İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/1031 E. 2026/472 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/1031
Karar No
2026/472
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/1031 Esas - 2026/472 T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2024/1031 Esas KARAR NO : 2026/472

HAKİM : KATİP :

ASIL DAVADA; DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

BİRLEŞEN KAYSERİ 2. ATM'NİN 2025/590 E. 2025/644 K. SAYILI DOSYASINDA; DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/12/2024 KARAR TARİHİ : 20/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/05/2026 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan), İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Asıl dosyada davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacının Kayseri İli, Tomarza İlçesinde serbest Eczacılık yapmakta olduğunu, davalı ...’ın da aynı ilçede eczacılık yaptığını, davalının eczanesinin bulunduğu yer Tomarza Devlet Hastanesinin karşısında olup konumu nedeniyle davacının eczanesinin bulunduğu bölgeye göre 2-3 katı daha fazla ciro yapmakta olduğunu, davalının memur olan eşinin Fethiye'ye tayini çıkması nedeniyle Tomarza'daki eczanesini kapatmayı ve Fethiye'ye taşınmayı düşündüğü için eczanesini devir etmek üzere Kayseri Eczacılar Odası İnternet Sitesi üzerinden ilan vermiş olduğunu, aynı ilçede faaliyet gösteren davacı ve davalı şayet dükkan sahibi ile de anlaşılır ise bir miktar hava parası ile eczanenin içerisindeki demirbaşlarla davacıya devredebileceği hususunda anlaşmış olduklarını, tarafların, davacının, davalının kullandığı dükkana geçmesi için sunulan 27/08/2024 tarihli toplam 1.100.000,00.TL tutarlı devir sözleşmesini imzalamış olduklarını, bu sözleşmeye göre davacının davalıya 400.000. TL.si sözleşmeyle birlikte 200.000.TL si banka havalesi olmak üzere 600.000.TL ödeme yapmış kalan 500.000. TL bedel için de; 21/09/2024 keşide tarihli 01/11/2024 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli, 21/09/2024 keşide tarihli 01/12/2024 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli, 21/09/2024 keşide tarihli 01/01/2025 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli, 21/09/2024 keşide tarihli 01/02/2025 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli, 21/09/2024 keşide tarihli 01/03/2025 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli, 21/09/2024 keşide tarihli 01/04/2025 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli, 21/09/2024 keşide tarihli 01/05/2025 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli, 21/09/2024 keşide tarihli 01/06/2025 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli, 21/09/2024 keşide tarihli 01/07/2025 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli, 21/09/2024 keşide tarihli 01/08/2025 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli 10 adet bono sıralı olarak keşide edilerek verilmiş olduğunu, davalının devretmeye çalıştığı eczanenin taşınmaz maliki olmadığını, işyeri kiralık olup tapuda dava dışı Fahrettin Gündüz isimli şahsa ait olsa da gerçekte işyerinin gayriresmi sahibi, tapu malikinin kayınpederi olan Rasim Demirezen olduğunu, taşınmaz daha önce başka bir kira sözleşmesindeki haksız rekabet sözleşmesi ve cezai şart maddesi gereğince hülle yapılmak üzere Fahrettin Gündüz'e devredilmişse de hakikatte işyerinin bütün işlemleriyle gayriresmi malik Rasim Demirezen ilgilenmekte olduğunu, kiracı olarak bulunan devreden - davalının taahhüt etmiş olduğu devir sözleşmesinin tatbik edilebilmesi için davalıya dükkanı kiraya veren dava dışı Fahrettin GÜNDÜZ (Rasim Demirezen) ile de anlaşılmasının gerekliliği şüphe götürmemekte olduğunu, bu düşünceyle davacının, davalı ve kiraya veren resmi mal sahibi 27/08/2024 tarihli iki eczacı arasındaki devir sözleşmenin devamı olmak üzere yine ekte sunulan üç tarafın imzasını taşıyan 01.10.2024 başlangıç tarihli, aylık 8.000.TL kira bedelli, 4 yıl süreli kira sözleşmesi imzalamış olduklarını, davacının kendi eczanesini taşıyarak lokasyonu daha güzel olan bu eczaneye taşınmak isterken ileride hukuki bir uyuşmazlık nedeniyle tahliye edilmek zorunda kalmamak için devreden kiracıya da bildirmek üzere mal sahibinden 10 yıllık kira sözleşmesi talep etmiş ise de sözleşmenin diğer tarafları bu sözleşmeyi bir şekilde 4 yıla kadar düşürmüşler ve davacı daha uzun süre dükkanda oturabileceğine dair gayri resmi söz vermiş olduklarını, zira davacının bu eczaneye geçmek için 1.100.000,00. TL gibi fahiş bir hava parasına anlaşmış olup ileride sorun yaşamak ve kısa bir sürede tahliye edilmek istememekte olduğunu, görüleceği üzere davalı kiracısı bulunduğu işyerinin mal sahibi ile yapılan kira sözleşmesine de taraf olarak imza koymuş olup bu şekilde kira sözleşmesinden de haberdardır ve kira sözleşmesindeki kiraya verilenin teslim borcunun dolaylı tarafı olmak üzere kira sözleşmesi üç taraflı olarak imzalanmış olduğunu, zira kiraya verenin taşınmazı 01/10/2024 tarihinde teslim edeceği sözleşme ile sabit olup öncelikle davalı devredenin taşınmazı tahliye ve teslim etmesi neticesinde davacının taşınmaza geçebilecek olduğunu, yani kiraya verenin teslim borcu onunla birlikte hareket eden ve dolaylı olarak teslimle yükümlü bulunan davalının da borcu olduğunu, davacı, henüz sözleşmenin başlangıç tarihi gelmemişken ve kendisine taşınmazın anahtarı teslim edilmeden devralacağı eczanenin içerisinde davalı ve kiraya veren taraflarla görüşerek ve onların muvafakatini alarak tadilat yaptırmak üzere usta ayarlamış, mal sahibi ile mevcut kiracısı olan davalının muvafakatiyle lavabosunun tamirine dahi başlanmış olduğunu, kira sözleşmesinin yapılmasından (mecurun boşaltılmadığı ve işyerinin henüz davacıya teslim edilmediği esnada) bir kaç gün sonra kiraya veren mal sahibi / dükkanın gayri resmi sahibi olan (tapu malikinin kayınpederi ) Rasim Demirezen ve davalının yanında eczacı kalfası olan oğlu ..., davacıya yapılan sözleşmeyi kabul etmediklerini, davalı ...'