İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/73 E. 2025/241 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/73
Karar No
2025/241
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2023/73 Esas KARAR NO:2025/241

DAVA:Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:26/01/2023 KARAR TARİHİ:10/04/2025

DAVA :Davacı vekilince mahkememize ibraz edilen dava dilekçesinde, müvekkili şirketin, tıbbi malzeme / medikal ürün ticareti ile iştigal eden bir firma olduğunu, yasal mevzuat gereği medikal ürün sektöründe, “adına medikal ürün üretme” hakkına sahip olmak için firmaların CE adı verilen belgesinin bulunması gerektiğini, müvekkilinin CE belgesi bulunmadığını, bu nedenle üretim yapamadığını, müvekkili şirketin, ticaretini gerçekleştirdiği ürünlerin bir kısmını alıp satarken, bir kısmını da uygun kalıpların imalatı akabinde uygun hammadde kullanımı ile CE belgesi bulunan (yasal olarak medikal ürün üretme hak ve yetkisine sahip olan) diğer şirketlere ürettirdiğini ve bu suretle bu ürünlerin satışını gerçekleştirdiğini, müvekkilinin , plastik cerrahlar tarafından yüz, gıdı ve boyun germe ameliyatlarında kullanılan tıbbi malzeme / medikal ürünlerin, (CE belgesi bulunan firma tarafından) üretiminin sağlanabilmesi adına 5 adet kalıbın üretilmesi için davalı yan ...Dış Tic. San. Ltd. Şti. ile anlaşarak 10/02/2022 tarihli sözleşmeyi imzaladığını, müvekkilinin amacının , 5 adet kalıbın davalı yan tarafından tıbbi malzeme / medikal ürün üretimine uygun bir şekilde üretilmesinin akabinde, CE belgesi (ürün üretme hak ve yetkisi) bulunan dava dışı firmaya bu kalıpları iletmek ve uygun hammadde kullanımı ile gerekli ürünleri yeterli sayıda temin ederek tüm Dünya çapında satışını gerçekleştirmek olduğunu, her ne kadar münakid sözleşmenin 3. maddesi kapsamında 5 kalıp için yapılacak toplam ödeme olarak 27.000 USD + KDV belirlenmişse de aynı maddenin "Karşılığı TL de olabilecek olup güncel kur üzerinden değerlendirebilecektir" hükmü uyarınca tarafların her bir kalıp için 80.000 TL + KDV olmak üzere toplam 94.400 TL bedel belirlediğini, müvekkilinin de bu kapsamda 5 kalıp için toplam 472.000 TL ödeme yaptığını, sözü edilen 5 kalıptan ikisinin emilebilir implant üretimi için, ikisinin emilebilir implantı uygulama aparatı üretimi için, birinin de implant uygulaması için operasyon esnasında kullanılan el aleti üretimi için sipariş verildiğini, sözleşmenin 3. maddesi uyarınca 5 kalıp için en son teslim tarihinin 31/03/2022 mesai bitimi olarak belirlendiğini, kalıpların teslim alınmasının akabinde müvekkilinin, tıbbi malzeme / medikal ürün üretimine yarayan bu kalıpları derhal CE belgesi bulunan üretici firmaya teslim edip; tıbbi malzeme / medikal ürün üretimini gerçekleştirerek gerek yurt içi gerekse yurt dışı satışlarını sağlamayı amaçlamışsa da ödemesi peşin yapılan kalıplardan üçünün defaten ayıplı üretildiğini, bu üç üründen ikisi olan emilebilir implant, birinin de implant uygulama aparatı olduğunu, ayıplı ürünlerin , faturada 1-ribbon Gıdı Ve Boyun Gerdirme İmplantı 2,5 Mm Kalıp Maliyeti, 2-ribbon Gıdı Ve Boyun Gerdirme İmplantı 2,5 Mm Uygulama Aparatı Plastik Kalıp Maliyeti , 3-... Yüz Gerdirme İmplantı 4,5 Mm Kalıp Maliyeti olarak belirlemesinin yapıldığını, davalı tarafından üretilmesi beklenen ürünlerin, müvekkili tarafından satışı yapılacak ürünlerin kalıpları olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin i̇kinci maddesi kapsamında müvekkilinin, davalı yana yaptıracağı kalıplar ile ilgili çizim, pastal, şablon, ölçü tablosu gibi önemli bilgilerini paylaştığı gibi kendisine numune de teslim ettiğini, davalı tarafından üretilen ürünlerin yukarıda detayları belirtilen 3 tanesi ayıplı olduğu gibi; teslim tarihi olarak 31/03/2022 belirlenmiş olmasına rağmen müvekkilinin aylarca ayıpsız ve taahhüt edildiği şekilde ürün üretileceği vaadi ile oyalandığını, bu suretle de ciddi zararlara uğradığını, davalı yanın sürecin başından beri bildiği gibi müvekkilinin medikal ürün ve tıbbi malzeme satışı yaptığı ve ürettiği kalıpların bu kapsamda kullanılacak olduğunu, davalı tarafından 10/02/2022 tarihli sözleşme kapsamında tanzim olunan fatura içeriğine bakıldığında dahi; "gıdı ve boyun gerdirme implantı, yüz gerdirme implantı" gibi ibarelerle ürünlerin vücudun hangi bölgesinde ne amaçla kullanılmak için üretildiğinin dahi bizzat davalı yan tarafından belirtildiğini, bu durumda; özellikle vücut içinde kalan malzeme (emilebilir implant) için piyasada 316L olarak yer alan ve halk arasında "paslanmaz çelik" olarak bilinen bir çelik kullanılması gerektiğini, buna rağmen; davalının üretimini gerçekleştirdiği kalıpların yer aldığı çelik malzemenin, kirli, paslı ve insan vücudunda kalan malzeme (emilebilir implant) üretimine uygun olmayan türde olduğunu, emilebilir implant, niteliği ve kullanım amacı itibariyle yüz, gıdı, boyun germe ameliyatlarında plastik cerrahlar tarafından kullanılan ürünler olup; özelliği itibariyle "insan vücudunda kalan malzeme" niteliğinde olduğunu, bu nedenle bu ürünlerin üretimi için kullanılan kalıpların hammaddesinin de insan vücudunda kalacak malzeme üretimine uygun ve insan sağlığını tehdit etmeyen nitelikte olması gerektiğini, uygulama aparatı; içindeki gizli bölgede emilebilir implantı barındıran ve implantın ilgili bölgeye sabitlenmesini sağlayan cisim olup gerekli boyut ve esneklikte olması gerektiğini, esnek olmayan uygulama aparatının kırılmasının, içindeki implantı da kullanılamaz hale getireceğini, davalı yanın, uygulama aparatı açısından da; müvekkilinin temin ettiği numuneden farklı boyutta ve farklı esneklikte bir kalıp ürettiğini, müvekkilinin, davalı yandan talep ettiği ürünlerin numunesini temin edip kendisine teslim ettiği halde davalı yanın, spesifik ve karakteristik özellikleri çok farklı olan başka ürünler üreterek kendisine teslim etmek istediğini, davalı yan tarafından; her üç ürün açısından da yanlış hammadde kullanılmış olmasının da kendisinin ağır kusurunu ortaya seren bir durum olduğunu, davalı yanın üretmesi gereken kalıbın, tam beş defa denenmesine rağmen (Her deneme için üretici firmanın fabrikasının bulunduğu Manisa iline gidildiğini.) her bir denemede farklı bir hata tespit edilerek bu hatanın telafisi adına yeni üretimler yapılması için kendisine süre verildiğini, bu süreçlerin de ; ilk etapta kalıbın hacmi ile ilgili hata yapıldığını ve olması gerekenden daha büyük boyutta bir kalıp üretildiği için kalıbın, üretim yapılacak cihaza takılamadığını, kalıbın cihaza takılamamış olmasının, müvekkilinin üretmeyi planladığı ürünü üretememesi anlamına geldiğini, bu nedenle davalı yana ayıp ihbarında bulunulduğunu ve kendisinin talebi üzerine süre verildiğini, ikinci denemede; üretilen kalıpta yer alan ısıtıcı ve soğutucularla ilgili teknik hata yapılmış olması sebebiyle üretim için kullanılacak olan hammadenin donmadığı veya fazla yandığı için ürün üretilemediğini, bu nedenle davalı yana ayıp ihbarında bulunulduğunu ve kendisinin talebi üzerine süre verildiğini, üçüncü denemede ürün üretimi denendiğinde; kalıp içerisinde hammaddenin bir kısmı kaldığından, yani üretimi planlanan ürün kalıptan tek parça halinde çıkmadığından dolayı kalıba yani tasarlanana göre ürün üretilemediğini, her seferinde farklı şekillerde işlevsiz ve kullanılamayacak ürünler üretildiğini, bu nedenle davalı yana ayıp ihbarında bulunulduğunu ve kendisinin talebi üzerine süre verildiğini, dördüncü denemede kalıbın hammadde ile temas eden yüzeylerinde paslanmalar tespit edildiğini, müvekkilinin tıbbi malzeme / medikal ürün üretecek olması ve bu ürünlerin insan sağlığı açısından hayati önem taşıması hasebiyle yüzeyleri paslı olan malzemelerin üretimde kullanılamayacağının beyan etmesine rağmen davalı yanın ekte sunulan görselde de yer alan kararmaların pas olmadığını, hammaddenin yanıp yapışması nedeniyle renk değişimi olduğu yönündeki beyanı ve üretim konusundaki ısrarı üzerine yine deneme amaçlı ürün üretildiğini, üretim sonucunda yüzeydeki renk değişiminin paslanma olduğu tespit edilince ve bu durum üretilen ürünlere de yanısıyınca bu kalıbın da üretim için kullanılamadığını, (Paslı ürünlerin tıbbi malzeme üretiminde kullanıldığının, olası bir denetim ile tespit edilmesi halinde üretimin gerçekleştirildiği fabrikanın kapanmasına dahi karar verilmesinin mümkün olduğunun, mümkündür.) Bu nedenle de davalı yana ayıp ihbarında bulunulmuş ve kendisinin talebi üzerine kalıbın insan sağlığını tehdit etmeyecek bir biçimde üretilebilmesi amacı ile süre verildiğini, beşinci denemede ise paslanmaların görünürde silindiğini ve paslı yüzey üzerine bir kaplama yapılmış olmasına rağmen; üretim için fabrikaya (Manisa) gidildiğinde kalıbın çelik olan hammaddesinin; üretilecek ürünün hammaddesine uygun olmadığı hususunun, fabrika üretim sorumlusu ve kalıp üretimi ile ilgili teknik eleman tarafından açık ve net bir biçimde tespit edildiğini ve ürünün fiziksel olarak olması gerektiği gibi tamamlanmadığını, bu durumun davalı yanın da kabulünde olup ilgili yazışmaların dilekçe ekinde sunulduğunu, davalı