İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/997 E. 2025/137 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/997
Karar No
2025/137
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - *** T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİKARAR ESAS NO : *** KARAR NO : ***

HAKİM :*** KATİP : ***

DAVACI : *** VEKİLİ : Av. *** DAVALI : 1- *** VEKİLİ : Av. DAVALILAR : 2- *** 3- ***

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : *** KARAR TARİHİ : *** GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/03/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan, davalı Yunus'un sürücüsü ve davalı Gökhan'ın maliki olduğu 06 ... plakalı aracın, müvekkiline ait 38 ... plakalı araca çarptığını, davalı Yunus'un, müvekkilinin aracına çarptığını ve müvekkilinin aracında maddi hasar ve değer kaybı zararı meydana geldiğini, müvekkilinin aracında meydana gelen değer kaybının tazmini için davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını, başvurunun sonuçsuz kaldığını, arabuluculuk görüşmesinde anlaşma sağlanamadığını belirterek HMK md.107 kapsamında fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile şimdilik 10,00-TL değer kaybı maddi tazminatının davalı sigortaya başvuru tarihinden itibaren, diğer davalılar açısından ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak taraflarına ödenmesine, HMK md.107 kapsamında fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile şimdilik 10,00-TL araç mahrumiyet bedeline ilişkin maddi tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Yunus ve davalı Gökhan'tan müştereken ve müteselsilen taraflarına ödenmesine, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede ikame edildiğini, davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki bir yararının bulunmadığını, araç mahrumiyeti, ikamet bedeli ve taşıma giderinin trafik poliçesi teminatı kapsamında olmadığını, aracın hasar görmesi nedeni ile çalıştırılamamasından kaynaklanan kazanç kaybı sigorta poliçesi ile güvence altına alınan zarardan olmadığını, mahkemece davalı sigorta şirketi açısından davacının aracının çalışamamasından doğan zararına ilişkin isteminin reddine karar verilmesi gerektiğini, aracın değer kaybı talebinin karşılandığını ve iş bu başvurunun reddi gerektiğini, başvuran tarafın müracaatı üzerine 30.000,00-TL değer kaybının 30/10/2023 tarihinde başvuran vekiline ödendiğini belirterek davanın yetkisiz mahkemede açılmış olmasından dolayı İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine, davanın usulden reddine, davacının araç mahrumiyeti bedelinin ve manevi tazminat talebinin müvekkili şirket yönünden poliçe teminat kapsamı dışında olması nedeniyle reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır. Türkiye Noterler Birliği'ne müzekkere yazılarak, 06 ... ve 38 ... plakalı araçların 12/09/2023 tarihi itibariyle ve halen kayıt maliklerinin kim olduğuna dair uyap kayıtları dosya arasına alınmıştır. Ankara Emniyet Müdürlüğü Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Şube Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak 12/09/2023 günü, Ankara ili Yenimahalle ilçesi Dodurga mahallesinde 06 ... ve 38 ... plakalı araçların arasında yaşanan kazaya ilişkin; görüntü, fotoğraf, mobese kamerası kaydı, trafik kaza tespit tutanağı vs. tüm belgelerin gönderilmesi istenilmiş, gelen yazı cevabıyla, bahse konuda adreste kamera sisteminin bulunmadığının bildirildiği görülmüştür. ... Anonim Şirketi'ne müzekkere yazılarak, olay tarihi itibariyle 12/09/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle davadan önce davacı Muammer Temizsoy tarafından başvuruda bulunup bulunmadığı sorulmuş, açılan poliçe ve hasar dosyası örneği celp edilmiş, incelenmesinde, 06 ... plakalı aracın 12/12/2022 başlangıç ve 12/12/2023 bitiş tarihli ZMMS ile sigortalandığı görülmüştür. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'ne müzekkere yazılarak 38 ... plakalı aracın trafiğe çıktığı tarihten bu yana tramer kayıtları ve ilgili belgeleri celp edilmiştir. Tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmış, makine mühendisi ... 