İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/840 E. 2025/964 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/840
Karar No
2025/964
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/840 Esas KARAR NO : 2025/964

DAVA : İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/09/2023 KARAR TARİHİ : 06/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/11/2025 Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: davacı vekili özetle; davacı ile davalı'nın Tekirdağ İli, .... İlçesi, ..... Mevkii .... Parselde bulunan fabrika binası ve arsasının satımı konusunda anlaştıklarını, keşidecisinin ..... Tekstil İmalat Ve İthalat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi olan, ..... Ticaret Pazarlama Anonim Şirketi emrine düzenlenen ..... bank ..... Şubesine ait İstanbul keşide yerli, ..... seri numaralı 31.01.2023 tarihli 50.000,00 USD bedelli, ..... seri numaralı 28.02.2023 tarihli 50.000,00 USD bedelli, .... seri numaralı 31.03.2023 tarihli 50.000,00 USD bedelli toplam 3 çeki kapora olarak verdiğini, taraflar arasında resmi olarak satış işlemi gerçekleşmemesine rağmen davalının kapora olarak alınan çekleri iade etmediğini ve uhdesinde tuttuğu, bunun dışında çeklerin vadesi geldiğinde tahsil edildiğini, çek bedellerinin iadesi ile ilgili taleplerine karşılık alamadıklarını, 150.000,00 USD'nin iade edilmediğini, Büyükçekmece ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı dosyası ile kapora olarak davalı şirket tarafından alınan ve tahsili yapılan çek bedelinin iadesi için icra takibine geçildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, TBK 12. ve 237. Maddeleri uyarınca ve Tapu Kanunu'nun 26. Maddesi ve Noterlik Kanunu'nun 60. Maddeleri uyarınca haklı olduklarını, emsal Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, arabuluculuk başvurusunun anlaşmama olarak sonuçlandığını, davacının alacağının likit olduğunu, davalının borçtan haberdar olduğunu, İİK 67/2 uyarında davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla davalının Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetle yapılan itiraz nedeniyle davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: davacının iddialarının doğru olmadığını, davacı tarafça BK 12. mdsi dayanak gösterilerek kanunda şekil şartı öngörülmüş sözleşmelerin bu şarta uygun yapılmadığı taktirde geçersiz olacağını ve hüküm doğurmayacağını; bu kapsamda taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin de resmi şekilde yapılmasının öngörüldüğünü ve buna uygun yapılmadığı için geçersiz olduğu ve sebepsiz zenginleşme kapsamında tarafların verdiklerini geri isteyebileceklerini kapora olarak verilen çeklerin iadesinin gerektiğini iddia ettiğini, iddiaların hukuki dayanaktan yoksundur, davacı tarafın sunduğu protokolde adı geçen ..... şirket yetkilisinin amcası olduğunu, söz konusu taşınmaz tasarrufun iptali davası kapsamında verilen ihtiyati haciz kararı ve bir takım ipotek vs alacaklarının ödemek için 2.200.000,00 USD bedelle satışa konulduğunu, ..... bahsi geçen taşınmazın müşterisi olduğunu ve 1.670.000,00 USD ye satacağını belirterek görüşmeler yaptığını, görüşmeler neticesinde protokolde belirtilen tarihte satışın yapılacağının kararlaştırıldığını ve 150.000,00 USD miktarlı üç adet çeki aldığını, bu süreçte ..... şirketten alacaklı olan kurum ve kişilerle görüşmeleri sürdürdüğünü, bu çekleri mevcut alacaklılara ödeme karşılığı verilme ihtimaline binaen çekleri cirolayıp aldığını, devamında protokolde belirtilen tarihlerde ödemeler gelmediği gibi protokolde satış tarihi olarak belirtilen tarihte de davacı taraf taşınmazı satın almadığını, davacı tarafla görüşmeleri yürüten ..... davacı şirketten ihtarname çekmesini istediğini ve bunun davacı tarafı alışa zorlayacağını ifade ettiğini, bunun üzerine davalı şirketçe ihtarname keşide edildiğini ancak davacı tarafın taşınmazı satın almadığını, devamında davacı tarafın yasal işlem başlatması nedeniyle ..... 