ın kendilerini aldattığını, dükkanın devri için para alındığını bilmediklerini ve bunu kabul etmeyeceklerini, sözleşmenin uzun süreli yapıldığını, kira bedelinin düşük belirlendiğini, sonraki yıllara ait kira artışlarının da yasal artış oranlarının altında çok düşük olduğunu, sözleşmenin iradeleri fesada uğratılmak suretiyle yapıldığını söylemiş olduklarını, davacının dükkan sahipleri tarafından bu şekilde beyanda bulunulduğu zamanda; henüz davalı eski eczacı dükkanı tahliye etmemiş ve anahtarlarını da davacıya teslim etmemiş olduğundan, dükkan sahibi tarafın sözleşmeyi kabul etmediklerini (feshettiklerini), taşınmazın anahtarını hiçbir şekilde teslim etmeyeceklerini ve devredene de teslim ettirmeyeceklerini beyan etmeleri karşısında yukarıda zikredilen sözleşmenin hayata geçirilmesini güçleştirilmiş olduğunu, davalı da fiil ve davranışları ile kiraya verenin bu beyanına destek olmuş, davacıya karşı tarafla anlaşmaması halinde işyerini teslim edemeyeceğini, gerek sözlü gerekse yazılı mesaj ile bildirmiş olduğunu, kiraya veren ve temsilcileri gelinen aşamada davacıya; Kayseri’de bulunan avukatları İbrahim Kaan'ın ofisine giderek kendi istedikleri koşullarda iki yıllık yeni bir kira sözleşmesi imzalanmasını, (ayrıca 2 yıl sonrası için tahliye taahhüdü verilmesini), önceki eczacı ...'ın yanında kalfa olarak çalışan oğlu ...'i de işyerinde kalfa olarak çalıştırmaya devam etmesi halinde işyerini davalı tahliye ettikten sonra davacıya teslim edeceğini (kiraya verebileceğini) beyan etmiş olduklarını, davalı ... olaylardan bilgi sahibi olup kiraya veren tarafından kendisine yeni sözleşme imzalanmadan işyerinin anahtarlarını davacıya vermemesi bildirilmiş olduğunu, davalı, devreden eczacı da kiraya verenler tarafından verilen talimata uygun olarak davacıya kiraya verenlerle anlaşmaması halinde işyerini tahliye ve teslim edemeyeceğini, işyerinin anahtarlarını davacıya veremeyeceğini bildirmiş kiraya verenlerle birlikte hareket etmiş olduğunu, kira sözleşmesinin başlangıç tarihi yani taşınmazın davacıya teslim tarihi olarak belirlenen 01/10/2024 tarihi de geçmiş olmasına rağmen davalı, eczaneyi tahliye etmediği gibi davacıya da teslim etmeyerek hem kendi sözleşmesine hem de üç taraflı kira sözleşmesine uymayacağına dair iradesini, kiraya verenlerle birlikte hareket ettiğini açıkça ortaya koymuş olduğunu, davacı, kiraya veren ve temsilcileri ile yaptığı son görüşmede mevcut kira sözleşmesine göre işyerinin kendisine teslim edilmesini talep etmiş çıkan tartışmada kiraya veren temsilcisi olan Rasim Demirezen tarafından davacıya hakaret edilmiş bununla da yetinilmemiş davacıya "senin evini başına yıkarım" şeklinde tehditte bulunulmuş olduğunu, davacı 27 yaşında bekar bir hanımefendi olup hayatını nitelikli bir meslek sahibi olabilmek adına dirsek çürüterek geçirmiş olduğunu, öğrenim hayatını ve gençliğini adadığı mesleğini huzur ve sağlık içerisinde yapmayı hayal ederek yaşadığı yerden uzakta Tomarza ilçesinde eczane açmış, işini büyütmek ve daha iyi bir lokasyona sahip bir eczaneye taşınmak için davalı ve dava dışı kiraya verenlerin arasında kalmış yaşadığı olaylar nedeniyle ruhsal olarak büyük sıkıntıya düşmüş olduğunu, kiraya veren taraf Tomarza'nın tanınmış ailelerinden olup kiraya verilen bölgedeki birkaç dükkanın da sahibi olduğunu, daha önceki kiracıları ve komşuları ile de birçok kez anlaşmazlık yaşayan, bir kısmı ile davalık olduğu öğrenilen kiraya veren taraf, davacının dışarıdan gelerek meslek icra ettiği ilçede nüfuzlu bir kişi olması ve imzaladıkları kira sözleşmesine uymayacaklarını, bu sözleşmeyi kabul etmediklerini, kendi avukatları huzurunda yeni bir sözleşme imzalanmasını hatta taşınmazın asıl sahibinin oğlunun davacının eczanesinde kalfa olarak çalışmasını şart koşarak da hukuk tanımamazlıklarını ortaya koymuş olduklarını, davacının kişiliği ve yetişme koşulları, kiraya veren tarafın ilçedeki nüfuzu ve bahsettiği baskısı davacı açısından tehdidi ciddi ve rahatsız edici hale getirmiş olduğunu, davacının bu olaylar nedeniyle günlerce uykusuz kalmış ve ruh sağlığını kaybetmeye başlamış olduğunu, kira başlangıç tarihi (teslim tarihi:01/10/2024) geçmiş olmasına rağmen kiralananın teslim edilmemesi, kiraya veren tarafından sözleşmenin kabul edilmeyip hata ile imzalandığının beyan edilmesi, sözleşmenin daha ağır koşullarda yeniden yapılmasının istenilmesi, davacıya kalfa oğlunu çalıştırmasının şart olarak koşulması ve son olarak davacıya hakaret edilerek, davacının tehdit edilmesi karşısında kira sözleşmesinin davacı kiracı yönünden devam etmesinin beklenmesi imkansız hale gelmiş olduğunu, zira en ufak bir hakaret ve tehdidin evlilik birliğini dahi temelinden sarstığı, eşler açısından boşanma sebebi sayıldığı hukukumuzda kira sözleşmesinin devamını beklemek doğru olmayacağını, nitekim Yargıtay emsal kararlarında da bu gibi durumlarda sözleşmenin devamının beklenemeyeceği açıkça belirtilmekte olduğunu, davacıya yapılan baskılar bir yana, kira sözleşmesi ile kiralanan taşınmazın teslime zorlanması için dava açılması ve bu davanın kesinleşmesi ile icrasının dava yoluyla aylarca (muhtemelen yıllarca) süreceği düşünüldüğünde mevcut şartlarda davacının sözleşmeden beklediği amaç ve faydanın ortadan kalkması, sözleşmeye devamın taraflar açısından çekilmez hal alması sebebiyle her iki sözleşmeden beklenen ifa da gerçekleşmemiş olduğundan davacı, Kayseri 6. Noterliği'nin 04.10.2024 tarih ve 22248 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 01.10.2024 tarihli kira sözleşmesini ve bu sözleşmeye dayanarak ... ile akdedilen 27.08.2024 tarihli Eczane Devir Sözleşmesini feshettiğini davalıya ve kiraya verene bildirmiş olduğunu, kiraya veren Fahrettin Gündüz, Kayseri 13. Noterliği 