27/07/2024 tarihli raporunda özetle; - Dosyada mevcut kolluk kuvvetleri tarafından düzenlenen Maddi Trafik Kazası Tespit Tutanağı'ndaki veriler, iddia, savunma, sigorta bilgi gözetim merkezi kayıtları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; kazanın ... günü saat 21.00 civarında Ankara ili Yenimahalle ilçesi Dodurga mevki şehirler arası yol üzerinde gerçekleştiği, yolun gidiş-geliş bölünmüş yol olduğu, görüşün araç ve sokak aydınlatma lambaları ile sağlandığı ve açık olduğu, yerlerin kuru ve yolun eğimsiz olduğu, - Dava konusuAhmet Paşa caddesi ile Kocasinan Bulvarı yan yol kesişim kavşağı üzerinde gerçekleşen maddi hasarlı trafik kazasında: Davacı yan adına kayıtlı 38 ... plakalı sayılı arac sürücüsü Resul YAĞMUR sevk ve idaresindeki araç ile yerleşim içi Ahmet Paşa caddesinden Kocasinan Bulvarına yan yol bağlantı kavşağı üzerinden geçişi esnasında tali yoldan ana yola katılış yaptığı anda her ne kadar ana yol üzerinde emniyetli katılış şeridi bulunsa da aynı zamanda kendi gidiş istikametine göre kavşağa girişte "DUR" trafik tanzim levhasının bulunmasından dolayı durduğu esnada, aynı istikametten hemen ardından seyir halinde bulunan... sevk ve idaresinde bulunan 06 ... plakalı sayılı aracı ile hemen önünde trafik tanzim levhaları ile yönlendirilen kavşakta trafiğin yoğunluğu ile seyir halinde bulunan davacı yana ait aracı yeterli takip mesafesini korumadan seyrini sürdürdüğünden, ayrıca kavşaklara giriş yaparken hızını azaltması gerekirken azaltmadığı ve yine önünde seyir halinde bulunan aracın "DUR" levhasından dolayı yavaşlayacağı dikkate almadan aracının ön kısımları ile dava konusu aracın sağ arka kısımlarına çarptığı olayda; 06 ... plaka sayılı araç sürücüsü... sevk ve idaresindeki araç ile günün gece vakti, görüşün açık olduğu yol üzerinde seyri esnasında, yola gereken dikkat ve özeni vermesi, seyrini müteyakkız sürdürmesi, aracının hızını mahal şartlarına uydurması, önünde seyir halinde bulunan araçların karşılaşmış olduğu trafik yoğunluğunu dikkate almaksızın yönetmelikte belirtilen yeterli takip mesafesini korumadan dava konusu araca arkadan çarpmak suretiyle sebebiyet verdiği olayda; KTK Madde 52/a "Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak: Karayollarından faydalananlar aşağıdaki sıralamaya göre; a) Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak, zorundadırlar.", "KTK.56/c ve Yön:107 "Şerit izleme, gelen trafikle karşılaşma, araçlar arasındaki mesafe, yavaş sürme ve geçiş kolaylığı sağlama: Madde 56 – Sürücüler aşağıdaki kurallara ve yasaklara uymak zorundadırlar. Araçlar arasındaki mesafe: Sürücüler önlerinde giden araçları yönetmelikte belirtilen güvenli ve yeterli bir mesafeden izlemek zorundadırlar.)" ve KTK Madde 84/d "Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller: Araç sürücüleri trafik kazalarında,.... d) Arkadan çarpma hallerinde asli kusurlu sayılırlar" kurallarını ihlal ettiği asli ve tam kusurlu olduğu; 38 ... plakalı sayılı araç sürücüsü ...'ın ise gerçekleşen kazanın oluşu üzerinde bir etkenliği olmadığından kusurunun olmadığı, - Değer Kaybı hesabında 19.06.2021 tarihli 7327 sayılı kanunun 18. Maddesi gereği (Kaza tarihinde uygulanan Değer Kaybı Hesabı) kaza öncesi Piyasa Rayiç Değeri ile kaza ve onarımlar sonrası değişen parçalar, araç kullanılmışlık düzeyine göre serbest piyasa ve internet ikinci el araç satış fiyat ortalamalarına göre kaza tarihi itibariyle Piyasa Rayiç Değeri arasındaki farka ve kusur oranlarına göre belirleneceği, - Dava konusu 38 ... plaka sayılı aracın model yılına göre kaza tarihinde (...) 15 (onbeş) yaşında olduğu, geçmiş trafik ve kasko sigortası hasar kayıtları incelendiğinde 4 (dört) adet geçmiş hasar kaydı olduğu ve geçmiş hasar kaydı sayısının aracın ikinci el rayiç değerini dava konusu hasar öncesinde de olumsuz etkilediği, dava konusu kaza sonrası hasar alan bölgelerin geçmişte hasar almadığı, orijinallığını koruduğu, - Dava konusu 38 ... plaka sayılı aracın model yılına göre kullanılmışlık düzeyinin 278.847 km olduğu ve ortalama yıllık 18.500 km gibi orta kullanılmışlık düzeyine sahip olduğu (ikinci el genel kabul gören araç değerlendirmesine göre 10.000 km altı az kullanılmışlık seviyesi) - Kazanın gerçekleştiği Eylül 2023 tarihinde model yılı aynı tip ve dava konusu kaza öncesi hasar kaydı geçmişi bulunan ve kullanılmışlık düzeyi özellikleri benzer araçlarda serbest piyasa rayiç bedeline göre fiyatının kaza