İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/218 E. 2025/61 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/218
Karar No
2025/61
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/218 Esas - 2025/61 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/218 KARAR NO : 2025/61

.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 08/05/2024 KARAR TARİHİ : 13/02/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/02/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirketin İzmir ilinde 20 yıldan uzun süredir dondurulmuş gıda üretimi gerçekleştirdiğini, farklı markalarla çeşitli dondurulmuş gıda ürünlerini satışa sunduğunu, ....marka numarasıyla tescilli "....markası altında ürettiği dondurulmuş gıdaların gerek yurt içinde gerekse yurt dışında perakende ve toptan olmak üzere satış ve pazarlamasını yaptığını, bu bağlamda ciddi yatırımları bulunduğunu, davalı firmanın.... sayılı ....” ibareli başvurusuna yapılan itirazın davalı kurum tarafından reddedildiğini, bu kararın hukuka aykırı olduğunu, taraf markalarının esas unsurunun "....olduğunu, müvekkile ait markada yer alan ... ibaresinin ingilizce bir kelime olup, kelime anlamı olarak ziyafet anlamına geldiğini, böylelikle tüketicinin ilk aşamada anlaşılabilen türkçe bir kelime olan "ziyafet" kelimesinin esas alınacağını, dava konusu markada yer alan mantı ve sandviç ibarelerinin ürün adı olduğunu, markanın kelime unsurunun müşteri kitlesinin hafızasında şekil unsurundan her zaman daha fazla kaldığı için kelime ve şekil içeren kompozit markalarda öncelikle kelime unsuru dikkate alınması gerektiğini, davalı şirketin markasının sonuna "t" harfinin eklenmesi durumunda müvekkil şirketin markası ile aynı kelimeyi oluşturduğunu, bu farkın tüketiciler tarafından ayrımına varılamayacak kadar küçük bir fark olduğunu ve markalar arası iltibasa mahal vereceğini, farklı dillerde aynı veya benzer anlamlara gelen kelime unsurlarını içeren işaretlerin ilgili tüketici kesimi tarafından, bu farklı dillerdeki kelimelerin anlamları bilindiği sürece, kavramsal açıdan benzer ve hatta aynı olarak değerlendirilmesi mümkün olduğunu, taraf emtialarının birebir örtüştüğünü, müvekkili şirkete ait markaların tanınmış olduğunu, .... markalı ürünlerinin bütün marketlerde satıldığını, google arama motorunda ... şeklinde arama yapıldığında direk olarak müvekkilinin çıktığını, dolayısıyla davalı markasının müvekkiline ait tanınmışlıktan haksız bir yarar sağlayacağını, bu ibareyi seçmek suretiyle kötü niyetli olduğunu belirterek; 03.05.2022 tarihli ve .... kararının iptali ile dava konusu .... sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, taraf markalarına bir bütün olarak bakıldığında bıraktıkları intibanın, görsel, işitsel ya da kavramsal yönden karıştırılacak şekilde benzer olmadıklarını, dava konusu markada hiç bir unsurun bir diğerine göre ön plana çıkarılmadığını, davacının itiraza mesnet markalarının şekil unsuru içerdiğini, söz konusu markaların aynı firmanın markası gibi algılanabilecek nitelikte olmadığını, 6769 sayılı SMK Kanununun 6/5. maddesi kapsamında belirtilen şartların, yani markanın tanınmışlığından haksız bir yarar sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi hususlarının değerlendirilmesi gerektiğini ve davacı tarafından bu yönde somut bir delil sunulmadığını, salt marka arasındaki benzerliğin kötü niyet olarak değerlendirilemeyeceğini ve somut bir delil bulunmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirket markasının düz yazı stili ile siyah renkle baş harfleri büyük olmak üzere “ziyafe mantı ve sandviç” ibaresinin yazılması ile oluşturulmuş bir kelime markası olduğunu, ön plana çıkarılan bir kısmın olmadığı, vurgunun ibarenin tamamına yapıldığını, davacının itiraza mesnet markalarının ise “...” ortak ibaresi kullanılarak renk ve şekil unsuruna ayrıca ek kelimelere/kelime gruplarına yer verilerek oluşturulduğunu, genel izlenim ve kompozisyon itibariyle markalarının tamamen farklı olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, .... numara ile 30. sınıfta yer alan mallar için marka tescil başvurusunda bulunulduğu, markanın ilk incelemeden geçerek 12.09.2022 tarih ve 404 sayılı Resmi Marka Bülteninde ilan edildiği, davacı tarafından.... esas unsurlu markaları mesnet gösterilerek, SMK 6/1, 6/3, 6/4, 6/5, 6/6 ve 6/9 maddeleri uyarınca itiraz edildiği, davalının karşı görüş sunduğu ve kullanım ispatı talep ettiği , davacı tarafından kullanım delillerinin sunulduğu, ... tarafından markalar benzer bulunmadığı gerekçesiyle, kullanım delillerinin incelenmediği ve itirazın reddedildiği, davacının bu karara karşı itirazda bulunduğu ve davacı itirazlarının nihai olarak .... 