yanın her defasında ürünlerin ayıplı olduğunu kabul ederek yeni üretim veya telafi için süre talep etmesi ve müvekkili şirket yetkilisinin de davalı yana gerçekten güvenerek bu ürünün satışını kısa süre içerisinde yapabileceğine olan inancı nedeniyle; sosyal medya paylaşımı dahi yaptığını, deneme amaçlı yapılan üretimlerde çıkan ayıplı ürünlerin dahi fikir danışmak amacı ile plastik cerrahlara teslim edildiğini, ancak davalı yanın; kalıpların her ayıplı üretiminde özürler dileyerek müvekkili şirket yetkilisini bir şekilde ikna ettiğini ve sürekli ek süre talep ederek teslim sürecini aylarca uzattığını, deneme amaçlı üretilen ayıplı ürünlerden plastik cerrahlara fikir danışmak amaçlı verilen ürünlerin, plastik cerrahlar ellerine aldıklarında dahi parçalandığını ve bu suretle müvekkilin ticari itibarının yerle bir olduğunu, insan vücudunda kalan tıbbi bir malzeme üretimi yapan firmanın ürünü -deneme amaçlı veya fikir danışma maksadı ile verilmiş olsa dahi- parçalandıktan sonra o firmanın güven kazanması ve sipariş alması neredeyse imkansız olduğunu, kaldı ki; müvekkilinin, teslim edilen ürünlerin deneme ürünü olduğunu, fikir danışmak amaçlı verildiğini, sonradan parçalanmayan ve insan vücudunda kalmasında tıbben bir mahsur bulunmayan versiyonunun üretildiğini bildirmişse de bu kimselere ürün satışı gerçekleştiremediğini, yaşanan bu tahlihsiz olayların piyasada müvekkilinin sahte ve kalitesiz ürün sattığı, hekimi ameliyatta zor durumda bırakacağı yönünde dedikodulara sebebiyet verdiğini, yeni müşterilerle çalışmasını ve satış oranlarını engellediğini, kalıpların taahhüt edilen şekilde üretilip üretilmediğinin ve insan sağlığına uygun olup olmadığının kontrolü için yapılan her denemede; müvekkili şirket yetkilisinin davalı yanın bünyesinde çalışan kalıp ustasını da ikametinden alarak , her defasında ikamet ettiği il olan İstanbul ilinden Manisa iline gitmek zorunda kaldığı gibi bu denemeler sebebiyle ciddi bir hammadde sarfı, kar ve kazanç kaybı ve başkaca maddi zararlar da meydana geldiğini, buna ilişkin olarak CE belgesine (medikal ürün üretme yetkisi) sahip üretici firma olan dava dışı ... San. ve Tic. A.Ş isimli firmanın, müvekkili firmaya kesmiş olduğu faturaların mevcut olduğunu ve dilekçeye eklendiğini, ilgili faturalar incelendiğinde, 25/05/2022 tarihi itibari ile 106.203,82 TL , 06/09/2022 tarihi itibari ile 82.021,60 TL, 27/09/2022 tarihi itibari ile 35.876,59 TL, 24/10/2022 tarihi itibari ile 59.305,95 TL olmak üzere TOPLAM 283.407,96TL harcama yapıldığının görüldüğünü, hammade'nin geri dönüşümü mümkün olmayan, yalnızca bir defa kullanılabilir nitelikte olduğunu, yani, davalı yanın her defasında üretilen ürünlerin tam, eksiksiz ve ayıpsız bir şekilde gereği gibi üretilerek "bu sefer oldu" beyanı ile müvekkiline teslim ettiği kalıpların gerçekten olup olmadığını denemenin dahi müvekkili açısından telafisi mümkün olmayan zararlara sebebiyet verdiğini, bunca denemeye rağmen süreç sonunda müvekkilinin üretim ihtiyaçlarını karşılayan ve insan sağlığını tehdit etmeyen bir ürün elde edilemediğinden dolayı müvekkilinin uğradığı tüm zararın sorumlusunun davalı yan olduğunun sabit olduğunu, bu nedenle tarafların, dava konusu 3 ürün açısından sözleşmeden dönülmesine ve müvekkilinin zararlarının karşılanmasına karar vermişler ise de, davalı yan sürekli olarak müvekkiline ödeme yapacağını beyan edip ileri tarihli ödeme günü belirleyrek müvekkilinin daha fazla zaman kaybetmesine sebebiyet verdiğini, neticeden herhangi bir ödeme de yapmadığını, teslim tarihinin aylarca geçmesine rağmen teslimatın yapılamadığını bu nedenle müvekkilinin müşterilerinin taleplerini karşılayamadığını, kar ve kazanç kaybı meydana geldiğini, bu süreç içerisinde taraflar, kimi zaman Whatsapp isimli uygulama üzerinden iletişim halinde olduğundan dolayı; ayıp ihbarları, davalı yanın ağır kusurlu olduğunu ve ürünlerdeki ayıpları kabulü, ek süre talepleri, müvekkilinden özür dilediği ve yaşanan durumu telafi etmek istediğine ilişkin yazılı beyanlarının dilekçe de ibraz edildiğini beyan ederek, bu yazışmalarının özetinin dava dilekçesinin 7 ve 8.sayfalarında yapıldığını, tarafların yazışmaları ile de sabit olduğu üzere; davalı yanın, teslim tarihi çoktan geçmiş olmasına rağmen defalarca denenen ürünleri ayıplı olarak ürettiğini, neticeten gereği gibi üretemediğini açıkça kabul ettiğini, bu ürünler yönünden sözleşmeden dönüldüğünü, müvekkilinina başka firmadan aldığı fiyat teklifini iletmesi üzerine de "pazarlık yap ver onayı abi" şeklinde geri dönüş yaparak söz konusu ürünlerin farklı bir firma tarafından üretilmesine onay verdiğini, davalının bilgi ve onayını müteakip dava dışı bir firma tarafından söz konusu ürünler üretildikten sonra müvekkilinin, davalının ağır kusuru sonucu her ne kadar zedelenen itibarı nedeniyle beklediği siparişleri alamamışsa da; önceye nazaran satış yapabilmesi nedeniyle satış oranında az da olsa artış olduğunu belirterek dilekçesinin sonuç kısmında ; 1-Dava konusu 3 ürün olan; ... GIDI VE BOYUN GERDİRME İMPLANTI 2,5 mm KALIP ... GIDI VE BOYUN GERDİRME İMPLANTI 2,5 mm UYGULAMA APARATI ... YÜZ GERDİRME İMPLANTI 4,5 mm KALIP yönünden; taraflar arasındaki münakid sözleşme ile ilgili olarak; müvekkilince sözleşmeden dönme hakkının kullanılıp davalı tarafından kabul edildiği sabit olduğudan; müvekkilinin sözleşmeden dönme hakkını kullandığının mahkeme vasıtası ile belirlenmesine, 2-Müvekkili tarafından ödemesi yapılan (KDV dahil 94.400,00-TL bedelli 3 ürün olmak üzere toplam) 283.200,00-TL (ikiyüzseksenüçbinikiyüzTürkLirası)'nin davalıdan alınarak ödeme tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte müvekkili davacıya ödenmesine, 3-Müvekkili tarafından ödemesi yapılan ve zayi olan (25/05/2022 tarihi itibari ile 106.203,82 TL, 06/09/2022 tarihi itibari ile 82.021,60 TL, 27/09/2022 tarihi itibari ile 35.876,59 TL, 24/10/2022 tarihi itibari ile 59.305,95 TL olmak üzere TOPLAM) 283.407,96 (İkiyüzseksenüçbindörtyüzyediTürkLirasıdoksanaltıkuruş) TL değerindeki hammadde sarf bedelinin davalıdan alınarak ödeme tarihlerinden itibaren ticari faizi ile birlikte müvekkili davacıya ödenmesine, 4-Ürünlerin satılamaması nedeniyle müvekkilinin uğradığı kar kaybı, kazanç kaybı, işletme-ticari faaliyet zararı, ürünlerin denenmesi için yapılan her türlü ulaşım vb. masraflar ve müvekkilinin uğramış olduğu diğer maddi zarara karşılık gelmek üzere şimdilik 50.000,00 TL (ElliBinTürkLirası) Maddi tazminatın davalıdan alınarak sözleşmede teslim tarihi olarak belirlenen 31/03/2022'ten itibaren ticari faizi ile birlikte müvekkili davacıya ödenmesine, 5-Yaşanan tüm bu süreçte müvekkilinin mağduriyeti, ticari itibarının zedelenmesi, piyasada hakkındaki olumsuz yorum ve değerlendirilmelere sebebiyet verilmiş olması ve müşterileri nezdinde güven kaybına uğraması hasebiyle 50.000,00-TL (ellibinTürkLirası) manevi tazminatın davalıdan alınarak sözleşmede teslim tarihi olarak belirlenen 31/03/2022'ten itibaren ticari faizi ile birlikte müvekkili davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekilince mahkememize ibraz edilen cevap dilekçesinde, Enjeksiyon Kalıp Yapım Sözleşmesi gereğince müvekkili ile Davacı tarafça toplam 5 kalıp parçasının yapımı için anlaşıldığını, bu kalıplarla ilgili olarak İş sahibi Davacı tarafından İşi Yapan Müvekkiline yaptırılacak kalıplarla ilgili çizimler, pastallar , şablonlar ölçü tabloları ve numuneler gönderileceği hususunda mutabakata varıldığını, sözleşmenin 2. maddesinde de bahsedildiği üzere; iş sahibi tarafından işi yapana yaptırılacak kalıplar ile ilgili çizimler, pastallar, şablonlar, ölçü tabloları, numuneler gönderilme zorunluluğu olduğunu, müvekkili şirketin kendisine aktarılan bilgiler doğrultusunda basımı yapmakla mükellef olduğunu, basım için gerekli tıbbi ve istenen ölçülerin iş sahibi tarafından eksiksiz şekilde işi yapana bildirilmesi gerektiğini müvekkilinin sorumluluğunun sözleşme kapsamında İş sahibi olan Davacının aktardığı bilgiler doğrultusunda işi yapmak olduğunu, davacı şirketin Dava dilekçesinde açıkça "yasal mevzuat gereği medikal ürün sektöründe adına medikal ürün üretme hakkına sahip olmak için firmaların 'CE' adı verilen belgesinin bulunması gerekmekte bu belgesinin bulunmadığını belirttiğini, davacı taraf bu ürün sektöründe ürün üretmeye ilişkin izni olmadığı gibi buna bağlı olarak yeterliliği de bulunmadığını, bu sebeple Enjeksiyon Kalıp Yapım Sözleşmesinin gereklerinin davacı tarafça yerine getirilemediğini, davacının gerekli doneleri müvekkiline vermediğini, hatalı datalar verdiğini, müvekkili şirketçe kaliteli malzeme kullanıldığını ve özen gösterildiğini, geriye kalan basım işinin, yapılmasını istenen işin niteliği dolayısıyla teknik bilgiyi içermektedir. davacı şirket yetkilileri tarafından işin yapımı ile alakalı olarak müvekkiline teslim edilen, taraflarınca da dosyaya sunulacak datanın mevcut olduğunu, müvekkilinin kalıpları buna göre hazırladığını, müvekkilinin bu data kayıtlarına göre hazırlamış olduğu 1.kalıbı çıkararak davacı şirketin onayına