Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1062 E. 2025/486 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1062
- Karar No
- 2025/486
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1062
KARAR NO: 2025/486
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/02/2024
NUMARASI: 2021/835 Esas, 2024/101 Karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 13/05/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; kıymetli evraktan kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili, dava konusu çekin (... Bankası Kavacık Şubesine ait 20.000.000,00 TL bedelli, ... numaralı, 20.05.2012 keşide tarihli çek) keşidecisi müvekkili ile davalı ... arasında 20.04.2012 tarihinde, birtakım inşaat işlerinin davalı ... tarafından yapılmasını konu alan bir protokol imzalandığını, ...'ın bu protokolde şahit olarak bulunduğunu, protokolün "Tarafların Hak ve Yükümlülükleri" başlıklı 2. maddesinin A bendinin yüklenicinin protokol gereği protokol tarihinden itibaren 30 gün içerisinde yapması gereken iş ve işlemleri gösterdiğini, 2. maddenin A bendinin (g) fıkrasında "... ile ilgili (a) fıkrasında belirtilen hususlar sonuçlandırılmadan; mal sahibi tarafından yükleniciye verilen ... Bankası 07740 Kavacık Şubesine ait ... numaralı, 20 Mayıs 2012 keşide tarihli 20.000.000,00 TL tutarındaki çek hiçbir biçimde tahsil edilmeyecekti, kaldı ki, teminat olarak düzenlenen bu çek ahara temlik ve ciro edilemeyeceğini, adına yazılı kişi dışında herhangi bir kişi tarafından tahsil edilemeyeceği, aksi halde doğacak her türlü mali sorumluluk yükleniciye ait olacaktır." denilerek ve çekin ayırt edici özellikleri zikredilerek teminat olarak verildiğinin belirtildiğini, protokolün 2. maddesinin B bendinde ise " Yüklenicinin (a) maddesinde belirtilen edimini yerine getirdiği takdirde kendisine yukarıda (g) bölümünde verilen 20.000.000,00 TL'lik teminat çeki iade alınarak bu bedel geciktirilmeksizin aynı gün nakden ve defaten mal sahibi tarafından yükleniciye ödenecektir." denildiğini, bu protokol maddeleri değerlendirildiğinde dava konusu çekin teminat olarak verildiğine şüphe bulunmadığını, teminat olarak verilen çekin ise kambiyo niteliğini kaybedeceğinin açık olduğunu, zira çekin kayıtsız şartsız borç ikrarı içermediğini, davalı ...'nin söz konusu protokolden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, protokolün 2/A maddesinin (a) fıkrasında belirtilen taahhütlerini 30 günlük süre içinde yerine getirmeyen davalı yükleniciye müvekkili tarafından Beykoz ... Noterliği'nden çekilen 22.05.2012 gün ve ... yevmiye numaralı ihbarname keşide edilerek çekin dayanağı olan protokolün feshedildiğinin bildirildiğini, davalı ...'nin protokolden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesine ve çekin teminat olarak verilmiş olmasına rağmen çeki diğer davalı ... Tic. A.Ş.'ye ciro ettiğini, ... Tic. A.Ş'nin de çeki diğer davalı ... Bankası A.Ş'ye ciro ettiğini, ...'nin ... End. Tic. A.Ş 'nin sahibi ve yetkilisi olduğundan ... A.Ş'nin iyiniyetinden söz edilemeyeceğini, diğer davalı bankanın ise diğer davalılar ile birlikte hareket ederek iyi niyetli davranmadığını, 20.000.000,00 TL'lik bir bedele ilişkin olarak tek çek düzenlenmesinin ve bankaya teminat olarak müşteri çeki niteliği ile verilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmayacağı gibi bu miktar kredi kullandırdığı müşterisinin hangi tür işleri kimlerle yaptığı hususunda bankanın istihbari olarak bilgi toplaması gerektiğini, davalı bankanın genel müdür yardımcısı ... ve yakın arkadaşı Av. ...'