öncesi 420.000 TL olduğu, kullanılmışlık düzeyi benzer araç değişen/boyanan/işlem gören kısımların çokluğuna göre dava konusu araç içinde gerçekleşen kaza sonrası yapılan onarımların akabinde (az yukarıda izah edilen geçmiş hasar kayıtlarının 4 adet bulunmuş olması dava konusu hasar ve onarımlar sonrası araç rayiç bedelini araç yaşından dolayı çok fazla değiştirmediği) piyasa rayiç değerinin 390.000 TL olarak değerlendirildiği, (Dava konusu araçların alım-satım talebinin çok yüksek olmadığı göz önüne alınarak Rayiç Değer belirlenmiştir. Kaza Tarihine En Yakın İnternet 2. El Satış Siteleri Piyasa Fiyatlarından modele ve ilan tarihine göre değerlendirilmiştir.) - Davalı Sigorta firması tarafından toplam 30.000 TL değer kaybı ödemesi yapıldığı, - Dosya da mevcut bulunan ve yukarıda izah olunan internet ve piyasa araştırmaları sonucunda dava konusu 38 ... plaka sayılı araçta ... tarihli kaza sonrası oluşan "Değer Kaybı"; Değer Kaybı= Kaza Öncesi Piyasa Rayiç Değeri - Kaza Sonrası Piyasa Rayiç Değeri Kaza Öncesi Piyasa Rayiç Değeri = 420.000 TL Kaza Sonrası Piyasa Rayiç Değeri = 390.000 TL Değer Kaybı = 30.000 TL olduğu, Kusur oranı açısından Toplam Değer Kaybı = Karşı Tarafın Kusur Oranı x Değer Kaybı Toplam Değer Kaybı = 1.00 x 30.000 Toplam Değer Kaybı = 30.000 TL olduğu, Bakiye Değer Kaybı = Toplam Değer Kaybı - Ödemesi Gerçekleşen Değer Kaybı (Sigorta Firmasınca) Bakiye Değer Kaybı = 30.000 - 30.000 Bakiye Değer Kaybı = 0 TL olduğu, - 38 ... plaka sayılı araçta meydana gelen hasar sonrası için ikame araç bedelinin; dava konusu kaza sonrası tamir/parça bekleme ve makul onarım süresinin 7 gün olacağı, bu nedenle araç mahrumiyet süresinin 7 gün olarak değerlendirildiği, kaza tarihi civarında emsal 2003 model araç kira bedelinin günlük 500 TL (güncel ortalama günlük kiralamalarda 500 TL, Kaza tarihinde enflasyon oranları ve piyasa şartlarına göre) olduğu, İkame Araç Bedeli = Araç Onarım Gün Sayısı x Günlük Emsal Araç Kira Bedeli İkame Araç Bedeli = 7 x 500 = 3.500 TL olduğu, Kusur Oranında İkame Araç Bedeli= 1 x 3.500 Kusur Oranında İkame Araç Bedeli= 3.500 TL olduğunun değerlendirildiğine dair rapor sunulmuştur. Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davacı vekilinin ve davalı ... A.Ş vekilinin itiraz dilekçesi sundukları görülmüştür. Davacı vekilinin 23/10/2024 tarihli ıslah dilekçesi sunduğu, harcını tamamladığı, dilekçeden bir örneğin davalılara tebliğ edildiği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeni ile meydana gelen araç değer kaybı zararının tazmini ve ikame araç zararı istemi ile açılan tazminat davasıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya mahkememiz görevlidir. 6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca yargılama tek hakim tarafından yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır. Mahkememizde açılan ve sonuçlanan davada dava değeri itibarı ile 7251 sayılı Kanun'la değişik 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 4/2. maddesi uyarınca basit yargılama usulü uygulanmıştır. Dava şartı arabuluculuk faaaliyeti kapsamında taraflar anlaşmaya varamadıkları görülmüştür. Taraflar arasında uyuşmazlık konuların değerlendirmesinde; 12/09/2023 tarihinde 06 ... plakalı araç ile 38 ... plakalı araç arasında meydana gelen kaza sebebiyle kim veya kimlerin ne oranda kusurlu olduğu, davacının araç değer kaybı, ikame araç zararı miktarının ne kadar olduğu, oluşan zararlardan kim ya da kimlerin sorumlu olduğu, davalı sigortanın yetki, belirsiz alacak itirazı hususlarının olduğu, tespit edildi. Yetki ilk itirazının değerlendirmesinde; Davalı sigorta şirketi vekili yasal süresi içinde yetki ilk itirazında bulunmuştur. 