İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/323 E. 2026/174 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/323
Karar No
2026/174
Karar Tarihi

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KONYA "TÜRK MİLLETİ ADINA" . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR ESAS NO : KARAR NO:

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ :

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili 26/03/2024 tarihli dilekçesiyle; Müvekkili ile davalı şirketin asansör iş kolunda faaliyet gösterdiklerini, müvekkili şirketin davalıya Bursa Toki inşatlarında kullanmak üzere 1.218.688TL.'lik mal satmak üzere anlaşma yaptıklarını anlaşmaya göre mallar için 90 günlük çek verileceğini, müvekkilinin malzemeleri göndermeye başladığını ancak davalı tarafın çek senet vermediğini, ödemeleri aksattığını, satış sözleşmesinde ödemelerin yazılı sözleşmelere uygun şekilde yapılmadığını, davalı şirketin 10/09/2023 tarihinde kadar hiç ödeme yapmadığını, müvekkili şirketin bu süreçte fatura içeriklerini gönderdiğini, bu faturaların davalı ödemelerini anlaşmaya uygun yapmamasına rağmen ilk sözleşmedeki fiyatlardan tanzim edildiğini, bu süreçte müvekkili şirketin sürekli ödeme talep ettiğini ancak davalı şirketin çekleri geç teslim ettiğini ve vadelerini uzattığını, davacı müvekkilinin ... Konya . Noterliğinin 11/10/2023 gün ve ... yevmiyeli ihtarname ile fiyatlardaki değişikliklerden dolayı fiyat farkı faturası düzenlendiğini bu fatura düzenlendikten sonra borcun 450.000 TL. Olacağını ve paranın ödenmez ise icra takibi başlatılacağının ihtar edildiğini, müvekkili tarafından gönderilen fiyat farkı faturasının davalı şirket tarafından iade edildiğini, davalı şirketin gönderdiği çek ve senetler gönderilen mal miktarlarından çok düşük olduğunu, davacı müvekkilinin ana para 256.435,89 TL. Alacağı ve geç ödemeden dolayı ise 193.028,40 TL. Fiyat farkı olmak üzere 449.464,29 TL. Alacağı olduğunu, 450.000 TL. İçin Hatay İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile takip yapıldığını ancak davalı şirketin borca itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, izah edilen nedenlerle Hatay İcra Müdürlüğünün ... E., sayılı dosyasından başlatılan icra takibinin devamına davalının %20'den kötü niyet tazminatı ödemesine hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili 15/04/2024 tarihli cevap dilekçesiyle; Öncelikle yetki itirazları bulunduğunu, Davanın itirazın iptali ile ilgili ikame edilmiş olup itirazın iptali davaları icra takibi ve dava arasında sıkı ilişki olduğundan icra takibinin yapıldığı yerdeki mahkemelerin yetkili olduğunu, Davacı taraf davalı ile arasındaki ticari alışverişten dolayı mal alım satımıyla ilgili olarak teslim edeceği mallara ilişkin fatura düzenlendiğini, Davacı tarafın sözleşmede belirtilen nitelikte ve ölçülerde malları zamanında teslim edemediğini, taraflar arasında Bursa Toki inşaatlarında kullanılmak üzere mal alımıyla ilgili anlaşma yapılmış olup davacı tarafça anlaşmaya uygun kalite ve ölçülerde mal teslim edilmediğinden taraflar arasında uyuşmazlık meydana geldiğini, Bu anlaşmazlık olmasına rağmen; Bursa Toki İnşaatıyla ilgili ödemeler davalı tarafça eksiksiz bir şekilde yapıldığını, daha sonra iki şirket arasında aralık ayında Hatay'da kurulacak olan Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi inşaatında kullanılmak üzere mal alımıyla ilgili sözleşme yapılmış olup davacı taraf işbu sözleşmeye istinaden 2023 Ocak ayında mal teslimini yapması gerekirken zamanında işbu sözleşmeye uygun şekilde mal teslimatı yapılmadığını, davacı tarafın ocak ayında teslim etmesi gereken malzemeleri, 2023'ün şubat ayında meydana gelen depremden sonra davalı tarafın Hatay'da faaliyet gösterdiği işyeri yıkılmış olup iş yeri yıkıldığından ve burada hiç kimse bulunmaksızın Haziran ayında kimseye haber vermeksizin sözleşmeye aykırı şekilde davacı tarafça söz konusu malların indirdiğini, davalı tarafça işbu durum fark edildikten sonra söz konusu malların 30.09.2023 tarihli iade faturasıyla davacı şirkete iade edildiğini, davalı şirketin yapılan sözleşmelere herhangi bir aykırılık söz konusu olmadığını, davacının haksız ve hukuka aykırı bir şekilde fiyat farkı faturası tanzim ettiğini, kesmiş olduğu faturanın tarihi dikkate alındığında söz konusu faturanın 18.07.2023 tarihli olduğu açık olduğunu, davalı tarafından ödemelerle ilgili herhangi bir gecikme söz konusu olmadığını izah edilen nedenlerle Öncelikle söz konusu davanın bu nedenlerden dolayı reddini mahkeme aksi kanaatte ise davalı şirket tarafından kesilmiş bulunan 30.09.2023 tarihli iade faturası miktarı olan 155.937,00 TL miktarın mahsup edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmekteyiz. Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; Dava, "İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)" davasıdır. Hatay İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Alacaklı ... Makine otom. Ve İnş. San. Ve Tic. Ve San. Ltd. Şti vekili tarafından borçlu ... San ve Tic. Ltd. Şti aleyhine çeşitli faturalara dayalı 462.803,42 TL. Toplam alacağın asıl alacağa işleyecek değişen oranlarda yasal faizi, icra giderleri ve icra vekalet ücreti ile birlikte tahsiline ilişkin icra takibi başlattığı, davalı tarafın itirazı üzerine icra takibin durduğu anlaşılmıştır Mahkememizce tarafların ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 13/01/2025 tarihli raporda özetle; Davalı tarafından 2022 yılına ait defter ve kayıtlar dosyaya sunulmadığından davacı tarafın 2022 yılında belirttiği devir tutarı olan 335 TL davalının kayıtlarında yer almadığı tespit edilmiş ve yine davalı tarafça tanzim edilen iade faturasının da davacı tarafın ticari defterlerinde yer almadığı tespit edildiğini, davacı tarafça dayanağı olmayan fiyat farkı faturasının her iki tarafın defterlerinde de kayıtlı olmadığı, bu nedenle davacının muavin dökümü ile davalı tarafın muavin dökümlerinde yer alan alacak tutarları arasında 156.272,00 TL fark meydana geldiği, ayrıca fiyat farkı faturasının neye göre kesildiğine dair bir delile rastlanmadığı ve davacının kendi defterlerinde dahi yer almadığının tespit edildiği anlaşılmıştır. Aynı bilirkişiden 31/08/2025 tarihinde alınan ek raporda özetle; Davacı vekilinin itiraz dilekçesinde davalı şirket tarafından tanzim edilen iade faturasına her ne kadar itiraz edilmiş ve davacı tarafından noter evrakı da sunulmuş ve davacının defterlerin de kayıtlı olmadığı iddia edilmiş ise de yukarıda davalının muavin dökümlerinden de görüleceği üzere davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, söz konusu faturanın mahsup edilmesi ile 2023 yılı sonu itibariyle davalıya 100.163,89 TL borçlu olduğu, ancak söz konusu iade faturasını düzenleyen davacının ticari defter ve belgelerinde söz konusu iade faturasının yer almadığı, ayrıca davacı tarafından düzenlenen 18/07/2023 tarihli 709.421,04 TL ve 27/10/2023 tarihli 193.028,40 TL tutarlı 2 adet faturaya davalı tarafından noter aracılığıyla itiraz edildiği ve her iki tarafça da işleme alınmadığı, bunun haricinde taraflarca düzenlenen tüm faturaların ve ödemelerin her iki tarafın kayıtlarında yer aldığı ve birbiri ile uyumlu olduğu, ayrıca söz konusu iade faturasının zamanında düzenlenmediği ve davacı tarafça itiraza rağmen defterlerinde davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, söz konusu usulsüz işleme alınan fatura haricinde her iki tarafın itirazları ve tüm muavin hesap dökümleri incelendiğinde davalının davacıdan 256.435,89 TL alacaklı, taraflar arasındaki farka sebep olan işlemin de davacı vekilinin itiraz dilekçesinde bahse konu faturadan ibaret olduğu hususlarını raporunda belirtmiştir. Aynı bilirkişiden 02/09/2025 tarihinde alınan raporda özetle; Davacı vekilinin itiraz dilekçesinde davalı şirket tarafından tanzim edilen iade faturasına her ne kadar itiraz edilmiş ve davacı tarafından noter evrakı da sunulmuş ve davacının defterlerin de kayıtlı olmadığı iddia edilmiş ise de yukarıda davalının muavin dökümlerinden de görüleceği üzere davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, söz konusu faturanın mahsup edilmesi ile 2023 yılı sonu itibariyle davalıya 100.163,89 TL borçlu olduğu, ancak söz konusu iade faturasını düzenleyen davacının ticari defter ve belgelerinde söz konusu iade faturasının yer almadığı, ayrıca davacı tarafından düzenlenen 18/07/2023 tarihli 709.421,04 TL ve 27/10/2023 tarihli 193.028,40 TL tutarlı 2 adet faturaya davalı tarafından noter aracılığıyla itiraz edildiği ve her iki tarafça da işleme alınmadığı, bunun haricinde taraflarca düzenlenen tüm faturaların ve ödemelerin her iki tarafın kayıtlarında yer aldığı ve birbiri ile uyumlu olduğu, ayrıca söz konusu iade faturasının zamanında düzenlenmediği ve davacı tarafça itiraza rağmen defterlerinde davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, söz konusu usulsüz işleme alınan fatura haricinde her iki tarafın itirazları ve tüm muavin hesap dökümleri incelendiğinde davacının davalıdan 256.435,89 TL alacaklı, taraflar arasındaki farka sebep olan işlemin de davacı vekilinin itiraz dilekçesinde bahse konu faturadan ibaret olduğu hususlarını raporunda belirtmiştir. Aynı bilirkişiden 24/11/2025 tarihli ve son ek raporda özetle; davacı vekilinin itiraz dilekçesinde davalı şirket tarafından tanzim edilen iade faturasına her ne kadar itiraz edilmiş ve davacı tarafından noter evrakı da sunulmuş ve davacının defterlerin de kayıtlı olmadığı iddia edilmiş ise de yukarıda davalının muavin dökümlerinden de görüleceği üzere davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, söz konusu faturanın mahsup edilmesi ile 2023 yılı sonu itibariyle davalıya 100.163,89 TL borçlu olduğu, ancak söz konusu iade faturasını düzenleyen davacının ticari defter ve belgelerinde söz konusu iade faturasının yer almadığı, ayrıca davacı tarafından düzenlenen 18/07/2023 tarihli 709.421,04 TL ve 27/10/2023 tarihli 193.028,40 TL tutarlı 2 adet faturaya davalı tarafından noter aracılığıyla itiraz edildiği ve her iki tarafça da işleme alınmadığı, bunun haricinde taraflarca düzenlenen tüm faturaların ve ödemelerin her iki tarafın kayıtlarında yer aldığı ve birbiri ile uyumlu olduğu, ayrıca söz konusu iade faturasının zamanında düzenlenmediği ve davacı tarafça itiraza rağmen defterlerinde davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, söz konusu usulsüz işleme alınan fatura haricinde her iki tarafın itirazları ve tüm muavin hesap dökümleri incelendiğinde davacının davalıdan 256.435,89 TL alacaklı, taraflar arasındaki farka sebep olan işlemin de davacı vekilinin itiraz dilekçesinde bahse konu faturadan ibaret olduğunu raporunda belirtmiştir. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları) Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir. Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.(Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı) Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems:Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı) Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın ... E ... K sayılı ilamı) Somut olayda; taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden davalı tarafa malzeme teslimi yapılmasına rağmen, davacı tarafça malzeme bedellerinin ödenmemesi nedeniyle ve kesilen fiyat farkı faturasının ödenmemesi nedeniyle davalı hakkında Hatay icra dairesinin ... esas nolu dosyasında takip yapıldığı, yapılan takibe itiraz üzerine mahkememizde itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin tespiti amacıyla tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Ticari defterler üzerinde yapılan inceleme neticesinde davacının davalıdan 256.435,89 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasında fiyat farkı nedeniyle fatura kesilmesine yönelik teamül oluştuğuna yönelik yeterli delil bulunmaması nedeniyle, davacı tarafın bu yöndeki talebi reddedilmiştir. Ayrıca takip tarihinden önce davalı tarafın temerrüde düşürüldüğüne ilişkin delil bulunmaması nedeniyle, takip tarihine kadar işletilen faz talebinin reddine karar verilmiştir. Alacağın para alacağı olması nedeniyle davalı tarafın yetki itirazının reddine karar verilmiş ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ; 1-Davanın kısmen kabulü ile; davalının Hatay icra müdürlüğünün ... esas nolu dosyasında yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 256.435,89 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, 2-Fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Alacağın likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağa uygulanacak %20 icra inkar tazminatı olan 51.287,17 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4-Karar tarihi itibariyle (ve dava değerinin 256.435,89 TL. olduğunun kabulü ile) alınması gereken 17.517,13TL. nispi karar ve ilam harcından, peşin alınan 5.370,86 TL. harcın mahsubu ile kalan 12.149,69 TL. harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan peşin harç ve ıslah harcı dahil 5.370,86 TL. yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL. Başvuru harcı gideri, 5.500 TL. Bilirkişi ücreti gideri ve 175 TL. Posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 6.102,60 TL. Yargılama giderinin kabul olunan miktar üzerinden hesaplanan 3.381,40 TL.'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (dava değerinin 256.435,89 TL. olduğunun kabulü ile) davacı vekilleri için 45.000TL. maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (reddolunan dava değerinin 206.367,53 TL. olduğunun kabulü ile) davalı vekilleri için 45.000TL. maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10- Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.600 TL. yargılama giderinin, kabul olunan miktar üzerinden hesaplanan 1.994,73 TL.'nin davalıdan, bakiye kalan 1.605,26 TL.'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 11-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın, 6100 s. HMK'nın 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde ve re'sen davacıya iadesine, Dair ; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.03/03/2026

Katip Hakim

Bu belge 5070 sayılı kanun uyarınca Elektronik İmza ile imzalanmıştır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/323, K. 2026/174, T. 03.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-323-e-2026-174-k-a030d59c6a28