İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/195 E. 2025/266 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/195
Karar No
2025/266
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/195 Esas - 2025/266

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2024/195 KARAR NO : 2025/266

DAVA : Marka ... Kararı İptali- Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 29/04/2024 KARAR TARİHİ : 02/07/2025 Yazıldığı Tarih: 12/07/2025

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili ... Holding A.Ş.’nin, 1972 yılında kurulup günümüze kadar uluslararası tecrübesi ve yüksek teknolojisi ile faaliyetlerini devam ettiren bir sanayi şirketi olduğunu, faaliyetlerini inşaat alanında ... İnşaat ile sürdürdüğünü, başta .... ve .... olmak üzere .... bankacılık, gıda üretim tesisleri ve otel yönetim pazarlama alanlarında önemli projelere imza attıklarını, 1972 yılından bugüne kadar inşaat, enerji, turizm, eğitim ve sağlık alanlarındaki faaliyetlerinde "... ..." markası ile özdeşleştiğini, 2009 yılında tescil edilen markanın bugüne kadar kesintisiz kullanıldığını, dosyaya sundukları .... incelendiğinde, müvekkilinin, 1972 yılından bugüne kadar dayanak markasını sürekli olarak inşaat, enerji, turizm, eğitim ve sağlık alanlarında kullandığının görüleceğini, tüketicilerin gözünde tanınmış marka haline geldiğini, sayısız inşaat ve gayrimenkul projesinde ... A.Ş. ile, gıda alanında farklı markalar ve ... ve ... ürünlerinde, enerji alanında ... Ltd. Şti. Şapkası altında, yatırım alanında ... çerçevesinde, turizm alanında ... A.Ş. olarak, eğitim alanında ülkemizde yaygın olarak bilinen ....çerçevesinde, sağlık alanında ise ...., diş hekimliği fakülte ve hastaneleri aracılığı ile kullanıldığını, söz konusu kullanımların müvekkili ile özdeşleşmesine sebep olduğunu, üçüncü kişilerin bu markayı kullanmasının müvekkiline ve onun faaliyetlerine geri dönülemez şekilde zarar verebileceğini, tüketicilerin yanıltılmasına, üçüncü kişilerce haksız menfaate konu olmasına sebep olacağını, Davalı başvurusunun müvekkilinin başvurusu ile ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu, "..." ifadesinde yer alan "corp" ifadesinin, İngilizcede "corporation" ifadesinin kısaltılması olduğunu, "şirket" anlamına geldiğini ve herhangi bir şekilde ayırt edici niteliği olmadığını, davalı başvurusu ile davacı markasının görsel olarak da ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu, SMK m. 6/3 uyarınca müvekkilinin, sadece tescilli sınıflarda değil, marka kullanımının gerçekleştiği tüm sınıflarda koruma altına alınması gerektiğini, müvekkilinin dayanak markasının kullanımının sadece tescil kapsamındaki mal ve hizmetler ile sınırlı olmadığını, tüm holding faaliyetleri çerçevesindeki hizmetler ile markanın kullanıldığını, SMK m. 6/4 uyarınca, davalı başvurusunun, müvekkilinin tanınmış markası ile yüksek düzeyde benzerlik içerdiğinden tüm sınıflara yaygın olarak reddedilmesi gerektiğini, SMK m. 6/5 uyarınca uyarınca davalı başvurusunun reddi gerektiğini, müvekkilinin dayanak markasını holding şirketinin unvanında ve diğer alt şirketlerinin unvanında da fiilen kullandığını, SMK m. 6/6 uyarınca, davalı başvurusunun müvekkiline ait ticaret unvanı, ve görsele ilişkin telif haklarını ihlal etiğini, davalı başvurusunun, müvekkilin kurucusunun ismini de içerdiğinden reddedilmesi gerektiğini, SMK m. 6/9 uyarınca davalı başvurusunun kötüniyetli olduğunu, davalı şirketi kontrol eden hissedarın, müvekkili şirketin kurucusu ...'ın kardeşi, Mehmet ... olduğunu, müvekkili markasından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, Mehmet ...’