6100 Sayılı HMK 'nun 6/1. maddesinde; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişiliğin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm aksine kesin yetki kaydı olmayan tüm davalar için genel yetki kaydıdır. Trafik kazası aynı zamanda haksız fiil teşkil eden bir eylem olduğundan 6100 sayılı HMK'nun 16. maddesinde ise; "Haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesidir yetkilidir" hükmü yer almaktadır. Uyuşmazlık Karayolları Trafik Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinden kaynaklandığından ve bu sigorta türü 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesinde düzenlendiğinden diğer bir yetki kuralı da bu yasada yer almakta olup, "Motorlu araç kazalardan dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar sigortacının merkez veya şubesinin, veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinin birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir." hükmü ile sigortanın merkez ve şubeleri, sigorta sözleşmesini yapan acenta veya kazanın meydana geldiği yerin yetkili kabul edilmiştir. Aynı hüküm ZMSS genel şartlarının C.7. maddesinde de tekrar niteliğinde yer almaktadır. Dava konusu uyuşmazlıkta haksız fiile ilişkin 6100 Sayılı HMK'nun 16. maddesinde yer alan haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi kuralı dikkate alındığında; dava dilekçesine, trafik kaza tespit tutanağına ve dosyamız içindeki diğer kayıtlara göre kazanın meydana geldiği yer Ankara ve davacının yerleşim yeri Kayseri'dir. Buna göre mahkememiz yetkilidir. Dolayısıyla yukarıda anlatılan yasal hükümlere ve kanunda belirlenen yetki kurallarına göre; davacının ikametgahı yetki kuralına göre mahkememizin yetkili olduğu anlaşılmış ve davalı ... A.Ş.'nin yetki ilk itirazının reddine karar verilmiştir. Belirsiz alacak davası açılamayacağı itirazının değerlendirmesinde; Eldeki dosyada dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İsviçre ve Alman Hukukunda yer alan "belirsiz alacak davası", 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Hukukumuza kazandırılmıştır. 6100 sayılı HMK'nin 107/I. maddesi "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir" hükmünü içermektedir. Madde hükmünden de anlaşıldığı üzere Belirsiz alacak davası davacının, davada talep edeceği miktarı veya değeri tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin objektif şekilde imkânsız olması ya da bunun kendisinden beklenememesi halinde mümkündür. Davacı dava tarihinde davanın miktarını tam ve kesin olarak biliyorsa veya bunu bilebilecek durumda ise, belirsiz alacak davası açılamaz. Sorun, davacının alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilecek bir durumda olması halinde alacağının tahsili için kısmi dava açmasının mümkün olup olmadığında toplanmaktadır. Davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı davaya kısmi dava denir. Diğer bir ifadeyle, bir alacak hakkında daha fazla miktar için tam dava açma imkanı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve bu alacağın şimdilik bir kısmının dava edilmesi gerekir (Yargıtay HGK 17/10/2012 gün, 2012/9-838 Esas 715 Karar sayılı ilamı, Kuru/Arslan/Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 22. Bası,s.286; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, s.320). Kısmi dava, 6100 Sayılı HMK'nın 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin 1.fıkrasında "Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir" hükmüne, 2.fıkrasında ise; "Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz" hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, kısmi dava açılabilmesi için; a-Talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olması, b-Talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmalı bulunması veya açıkça belirli olmaması gerekir. Şayet, talep konusu taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirlenebilir ise kısmi dava açılamayacaktır. Diğer bir anlatımla; talep konusunun miktarı taraflar arasında "tartışmasız" ise veya taraflar arasında miktar veya parasal tutar bakımından bir tartışma olmakla beraber, tarafların anlaşmasına gerek kalmaksızın, objektif olarak talep konusunun miktarı herkesçe anlaşılabilecek şekilde "belirli" ise, o talep sonucunun sadece bir kısmı dava edilemez. Bu gibi hallerde, kısmi davanın yasaklanmasının sebebi, davacının kısmi dava açmakta hukuki yarar bulunmadığının kabul edilmesidir. Davacının alacağını, küçük parçalara bölüp her biri için ayrı ayrı dava açmasında hukuki yarar değil; aksine, dava hakkının kötüye kullanılması söz konusudur (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, s.319-320). Talep konusu açıkça taraflar arasında tartışmalıysa ya da açıkça belirli değilse açılan belirsiz alacak davasında davacının hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Açılmış olan bir davada alacağın taraflar arasında tartışmalı