İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/186 E. 2025/273 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/186
Karar No
2025/273
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/186 Esas - 2025/273

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2024/186 KARAR NO : 2025/273

DAVA : Marka ... Kararı İptali DAVA TARİHİ : 24/04/2024 KARAR TARİHİ : 07/07/2025 Yazıldığı Tarih : 13/07/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili ... adına ... sayı ile yapılan marka başvurusuna davalı şirketin ... sayılı markası gerekçe gösterilerek yapılan itiraz neticesinde müvekkilinin başvurusundan 37. Sınıf “havalandırma ve su tesisatının kurulması (tesis edilmesi) bakımı ve tamiri hizmetleri” nin çıkarıldığını, Bu karara karşı Kurula yapılan itirazda müvekkilinin ... ibaresini 2006 yılından beri markasal olarak davalı şirket ile aynı müşteri çevresine hitap edecek şekilde kullanmakta olması karşısında “bir arada var olma” veya “....” anlamında markaların karıştırılma ihtimalinden bahsedilemeyeceğinin belirtilmesine rağmen bir arada var olma iddialarının dikkate alınmadığını, Taraf markalarının gerek barındırdığı kelime unsurları gerekse de şekli unsurlar bakımından SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca benzer olmadığını, Müvekkili markasında yer alan “...” ibaresinin benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınmamasının yerinde olmadığını, Müvekkili markasının haiz olduğu farklı ve orijinal kelime ve ... unsurlarının göz ardı edilmesinin ve müvekkili markasının bölünmesi sureti ile sadece ortak olan “...” ibaresi nedeniyle bir benzerlik yaratılması çabasının kabulünün mümkün olmadığını, Davalı şirketin 2007 yılından beri ....’nın ... mahallesinde faaliyet gösterdiğini ve müvekkilinin ise 1999 yılından günümüze ...’te .... markasıyla beyaz eşya, klima gibi cihazların tamiri ve bakımı ile alakalı hizmet verdiğini, Markalar arasındaki müşterek .... ibaresinin ...’e atıfta bulunduğu ve ....’nın bilinen bir mahalle isminin itiraz edenin tekeline bırakılamayacağını, Zayıf bir ibareyi marka olarak seçen bir tacirin normalde iltibas teşkil edebilecek benzerlerinin kullanımına katlanmak zorunda olduğunu, Yargıtay içtihatları doğrultusunda şehir, bölge veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline olanak tanımanın bu isimlerin artık başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı sonucunu ortaya çıkaracağını, Markalar arasında bütünsel olarak bıraktıkları genel görünüm anlamında benzerlik olmadığı da göz önüne alındığında markaların birbirine gönderme/ hatırlatma/ çağrıştırma yapma yeteneğinin bulunmadığını ve firmalar arasında idari veya ekonomik bir bağın kurulamayacağını, Müvekkilinin markasında markasal olarak öne çıkan unsurun ....’nın çok bilinen bir mahallesi ve de müvekkilinin uzun zamandan beri faaliyet merkezi olan ... değil ... olduğunun açık bir şekilde görüldüğünü, Aynı semtte birçok esnaf veya işletmenin markalarında .... unsurunun asli veya tali olarak kullanıldığını, Yargıtay kararlarında da markaların aynı piyasada uzun zaman bir arada kullanılması nedeniyle artık sessiz kalma nedeniyle hak kaybı şartlarının oluştuğu neticesine varıldığını, Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesinin potansiyel müşterinin bakış açısından yapılacağını, ....’nın .... semtinde uzun yıllardır aynı müşteri kitlesine hitap edecek şekilde kullanılan markaların ilk defa kullanılacak bir markadan farklı olarak müşterinin bu iki markanın farklı kaynaklardan geldiği konusunda tecrübe kazandığının dikkate alınması gerektiğini, Taraf markalarının ilgili tüketici kitlesi nezdinde hiçbir karışıklığa yol açmayacağını, İddia ederek dava konusu ... kararının iptalini talep ettiği görülmüştür. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şirket Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Taraf markalarının benzer olduğu yönünde verilen ... kararının yerinde olduğunu, Davacı tarafından daha önce müvekkilinin markasının hükümsüzlüğü talebiyle açılan davanın reddedildiğini, İş bu davada müvekkilinin “...” markasını en eski kullanımının 1997 tarihi olması nedeniyle davalı markasından çok daha önce kullanıldığının tespit edildiğini, Davacının “... ...” şeklindeki kullanımlarında ise “...” ibaresinin ön planda olduğunu, Davacı markasında yer alan ... unsurunun kelime unsuruna baskın nitelikte olmadığını, “teknik” kelimesinin de markayı kullanan işletmenin niteliğine işaret eden, “...” ibaresinin hakim konumunu değiştirmeyen tali/yardımcı unsur olması nedeniyle markanın asli, esas, baskın ve ayırt edici unsurunun “...” ibaresi olduğunu, Davacının “...” ibaresinin ....’nın ... İlçesine atıf yapan bir ibare olması nedeniyle coğrafi yer belirten zayıf bir ibare olduğu yönündeki iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, “...” ibaresinin, söz konusu hizmetlerle ilgili herhangi bir anlam oluşturmayan, hizmetlerin niteliğini, çeşidini, vasfını işaret etmeyen, hizmetleri doğrudan çağrıştırmayıp akla getirmeyen ayır edici nitelikte bir ibare olduğunu, Davacının ... tescil sayılı markası ile davalının kullanımlarındaki “...” ibarelerinin ortak asli unsur olması nedeniyle taraf markaları arasında yüksek seviyede görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğunu, .... sayılı kararı ile taraf markaları arasında benzerlik yani ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimalinin bulunduğu yönünde hüküm tesis edildiğini, Bu karara karşın iş bu davanın açılmasının davacının kötü niyetini gösterdiğini Davacı vekilince “...” ibaresinin müvekkili tarafından çok uzun yıllardır kullanıldığı iddiasının kesinleşmiş olmasa da söz konusu kararla çürütüldüğünü, Davacının bu iddiasını kanun maddesi belirterek ileri sürmemiş ise dava konusu edilen kurum kararının iptalinde de ileri sürmesinin hukuken mümkün olmadığını, Davacı tarafın markaların benzerliği gerekçesi ile müvekkili markası için hükümsüzlük davası açması ile iş bu davada markaların benzer olmadığı yönündeki iddiasının çeliştiğini, Taraf markalarının karıştırılmaya yol açacak derecede benzer olduğunu ve dava konusu ... kararının yerinde olduğunu, davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı şahsın ... başvuru sayılı markasının davalı firmaya ait ... sayılı itiraz mesnedi marka dolayısıyla başvuru kapsamından çıkartılan 37. Sınıftaki hizmetler açısından SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, bir arada var olma durumunun geçerli olup olmayacağı, davacı tarafın başvuru ibaresi açısından SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım iddiasının marka başvurusuna ve alınan ... Kararına etki edip etmeyeceği, ... ... sayılı ... Kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 28/02/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 24/04/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "... " ibareli başvurunun ... sayılı "... " ibareli marka ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle "SINIF 37: Isıtma, havalandırma ve su tesisatının kurulması(tesis edilmesi), bakımı ve tamiri hizmetleri. Sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri." bakımından 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca kısmen reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki kısmi ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile kısmi ret kararına gerekçe olarak gösterilen markanın görsel ve işitsel yönden bütün olarak bıraktıkları izlenim/genel görünüm itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer oldukları görüşüne varılmıştır. Ayrıca, ret kararı kapsamındaki hizmetlerin, kısmi ret gerekçesi markanın tescil kapsamında aynen yer aldığı tespit edilmiştir. Bilindiği üzere, karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde, tüketicilerin satın almayı düşündükleri mal/ hizmet yerine başka bir malı/hizmeti almak durumunda kalması kadar, iki ayrı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamalarına rağmen