İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/15 E. 2025/287 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/15
Karar No
2025/287
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/15 Esas - 2025/287

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2024/15 KARAR NO : 2025/287

DAVA : Marka ... Kararı İptali- Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 12/01/2024 KARAR TARİHİ : 09/07/2025 Yazıldığı Tarih: 15/07/2025

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE:müvekkilinin “...” unsurunu asli unsur olarak muhafaza ederek markalarını ... nezdinde tescil ettirdiğini, ... ibaresini de ..., ..., ... ibareleri ile seri markalaştırma yoluna gittiğini, ... ve ... ibaresinin kendi başına hiçbir anlam içermeyen ve herhangi bir tanımlayıcılığa sebebiyet vermeyen; tamamen müvekkilinin kendi fikri çabası ile meydana getirilen bir ibare olduğunu, ayırt ediciliğinin son derece yüksek olduğundan bu ibarenin yüksek ve geniş bir korumaya sahip olacağını, ... sayılı başvuru ile ... ibaresini 35 ve 37.sınıflar açısından tescile konu edildiğini, müvekkiline ait ... asli unsurunu sabit tutmak suretiyle, yanına eklemiş olduğu .... gibi unsurlarla seri markalaşma yoluna girdiğini, ... ibaresinden türetmiş olduğu ... ibaresi ile ....sayılı ..., ... sayılı ..., ... sayılı ... markalarını oluşturmuş ve marka tesciline konu ettiğini, davalı şirkete ait markanın asli unsuruna bakılacak olursa, markanın ... asli unsuruyla oluşturulduğunu, müvekkilinin “...” ve “...” asli unsurlu markalarının asli unsurunu doğrudan içinde barındıran ve yalnızca sonuna eklenen bir T harfi ile kompoze edilen davalı markasının, müvekkil markaları ile yüksek düzeyde görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik barındırdığını, markalar arasında yüksek derecede benzerlik olduğunu, SMK m.6/3 hükmü doğrultusunda ... ve ... ibaresi üzerindeki gerçek hak sahipliğinin müvekkiline ait olduğunu, Davalının müvekkilin tescilli markasında esas unsur konumunda olan ... ibaresine hiçbir değişiklik yapmaksızın, yalnızca sonuna hiçbir ayırt ediciliği olmayan T harfinin eklenmesi ve ... markası ile de doğrudan karıştırılma ihtimali doğurmak suretiyle tescile konu etmesi ile müvekkilinin SMK m.6/3 hükmü uyarınca elde ettiği gerçek hak sahipliğine zarar verdiğini, ... markasının sadece Türkiye'nin değil, uluslararası arenada da tanınmış bir elektronik şirketi olduğunu, davalının ... ibareli markasının tesciline izin verilmesi halinde müvekkilinin ... ve ... markalarının tanınmışlığından haksız yararlanmasına, ayırt edici karakterini de zedeleyerek markanın sulandırılmasına da sebebiyet vereceğini, bu durumun SMK m.6/5 hükmü doğrultusunda hakkaniyete aykırı bir durum ortaya çıkaracağını, davalı yanın marka başvurusunu kötü niyetle gerçekleştirdiğinin son derece açık olduğunu belirterek, ... ... tarafından verilen ... sayılı ... kararının İPTALİNE; dava konusu edilen ... başvuru numaralı ... marka başvurusu tescile bağlanırsa hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalıya usulüne uygun tebligatın yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı, ancak vekil görevlendirdiği 24/09/2024 tarihli beyan dilekçesinde ve duruşmada davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markasının kapsamında bırakılan emtiaları ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık , davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı (SMK 6/3-5-9 maddeleri) iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, .... sayılı ... Kararının iptalinin , davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 16/11/2023 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 12/01/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ....sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın kısmen reddi yönündeki ... kararına karşı, yayına itiraz sahibi firma tarafından, başvurunun .....sayılı "...", .......... "...", "...", "...", "..." ibareli markalara dayanılarak 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca tümden reddi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Başvuru sahibinin ... (...) nezdindeki yayına itiraz işlemlerinde, itiraz gerekçesi markalar hakkında SMK m. 19(2) çerçevesinde kullanım ispatı talebinde bulunduğu; yayına itiraz sahibi tarafından sunulan delillerin incelenmesi neticesinde ... tarafından, tescil tarihleri itibarıyla kullanım ispatına konu olan .... sayılı markaların kullanım ispatına ilişkin sunulan delillerin yeterli bulunmadığı tespit edildiğinden, Md. 6/1 kapsamında yapılan incelemede dikkate alınmadığının tespit edildiği görülmüştür. Yayına itiraz sahibinin Kurul nezdinde yapmış olduğu işbu incelemenin konusunu oluşturan itirazında, ... tarafından yapılan bu tespite ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığı tespit edilmiş olmakla birlikte, kullanım ispatı konusunun daha önceki aşamada (... nezdindeki yayına itiraz sürecinde) tartışılmış olması, kullanım ispatı konusunun ana uyuşmazlığa (SMK m. 6(1)) bağlı ve aynı uyuşmazlık içinde çözülmesi gereken bir mesele olması nedeniyle ve Kurul kararının bütünlüğü de gözetilerek yapılan incelemede ...'nin söz konusu tespitinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla, kullanım ispatı talebine konu olan itiraz gerekçesi ....sayılı markaların kullanım ispatına ilişkin sunulan delillerin başvuru kapsamında tescili talep edilen hizmetler yönünden kullanımının ispatlanamadığı sonucuna varılmış olduğundan, SMK m. 19(2) hükmü uyarınca, SMK m. 6(1) kapsamında yapılan incelemede söz konusu markalar dikkate alınmamıştır. Takiben karıştırılma ihtimali iddiası incelenmiştir. Yapılan inceleme sonucunda .... sayılı itiraz gerekçesi markaların bütüncül algı çerçevesinde başvuruya konu marka ile farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılanacağı kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen söz konusu markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Öte