ın belli bir süre müvekkili için çalıştığını, Bu durumun davalının ticaret sicil kayıtları incelendiğinde görüleceğini, Davalı ...’in kullanım ispatına ilişkin eksik inceleme yürüttüğünü, müvekkilinin 1972 senesinden beri dayanak markasını gerek ülkemizde gerekse de uluslararası mecralarda yaygın olarak kullanmakta olduğunu, gerek dayanak Markanın tanınmış marka niteliğinde olması ve dolayısıyla kullanım ispatının gerekmemesi, gerekse ... nezdinde sunulan delillerin gerekse de işbu dava kapsamındaki delillerinin markanın yaygın şekilde kullanıldığını ortaya koyduğunu, SMK m. 19/(1) ve (2) uyarınca ...'in kullanım talepli ispat incelemesinde, gerekli görüğü takdirde ek bilgi isteyebileceğini, somut olayda ...’in kullanıma ilişkin grup kataloğunu ve bir kısım faturayı sunmasına rağmen, kullanım ispatının yeterli olmadığını müvekkiline belirtmediğini, hangi konularda ek ispat istediğini bildirmediğini, bu bildirimi yapmaksızın müvekkiline karşı yapılan kullanım def’inin kabul edilmesinin SMK düzenlemesi gereğince mümkün olmadığını, beyanla ... kararının iptalini ve tescil edilmiş ise markanın hükümsüzlüğünü ve davaya konu başvurunun kullanımının men’ine karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Diğer davalıya usulüne uygun tebligatın yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın .... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi .... sayılı markası arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, SMK 19/2 maddesine göre davacı tarafın itiraz mesnedi markasını kullanım ispatını yerine getirmediği yönünde kurum değerlendirmesinin ... kararının iptali açısından yerinde ve doğru olup olmadığı, davacı tarafın ticaret unvanı ve isim hakkı iddiasının SMK 6/6 maddesine göre davalı başvurusuna ve alınan ... kararına etki edip etmeyeceği, .... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği; Kurum itiraz sürecinde ileri sürümeyen ancak dava dilekçesinde geçen davacı tarafın SMK 6/ 4-5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının yukarıda belirtilen iltibas, ticaret unvanı isim hakkı iddiaları ile birlikte davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. Dava dilekçesinin 2.nci sayfasında "davalı başvurusunun tescil edilmesinin ve ilgili başvurunun kullanımının tedbiren durdurulması, erişim engellenmesi " şeklinde bir talep olduğundan ve taleple bağlılık ilkesi gereği bu esasa dair bir talep olmayıp başvuru ile ilgili ihtiyati tedbire yönelik bir talep olduğundan uyuşmazlığa dahil edilmemiştir. ... kararının 28/02/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 29/04/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun .... sayılı kararında; ".... başvuru numaralı ve "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı ve "... ..." ibareli marka ile karıştırılma ihtimali ve diğer fikri haklar gerekçelerine dayanılarak 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. ..... İnceleme esnasında, başvuru sahibinin ilana itiraz aşamasında sunduğu karşı görüşte, 6769 s. SMK madde 19/2 uyarınca itiraz gerekçesi ... sayılı ve "... ..." ibareli markanın kullanımının ispatını talep ettiği ve belirtilen markanın tescil tarihinden başvurunun yapıldığı tarihe kadar 5 yıllık süre dolmuş olduğundan, bu markanın kullanımın ispatı uygulamasına konu olabilecek bir marka olduğu tespit edilmiştir. . Marka mevzuatında "ciddi biçimde kullanma" kavramına ilişkin açık bir düzenleme yer almamasına rağmen, söz konusu kavramla; markadan işlevlerine uygun bir tarzda yarar elde edecek, yani üzerinde kullanıldığı malın veya hizmetin piyasada tanınmasını ve diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayrılmasını sağlayacak şekilde ve yoğunlukta piyasada veya piyasaya hitap eden, piyasayı etkileyen yerlerde kullanılması kastedilmektedir. Bu anlamda, marka tarafından sağlanan hakların elde tutulması amacıyla markanın sembolik (göstermelik) kullanıma konu edilmesi ciddi kullanım olarak değerlendirilmemektedir. Dolayısıyla ciddi kullanım kriteri, sembolik kullanmaya ilişkin hareketlerle marka hakkının haksız biçimde devamını ve rekabet