ün 1 Mayıs 2012 tarihinde birlikte piknik yaparken müvekkili ...'ı cep telefonu ile arayıp dava konusu çekin müvekkili tarafından imzalanıp imzalanmadığını ve çekin durumunu sorduğunu, müvekkilinin bu çekin ... ile 20.04.2012 tarihinde yapılan protokol nedeni ile verilen teminat çeki olduğunu ifade ettiğini ve telefonla genel müdür yardımcısı ile de konuşarak kendisi ile konuşmak istediğini beyan ettiğini, bunun üzerine protokolde şahit olan ... ile birlikte ertesi gün saat 17:00'de genel müdür yardımcısı ...'nun yanına gidildiğini ve bu teminat çeki ile ilgili protokolün detayının anlatıldığını, 20.04.2012 tarihli protokolün davalı bankanın genel müdür yardımcısı ... tarafından müvekkili ve şahit huzurunda okunduğunu, bu nedenle çekin protokole dayalı teminat çeki olduğunun davalı banka tarafından kesin olarak bilindiğini, bankanın iyi niyetinden söz edilemeyeceğini, müvekkili tarafından açıklanan gerekçelerle borçlu bulunmadığının tespiti talebiyle önce Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/36 D. İş sayılı dosyasından tedbir kararı alındığını, akabinde Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 2012/341 E. numarası ile dava açıldığını, ancak mahkeme tarafından görevsizlik kararı verildiğini, bu karar üzerine dosyanın İstanbul Anadolu 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderildiğini ve 2013/824 E. numarasını aldığını, fakat bu defa da görevsizlik kararı üzerine dosyanın süresi içinde görevli mahkemeye gönderilmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, bu kararın davacı tarafça temyizden feragat edilerek kesinleştirildiğini ve yargılamanın gelmiş olduğu safha ve delillerin toplanmış olması nedeniyle işbu dosyanın da mahkemeniz dosyası arasına alınması gerektiğini beyanla, dava konusu çek hakkında tahsil ve takibin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, çek nedeniyle müvekkilinin borçlu bulunmadığının tespitini, alacaklının haksız ve kötüniyetli olması sebebiyle çek bedelinin % 20' sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, söz konusu çekin icra takibine konu edilmesi halinde icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Bankası A.Ş. Vekili, aynı konuda açılmış bir başka dava derdest iken işbu davanın açılmasının hukuken mümkün olmadığını, davacının Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/341 E., bu mahkemenin görevsizlik/gönderme kararı üzerine ise İstanbul Anadolu 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/824 Esas sayılı dosyası ile yadırgamasının kabul edilemeyecek ve ciddi sayılamayacak bir tenakuz ve iddia teşkil ettiğini, üstelik meşru ve muntazam ciro silsilesiyle kendisine borçlusu tarafından ciro edilen çekle ilgili olarak müvekkili bankanın özel bir araştırma yapma zorunluluğunun olmadığını, ciro eden-çeki veren müşteriyle yıllara yayılan bir ticari ilişki de bulunduğunu, bunun yanında müvekkili bankanın genel müdür yardımcılarından ... ile ilgili beyanların çarpıtıldığını, 01.05.2012 tarihli iddia konusu görüşmenin borçların tahsili için çeklerin alınmasından sonra yapılmış farklı amaçla ve farklı içerikte gerçekleşmiş sıradan, işin esasına ve özüne müessir olamayacak mahiyette basit bir sosyal ilişkiden ibaret olduğunu, mahiyetinde iddia edilen hiçbir husus söz konusu olmadığı gibi bunların