İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/222 E. 2025/419 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/222
Karar No
2025/419
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/222 Esas - 2025/419

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2024/222 KARAR NO : 2025/419

DAVA : Marka ... sayılı ... Kararı İptali-Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 08/05/2024 KARAR TARİHİ : 15/10/2025 Yazım Tarihi: 05/11/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkilinin 1974 yılından beri ilaç sektöründe, üretim ve pazarlama faaliyeti gösteren köklü bir şirket olduğunu, ... nezdinde 100’den fazla markanın sahibi olduğunu, davalının markasının “...” olduğunu, müvekkilinin markasının ise “...” olduğunu, taraf markaların aynı harf kombinasyonu ile oluşturulduğunu, harf dizilimlerinin birebir aynı olduğunu, markaların başlangıç kısımları da bitiş kısımlarının da tamamen aynı olduğunu, markalardaki "F, E" harflerinin benzer harfler olduğunu, bu haliyle taraf markaların tek harf itibariyle farklılık arz ettiğini, markaların harf sayısının aynı olması, ortadaki vurguyu belirleyen tüm sessiz harflerin de aynı olması, toplamda 4 harfin aynı olması ve aynı yerde konumlandırılması, farklı olan E ile F harflerinin büyük harflerle yazımında görsel olarak son derece karıştırılmaya müsait olduğunu, markalar benzerliğinde ötesinde, refleksif olarak birbirleriyle aralarında bir bağ olduğunu, birbirlerinin serisi olduğu yönünde güçlü bir benzerlik arz ettiğini, bu nedenle markaları ayniyet derecesinde benzer olması nedeniyle iltibas ve haksız rekabet yaratmaya son derece müsait olduğunu, taraf markaların 05. Sınıfta yer alan mallarında da birebir aynı olduğunu, müvekkilinin ... ibaresinin de Tanınmış Marka olduğunu, 05.sınıf malları için sektörde yüksek ayırt ediciliği bulunan orijinal nitelikte olduğunu, davalının 1983 yılından bu yana etkin ve aralıksız bir şekilde bir fiil kullanılmakta olan “...” markasının varlığından haberdar olmamasının mümkün olmayacağını, müvekkilinin “...” markasının bilhassa İLAÇ sektöründe müvekkil ile özdeşleşmiş bir marka olduğunu, büyük küçük herkes tarafından bilinen tanınmış bir olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğunu, davaya konu marka olan markanın müvekkilinin markası karşısında seri marka olarak algılanacağını, eczanelerde satılacak olan “...” ve “...” markalarının birbirleriyle ilişkilendirilmesi kaçınılmaz olacağını belirterek ... ...’nın 07.03.2024 tarih ve ... sayılı kararının iptalini, ... sayılı "..." markasının iptaline, tescil edilmişse hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Müvekkilinin farklılaştırılmış doğal bileşenler geliştiren ve üreten alanında tanınmış, ... menşeili bir şirket olduğunu, göz, kalp sağlığı, cilt ve bağışıklığı korumaya yardımcı ve aynı zamanda cilt koruyucu ve protein desteği sağlayan içerikleri ile alanında tanınmış olduğunu, pek çok ülke ve kıtada piyasaya sunulan ürünlerine ilişkin markalarının bulunduğunu, ..., .... müvekkilinin başlıca takviye edici gıdalarının markası olduğunu, dava konusu müvekkiline ait “...” markalı ürünün stres, kaygı ve gerginliği iyileştiren , uykusuzluğu gideren takviye gıda olduğunu, ... markasının 2020 yılında .... alanında Yılın Bileşeni ve 2022 yılında ....'da Sağlıklı Yaşlanma alanında Yılın Bileşeni seçildiğini, taraf markaların görsel, işitsel ve anlamsal düzeyde farklı olduğunu, müvekkil markasının davacının itirazına mesnet göstermiş olduğu markalardan gerek yazım stili gerekse şekil unsurları bağlamında görsel olarak oldukça farklı olduğunu, müvekkilinin markasında baskın mor renkle stilize edildiğini, davacının ... markasının ise gerek ürün ambalajında gerekse marka tescillerinde baskın unsurunun kırmızı-mavi renk olduğunu, markaların tüketici nezdinde karıştırılmalarının söz konusu olamayacağını, ... ve ... kelimelerinin yazılış ve okunuş olarak da birbirlerinden tamamen farklı olduğunu, markaların birbirine benzemediğinden markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, tüketici nezdinde davacı markasının içeriği ve tercih sebebi, müvekkil markasından oldukça farklı olduğunu, müvekkilinin "..." markasının gerçek hak sahibi olduğunu, yıllar önce müvekkil tarafından yaratılan ve dünya çapında milyonlarca insan tarafından kullanılan ayırt edici bir ibare olduğunu, müvekkile ait "..." markasının tanınmış bir marka olduğunu, "..." markasının .... nezdinde olmak üzere uluslararası kuruluşlar nezdinde uzun yıllardır tescilli olduğunu, bu marka adı altında pek çok ülkeye ürün ihraç yapması nedeniyle markanın ekonomik değeri gibi tanınmışlık kriterlerini de fazlasıyla taşıdığını belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı tarafça yayına itiraz formuna göre SMK 6/1 maddesine göre iltibas, SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/9 maddesine göre kötü niyetli başvuru yapıldığı iddialarına bağlı yapılan itirazla ilgili olarak ... sayılı ... kararının yerinde ve doğru olup olmadığı, (davacı tarafın itirazlarının değerlendirilmeyen tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı) davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 08/03/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 08/05/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle ... ŞİRKETİ tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. Öncelikle 6769 s. SMK'nın 6/3 maddesine dayalı itirazın ... nezdinde yapılan yayına itiraz aşamasında ileri sürülmeyip ilk kez Kurul nezdinde yapılan karara itiraz aşamasında ileri sürüldüğü, bu durumun itiraz kapsamının genişletilmesi sonucunu doğurduğu tespit edildiğinden belirtilen maddeye dayalı itiraz kabul edilmemiştir. Bu çerçevede yapılan incelemede başvuru ile itiraz gerekçesi markaların görsel, işitsel ya da kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığı kanaatine varıldığından işbu itirazın reddi gerekmiştir. KARAR; İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ... ...

03/06/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "Davacının davaya mesnet gösterdiği yukarıdaki /değerlendirme bölümündeki tabloda belirtilen markaların tescil kapsamında yer alan mallar ile davaya konu olan markanın dava konusu edilen 05. Sınıftaki tüm malların birbirleriyle birebir aynı olduğu, Davaya konu olan ... sayılı ibareli marka ile davaya mesnet olan davacının ... esaslı unsurlu markaları arasında görsel ve işitsel olarak benzerlik bulunmadığı, Bu nedenle taraf markalar arasında 6769 S. SMK’nın 6/1 maddesi anlamında, karıştırılma ihtimali oluşmayacağı, Taraf marka işaretleri arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunmadığından SMK 6/5 maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, Başvurunun kötü niyetli bir başvuru olduğu yönündeki iddialar ile ilgili dosyaya bir delil sunulmadığı, bu husustaki takdir ve yorumun hukuki bir nitelendirme gerektirmesi nedeniyle Sayın Mahkemeye ait olduğu" şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.

GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel , sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının " ... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının " ... " ibareli tescilli markalı mallarından satın almak/yararlanmak isterken davalının " ... " ibareli başvuru markalı malları satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle eşit şekilde davalılara verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin, davalı firma vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 15/10/2025

Katip .... Hakim .... E-İmzalıdır E-İmzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/222, K. 2025/419, T. 15.10.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-222-e-2025-419-k-0258d74922f3