açısından işletmelerin hareketlerini kısıtlayıcı tavırları engellemektedir. Bu noktada, marka sahibinden beklenen davranış, şüphe yaratmayacak biçimde, düzenli ve kurallara uygun ve mümkünse süreklilik arz eden bir kullanımda bulunmasıdır. Ciddi kullanım, markanın esas işlevine, yani tescile konu mal veya hizmetlerin kaynağını ayırt etme işlevine uygun biçimde gerçekleştirilmelidir. Kullanımın ciddi kabul edilebilmesi için her zaman miktar olarak çok büyük olması gerekmez, bu husus ilgili piyasada, inceleme konusu mal ve hizmetlerin özelliklerine bağlıdır. ..., ... sayılı ve "... ..." ibareli markanın kullanımının yeterli derecede delille ispatlanamamış olması gerekçesiyle, 6769 s. SMK madde 6/1 incelemesinde belirtilen markayı esas alarak inceleme gerçekleştirmemiş ve belirtilen marka bakımından itirazı "Marka, kullanımın ispatına ilişkin delil sunulmadığı veya sunulan delillerin yeterli bulunmadığı tespit edildiğinden, Md. 6/1 kapsamında yapılan incelemede dikkate alınmamıştır." gerekçesiyle reddetmiş olup Kurul tarafından yeniden yapılan değerlendirme neticesinde ... tarafından verilmiş bulunan karar ile gerekçeleri yerinde bulunmuş ve dolayısıyla 6769 s. SMK 6/1 maddesi çerçevesinde yapılan itirazın reddi gerekmiştir. Diğer taraftan yine 6769 s. SMK 6/VI maddesi "Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. " hükmüne amir olup, itiraz dilekçesinde sunulan bilgi ve belgeler çerçevesinde yapılan değerlendirme neticesinde bu yöndeki iddia da yerinde görülmemiştir. Son olarak, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi de haklı bulunmamıştır. Sayılan nedenlerle, işbu itirazın reddi gerekmiştir. KARAR İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 19 /2" 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir." Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/4 maddesine göre tanınmış markada ; Paris sözleşmesi kapsamında tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, işaret ve emtia açısından aynı veya benzerinin Türkiye'de aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından başvurusunun yapılması halinde itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmektedir. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Kullanılmama def'i; 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU'nda 6/1 maddesine göre marka başvurularında, 25.nci maddeye göre hükümsüzlük davasında ve de 29.ncu maddesindeki tecavüz davalarında iltibasa dayalı itiraz gerekçesi mesnet marka ( ya da markaları) yönünden kullanılmama def'i imkanı getirilmiştir. Buna göre kendisine ispat yükü düşen taraf ileri sürdüğü davaya konu başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde mesnet (dayanak) marka/markaların kapsamındaki mal veya hizmetler bakımından markasını Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğunu ispatlamalıdır. Aksi takdirde itiraz yapılmamış veya açmış olduğu davasını da ispat edememiş sayılması sonucu ortaya çıkacaktır. ... davalarında, 6769 sayılı SMK'nın Uygulanması Yönetmeliği 29/1-2 maddede belirtilen kullanımın ispatına dayanan taraf yayına itiraza ilişkin görüşünü sunması gereken süre içinde kullanımın ispatına ilişkin talebini açıkça ve yazılı olarak ve de kullanımın ispatı istenilen markaların tescil numaralarının açıkça belirtmesi gerekmektedir. Aksi halde talep yapılmamış sayılacaktır. 3'üncü fıkrası ise; "Başvuru sahibinin talepte bulunması halinde Kurum, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması için itiraz sahibine bir aylık süre verir. İtiraz sahibi tarafından süresi içinde delil sunulmaması veya sunulan delillerin itirazla ilgili olmaması halinde ve ayrıca başka bir itiraz gerekçesi veya itiraza gerekçe gösterilen başka bir marka da yoksa Kurum itirazı reddeder." hükmünü içermektedir. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markası ...+ ... ...+...