sunduğunu, ancak bu data kayıtlarında kalıpların ölçülerinin davacı tarafça yanlış verilmiş olduğunu, hatalı kalıp söz konusu olduğunu, davacı tarafın gerekli teknik bilgiyi ilettiğini ancak kullanılacak hammaddeyle alakalı "paslanmaz" talebinde bulunulmadığını, piyasa koşulları göz önünde bulundurulduğunda ve bununla alakalı olarak piyasa araştırması yapıldığında da enjeksiyon kalıp yapım sözleşmesi'nde belirtilen ödeme planının "paslanmaz" hammadde kullanımında geçerli olmasının mümkün olmayacağını, müvekkilinin 5 kere ayıplı mal ifa ettiği iddiasının doğru olmadığını, taraflar arasındaki whatsapp konuşmalarının da davacı tarafın teknik bilgiye müvekkiline vermediğini kanıtladığını, sözleşme gereğince davacının USD üzerinden ödeme yapması gerekirken TL cinsinden yaptığını, üstelik ödeme tarihindeki kurdan da ödenmediğini, davacının manevi tazminat isteminin dayanaksız olduğunu, whatsapp yazışmalarında geçerli bir ayıp ihbarının bulunmadığını, ham madde bedeli ile ilgili davacının talebinin de kabul edilebilir nitelikte olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLER VE GEREKÇE : Dava, taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında nitelikleri dava dilekçesinde belirtilen 3 ürün yönünden davacının haklı olarak sözleşmeden dönmüş olduğunun mahkeme vasıtasıyla tespiti ile sözleşmeden dönülen ürünler için peşin ödenen bedelin iadesi, ayıplı imal edildiği kalıpların denenmesi amacıyla sarf edilen ham madde bedelinin ödenmesi, süresinde ve ayıpsız olarak teslim edilmemesi nedeniyle kar-kazanç kaybı , işletme - ticari faaliyet zararı, ulaşım vb gibi zararların tazmini, ticari itibarın zedelenmesi nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Deliller ; Sözleşme, fatura, whastapp yazışmaları, hammadde alımına ilişkin faturalar ,tarafların ticari defter ve belgeleri, bilirkişi incelemesi. Dava belirsiz alacak davası olarak açılmış ise de, davacının zararını belirlemek için tüm bilgileri sahip olduğu, belirtilerek davanın kısmi dava olarak yürütüleceği yönünde 13/07/2023 tarihli duruşmada ara karar oluşturulmuştur. Taraflar arasında imzalanan 10/02/2022 tarihli sözleşme incelendiğinde,5 kalıp yapımı için tarafların anlaştığı, teslim ve ödeme ile ilgili 3.madde incelendiğinde 31/03/2022 tarihinde ürünün teslim edileceğinin kararlaştırıldığı, 5 kalıp için toplam 27.000,00USD + KDV şeklinde ödeme hususunun tespit edildiği ve devamında karşılığının TL'de olabileceği ve güncel kur üzerinden değerlendirilebileceği yönünde şerh düşüldüğü tespit edilmiştir. Davalı tarafından davacıya kesilen 06/05/2022 tarihli fatura incelendiğinde, 5 adet kalıbın tek tek belirtilerek her birisi için 80,000,00TL + 14.400,00TL'de KDV olmak üzere KDV dahil toplam ödenecek miktarın 472.000,00TL olarak tespit edildiği ve faturanın davacı tarafa gönderildiği anlaşılmıştır. Davalı tarafça kesilen fatura biraz önce belirtildiği gibi TL cinsinden kesilmiştir. Davacı vekili, ayıp iddiası ile ilgili yapılan görüşmelerin bulunduğu whatsapp yazışmalarını dilekçelerine eklemiş ayrıca dava dilekçesinde belirtmiş olduğu ham madde alımı ile ilgili faturaları da sunmuştur, bu faturalar incelendiğinde dava dışı...Aş tarafından davacı firmaya kesildiği, 4 adet faturada "arge çalışması ham malzeme sarf bedeli" yazdığı, faturaların KDV dahil 59.305,95TL , 35.876,59TL, 82.021,80TL, 106.203,82TL olduğu tespit edilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde bahsetmiş olduğu data verilerini CD halinde sunmuştur. Davacı vekili, 06/07/2023 tarihli dilekçesinde ; " A-Mıdface Yüz Gerdirme İmplantı Kalıbı Açısından Davalı yan ilgili bu kalıbı sözleşme gereğince 31/03/2021 tarihinde ve sonrasında kullanıma hazır ve insan sağlığını tehdit etmeyecek şekilde teslim etmemesi dolayısıyla ticari hayatını devam ettirmek zorunda olan müvekkil şirket, davalı yanın ürün teslimini taahhüt ettiği tarihten tam 8 ay sonra, 24/11/2022 tarihinde "... Malzemeler San.ve Tic. A.ş." isimli dava dışı başka bir firma ile üretim yönünden anlaşmış ve kalıbı bu firmaya yaptırmıştır. (Kalıbın alımına ilişkin fatura ve tüm ticari kayıtlar mevcut olup talep halinde tarafımızca ibraz edilebileceği gibi; ticari defterlerin incelenmesi aşamasında sayın bilirkişiler tarafından bu durum rakamsal ve tüm mali verileri ile tespit edilecektir.) Kalıp, 2023 yılının ocak ayında teslim alınmış ve yine ...isimli firma bünyesinde ürün üretimine başlanmıştır. Her bir ürün açısından maliyet 50 Euro olup satış bedeli sipariş sayısına göre farklılık göstermekle beraber toptan satışlarda minimum 275 Euro iken perakende satışlarda ise 350 Euro bandında satışa sunulmaktadır. Ayda minimum 200 ürün satışı planlanırken hali hazırda aylık ortalama satış miktarı 30 civarı olup bunun sebebi davalı yan yüzünden müvekkil şirketin zedelenen itibarıdır. Müvekkil şirket ticari kayıt ve defterleri ile kesilen faturalar incelendiğinde de görüleceği üzere ürün bazlı kar marjı ve kazancı oldukça yüksek olup davalı yanın kalıpları zamanında teslim etmemiş olmasından dolayı müvekil nezdinde oluşan ciddi bir kayıp mevcuttur. Bunun yanı sıra; ayıplı üretilen kalıplar dolayısı ile itibar zedelenmesi yaşayan müvekkilin yeterince sipariş alamadığı ve müşteri kaybettiği gerçeği de ortadadır. B-ribbon Gıdı Ve Boyun Gerdirme İmplantı Kalıbı Açısından ribbon Gıdı Ve Boyun Gerdirme İmplantının da dava dışı "...A.ş." isimli firmaya 19/06/2023 tarihinde sipariş onayı verilmiş olup kalıp şu anda üretimdedir. Üretimin tamamlanması için yaklaşık olarak 40 gün bir süre öngörülmektedir. (Kalıbın siparişine ve alımına ilişkin tüm ticari kayıtlar mevcut olup talep halinde tarafımızca ibraz edilebileceği gibi; ticari defterlerin incelenmesi aşamasında sayın bilirkişiler tarafından bu durum rakamsal ve tüm mali verileri ile tespit edilecektir.) Görüldüğü üzere; bu kalıp da davalı yan tarafından gereği gibi ve insan sağlığını tehdit etmeyecek şekilde üretilemediği için müvekkil şirket, 1,5 yıl gibi bir süredir bu kalıptan mahrum kalmış ve kalıp ile ürettirmeyi planladığı ürünleri satamamıştır. Bu kalıptan üretilmesi planlanan ürünlere ilişkin olarak ayda minimum 200 adet satış planlandığı halde davalı yan tarafından kalıp üretilemediğinden dolayı bu satış yapılamamış, siparişler geri çevrilmiştir. C- Ribbon Gıdı Ve Boyun Gerdirme İmplantı 2,5 Mm Uygulama Aparatı Kalıbı Açısından , Bu kalıp davalı yan tarafından gereği gibi ve insan sağlığını tehdit etmeyecek şekilde üretilemediği gibi, müvekkil tarafından da başka bir firmaya ürettiril(e)memiş, bu konudaki zararımız "ürün üretecek bir kalıbın halen dahi bulunmaması" şeklinde devam etmektedir. Bu konudaki zarar, ürün üretilememesi ve satış yapılamıyor olmasından kaynaklı olarak her geçen gün daha da artarak devam etmektedir. Sayın mahkemeniz tarafından gerekli görülmesi halinde hesaplamaya esas alınması adına biraç farklı firmadan fiyat teklifi alınıp sayın mahkemeye ibraz edilmesi mümkündür. Bu kalıp, bir önceki başlıkta yer alan "Ribbon Gıdı Ve Boyun Gerdirme İmplantı" nı muhafaza etmek için kullanılan koruyucu kılıfın kalıbıdır. Bir önceki başlıkta da izah edildiği üzere; Ribbon Gıdı Ve Boyun Gerdirme İmplantı için de ayda minimum 200 adet satış planlandığı halde davalı yan tarafından kalıp üretilemediğinden dolayı bu satış yapılamamış, siparişler geri çevrilmiştir. İşbu başlık kapsamında sözü edilen kalıp da "Ribbon Gıdı Ve Boyun Gerdirme İmplantı"nı muhafaza etmek için kullanılan koruyucu kılıfın kalıbı olduğundan dolayı rakamlar aynıdır. " şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı taraf dava dilekçesinde, kar-kazanç kaybı, işletme - ticari faaliyet zararı, ürünlerin denenmesi için yapılan ulaşım vb gibi zararlar kapsamında 50.000,00TL talep etmiş olup, bu talebini kalem kalem bölmesi için süre verilmiş, davacı vekili 07/12/2023 tarihli dilekçesinde şimdilik kar ve kazanç kaybı için 30.000,00TL , işletme - ticari faaliyet zararı için 15.000,00TL, ulaşım masrafları için 5.000,00TL istediğin açıklamıştır. İddia edilen ayıp ve ihbar süreleri ile ilgili olarak taraflar tanık deliline dayanmışlardır. Manisa ... Ticaret Mahkemesince talimat yolu ile dinlenen davacı tanığı ...beyanında ; " Ben...adlı firmada çalışmaktayım, davacı yada davalı firmada hiç çalışmadım, kalıplarla üretilmesi hedeflenen ürünlerin Ar-Ge çalışmalarını ben yapıyorum, kapıların denemesini de ben yapıyorum, dava konusu kalıplardan 2 tanesi bize davacı ve davalı tarafça birlikte getirildi. Kalıpların boyutlarıyla ilgili sorun yaşandı. Cihazlar belirli boyut ve ağırlıktaki kalıpları kabul etmektedir, gelen ilk kalıplar hem ağır, hemde büyüktü, ... Metal şirketi revizyonu yaparak kalıpları tekrar getirdi, ancak bu seferde kalıpların içerisindeki ısıtıcıların hatalı üretilmesinden kaynaklı problem yaşandı zira ısıtıcılar uygun olmadığından hammadde yanmaktaydı. Bu probleme ilişkin olarak ta kalıpların içerisindeki rezistanslar değiştirildi, ancak yine sonra yapılan denemelerde hammaddenin yandığı ve bu sebeple kalıptan çıkmadığı görüldü. Ayrıca kalıpta paslanmalar görüldü. Bu