İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/974 E. 2026/76 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/974
Karar No
2026/76
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/974 Esas KARAR NO : 2026/76

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/10/2023 KARAR TARİHİ : 27/01/2026 G. KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/02/2026 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; taraflar arasında anlaşma sağlandığını, taraflar arasında düzenlenen bu sözleşmeye dair davalının satılacak malın adeti fiyatı ve malın özellikleri ve satış şartları hakkında bilgi vermek için proforma fatura tanzim edildiğini, iş bu sözleşme doğrultusunda davacının, davalı şirket hesabına satın aldığı ürün bedelini ödediğini, ancak davalı tarafça ödemesi yapılan ürünlerin tesliminin gerçekleşmediğini, 19/07/2023 tarihinde Kadıköy ..... Noterliğinin ..... yevmiye numaralı ihtarnamesinin tebliğ edilerek, taraflara arasında yapılan sözleşmenin feshedildiğini ve ödenen paranın iadesini talep ettikleri, ancak davalı bedelin iade edilmediğini belirterek, şimdilik 5.000,00 USD davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle, davacı taraf ile davalı arasında yazılı bir sözleşmenin mevcut olmadığını, davalı firmanın iştigal alanı içerisinde kumaş satışının bulunmadığını, davalının faaliyet alanının genellikle altın satışı üzerine olduğunu, davacı tarafın altın satın almak istediğini aracı vasıtasıyla davalı firma yetkilisine ulaşarak, davacı tarafın faaliyet alan konusunun altın alım-satımı mümkün olmaması sebebiyle, davacı talebi üzerine banka dekont açıklamasına kumaş ibaresinin yazıldığını, bu açıklamanın davalı tarafla ilgisinin bulunmadığını, tarafların görüşmesi neticesinde altın satılmasına karar verildiği, davacının altın bedelini kısmi olarak davalıya ödediğini, ödenmeyen alacak için Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının alacaklı olduğunu belirterek, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. DELİLLER : İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabı, Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü .... esas sayılı dosya, Bakırköy Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabı, Kozyatağı Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabı, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya havale yoluyla gönderilen bedelin karşılığının davalı tarafından ifa edilmemesi sebebiyle bedelin iadesi talebinin sübut ve miktarı noktasında toplanmış olduğu görüldü. Davacı vekilinin 28/05/2025 tarihli dilekçesi ile, davalarını toplam 49.406,00 USD'ye ıslah ettiklerini beyan eder dilekçe sunduğu, harcı mahkememiz veznesine depo ettiği görüldü. Mahkememize ibraz edilen 05/06/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle, Davacı şirket tarafından davalı şirket adına gönderildiği görülen dava konusu 22/05/2020 tarih, 394.992,23 USD tutarlı Havale/Eft'nin, ilgili bankanın teyidinin alınmasının takdirinin mahkemeye ait olduğu, ilgili tutarın davacı ve davalı ile olan cari hesaba dahil edilmesi hususunda oluşursa ve davalı firma tarafından dosyamıza suretleri sunulan, davalı firmanın davacı firma adına düzenlediği, 29/02/2020 tarih, 625.000,00-USD tutarlı faturanın ve dayanağı 24/09/2020 tarihli .... Holding A.Ş. Altın-Günüm-Değerli Maden Teslim Tesellüm tutanağının kabul edilmemesi ve davacı ile davalı arasındaki cari hesaba dahil edilememesi yönünde oluşursa, takip tarihi 11/10/2023 tarihi itibariyle, davacının davalıdan 2.670.423,94-TL asıl alacağı, davacı şirket tarafından davalı şirketadına gönderildiği görülen dava konusu 2/05/2020 tarih, 394.992,23-USD tutarlı Havale/Eft'nin bankanın teyidinin alınmasının, takdiri mahkemeye ait olmakla, tutarın davacı ve davalı ile cari heaba dahil edilmesi hususunda oluşursa, davalı firma tarafından suretleri sunulan, davalı firmanın davacı firma adına düzenlediği, 24/09/2020 tarih, 625.000,00-USD tutarlı faturanın ve dayanğı 24/09/2020 tarihli ..... Holding A.Ş. Altın-Gümüş-Değerli Maden teslim tesellüm tutanağının kabulü ve daacı ile davalı arasındaki cari hesaba dahil edilmesi yönünde olursa, dava tarihi itibariyle davalının davacıdan 2.115.201,03-TL asıl alacağı olduğu görüş ve kanaati bildirilmiştir. İddia veya savunmanın haklılığı, bu olay ve hukuki işlemlerin varlığının ispatlanmasına bağlıdır. İspat hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde bir temel hak olarak garanti altına alınmıştır. Anayasal dayanağı olan ispat hakkını, usûl hukukunda taraflar, kanunda belirtilen süre ve usûle uygun olarak kullanırlar. Bu hak yalnızca kanunla sınırlanabilir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususuna ise ispat yükü denir. İspat yükü üzerine düşen taraf ispat etmesi gereken hususu ispat edemediği durumda ispatsızlık durumu söz konusu olacaktır. Hâkim bir husus ispatsız kalmış olsa dahi medeni yargılamada karar vermek durumundadır. TMK 6. Maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” İspat yükü üzerine düşen taraf ispat etmesi gereken hususu ispat edemediği durumda ispatsızlık durumu söz konusu olacaktır. Hâkim bir husus ispatsız kalmış olsa dahi medeni yargılamada karar vermek durumundadır. TMK 6. Maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” HMK m.190’da ispat yükü, “ İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” Buna göre, bir vakıayı kimin ileri sürdüğü değil, kimin bundan lehine bir hak çıkardığı önemlidir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişlerse, bu durumda hâkimin ispat yükünün kime düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. İlk olarak hâkim tarafların göstermiş oldukları delilleri incelemekle yükümlüdür. Tarafların göstermiş oldukları delillerle çekişmeli vakıalar ispat edilmişse bu durumda da ispat yükünün hangi tarafta olduğunun araştırılmasına gerek yoktur. Delil ikamesi, bir davada tarafların kendi vakıa iddialarının doğru olduğu veya karşı taraf iddialarının doğru olmadığı hususunda ispat sonucuna ulaşabilmek ve kendi lehine karar verilmesini sağlayabilmek amacıyla çekişmeli vakıalar hakkında deliller sunarak gerçekleştirdikleri usûli bir faaliyettir. Delil ikame etmemenin veya delil ikame faaliyetinin başarısız kalmasının yaptırımı, bu faaliyet için zorlanmak değil, sadece ulaşılmak istenen usuli hedefe ulaşamamak ya da aleyhte sonuçlara katlanmaktır.Bu bakımdan ispat yükü ile delil gösterme yükü, aynı kavramlar değildir. Nitekim ispat yükü, olayın ispat edilmeme riskinin kime ait olduğunu belirlerken; delil gösterme, ispat yükünün yerine getirilmesinin biçimi ve yöntemi ile ilgilidir. Delil ikame yüküyle ilgili kurallar, ispatın biçimini ve yöntemini belirleyen kurallar olduğu için usul hukukuna ilişkindir ve bir vakıanın ispat edilememiş olmasının sonuçlarına yönelikken, delil ikame yükü, bir vakıa hakkında kendi iddiasının doğruluğu veya karşı tarafın iddialarının asılsızlığı hususunda hâkimde kanaat oluşmasını sağlamaya yönelik olup yargılamanın ilerleyişine ve hâkimin takdirine göre, taraf değiştirebilir. Çoğu kez ispat yükü taşıyan taraf delil gösterme yükünü de taşır fakat bu her zaman böyle değildir. Zira ispat yükünün sabit olmasına rağmen delil ikame yükü, taraf değiştirir. Üzerinde delil ikame yükü bulunmayan taraf, karşı tarafın iddia ve savunmalarının haklılığı bağlamında, delil göstermesini beklemeden, asılsızlığı ortaya koymak maksadıyla delil gösterebilir. Bu halde karşı delilden söz edilir. Karşı delil göstermiş olan taraf, bu davranışı nedeniyle ispat yükünü üzerine almış sayılmayacaktır (HMK m.191,c.2). Eldeki davada uyuşmazlığın, tarafların iddia ve savunmalarının ve haklılıklarının tespiti hususunda, yukarıda anılı açıklamalar doğrultusunda uyuşmazlığın niteliği de göz önüne alındığında, davacı her ne kadar davalı ile kumaş alım satımından kaynaklı ticari ilişkileri olduğu ve bu ilişki nedeniyle davalıdan mal aldığı ve bedelini ödediği, davalının ise malları teslim etmediği gibi bedeli de iade etmediği iddialarında bulunmuş ise de ispat yükü üzerinde bulunan davacının öncelikle davalı ile olan ticari ilişkisini ve bu ticari ilişki kapsamında davalıdan alacaklı olduğunu ispat etmesi gerekeceği sabit olup davalının, davacı ile ticari ilişkisinin kumaş alım satımına ilişkin olmadığı inkarına yönelik ticari ilişkinin ne olduğu hususunun ispatlanamadığı ve yine anılan hususların tespiti bakımından kurulan ticari defter ve kayıtların incelenmesine yönelik ara karar gereği davacı tarafından ilgili dönem 2020 yılı ticari defterlerin incelemeye sunulmadığı, davalı tarafından sunulan defterlerinin incelenmesinde ise her ne kadar iddiası doğrultusunda altın alım satımına ilişkin kayıtlar mevcut ise de bu hususun da yine karşılıklı kayıtlar olmadığından incelenemediği, tüm bu hususlar doğrultusunda davacı vekiline 05/11/2024 tarihli 2. celsede yemin delilinin hatırlatıldığı, verilen kesin süre içerisinde davacı tarafça bu hususta bir beyanda bulunulmadığı görülmekle, ispat yükü üzerinde bulunan davacının yükümlülüğünü yerine getiremediği, bu hususta mahkememizce verilen kesin süre ve ihtaratlara rağmen ispat yükü üzerinde bulunduğu halde davacı tarafından yerine getirilmediği anlaşıldığından davanın reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın reddine, 2-Alınması gerekli 732,00-TL harçtan davacı tarafça yatırılan 29.769,85-TL (peşin ve tamamlama harcı) harcın mahsubuyla, fazlaca yatırılan 29.037,85-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-AAÜT gereğince hesap edilen 318.467,53-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine, 7-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar tarafların yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 27/01/2026

Katip..... ¸e-imzalıdır Hakim ..... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/974, K. 2026/76, T. 27.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-974-e-2026-76-k-837d20ff0303