17.03.2024 tarih ve .... sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. Davacı markaları incelendiğinde kelime +şekil markası olduğu, sarı bir alt zemin üzerinde, kırmızı renklerle betimlenmiş ... ibaresinden oluştuğu, kelime unsurunda yer alan E harfinin üzerine aşçı şapkası konumlandırıldığı görülmüştür. ... ibaresinin altında ise, gerek ayırt edici özelliği olan gerekse “falafel, nohut köftesi” şeklinde ayırt ediciliği bulunmayan ürün adlarının yer aldığı, davacının ... ibaresini içeren çok sayıda seri markasının olduğu görülmekle birlikte, ... ibaresinin davacının çatı markası olduğu ortadadır. Bu noktada çatı marka kavramına değinmek gerekmektedir. Çatı marka, bir işletmenin farklı ürün/hizmetlerini kapsayan ana markasıdır. Tüketiciler nezdinde kaliteyi, güveni simgeler. Uygulamada belli bir tanınmışlığa sahip firmaların çoğunluğunda bir çatı markasının yer aldığı ve ikinci bir kelime unsuru bulunduğu, tüketicinin bu duruma aşina olduğu bilinmektedir. Bu nedenle davacı taraf markalarında yer alan ... ibaresinin çatı markası olduğu ve korunmak istenen unsurların ayırt edici gücü bulunması halinde bu ek unsurlar olduğu ortadadır. Çatı markalarının benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınıp alınmayacağı ise, kendisinden sonra gelen ibarenin ayırt edici gücü ile ilgilidir. Zira sonra gelen kelime faaliyet alanı/emtialar için tanımlayıcı ise tüketicinin ikinci ibareyi marka olarak algılaması mümkün değildir, bu bağlamda marka algısı çatı markaya kayacaktır ve benzerlik değerlendirmesinde çatı marka dikkate alınacaktır, ancak çatı markadan sonra gelen ibarenin ayırt edici gücü bulunmaktaysa bu sefer markasal algı ikinci kelimeye kayacaktır. Marka İnceleme Kılavuzunda da bu durum aynen “ikincil kelime unsurlarının aynısının veya benzerlerinin başka bir markada bağımsız ayırt edici unsur olarak yer alması halinde, markaların benzerliği değerlendirmesinde çatı/şemsiye markası arka planda bırakılarak inceleme yapılacaktır.” Şeklinde belirtilmektedir. Nitekim Mahkeme bu hususa ilişkin olarak bir kararında şu tespitlere yer vermiştir: “… davacı markalarında yer alan “…” ibaresinin marka sahibi işletmeyi işaret eden şemsiye marka konumunda olduğu, dolayısıyla marka işaretinde ayırt ediciliği üzerinde toplayan bu şemsiye markalar değil, bu markaların yanında kullanılan ve asıl olarak ürünü başka ürünlerden ayırma fonksiyonunu yerine getiren kelimeler/işaretler olduğu, bu bağlamda şemsiye markanın marka sahibini ve ürün aidiyetini ortaya koymaya, bu markanın yanında kullanılan ayırt edici işaretin ise ürünü diğer ürünlerden ayırt etmeye yaradığı, bu bağlamda … kelimesi şemsiye marka, … kelimesi marka bütünü içerisinde ayırt ediciliği üzerinde toplayan esaslı unsur konumunda olduğu…” denilmektedir. Somut uyuşmazlık, davacıya ait “ziyafet” unsurlu markası ile dava konusu marka arasında karıştırılma ihtimali bulunup bulunmadığı yönünde toplanmaktadır. Gerçekten da davacıya ait diğer ... esas unsurlu markaları ile bir benzerlik kurulması mümkün değildir. Bu nedenle davacıya ait 2009/57649 markası incelemeye alınacaktır. Kaldı ki, davalı tarafından davacının çok sayıda markasına ilişkin kullanım ispatı talep edilmiş olup, sunulan delillerin ... ZİYAFET markasına ilişkin olduğu, DEĞERLENDİRMELER ; BENZERLİK VE İLTİBAS İHTİMALİ; Dava konusu marka başvurusu ile ilgili olarak dikkate alınması gereken 6/1 maddesi uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Dolayısıyla markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu; markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olmasıdır. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal veya hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Görüldüğü üzere karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılması gerekmektedir. EMTİALARIN BENZERLİĞİ- KULLANIM İSPATI Mevzuatımızda yer alan düzenlemeye göre yalnızca benzerlik ve karıştırılma ihtimali kapsamında yapılan itirazlarda (SMK m. 6/1), itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. Aynı talebin hükümsüzlüğe ilişkin taleplerde de ileri sürülmesi mümkündür. Bu durumda ise kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Dolayısıyla benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı ileri sürülen itiraz veya hükümsüzlük taleplerinde; uyuşmazlık konusu markanın başvuru tarihinde veya dava tarihinde, itiraza/hükümsüzlük talebine gerekçe olarak gösterilen markanın en az beş yıldır tescilli olması halinde, ilgili markanın tescil kapsamındaki emtialarda ciddi bir biçimde kullanılıp kullanmadığını ispat etmesi gereklidir. Sunulan delillerin itiraza konu markanın tescilli olduğu mal veya hizmetler bakımından kullanımın niteliği, yeri, zamanı, kapsamı ve markanın kullanım şekli hususlarına dair yeterli bilgiyi içermesi gerekir. İtiraz sahibi tarafından kullanımın ispatlanamaması halinde söz konusu gerekçe markalar SMK’nın 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında yapılacak inceleme açısından dikkate alınmaz. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir. Markanın ciddi olarak kullanımının öngörülmesinin ve bu şekilde kullanmamanın sonucunun yaptırıma bağlanmış olmasının amacı, marka sahibinin salt markadan doğan tekel haklarını kullanmak amacıyla, aslında kullanım amacı olmaksızın gerçekleştirdiği göstermelik/sembolik kullanımların önüne geçebilmektir. Bu tür kullanımlar, markayı kullanmamadan doğan sonuçlardan kaçınmak için gerçekleştirilen düzensiz, geçici kullanımlardır. Markanın kullanımını kanıtlayan deliller eğer marka sahibi dışındaki bir kuruluş adına ise, bu kuruluş ile marka sahibi arasındaki ilişkinin ortaya konulması oldukça önemlidir. Hem Yargıtay uygulamasında hem de .... uygulamasında tek başına sözleşmelerin varlığı da ciddî kullanımın ispatı için yeterli görülmemektedir. ...’ın içtihadında da, ciddî kullanımın ispatı için yalnızca sekiz sözleşme sunulmuş olmasını ve söz konusu hizmetlerle ilgili olarak imzalanan tüm sözleşmelerin bir listesi veya üretilen ciroya ilişkin bir belge gibi ek belgeler olmamasını yetersiz olarak değerlendirmiştir..... da malın niteliğine göre az miktarda sunulan faturayı ciddi kullanımı ispatlamaya yeterli görmemektedir.(.... Markanın işlevine uygun kullanımının değerlendirilmesine yönelik olarak markanın yenilenmesi veya sadece lisans sözleşmesinin yapılması ya da lisans bedelinin ödenmesi, marka hakkının devredilmesi, markanın işlevine uygun kullanımını karşılamaz. (.... kaydının veya Vergi Dairesi kaydına dayalı olarak markanın kullanılmış sayılmayacağına karar vermiştir. Ayrıca, marka sahibinin, markasına dayanarak bir başkasına “ihtarname göndermesi” veya “dava açması” da markanın işlevine uygun kullanımı manasına gelmeyecektir. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra; MDB’nin markaları benzer bulmaması nedeniyle kullanım delillerini dikkate almadığı, yapılan incelemede çok sayıda fatura sunulduğu, fatura içeriğinde ... esas unsurlu çok sayıda ürünün yer aldığı, özellikle ... .... markasına yoğunlaşıldığı, ilgili markanın şeklinde tarihli mağaza satış kataloglarında da yer aldığı, “dondurulmuş patetes, bezelye, pizza, mantı, milföy vb” ürünlerde kullanımının olduğu görülmüş, bu noktada “dondurulmuş gıda ürünleri” bakımından kullanımın ispatlandığı, Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. “Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan “Uluslararası Nice Protokolü” kapsamında hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.” Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir. Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir. Nitekim EUIPO nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir. Dava konusu marka ile davacı markası arasında 30. Sınftaki bir kısım mallar arasında benzerlik bulunduğu, dondurulmuş gıda bakımından özellikle hamur işleri ve tatlıların dondurularak satıldığı, kalan mallar bakımından bir benzerlik bulunmadığı, benzerliği tespit olunan bu emtialar arasındaki bu ilişkinin işaretler arasında iltibas ihtimali yaratıp yaratmadığı hususunun tespiti, işaretler yönünden bir değerlendirme yapılmaksızın mümkün olmadığından aşağıda markaları oluşturan işaretlerin de ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. İŞARETLERİN BENZER OLUP OLMADIĞI Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için yukarıda da belirtildiği üzere emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır. İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. ABAD kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir . Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir . Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür. Somut olay bakımından değerlendirildiğinde benzer bulunan malların gıda emtiaları olduğu, bu mal grubunun özellikle günlük ihtiyaç için kullanıldığı, pahada ucuz mallardan olması sebebi ile ani satın alma kararına konu olabileceği, bu noktada tüketici dikkat düzeyinin düşük olduğu, İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. Yukarıdaki açıklamalardan sonra dava konusu markanın düz kelime markası olduğu, davacı markasının ise ... Ziyafet+Şekil şeklinde kelime+şekil markası olduğu görülmüştür. Sarı bir alt zemin üzerinde, kırmızı renklerle betimlenmiş ... ibaresinin yer aldığı, kelimede yer alan E harfinin üzerine aşçı şapkası konumlandırıldığı, altında daha küçük olarak düzyazı biçiminde ziyafet ibaresinin yer aldığı görülmüştür. Markanın görsel incelemesinde, ... ibaresinin markanın geneli bakımından daha büyük yazıldığı, renklendirme bakımından da ilk dikkat çeken kısmı olduğu, bu noktada taraf markalarının görsel açıdan farklı olduğu, İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Somut olayda dava konusu marka Türkçe olup, yazıldığı şekilde okunacaktır. Davacı markası ise markası “fiist ziyafet” şeklinde telaffuz edilecektir. Bu ibare sıklıkla kullanılan İngilizce bir ibare olmadığı için tüketicinin aşina olmadığı durumlarda da yazıldığı şekilde “Fe-ast” şeklinde okunabilecektir. Soldan sağa okuma prensibi gereği tek sözcükten oluşan markalarda sözcüğün ilk hecesi, birden fazla sözcükten oluşan markalarda ise ilk sözcük ortalama tüketicilerin dikkatini daha fazla çekmekte ve bu kısımlar diğer kısımlara nazaran daha fazla hatırlanmaktadır. Bu nedenle sözcük markalarında başlangıç kısmındaki benzerliğin markaların benzer olma ihtimalini arttırdığı, buna karşılık markaların başlangıç kısmındaki farklılıkların markaların benzerlik ihtimalini azalttığı kabul edilmektedir.” Bu noktada davacı markasının ... ibaresi ile başlamasından kaynaklı fonetik bir farklılık sağlandığı kanaatine varılmıştır. ... ibaresinin telaffuz edilmeyeceği durumlarda ise, ziyafet ve ziyafe ibarelerinin fonetik benzerliğini kabul etmek gerekir. Zira aralarındaki tek fark markanın sonunda yer alan t harfidir. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Davalı markasında yer alan .... ibaresinin Osmanlıca “tembel” anlamına geldiği, ortalama tüketici nezdinde bu ibarenin anlamının bilinemeyeceğini, bu bağlamda yaratım bir ibare olarak algılanacağı, öte yandan yine yukarıda belirtildiği üzere ...” ibaresi günlük hayat ingilizcesinde sıklıkla karşılaşılan bir ibare değildir. Anlamını bilmeyenlar bakımından ise zihinde anlamsal bir birliktelik ya da ayrıştırma yapması mümkün gözükmemektedir. Ancak markada yer alan Ziyafet kelimesi Türkçe bir ibare olup, “Eğlenmek veya bir olayı kutlamak amacıyla birçok kimsenin bir araya gelerek yedikleri yemek; şölen” anlamına geldiğini herkes tarafından bilinebilecek bir ibaredir. Sonuç olarak markalar arasında anlamsal bir benzerlik kurmak mümkün değildir. Bu noktada Ziyafet ibaresinin ayırt edici gücünden de bahsetmek gereklidir. Birebir gıda mallarında tanımlayıcı bir ibare olmasa da bu ibarenin çağrışım yapan bir tarafının da olduğunun kabulü gerekmektedir. Zira, gıda mallarında ve yiyecek içecek sağlanması hizmetlerinde sıklıkla kullanıldığı görülmüştür. Her ne kadar çatı markalarında çatı unsurunun dikkate alınmayacağı, korunmak