süreçte kalıplar bize toplam 5 kez geldi dedi. Davacı vekilinin talebi üzerine tanıktan üretim öncesi davalıya hammadde ile ilgili bilgi verip verilmediği, kullandığı kalıplar ile ilgi örnek verilip verilmediği hususlarında bilgisi olup olmadığı soruldu: ...metal şirketi temsilcileri dava konusu kalıpların üretilmesinden önce firmamıza geldiler, bizde kullanılması gereken hammaddeye ve yapılacak kalıbın niteliklerine ilişkin kendilerine bilgi verdik, Davacı vekilinin talebi üzerine tanıktan davalının dava konusu kalıpları insan vücudunda kalacak madde üretimi için kullanıp kullanılmayacağını bilip bilmediği yada bilebilecek durumda olup olmadığı soruldu : ... metal şirketine bu konuda bilgiyi ben verdim, bilgi toplantı sırasında verildi dedi. Davacı vekilinin talebi üzerine tanıktan davalı tarafa kullanacağı kalıba ilişkin prototip verilip verilmediği soruldu : ... metale dava konusu kalıpların birebir aynısı olan bir örnek verilmedi, ancak firmamızda kullanılan benzer özelliklerdeki kalıpları gösterdik dedi. Davacı vekilinin talebi üzerine tanıktan dava konusu kalıpların denenmesi amacıyla Manisa iline davacı yada davalı tarafça gidilip gidilmediği, gidildi ise kaç defa gidildiği ve bu ziyaretlerde denen kalıplara ilişkin nasıl süreçler yaşandığı, kalıplar ile ilgili sorun yaşanıp yaşanmadığı, yaşandı ise ne gibi sorunlar yaşandığı, firma çalışanların üretilen kalıplara ilişkin ayıp ikrarı olup olmadığı soruldu : yukarıda anlattığım gibi Manisa'ya firmamıza 2-3 kez birlikte geldiler, daha sonrasında ayrıca davacı firmada tek olarak geldiği zamanlarda oldu bu ziyaretlerde de yukarıda anlattığım denemeler yapıldı. ... Metal'den ilk geldiklerinde ... gelmişti, ikincisinde ... gelmedi, kalıp ustasını göndermişti, ismini Halil olarak hatırlıyorum, kalıbı ve üretim yerini gördükten sonra "Kalıbın bu üretim koşullarına ve hammaddeye uygun olmadığını" söyledi. ... ilk geldiğinde "sorunu düzeltip göndereceğim" dedi. Ben biyomedikal öğrenimi gördüm, bir üründe veya kalıpta insan sağlığına zararlı olup olmadığını anlamam için üretiminde kullanılan malzemelerin teknik verilerinin bende olması gerekir, ancak dava konusu kalıplara ilişkin böyle bir bilgi verilmedi, ancak kalıp üzerinde çizikler ve pas lekeleri vardı, bunun insan sağlığına zararlı olduğunu bilmek için biyomedikal okumaya gerek yok, ancak biyomedikal okuyan biri kesin olarak bilir dedi. Davacı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu : Ben , davacı şirket yetkilisi... ve davalı şirket yetkilisi ... 3 telekonferans görüşmesi ile görüştük, yukarıda belirtmiş olduğum hataları, bu görüşme sırasında taraflara söyledim dedi. Davacı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu : Ürünler benim firmamdan çıkıyordu, fakat kalıplar üründen çıkmadığı için davacı şirkete ürün veremedik, zira davacı şirket ürün siparişlerini bize yapmaktaydı, ürünü biz üretmekteydik dedi. Davacı vekilinin talebi üzerine tanıktan davacı tarafça ürünlerin cerrahlara iletilmiş olması hususunda ürünlerin kullanımı sayesinde fikir alma amacıyla mı teslim edildiği hususu soruldu : Cerrahların kullanımı için ürün çıkarılmadı, 2 ürün numune çıkarıldı, onlarda kırıldı." şeklinde beyanda bulunmuştur. Duruşmada dinlenen davacı tanığı ... ; "Ben plastik imalatı işi ile uğraşıyorum, her iki şirket yetkilisinde tanıyorum, ikisinde ben tanıştırdım, davacı tarafın 5 adet kalıp talebi vardı, davalı taraf ile davacı tarafı bir araya getirdim, 5 kalıp üzerinde anlaştılar, bir kaç kalıbı davalı taraf tamamladı, bir kaç kalıpta ise problemler olduğunu duydum, ben sorunlu kalıpları bizzat görmedim, davacı taraftan duyduğum kadarı ile davacı taraf kalıpların ayıplı olduğunu davalı taraftan bildirmiştir. --İlk başta sıkıntılı olan kalıplarla ilgili davacı tarafından davalıya bilgi verilmediğini duydum, bu bilgim sözleşmenin ilk görüşmesi ile ilgilidir daha sonra bilgi verilip verilmediğini bilmiyorum dedi. --Davalı taraf ürettiği kalıplarla yapılacak malzemelerin insan vucüdunda kullanacağını biliyordu. --Kalıpların denenmesi amacıyla Manisa'ya davacı ve davalı tarafın birlikte gittiğini duydum. --Davalı firma çalışanlarının ayıp ikrarında bulunduklarına bizzat şahit oldum, "kalıpta hata var düzeltilmesi gerekir" diye davalı şirket yetkilisinden bizzat duydum dedi. --Kalıplarda pas olduğunu bizzat gördüm, bununla üretilen maddeninde pas nedeniyle insan sağlığına zararlı olacağının düşünüyorum dedi. ---sözleşmede "paslanmaz" ibaresi ile ilgili hüküm benim bildiğim kadarıyla yoktu, paslanmaz ile ilgili madde olsaydı maliyeti değişirdi, bu tür kalıplarda genellikle çelik kullanıldığı için paslanma ile ilgili sorun olmayabilir , --bilinebilinir, insan sağlığından kullanılan bir ham madde olduğu için kalıpçıların çok da vakıf olduğu bir konu değildir, --paslanma ile ilgili bir revize olduğunu biliyorum, krom kapladıklarını duydum ancak sorunun devam ettiğini de duyduk, --ilk görüşmede model verildiğini biliyorum ama hata olup olmadığını bilmiyorum " şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı ... ; "Ben 25-30 senedir kalıp ustası olarak çalışırım, ben davalı firmada çalışmıyorum ancak ara sıra davalı firmanın çağırması üzerine yardıma gidiyorum dedi. --davalı taraf davacı ile imzalamış olduğu sözleşme kapsamında kalıp yapmamız gerektiğini söyledi , bende kalıpların yapılmasına yardım ettim, ben ne davacı taraftan ne de davalı taraftan ham madde ile ilgili bilgi almadım, davacı taraf numune kapsamında davalı tarafa çizim vermişti, ayrıca davacı taraf numunede vermişti ancak ben ham maddenin ne olduğunu anlamam, --bizim üretmiş olduğumuz kalıpları alarak, davacı şirket yetkilisi ile birlikte, bu kalıplar esas alınarak ham madde üretilecek Manisa 'daki tesise gittik, Manisa da ki tesise gidince bu kalıplarla üretilecek malzemelerin insan vücudunda kullanacağını o aşamada öğrendim , bizim üretmiş olduğumuz kalıpların üst yüzeylerinin paslanmış olduğunu davacı yetkilisi ile birlikte gitmiş olduğumuz Manisa da gördük, insan vucündunda kullanılacağını o an anlamam üzerine kalıpların paslanmaz ve hijyenik olması gerektiğinde anladım, biz kalıpları Manisa da denedik, bir tanesinin üstünde eksik vardı onu deneyemedik, birtanesini denedik, ürün tam olarak doldurmadı, kalıpları geri getirdik, biz davalı firmaya geri geldiğimizde, bu kalıplarla tıbbı malzeme üretilecek dedim, paslanmaz olması gerektiğnide anlattım, davalı şirket yetkilisi de bana bu konuda bana bir şey söylenmedi dedi, ondan sonrada kalıpların üstünde krom kaplattık, sonra Manisaya tekrar götürdük denedik, sonra geri geldik, -- ....... biz 2 defa gittik dedi. --davalı şirket yetkilisi paslanmaz olması gerekiyormuş benimde haberim yoktu diye bana söyledi,. Yenisini yapacağız diye de söyledi dedi. --2 nolu soruya verdiğim cevapta 5 nolu soruyuda açıkladım dedi. --ikisinin arasındaki sözleşmeden haberim yok, paslanmaz malzeme olması kabul edildiğinde sözleşmenin maliyeti artar, paslanmaz olması halinde maliyet 2 katını geçer. dedi. --üretilen ürünlerin insan vucüdunda kullanıldığına dair bir bilgim yoktur. --davacı ile Manisaya gittiğimiz davacı bana kalıplar paslanıyor dedi, bende insan vucüdunda kullanılacağını anladığım için bizim ürettiklerimiz paslanır, paslanmaz olması gerekir diye söyledim, davacı taraf ürünün paslanmaz olması gerektiğini Manisa da anladı dedi. --ilk gönderilen modele göre üretimi yaptık, ancak kalıptan çıkartılırken kırılma oldu, ondan sonra bir kaç tane daha kurt ağzı yada kanca denilen şeyler ekledik, bu yeni eklemeleri ve yeni modelleri davacı tarafın istemesi üzerine yaptık" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı ... ; " Ben davacı tarafın firmasında muhasebe ve dışarı işlerine bakarım, --davalı tarafa ham madde ile ilgili bilgi verildi, üretilecek ürünlerle ilgili örneklerde teslim edildi. --davalı kalıplarla üretilecek malzemelerin insan vucüdunda kullanılacağını biliyordu, en başından itibaren sözleşme yapılırken üretilecek ürenlerin vucüt içinde kalacak ürünler olduğu konuşuldu. -- kalıpların denenmesi amacıyla Manisa'ya 1 defa benle olmak üzere 4-5 defa gidildi, benim olduğum sırada davacı yetkilisi ile ...da vardı. --davalı firma çalışanları ürünlerde hata olduğunu şifaen söylediler, gerek ürünün kalıptan çıkmaması nedeniyle seri üretime geçilemedi, ayrıca kalıplarda paslanma olduğu da görüldü ve davalı tarafça da bildirildi. -- paslı kalıptan çıkan ürün insan sağlığına zararladır zaten dedi. --ürünlerle ve ayıplarla ilgili her türlü bilgi davalı firma ile toplantı yapılarak davalı firmaya bildirildi dedi. --davacı firmada sigortalıyım, 2021 yılından beri davacı firmadayım, sözlmeşme imzalanırken orada değildim, sözleşme maddelerini kimin hazırladığını bilmiyorum dedi. --modellerle ilgili mailin manisada ki fabrika yetkililerince atıldığını biliyorum, mailleri ben atmadım diye hatırlıyorum dedi. --Davacının CE belgesi vardır tıbbı ürün üretme yetkisi de bulunmaktadır dedi. --Sözleşmedeki ödemelerin yapılıp yapılmadığını net olarak bilmiyorum dedi. --biz Manisa daki fabrikaya