olup olmadığı ya da açıkça belirli olup olmadığı davalının davaya vereceği cevapla anlaşılabilir. Nihayet hakim, ön inceleme aşamasında bu hususu tespit edebilir. Şayet, davalı davaya cevabında alacağı tartışmalı hale getirmişse artık, açılmış olan belirsiz alacak davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmeyip işin esası hakkında hüküm kurulması gerekir (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası,s.320-321). Kısmî dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmî dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde "fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise bu husus, davanın kısmî dava olarak kabulü için yeterli sayılmaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2003 tarihli ve 2003/4-260 Esas, 2003/271 Karar sayılı kararı; Pekcanıtez, Hakan: Medeni Usul Hukuku, C. II, 15. Baskı, İstanbul 2017, s. 1000).35. Aynı hususlar Hukuk Genel Kurulunun 22.11.2022 tarihli ve 2021/9-660 Esas, 2022/1574 Karar; 07.07.2021 tarihli ve 2021/(22)9-485 Esas, 2021/971 Karar; 02.03.2016 tarihli ve 2014/15-439 Esas, 2016/207 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Somut olayda da; davada davalılar cevap dilekçesinde davanın reddini istemiştir. Davalıların davaya cevap dilekçelerinden de anlaşılmaktadır ki; eldeki davada davacının talep ettiği alacağı taraflar arasında tartışmalı hale gelmiştir. Tüm bu açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararları vardır ve belirsiz alacak davası şeklinde dava açması hukuken mümkündür. Kusur ön sorununun değerlendirmesinde; Mahkememizce görevlendirilen Makine Yüksek Mühendisi Öğretim Görevlisi Bilirkişi ... 27/07/2024 tarihli raporunda özetle;Dosyada mevcut kolluk kuvvetleri tarafından düzenlenen Maddi Trafik Kazası Tespit Tutanağı'ndaki veriler, iddia, savunma, sigorta bilgi gözetim merkezi kayıtları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 06 ... plaka sayılı araç sürücüsü... sevk ve idaresindeki araç ile günün gece vakti, görüşün açık olduğu yol üzerinde seyri esnasında, yola gereken dikkat ve özeni vermesi, seyrini müteyakkız sürdürmesi, aracının hızını mahal şartlarına uydurması, önünde seyir halinde bulunan araçların karşılaşmış olduğu trafik yoğunluğunu dikkate almaksızın yönetmelikte belirtilen yeterli takip mesafesini korumadan dava konusu araca arkadan çarpmak suretiyle sebebiyet verdiği olayda; KTK Madde 52/a "Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak: Karayollarından faydalananlar aşağıdaki sıralamaya göre; a) Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak, zorundadırlar.", "KTK.56/c ve Yön:107 "Şerit izleme, gelen trafikle karşılaşma, araçlar arasındaki mesafe, yavaş sürme ve geçiş kolaylığı sağlama: Madde 56 – Sürücüler aşağıdaki kurallara ve yasaklara uymak zorundadırlar. Araçlar arasındaki mesafe: Sürücüler önlerinde giden araçları yönetmelikte belirtilen güvenli ve yeterli bir mesafeden izlemek zorundadırlar.)" ve KTK Madde 84/d "Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller: Araç sürücüleri trafik kazalarında,.... d) Arkadan çarpma hallerinde asli kusurlu sayılırlar" kurallarını ihlal ettiği asli ve tam kusurlu olduğu; 38 ... plakalı sayılı araç sürücüsü ...'ın ise gerçekleşen kazanın oluşu üzerinde bir etkenliği olmadığından kusurunun olmadığı, şeklinde rapor düzenlenmiştir. Bu rapor, dosya kapsamındaki kaza yerine ve araçlara ait fotoğraflar, hasar dosyası ile diğer deliller ve olayla uyumlu olduğundan mahkememizce benimsenerek hükme esas alınmıştır. Araç değer kaybı zararına dair değerlendirmede; Trafik kazasından kaynaklanan tazminat davalarında, zarar veren taraf, kusuru oranında, gerçek zarardan sorumlu olur. Zarar verenin aracını zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalayan sigorta şirketi de zarar veren ile birlikte zarar görenin gerçek zararından sorumludur. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasına göre; trafik kazasında zarar gören aracın hasarı onarılsa dahi onarımdan sonra aracın piyasa rayiç satış fiyatında düşüklük oluşacağı gerçeği karşısında, kaza nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybı, gerçek zarar içinde değerlendirilir ve bu zarardan hem zarar veren, hem de zorunlu trafik sigortacısı sorumludur (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 06/12/2016 tarihli, 2015/18642 Esas ve 2016/11228 Karar sayılı ilamı). Araç hasarında değer kaybı; aracın hasarsız haldeki 2. el piyasa değeri ile hasarın onarımından sonraki 2. el piyasa değeri arasındaki fark olup, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında, değer kaybının, araçların modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, davacı tarafın iddiaları, davalının savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek araçların kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değerleri arasındaki farka göre belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/6070 Esas, 2020/3614 Karar sayılı ilamı). Yapılan açıklamalar doğrultusunda değer kaybı hesabının Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları EK-1de bulunan "Değer Kaybı Hesaplanması" yöntemine göre değil, kazalı aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, aracın markası, özellikleri ve model yılı, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı (aracın kilometresi ve önceye ait hasarlar nedeni ile orjinalliğin yitirilip yitirilmediği), aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği (orijinal olup olmadığı), tramer kayıtlarına göre araçta meydana gelen hasarlar irdelenerek, emsal satışlar da araştırılmak suretiyle, aracın olay tarihindeki 2. el rayiç değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki 2. el rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının bilirkişi tarafından hesaplanması gerekir. Mahkememizce görevlendirilen Makine Yüksek Mühendisi Öğretim Görevlisi bilirkişi ... tarafından düzenlenen 27/07/2024 tarihli raporda özetle;Dava konusu 38 ... plaka sayılı aracın model yılına göre kaza tarihinde (...) 15 (onbeş) yaşında olduğu, geçmiş trafik ve kasko sigortası hasar kayıtları incelendiğinde 4 (dört) adet geçmiş hasar kaydı olduğu ve geçmiş hasar kaydı sayısının aracın ikinci el rayiç değerini dava konusu hasar öncesinde de olumsuz etkilediği, dava konusu kaza sonrası hasar alan bölgelerin geçmişte hasar almadığı, orijinallığını koruduğu, dava konusu 38 ... plaka sayılı aracın model yılına göre kullanılmışlık düzeyinin 278.847 km olduğu ve ortalama yıllık 18.500 km gibi orta kullanılmışlık düzeyine sahip olduğu (ikinci el genel kabul gören araç değerlendirmesine göre 10.000 km altı az kullanılmışlık seviyesi), kazanın gerçekleştiği Eylül 2023 tarihinde model yılı aynı tip ve dava konusu kaza öncesi hasar kaydı geçmişi bulunan ve kullanılmışlık düzeyi özellikleri benzer araçlarda serbest piyasa rayiç bedeline göre fiyatının kaza öncesi 420.000 TL olduğu, kullanılmışlık düzeyi benzer araç değişen/boyanan/işlem gören kısımların çokluğuna göre dava konusu araç içinde gerçekleşen kaza sonrası yapılan onarımların akabinde (az yukarıda izah edilen geçmiş hasar kayıtlarının 4 adet bulunmuş olması dava konusu hasar ve onarımlar sonrası araç rayiç bedelini araç yaşından dolayı çok fazla değiştirmediği) piyasa rayiç değerinin 390.000 TL olarak değerlendirildiği, (Dava konusu araçların alım-satım talebinin çok yüksek olmadığı göz önüne alınarak Rayiç Değer belirlenmiştir. Kaza Tarihine En Yakın İnternet 2. El Satış Siteleri Piyasa Fiyatlarından modele ve ilan tarihine göre değerlendirilmiştir.) - Davalı Sigorta firması tarafından toplam 30.000 TL değer kaybı ödemesi yapıldığı, - Dosya da mevcut bulunan ve yukarıda izah olunan internet ve piyasa araştırmaları sonucunda dava konusu 38 ... plaka sayılı araçta ... tarihli kaza sonrası oluşan "Değer Kaybı"; Değer Kaybı= Kaza Öncesi Piyasa Rayiç Değeri - Kaza Sonrası Piyasa Rayiç Değeri Kaza Öncesi Piyasa Rayiç Değeri = 420.000 TL Kaza Sonrası Piyasa Rayiç Değeri = 390.000 TL Değer Kaybı = 30.000 TL olduğu, Kusur oranı açısından Toplam Değer Kaybı = Karşı Tarafın Kusur Oranı x Değer Kaybı Toplam Değer Kaybı = 1.00 x 30.000 Toplam Değer Kaybı = 30.000 TL olduğu, Bakiye Değer Kaybı = Toplam Değer Kaybı - Ödemesi Gerçekleşen Değer Kaybı (Sigorta Firmasınca) Bakiye Değer Kaybı = 30.000 - 30.000 Bakiye Değer Kaybı = 0 TL olduğu, bildirilmiştir. Bu rapordaki tespit, dosya kapsamındaki kaza yerine ve araçlara ait fotoğraflar, hasar dosyası ile diğer deliller ve olayla uyumlu olduğundan mahkememizce benimsenerek hükme esas alınmıştır.