yandan, .... sayılı markalar başvuru ile benzer görülmekle birlikte, ihtilaf konusu ".../..." ibareleri arasındaki farklılıklar, muteriz markaları kapsamında yer alan hizmetler ile aynı ya da benzer sınıfların yayına ilk itiraz aşamasında başvuru kapsamından çıkartılmış olması gibi somut olaya özgü tüm hususlar birlikte göz önüne alındığında, başvuru ile itiraz gerekçesi markalar arasında, başvuru kapsamında kalan hizmetler yönünden ilişkilendirilme/ karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı kanaatine varılmıştır. Öte yandan, yukarıda belirtilen tespitler ışığında, SMK m.6/3 koşulları oluşmadığı kanaatine varıldığından, eskiye dayalı kullanım iddiası da kabul edilmemiştir. Ayrıca, 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinde sayılan koşulların ortaya çıkacağına ilişkin olarak bir sonuca varmak için yeterli kanaat oluşturacak deliller, argüman ve savlar sunulmadığından, Kurul'da da bu yönde bir kanaat oluşmadığından, başvurunun 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesi uyarınca reddini gerektirecek haklı ve geçerli bir sebep bulunmadığı görüşüne varılmış ve bu yöndeki itiraz kabul edilmemiştir. Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia da somut delillerle ispatlanmadığı gibi, sadece markalar arasındaki benzerlik iddiasına dayandırıldığından ve Kurul'un kanaatine göre, markalar arasındaki benzerlik veya karıştırılma ihtimali, diğer başkaca koşulların varlığı aranmaksızın, tek başına, kötü niyet iddiasının kabulü için yeterli bir kanıt teşkil etmediğinden (....) bu gerekçeye dayalı itiraz da yerinde ve haklı görülmemiştir. Sayılan nedenlerle, işbu itirazın tüm gerekçeleriyle birlikte reddine karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 19 /2" 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir." Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Kullanılmama def'i; 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU'nda 6/1 maddesine göre marka başvurularında, 25.nci maddeye göre hükümsüzlük davasında ve de 29.ncu maddesindeki tecavüz davalarında iltibasa dayalı itiraz gerekçesi mesnet marka ( ya da markaları) yönünden kullanılmama def'i imkanı getirilmiştir. Buna göre kendisine ispat yükü düşen taraf ileri sürdüğü davaya konu başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde mesnet (dayanak) marka/markaların kapsamındaki mal veya hizmetler bakımından markasını Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğunu ispatlamalıdır. Aksi takdirde itiraz yapılmamış veya açmış olduğu davasını da ispat edememiş sayılması sonucu ortaya çıkacaktır. ... davalarında, 6769 sayılı SMK'nın Uygulanması Yönetmeliği 29/1-2 maddede belirtilen kullanımın ispatına dayanan taraf yayına itiraza ilişkin görüşünü sunması gereken süre içinde kullanımın ispatına ilişkin talebini açıkça ve yazılı olarak ve de kullanımın ispatı istenilen markaların tescil numaralarının açıkça belirtmesi gerekmektedir. Aksi halde talep yapılmamış sayılacaktır. 3'üncü fıkrası ise; "Başvuru sahibinin talepte bulunması halinde Kurum, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması için itiraz sahibine bir aylık süre verir. İtiraz sahibi tarafından süresi içinde delil sunulmaması veya sunulan delillerin itirazla ilgili olmaması halinde ve ayrıca başka bir itiraz gerekçesi veya itiraza gerekçe gösterilen başka bir marka da yoksa Kurum itirazı reddeder." hükmünü içermektedir. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ... +... ... ... ( ....) Bilirkişi heyet raporunda ÖZETLE;" Davaya konu marka ile davaya mesnet olan markalar arasında Dava konusu olan 35. Sınıftaki hizmetlerin aynı olmasıyla beraber, İşaretler arasında kavramsal, görsel ve işitsel olarak benzerlik bulunmadığı, 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi bağlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, Davacının ... markasının dava konusu edilen hizmetler bakımından 6769 S. SMK’nın 6/3 maddesi kapsamında gerçek hak sahipliğinden doğan haklarının oluşmadığı, Davacının davaya mesnet olan ... ibareli markasının tanınmış olduğu tespit edilmekle birlikte, SMK’nın 6/5. maddesinin uygulama şartlarının oluşmadığı, Dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunun ispat edilemediği ve bu konudaki nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Dava konusu markanın tescil edilmemesi nedeniyle markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır. " şeklinde ifade edilmiştir. GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "... +... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... " ibareli tescilli markaları arasında emtia benzerliği olsa da biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle taraf marka işaretleri arasında görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; Diğer yönden davacının mesnet markalarından .... sayılı markaların kullanım ispatına ilişkin sunulan delillerin yeterli bulunmadığı ; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "... +... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının"... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "... " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "... +... " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Ayrıca Davalının ".... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ... ( ....) " ibareli tescilli markaları (davacının markasının asli unsuru ... olduğu için) arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak benzerlik olsa da emtia benzerliği oluşmadığından taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluşmadığı; Davacı tarafın "... +... " ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı firma yetkilisinin yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.

09/07/2025

Katip .... E-imza

Hakim .... E-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/15, K. 2025/287, T. 09.07.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-15-e-2025-287-k-a036c10378bc