fason üretim yaptıyoruz, manisa daki şirket davacı şirkete ait değildir, manisa da ki fabrikanın CE belgesi vardır, davacı şirketin CE belgesi yoktur , beyanımı bu şekilde düzeltiyorum " şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ... ; " Ben kalıp ustasıyım, ben davalı firmada çalışırım, 5-6 yıldır davalı firmada çalışıyorum dedi . --Kalıpların üretiminde bende bizzat çalıştım, davacı taraf modellerle ilgili tarafımıza bilgi verdi, 5 kalıp üretmemiz istenildi, kalıpları standart metal olarak işledik, davacı taraf kalıpları denedi, ölçü hatası olduğunu söyledi, ölçü hatasını düzelttik, tekrar düzelttik baskıya girdiler , ürünün paslanmaz olmaması gerektiği bize bildirilmedi. --teslimde gecikme oldu, biraz ödemelerden dolayı birazda kalıpların üretilme sürecinden , ölçü hataralarından dolayı git gellerden dolayı gecikme oldu, ne kadar gecikme olduğunu tam hatırlamıyorum dedi. --Çalıştığım firma yani davalı taraf medikal firma değil , ben davacı tarafın da medikal firma olduğunu bilmiyordum dedi. -Ben manisadaki firmaya hiç gitmedim dedi. --sözleşmede paslanmaz ile ilgili madde yoktu, paslanmaz ile ilgili sözleşme olması halinde 3-4 kat daha maliyetli olması gerekir dedi. Yukarıda kimliği ve yemini tahtında davalı tanığından davalı vekilinin 2 nolu soru kapsamında soruldu : --Tıbbi Hammadde detayı veya fiyatı kalıp üretimi yapan bir firma tarafından bilinemez dedi. --davacı taraf kalıpların paslandığını söylemesi üzerine, mevcut olan kalıpları kurtarma amacıyla çalıştığım firma tarafından krom kaplandı dedi. --davacı tarafından gönderilen modellerden sonra , davacı taraf tekrar tadilat amacıyla tekrar model gönderdi, davacı tarafından gönderilen ilk modellerde ölçüm hatası vardı, ölçüm hatasını davacı taraf tekrar model göndererek düzeltti, bu durum teslimde gecikmeye neden oldu " şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ... ; " Ben civada kalıpçısıyım , benim kendi firmam var, ... Metal yetkilisi ile 25 yıllık dostluğumuz var dedi. --sözleşmeyi tam bilmem , paslanmaz plastik kalıbı olduğunu ben bilmiyorum , paslanmaz çok pahalı bir madde maliyetler tabi ki artar , dedi. --Tıbbi Hammadde detayı veya fiyatı kalıp üretimi yapan bir firma tarafından bilinemez dedi. --kalıplarda paslanma olduğunda krom kaplanır dedi. --davalı şirket yetkilisi ile zaman zaman konuşuyorduk , davacı taraftan ödemelerin gelmediğini zaman zaman söylediğini duydum dedi. --ben sadece imalat aşamasında yani davalı tarafın imalatı aşamasındaki bazı bilgilere vakıfım, kalıplar yapılma esnasında da davalı şirketin yetkilisi ... ile birlikte beraberdik dedi. --süresinde kalıpların teslim edilip edilmediğini bilmiyorum dedi. --Davalı taraf çalıştığı firmanın yani davacı firmanın medikal bir firma olduğunu biliyordu, çünkü davacı firmanın ünvanı medikal dedi. -- Krom kaplanan bir kalıp paslandığında titanyum kaplanır dedi. --Birine kalıp yapılacağı zaman bunun ne için kullanılacağı sorulmaz dedi. ---bütün kalıplar hassastır , davalı tarafta davacıya ürettiğini kalıpların daha hasas olduğunu biliyordu" şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizce resen seçilecek bir plastik cerrah, bir mali müşavir, makine mühendisi ,birde eser sözleşmelerindeki ayıpla ilgili borçlar hukuku alanında nitelikli hesaplama uzmanı seçilerek, davacının merkez adresinde ve davalının merkez adresinde keşif yapılarak, davacı ve davalıda bulunan kalıplar incelenerek ayrıca her iki tarafın 2022-2023 yıllarına ait ticari defter ve belgeleri merkez adreslerinde HMK 218 maddesine göre bilirkişiler tarafından incelenerek mahkememizce 13/07/2023 tarihli duruşmada saptanan uyuşmazlık noktaları hususunda rapor aldırılması yönünde ara kararı kurulmuştur. Keşif akabinde bilirkişiler tarafından sunulan rapor incelendiğinde, plastik cerrahisi açısından değerlendirilmesi ile ilgili bölümünde " 26.01.2024 tarihinde davacı şirketinin işyerinde davalı firmanın ürettiği iddia edilen kalıplar üzerinden dökülen yüz germe implantları incelendi. İmplantların çok sert ve kırıldan olduğu, olması gerektiği şekilde dişlerinin ve deliklerinin bulunmadığı görüldü Davacı firmanın başka bir firmaya ürettirilen kalıplardan üzerinden dökülen implantlar da incelendi. İmlanların fleksible (yumuşak ve bükülebilir) olduğu, şeklinin olması gerektiği gibi olduğu görüldü. İmplant ile yüz germe işleminde ilk olarak şakak bölgesinden yapılan kesi ile girilerek yanak bölgesine kadar cilt altına tünel oluşturulur. Cilt altında oluşturulan bu tünel içinden implantlar yerleştirilir. İmplantların ucundaki dişler yardımıyla yanak dokuları yukarı doğru çekilerek asılır. Uygun gerginlik sağlandıktan sonra implantın ucundaki deliklerden atılan dikişler ile implant derin dokulara sabitlenir. Böylece hızı bir şekilde yüz germe işlemi tamamlanmış oldur. Davalı şirketin ürettiği tarzdaki sert implantlar bu aşamalarda kırılarak cilt altında kalabilir, onları çıkarmak için ekstra zaman harcanması gerekir, dokularda tahribat oluşabilir. Bu nedenle üretilen implantların kusurlu görünümde ve yapıda olduğu düşünülmektedir." şeklinde görüş bildirildiği, Ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerle ilgili olarak mühendislik açısından değerlendirmenin yapıldığı ve raporda ayıplı olduğu iddia edilen 3 kalıp ile ilgili gösterilen kalıp ve resimler incelendiğinde, "son derece bakımsız, korozyon, buhar ve suya karşı dayanıklı, havayla temasta herhangi bir oksitlenmeye karşı bir kimyasal kalıp koruyucu tarafından koruma altına alınmadığından yer yer paslanmalar görülmektedir. Bu durum kendilerine sorulduğunda böyle bir yağlamaya gerek duyulmadığı belirtilmiştir. Ayrıca davacının kendilerine bu kalıbın sağlıkta kullanılacak bir ürünün imalatında kullanılacağını belirtmediğini, bu yüzden de pahalı bir malzeme kullanmadıklarını belirtmişlerdir. Halbuki özellikle plastik enjeksiyon makinelerinde kullanılacak kalıp malzemelerinin yüksek basınca ve aşınmaya dayanıklı malzemelerden seçilmesi ve de çalışma sırasında yüzeysel aşınmalar nedeniyle yüzey bozulmalarının önüne geçmek için de gerekli durumlarda kalıbın ömrünü uzatmak amacıyla sert bir yüzeysel kaplama yapılması gerekirdi. ... Yüz Gerdirme İmplantı 4,5 Mm Üretmek Üzere Davacı ... Ticaret A.ş Tarafından ...Dış ticaret Sanayi Ltd. Şti.'ne sipariş edilen kalıp, dosyadan alınan bilgilere göre, imalatı tamamlandıktan sonra üretim yapılacak tezgaha bağlanmak istenmiş ancak boyutlar uymadığından davalı tarafından revizyon yapılmış, kalıp tekrar denenmek istendiğinde de kalıpların içerisindeki ısıtıcıların hatalı yapılmasından dolayı üretilen üründe yanmalar olmuştur. Üçüncü ve dördüncü denemelerde ise hammaddenin kalıbın içerisinde tam dağılıp, kalıbı doldurarak yolluklara ulaşamadığından her seferinde farklı formlarda ve ağırlıklarda ürünler elde edilmiştir. Kalıptan çıkan ürünler de kendilerinden beklenen esneklikten uzak, farklı sertliklerde ve kırılgan olarak üretilmiştir. Davalı kalıbın yapılması sırasında bu kalıpta üretim sırasında kullanılacak hammaddenin özelliklerini tam incelemediğinden, hammaddenin ısıtıcılar tarafından ısıtılıp eridikten sonra kalıbın içindeki hareketini tam olarak belirleyememiş, ısıtıcıların tasarımını yeterince yapamadığından ısıtılıp eritilen hammadde yanmış veya kalıp içerisinde tam olarak akarak yolluklara ulaşamadan soğumaya başlamış ve netice olarak ta gerekli formlarda ve esneklikte üretilememiştir. Halbuki dava konusu ürünün üretileceği kalıbı üretmek durumundaki davalının kendilerine sipariş edilen kalıbın tasarımını yaparken ve üretirken; Enjeksiyon kalıplamada kullanılacak olan plastik hammaddenin türü, Enjeksiyon kalıplama yöntemi, Plastik parçanın kalıp içerisinde nasıl doldurulabileceği (yolluk sistemi), Plastik enjeksiyon kalıbının nasıl soğutulacağı ve parça düşürme sistemi ve gaz birikim noktaları, Plastik parçanın dolumunda plastik hammaddenin akışının analizi, Hammaddenin çekme payı, Kalıbın yüksek basınç altında kalan kısımlarının analizi yapılarak uygun kalıp malzemesinin seçimi ve gerekli bölgelerin ısıl işlemle ekstra sertleştirilmesinin sağlanması vb. çalışmaları yeterince yapmadığından yapılan kalıbın çalışmadığı kanısına varılmıştır. Son resimde yetersiz ısıtıcı ve soğutucu tasarımı nedeniyle tam eriyemediğinden optimal akışkanlığa ulaşamadığı için kalıbın içerisinde yolluklara ulaşamadan erkenden katılaşan ayıplı parça ile başka bir kalıpla üretilen ayıpsız ürün görünmektedir. Bütün bunların sonunda kalıp tasarımını ve üretimini yapan davalının teknik olarak yetersiz olduğu açıkça görülebilmektedir....Caddesi No... İç Kapı No:.. / İstanbul adresinde yapılan keşif sırasında ve adı geçen dava için hazırlanan dosya içerisinde yer alan belgeler ve tanık ifadelerinin incelenmesi sonunda; dava konusu olan kalıp ve bu kalıplarda üretilen ayıplı ürünler ... Yüz Gerdirme İmplantı 2,5 mm incelendiğinde, üretilmeye çalışılan ürünlerin nihai formda olmadıkları, hammaddenin kalıbı tam olarak doldurmamış olması nedeniyle yolluk tabir edilen bölgelere kadar da hammaddenin ulaşamamış