İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/791 E. 2024/157 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/791
- Karar No
- 2024/157
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/791 KARAR NO : 2024/157
DAVA TARİHİ : 20/03/2015 KARAR TARİHİ : 15/02/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 20/03/2015 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde; Davalı şirketin, davacı ... ve ... tarafından kurulan iki ortaklı bir limited şirket olduğunu, anılan şirkette davacının pay oranının % 15, dava dışı diğer ortağın ise pay oranının % 85 olduğunu, şirketin ... tarihli Ticaret sicil gazetesinde ilan olunduğu üzere 07/01/2014 tarihinde tescil edilerek, tüzel kişilik kazandığını, dava dışı diğer ortak ....'nın şirketin kuruluşunda davacı ile tüm işleri birlikte götüreceğini, onu şirket müdürü olarak yetkilendireceğini ve şirketin işleyişini kendisine emanet edeceğine söz verdiğini, şirketin kuruluş aşamasında yapılan Büyükçekmece .... Noterliği'nin 26/12/2013 tarih ve ... yevmiye numaralı ana sözleşmesinden anlaşıldığı gibi kendisini müdür olarak yetkilendirdiğini, anılan esas sözleşmenin Ticaret siciline tescil edileceği tarihte ise davacının rızası olmaksızın ana sözleşmede değişiklik yapıldığını, ana sözleşme değişikliği hususunda davacıya ilişkin yetkilerin, ... tarafından vekil sıfatı ile kullanıldığını, oysa davacı müvekkilin kendine ait müdürlük yetkilerini geri almak için verdiği hiçbir talimatın olmadığını, davacının muamele vekaleti verdiği ...'ın diğer ortak ....'nın yanında çalışan bir kişi olup, diğer ortağın talimatı ile müvekkilin müdürlük yetkilerini aldığını, vekaleti kötüye kullanan ... için suç duyurusu haklarının saklı olduğunu, bu olaydan sonra müvekkilinin ...'ı Büyükçekmece .... Noterliği'nin 09/03/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı azilnamesi ile azlettiğini, bu süreçlerden sonra diğer ortak ....'nın müvekkili şirketten kaçırmak ve yıldırmak için elinden gelen her şeyi yaptığını, şirket içinde ve diğer çalışanların da duyacağı şekilde davacıyı aşağıladığını, davacıya hakaret ve tehditlerde bulunduğunu, davacının şirket ile ilgili konularda bilgi alma ve inceleme hakkını kullanmasının sistematik olarak engellendiğini, davacının diğer ortağa gönderdiği mailler ile İstanbul ... Noterliği'nin 17/03/2014 tarih ve .... yevmiye numaralı ihtarnamesinden de anlaşılacağı üzere, davacının şirket ile ilgili işlemler yapması, bilgi alması ve inceleme yapmasının engellendiğini, şirket ortağı olan davacının şirket kayıtlarına erişiminin bulunmadığını, diğer ortağın şirketin büyüyen cirosuna rağmen, kazanılan parayı aktardığını, şirketin yedek akçelerine para aktarılmaması ve dolayısı ile kâr dağıtmamasının nedeninin de bu olduğunu, bu nedenle diğer ortak ...'nın şahsi banka hesaplarının dosyaya celbini istediklerini,davalı şirketin yönetimi fiilen tamamen davacıya bırakılmasına rağmen, kendisinin var olan yetkileri dahi alındığı için şirketin yönetilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle müvekkili şirkette ortak sıfatını sürdürmesinin imkansız hale geldiğini, davalı şirket ortakları arasında haklı nedenle çıkma veya şirketin feshinin koşullarının oluştuğunu, ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmadığı ve şirketin sürdürülmesinin imkânsız hâle geldiğini, şirket ana sözleşmesinin 13. Maddesinde getirilen pay devrini sınırlayıcı hüküm nedeniyle de müvekkilinin çıkmasına karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin şirketten çıkmasına, aksi halde davalı şirketin feshine karar verilmesini ve TTK. 641. Maddesi uyarınca ayrılma akçesinin ( çıkma payı ) müvekkiline ödenmesinin gerektiğini, davacının ekonomik hayatına devam edebilmesi için davalı şirket ile olan bağlarını koparmasının gerektiğini,bu