32199 yevmiye numaralı ihtarnameye cevabıyla kira ilişkisinin feshini kabul ettiğini beyan etmiş olduğunu, davacı ile davalı arasında yapılan devir sözleşmesi; Devre konu işyerinin kira sözleşmesindeki teslim koşulunun ifa edilmemesi, Sözleşmenin irade fesadı nedeniyle kiraya veren tarafından kabul edilmemesi, davacıya karşı işlenen ve suç teşkil eden fiilin sözleşmenin devamını çekilmez hale getirmesi, iki tarafça da sözleşmenin açıkça feshedilmesi nedeniyle dayanağını kaybetmiş, sözleşmenin yapılış amacı ve sözleşme ile tarafların ulaşmak istediği netice gerçekleşmediği için fiilen geçersiz hale gelmiş ve son bulmuş olduğunu, davacının davalıya ilgili eczaneye geçmek, Devlet Hastanesi karşısında bulunan eczaneden birini kiralayarak işletmek amacıyla halk arasında hava parası olarak adlandırılan ödemeleri yapmayı kabul etmiş, 27/08/2024 tarihli protokolü de bu amaçla imzalamış olduğunu, yaşanan hadiseler nedeniyle davacının belirtilen işyerini kiralaması, davalının işyerinde çalışması hukuken ve fiilen imkansız hale geldiği için sözleşme feshedilmiş dolayısıyla davalı ile yapılan sözleşmede hükmünü kaybetmiş olduğunu, yani davalı tarafa ödenen 600.000 TL bedel ile verilen toplam 500.000 TL tutarlı 10 adet senet dayanağını kaybetmiş olup sözleşmenin geçersiz hale gelmesi nedeniyle davalının aldığı bedeli iade etmesi, bedelsiz kalan bonoları da işlemsiz iade etmesi gerekmekte olduğunu, davalıya sözleşmenin feshi nedeniyle sebepsiz olarak zenginleştiği, hukuki dayanağı kalmayan sözleşme nedeniyle aldığı 600.000 TL'yi iade etmesi bonoları da teslim etmesi için Kayseri 6. Noterliğinin 22248 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirilmiş ise de davalı tarafça iade ve teslim yapılmamış olduğunu, davacı ve davalılar arasında yapılan 01.10.2024 tarihli kira sözleşmesi ve bu sözleşmenin imzalanacağı saikiyle ... ile akdedilen 27.08.2024 tarihli eczane devir sözleşmesinde belirtilen teslim tarihi (kiranın başlangıç tarihi) gelmiş olmasına rağmen dükkanın davacıya teslim edilmediğini, davacının davalının devretmeyi taahhüt ettiği dükkana taşınmasının tek yolu olan davalı ve dava dışı kiraya verenin imzalamış oldukları sözleşmeye uymaları ve hukuka aykırı davranışlarından vazgeçerek dükkanı teslim etmeleri iken kiraya verenin sözleşmeyi kabul etmemesi, sözleşme ile bağlı olmadığını beyan etmesi, istedikleri şekilde yeni sözleşme imzalanması ve kalfa oğlunun eczanede çalıştırılması şartı karşısında sözleşme fiilen ifa olanağını kaybetmiş, taraflar için sözleşmeden beklenen fayda ortadan kalktığı gibi sözleşmenin devamının beklenemeyeceği bir hal almış olduğunu, tüm bu gelişmeler davalının da dava dışı kiraya verenle birlikte hareket etmesi, kiraya verenin talimatına göre işyerini teslim etmekten imtina etmesinin bir sonucu olduğunu, sözleşmenin hem kiraya veren tarafından hem kiracı tarafından feshedilmiş durumda olduğunu, esasen hukuki uyuşmazlıklarda niteleme Hakime ait olup sözleşme fiilen dava dışı kiraya verenin irade fesadına uğratıldığını beyan ederek taşınmaz için yeni sözleşme yapılmasını ve bir takım ilave şartlar koşulması ile feshedilmiş olup davacının ispat hukuku ve mevcut hukuki durumunu korumak için fesih ihbarında bulunmuş olduğunu, her iki durumda da fiili gerçek, kira sözleşmesinin taraflarca feshedildiği ve dükkanın davacıya vadesinde teslim edilmediği, davacının bu eczaneye geçemediği olduğunu, her iki sözleşme de davalının ve kiraya verenin birlikte veya birbirine uyumlu, bağımsız hareket etmeleri ve netice itibariyle edimlerini ifa etmemeleri nedeniyle sonlanmış olduğunu, davalının hem kendi edimi yönünden hem de birlikte hareket ettiği kiraya verenin edimini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmeye aykırı davranmış sözleşme ile kendi edimini yerine getirmemesine rağmen davacıdan 600.000 TL nakit ödeme ile 500.000.TL değerinde 10 adet bono teslim almış, sözleşme feshedilmiş, işlem temeli çökmüş olmasına rağmen haksız ve dayanağını kaybeden sözleşmeden dolayı aldıklarını iade etmemiş olduğunu, davalı sebepsiz zenginleşmiş elindeki bedelsiz kalmış bonoları da teslim etmeyerek tahsil etme ve haksız kazanç elde etme iradesini ortaya koymuş olduğunu, TBK. m.77/1'e göre; zenginleşen başkasının malvarlığından veya emeğinden haklı bir sebep olmaksızın elde ettiği zenginleşmeyi geri vermek zorunda olduğunu, geri verme borcunun konusu ve kapsamı; TBK. m. 79 ve 80'de "aynen geri verme ilkesi"ne göre düzenlenmiş olduğunu, Sözleşmede açıkça yazdığı üzere davalı eczanesini mevcut haliyle bütün demirbaşlarıyla teslim etmeyi taahhüt etmiş olduğunu, bu sözleşmenin uygulanabilmesinin yolunun dava dışı kiraya verenin bu hususta rıza göstermesi şartına bağlı olduğundan devir sözleşmesinin esasen şarta bağlı bir sözleşme olduğunun çok açık bir şekilde anlaşılmakta olduğunu, hukuki nitelemesi ve sebebi mahkemeye ait olmak üzere davacının davalıya ait işyerine geçmek üzere imzalamış olduğu sözleşme yerine getirilmediği için davacının bu şartın yerine getirileceği inancı ile yapmış olduğu ödemeleri geri alabileceği gibi bu sözleşme nedeniyle vermiş olduğu senetlerin de bedelsiz hale gelmiş olmakla iadesi gerekmekte olduğunu, davalının sebepsiz zenginleşme niyeti ve aldıklarını iade etmekten imtina etmesi karşısında sebepsiz yere malvarlığında eksilme olan davacının borçlu bulunmadığının tespitini ve senetlerin istirdatını istemesinin en doğal hakkı olduğunu, davacının davalıya verilen on adet bonodan dolayı borçlu bulunmadığının tespiti ile bonoların davacıya iadesi için menfi tespit ve istirdat davası açmanın zaruri hale geldiğini, bu sebeple iş bu davanın ikame edilmiş olduğunu, arabuluculuğa başvurulmasına rağmen anlaşılamadığını, davalı tarafın elinde bulunan ve bedelsiz kalan bonoların kötüniyetli olarak icraya konulması halinde davacının telafisi mümkün olmayacak maddi ve manevi zararlara uğramaması için dava şartı zorunlu arabuluculuk süreci içerisinde 20/11/2024 tarihinde Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/630 D.