olduğu görülmektedir. Kalıptan üretim sürecinde istenen performansın elde edilememiş olması nedeniyle de üretilen ürünün sahip olması gereken esnekliğe sahip olmadığından kırılgan olduğu saptanmıştır." şeklinde görüş bildirilmiştir. Tarafların ticari defter ve belgeleri bilirkişilerce incelenmiş, davacının ticari defter ve belgelerine göre söz konusu kalıplar için davacının davalıya 470.000,00TL ödediği, davacının davalıya 2.000,00TL borçlu göründüğünü, davalının ticari defter ve belgelerinde de davacının davalıya 470.000,00TL ödediği ve davalının davacıdan 2.000,00TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, davacının ham madde alımı ile ilgili olarak ileri sürdüğü, dava dışı firma tarafından kesilen faturalarında davacının ticari defter ve belgelerinde kayıtlı olduğunu belirttikleri ve raporun sonuç kısmında ; "1) Davacı yan'ın 2022 yılına ait Ticari defterlerinin, kebir ve envanter dökümleri yapılmamış olduğundan, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmamış olduğu, 2023 yılına ait Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, 2) Davalı yan'ın 2022 yılına ait Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, 3) Davacı ve davalı yanın incelenen ticari defterlerinde, dava takip tarihi olan 26.01.2023 tarihi itibariyle, davacının davalıya 2.000,-TL Borçlu oldukları, ancak döviz olarak dikkate alındığında borcun ödenmiş olduğu, 4) Dosyaya mübrez belgelerden taraflar arasında plastik cerrahlar tarafından yüz, gıdı ve boyun germe ameliyatlarında kullanılan tıbbi malzeme / medikal ürünlerin üretiminin sağlanabilmesi adına 5 adet kalıbın üretilmesi için davalı ile anlaşılarak 10.02.2022 tarihli sözleşmenin imzalandığının müşahede edildiği, bahse konu sözleşmenin konusu 2. madde hükmünde “Enjeksiyon Kalıp yapım işi” olarak tanımlandığı, bu kalıpların ise toplam 5 parçadan oluştuğunun düzenlendiği, iş sahibi tarafından İşi Yapan'a yaptırılacak kalıplar ile ilgili çizimler, pastallar, şablonlar, ölçü tabloları, numunelerin gönderileceği, buna karşın davacının ise 5 kalıp için toplam 27.000 USD + KDV ödemeyi kabul ettiği ve ödemeyi Türk Lirası cinsinden de yapabileceğinin belirlendiği, bu yönü ile inceleme konusu olayın bu açıklamalar çerçevesinde taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi (satış değil) niteliğini haiz olduğu bu yönü ile somut ihtilafa eser sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiğinin düşünüldüğü, 5) Davacının ayıplı ifa talebinde bulunduğu, ayıp nedeniyle sorumluluk hükümlerinin işletilebilmesi için “eserin ayıplı olması” ve eserde TBK m. 474 uyarınca “gözden geçirme ve bildirim yükümlülüğünün” yerine getirilmesi” gerekeceği, a. Ayıp yönünden: dosyaya mübrez belgeler ve gerçekleştirilen keşif faaliyeti neticesinde davalının kalıbın yapılması sırasında bu kalıpta üretim sırasında kullanılacak hammaddenin özelliklerini tam incelemediğinden, hammaddenin ısıtıcılar tarafından ısıtılıp eridikten sonra kalıbın içindeki hareketini tam olarak belirleyememiş, ısıtıcıların tasarımını yeterince yapamadığından ısıtılıp eritilen hammadde yanmış veya kalıp içerisinde tam olarak akarak yolluklara ulaşamadan soğumaya başlamış ve netice olarak ta gerekli formlarda ve esneklikte üretilemediği, plastik cerrahi yönünden incelenmesi neticesinde de 26.01.2024 tarihinde davacı şirketinin işyerinde davalı firmanın ürettiği iddia edilen kalıplar üzerinden dökülen yüz germe implantlarının incelenmesi neticesinde implantların çok sert ve kırıldan olduğu, olması gerektiği şekilde dişlerinin ve deliklerinin bulunmadığı, ancak hammadeden bağımsız olarak davalı şirketin ürettiği tarzdaki sert implantlar bu aşamalarda kırılarak cilt altında kalabilecek, onları çıkarmak ekstra zaman harcanmasını gerektirecek, dokularda tahribat oluşturabilecek nitelikte olduğu, bu nedenle heyetimizce yapılan teknik incelemeler neticesinde üretilen implantların kusurlu görünümde ve yapıda olduğunun düşünüldüğü, b. İhbar ve Bildirim Külfeti Yönünden: 26.01.2024 tarihli Keşif Tutanağında davacı vekili tarafından “dava konusu olan ayıplı kalıplar ayıplı oldukları için tarafımızca hiçbir zaman kabul edilmemiş ve teslim alınmamıştır, zaten dosyada bir teslim tutanağı da yoktur” ifadelerine yer verildiği, bu hususun esasında davacının bu yükümlülüğü en baştan yerine getirdiği ve bu hususu davalıya bildirdiği sonucunu beraberinde getirdiği, bu itibarla nihai takdir ve kanaat Muhterem Mahkemeye ait olmak üzere davacı ihbar külfetini yerine getirmiş olduğundan ayıp hükümlerine istinaden talepte bulunabilmesinin mümkün olabileceği sayın Mahkemece aksi kanaate olunması, yani davacının gözden geçirme ve ihbar külfetini yerine getirmediği kanaatinde olunması durumunda şartları oluşmadığından davacının ayıp hükümleri kapsamında davacıdan talepte bulunması mümkün olmayacağı, 6) Sayın Mahkemece davacı ihbar külfetini yerine getirdiği ve ayıp hükümlerine istinaden talepte bulunabilmesinin mümkün olabileceği kanaatinde olunması ihtimalinde davacının taraflar arasındaki münakid sözleşme ile ilgili olarak; sözleşmeden dönme hakkını kullandığının anlaşıldığı, bu yönü ile somut ihtilafta davacının davalı yana dava konusu ayıplı 3 ürün bedeli yönünden faiz dahil talep edebileceği tutarın (281.200,-TL431.420,37 TL) 312.620,37 TL olarak hesaplandğı ve bu bedelin iadesini talep edebileceği, kalıpların ise davalı bünyesinde bulunması hasebiyle davacı tarafından iadeye konu olacak bir hususun bulunmadığının düşünüldüğü, 7) TBK m. 475/f2 uyarınca işsahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı tutulduğu, nitekim davacının da dosyaya mübrez dava dilekçesinde “ürünlerin satılamaması nedeniyle davacının uğradığı kar kaybının, kazanç kaybının, işletme-ticari faaliyet zararının, ürünlerin denenmesi için yapılan her türlü ulaşım vb. masraflar ve davacının uğramış olduğu diğer maddi zararların tahsilini” talep ettiği, a. Muhterem Mahkemece davacının, ayıp hükümlerine başvurabileceği kanaatinde olunması durumunda davacının kar mahrumiyetini değil yalnızca “malı geri vererek sözleşmeden dönmesi sebebiyle oluşan menfi zararlarının tazminini” talep edebileceğinin düşünüldüğü, zira sözleşmeden dönülmesi durumunda (kar mahrumiyeti de dahil olduğundan) olumlu zararların talep edilmesinin mümkün olmadığı, ancak Sayın Mahkemece davacının kar mahrumiyeti talebinde bulunabileceği kanaatinde olunması ihtimaline binaen bu kar mahrumiyeti bedelleri ... ve Ribbon ürünleri için uğrayabileceği kazanç kaybı toplam olarak (19.406,40 EUR + 2.252,15 EUR) 21.658,55 EUR olarak hesaplandığı, 21.658,55 EUR'nun Dava Tarihi olan 26.01.2023 tarihli Merkez Bankası Alış Kuru olan 20,4370 TL üzerinden TL karşılığı (21.658,55 EUR + 20.4370 TL) 442.635,79 TL olarak hesapladığı, Davacı yan tarafından inceleme sırasında sunulan HGS ve yakıt masraflarına ilişkin tablo tabloya göre, davacının dava konusu nedeniyle yapmış olduğu HGS Masraf tutarının 3.395 TL ve yakıt tutarının 8.032,30 TL olduğu görülmekte olduğu,bu tabloya göre, toplam ulaşım masrafının (3.395,-TL48.032,30 TL) 11.427,30 TL olduğu hesaplanmış olduğu, ancak bu masraflara ilişkin bir belgeye dosya içeriğinde rastlanmamış olduğu, ispatlanması ve dolayısıyla Sayın Mahkemece uygun görülmesi koşulu ile bu bedelin “sözleşmenin yerine getirilmesi ve karşılık edanın kabul için yapılan masraflar” kapsamında talep edilebilmesinin mümkün olabileceği, Aynı zamanda davacı tarafından ödemesi yapılan ve zayi olan 283.407,96 TL değerindeki hammadde sarf bedelinin davalıdan alınarak ödeme tarihlerinden itibaren ticari faizi ile birlikte davacıya ödenmesini talep etmiş olduğu bahse konu faturalar incelendiğinde ...A.Ş. tarafından davacı yana toplam 1,225 KG için düzenlenmiş “Arge Çalışması Ham Malzeme Sarf Bedeli” açıklamalı E-Faturalarından oluştuğu ve bu faturaların KDV Dahil toplam tutarının 283.407,96 TL olduğunun anlaşıldığı, bu noktada bahse konu masrafın, huzurdaki davanın taraflarını oluşturduğu sözleşmenin ifası kapsamında mı yapılıp yapılmadığının ispata muhtaç olduğu, Şayet Muhterem Mahkemece bu masrafların sözleşmeye bağlı olarak yapılan masraf kalemlerinden olduğu kanaatinde olunması durumunda bu bedelin “sözleşmenin yerine getirilmesi ve karşılık edanın kabul için yapılan masraflar” kapsamında talep edilebilmesinin mümkün olabileceği, Buna karşın Muhterem Mahkemenizce aksi kanaatte yani bu masrafların sözleşmeye bağlı olarak yapılan masraf kalemlerinden olmadığı kanaatinde olunması durumunda bu bedelin talep edilebilmesi mümkün olmayacağı, Davacının ticari itibar kaybı sebebiyle uğradığını iddia ettiği zarar manevi tazminat kapsamında değerlendirilebileceğinden şayet Mahkemenizce ticari itibar kaybına uğranıldığı kanaatinde olunması durumunda bu bedelin takdirinin Muhterem Mahkemenize ait olduğu, sonuç ve kanaatine varılmıştır." denilerek bilirkişiler tarafından görüş bildirilmiştir. Rapora karşı taraf vekillerince itiraz edilmiştir. Mahkememizce dosya itirazlar kapsamında aynı bilirkişi heyetine tevdi edilerek her iki tarafın itiraz dilekçeleri irdelenerek ayrıca takdiri