Bilirkişi heyet raporunda ÖZETLE;"1-Davaya konu başvuru ile davacı markası arasında SMK 6/1 kapsamında benzerlik bulunduğu, 2- Davacının 19. sınıfta “Bu sınıfa dahil biçimlendirilmemiş halde malzemeler: kum, çakıl, mıcır, asfalt, zift, çimento, kireç, alçı, sıva, beton, blok mermer. Beton, alçı, toprak, kil, taş, mermer, ahşap, plastik veya sentetik malzemelerden imal edilmiş ve ... almış yapı/inşaat/yol yapımı ve benzer amaçlı malzemeler: metalden olmayan binalar/yapılar, yapı elemanları, direkler, bariyerler, tabii veya sentetik ısı ile yapıştırılabilen kaplamalar, çatılar için ziftli kartonlar, ziftli kaplamalar, ahşap ve sentetik malzemeden kapı ve pencereler. Yollar için metal, mekanik ve aydınlatmalı olmayan trafik işaretleri. Beton, taş veya mermerden yapılmış anıtlar, heykeller. İnşaatlar için cam ürünleri. Metalden olmayan prefabrik yüzme havuzları. Akvaryum kumları.”37.sınıfta “İnşaat hizmetleri, inşaat araç, gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri” 40.sınıfta tescilli olan “Diş teknisyenliği (döküm) hizmetleri” ve 42.sınıfta “mühendislik hizmetleri,” ne ilişkin olarak markasını kullandığını başvuru aşamasında ispatlamış olduğu, bu mal/hizmet sınıfları ile davacının tescilli markasının kapsamının aynı olduğu, SMK 6/1 kapsamında karıştırılma ihtimali bulunduğu ve ... kararının anılan mal/hizmetler için yerinde olmadığı; 3- Davacının başvuru aşamasında SMK 6/6 kapsamında ticaret ünvanına dayalı olarak yapmış olduğu itiraz neticesinde, yukarıda 2.maddede SMK 6/1 kapsamında benzer bulunan mal/hizmetlerle birlikte, şirketin iştigal konularına dahil olan; 04.sınıfta “Sınai amaçlı yağlar, gresler, kesme sıvıları, toz emici-ıslatıcı ve bağlayıcı maddeler. Katı yakıtlar: kömürler, odun. Sıvı ve gaz yakıtlar: benzin, mazot, sıvılaştırılmış petrol gazı, doğal gaz, fueloil ile bunların kimyasal olmayan katkıları. Aydınlanma amaçlı mumlar, fitiller, yarı mamul vakslar, balmumları (vakslar), parafinler. Elektrik enerjisi.” 09.sınıfta yer alan “Elektrik enerjisini iletim, dönüştürme, depolama kontrol cihazları ve araçları: fişler, buatlar, anahtarlar, şalterler, sigortalar, balastlar, starterler, elektrik panoları, rezistanslar, soketler, transformatörler, adaptörler, şarj cihazları, elektrik, elektronikte kullanılan kablolar, piller, aküler, elektrik enerjisi üretimi için güneş panelleri.” 40.sınıfta yer alan “Enerji üretimi hizmetleri, jeneratörlerin kiralanması hizmetleri”ne ilişkin davaya konu başvurunun davacının ticaret ünvanı ile iltibas oluşturacağı, ... kararının yerinde olmadığı, Hükümsüzlük talebi açısından; 1- Davalı markasının 09., 19.,37.,40.,42.sınıflar yönünden SMK 6/1 kapsamında davacı markası ile karıştırılma ihtimali bulunduğu ve bu sınıflar yönünden kısmen hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu, 2-Davacının SMK 6/5 maddesi kapsamında sonucu etkileyecek bir tanınmışlığının bulunmadığı, 3- Davaya konu başvurunun kötüniyetle yapıldığı hususunda heyetimizde bir kanaat oluşmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde ifade edilmiştir. GEREKÇE; Daha önce başvurusu yapılmış veya tescil edilmiş bir marka ile sonraki başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; ... kararı iptalinde; Davalının " ...+ ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ...+... " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; Kurum tarafından verilen dava konusu kararda " kullanımının yeterli derecede delille ispatlanamamış olması " şeklinde bir tespit geçse de; benimsenen bilirkişi heyet raporunda kullanım konusu "2- Davacının 19. sınıfta “Bu sınıfa dahil biçimlendirilmemiş halde malzemeler: kum, çakıl, mıcır, asfalt, zift, çimento, kireç, alçı, sıva, beton, blok mermer. Beton, alçı, toprak, kil, taş, mermer, ahşap, plastik veya sentetik malzemelerden imal edilmiş ve ... almış yapı/inşaat/yol yapımı ve benzer amaçlı malzemeler: metalden olmayan binalar/yapılar, yapı elemanları, direkler, bariyerler, tabii veya sentetik ısı ile yapıştırılabilen kaplamalar, çatılar için ziftli kartonlar, ziftli kaplamalar, ahşap ve sentetik malzemeden kapı ve pencereler. Yollar için metal, mekanik ve aydınlatmalı olmayan trafik işaretleri. Beton, taş veya mermerden