davayı etkilemesinin de mümkün olmadığını, sonuçta dava konusu çekin müvekkili bankaya borçlu/müşterisi tarafından muntazam ve meşru ciro işlemi ile ciro edilmiş bir çek olduğunu, davacı ile ... ve ... arasındaki ihtilafın müvekkili bankayı ilgilendirmeyeceğini beyanla, davacının haksız ve hukuka aykırı talep ve davalarının ve tazminat taleplerinin reddini, davacının dava konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir. Mahkeme, 01.05.2012 tarihli konuşmaya ilişkin karşılıklı taraf beyanları, tanık ifadeleri, 20.04.2012 tarihli protokol, 25.04.2012 tarihli çek tevdi bordrosu ile dava konusu çekin 01.05.2012 tarihinden önce davalı bankaya verildiği, bu tarihte davalı bankanın müflis şirketten nakdi kredilerden ve teminat mektuplarından kaynaklı nakdi ve gayrinakdi alacağının bulunduğu, davalı banka tarafından müflis şirket hakkında 2010, 2011 ve 2012 yıllarında mali analiz raporları düzenlendiği, davalı bankanın müflis şirketin mevcut borclarına istinaden munzam teminat olarak çek almasının bankacılık mevzuatına aykırılık içermediği, hususları hep birlikte değerlendirildiğinde ispat yükü üzeride olan davacının davalı bankanın çekin bedelsiz olduğunu bilerek borçlunun zararına hareket ettiğini ispatlayamadığı belirlenmekle davalı ... ve ... Tic. A.Ş. Aleyhine açılan davanın kabulü ile; davacının ... Bankası Kavacık Şubesine ait ... numaralı 20.05.2012 keşide tarihli dava konusu çek nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine, davacının koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine, davalı ... Bankası A.Ş. aleyhine açılan davanın reddine, davalı Bankanın tazminat talebinin İİK 72/4 mad. gereği kabulü ile 20.000.000 TL'nin % 20'si tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, İİK 72/4 maddesi gereğince mahkememizce verilen tedbir kararının davalı ... Bankası A.Ş yönünden kendiliğinden kalktığının tespitine karar verilmiştir. Taraf vekillerince mahkeme kararı istinaf edilmiştir. Dairemiz 10.11.2021 tarih 2020/1781 esas ve 2021/2105 karar sayılı ilamı ile, " Dava konusu çekin 25/04/2012 tarihinde davalı bankaya geçtiği tespit edilmiş olup, davalı banka çekin davalı şirketin kredi borcuna karşılık alındığını belirtmektedir. Davalı banka piknikteki konuşmayı kabul etmekte ancak bu tarihin çekin teslim tarihinden sonra yapıldığını iddia etmektedir. Gerçekten davacının delil olarak dayandığı telefon konuşmasının 01/05/2012 günlü piknik sırasında gerçekleştirildiği taraf beyanlarından anlaşılmakta ise de, yapılan incelemede mahkemece davalı bankanın yaklaşık 25 yıllık müşterisi olduğu beyan edilen davalı bankanın yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince basiretli tacir gibi hareket etmesi ve kredi kullandırdığı borçlunun mali durumunu kontrol etmesi gerektiği gözetilerek, davalı müflis şirketin 14/01/2014 tarihli iflas kararı öncesindeki ekonomik durumunun davalı banka tarafından bilinip bilinemeyeceği hususu üzerinde gerekli ve yeterli araştırmanın yapılmadığı, bu haliyle kararın eksik inceleme sonucu oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Yapılan bu açıklamalar ışığında mahkemece yapılacak iş; davalı banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle, davalı bankanın çeki teslim aldığı 25/04/2021 tarihi itibariyle davalı müflis şirketin davalı bankaya borcu/borçları bulunup bulunmadığı, davalı bankanın aldığı çeki bu borç ya da borçlarından mahsup edip etmediği