mahkemeye ait olmak üzere, davalı tarafından kesilen faturada 5 adet kalıbın nitelikleri yazılı olup hepsinin başında "... ve ..." yazılı olup , davacı taraf 2 adet kalıp yönünden edimi kabul ettiğinden , dava dilekçesinde belirttiği ve dava konusu olan 3 adet kalıp açısından ise sözleşmeden döndüğünden , dava dışı şirketten hammadde alındığı iddia edilen faturalarda "... ve ..." ibaresi nedeniyle bu faturalar , whatsapp görüşmeleri ve tüm dosya kapsamı bilrlikte değerlendirilerek, görülen 3 adet kalıp için ne kadar malzemenin harcandığının tespiti ile bedelinin belirlenmesi ayrıca davacının döndüğü (davacı taraf dava dilekçesi ile birlikte sözleşmeden dönmüş olup) 3 adet kalıbın imalı için benzer firmalarla aynı mahiyette sözleşme yapılması için gereken makul sürenin bilirkişilerce belirlenerek , belirlenecek makul süre için davacının yapmaktan kurtulduğu masraf kalemleri de düşülerek kar kaybının hesaplanması (bir sureti dosya içerisine bırakılan Yargıtay 15 HD 'nin 2018/3518 esas 2019/2187 karar ve aynı dairenin 2014/3199 esas 2015/1875 karar nolu ilamları incelenerek) yine takdiri mahkemeye ait olmak üzere davacı taraf dava dilekçesi ile birlikte sözleşmeden döndüğünden yeni sözleşme yapacağı makul süre kapsamında aynı kalıpları başka firmaya üretmek için her bir kalıp açısından TL cinsinde ne kadar ödeme yapacağı hususunda gerekçeli ve denetime el verişli ek rapor tanzimi istenilmiştir. Bilirkişiler ek raporun sonuç kısmında ; "Ayıplı kalıplardan hasarlı çıkan ürünlerde sadece form problemi olmayıp, kalıptan olması gerekenden çok daha kırılgan olarak çıktıkları, kalıp tasarımının da hatalı olduğunu göstermekte ve kalıpçının hammaddenin özelliklerine tam olarak vakıf olmadığının anlaşıldığı, . Bu kalıplar için güncel teklif almabilmesi için, kalıpların çalışacağı presin özellikleri/ölçüleri ile üretilecek hammaddenin kimyasal/teknik özellikleri ve kalıp imalatçısının uygun malzeme seçebilmesini sağlamak için de kalıplardan çıkacak ürünün normlar doğrultusunda sahip olması gereken minimal değerlerin kalıp imalatçısına iletilmesinin gerektiği; dosya kapsamındaki i belgeler yetersiz olduklarından şu anda alternatif bir teklif alınabilmesinin mümkün olmadığı, Kar mahrumiyeti hesaplamasında ilgili Yargıtay kararları nazara alındığında kesinti yöntemiyle sonuca ulaşılabileceği, fakat mevcut dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler kapsamında bir hesaplama yapmanın olanaksız olduğu," yönünde ek rapor hazırlamışlardır. Dosya tekrar aynı bilirkişi heyetine tevdi edilerek, taraflar arasında 5 adet kalıp (2 adet emilebilir implant üretimi, 2 adet emilebilir implantı uygulama aparatı, 1 adet el aleti) için sözleşme yapılmış olup davacı taraf 2 adet emilebilir implant ve 1 adet emilebilir implantı uygulama aparatı ile ilgili kalıbın ayıplı olduğu gerekçesiyle sözleşmeden dönmüş olup diğer 1 adet emilebilir implatnı uygulama aparatı ve el aletini ise problemsiz olması nedeniyle teslim almıştır. Davacı taraf kalıpların denenmesi amacıyla...A.Ş'den 4 adet fatura karşılığında ...ve ...olarak tabir edilen hammadde aldığını ve davalının üretmiş olduğu kalıpların çalışıp çalışmadığının tespiti amacıyla alınan hammaddelerin denendiğini, söz konusu hammaddelerin davalı tarafın hatalı kalıp üretmesi nedeniyle zayi olduğunu iddia etmesi nedeniyle 4 adet fatura bedeli olan 283.407,96 TL'nin davalıdan tahsilini istemiş olup; Davacı tarafın 1 adet emilebilir implant uygulama aparatı ile 1 adet el aletine ilişkin kalıbın sorunsuz olması nedeniyle teslim aldığı, diğer kalıplarda ayıp iddiasının ileri sürüldüğü, kalıpların denenmesi için Manisa'da bulunan ...A.Ş'ye gidildiğini iddia ettiğinden ayıplı olan kalıp sayısı, Manisa'ya gidiş geliş sayısı, dikkate alınarak kalıpların denenmesi amacıyla ne kadar hammaddenin zayi edildiğinin tespiti, ne kadar zayinin normal olup ne kadarının davalıdan tahsili gerektiği (davacı tarafın dilekçelerinde zayi ile ilgili miktar içeren dilekçe ve delilleri ile, davalı tarafça gönderilen Whatsaap yazışmalarındaki fire miktarları da incelenerek) hususunun teammüller de dikkate alınarak hesaplanmasının ayrıca ek rapora karşı davacı ve davalı vekilince yapılan itirazların da irdelenerek ikinci kez ek rapor tanzimi istenilmiştir. Bilirkişi heyeti ikinci ek raporlarında ; "........., kalıp üreticisine kesilen ve denemeler sonucunda hurdaya ayrıldığı iddia edilen hammadde tutarı 4 fatura içeriği 1,225 kg (1225 gr) 5 kalıbın denemeleri sırasında kullanılmış ise 4 fatura tutarı olan 283.407,89 TL'lik bir tazminat uygun görülebilirdi, ancak ayıplı çıkan kalıplar doğrudan ürün üretiminde kullanılacak kalıplar olup, yukarıdaki açıklamalardan da görülebileceği gibi “1 adet emilebilir implantı uygulama aparatı ve el aletini ise problemsiz olması nedeniyle teslim alınmıştır.” İfadesinden ve 25/05/2022 ile 24/10/2022 tarihleri arasında kesilen faturalara DAVALI'nın 26/01/2023 tarihinde davacı'nın mahkemeye verdiği dilekçeye kadar hiçbir itirazının olmadığı görülerek 4 fatura içeriğinde kullanılan 1225 gr hammaddenin defalarca ayıplı kalıplarda denendiği belirtildiğinden makul görülmüştür. Aksi takdirde, sipariş edilen 5 kalıptan üçü ayıplı olduğuna ve üretimde kullanılamayacağına göre, hammadde için kesilen fatura bedeli olan 283.407,89 TL'nin 9460'1 olan 170.044,73 TL'nin, hurdaya çıkan malzeme tekrar kullanılamayacağından, DAVALI tarafından tazmini düşünülebilir. Ortalama ürün brüt ağırlığının 1,6 gr olduğuna göre denemelerden sonra hurdaya ayrılan miktarın makul olduğu görünmektedir. Faturalar KG cinsinden kesildiklerin hesaplar KG üzerinden ( 1,225 KG- 1225 gr), bir önceki raporda kalıplarda üretimi söz konusu olan ürünlerin brüt'net ağırlıkları gram üzerinden hesaplanmıştır. Hammadde için kesilen fatura bedeli olan 283.407,89 TL 'nin %60'ı olan 170.044,73 TL'nin, hurdaya çıkan malzeme tekrar kullanılamayacağından, davalı tarafından tazmini düşünülebilir. Ortalama ürün brüt ağırlığının 1,6 gr olduğuna göre denemelerden sonra hurdaya ayrılan miktarın makul olduğu görünmektedir." şeklinde değerlendirme yapılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşme , davalı tarafa kesilen fatura, dava dışı firmadan ürünlerin incelmesi için alınan ham maddelerle ilgili faturalar, taraflar arasındaki whatsapp görüşmeleri , mahkememizce tanık beyanları ve alınan bilirkişi kök ve ek raporları birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözlemesi niteliğinde olduğunu, sözleşmede ve dava dilekçesinde belirtilen 5 adet kalıbın davalı tarafça iletilmesinin kararlaştırıldığı, 5 adet kalıptan 2'sinde problem olmadığı ve davacı tarafça teslim alındığı ancak 3 adet kalıpla ilgili üründe , ( Ribbon Gıdı Ve Boyun Gerdirme İmplantı 2,5 Mm Kalıp, Ribbon Gıdı Ve Boyun Gerdirme İmplantı 2,5 Mm Uygulama Aparatı ... Yüz Gerdirme İmplantı 4,5 Mm Kalıp ) ayıplı imalat söz konusu olduğu, dava dilekçesinde anlatıldığı ve tanıklarca da teyit edildiği üzere söz konusu bu 3 adet kalıbın 5 kez üretildiği, her bir üretimden sonra davalı tarafın talebi üzerine yeniden üretilmesi için süre verildiği ve böylelikle 3 adet kalıbın defaten 5 kez denendiği ve ancak bilirkişi heyetince de vurgulandığı üzere söz konusu üretilen kalıpların ayıplı olduğu ve hiçbir şekilde kullanılmasının mümkün olmadığı, kalıpların üretim amacının estetik cerrahide kullanılacak ürünlerin üretilmesi olduğu dikkate alındığında bilirkişi raporlarında da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere kullanılmalarının mümkün olmadığı bu nedenle davacı tarafın ayıplı olan 3 adet kalıp yönünden sözleşmeden dönmekte haklı olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafın ilk talebi peşin olarak ödenen 3 adet kalıp ile ilgili olarak ödemenin iadesine ilişkindir. Sözleşme incelendiğinde sözleşme bedelinin USD olarak belirlendiği ancak aynı mahkemenin devamında güncel kur üzerinden TL şeklinde de düzenlenebileceğinin kararlaştırıldığı bu kapsamda da davalı tarafından kesilen fatura incelendiğinde, TL cinsinden kesildiği, her bir ürün için 80.000,00TL + 14.400,00TL'de KDV olmak üzere toplam bedeli KDV dahil 472.000,00TL olduğu görülmüştür. Her iki tarafın ticari defter ve belgelerinde , davalı tarafça kesilen bu fatura üzerine davacının 470.000,00TL ödediği subut bulmuştur. Her bir ürün için KDV dahil bedel (80.000,00TL + 14.400,00TL KDV =) 94.400,00TL olarak kararlaştırıldığından davacı tarafça teslimi kabul edilen 2 ürün bedeli , 2 X 94.400,00TL = 188.800,00TL'dir. Davacı tarafından ödenen 470.000,00TL'den ayıplı olmayan 2 ürün bedeli olan 188.800,00TL düşüldüğünde davacı tarafından ayıplı ürünler için fazla ödenen 281.200,00TL'nin, davalı taraf dava tarihinden önce temerrüde düşürülmediğinden dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerekmektedir. Davacı tarafın bir diğer talebi arka arkaya 5 kez üretilen ve her bir üretimden sonra kalıpların uygun olup olmadığını test edilmesi amacıyla kullanılan ve zayi olan ham madde bedelinin tahsiline ilişkindir. Bu kapsamda davacı taraf dava dışı ... ... Aş'den 4 adet fatura karşılığında 283.407,96TL bedelli ham madde almıştır. 