mesuliyet sigortasından kaynaklanması nedeniyle rücu sebeplerinin ve rücu şartlarının oluşmadığı aşikar olduğundan davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, açıklanan tüm bu nedenlerden ve re'sen gözetilecek nedenlerle haksız davanın reddi ile yargılama gider ve vekalet ücretinin davacı şirkete tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR:
İzmir ... Tüketici Mahkemesi'nin 30/01/2024 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı dosyasından verilen görevsizlik kararı ile mahkememize tevzi edilen dosyası.
İzmir Bergama Ağır Ceza Mahkemesi'nin... Esas,... Karar sayılı dosyası Uyap sistemi üzerinden celp edilmiştir.
İzmir Bergama.... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyası Uyap sistemi üzerinden celp edilmiştir.
GEREKÇE :
Dava; Dava, davacıya ait aracın kazaya neden olması ve asli kusurlu olması nedeniyle dava dışı şirkete ödenen tazminatın kendi ZMMS sigortacısından tahsili amacıyla açılan rücuen tazminat davasıdır.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı Kanunun 2. maddesinde; "Bu Kanun her türlü tüketici işleri ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar." denilmekte, aynı Kanunun 3. maddesinde "Tüketici işlemi; eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere kurulan her türlü sözleşme ve işlemi ifade eder." şeklinde yeniden tanımlanmıştır.
28/11/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı "Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. maddesinde Kanun'un kapsamı "bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar." şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un "tanımlar" başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi; "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder." şeklinde tanımlanmıştır. 6502 sayılı kanunun 73. maddesi ile; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır, 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Somut olayda; Davadaki talebin dayanağı, davacı sigorta şirketi ile davalı arasındaki ZMSS poliçesi ve ZMSS Genel Şartlarıdır. Kazaya konu traktör, zirai amaçla kullanılan bir araçtır. Davacı, sigortacı; davalı sigortalı ise tüketici konumunda olup, taraflar arasında düzenlenen sigorta sözleşmesi bir tüketici işlemidir. Uyap sisteminden çıkartılan ruhsat kaydına göre taraflar arasındaki davaya konu poliçenin konusunu oluşturan aracın kullanım amacının hususi olup trafiğe bu şekilde tescil edildiği belirlenmiştir. Buna göre sigortalanan aracın hususi amaçla kullanılan bir araç olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda yukarıda belirtilen yasa hükümlerine göre, davacı bu davayı sigorta poliçesi akitine karşı açmış olup, sigortalanan aracın hususi olması birlikte değerlendirildiğinde görevli mahkemenin tayininde davacı ile sigortacı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınmalıdır. Davacı ile davalı konumundaki sigorta şirketi arasındaki ilişki 6502 sayılı Kanunun 3/1 maddesi kapsamında kalan tüketici işlemlerinden kaynaklanmakta olup, davacının rücuen tazminat davasında Tüketici Mahkemesi görevlidir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 21/05/2019 tarihli, 2016/15062 Esas ve 6502 Karar sayılı ve 15/12/2020 tarihli, 2020/280 Esas ve 2020/8444 Karar sayılı kararları)
Görev hususu HMK.'nın 114/c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınır. Mahkememizce uyuşmazlığın mutlak ve nispi ticari davalar arasına girmediği, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3, 73/1 ve 83/2 maddeleri uyarınca davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğu dikkate alınarak; davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK.'nın 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE,
2-Mahkememiz kararının istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde mahkememiz ile İzmir ... Tüketici Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığından görevli mahkemenin tayini için HMK.'nın 21. ve devamı maddeleri uyarınca yargı yeri belirlenmesi için dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
3-HMK.'nın 331. maddesi uyarınca harç vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı.
03/10/2024
Katip ...
¸E-imza
Hakim ...
¸E-imza