konusunda bilirkişiden rapor aldırılmak suretiyle, tarafların iddia ve savunmaları da gözetilerek davalı bankanın hukuki durumunun değerlendirilmesi ve sonucuna uygun karar verilmesinden ibarettir." gerekçesi ile mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda yargılama yapmıştır. Mahkeme; dava konusu çekin üzerinde yazılı keşide tarihi 20.05.2012 tarihi olduğu, keşideci davacı ile davalı lehdar arasındaki protokole, davacının davalı lehdara gönderdiği ihtarname içeriğine ve taraf beyanlarına göre, çekin ileri tarihli olarak, en geç protokol tarihi olan 20.04.2012 tarihinde düzenlenmiş olduğu 25.04.2012 tarihli çek tevdi bordrosu ile de 01.05.2012 tarihinden önce davalı bankaya dava konusu çekin verildiği, 01.05.2012 tarihli konuşmaya ilişkin karşılıklı taraf beyanları, tanık ifadeleri, 20.04.2012 tarihli protokol, 25.04.2012 tarihli çek tevdi bordrosu ile dava konusu çekin 01.05.2012 tarihinden önce davalı bankaya verildiği, bu tarihte davalı bankanın müflis şirketten nakdi kredilerden ve teminat mektuplarından kaynaklı nakdi ve gayrinakdi alacağının bulunduğu, davalı banka tarafından müflis şirket hakkında 2010, 2011 ve 2012 yıllarında mali analiz raporları düzenlendiği, davalı bankanın müflis şirketin mevcut borclarına istinaden munzam teminat olarak çek almasının bankacılık mevzuatına aykırılık içermediği, hususları hep birlikte değerlendirildiğinde ispat yükü üzeride olan davacının davalı bankanın çekin bedelsiz olduğunu bilerek borçlunun zararına hareket ettiğini ispatlayamadığı belirlenmekle davalı ... ve ... Tic. A.Ş. Aleyhine açılan davanın kabulüne, davalı ... Bankası A.Ş. Aleyhine açılan davanın reddine karar vermiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarının birbirleri ile çelişik, önceki istinaf kaldırma gerekçesi göz ardı edilerek, araştırılması gereken hususlar incelenmeden ve denetime elverişsiz olarak hazırlandığını, yetersiz raporlara dayanarak karar verildiğini, yerel mahkemenin yargılama sırasında ortaya çıkan ve davalı tarafından ikrar edilmiş temliknameyi dosya içerisine almadığını ve bu nedenle davalı bankanın varsa gerçek zararının anlaşılmasının mümkün olmadığını, dava konusu çekin sözleşmeye bağlı emre muharrer teminat çeki olduğunu, davalı asil ve şirketin bu durumu bilerek ve kötü niyetle bile bile borçlu zararına hareket ettiklerini, davalıların mahkeme önündeki açık ikrarları, itiraz etmedikleri tanık ifadeleri ile sabit olmasına rağmen mahkemece göz ardı edildiğini, yerel Mahkemece davalı banka lehine takdir olunan %20 tazminat miktarı kabul edilir nitelikte olmadığını, kabul yönünden tarafımıza % 20 tazminat verilmemesini kabul etmediklerini, yerel mahkeme kararının, istinaf kaldırma kararı gerekçesini karşılamaması ve eksik, denetime elverişsiz ve çelişkili bilirkişi raporlarına dayanarak verilmiş olması sebebiyle kaldırılması gerektiğini, mahkeme kararına dayanak bilirkişi raporunun HMK 218/1 maddesi mucibince denetime elverişsiz olduğunu, bilirkişiler raporlarında davalı banka nezdinde yerinde inceleme yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa ne zaman yapıldığını, yerinde inceleme sırasında hangi defter ve kayıtların incelendiğini de belirtme gereği duymadıklarını, mahkemenin hem incelemeye iştirak etmemesi, hem incelenen belgelerin asıllarını talep etmemesi hem de davacı olarak inceleme gününün bildirilmeyerek HMK 27. maddesi ile koruma altına alınan hukuki