nedenlerle, davacının davalı şirketten haklı nedenle çıkmasına, davacı hakkında haklı nedene dayanarak çıkma kararı verilmesi halinde, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin haklar için dava açma ve HMK. 107 / f.2 uyarınca bilirkişi incelemesinde ortaya çıkacak ayrılma akçesi ( çıkma payı ) miktarının tam ve eksiksiz olarak belirlenmesi mümkün olduğunda talepleri artırma hakları saklı kalmak kaydı ile ayrılma akçesi ( çıkma payı ) olarak davacının davalı şirkette sahip olduğu payın gerçek değeri olarak şimdilik 1.000,00 TL belirsiz alacağın faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesini, aksi halde davalı şirketin haklı nedenle feshine ve tasfiyesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. SAVUNMA- KARŞI DAVA: Davalı-karşı davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan 04/06/2015 tarihli cevap ve karşı dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 2 ortaklı olduğunu, ortaklarının ... ve ... olduğunu, ...'nın bir çok şirkete ortak olup, bir çok şirkette yöneticilik yaptığını, ...'nın ortağı olduğunu ve yöneticiliğini yaptığı şirketlerin birkaç tanesinin, .... San. Ve Tic. A.Ş., ... San. Ve Tic. A.Ş., .... San. Ve Tic. A.Ş., ...San. Ve Tic, A.Ş. olduğunu, bu firmaların sektörlerinin öncü firmaları olduğunu, ...'in ise müvekkili şirket yetkilisi ...'nın ortağı olduğu ....San. Ve Tic. A.Ş.'de 02/05/2009 - 01/07/2011 tarihleri arasında çalıştığını, yine ... San. Ve Tic. A.Ş.'de 05/07/2011 - 13/02/2014 tarihleri arasında çalıştığını, davacı - karşı davalı ...'in her iki şirkette de satış ve pazarlama görevlisi olarak çalıştığını,2013 yılı sonlarına doğru ...'in müvekkili şirket yetkilisi ...'yı sadece kendilerinin ortak olacağı şirket kurma konusunda ikna edip, bir çok taahhütte bulunduğunu, ...'nın da davacı - karşı davalı kardeşi gibi sevdiğini ve ona saygı duyduğu için yeni şirket kurma konusunda hiçbir ihtiyacının olmamasına rağmen ortak bir şirket kurmayı kabul ettiğini, tarafların kurulacak şirketle ilgili olarak ortaklık sözleşmesi yaptıklarını, söz konusu sözleşmede kurulacak şirketle ilgili olarak düzenlemeye yer verildiğini, adi yazılı olarak taraflarca imzalanan sözleşmenin dava bakımından önemli maddelerinin, şirketin sermayesinin, 200.000,00 TL olması, 170.000,00 TL'sinin ...'ya 30.000,00 TL'sinin ...'e ait olmasının kararlaştırıldığını, aynı madde uyarınca sermayenin tamamının ... tarafından konulmasını ve 31/12/2014 tarihinde kâr zarar hesabı yapılarak, mahsuplaştırılmasının kararlaştırıldığını, hisse oranlarının sözleşmenin V. Maddesinde ...'nın % 85, ...'in % 15 hisse sahibi olmasının düzenlendiğini, tarafların hak ve yükümlülüklerinin, sözleşmenin VIII. Maddesinde tarafların sorumlulukları düzenlenip, 5 nolu alt maddesinde ...'in şirketin sırlarını korumak, şirketin çıkarlarına zarar verecek davranışlardan kaçınma, kendisine menfaat sağlayan ve şirketin amacına zarar verecek işlemleri yapmama yükümlülüğünü yüklendiğini, 6. Maddede özen yükümü ve dürüstlük kuralına uygun hareket yükümünün getirildiğini, 7. Maddede ...'in şirket ortaklığı veya müdürlüğü sona erdikten itibaren 3 yıl süre ile aynı iş kolunda ve aynı ürünleri imal eden, satan ve benzeri işleri yapan şirkete yönetici, ortak, mümessil olamayacağını ve benzeri görevde bulunamayacağını, şirketle rekabet sayılacak sair faaliyetlerde bulunamayacağının açıkça düzenlendiğini, 8 nolu alt maddede ...'in 01/01/2014 tarihinden başlamak üzere 3 yıl süre ile şirketten ayrılmayacağını, payını devretmeyeceğini, şirketteki görevine sadakatle devam edeceğini, bu süre içinde rekabet sayılabilecek hiçbir davranışta bulunmayacağını taahhüt ettiğini, 17 nolu alt maddede, şirket için kiralanan yerin dekorasyon masrafının önce ... tarafından karşılanacağını, yapılan masrafın hisse