İkame araç (araç mahrumiyet, araç kiralama) zararına ve çekici masrafına dair değerlendirmede; Hasar gören aracın onarım süresi boyunca kullanılamaması ya da işletilememesi sebebiyle ortaya çıkan zarar, ticari araçlarda (taksi, otobüs, servis, minibüs ve diğer ticari araçlar) "Ticari Kazanç Kaybı Tazminatı"nın konusunu oluşturmaktadır. Onarım süresince kullanılamayan araçlardan dolayı kazada kusuru bulunan araç sahibi ve sürücüsü müteselsil olarak sorumludur. Trafik kazası sebebiyle hasar gören aracın onarım süresince çalıştırılamaması sebebiyle oluşan "kazanç kaybı", "araç mahrumiyet zararı" başka bir anlatımla "ikame araç zararı" trafik sigortası kuvertürü dışında kalmaktadır. Borçlar Hukukuna göre, bir şeyin kısmen hasar görmesinden veya kullanılamamasından dolayı oluşacak olan zarar, buna neden olan kişilerden talep edilebilmektedir. Araç, trafik kazası sonucunda zarar görmüş ise, onarım süresince kullanılamayacağından, aracın kullanış amacına göre, mahrumiyet zararı belirlenmelidir. Eğer, uğranılan zarara ilişkin yeterince delil sunulamıyorsa, Türk Borçlar Kanunu'nun 50/2. maddesi gereği, hakkaniyete uygun bir bedel tayin ve takdir edilmeli, sonucuna göre karar verilmelidir. Yargıtay kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, ticari araç kazanç kaybı için sigortanın sorumluluğuna gidilememektedir. Ticari kazanç kaybı karşı tarafın trafik sigortalarından talep edilemez. Ticari kazanç kaybı kazada kusuru bulunan diğer aracın ruhsat sahibinden veya sürücüsünden talep edilebilir. Kazada kusursuz olmak şart değildir. Kusurun tamamı ticari araç sahibinde olmadığı sürece talepte bulunulabilir. Somut uyuşmazlığa yönelik olarak Mahkememizce görevlendirilen Makine Yüksek Mühendisi Öğretim Görevlisi bilirkişi ... tarafından düzenlenen 27/07/2024 tarihli raporda özetle; 38 ... plaka sayılı araçta meydana gelen hasar sonrası için ikame araç bedelinin; dava konusu kaza sonrası tamir/parça bekleme ve makul onarım süresinin 7 gün olacağı, bu nedenle araç mahrumiyet süresinin 7 gün olarak değerlendirildiği, kaza tarihi civarında emsal 2003 model araç kira bedelinin günlük 500 TL (güncel ortalama günlük kiralamalarda 500 TL, Kaza tarihinde enflasyon oranları ve piyasa şartlarına göre) olduğu, İkame Araç Bedeli = Araç Onarım Gün Sayısı x Günlük Emsal Araç Kira Bedeli İkame Araç Bedeli = 7 x 500 = 3.500 TL olduğu, Kusur Oranında İkame Araç Bedeli= 1 x 3.500 Kusur Oranında İkame Araç Bedeli= 3.500 TL olduğunu bildirilmiştir. Bu rapordaki tespit, dosya kapsamındaki kaza yerine ve araçlara ait fotoğraflar, hasar dosyası, servis kayıtları ile diğer deliller ve olayla uyumlu olduğundan mahkememizce benimsenerek hükme esas alınmıştır. Gerçek kişi davalıların ve davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna dair değerlendirmede; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumlluluk Sigortası Genel Şartları'nın, "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1 maddesinde "sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... " öngörülmüştür. Zorunlu Mali Sorumluluk sigortacısı, karşı araçta meydana gelen gerçek zararı limit dahilinde teminat altına almıştır. Dava konusu trafik kazası sonrasında davacıya ait araçta meydana gelen hasar zararı ile araç değer kaybı da gerçek zarar kalemleri arasında bulunmaktadır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 28/10/2013 tarih ve 2013/9624 Esas, 2013/14505 Karar). Kaldı ki 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5/a maddesine göre araç değer kaybı, maddi zararlar teminatı içerisinde yer almaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere somut uyuşmazlıkta davacının bakiye araç hasar zararından sigorta şirketi ve gerçek kişi davalı müteselsilen sorumludur. Araç değer kaybı zararı bulunmadığından bu talepler yönünden açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Yine az yukarıda değinildiği üzere ikame araç zararı, dolaylı bir zarar olup, yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre araç mahrumiyet (ikame araç, araç kiralama) zararı için sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilemez ve karşı tarafın trafik sigortacısı olan sigorta şirketinden talep edilemez. Eldeki davada ikame araç zararından haksız fiil hükümlerine göre sadece araç sahibi ve sürücüsü olan davalı sorumlu olduğu değerlendirilmiştir. Bedel arttırım ve ıslah talebi, temerrüt tarihi ve faiz türü ile ilgili değerlendirmede; 23.10.2024 tarihli davacının ıslah dilekçesinde;dava hakkımız saklı kalması kaydıyla davamızın kabulü ile; 3.500,00-TL araç mahrumiyet bedeline ilişkin maddi tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar Gökhan ve Yunus'dan müştereken ve