yapılmış anıtlar, heykeller. İnşaatlar için cam ürünleri. Metalden olmayan prefabrik yüzme havuzları. Akvaryum kumları.”37.sınıfta “İnşaat hizmetleri, inşaat araç, gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri” 40.sınıfta tescilli olan “Diş teknisyenliği (döküm) hizmetleri” ve 42.sınıfta “mühendislik hizmetleri,” ne ilişkin olarak markasını kullandığını başvuru aşamasında ispatlamış olduğu, bu mal/hizmet sınıfları ile davacının tescilli markasının kapsamının aynı olduğu, SMK 6/1 kapsamında karıştırılma ihtimali bulunduğu ve ... kararının anılan mal/hizmetler için yerinde olmadığı; " tespit ve değerlendirmeye aynı gerekçe ile iştirak edilerek bilirkişi raporundaki 23-27 sayfalardaki tabloda kırmızı taralı kısımlardaki emtialarda SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluştuğu değerlendirilmiştir. İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, davalının ...+ ... ibareli marka başvurusunu gördüğünde yukarıda sayılan mallar/hizmetler yönünden davacının ...+... ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı ; her iki taraf markasında yanılgı yaşayabileceği, İşaretsel benzerlik nedeniyle ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının ...+... ibareli mesnet markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/ hizmetler algısı da oluşabileceği dolayısıyla SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluştuğu; Bunun dışında kalanlarda ise emtia benzerliği oluşmadığından SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluştuğu; Diğer yönden davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı; Ancak bu durum yukarıda açıklanan kısmi iltibası ortadan kaldırmadığından dava kısmen kabul edilmiştir. Hükümsüzlük talebinde ; Davalının " .... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait ".... " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu ; Diğer yönden davalının başvuru markasının kapsamında kalan 09, 19, 37, 40, 42 nci sınıftaki tüm emtiaların davacı markasının kapsamındaki mallar/hizmetler ile aynı/benzer/ilişkili ve bağlantılı olduğundan emtia benzerliği de gerçekleştiği; (bilirkişi heyet raporu 23-27 sayfalardaki tabloda kırmızı taralı kısımlar) İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, davalının ...+ ... ibareli marka başvurusunu gördüğünde yukarıda sayılan mallar/hizmetler yönünden davacının .... ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı ; her iki taraf markasında yanılgı yaşayabileceği, İşaretsel benzerlik nedeniyle ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının .... ibareli mesnet markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/ hizmetler algısı da oluşabileceği dolayısıyla SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluştuğu; Bunun dışında kalanlarda ise emtia benzerliği oluşmadığından SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluştuğu; SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Ancak bu durumlar yukarıda açıklanan kısmi iltibası ortadan kaldırmadığından neticeden dava kısmen kabul edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 2-Dava konusu ....sayılı ... kararının dava konusu edilen .... başvuru sayılı markanın kapsamında yer alan 09, 19, 37, 40, 42 nci sınıftaki tüm emtialar yönünden ... kararının KISMEN İPTALİNE, markanın bu emtialar yönünden KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde .... müzekkere yazılmasına, 3-Diğer kısımlardan davanın REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 5-AAÜT uyarınca 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı Kuruma verilmesine, 6-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 7-Davacının yaptığı; 11.000 TL bilirkişi ücreti, 165,00 TL tebligat gideri, 427,60 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 11.592,60 TL nin kabul ve red oranına göre takdiren 1/2 si olan 5.796,30 TL nin davalılardan eşit tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı firma yetkilisinin yokluğunda, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 02/07/2025

Katip .... E-imza

Hakim .... E-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/195, K. 2025/266, T. 02.07.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-195-e-2025-266-k-c7739e0268a1