bu markaların aynı kişiye/firmaya ait olduğunu ya da marka sahipleri arasında iktisadi veya idari yönden bir bağlantı bulunduğunu düşünmeleri ihtimalinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bir başka ifadeyle, eğer ilgili tüketici kesiminin, ihtilaf konusu markaları taşıyan (veya taşıyacağı var sayılan) ihtilaf konusu mal veya hizmetlerin aynı işletmeden ya da duruma göre, iktisaden birbirine bağlı işletmelerden geldiğini düşünebilmesi riski söz konusu ise, karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmektedir. Bu hususlar çerçevesinde, başvuruya konu marka ile kısmi ret gerekçesi marka arasındaki benzerliğin yanı sıra, markaların aynı hizmetleri kapsaması hususu da dikkate alındığında, ortalama tüketici kesimi nezdinde bu hizmetlerin aynı ticari kaynak tarafından sunulduğu veya marka sahipleri arasında iktisadi yönden bir bağlantı bulunduğu yönünde bir izlenim oluşabileceği, diğer bir ifade ile markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimalinin bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Diğer yandan, başvuru sahibi tarafından kısmi ret gerekçesi markanın hükümsüzlüğü talebiyle .... nezdinde dava açıldığı ve davanın .... E. sayısı ile görülmekte olduğu ifade edilerek, kısmi ret gerekçesi markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşması halinde söz konusu kararın gözetilmesi talep edilmektedir. ... Kurulları Yönetmeliğinin(... Yönetmeliği) "Kurul kararları" başlıklı 6. maddesinin 3. fıkrası şu şekildedir:"Kurul, karara etki edecek bir konunun bekletici sorun yapılması hakkında ara karar verebilir." İlgili hükmün lafzından anlaşılacağı üzere, Kurul’un bir konunun bekletici sorun yapılması hakkında bir yükümlülüğü, bağlı yetkisi bulunmamakta olup bu konuda Kurul'a takdir yetkisi bırakılmış durumdadır. Genel kural olarak, ... , (...), bir başvuruyu veya işlem sürecindeki itirazları incelerken, inceleme tarihindeki mevcut verilere ve hukuki duruma göre karar verir. Mahkemeler de Kurum kararlarını aynı yöntemlerle incelemek durumundadır. Aksi halde sonu gelmeyen tescil süreçleri ve yargılamalarda bekletici mesele yapılması istemlerine yol açacaktır. Diğer taraftan ...’nun kendi kararından sonraki gelişmeleri öngörecek bir karar vermesi de mantıken beklenemez. (..... sayılı kesinleşmiş kararı) Nitekim, Yargıtay, .... sayılı (dirk bikkembergs) ilamında, itirazın incelendiği tarih itibarıyla hakkında kesinleşmiş hükümsüzlük kararı bulunmayan markalara ilişkin olarak, Kurumun neticesi belirsiz olan hükümsüzlük davasının sonucunu beklemek gibi bir zorunluluğu bulunmadığını belirtmiştir. Bu hususlar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, başvurunun kısmen reddine dayanak olan marka hakkındaki hükümsüzlük davası hakkında henüz ilk derece mahkemesi tarafından bir nihai karar verildiğinde dair herhangi bir bilgi veya belge sunulmamış olması, mevcut yargı teşkilatında fikri ve sınai haklar alanında ilk derece mahkemeleri, Bölge Adliye Mahkemeleri ve Yargıtay olmak üzere üç aşamalı bir yargı süreci bulunması, bekletici sorun talebine konu davanın henüz bu aşamalardan ilkinde (ilk derece mahkemesi) bulunması ve ilk derece mahkemesi tarafından verilecek karara karşı da taraflarca kanun yollarına başvurulması halinde söz konusu davada kesinleşmiş kararın çıkmasının oldukça uzun bir zaman alabilecek olması gibi hususları göz önüne alan Kurul, somut olayda mevcut hukuki duruma göre karar verilmesi gerektiği görüşüne ulaşmıştır. Bunun yanı sıra, başvuru sahibinin "..." ibaresini 2006 yılından itibaren aktif şekilde kullandığı öne sürülmekle birlikte, belirtilen husus Kurum tarafından usulüne uygun olarak tescil edilmiş ... sayılı kısmi ret gerekçesi markanın varlığını ortadan kaldırmamaktadır. Zira Kurum'un belirtilen iddiaya dayalı olarak tescilli bir markayı hükümsüz kılma veya tescilini yok sayma gibi bir yetkisi bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, mevcut hukuki durum çerçevesinde başvuru hakkında .... verilen kısmi ret kararı isabetli görülmüş ve başvuru sahibi tarafından yapılan itirazın reddi gerekmiştir" şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.", hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davacı başvuru Markası Davalı Markası ...