oranında ...'ya geri ödeneceğinin belirtildiği ve sözleşmenin 05/12/2013 tarihinde yürürlüğe girmesinin kararlaştırıldığını, şirketin kuruluş aşamasında sermayenin tamamının ... tarafından yatırıldığını, İstanbul - West ismi verilen yerde işyeri kiralandığını, kiralanan işyerinin dekorasyon ve tadilat işlemleri yapılıp, masrafın tamamının ... tarafından karşılandığını, şirketin kurulup faaliyete geçmesini müteakip, davacı - karşı davalının dürüstlük kuralına uymayan tavırlar takınmaya başladığını, şirket personeliyle yerli yersiz tartışmaya başladığını, şirket içinde ortaklık ile bağdaşmayan tavırlar takınmaya başladığını, 13/03/2014 tarihinde gönderdiği e - mailde ortaklıktan ayrılma isteğini beyan ettiğini, 17/03/2014 tarihinde ...'ya ihtarname göndererek şirketten çıkma isteğini belirttiğini, hemen akabinde de şirketten ayrılarak bir daha şirkete gelmediğini,davacı - karşı davalının 19/03/2014 tarihinde .... San. Ve Tic. Ltd.Şti.'ni kurduğunu, daha sonra söz konusu şirketin ünvanını .... San. Ve Tic. Ltd. Şti. olarak değiştirdiğini, söz konusu şirketin müvekkili şirket ile aynı sektörde faaliyet gösterip, bu şirketin diğer ortağının ... olduğunu, ...'ün de ...'nın şirketlerinde uzun yıllar çalışan bir personel olduğunu, şirketin sermayesinin tamamının ... tarafından ödendiğini, sözleşmede davacı -karşı davalıya tek başına imza ile şirketi temsil yetkisinin verilmediğini, sadecc aylık 25.000,00TL'yi geçmeyecek ödeme yapma yetkisinin verileceğinin kararlaştırıldığını, davacı - karşı davalının şirket müdürü olmadığını bilmekte olduğunu ve imza sirkülerinden de şirketi temsile yetkili kişinin ... olduğunun belli olduğunu, davacı - karşı davalının vekaletname ile ...'ı 26/12/2016 tarihinde vekil tayin ettiğini ve ...'ı 09/03/2015 tarihinde şirket kuruluşundan uzun bir süre sonra azlettiği için davacı - karşı davalının samimi olmadığını, şirkette yönetim boşluğu bulunmadığını, davacının şirkette 2 ay kaldığı için bilgi almadığı iddiasının yerinde olmadığını, müvekkilinin şahsi hesabına para aktarmadığının yapıları incelemede ortaya çıkacağını, esas sözleşmede pay devrinin sınırlandırılmış olmasının davacı - karşı davalıya şirketten çıkma talep hakkını vermediğini, müvekkili şirketin faaliyetine devam etmekte olduğu, ayrıca davacı - karşı davalının şirket kuruluşunda yatırdığı sermaye bulunmaması sebebiyle şirketten ayrılma akçesi talep etme hakkının bulunmadığını, karşı tarafın şirketin feshini gerektirecek hiç bir delil sunmadığını, karşı taraf şirkette 15 ortak olarak görünmekte ise de şirketin gerçek sabinin ... olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. KARŞI DAVA: Davacı - karşı davalının 04/06/2015 tarihli dilekçesini özetle ; davacı-karşı davalının 19/03/2014 tarihinde uzun yıllar ...'nın şirketlerinde çalışan ... isimli kişi ile birlikte ... San. Tic. Ltd. Şti.'ni kurup, faaliyete geçirdiğini, şirketin isminin dahi Kayapaz olduğunu, müvekkili şirket yetkilisi ...'nın eskiden ortak olduğu ... San. ve Tic. A.Ş. ile iltibas yaratmak amacı ile bu ismin seçildiğini, daha sonra unvanın .... San. ve Tic. Ltd. Şti. olarak değiştirildiğini, bu şirketin müvekkilinin şirketi ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini ve müvekkili şirketi ile haksız rekabet halinde olduğunu, müvekkili şirket yetkilisi ...'nın adını kullanarak satış yapmasının müvekkili şirket açısından haksız rekabet oluşturduğunu, bu nedenlerle davacı - karşı davalının sermaye koymaması, şirketin tüm finansmanının ... tarafından yapılmış olması, taahhüt edilen sermayenin 1/4' ünün yatırılmış olması ve yatırılan sermayenin tamamının da ... tarafından yatırılmış olması dikkate alınarak her hangi bir ayrılma akçesi öngorülmeksizin, bedelsiz olarak şirketten çıkarılmasına karar verilmesini , davacı-karşı davalı tarafından müvekkili şirkete karşı açılan davanın reddini , dava masrafları ve vekalet ücretinin davacı-karşı davalıya yükletilmesini , karşı davalarının kabulü ile ... 