İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/124 E. 2025/421 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/124
- Karar No
- 2025/421
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/124 Esas - 2025/421
T.C. " TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/124 KARAR NO : 2025/421
DAVA : Marka ... ... kararı iptali DAVA TARİHİ : 15/03/2024 KARAR TARİHİ : 15/10/2025 Yazım Tarihi: 05/11/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkilinin ... ... markasının 1917’de kurulduğunu, Türkiye’nin yurt dışına ihraç edilen ilk Türk tekstil markası olduğunu, müvekkilinin Türkiye’de yüze yakın mağazası olduğunu, davaya konu müvekkile ait ... numaralı “....” ibareli marka başvurusu ve gerçek hak sahibi olduğunu, “....” markasının esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, (....) sayı ile tanınmış marka olduğunu, müvekkile ait ... numaralı “....” ibareli marka başvurusu değerlendirilirken müvekkilin kazanılmış hakkının uzmanlarca irdelenmediğini, reddedilen 25. sınıfta müvekkilinin önceye dayalı üstün hakkı bulunduğunu, müvekkiline ait ... numaralı marka başvurusu hakkında davalı şirketin itirazı ile ihdas edilen ...sayılı ... kararının iptaline, ... numaralı “....” ibareli marka başvurusunun talep edilen tüm mal ve hizmetler bakımından tescilinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: müvekkilinin 1973 yılında Süleymaniye’de tanınan tanınmış markalı ürünleri sahibi olduğunu Türkiye’nin neredeyse her şehrinde “...’’ ve “...” ibareli yüzlerce mağazaları, bayileri bulunan, kendi ürünlerini piyasaya arz eden, büyük ölçekli ve herkes tarafından bilinmekte olan, sektörün öncü grup şirketlerinden olduğunu, müvekkilinin, ağırlıklı olarak mutfak eşyalarını kapsayan yemek takımları, tencereler, çatal bıçak setleri, bardak takımları, elektrikli ev aletleri, ev tekstil ürünleri, bornozlar, halılar, kilimler, perdeler nevresim takımları, kozmetik, gıda ürünleri, çeşitli tekstil ürünleri, tarım ürünleri ve bununla sınırlı olmaksızın birçok ürünün satışını mağazalarında, bayilerinde ve kendine ait .... internet siteleri başta olmak birçok online platformlar üzerinden gerçekleştirdiğini, davacı tarafın “...” ibaresi üzerinde üstün hak sahibi olduğu iddiaları gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin 50 yılı aşkın süredir “...”ibaresiyle geniş bir sektörde faaliyet gösterdiğini, müvekkilin “....” alan adı uzantılı sayfa üzerinde önceki kullanımdan doğan hakkı bulunduğunu, davacının müvekkiline ait alan adının benzeri bir ibareyi tescil etmesi SMK hükümlerine aykırı olduğunu, davacının 35.05 sınıfın tüm alt gruplarında markayı tescil etme girişimi kötü niyetli olduğunu belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı firmanın ... başvuru sayılı "...." ibareli markası ile davalı firmanın itiraz mesnedi ... ibareli markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, ... ... sayılı ... Kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 22/01/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 15/03/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "Yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile redde gerekçe .... sayılı markaların, ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimaline neden olabilecek şekilde benzer oldukları kanaatine varılmıştır. Bunun yanısıra, başvuru ile .... sayılı markaların eşya listeleri kapsamında, aynı/aynı tür mal/hizmetlerin yer aldığı belirlenmiştir. Markaların benzerliği ve mal/hizmetlerin aynı/aynı tür olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, işbu başvuru ile sayılı markalar arasında, 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkabileceği kanaatine varılmış ve itirazın reddi gerekmiştir. Başvuru sahibi tarafından ileri sürülen, ret gerekçesi markaların sahibi firma ile faaliyet alanlarının farklı olduğu gerekçesi, daha önceki tarihte aynı / aynı tür mallar/hizmetler için tescil edilmiş / tescil başvurusu yapılmış benzer markaların varlığı, dolayısıyla 6/1 bendinin uygulanabilirliğini ortadan kaldırmayacağından isabetli bulunmamıştır. Başvuru sahibi adına kayıtlı önceki tarihli "..." asli unsurlu markaların hükümsüzlük tehdidi altında olmaları nedeniyle öncelikli hak iddiası yerinde görülmemiştir. İtirazın ve başvurunun reddine oybirliği ile karar verilmiştir." ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir." hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. Kazanılmış hak kavramı, ... daha önceden tesçilli olan markanın aynısının önceki sahibine bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunarak yeni markayı da alabileceği düşüncesinden ortaya çıkmıştır. Kazanılmış hak açısından ise Yargıtay uygulamalarında KRİTER "1-Kazanılmış hak sağlayan markanın tesçilli olarak uzun süre kullanılması (kullanım ve tesçilin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkması- kabullenilmesi), 2-Sonradan yapılan başvurunun kazanılmış hak sağlayan markanın ASLİ UNSURU muhafaza edilerek , işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle oluşturulması, ( önceki markanın asli unsuru değişmiş ise yeni başvuru kabul edilir), 3- Sonraki başvurunun önceki markanın kapsadığı ve hizmet ile AYNI veya AYNI TÜR mal ve hizmetleri içermesi, ( yani kapsamını genişletmemesi)" şeklinde ifade edilmektedir. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davacı başvuru Markası Davalı Markaları ....
09/03/2025 tarihli raporda özetle: Davacının dava konusu edilen 25. Sınıfta yer alan malların tamamının davalının redde mesnet gösterdiği markaların tescil kapsamındaki hizmetler ile ilişikli olduğu, Davaya konu olan " .... "marka başvurusu ile redde mesnet olan yukarıdaki tabloda bilgileri verilen “... ... ...” ve “... ...” markaları arasında görsel ve genel izlenim olarak bir benzerlik bulunduğu dikkate alındığında markalar arasında iltibas tehlikesinin oluşacağı, görüş ve kanaatine varılmıştır. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davacının ".... " ibareli marka başvurusu ile davalıya ait " ... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve kavramsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; Diğer yönden başvurunun kapsamındaki malların davalı markasındaki mal/hizmetlerle aynı/benzer/ilişkili/bağlantılı olduğu raporunun 11.nci sayfasında kırmızı taralı kısım ile gösterildiği; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davacının ".... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının " ... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı; diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davalının " ... " ibareli tescilli markalı mallarından satın almak/yararlanmak isterken davacının ".... " ibareli başvuru markalı malları satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği ; işaretsel benzerlik nedeniyle ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşabileceğinden ve taraf marka işaretleri benzediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu; Davacı tarafın başvuru ibaresi üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği iddiası anılan SMK 6/3 maddesindeki düzenlemeler kendi başvurusu için değil başkasının markasını engelleyen düzenleme olduğundan oluşan sonuca etkisi olmadığı; Davacının önceki markalarından .... sayılı markalar ile dava konusu marka aynı işareti taşımadığından (benzemediğinden ) , .... sayılı markalarda ayrıca 5 yıllık süre dolmadığından Müktesep hak iddiası yerinde görülmemiştir. Neticeden dava reddedilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin ve davalı firma vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 15/10/2025
Katip .... Hakim .... E imzalıdır E imzalıdır