5 adet kalıptan 2 adet kalıbın problemsiz olması ve tesliminin kabul edilmesi nedeniyle geri kalan 3 kalıp için ne kadar ham madde kullanıldığı hususunda 16/01/2025 tarihli duruşmada alınan ara kararı ile, "..... taraflar arasında 5 adet kalıp (2 adet emilebilir implant üretimi, 2 adet emilebilir implantı uygulama aparatı, 1 adet el aleti) için sözleşme yapılmış olup davacı taraf 2 adet emilebilir implant ve 1 adet emilebilir implantı uygulama aparatı ile ilgili kalıbın ayıplı olduğu gerekçesiyle sözleşmeden dönmüş olup diğer 1 adet emilebilir implatnı uygulama aparatı ve el aletini ise problemsiz olması nedeniyle teslim almıştır. Davacı taraf kalıpların denenmesi amacıyla ....A.Ş'den 4 adet fatura karşılığında...ve ... olarak tabir edilen hammadde aldığını ve davalının üretmiş olduğu kalıpların çalışıp çalışmadığının tespiti amacıyla alınan hammaddelerin denendiğini, söz konusu hammaddelerin davalı tarafın hatalı kalıp üretmesi nedeniyle zayi olduğunu iddia etmesi nedeniyle 4 adet fatura bedeli olan 283.407,96 TL'nin davalıdan tahsilini istemiş olup; Davacı tarafın 1 adet emilebilir implant uygulama aparatı ile 1 adet el aletine ilişkin kalıbın sorunsuz olması nedeniyle teslim aldığı, diğer kalıplarda ayıp iddiasının ileri sürüldüğü, kalıpların denenmesi için Manisa'da bulunan ....A.Ş'ye gidildiğini iddia ettiğinden ayıplı olan kalıp sayısı, Manisa'ya gidiş geliş sayısı, dikkate alınarak kalıpların denenmesi amacıyla ne kadar hammaddenin zayi edildiğinin tespiti, ne kadar zayinin normal olup ne kadarının davalıdan tahsili gerektiği (davacı tarafın dilekçelerinde zayi ile ilgili miktar içeren dilekçe ve delilleri ile, davalı tarafça gönderilen Whatsaap yazışmalarındaki fire miktarları da incelenerek) hususunun teammüller de dikkate alınarak hesaplanmasının ayrıca ek rapora karşı davacı ve davalı vekilince yapılan itirazların da irdelenerek ikinci kez ek rapor tanzim edilmesi" istenilmiş olup en son bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere faturada ki miktarların gram üzerinden olduğunu, kullanılan ham maddelerin tekrar kullanılmasının mümkün olmadığını, 5 adet kalıptan ikisinin kabul edilmesi nedeniyle ham madde için ödenen bedelin %60'nın davalı tarafça davacıya iade edilmesi gerektiği bildirilmiştir. Davacı taraf ham madde için 283.407,89TL ödemiş olup bunun %60'ı olan 170.044,73TL'nin davalı tarafından davacıya ödenmesi gerekmektedir. Bu hususta davacı davalı tarafın dava tarihinden önce temerrüde düşürmediğinden işlemiş faizin başlangıç tarihinin dava tarihi olarak alınmıştır. Davacının bir diğer talebi davalı tarafından farklı zamanlarda arka arkaya 5 kez üretilen hatalı kalıpların , her üretimden sonra davacı şirket yetkilisi ve davalı tarafın kalıp ustası ile birlikte Manisa'da bulunan fabrikaya giderek denenmesi nedeniyle ulaşım giderlerinin tazmini kapsamında 5.000,00TL'nin ödenmesi istemine ilişkin olup , bu hususta gidiş gelişleri gösteren delilleri dosyaya sunduğundan, 5.000,00TL'lik ulaşım masrafı kadri maruf olduğundan 5.000,00TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiği yönünde kanaat oluşmuştur. Davacının bir diğer talebi, ürünlerle ilgili sosyal medya paylaşımı yaptığı, deneme amaçlı yapılan üretimlerde çıkan ayıplı ürünler yönünden danışmak amacıyla plastik cerrahlara teslim edildiği, ürünlerin plastik cerrahlar tarafından ellerine aldıklarında dahi parçalandığı ve bu nedenle ticari itibarının zarar gördüğü iddiasıyla 50.000,00 TL manevi tazminat istemine ilişkin olup, tüm dosya kapsamında toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının bu iddiasında haklı olduğu, davacı şirketin ticari itibar kabına uğradığı ve bu nedenle 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesi yönünde hüküm kurmak gerekmiştir. Davacının bir diğer talebi kar - kazanç kaybı, işletme - ticari faaliyet zararıdır. Davacı vekili davalı tarafın sözleşmede belirtilen 31/03/2022 tarihine kadar ayıpsız şekilde kalıpları teslim edemediği iddiasıyla kar - kazanç kaybı, işletme - ticari faaliyet zararı talebinde bulunmuştur. 31/03/2022 tarihi teslim tarihi olarak kararlaştırılmış ise de dava dilekçesi ekinde sunulan Whatsaap yazışmalarından anlaşılacağı üzere 3 adet kalıbın arka arkaya farlı tarihlerde 5 kez üretildiği , davalı tarafın yeniden üretmek için talepte bulunduğu, davacı tarafın bu durumu kabul ettiği, böylelikle taraflar arasındaki yeniden üretim sürecinin 22/11/2022 tarihine kadar sürdüğü anlaşılmıştır. Davacı taraf ... yüz gerdirme implantı açısından 8 ay sonra 24/11/2022 tarihinde başka bir firma ile anlaşarak bu kalıbı bu tarihte başka bir firmaya yaptırdığını, ... gıdı ve boyun gerdirme implantı açısından dava dışı firmaya 19/06/2023 tarihinde sipariş onayı verdiğini, dilekçe tarihi olan 06/07/2023 tarihi itibari ile halen üretim aşamasında olduğunu, diğer uygulama aparatı açısından ise dilekçe tarihi olan 06/07/2023 tarihi itibari ile halen hiçbir firmaya ürettirilemediğini beyan etmiştir. Dava tarihi 26/01/2023 olup, ... gıdı ... Kalıbı açısından dava tarihinden sonra 19/06/2023 tarihinde sipariş verildiği ve üretimde olduğu uygulama aparatı açısından dava tarihinden sonra da hiçbir firmaya ürettilemediği, sadece ... yüz gerdirme kalıbı açısından 24/11/2022 tarihinde başka bir firma ile anlaştığı tespit edilmiş olup, bilirkişilerden 3 adet kalıbın benzer firmalar ile aynı mahiyette sözleşme yapılması için gereken makul süre belirlenerek, belirlenecek makul süre için davacı tarafın yapmaktan kurtulduğu giderlerde düşülerek kar kaybı hesaplanması istenilmiş ise de kök rapor ve ek rapor birlikte değerlendirildiğinde, davacının sözleşmeden dönerek menfi zararlarını istediği, kar kaybının müspet zarar olduğu, menfi zarar ile müspet zararın birlikte istenemeyeceği, davacının ağırlıklı talebinin menfi zararlara ilişkin olması nedeniyle, müspet zarar niteliğindeki kar-kazanç kaybı , işletme-ticari faaliyet zararını talep edemeyeceği anlaşılmakla davacının bu kaleme yönelik talebinin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle ; Davacının davasının kısmen kabulü, kısmen reddi ile; 1-Davacının dava konusu olan 3 ürün (RİBBON GIDI VE BOYUN GERDİRME İMPLANTI 2,5 mm KALIP, RİBBON GIDI VE BOYUN GERDİRME İMPLANTI 2,5 mm UYGULAMA APARATI ... YÜZ GERDİRME İMPLANTI 4,5 mm KALIP) yönünden, sözleşmeden döndüğünün tespiti ile; a- Davacı tarafından ödenen 3 ürün bedelinin iadesi ile ilgili talebinin kısmen kabulü ile, 281.200,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının bu kapsamdaki fazlaya ilişkin talebinin reddine, b- Zayi olan malzeme bedeli açısından davacının davasının kısmen kabulü ile, 170.044,73 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının bu kapsamdaki fazlaya ilişkin talebinin reddine, c- Davacının, ürünlerin denenmesi amacıyla yapılan ulaşım masraflar konusundaki talebinin kabulü ile 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d- Davacının kar - kazanç kaybı ve ticari işletme zararı ile ilgili talebinin reddine, e- Davacının ticari itibarı zedelenmesi nedeniyle manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 20.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının bu kapsamdaki fazlaya ilişkin talebinin reddine, 2-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden maddi zarar kapsamında kabul edilen kısım dikkate alınarak 72.436,71 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden red edilen maddi zarar kapsamında 30.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Kısmen kabulüne karar verilen manevi tazminat açısından 20.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Kısmen reddine karar verilen manevi tazminat açısından 20.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan 11.384,00TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 205,50TL ilk masraf, 54.000,00TL bilirkişi ücreti, 1.603,00TL tebligat tezkere, 6.450,00TL keşif araç ücreti, 1.912,35TL keşif harcı olmak üzere toplam 64.170,85TL yargılama giderinin kabul ve ret oranı dikkate alınarak 45.850,00TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafından yapılan 133,00 TL yargılama giderinin kabul ve red oranı dikkate alınarak 38,00 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına, 9-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yazı işleri müdürü tarafından resen ilgilisine iadesine, 10- Zorunlu arabuluculuk kapsamında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00TL arabulucu ücretinin kabul ve ret oranı dikkate alınarak 2.230,00TL'sinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, kalan 890,00TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 11-Bu dava sebebiyle 32.532,27TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden peşin alınan 11.384,00TL'nin mahsubu ile kalan 21.148,27TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 10/04/2025

Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/73, K. 2025/241, T. 10.04.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-73-e-2025-241-k-7103c4bf0e29