'in müvekkili şirkettei ortaklıktan bedelsiz olarak çıkarılmasına , dava masrafları ve vekalet ücretinin davacı-karşı davalıya yükletilmesini, karşı davalarının kabulünü, ... 'in müvekkili şirketteki ortaklıktan bedelsiz olarak çıkarılmasına, dava masrafları ve vekalet ücretinin davacı-karşı davalıya yükletilmesini talep etmiştir. Mahkememizce verilen 22/03/2018 gün ve ...esas,.... karar sayılı karar Yargıtay ... nci Hukuk Dairesi'nin 17/06/2020 gün ve .... esas,... karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. DELİLLER ve GEREKÇE : Asıl dava, davalı şirketin haklı sebeple feshi olmadığı taktirde davacı ortağın ayrılma akçesi hesaplanarak ortaklıktan çıkmasına izin verilmesi istemine ilişkindir. Karşı dava ise, davacı limited şirketin ortağı olan davalının şirket ile haksız rekabet içinde bulunduğu iddiasına dayalı haklı sebeple şirket ortaklığından çıkarılması istemine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişiler Prof. Dr. ...., Yrd. Doç. Dr. ...., ... tarafından mahkememize sunulan 22/05/2017 tarihli bilirkişi raporunda: Çıkma davası bakımından terditli olarak sonuçlar; Mahkemece raporda gerekçelerini izah ettikleri görüş benimsenmez ise davacının haklı nedenle çıkma talebinin hukuka uygun olmadığını, Mahkemece raporda gerekçeleri detaylıca izah ettikleri davacının "Müdürlük" yetkisini rızası hilafına ve %85 pay sahibi ...'nın çalışanı ...'ın işlemiyle kaybettiği benimsenecek olur ise; Davacının "Müdürlük'' yetkisini bu biçimde kaybetmiş olmasının iki kişilik ortaklıkta güven ortamının ortadan kalkmasına sebebiyet vereceği ve bu nedenle, davacının "çıkma" talebinin haklı olduğu sonucuna ulaşılacağını, Karşı dava olan Limited Ortaklıktan Çıkarma davası bakımından sonuç ; Taraflar arasında güven ilişkisinin ortadan kalktığını ve taraflar arasında huzursuzluk olduğunun tartışmasız olduğundan, raporlarında izah edilen gerekçelerle, davacı-karşı davalının ortaklıktan haklı nedenle çıkarılmasının mümkün olacağı kanaatine ulaşıldığını, Raporlarındaki görüşlerden hangisi kabul edilirse edilsin, davacının ortaklıktan ayrılması halinde kendisine %15'lik şirket payının gerçek değerinde avrıima akçesi ödenmesi gerektiği kanaatine ulaşıldığını, Ortaklığın Haklı Nedenle Feshi Talebi Bakımından Sonuç; Davalı-karşı davacı Kayalar Maksimum Limited Şirketinin tamamen sona ermesine yol açacak ve son çare olarak kabul edilmesi gereken davacının ortaklığı haklı nedenle fesih talebinin kabulü için gerekli koşulların mevcut olmadığını , Her ne kadar mahkeme tarafından davacı karşı davalı ...'in, davalı karşı davacı ... San. ve Tic.Ltd.Şti'nden her halükarda ortaklıktan çıkma / çıkarılma payının tespiti istenmiş ise de ... San. ve Tic. Lt. Şti.'nin 31/12/2015 tarihi itibariyle kaydi değerler ile öz varlığının 89.678,15 TL olduğundan ve şirketin stoklar ve maddi duran varlıklarının bulunduğu görüldüğünden, Mahkemece eklenecek teknik bilirkişi tarafından yukarıda belirtilen aktif değerlerin rayiç değerleri belirlendikten sonra, mahkemenin ara kararında belirttiği şekilde hesaplama yapılmasının mümkün olabileceğini, ayrıca şirket yaşayan bir şirket olduğundan, şirketin 2016 ve 2017 yılına ait ticari defterleri ile mali verileri üzerinde inceleme yapılması gerektiği düşünülmekle birlikte, bu konuda nihai kararın mahkemeye ait olduğunu bildirdikleri görülmüştür. Bilirkişiler ...., ... ve .... tarafından mahkememize sunulan 30/11/2017 tarihli bilirkişi raporunda:Dava konusunun, asıl dava yönünden davacı ... ortaklıktan ayrılma talebinden ibaret olduğunu, karşı dava yönünden ise ortaklıktan çıkarma talebinden ibaret olduğunu, davalı ... 