'ya bu durum iletildiğinde kendisinin emlak aracılık işlemi yaptığını, satış bedelinin %10'u tutarında aracılık hizmet bedelini hakettiğini, satışın olmamasının kendisinden kaynaklanmadığının tarafların tasarrufu olduğunu belirterek söz konusu çeklerin bedelinin bu iş kapsamında kendisinin hakedişi olduğunu belirttiğini, bu hususun davacının bilgisi dahilinde olduğunu da belirttiğini, dilekçeleri ekindeki protokolde de aracı kişi ..... lehine %10 hizmet bedelinin alıcı davacı tarafından ödeneceğinin açık olduğunu, tarafımızca söz konusu çekler aracılık hizmeti yapan ..... 'ya teslim ettiğini, alıcı davacı ile ..... arasında akdedilen ve davalı şirketin imzasının dahi yer almadığı protokol kapsamında karşılıklı alıcı ve aracı ilişkiden kaynaklı bir ihtilaf yaşandığını, bu ihtilafın davalı şirketle bir ilgisi bulunmadığını, .....'nın davacı şirketin işbu taşınmazı 1.670.000 USD bedelle alması halinde %10 aracılık hizmet bedelini ödeyeceğini ifade ettiğini söylediğini, protokol ile de bu hususun belli olduğunu, çeklerin ..... 'ya teslim ettiklerini, çek bedellerinin ..... tarafından tahsil edildiğini, öncelikle davanın ..... 'ya ihbarı gerektiğini, davanın ..... 'ya ihbarını talep ettiklerini, davacı tarafın ipotek ve haciz bedelini karşılamak suretiyle taşınmazı satışa hazır hale getirip satın alacağını belirtmiş ise de bu edimlerini yerine getrmediğini, ve satıştan da keyfi olarak vazgeçtiğini, davalının 2.200.000 USD değerindeki taşınmazı 1.670.000 USD ye davacıya satmayı vaad etmesinin sebebinin ihtiyaçtan kaynaklı olduğunu, bahsi geçen taşınmazın 32 dönüm üzerine inşaa edilmiş 15.000 M2 kapalı yer yapmaya uygun, 3.000 M2 kapalı alana tekabül eden inşaatı tamamlanmış fabrika niteliğinde taşınmaz olduğunu, taşınmazın protokol tarihi eksper değerinin 2.200.000 USD olduğunu, davalı şirketin davacının bu protokole uymaması nedeniyle zarar ettiğini, davacı taraf dava dilekçesi ekinde sadece protokolün ön kısmını sunduğunu, ikinci nüshayı bilerek sunmadığını, davacı tarafta bulunan protokolün aslının istenilmesi gerektiğini, davanın .....'ya ihbarına, davanın reddine, %20'den aşağı olmamak kaydı ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Bakırköy CBS ..... soruşturma sayılı dosyası, ..... bank 12/09/2023 tarihli yazı cevabı, ticaret sicil kayıtları, ticaret sicil kayıtları, tapu kayıtları, Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ..... sayılı icra dosyası, mahkememizce aldırılan 04/07/2025 tarihli bilirkişi raporu, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava B.çekmece ..... İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali, takibin devamı, %20 icra inkar tazminatı isteminden ibarettir. ASIL KONUNUN: Taraflar arasında Tekirdağ İli, Saray İlçesi, .... Köyü, ..... Mevki, ..... Parselde fabrika binası ve arsasının satımı konusunda dava konusu yapılan ..... bank ..... Şubesine ait İstanbul keşide yerli ..... seri numaralı 31.01.2023 tarihli 50.000,00 USD bedelli, .... seri numaralı 28.02.2023 tarihli 50.000,00 USD bedelli, ..... seri numaralı 31.03.2023 tarihli 50.000,00 USD bedelli çeklerin kapora olarak verilip verilmediği, satış yapılıp yapılmadığı, ödemenin niteliği, taraflar arasında sözleşmenin hukuk sebebi ve geçerlilik şartlarının tespiti noktasında toplandığı görülmüştür. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Mahkememiz tarafından aldırılan mahkememizce alınan 04/07/2025 tarihli bilirkişi raporu, bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle hükme esas alınmıştır. Davada uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için; taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtları üzerinde mahkememizce görevlendirilen bilirkişilerce inceleme yapılması için mahkememizce görevlendirilen bilirkişi tarafından tespit edildiği üzere, davacı davaya konu ticari defterleri ve kayıtları incelenmiş, T.T.K. hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu ve kendi lehlerine delil olma özelliğine sahip olduğu görülmüştür. (H.M.K. md.222/2) Mahkememizce görevlendirilen bilirkişiler aracılığıyla, davalı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılması üzere davalı tarafın belge talep edildiği ancak davalı tarafın mali müşavirince ticari defter ve belgelerinde davacı taraf ait kayıtlarının bulunmadığı beyan edilmesi üzerine, davalı yanın ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılamamıştır. Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı dosyasının incelenmesinde : Alacaklı ...... Tekstil İmalat Ve İthalat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi tarafından 24/04/2023 tarihinde, ..... Dış Ticaret Pazarlama Anonim Şirketi' aleyhine, 50.000,00-USD Fiili Ödeme Tarihi ..... bank ..... Şubesine ait ..... Seri numaralı 31.01.2023 keşide tarihli çek kapsamında yapılan ödemenin iadesi, 50.000,00-USD Fiili Ödeme Tarihi .... bank .... Şubesine ait ..... Seri numaralı 28.02.2023 keşide tarihli çek kapsamında yapılan ödemenin iadesi, 50.000,00-USD Fiili Ödeme Tarihi .... bank ..... Şubesine ait ..... Seri numaralı 31.03.2023 keşide tarihli çek kapsamında yapılan ödemenin iadesi, 150.000,00-USD Fiili ödeme tarihli toplam alacağın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip tarihinden itibaren fili ödeme tarihine kadar ve fiili ödeme günündeki döviz alış kuru üzerinden USD alacak için işleyecek yıllık %3,25 USD mevduata Kamu Bankalarınca fiilen uygulanan azami yıllık faiz ve değişen oranlardaki faizi ile, avukatlık ücreti ile birlikte Borçlar Kanunu 100.maddesi uyarınca yapılacak kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve masraflara mahsubu talepli takip başlatıldığı, ödeme emri takip borçlusu ..... A.Ş.’ye 07.05.2023 tarihinde elektronik tebligat yolu ile tebliğ edildiği, borçlu vekili aracılığıyla icra dosyasına 08.05.2023 tarihinde itiraz dilekçesi neticesinde, 09.05.2023 tarihinde borçlu itirazının süresinde olması nedeniyle takibin durdurulmasına karar verilmiştir. Huzurdaki itirazın iptali davası 02.09.2023 tarihinde yasal bir yıllık süresi içinde ikame edilmiştir. Tapu kaydının incelenmesi : Tekirdağ İli, ..... İlçesi, ..... Köyü, ..... parsel sayılı, 30.976,05 m2 fabrika binası ve arsası nitelikli taşınmazın tam hissesinin davalı ..... Dış Ticaret Pazarlama Anonim Şirketi adına kayıtlı olduğu görülmüştür. Taşınmazın dava tarihindeki bedelinin 15.488.025,00 TL olduğu 04/07/2025 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 237/II hükmüne göre taşınmaz satış vaadi sözleşmesi, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz. Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 706 ve TBK m. 29 göz önüne alındığında taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin resmî şekilde yapılması geçerlilik şartıdır. TBK m.29/ f.II uyarınca, “Kanunlarda öngörülen istisnalar dışında, önsözleşmenin geçerliliği ileride kurulacak olan sözleşmenin geçerliliğine bağlıdır’’. Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi, taşınmaz satış sözleşmesinin önsözleşmesi niteliğindedir. TMK m. 706 uyarınca “Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş olmalarına bağlıdır’’. Resmî şekilden ne anlaşılması gerektiği Tapu Kanunu m. 26’da düzenlenmiştir. Söz konusu hükme göre, taşınmaz mülkiyetini devir borcu doğuran sözleşmeler, tapu sicil memuru tarafından yapılır. TBK m. 29, TMK m. 706 ve Tapu K m. 26 hükümleri beraber değerlendirildiğinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin tapu sicil memuru tarafından düzenlenebileceği sonucuna varılabilir. Noterlik Kanunu’nun 60’ıncı maddesinin üçüncü bendinde, taşınmaz satış vaatlerine ilişkin resmî senetleri, noterlerin düzenleyebileceği hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin, tapu sicil memurları veya Noterler tarafından yapılması zorunlu şekil şartı olarak karşımıza çıkmaktadır. Şekil şarkına uymamanın sonuçları TBK.m.12/II hükmüne göre “Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir. Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz.” şeklindedir. Yargıtay İBGK, 30.09.1988 tarih ve E...., K...... sayılı kararında şu ifadelere yer verilmiştir: “…Bu geçersizliğin hukuki mahiyeti doktrinde tartışmalı olup, klasik olarak nitelenen “butlan” görüşüne karşı son yıllarda “kendine özgün geçersizlik görüşü” de savunulmakta ve şekil kurallarının amaçsal yorumundan hareketle (şekil noksanlığının herkes tarafından değil, bundan zarar gören tarafça def’i olarak ileri sürülebileceği; şekil noksanlığının hakim tarafından re’sen gözetilemeyeceği…) ileri sürülmekte ise de; İsviçre Federal Mahkemesi gibi, Yargıtay butlan görüşünü benimsemektedir. Bu itibarla, kanunda öngörülen şekil şartı, emredici niteliktedir ve hakim şekil noksanlığını (taraflar ileri sürmemiş olsalar dahi yargılamanın her safhasında) re’sen gözününe almak zorundadır. Keza, geçersiz bir sözleşmeyi ifadan kaçınmak, kural olarak, ahlaka aykırılık teşkil etmez; ifa edilmeyen edimlerin ifası istenemez ve karşı tarafın iyi niyeti gözönünde tutulamaz. (A.von Tuhr; Oser/Schöenberger; Dr. H. Becker; Prof. Dr. H. Tandoğan; BGE 86 II 400 V; 92 II 324 vd.; 95 II 42 vd.; 98 II 316; 104 II 101; 106 II 151; 26.05.1954 gün 8/18 ve 12.04.1944 gün 14/13 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları…) …” 13. Hukuk Dairesi’nin pek çok kararında da yer verilen ilke (27.10.2016 tarih ve E.2016/14524, K.2016/19635 tarihli karardan alıntı yapılmıştır): “Oysa ki taraflar arasında imzalanan devremülk satış sözleşmesinin “sözleşmenin konusu” başlıklı 2.maddesinde ‘İş bu sözleşmesinin konusu; satıcı mülkiyetindeki … İli, … İlçesi, … Mevkii, … Pafta, … Parselde kayıtlı arsa üzerinde inşa edilmekte olan “…. Sağlık Merkezi” isimli tesiste yer alan ve ayrıntıları aşağıda belirtilen, mesken olarak kullanıma tahsisli olan bağımsız bölümlerin devremülk olarak satışı ile tapu devrinin şartları ve şeklinin düzenlenmesidir’ şeklinde ifade edilen hükümle taraflar arasında devremülk satış sözleşmesi yapıldığı ve söz konusu sözleşmenin resmi şekil şartına tabi olduğu ve taraflar arasında imzalanan sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığından geçersiz sözleşmeye dayalı olarak tarafların verdiklerini iade edecekleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken…”şeklindedir. Yargıtay ..... Hukuk Dairesi, 09.04.2015 tarih ve E......, K...... sayılı kararında: “…Kural olarak tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığı sürece geçersizdir. (TMK'nın 706, BK'nın 213, Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60.maddesi) Geçersiz olduğu için de taraflarına hak ve borç doğurmaz. Ancak taraflar verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler. Zira; haklı bir sebep olmaksızın başkası zararına mal edinen kimse onu iade ile yükümlüdür. Cezai şart; asıl borca ilişkin fer'i bir hak olup, geçersiz sözleşmelerde yer alan cezai şartlar da geçersizdir. Adi yazılı sözleşmelere dayanarak taraflar birbirlerinden cezai şart isteyemezler. Taşınmaz satışına ilişkin adi yazılı sözleşme gereğini yerine getirmek istemeyen taraf, diğer tarafa aldıklarını geri vermek ve diğer taraftan da verdiklerini geri alma hakkına haizdir…. Buna göre, davacı ile davalılardan ...... arasında akdedilen 20.12.2012 tarihli sözleşme, taşınmaz satışına ilişkin olup, geçerlilik şartı olan resmi şekilde düzenlenmediği için geçersizdir. Sözleşme geçersiz olduğu için bu sözleşmede yer alan cezai şarta ilişkin hükümler de aynı şekilde geçersizdir. Davacının bu sözleşme gereğince davalılardan .....'ın hesabına 110.000,00 TL yatırdığı hususunda taraflar arasında bir çekişme bulunmamakta olup, davalıların 110.000,00 TL'yi müştereken ve müteselsilen davacıya iade etmeleri gerekir. Hal böyle olunca mahkemece; davanın kabulü gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.” Yargıtay ..... Hukuk Dairesi’nin 16.05.2018 tarih ve E. ...., K. .... sayılı kararında: “…Mahkemece, davacının alımdan vazgeçtiği ve bu durumda kaporanın yanmasına rıza göstermek zorunda kalacağı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir. Taşınmaz satış sözleşmesinin devri M.K.'nun 705, BK.'nın 213. (TBK nın 237.), Tapu Kanununun 26., Noterlik Kanununun 60.maddesi ve ...nın 15.11.2000 tarih, 2000/13-1612 Esas, 2000/1704 Karar sayılı kararı gereğince resmi şekilde yapılmadıkça geçerli olmadığından taraflarına hak ve borç doğurmaz. Ancak, taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kuralları gereğince geri isteyebilirler. Haklı bir sebep olmaksızın mal edinen kimse onu iade ile yükümlüdür. Akdi yapanlardan birisi tarafından, önceden diğerine ödenen pey akçesi (kapora) veya cayma akçesi de ceza şartı gibi borcu kuvvetlendirmeye yarayan fer'i bir şarttır; bu bakımdan esas akit geçerli olmadığından fer'i şart da geçersizdir. Geçerli olmayan bir akit dolayısıyla ödenmiş bulunan pey akçesinin (kaporanın) geri verilmesi, sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince istenebilir. Somut olayda; taraflar arasında şifahi olarak gayrimenkul alım satım sözleşmesinin yapıldığı, sözleşme gereği 20.000,00 TL nin banka aracılığı ile kapora olarak ödendiği anlaşılmaktadır. Buna göre, davaya konu sözleşme, taşınmaz satışına ilişkin olup, geçerlilik şartı olan resmi şekilde düzenlenmediği için geçersizdir. Sözleşme geçersiz olduğu için bu sözleşmede yer alan kaporaya ilişkin hükümler de aynı şekilde geçersizdir. O halde; mahkemece, taraflar arasında gerçekleşen geçersiz taşınmaz satışı sözleşmesi nedeniyle davacı tarafından davalıya 20.000,00 TL ödendiği ve geçersiz sözleşmelerde herkesin aldığını iade etmekle yükümlü olduğu belirlenmekle; davalı tarafından yapılan itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir…” şeklinde ifadelere yer verilmiştir. Yargıtay HGK’nun 20.02.2020 tarih ve E. ....., K. ..... sayılı kararında özetle: Tüketici konumundaki davacı, adi yazılı sözleşme ile satın aldığı taşınmazın bedelini ödemesine rağmen, sözleşmede kararlaştırılan tarihte teslim edilmediği, ifanın da mümkün olmadığı gerekçesi ile edimin aynen ifasına, bunun mümkün olmaması halinde taşınmazın rayiç değerinin tespiti