İş sayılı dosyasından senetlerin icraya konulma halinde takibin durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir talep edilmiş olup 21/11/2024 tarih ve 2024/630 D.İş sayılı karar ile teminat mukabilinde davaya konu senetlerin icra takibine konu edilmesi halinde takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğunu, ilgili teminat tutarı mahkeme veznesine depo edilmiş olup ihtiyati haciz kararının infazı için Tomarza ve Kayseri İcra Dairelerine müzekkere gönderilmiş olduğunu, HMK 397.maddeye göre İhtiyati tedbir kararı dava açılmasından önce verilmişse, tedbir talep eden, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak zorunda olduğunu, İhtiyati tedbir talebi ile ihtiyati tedbir talebinin uygulanmasının istenmesinin zorunlu arabuluculuk süreci içerisinde yapılmış olduğunu, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 16/2 maddesi gereğince " Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz." denildiğini, ihtiyati tedbiri tamamlayan merasim için kanunda öngörülen iki haftalık sürenin son tutanağın imzalandığı 04/12/2024 tarihinde işlemeye başladığını, dava 04/12/2024 tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürenin (son günü: 18/12/2024 ) bitiminden önce açılmış olup ihtiyati tedbir kararının dava açısından devam etmekte olduğunu belirterek, Davanın kabulü ile davacının davalıya dava dilekçesinde belirtilen sözleşme ve 10 adet bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davaya konu 10 adet bononun istirdatına, Davalı taraf aleyhine %20 Kötüniyet Tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. Birleşen Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/590 Esas sayılı dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Kayseri İli, Tomarza İlçesinde serbest eczacılık yaptığını, davalı ...'ın da aynı ilçede eczacılık yaptığını, davalının eczanesinin bulunduğu yer Tomarza Devlet Hastanesinin karşısında olduğunu konumu nedeniyle müvekkilinin eczanesinin bulunduğu bölgeye göre 2-3 katı daha fazla ciro yaptığını, davalının memur olan eşinin Fethiye'ye tayini çıkması nedeniyle Tomarza'daki eczanesini kapatmayı ve Fethiye'ye taşınmayı düşündüğünü, eczanesini devir etmek üzere Kayseri Eczacılar Odası İnternet Sitesi üzerinden ilan verdiğini, aynı ilcede faaliyet gösteren davacı ve davalı şayet dükkan sahibi ile de anlaşılır ise bir miktar hava parası ile eczanenin içerisindeki demirbaşlarla müvekkiline devredebileceği husussunda anlaştıklarını, taraflar müvekkilinin davalının kullandığı dükkana geçmesi için 27/08/2024 tarihli toplam 1.100.000,00 TL tutarlı devir sözleşmesini imzaladıklarını, bu sözleşmeye göre müvekkilinin davalıya 400.000,00 TL'si sözleşmeyle birlikte 200.000,00 TL'si banka havalesi olmak üzere 600.000,00 TL ödeme yaptığını, kalan 500.000,00 TL bedel için de 10 adet bono sıralı olarak keşide edilerek verildiğini, davalı devretmeye çalıştığı eczanenin taşınmaz maliki olmadığını, işyerinin kiralok olduğunu, tapuda dava dışı Fahrettin GÜNDÜZ isimli şahsa ait olduğunu, gerçek işyerinin gayriresmi sahibi tapu malikinin kayınpederi olan Rasim DEMİREZEN'e ait olduğunu, Kayseri Genel İcra Dairesinin 2024/58821 Esas sayılı dosyası üzerinde borçlunun mal kaçırmasının önlenmesi amacıyla İİK. 257. Maddesine göre menkul ve gayrimenkul kalları ile 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarına asıl alacak ve ferilerine yetecek tutarda ihtiyati haciz kararı verilmesini, yapılacak yargılama neticesinde davanın kabulü ile davanın haksız ve kötüniyetli itirazının iptali takibinin devamını, davalı kötüniyetli olduğundan asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile arabuluculuk taraf vekalet ücreti ile dava ilam vekalet ücretinin davalı karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Asıl dosyada davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: İlgili Mal müdürlüğüne müzekkere yazıldığında görüleceği üzere ne davacı taraf ne de davalının tacir olduğunu, o halde tacir olmayan gerçek kişilerin aralarında akdettiği sözleşmelere ilişkin talepleri incelemekle görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi değil Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, anılan sebepten ötürü sözleşme nedeniyle menfi tespite ilişkin davanın tefrik edilerek görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, Mahkemenin görevli olduğu kanaati var ise dava dilekçesinde de açıkça zikredildiği üzere sözleşmenin değeri 1.100.000 TL olup yalnızca bonoların değeri olan 500.000 TL'nin dava konusunun değeri olmadığı gözetilerek davacının talep sonucuna göre eksik kalan harcın tamamlatılmasını talep ettiklerini, davacı tarafın dava dilekçesindeki aleyhe hususları kabul etmediklerini, davacı tarafın gerçek dışı beyanlarla davalıya kusur izafe etmeye çalışarak haklılık elde etme çabası içerisinde olduğunu, davacı tarafın belirttiği gibi davalının devretmiş olduğu eczane Tomarza Devlet hastanesi karşısında olup ilçedeki diğer eczanelere göre çok yüksek gelir getirmekte olan kıymetli bir yerde olduğunu, davacı taraf dilekçesinde davalının eşinin tayininin Fethiye'ye çıkması nedeniyle Fethiye'ye taşınmak için eczanesini devretmek istediğini beyan etse de durum anlatıldığı gibi olmadığını, zira davalının eşi tayin olalı iki seneye yaklaşmış olduğunu ancak davalının annesinin Kayseri’de tek yaşaması ve çevresinin burda olması nedeniyle eczaneyi devretmeden de devrettikten sonrada Fethiye'ye tamamıyla yerleşmemiş olduğunu, davalının eczanesi kıymetli olduğu için birçok kişinin devralmak için talepte bulunmuş olduğunu, kaldı ki durum davacının iddia ettiği gibi olduğu düşünülse bile bu durumun yapılan devir ile herhangi bir ilgisi bulunmamakta