2014, 2015 ve 2016 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğunu, davalı şirketin 2014 yılında 45.879,12 TL kar elde ettiğini, 2015 yılında 89.678,15 TL zarar ve 2016 yıllında 388.689,96 TL zarar ettiğini, davalı şirketin 2015 yılı öz kaynaklarında bir önceki yıla göre (95.879,12 TL + 89.678,15 TL) toplamda 185.557,27 TL azalma olduğunu, davalı şirketin 2016 yılı itibariyle 388.689,96 TL öz kaynaklar ile kaydi değerlerle borca batık durumda bulunduğunu, davalı ... san ve Tic. Ltd. Şti. ait 30/09/2017 tarihli rayiç değer bilançosunda şirketin özvarlıkları (-) 964.140,90 TL olarak tespit edildiğinden davacının ayrılma payı alacağının bulunmadığını bildirmiştir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemeler ile hukuki kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar bulunmaktadır. Limited şirketlerde ortakların ortaklıktan doğan şahsi ve mali hakları söz konusudur. Ortakların pay hakkı, şirket kârına katılma hakkı gibi mali haklarının yanı sıra, oy kullanma hakkı, ortaklığı yönetim ve idare hakkı gibi şahsi hakları mevcuttur. Limited şirketlerde ortağın şahsi haklarından biri de 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinde düzenlenen, ortağın ortaklıktan çıkma hakkıdır. Çıkma hakkı, ortağın özgür iradesi ile ortaklıktan çıkma istemini içerir. Çıkma hakkını kullanarak ortaklıktan ayrılan ortağın, ortaklığa ait bütün hak ve mükellefiyetleri sona ererek şirketle arasındaki bütün ilişkisi kesilmiş olacaktır. Limited şirketlerde ortakların tek yanlı iradeleriyle şirketten ayrılmaları kural olarak mümkün değildir. Bunun için ortağın çıkma iradesinin bir hukuki temele dayanması gereklidir. Bu temel 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesi gereğince ya esas sözleşmesel ya da kanuni olabilir. Başka bir deyişle bu temel, ya şirket sözleşmesinin ortağa şirketten tek yanlı irade ile çıkma hakkı veren bir hükmü ya da kanunun ortaklara belirli koşullarda çıkma hakkı tanıyan düzenlemesidir. 6102 sayılı Kanun'un 638/1 inci maddesi “Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre, limited şirket sözleşmesi ile ortaklara şirketten çıkma hakkının tanınması veya bu hakkın kullanılmasının belirli şartlara bağlanması mümkündür. Ayrıca bu hakkın kullanılması için sözleşme özgürlüğü kapsamı içinde bazı şartların varlığı da gerekli kılınabilir. Limited şirkette ortaklara şirketten çıkma hakkı tanıyan bir diğer durum ise 6102 sayılı Kanun'un 638/2 nci maddesinde yer alan “Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.” şeklindeki düzenlemedir. Buna göre ortak, haklı bir sebebin varlığı hâlinde, diğer ortakların rıza ve muvafakatlerine lüzum olmaksızın şirketten çıkmasına müsaade edilmesini mahkemeden talep edebilmekte ve mahkeme kararı ile şirketten çıkabilmektedir. Böylece ortaklar, esas sözleşmede şirketten çıkma hususu düzenlenmiş olsun ya da olmasın şirketten çıkmalarını haklı gösterecek bir sebebin varlığı hâlinde her zaman bu hakkı kullanabileceklerdir. Kanun'da çıkma davası açılabilmesi için mevcut olması gereken haklı sebeplerin ne olduğu örnekseme yoluyla dahi olsa sayılmamıştır. Haklı sebepler somut olayın niteliğine göre belirlenecek olup bu sebepler şahsi yahut maddi nitelikte olabilir. Önemli arz eden husus, haklı sebeplerden dolayı ortaklık ilişkisinin çıkma isteyen ortak yönünden çekilmez hâle gelmiş olmasıdır. Zira hiç bir ortaktan haklı nedenlerle çekilmez hâle gelen bir ortaklık ilişkisini devam ettirmesi beklenemez (Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, İstanbul, 2015, s. 561). Aksi hâlde, ortak, onu ortak olmaya yönelten şartlar ortadan kalktığında şirkette kalmaya mahkum edildikten başka, şirketten ayrılmasını gerektiren sebepler doğduğu hâllerde de şirketten ayrılamaz duruma düşürülür (madde gerekçesi).
