İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/237 E. 2025/213 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/237
Karar No
2025/213
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/237 Esas - 2025/213

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2024/237 KARAR NO : 2025/213

DAVA : Marka .... sayılı .... Kararı İptali - Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 20/05/2024 KARAR TARİHİ: 11/06/2025 Yazım Tarihi: 30/06/2025

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davalının ... sayılı “...” markasının 05. sınıftaki mallar için yaptığı başvurunun müvekkili tarafından “..." ibareli markalara dayanarak itiraz ettiğini, bu itirazın red edildiğini, taraf markaların tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali oluşturacağını, markalar arasında görsel, işitsel ve bütünsel açıdan benzerlik bulunduğunu, markalarda görsel unsur içermeyen, beyaz arka plan üzerine siyah yazıdan oluşan kelime markaları olduğunu, "..." ve "..." ibareleri arasında ciddi bir benzerlik olduğunu, müvekkilinin markasındaki "...." kısmının "...." harfine dönüştürüldüğünü, "...." harfinin de "...." harfine dönüştürüldüğünü, bunun da yeterli farklılaşma sağlamadığını, müvekkilinin markasının ”...” şeklinde okunurken davalı markası “...” şeklinde okunacağını, markaların kapsamlarındaki malların da aynı/benzer olduğunu, ortalama tüketici tarafından ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali oldukça yüksek olacağını, davalının başvurusunun, müvekkilinin markalarının ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın bilinirliğinden haksız yararlanmasına, marka itibarına zarar vermesine neden olacağını, markalarının ayırt edici karakterini zedeleneceğini, davalının marka başvurusunun dürüstlük kuralına, basiretli tacir ilkesine ve haksız rekabet kurallarına aykırı olup kötüniyetli olduğunu belirterek ... 18.03.2024 tarihli ve ... sayılı ... kararının, tümden iptaline, ... başvuru numaralı “...” ibareli marka başvurusunun tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı firmaya usulüne uygun tebligat yapıldığı halde davaya cevap vermediği görülmüştür. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın ... sayılı markası arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım, SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/9 maddesine göre davalının kötü niyetli marka başvurusu yaptığı iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, ... sayılı ... kararının iptali, davalı markasının tescili halinde de hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 21/03/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 20/05/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6/1, 6/3, 6/5, 6/9 maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Karıştırılma ihtimali gerekçeli itiraz belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir. Kurul'da, ".../..." ile başlayan ibarelerin sektördeki yaygınlığı da dikkat alındığında, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği zira ibareler arasındaki farklılıkların benzerliği ortadan kaldırdığı düşünülmüş ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Öte yandan her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede işbu başvurudan farklı marka örneğini haiz ve farklı aşamalarda incelenmiş olan başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi haklı bulunmamıştır. Eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının kabulü için yeterli kanaat oluşturacak bilgi veya belge sunulmadığından bu maddelere dayalı itiraz da haklı görülmemiştir. KARAR İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markası ... ... 05. Sınıf 05. Sınıf