olduğunu, davacı taraf davalının devrettiği eczanenin davalının işlettiği eczaneden 2-3 kat daha fazla ciro yaptığını söylemesine karşın daha sonraki beyanlarında sanki davalının bu eczaneden kurtulmaya çalıştığı gibi bir intiba yaratmaya çalışmakta olduğunu, oysaki kendi beyanlarıyla da sabit olduğu üzere davacı 2-3 kat daha fazla kazanmak için davalının işlettiği kıymetli lokasyondaki eczaneyi devralmak için talepte bulunmuş olduğunu, davalının, davacı ... ile Tomarza'da kiracı sıfatıyla bulunduğu ve eczane olarak işlettiği işyerini ve bunların demirbaşlarının devri hususunda 27/08/2024 tarihli sözleşmeyi akdetmiş olduğunu, bu sözleşmeye istinaden davalının üzerine düşen bütün edimleri harfiyen yerine getirmesine karşın davacı tarafından sözleşme gerekleri yerine getirilmeyip haksız sebeplerle sözde bir fesih ihbarnamesi gönderilerek edimlerin iadesi talep edilmiş olduğunu, davacı dava dilekçesinde davaya konu işyerinin hülle ile ile Fahrettin Gündüz'e devredildiği aslında iş yeri ile Rasim Demirezenin ilgilendiği her ne kadar kira sözleşmenin tapu maliki Fahrettin Gündüz ile yapılsa da sözleşmenin ifa edilmesi için sözleşmede taraf olmayan kişi olan Rasim Demirezen ile anlaşılmasının şüphe götürmediğini beyan etmiş olduğunu ancak şüphesiz olanın aslında; böyle bir durumun Türk hukuk sisteminde yerinin olmadığı, sözleşmeyi kiraya veren olarak akdeden haksahibi malik ile kiracı olarak imzalayan kişinin haricinde başka bir kişi ile anlaşılmasına ihtiyaç duyulması gibi bir durum söz konusu dahi olamayacağını, kaldı ki davacı taraf dilekçesinde davalının hukuksal olarak sorun yaşamamak adına sözleşmeyi 10 yıllık talep etmesine karşın sözleşmenin 4 yıl olarak anlaşıldığını beyan etmiş olduğunu, yani davacının hukuksal hak ve yükümlülüklerini bildiği ve bu çerçevede mülk sahibi ile kira kontratı akdettiklerinin açık olduğunu, davacı tarafın beyanlarında ısrarla kira sözleşmesinin 3 taraflı olduğu sözleşmeye taraf olarak imza attığını ve davalının kiraya verenlerle birlikte hareket ettiğini beyan ederek davalıya kusur yüklemeye çalışsa da sözleşmede böyle bir durumun olmadığı son derece açık olmasına karşın davacı tarafın gerçek dışı beyanlarla kötü niyetli davrandığını açıkça ortaya koymakta olduğunu, kira sözleşmesinin 3 taraflı olmadığını, söz konusu kira sözleşmesinin 3 taraflı olma durumunun söz konusu olamayacağını, sözleşmede kimin kiraya veren kimin kiracı taraf olarak yer aldığı sözleşme metninde açıkça belli olduğu gibi, Sözleşmede davalının imzasının olma sebebinin mülk sahibiyle olan kira sözleşmesinin karşılıklı olarak feshedildiğini ve tarafların birbirlerine karşı bu konu da herhangi bir yükümlülüğün olmadığını karşılıklı olarak bahsi geçen kira sözleşmesinde imza altına almaları durumundan ibaret olduğunu, zaten sözleşme de yazılı olarak da bu hususun özellikle belirtilmiş olduğunu, ayrıca davacının dükkanın klozet olan tuvaletini yıktırıp yerine alaturka tuvalet yaptırması, lavabo ve fayans değişimi gibi büyük tadilatlar yaptırması davalının sözleşme hükümlerinin kendisine düşen kısımlarını yerine getirdiğini, davacının işyerinin zilyetliğini elde ettiği için sayılan büyük tadilatları yaptırdığının göstergesi olduğunu, davacı tarafın davalıya yönelik iddialarının hayatın olağan akışına aykırı gerçek dışı beyanlar olduğunu, taraflar arasında akdedilen 27/08/2024 tarihli sözleşme gereği davalının üzerine düşen bütün edimleri yerine getirdiği demirbaşları davacıya teslim ettiği, kira sözleşmesinin kiralayan ile davacı arasında yapıldığı ve bu sözleşmenin ilk sayfasının altında bulunan metinde davalının ile eczaneyi kiraya veren dükkan sahibi arasında önceki sözleşmenin şeksiz ve şartsız ikale edilerek dükkanın davacı ...'na teslim edildiği hususları tartışmasız olduğunu, davacının tek ve en önemli iddiası sözde dükkan sahibi olduğunu iddia eden bir vatandaşın tabiri caizse sözlü olarak "Dükkanımdan çıkın gidin." demesi üzerine talep edenin bu kişinin beyanıyla dükkanı terk etmesinden ibaret olduğunu, kendi beyanlarından ve daha önemlisi dükkanın tapudaki maliki olup kira sözleşmesini akdeden dükkan sahibi yerine 3. kişilerin beyanlarına itibar edip dükkanın boşalttığını iddia eden davacının ciddi bir ispat sorunu içerisinde olduğu, ve konunun davalı ile herhangi bir ilgisinin olmadığının açık olduğunu, davalı akdettiği sözleşmeyi sözde bir fesih ihbarnamesi ile noterden feshettiğini iddia eden ... kira sözleşmesini akdettiği ve tapuda malik bulunan kişi değil de dava dışı birtakım üçüncü kişilerin sözlü beyanları ile dükkanı terk etmesi de işini bu kadar sağlam yapmaya çalışması karşısında manidar olduğunu, kaldı ki davacının bu sözde üçüncü kişi tarafından kira miktarını ve kira artışının az olduğu, dükkan sahibi olduğunu iddia eden kişinin iradesinin sakatlandığını söyleyip nizah çıkarttığını iddia etmekte olduğunu, bu iddiaların ne denli eksik ve baştan savma olduğu ortada olduğunu, bir defa kira artış miktarı tüfe üzerinde olamayacağına ve tarafların karşılıklı uzlaşısı gereği makul bir artış miktarı belirlendiğine göre ve mal sahibi de imza atarak bunu onayladığına göre ortada herhangi bir sorun olmadığı açık olduğunu ayrıca açıktır ki iradesinin fesada uğratıldığını iddia eden dükkan sahibi bile olmayan üçüncü kişi böyle bir hata ve hileyi ancak kendi dava açarak ispatlayabileceğini, lakin böyle bir davayı açmak için aktif husumet ehliyeti dahi olmadığını, anlaşılamaz bir hikaye üzerinden edimlerinden kurtulmaya çalışan davacının korunmaya değer hiçbir menfaati bulunmadığını, davalının kira akdini ikale edip davacının yeni kira sözleşmesi akdetmesi, 30.09.2024 itibariyle eczanenin karalaştırılan demirbaşlar hariç boşaltılması, ilaçların Selçuk ecza deposu ve nevzat ecza deposu’na iade faturaları ve sosyal güvenlik kurumuna kestiği faturaların tarihi ile sabit olması, 