müteselsilen alınarak tarafımıza ödenmesi, şimdilik 10,00-TL değer kaybı maddi tazminatının davalı sigortaya başvuru tarihinden itibaren, diğer davalılar açısından ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak tarafımıza ödenmesi" şeklinde beyanda bulunarak talep miktarını arttırmıştır. Davacı tarafından ilgili harçlar tamamlanmıştır. Bu dilekçelerin bir örneği davalılara tebliğ edilmiştir. Trafik kazaları haksız fiil niteliğinde olup somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Haksız fiilin faili ihtara veya ihbara gerek olmaksızın zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylemin işlendiği tarihten itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Haksız fiil faili olan borçlu temerrüde düştüğünden artık faiz haksız fiil tarihinden itibaren ve yasal faiz istenebilir. 2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları'nın B 2/a maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigortaya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir. Bu durumda, ilke olarak davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmış ise bundan 8 iş günü sonrasında, başvuru yapılmamış ise dava tarihi itibarıyla, belirlenen tazminat alacağının tamamı için anılan tarihlere uygun faiz uygulanması gerekir. Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır. Davalı gerçek kişi yönünden ise 6098 sayılı TBKnun 117/2 maddesinde göre haksız fiilin işlendiği tarihte temerrüde düşeceğinden olay tarihi itibariyle faize hükmedilmesi gerekir. İkame araç zararından haksız fiil hükümlerine göre araç sürücüsü ve maliki olan davalıların sorumluluğuna hükmedilmiştir. Davacının dava dilekçesindeki talebi yasal faiz olduğundan anılan zarar kalemleri için araç sürücüsü ve maliki olan davalılar yönünden haksız fiil ve zararın meydana geldiği tarih olan trafik kaza tarihi olan 12/09/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar vermek gerekmiştir. Yargılama sonunda tüm dosya kapsamına göre; Yargılama sonunda toplanan tüm delillere ve benimsenen ve hükme esas alınan Makine Yüksek Mühendisi Öğretim Üyesi ... tarafından düzenlenen 27/07/2024 tarihli raporuna göre davacının araç değer kaybına ilişkin davasının reddine, davacının davalıDavacının davalılar... ve ...'a karşı ikame araç bedeline ilişkin davasının KABULÜ ile, 3.500,00 TL'nin davalılar... ve ... 'dan alınarak davacıya verilmesine, alacağa kaza tarihi olan 12/09/2023 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, karar verilmesi görüş ve kanaatine varılmıştır. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/2. maddesinde " (1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez." hükmü yer almaktadır. Bu husus dikkate alınmak suretiyle davacının tazminat talebi ile ilgili reddedilen talepler yönünden vekalet ücretine hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Davalı ... A.Ş'nin red edilen kısım yönünden vekalet ücretinin çok cüzi miktarda (10,00-TL) olması nedeniyle vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi görüş ve kanaatine varılmıştır. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Davacının değer kaybına ilişkin davasının REDDİNE, 2-Davacının davalılar... ve ...'a karşı ikame araç bedeline ilişkin davasının KABULÜ ile, 3.500,00 TL'nin davalılar... ve ... 'dan alınarak davacıya verilmesine, alacağa kaza tarihi olan 12/09/2023tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 615,40-TL ilam harcından, tahsil edilen 269,85-TL peşin harç ve 60,00-TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 2.404,51-TL harcın davalılar... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 269,85-TL başvuru harcı, 269,85-TL peşin harç, 60,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 599,70-TL harcın davalılar... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan posta, tebligat ve KEP ücreti gideri 1.461,25-TL, bilirkişi ücreti 2.500,00-TL olmak üzere toplam 5.029,75-TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 3.949,96-TL'sinin davalılar... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 7-Davalılar tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 3.500,00-TL vekalet ücretinin davalılar... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 9-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 10-Kararın mahiyeti gereği davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 11-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda HMK'nun 341/2. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/02/2025 Katip *** e-imzalıdır

Hakim *** e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/997, K. 2025/137, T. 18.02.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-997-e-2025-137-k-81c29dbd1387