Haklı sebep şirketin yönetimine, ticari faaliyetlere, şirketin ekonomik durumuna, ortağın diğer ortaklarla kişisel ilişkilerine ilişkin olabilir. Ayrıca haklı sebep ortağın kendisi yanında şirket tüzel kişiliğinden yahut diğer ortaklardan da kaynaklanmış olabilir. Ancak burada önemle belirtilmelidir ki; çıkma davası açan ortağın haklı sebeplerin oluşumuna bilerek ve isteyerek yahut ihmal suretiyle katkı sağlamış olması durumunda bu sebeplere dayalı çıkma davası açması 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesine aykırılık teşkil eder. Burada önemli olan husus; ortaklık ilişkisinin ve şirket sözleşmesinin dürüstlük kuralına göre devam edebilmesinin çıkma isteyen ortak bakımından imkânsız hâle gelmesidir (Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt II, Ankara, 2014, s. 2247; Mustafa Yasan, Şirketler Hukuku Şerhi, Editör Kemal Şenocak, Cilt IV, Ankara, 2022, s. 4958, 4959; Fatih Bilgili, Ertan Demirkapı, Şirketler Hukuku, Bursa, 2013, s.765). Limited şirket ortağı tarafından açılan haklı sebebe dayalı çıkma davası ileriye etkili hüküm ifade eden bozucu yenilik doğuran bir dava olup, bu davada çıkmayı gerçekleştiren irade mahkeme kararıdır. Mahkemenin çıkmaya ilişkin kararı şirketle ortak arasındaki hukuki ilişkiyi sona erdirir ve sonuçlarını dava tarihinden değil kararın kesinleştiği tarihte doğurur. Hemen belirtilmelidir ki, ortak tarafından açılan haklı sebebe dayalı çıkma davasında davacının ortaklık sıfatının kararın kesinleştiği tarihe kadar devam etmesi gerekmektedir. Zira haklı sebebe dayalı çıkma davasında verilen çıkma kararı, sonuçlarını kararın kesinleştiği tarih itibariyle doğuracağından davacının bu tarihte ortak olması gerekmektedir. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı-karşı davalı ile dava dışı diğer ortak arasında imzalanan 05.12.2013 tarihli ve "Şirket (Ortaklık) Sözleşmesi" başlıklı sözleşme sonrasında 26.12.2013 tarihli esas sözleşme ile davalı-karşı davacı şirketin kurulduğu, davacı-karşı davalının şirket sermayesinin % 15'i oranında 1200 adet paya sahip olduğu, davalı-karşı davacı şirketin kuruluşunda davacı-karşı davalının müdür olarak tayin edildiği, şirketi temsil ve ilzam yetkisinin bulunduğu, davacı-karşı davalının temsil yetkisinin şirketi münferit imza ile borçlanma ve şirketi taahhüt altına sokma yetkilerini içermediği, aylık 25.000,00 TL limitle sınırlı olmak üzere münferit imza ile ödeme yapma yetkisinin bulunduğu, öte yandan davalı-karşı davacı şirketin kuruluşu sırasında her iki ortağın vekili olan dava dışı ... vasıtasıyla Ticaret Sicil Müdürlüğüne verilen 31.12.2013 tarihli düzeltme beyannamesi ile şirket idaresi hakkında değişikliklerin yapıldığı, bu değişiklik ile davacının müdürlük yetkisinin kaldırıldığı, diğer ortak ...'nın tek başına şirketi temsil ve ilzama yetkili müdür olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Davacı-karşı davalı ile diğer ortak arasında imzalanan 05.12.2013 tarihli adi yazılı sözleşmedeki 7 nci maddede davacı-karşı davalının şirket müdürü olacağı kararlaştırılmış olup davacı-karşı davalının müdür olarak hangi alanlarda şirkete katkı sağlayacağı maddenin devamında açıkça düzenlenmiştir. Nitekim davalı-karşı davacı şirketin ana sözleşmesinin ilk hâli de ortaklar arasındaki 05.12.2013 tarihli sözleşme hükümlerine paralel olarak hazırlanmış olmasına rağmen davacının müdürlük yetkileri, yukarıda bahis geçen dava dışı vekil vasıtasıyla verilen düzeltme beyanıyla kaldırılmıştır. Davacının davalı-karşı davacı şirketin kuruluşundan itibaren diğer ortakla birlikte müdür olacağı inancıyla şirketin kurucu ortağı olduğu, buna karşın davacı-karşı davalının rızası dışında, müdürlüğüne dayanak ana sözleşme düzenlemesinin değiştirilmesi ile davacı-karşı davalının kurucu ortak olma yönündeki iradesinin temel gerekçesinin ortadan kalktığı, bunun yanında mahkemece dinlenen tanık beyanlarından şirketin