10. Ay itibari ile hiçbir şekilde davalının faturası ve satışının olmaması ve 30.09.2024 tarihli iş yeri terk belgesi; bunlar haricinde kendi dilekçelerinde açıkça ikrar edildiği üzere dükkanda birtakım tadilatları (tuvaleti klozatten alaturka tuvalete çevirme, lavabo ve fayansların değişimi gibi büyük tadilatlar) bizzat yaptırması ve bu vesileyle dükkanı teslim almasından sonra davalı ile hiçbir ilgisi bulunmayan ve hatta kira sözleşmesi ile hiçbir ilgisi bulunmayan davacı tarafça 3. Kişilerce yapıldığı iddia edilen eylemlerin tarafları ile ve yapılan sözleşme ile herhangi bir ilgisi bulunmamakta olduğunu, taraflar arasında yapılmış olan sözleşme niteliği itibari ile ani edimli bir sözleşme olduğunu, ani edimli sözleşmelerde fesih hakkı söz konusu olmadığını, davalının sözleşme hükümlerinin kendisine düşen hükümlerini yerine getirmiş dolayısıyla herhangi bir temerrüt durumu söz konusu olmadığını, davalı sözleşmeyi gereğini yerine getirmiş eczane demirbaşları kendisine devredilmiş ve devralan ... devraldığı işyerinde kendi tadilatlarını dahi yaptırmış olduğunu, davacı ..., eczane sahibi ile yeni kira kontratı yapmış, davalının yaptığı sözleşme gereğini yerine getirilmiş olduğunu, davalının sözleşme şartlarını eksiz yerine getirdiği gibi herhangi bir kusuru ve temerrüt durumunun da söz konusu olmadığını, davacı tarafın gerçek dışı beyanlarla davalıya kusur izafe etmeye çalışmakta, Kira sözleşmesinde taraf olmadığı açıkça belli olduğu halde kira sözleşmesinin tarafıymış ve bu sözleşme gereği de borç altındaymış gibi göstermeye çalışarak sözde fesihlerine kılıf elde etmeye çalışmakta olduğunu, izah ettiği üzere sözleşme hükümlerinin davalıca yerine getirilmiş, davalının işyeri ayrılışını resmi kurumlardan yapmış, davacının kendi beyanı ile sabit olduğu üzere kendi zilyetliğinde bulunan davaya konu işyerinde lavobo, klozet, fayans değişimi gibi büyük tadilatların gerçekleştirmiş olduğunu, davacının davalı ilgisi bulunmayan nedenlerle sözleşme hükümlerini yerine getirmeyerek davalıyı mağdur etmekte olduğunu belirterek, açılan davanın reddine, İİK md 72/4 gereği davalının alacaklarına ihtiyati tedbir alındığından alacağın %20 den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. Birleşen Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/741 Esas sayılı dosyada davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı tarafça Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/590 E 2025/644 K sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davası Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/1031 E sayılı dosyası ile görülen menfi tespit davası ile birleştirilmesine karar verildiğini, davacı tarafın dilekçe ve beyanlarındaki aleyhe hususları kabul etmediklerini, davacı tarafın gerçek dışı beyanlarla müvekkile kusur izafe etmeye çalışarak haklılık elde etme çabası içerisinde olduğunu, mahkemece birleştirilmesine karar verilen davacı tarafça açılan mahkemeniz nezdinde devam eden menfi tespit davasında da belirtilmiş olduğu üzere davacı taraf hukuki temeli olmayan, olay ve taraflarla ilgisi olmayan, kişi ve eylemleri bahane göstererek kötüniyetli davranarak müvekkillerini mağdur etmeye çalışmakta olduklarını, müvekkilin devretmiş olduğu eczanenin Tomarza Devlet hastanesi karşısında olduğunu, ilçedeki diğer eczanelere göre çok yüksek gelir getirmekte olan kıymetli bir yer olduğunu, davacı tarafın dilekçesinde müvekkilin eşinin tayininin Fethiye'ye çıkması nedeniyle Fethiye'ye taşınmak için eczanesini devretmek istediğini beyan etse de durumun anlatıldığı gibi olmadığını, müvekkilin eşinin tayin olalı iki seneye yaklaştığını, ancak müvekkilin memleketinin Kayseri olması, annesinin Kayseride tek yaşaması ve çevresinin burda olması nedeniyle eczaneyi devretmeden de devrettikten sonrada Fethiye'ye tamamı ile yerleşmediğini, müvekkilin eczanesi kıymetli olduğu için bir çok kişinin devralmak için talepte bulunduğunu, durumun davacının iddia ettiği gibi olduğu düşünülse bile bu durumun yapılan devir ile herhangi bir ilgisi bulunmadığını, davacı tarafın müvekkilin devrettiği eczanenin müvekkilinin işlettiği eczaneden 2-3 kat daha fazla ciro yaptığını söylemesine karşın daha sonraki beyanlarında sanki müvekkilin bu eczaneden kurtulmaya çalıştığı gibi bir intiba yaratmaya çalıştıklarını, oysaki kendi beyanlarıyla da sabit olduğu üzere davacının 2-3 kat daha fazla kazanmak için müvekkilin işlettiği kıymetli lokasyondaki eczaneyi devralmak için talepte bulunduğunu, müvekkili ...'ın davacı ... ile Tomarza'da kiracı sıfatıyla bulunduğu ve eczane olarak işlettiği işyerini ve bunların demirbaşlarının devri hususunda 27/08/2024 tarihli sözleşmeyi akdettiklerini bu sözleşmeye istinaden müvekkili ... üzerine düşen bütün edimleri harfiyen yerine getirmesine karşın davacı tarafından sözleşme gerekleri yerine getirilmeyip haksız sebeplerle sözde bir fesih ihbarnamesi gönderilerek edimlerin iadesinin talep edildiğini, davacının davaya konu işyerinin hülle ile ile Fahrettin Gündüz'e devredildiği aslında iş yeri ile Rasim Demirezenin ilgilendiği her ne kadar kira sözleşmenin tapu maliki Fahrettin Gündüz ile yapılsa da sözleşmenin ifa edilmesi için sözleşmede taraf olmayan kişi olan Rasim Demirezen ile anlaşılmasının şüphe götürmediğini beyan ettiğini, böyle bir durumun Türk hukuk sisteminde yerinin olmadığını, sözleşmeyi kiraya veren olarak akdeden haksahibi malik ile kiracı olarak imzalayan kişinin haricinde başka bir kişi ile anlaşılmasına ihitiyaç duyulması gibi bir durum söz konusu olamayacağını, davacı tarafın dilekçesinde müvekkilinin hukuksal olarak sorun yaşamamak adına sözleşmeyi 10 yıllık talep etmesine karşın sözleşmenin 4 yıl olarak anlaşıldığını beyan ettiğini, davacının hukuksal hak ve yükümlülüklerini bildiği ve bu çerçevede mülk sahibi ile kira kontratı akdettiklerini, davacının tek ve en