18/03/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; " (OYÇOKLUĞU) Davacının davaya mesnet gösterdiği yukarıdaki /değerlendirme bölümündeki tabloda belirtilen markanın tescil kapsamında yer alan mallar ile davaya konu olan markanın dava konusu edilen 05. Sınıftaki tüm malların birbirleriyle aynı olduğu Davaya konu olan ... sayılı ... ibareli marka ile davaya mesnet olan ... sayılı ... ibareli markalar görsel ve işitsel olarak benzer olmadığı, Bu nedenle taraf markalar arasında 6769 S. SMK’nın 6/1 maddesi anlamında, karıştırılma ihtimali oluşmayacağı, Taraf marka işaretleri arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunmadığından SMK 6/5 maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, Başvurunun kötü niyetli bir başvuru olduğu yönündeki iddialar ile ilgili dosyaya bir delil sunulmadığı, bu husustaki takdir ve yorumun hukuki bir nitelendirme gerektirmesi nedeniyle Sayın Mahkemeye ait olduğu, (KARŞI OY- ECZACI) 35 yıllık Eczacı ve 15 Yıllık hukukçu olarak, dava konusu markalar hakkında hukuki görüşlerim vardır ancak buna raporumda yasa gereği yer vermeyeceğim. Sadece Eczacı Bilirkişi olarak oy ve görüşüm aşağıdadır. ..., sözcüğü çinko mineralinin uluslararası adıdır. Çinko metalini,40 yaş üstündekiler mutfak eşyalarından hatırlasa da,son yıllarda sağlık alanında yaygın olarak kullanılan ve çoğunlukla Gıda Takviyesi formunda .... ruhsat alarak tüketicilere sunulan,yetişkin ve çocuk formları bulunan bir mineraldir. ... ruhsat alan ve ... tarafından geri ödeme kapsamında olan çinko preparatları da bulunmaktadır. Bu preparatlardan bazılarının Marka isimleri;....İçeriğinde çinko olduğunun belirtilmesi maksadı ile ...... veya ...... ile başlayan veya biten ürün isimleri ve markalar. Bu markaların Eczane uygulamasında karıştırılması nerede ise mümkün değildir.Söylenişleri,okunuşları çok farklıdır.Görsel ve işitsel olarak benzer değildirler. Tüketici,hasta bazen hekim reçetesi ile bazen kendiliğinden(Gıda Takviyesi olan ürünleri Diyetisyen-Hekim-Eczacı veya komşu önerisiyle) reçetesiz,sözlü olarak isteyerek alabilmektedir.Ya da eczaneye sipariş verebilmektedir. Sağlık okur yazarlığının oldukça düşük olduğu ülkemizde,tüketici sözlü olarak ... veya ... almak için eczaneye geldiğinde kesinlikle karıştırılabilir kanaatindeyim. Davaya konu markalar görsel olarak ve farklı harfler ve harf karakterleri (tipoloji) açısından farklı olsa da,işitsel olarak çok benzer hatta neredeyse aynı olduğu kanaatindeyim. Bilgi ve deneyimlerimle bu markaların reçete yazacak hekimler,tüketici ve hastaya sunacak Eczacı ve eczane çalışanları,Ecza deposunda sipariş alan depo çalışanları tarafından da karıştırılabileceği kanaatindeyim. " şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir. GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak hedef tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu; diğer yönden taraf markaları arasında bilirkişi raporundaki sayfa 4 teki tabloda emtia benzerliği de oluştuğu; (HEDEF TÜKETİCİLER; Markanın kapsamındaki 05/01. Sınıftaki "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. " mallarında hedef tüketiciler doktor, veteriner ve eczacılar açısından yapılacak değerlendirme sonucunda, anılan emtiaların hedef kitlesinin eğitim seviyesi ve mesleki sorumlulukları sonucu sahip oldukları yüksek dikkat ve özen seviyesi olanlar kastedildiği; 05/01 sınıf dışındaki mallarda ise ortalama düzeydeki tüketici grubu) Bilirkişi heyetinde yer alan eczacı( 35 yıllık Eczacı ) bilirkişinin karşı görüş mütalaasında geçtiği şekilde 05/01 sınıftaki mallar açısından " Tüketici,hasta bazen hekim reçetesi ile bazen kendiliğinden(Gıda Takviyesi olan ürünleri Diyetisyen-Hekim-Eczacı veya komşu önerisiyle) reçetesiz,sözlü olarak isteyerek alabilmektedir.Ya da eczaneye sipariş verebilmektedir. Sağlık okur yazarlığının oldukça düşük olduğu ülkemizde,tüketici sözlü olarak ... veya ... almak için eczaneye geldiğinde kesinlikle karıştırılabilir kanaatindeyim. Davaya konu markalar görsel olarak ve farklı harfler ve harf karakterleri (tipoloji) açısından farklı olsa da,işitsel olarak çok benzer hatta neredeyse aynı olduğu kanaatindeyim. Bilgi ve deneyimlerimle bu markaların reçete yazacak hekimler,tüketici ve hastaya sunacak Eczacı ve eczane çalışanları,Ecza deposunda sipariş alan depo çalışanları tarafından da karıştırılabileceği kanaatindeyim. " şeklindeki kanaat ve tespite aynen iştirak edilerek mesleği eczacılık olan ve uzun süre bu işi yapan kişinin görüşü üstün tutularak hedef tüketiciler arasında markaların karıştırılabileceği düşünülerek diğer bilirkişilerin görüşüne itibar edilmediği; 05/01 dışındaki mallarda ise ; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu 05/01 dışındaki mallar için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "... " ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı , diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından 05/01 dışındaki mallar için davacının "... " ibarelimarkalı mallarından satın almak/yararlanmak isterken davalının "... " ibareli başvuru markalı malı satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu "... " ibareli işaret ile davacının "... " ibareli tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşabileceği bu açıdan taraf marka işaretleri benzediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu; Diğer yönden ; Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Ancak bu durumlar var olan iltibası ortadan kaldırmadığından aksi yöndeki ... kararı yanlış olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KABULÜNE, 2-Dava konusu ...'in ... sayılı ... kararının İPTALİNE, 3-Dava konusu marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,8‬0‬ TL'nin davalılardan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 5-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 6-Davacının yaptığı; 11.000,00 TL bilirkişi ücreti, 750,00 TL tebligat ücreti, 427,60 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 12.177,6‬0 TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı firma yetkilisinin yokluğunda, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.11/06/2025

Katip .... Hakim .... E İmzalıdır. E İmzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/237, K. 2025/213, T. 11.06.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-237-e-2025-213-k-18504a26e9c0