her iki ortağının da geçinemediği, davalı-karşı davacı şirketin kuruluşundan itibaren ortaklar arasında çekişme olduğu, dava dışı diğer ortak tarafından davacı-karşı davalıya hakaret edildiği, bu anlamda davacı-karşı davalı yönünden davalı-karşı davacı şirketteki ortaklık ilişkisinin çekilmez hâle geldiği belirlenmiştir. Bu itibarla davacının asıl davada ileri sürdüğü çıkma talebinin haklı nedenlere dayandığının belirlenmesi ve bu haklı nedenlerin ispat edilmiş olması karşısında davacı-karşı davalının şirket ortaklığından haklı sebeple çıkma koşullarının gerçekleştiğinden çıkma talebinin kabulüne ile şirket borca batık olduğundan davacı lehine ayrılma akçesi takdirine yer olmadığına karar verilmelidir. Asıl dava ile ilgili değerlendirmelerden sonra karşı dava ile ilgili değerlendirmelere geçildiğinde,davalı-karşı davacı şirket,davacı-karşı davalı ...'in ortağı olduğu karşı davacı şirket ile iltibasa neden olabilecek bir isim ile yeni bir şirket kurduğunu, bu durumun haksız rekabet yarattığından bahisle davacı-karşı davalının şirketten çıkartılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 6102 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesi; "(1) Şirket sözleşmesinde, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği sebepler öngörülebilir. (2) Çıkarma kararına karşı ortak, kararın noter aracılığıyla kendisine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir. (3) Şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hâli saklıdır." hükmü haiz olup birinci ve ikinci fıkraları ortağın şirket sözleşmesine dayalı olarak çıkarılmasına ilişkin iken üçüncü fıkra ise ortağın mahkeme kararıyla çıkarılmasına ilişkindir. Her iki durumda da ortak, kendi iradesi dışında ortaklıktan çıkarılır. Ortağın haklı sebeplere dayalı olarak çıkarılması için açılacak dava öncesinde şirket tarafından öncelikle şirket genel kurulunda bu yönde karar alınması gerekmekte olup bu husus 6102 sayılı Kanun'un 621/1-h maddesinde emredici şekilde düzenlenmiştir. Bu nitelikteki bir karar kanun koyucu tarafından önemli kararlar arasında sayılmış olup kararın alınabilmesi için Kanun'un 621 inci maddesinde ağırlaştırılmış nisaplar öngörülmüştür. Buna göre haklı sebeplerle çıkarma davası açılması için şirket genel kurulunda geçerli bir karar alınabilmesi, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunmasına bağlıdır. Bu yeter sayı koşulu sağlanmayan genel kurul kararları yok hükmünde olup böyle bir karara dayalı olarak açılan çıkarma davasının da dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilir. Zira bu vasıftaki şirket genel kurul kararı, 6100 sayılı Kanun'un 114/2 nci maddesi anlamında çıkarma davası için aranan özel dava şartı niteliğindedir. Bu sebeple mahkemece yargılanmanın her aşamasında resen gözetilecek hususlardan biridir. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkarma talepli olarak açılan karşı davanın açıldığı tarihte 6102 sayılı Kanun'un 621/1-h maddesi gereğince davalı-karşı davacı şirket nezdinde alınmış genel kurul kararının dosyaya sunulmadığı, bu eksikliğin tamamlanması için davalı-karşı davacı şirkete verilen süre sonunda anılan tarafça 12.03.2018 tarihli olağanüstü genel kurul kararının sunulduğu, çıkarma davası için gerekli olan kararın sadece dava dışı diğer ortağın katılımıyla alındığı, yapılan toplantıya davacı-karşı davalının katılmamış olduğu anlaşılmaktadır. Dosyanın incelenmesinde davacı-karşı davalının şirket sermayesinin % 15'ine denk gelen ve her biri 25,00 TL itibari değerinde 1200 paya sahip olup diğer ortak dava dışı ...'nın ise sermayenin % 85'ine denk gelen ve her biri 25,00 TL itibari değerinde 6800 paya sahiptir. Dosyaya sunulan 12.03.2018 tarihli genel kurul kararında ise davacı-karşı davalının ortaklıktan çıkarılması için alınan kararın sadece diğer ortak dava dışı ...'nın olumlu oyuyla alınmıştır. 