önemli iddiası sözde dükkan sahibi olduğunu iddia eden bir vatandaşın tabiri caizse sözlü olarak "Dükkanımdan çıkın gidin." demesi üzerine talep edenin bu kişinin beyanıyla dükkanı terk etmesinden ibaret olduğunu, dükkanın tapudaki maliki olup kira sözleşmesini akdeden dükkan sahibi yerine 3. kişilerin beyanlarına itibar edip dükkanın boşalttığını iddia eden davacının ciddi bir ispat sorunu içerisinde olduğunu ve konunun müvekkilleri ile herhangi bir ilgisinin olmadığını, müvekkilinin kira akdini ikale edip davacının yeni kira sözleşmesi akdetmesi, 30.09.2024 itibariyle eczanenin karalaştırılan demirbaşlar hariç boşaltılması, ilaçların Selçuk ecza deposu ve nevzat ecza deposuna iade faturaları ve sosyal güvenlik kurumuna kestiği faturaların tarihi ile sabit olması, 10. Ay itibari ile hiçbir şekilde müvekkilinin faturası ve satışının olmaması ve 30.09.2024 tarihli iş yeri terk belgesi, bunlar haricinde kendi dilekçelerinde açıkça ikrar edildiği üzere dükkanda birtakım tadilatları (tuvaleti klozatten alaturka tuvalete çevirme , lavabo ve fayansların değişimi gibi büyük tadilatlar) bizzat yaptırması ve bu vesileyle dükkanı teslim almasından sonra müvekkili ile hiçbir ilgisi bulunmayan ve hatta kira sözleşmesi ile hiçbir ilgisi bulunmayan davacı tarafça 3. Kişilerce yapıldığı iddia edilen eylemlerin tarafları ile ve yapılan sözleşme ile herhangi bir ilgisi bulunmadığını, menfi tespit davasında verilen ihitiyati tedbir kararına itiraz ettiklerini, itirazlarını tekrar ettiklerini, davacı taraf ilk hükümlerine istaneden ihtiyati haciz talebinde bulunsa da bu talebin haksız olduğunu, davacı tarafça talep edilen ihtiyati haciz teminat ve sebeplerine itiraz ettiklerini, arz ve izah edilen ve re'sen incelencek nedenlerle öncelikle ihtiyati haciz talebinin ve neticede birleşen davanın reddine, %20 den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE Asıl Davada Dava, Davacı ile davalı arasında imzalanan işyeri devri sözleşmesinin gereklerinin yerine getirilip getirilmediği, davacının sözleşme gereği davalıya verdiğini iddia ettiği senetlerin iadesi şartlarının olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Birleşen Davada Dava, Kayseri Genel İcra Dairesinin 2024/58821 Esas sayılı dosyası nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususlarına ilişkindir. Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/590 Esas sayılı dosyasında 11/07/2025 Tarihli gerekçeli karar ilamı ile mahkememiz iş bu dosyası ile aralarında şahsi, hukuki ve fiili bağlantı olduğu gerekçesi ile birleştirilmesine karar verilerek mahkememiz iş bu dosyası arasına gönderildiği görülmüştür. Tomarza Mal Müdürlüğüne, Kayseri 1 ATM'ye, Eczacı odasına, Tomarza belediye başkanlığına, Kayseri genel icra dairesine, Tomarza icra dairesine, ...'e, Tomarza tapu müdürlüğüne, SGK'ya, TTMobil'e, Kayseri il sağlık müdürlüğüne, yazılan müzekkereye cevapların verildiği görülmüştür. Mahkememiz 01/10/2025 Tarihli Ara karar evrakı ile Davalının Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/630 D.iş sayılı dosyasından verilen ihtiyati tedbir kararına itirazının reddine dair karar verildiği, davalı vekili tarafından ara kararın istinaf edildiği, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 26/11/2025 Tarih 2025/2275 Esas 2025/2163 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun reddine karar verildiği görülmüştür. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davalı tarafça esas ve birleşen dava yönünden davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, davacının takibe konu senetler nedeni ile davalıya borçlu olup olmadığı ve birleşen dosya yönünden de yapmış olduğu ödemenin iadesi koşullarının olup olmadığının tespiti için deliller toplanmış, taraflar arasında imzalanan 27/08/2024 tarihli sözleşmesinin gereklerinin taraflarca yerine getirilip getirilmediği değerlendirilmiş ve sözleşme gereği davalının davacıdan talepte bulunabilmesi için öncelikle davacıya demirbaş teslimini gerçekleştirmesi gerektiği ancak davalının buna ilişkin yazılı delilleri dosyaya sunmadığı görülmüş ve davalıya delilleri arasında yemin delili olması nedeni ile yemin teklif edilmiş ise de davalı tarafın yemine başvurmadığı anlaşılmıştır. Davalı tarafça davacıya tesliminin yapıldığı bunun delili olarak davacının işyerinde tadilat yapması vb. gösterilmiş ise de, bunun sözleşme kapsamında demirbaş teslimi olarak değerlendirilemeyeceği, davacının da zaten teslim durumunu kabul etmediği, davalının da imzası bulunan kira sözleşmesinin feshine ilişkin yazılı belge ile de davacının taşınmazda faaliyet gösteremediği anlaşılmakla tüm deliller birlikte dikkate alınarak davalının iddiasına itibar edilmemiş olup, tespit edilen hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalıya senetler nedeni ile borçlu olmadığı ve birleşen dosya kapsamında da, davacının sözleşmeye göre kaparo olarak 400.000 TL ve sunulan dekonta göre de 200.000 TL ödediğini ispat ettiği ve sözleşmenin feshi gereği davacının ödediği bedelin kendisine asıl alacak olarak iadesi gerektiği anlaşılmış, mahkememizce davacının göndermiş olduğu Kayseri 6. Noterliğinin 04/10/2024 tarihli ve 22248 yevmiye nolu ihtarına göre 16/10/2024 temerrüt tarihi ile takip talebindeki beyanı gereğince 21/10/2024 tarihine göre hesaplanan yasal faiz bedelinin de iadesi gerektiği değerlendirilmiş ve böylece, DAVANIN KABULÜ İLE, 21/09/2024 keşide tarihli 01/11/2024 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli, 21/09/2024 keşide tarihli 01/12/2024 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli, 21/09/2024 keşide tarihli 01/01/2025 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli, 21/09/2024 keşide tarihli 01/02/2025 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli, 21/09/2024 keşide tarihli 01/03/2025 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli, 