+ ... ...+ ... (...) ... (...) Bilirkişi heyet raporunda ÖZETLE;" Dava konusu ... sayılı ... ibareli marka ile davalı şirketin ... sayılı ... ibareli markasının SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca başvuru kapsamındaki 37. Sınıf “Isıtma, havalandırma ve su tesisatının kurulması (tesis edilmesi), bakımı ve tamiri hizmetleri. Sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri.” bakımından benzer olduğu ve karıştırılma ihtimali bulunduğu, Davacı tarafın SMK’nın 6/3 maddesi uyarınca hak sahipliği iddiasının değerlendirilme şartlarının oluşmadığı, ... ...’nın 26.02.2024 tarih ... sayılı kararının heyetimizin değerlendirmeleri ile çelişmediği/aynı yönde olduğu ve bu nedenle takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere davacının itirazının reddi yönündeki ... kararının iptali şartlarının oluşmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.

GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davacının "...+ ... ... " ibareli marka başvurusu ile davalıya ait " ...." ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve kavramsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; Her iki taraf markasının asli unsuru ... şeklinde öne çıktığı; Diğer yönden başvurunun kapsamında olup da reddedilen 37. Sınıf “Isıtma, havalandırma ve su tesisatının kurulması (tesis edilmesi), bakımı ve tamiri hizmetleri. Sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri.” bakımından davalı markasındaki hizmetlerle aynı/benzer olduğu bilirkişi raporunun 7.nci sayfasında taralı kısım ile gösterildiği; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davacının ".... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının " ...+ ... " ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı; diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davalının " ...+ ... " ibareli tescilli markalı hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davacının "...+ ... ... " ibareli başvuru markalı hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği ; işaretsel benzerlik nedeniyle ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşabileceğinden ve taraf marka işaretleri benzediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluşmuştur. Davacı tarafın başvuru ibaresi üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği iddiası anılan SMK 6/3 maddesindeki düzenlemeler kendi başvurusu için değil başkasının markasını engelleyen düzenleme olduğundan oluşan sonuca etkisi olmadığı düşünülmüştür. Birlikte var olma konusu ise ; Bu gibi durumlar davacıya daha önceden tescilsiz kullandığını, diğer tarafla kullanımı konusunda ihtilaf yaşanmadığı hususu kendisine kullanımı ile yeni bir marka başvurusu ile tescili verme hakkını veremeyeceği değerlendirilmiştir. Her şeyden önce ... ... kararlarının iptali davalarında bu kararın verildiği tarihteki mevcut hukuksal durum esas alınması gerektiği; Buna rağmen ... kararında geçen ve aynı zamanda dava dilekçesinde belirtilen davalının ... sayılı markasının hükümsüzlüğüne yönelik iddia açısından ise Mahkememizin 17/04/2024 tarih ve ....sayılı dosyada dava konusu edilen ... sayılı markasının hükümsüzlüğüne yönelik davanın reddedildiği, ancak kesinleşmediği, buna rağmen mahkememizce red kararı verildiğinden kararın kesinleşmesi ve bekletilmesi de uygun bulunmadığı değerlendirilmiştir.; Neticeden dava reddedilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı firma vekilinin yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.

07/07/2025

Katip .... E-imza

Hakim .... E-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/186, K. 2025/273, T. 07.07.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-186-e-2025-273-k-aaa25fb03d6f