6102 sayılı Kanun'un 620 nci maddesinde olağan genel kurul kararlarının toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağı düzenlenmiş iken 621 inci maddesinde ise önemli kararların ise temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınacağı düzenlenmiştir. 6102 sayılı Kanun'un 621 inci maddesinde önemli kararların alınması sırasında "temsil edilen" ibaresi kullanılmış olup 620 nci maddeden farklı olarak "toplantıda temsil edilen" ibaresi bilinçli olarak kullanılmamıştır. Bu çerçevede limited şirketi, ortak sayısının 20'den az olduğu durumda şahıs şirketi özelliklerine yaklaşacak olması nazara alındığında iki ortaklı limited şirkette her iki ortağın da aynı yönde oy kullanmaması durumunda önemli kararlardan sayılan ortağın haklı sebeple ortaklıktan çıkarılması için genel kurul kararı bakımından öngörülen ağırlaştırılmış nisabın oluşması mümkün değildir. Bu sebeple tek ortak ile diğer ortak aleyhine alınan bu nitelikteki bir karar yok hükmünde olacaktır. Bu itibarla davalı-karşı davacı tarafından her ne kadar 12.03.2018 tarihli genel kurul kararı dosyaya sunulmuş ise de; 6102 sayılı Kanun'un 621 inci maddesi uyarınca şirket ortağının şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması konusundaki genel kurul kararlarının temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabileceği öngörülmüş olup iki ortaklı davalı-karşı davacı şirket ortaklardan sadece birinin iştiraki ile toplanan genel kurulda kanunda aranan nitelikte çoğunluğun sağlanamayacak olması karşısında, davalı-karşı davacı şirket tarafından dosyaya sunulan genel kurul kararı yok hükmünde olduğundan, işbu davada eksik olan özel dava şartının ikmal edildiği söylenemez. Bu sebeple karşı davanın 6100 sayılı Kanun'un 115/2 nci maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmisi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; ASIL DAVADA; 1-Davacının asıl talebi olan davalı şirketin haklı sebeplerle feshi davasının REDDİNE, ancak terditli talebi olan haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkma davasının KABULÜ ile, davacının, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde ... sicil numarasında kayıtlı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ortaklığından haklı sebeple çıkmasına İZİN VERİLMESİNE, 2-Davalı şirket borca batık olduğundan davacı lehine ayrılma akçesi takdirine YER OLMADIĞINA 3-Alınması gerekli 427,60-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 27,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 399,90-TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA, 4-Davacı tarafından ödenen 27,70-TL Başvurma Harcı, 27,70-TL Peşin Harç ve 4,10-TL Vekalet Harcının davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan 39 tebligat+posta ücreti 1.004,30-TL ,bir bilirkişi inceleme ücreti 3.000,00 TL, ATGV araç ücreti 150,00TL olmak üzere toplam 4.154,30-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 17.900,00-TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 7-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 504,00-TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, KARŞI DAVADA; 1-Davanın, nitelikli çoğunlukla alınmış ortaklar kurulu kararına ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle TTK'nın 621/1-(h) maddesi yollamasıyla HMK'nın 114/2 ve 115/2.maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 27,70 TL harçtan mahsubu ile bakiye 399,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 100,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, Dair,6100 sayılı HMK'nun geçici 3 üncü maddesinin 2 inci fıkrası yollamasıyla mülga 1086 sayılı HUMK'nun 26/09/2004 gün ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümleri uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı . 15/02/2024
Başkan ... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ... ☪e-imzalıdır.☪ Katip ... ☪e-imzalıdır.☪
"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."