istenen ibarelerin ek unsurlar olduğu belirtilmişse de, her somut olay kendi koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı markasının birden fazla unsuru içerdiği, ... ibaresinin şekil ve kullanılan renk bağlamında markada ilk dikkat çeken unsur olduğu, bu ibarenin çatı marka olmasına karşın incelemede dışarıda bırakılamayacağı, zira ziyafet ibaresinin ayırt edici gücünün bulunduğu ancak düşük olduğu, tüketicinin markayı bir bütün olarak algılayacağı, Ziyafet kelimesinin anlamının herkes tarafından bilindiği, anlamsız kelimelerin aynı harfleri içermesi halinde karıştırılma ihtimalinin daha sıklıkla yaşanacağı, zira tüketicinin zihninde anlamsal hiç bir ayrışma yapamayacağı ve fakat somut olayda davacı markasının bir anlamının bulunması ve direk olarak bu anlamla tüketici zihninde kayıt edileceği, dava konusu markada yer alan ....ibaresinin ise, her ne kadar harfleri ortak olsa da yaratım bir marka olarak algılanacağı ve anlamsal açından davacı markasını çağrıştırmayacağı, tüketicinin bütünsel açıdan bakıldığında iki farklı marka karşısında olduğunu algılayabileceği düşünülmekte, bu nedenle markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, TANINMIŞLIK İDDİALARI; Davacının .... dilekçe ekinde paylaşmış olduğu delillerin incelenmesinde dondurulmuş gıda pazarında belli bir bilinirliliğinin olduğu kabul edilse dahi, maddenin uygulanma koşullarının ilk şartı taraf markaları arasında benzerlik olmasıdır. Yukarıdaki bölümlerde bahsedildiği gibi, somut olayda, dava konusu marka ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı, bu nedenle SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanamayacağı, KÖTÜ NİYET İDDİALARI; Somut olayda, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, karıştırılma ihtimali olsa dahi, salt markayı tescil ettirme eylemi ya da markalar arasında yer alan benzerlikler kötü niyetin bir göstergesi olarak değerlendirilemez. Kötü niyetin varlığı somut delillerle kanıtlanmalıdır. Dosya kapsamında, davalının kötü niyetini gösteren herhangi somut bir kanıt sunulmamıştır. Bu nedenle, velev ki markalar arasında karıştırılma ihtimali olsa dahi, -somut olayda böyle bir durum söz konusu değildir- davalının markasının davacı markalarıyla karışıklığa yol açması, tek başına kötü niyet oluşturmadığı, SMK 6/3 ve 6/6 MADDELERİ : 6769 sayılı SMK’nın“marka tescilinde nispi ret nedenleri”nin düzenlendiği 6. maddesinin 3. fıkrasında; “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” denilmektedir. Bu hüküm markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını sağlamaktadır. Bu madde hükmünde yer alan itirazın kabul edilebilmesi için itiraz sahibinin o işaret üzerinde başvuru tarihinden önce hak sahibi olması veya rüçhan hakkını elde etmesi ve bunları ispat etmesi gerekmektedir. 6769 sayılı SMK’nın “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” başlıklı 6. maddesinin 6. bendinde; “Tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir....” denilmektedir. Bu hüküm kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, ....kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı, alan adı girer. Somut olayda, davacının itiraz gerekçelerinde ilgili maddeleri seçtiği ve fakat gerek dilekçe içeriğinde gerekse dava dilekçesinde bu maddelere ilişkin bir açıklamasının/talebinin/delilinin bulunmadığı, bu nedenle usul ekonomisi bakımından ilgili inceleme detaylandırılmamıştır.

Netice itibariyle, Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan “Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Dondurmalar, yenilebilir buzlar.” malları ile davacının kullanımı ispatlanan “dondurulmuş gıda mamulleri” arasında benzerlik bulunduğu, Taraf markaları arasında bütünsel algılarda somut farklılaşma mevcut olduğundan, anılan markalar bakımından bir benzerliğin mevcut olmadığı, SMK 6/5 madde uygulanma koşullarının oluşmadığı, Kötü niyet iddialarının ispat edilemediği sonuç ve kanaatlerine varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.13.02.2025

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/218, K. 2025/61, T. 13.02.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-218-e-2025-61-k-224d600bd82a