İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/262 E. 2024/726 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/262
Karar No
2024/726
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/262 KARAR NO : 2024/726

DAVA : Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 16/04/2024 KARAR TARİHİ : 08/10/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davacı şirketin --- - bölgesinde turizme yönelik otel işletimi, oda kiralama ticari faaliyetlerinde bulunduğunu, 31.01.2024 tarihinde ---- Bankası'ndan gelen bildirimle ---- Bankası ----- Şubesi ----- seri no'lu 200.000,00 TL bedelli ve 31.01.2024 tarihli çekin davalı şirket tarafından ibraz edildiği ve ödemenin yapıldığı bilgisinin verildiğini, davacı şirket tarafından ödemenin davalı ...'ne yapıldığının öğrenildiğini, davacı şirket yetkilisinin çeki keşide etmediğini, imzasının kendine ait olmadığını, taraflar arasında ticari ilişkinin olmadığı belirtilmişse de davalının çekten tahsil ettiği parayı iade etmeyi kabul etmediğini, bunun üzerine arabuluculuk yoluna gidildiğini ancak anlaşma sağlanamadığını, davaya konu çekte davacı şirket yetkilisinin imzası bulunmadığını, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, davalı tarafın çeki ağır kusurlu ve kötü niyetle iktisap ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, alacakları için davalının çek bedeli olan 200.000,00 TL tutarında olmak üzere taşınır, taşınmaz malları ve 3.kişilerdeki hak ve alacakları, maaşları üzerine öncelikle teminatsız olarak, aksi takdirde ise mahkemenizce takdir edilecek olan teminatın yatırılması karşılığında ihtiyati haciz konulmasına, davanın kabulüne, ---- Bankası ---- Şubesi ----- seri no'lu 200.000,00 TL bedelli ve 31.01.2024 tarihli çekin istirdatına, davalı tarafından tahsil edilen 200.000,00 TL çek bedelinin 31.01.2024 tarihinden itibaren işlyecek ticari faiziyle birlikte tarafımıza ödenmesine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın haksız olduğunu ve reddi gerektiğini, söz konusu çekin davacı şirket tarafından ------ lehdar gösterilerek düzenlendiğini ve bu çekte davalı şirkete bağlı ---- Okullarına çocuklarını kaydettiren anne --- --(-----) tarafından imzalanan 2023-2024 dönemi öğrenci kayıt sözleşmelerine istinaden ------(----) tarafından 14.09.2023 tarihinde davalıya teslim edildiğini, dava ve ilgisi sebebiyle ----. ile öğrenci velileri --- - ve---- davanın ihbarını, davalının özel okul işleten bir vakıf olup --- -- kurucusu olduğunu, Davanın ihbarının talep edildiği --- ve ---- müşterek çocukları ---- ve ----- kaydı için kuruma başvurulduğunu ve taraflar arasında her iki öğrenci için 11.09.2023 tarihinde -----Ortaokulu 2023-2024 Dönemi Öğrenci Kayıt Sözleşmeleri imzalandığını, bu sözleşmelerin toplam bedelinin 214.769,54 TL olup bu bedelin 200.000(105.000 + 95.000) TL'sinin çek, kalanının da banka yoluyla ödenmesinin kararlaştırıldığını, çekle ödenecek kısımla ilgili ---- önce ----. firmasının çekini teklif ettiğini, daha sonra davalıya dava konusu --- - Bankası ---- Şb. 31.01.2024 tarihli, ------ numaralı, 200 Bin TL'lik çeki, 14.09.2023 tarihli çek teslim(tahsilat) makbuzu ile teslim ettiğini, Kaydı yapılan çocukların eğitimleri devam ederken davalı firma muhasebesini arayan---- 05.10.2023 tarihli talimat ve ekindeki vergi levhası ve imza sirkülerini göndererek çocukların eğitim öğretim bedeline ilişkin faturaların şirkete(----) hitaben düzenlenmesini istediğini, bunun üzerine davalı tarafından 30.09.2023, 31.10.2023, 30.11.2023 ve 30.12.2023 tarihli 8 adet e-fatura düzenlenerek davacı şirkete gönderildiğini, davacı şirketin gerek düzenlenen çek ve gerekse kesilen faturalar sebebiyle sürecin başından beri haberdar olduğunu, davacının kendisine gönderilen faturalara karşı süresinde olmayan bir iade faturası düzenlemişse de davacı delil listesinin ikinci sırasında yer alan noterlik işlemiyle bu faturanın iade edildiğini, Davacı tarafından ---- Cumhuriyet Başsavcılığına sunulan 20.02.2024 tarihli dilekçede, ----- isimli şahsın uzun yıllar davacı tarafın şirketlerinde danışmanlık yaptığını, şirket sahibinin güvenini kazanarak şirket içinde geniş yetkilere sahip olduğunun ifade edildiğini, Dilekçenin devamında beyan edildiğine göre, bu şahsın şirket çeklerini şahsi işlerinde kullandığını ve şirket itibarının zedelenmemesi için bu çekleri ödedikleri ifade edildiğini, Bir an için çeklerin şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığı kabul edilse bile, ayn imzayı taşıyan başka çeklerin ödenmesi, artık davacı için istirdat talebinde bulunulmasını engelleyecek olduğunu, davacının istirdat iddiasının haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilerek yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; Menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.Soruşturma dosyası, ihtarname sureti, banka kayıtları celp edilmiştir.6100 sayılı HMK 114/1-c maddesinde görev dava şartı olarak gösterilmiş olup, anılan Kanun 115. maddesinde dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında Mahkemece re’sen araştırılması gerekir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, 5. maddesinde Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin kuruluşu ve hangi Mahkemelerin Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla davaya bakacağı belirlendikten sonra Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olması durumunda ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.6502 sayılı Kanun'un 3/1 maddesine göre;k) Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, l) Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, ifade etmektedir.Aynı Yasanın 73. Maddesi ile bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.Bir hukuki işlemin sadece 6502 Sayılı Yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığı tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 Sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Tüm dosya kapsamından; Huzurdaki davanın taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığı ve imza inkarı iddiasına dayalı olarak davaya konu çek ve ödenen çek bedelinin istirdatı istemiyle, davalı tarafından davaya konu çekin öğrenci kayıt sözleşmesine istinaden verildiğinin ileri sürüldüğü, her ne kadar kıymetli evraka ilişkin düzenlemeler Türk Ticaret Kanunu'nda yer almakta ise de 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4/5 maddesi başta olmak üzere Tüketici Yasasında da konuya ilişkin düzenlemelerin bulunduğu ve açılan davanın niteliğine göre ispat yükü üzerine düşen taraf yönünden yapılacak incelemenin Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri de dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla uyuşmazlıkta Mahkememizin görevli olmadığı, 6502 sayılı Kanun 73. madde uyarınca Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-)6100 Sayılı HMK m.114/c ve m.115/2 gereği göreve yönelik dava şartı yokluğundan davanın USÛLDEN REDDİNE, 2-)Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Görevli Mahkemenin ------ Tüketici Mahkemeleri olduğunun TESPİTİNE, 3-)6100 Sayılı HMK m.21 kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili Mahkemeye gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 4-)6100 Sayılı HMK m.331/2 uyarınca harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli Mahkemece değerlendirilmesine,Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usûlen anlatıldı.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/262, K. 2024/726, T. 08.10.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-262-e-2024-726-k-f085bb229bcd