21/09/2024 keşide tarihli 01/04/2025 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli, 21/09/2024 keşide tarihli 01/05/2025 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli, 21/09/2024 keşide tarihli 01/06/2025 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli, 21/09/2024 keşide tarihli 01/07/2025 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli, 21/09/2024 keşide tarihli 01/08/2025 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli, düzenleyeni davacı olan 10 adet bono nedeni ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile senetlerin davacıya iadesine, davacı tarafça takibin kötüniyetle yapıldığı ispatlanamadığından İİK madde 72/5 gereğince davacı tarafın tazminat talebinin reddine, BİRLEŞEN KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2025/590 E, 2025/644 K sayılı dosyasında, DAVANIN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/58821 sayılı dosyasına davalı tarafça yapılmış olan itirazın kısmen iptali ile takibin 600.000 TL asıl alacak ve 1.972,60 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 601.972,60 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, Kabul edilen alacak bedeli olan 601.972,60 TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının İİK madde 67 gereğince davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Davalı tarafça takibin haksız ve kötüniyetle yapıldığı ispatlanamadığından davalı tarafın tazminat talebinin İİK madde 67/2 gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; ESAS DAVA YÖNÜNDEN; 1-DAVANIN KABULÜ İLE, 21/09/2024 keşide tarihli 01/11/2024 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli, 21/09/2024 keşide tarihli 01/12/2024 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli, 21/09/2024 keşide tarihli 01/01/2025 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli, 21/09/2024 keşide tarihli 01/02/2025 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli, 21/09/2024 keşide tarihli 01/03/2025 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli, 21/09/2024 keşide tarihli 01/04/2025 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli, 21/09/2024 keşide tarihli 01/05/2025 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli, 21/09/2024 keşide tarihli 01/06/2025 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli, 21/09/2024 keşide tarihli 01/07/2025 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli, 21/09/2024 keşide tarihli 01/08/2025 ödeme tarihli 50.000.TL bedelli, düzenleyeni davacı olan 10 adet bono nedeni ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile senetlerin davacıya iadesine, 2- Davacı tarafça takibin kötüniyetle yapıldığı ispatlanamadığından İİK madde 72/5 gereğince davacı tarafın tazminat talebinin reddine, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 34.155,00-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 8.538,75-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 25.616,25-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvurma harcı, 8.538,75-TL peşin harç olmak üzere toplam 8.966,35-TL harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri olmak üzere toplam 1.200,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 80.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 9-Kararın mahiyeti gereği davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 10-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, BİRLEŞEN KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ’NİN 2025/590 E, 2025/644 KARAR sayılı dosyasında, 1-DAVANIN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/58821 sayılı dosyasına davalı tarafça yapılmış olan itirazın kısmen iptali ile takibin 600.000 TL asıl alacak ve 1.972,60 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 601.972,60 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Kabul edilen alacak bedeli olan 601.972,60 TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının İİK madde 67 gereğince davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Davalı tarafça takibin haksız ve kötüniyetle yapıldığı ispatlanamadığından davalı tarafın tazminat talebinin İİK madde 67/2 gereğince reddine, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 41.120,75-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 7.327,51-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 33.793,24-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 35,89-TL'sinin davacıdan, bakiye 4.564,11-TL'sinin ise davalıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 6-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 7.327,51-TL tahsil edilen peşin harç olmak üzere toplam 7.942,91-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat, kep reddiyat gideri ve İhtiyati Haciz harcı olmak üzere toplam 2.104,50-TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 289,25-TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiye 1.815,25-TL'nin ise davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 8-Davalının karşıladığı 82,50-TL diğer giderlerden ibaret yargılama giderinin, red / kabul oranına göre hesaplanan 0,64-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, geri kalan 81,86-TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 9-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi uyarınca kabul edilen kısım üzerinden takdir edilen 96.295,89-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 10-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi uyarınca red edilen kısım üzerinden takdir edilen 4.734,25-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı taraflara ödenmesine, 11-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 20/05/2026

Katip e- imzalıdır

Hakim e- imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/1031, K. 2026/472, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-1031-e-2026-472-k-65f4f9e65fa3