ile tahsilini talep etmiştir. Davalı ise sözleşmenin geçersiz olduğu savunmasında bulunmuştur. İlk derece tüketici mahkemesi, taşınmazın tesliminin imkansız olduğu, davacının taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerini isteyebileceği görüşü ile davanın kabulüne karar vermiştir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi ise, taraflar arasındaki sözleşmenin resmi biçimde yapılmaması nedeniyle geçersiz olduğu, geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin malvarlığında oluşan mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesinin denkleştirici adalet düşüncesi ile karşılanabileceği; bu nedenle Davacının harici satış sözleşmesinin tanzim tarihinde davalıya ödediği bedelin akdin ifasının imkânsız hâle geldiği tarihteki ulaşacağı alım gücünün, enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar gibi çeşitli ekonomik etkenlerin ortalamaları alınmak sureti ile belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi hükmünü bozmuştur. Yerel mahkeme davalının sözleşmenin geçersizliğine dayanarak rayici ödemekten kaçınmasının iyiniyet kuralları ile bağdaşmayacağı, rayiç üzerinde kabul kararının yerinde olduğu gerekçesiyle ilk kararında direnmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ise (oyçokluğu ile aldığı kararda), direnme kararını yerinde bulmuştur.

Tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen tüm belgeler, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına binaen; Somut olayda : “Çek Teslim Bordrosu” adı altında, 3 adet çekin tesliminin düzenlendiği belgede, davacı .... Tekstil İmalat İth. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin kaşe ve onun adına imzası bulunduğu, davacı tarafından sunulan suretlerde, ilgili belgenin davalı ..... Dış Ticaret Pazarlama A.Ş. adına ..... tarafından imzalandığının görüldüğü, davalı tarafından sunulan belgelerde ise .....’nın aracı sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı görülmektedir. Davacı ve davalı tarafından sunulan her iki farklı nüshada da “Kaparo ve Cayma bedeline mahsuben” ifadesi bulunduğu, davalı ..... A.Ş. tarafından davacı şirkete gönderilen 12.10.2022 tarihli Bakırköy ..... Noterliği’nin ihtarnamesinden, çek teslim bordrolarının davalı adına imzalanmış olduğu, davalı tarafından davacıya keşide edilen ihtarnamede açıkça, alıcı ve satıcı şirket arasında yüzyüze görüşmeler gerçekleştiği ve satıcı davalı adına .....’nın metni imzaladığı yazılı mutabakat sağlandığının belirtildiğinin de görüldüğü, çek bordrosunda yer alan 3 adet çekin, davalı şirket lehine keşide edilmiş olduğu, dava dışı ..... adına keşide edilmemiş olduğu, davalı beyanlarında çeklerin, davalı şirket tarafından, bankaya ibraz eden ve tahsil eden .....’ya teslim edildiğinin belirtildiği, çeklerin ancak davalı ..... A.Ş. tarafından ciro edilmiş olması halinde, ..... yetkili lehtar ve hamil sıfatını kazanacağından, aradaki ciro işlemi ile ..... çekleri kazandığı, çeklerin düzenlenmesi aşamasında, çekler üzerindeki borç doğrudan davacı şirket, talep hakkı ise doğrudan davalı ..... şirketi üzerinde olduğu, çeklerin keşide edilmesi aşamasında, dava dışı kişi ile çek keşidecisi ve lehtarı arasında, çeklerle ilgili doğrudan bir bağ bulunmadığı, davalı şirketin, dava dışı .....’nın talebi üzerine çekleri ona verdiklerini beyan ettiğin, yani davalı şirket adına düzenlenmiş ve verilmiş bulunan takip konusu 3 adet çekin, davalı şirketin tasarrufi işlemi ile dava dışı 3.kişiye geçtiği, dava dışı .....’nın protokolde davalıyı temsil ettiği hususuna ihtarnamede açıkça yer verilmiş olmasına rağmen; dava dışı .....’nın, gayrimenkul satış vaadi işleminde aracı olarak hareket ettiğinin ve davacı şirketten aracı ücreti (komisyon ücreti) hak ettiğinin kabul edildse dahi; davacının düzenlemiş olduğu çeklerin davalı lehine olduğu, bu çeklerdeki hak ve borcun davacı ile davalı arasında doğduğu; bu ilişkiye yabancı diğer kişilerin hak ve alacakları (davacı ..... Şirketi ile dava dışı ..... arasındaki ilişkiden dolayı mevcut ise dava dışı kişinin aracılık ücreti) nedeniyle, bir ödeme yapma yükümlülüğü olmayacağı, taraflar arasında, alacağın temliki veya borcun nakli (yazılı olarak) sözleşmesi yapılsa dahi, davalı tarafın da kabulünde olan, gayrimenkul satış vaadi (ön) sözleşmesinin resmi şekle uyulmadan yapıldığı; adi yazılı şekilde yapıldığı, sözleşmenin şekil şartı yerine getirilmediğinden dolayı geçerli olmadığının anlaşıldığı, geçersiz sözleşme nedeniyle herkesin aldıklarını iade yükümlülüğü (sebepsiz zenginleşme) kapsamında, davacının kaparo/cayma bedeli vb. adlarla vermiş olduğu çekleri geri alabileceği; çeklerin ciro yolu ile dava dışı şahsa devredilmiş olması ve bu kişi tarafından da nakde çevrilmiş olması nedeniyle, davacı ..... şirketinin çek bedellerini davalı ..... A.Ş.’den talep edebileceği, davacının bu çeklerden kaynaklı olarak davalı şirketten alacağı konusunda iddiasını ispat ettiği, 3 adet çek bedelin toplam bedelin 150.000,00 USD olduğu hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, davacının icra takibinde, bankaya ibraz nedeniyle bedeli ödenmiş 3 adet çek tutarı olan toplam 150.000-USD alacağını talep ettiği, takip tarihinden sonrasında da USD alacak için işleyecek yıllık %3,25 USD mevduata Kamu Bankalarınca fiilen uygulanan azami yıllık faiz ve değişen oranlardaki faizi ile tahsilini talep ettiği, icra takibi ile davalı temerrüdü gerçekleştiğinden ve 3095 sayılı kanun m.4/a hükmünde yabancı para borçlarında faiz: “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” şeklinde düzenlendiğinden, takip tarihinden sonrasında USD cinsinden olan alacağa, Merkez Bankası verilerine göre, takip tarihi olan 24.04.2023 tarihinde, uygulanan en yüksek faiz oranı yıllık %4 olarak belirlendiğinden, davacının talebi olan yıllık %3,25 oranında ki faiz talebinin uygun olduğu anlaşılmakla; davanın kabulü ile, Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğü ..... Esas sayılı dosyasındaki itirazın iptali ile aynı koşullarda devamına, alacağın likit ve belirlenebilir olması nedeniyle %20 icra inkar tazminatı olan 583.338,00TL davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ İLE, Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğü ..... Esas sayılı dosyasındaki itirazın iptali ile aynı koşullarda devamına, %20 icra inkar tazminatı olan 583.338,00TL davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 274.298,81 TL harcın peşin alınan TL harcın mahsubu ile eksik 220.316,59 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 18.183,50 TL posta masrafı, bilrikişi ücreti vb. giderler ile toplam harç gideri 54.252,07 TL olmak üzere toplam 72.435,57 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 782.160,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 6-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine, 7-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere tarafların yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/11/2025

Başkan ..... e-imzalıdır Üye ..... e-imzalıdır Üye ..... e-imzalıdır Katip .... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/840, K. 2025/964, T. 06.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-840-e-2025-964-k-09e61c57cbc2