dinlenilme hakkının" ihlali olduğunu, H.M.K 220. ve devamı maddelerinin uygulanmadığını, temliknamenin hiçe sayıldığını, bilirkişilerce hazırlandığı söylenen mali analiz raporlarının içeriğinin mahkeme ve taraflarla paylaşılmasının elzem olmasına rağmen, analiz raporlarının içeriğinin açıklanmadığını, ilgili kanun gereği, teminat olarak alınan çekin, karşılığının olmaması üzerine, çekin çeki veren müşteriye iadesi ve yeni bir teminat istenmesi gerektiğini, bu işleyişin davalı banka tarafından özellikle yapılmaması, davalı bankanın niyetinin de kötü olduğunun göstergesi olduğunu, karşılığı bulunmayan ve teminat olarak verildiği bankaca bilinen bir çek üzerinde bu denli ısrarlı olunmasının ticari hayattın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı bankanın çekin karşılıksız olduğunu 16 ay geçtikten sonra öğrendiğini iddia ettiğini, “karşılıksızdır” ibaresinin bizzat banka tarafından 21.05.2012 tarihinde, ilk tedbir kararı gerekçesiyle çekin arkası yazılarak kayda alındığını, yani bankanın belirttiği şekilde yaklaşık 1,5 sene sonra çekin bedelsiz olması nedeniyle davalı banka lehine tazminata hükmedildiğini, yerel mahkeme kararıyla temel borç ilişkisi ortadan kalktığından, iş bu davayı açmakta haklı olduğu ve davanın alacaklıya zarar verme kastıyla ikame edildiğinin de tartışmasız olduğunu, davalı banka lehine tazminata hükmedilmesinin kabul edilemeyeceğini, yerel mahkeme tarafından incelenmesi gerekirken göz ardı edilen başka bir hususun da davalı şirketin iflasına hükmedilen İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/1150 E. ve 2014/10 K. Sayılı kararı olduğunu, ... ve ...’na ait gayrimenkullerin ipotek belgesinden de görüleceği üzere; davalı bankaya 02.02.2007 yılından beri borçlu olup, bu borcun katlanarak arttığını, bu artışın Ticaret hacminin artması nedeniyle olmadığının da İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi kararı ile sabit olduğunu, davalı bankanın çeki tahsili amacıyla iktisap ettiklerine dair doğrudan bir ifadeleri bulunmadığını, çeki alıp bir kısmını borca bir kısımı ile yeni kredi kullandırıldığı beyanının tekrar tekrar vurgulandığını, bankanın çeki alacaklarına yönelik tahsil etmediğini, borcun bir kısmına mahsup ettiğini, bu beyan dahi bankanın çekin gizli tahsil cirosuyla alındığını kanıtladığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı arsa sahibi, davalı ... ise yüklenicidir. ... Ticaret AŞ ve ... Sanayi ve Ticaret AŞ' yi temsilen davacı ... ile davalı ... arasında 20/04/2012 tarihli protokol imzalanmıştır. Protokolde şahit olarak ...'ın da imzası bulunmaktadır. Bu protokol ile davalı yüklenici sıfatıyla, protokolün " Tarafların Hak ve Yükümlülükleri" başlıklı 2.maddesinin ( A) maddesinin ( a) bendi gereğince; İstanbul İli, Beykoz İlçesi, ... Mahallesi, ...-... pafta, ... parsel sayılı ... projesinde yer alan ve mülkiyeti davacı arsa sahibine ait olan Ticaret Merkezi blokları ile Kültür merkezi+ kapalı spor salonu, hastane, kır kahvesi ve cami inşaatlarına başlanmasını, sorunsuz tamamlanması, ... üzerinden geçen 380 kw yüksek enerji nakil hattının ... üzerinden kaldırılması veya mümkünse yer altına indirilmesi, ... ve ... malikleri aleyhinde Beykoz 1 ve 2 .Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılan ve derdest olan ... ve ... nolu parsellerden oluşan Acar İstanbul özel ormanı için gerekli yasal işlemleri tamamlayarak yapı ruhsatlarının alınması, inşaata başlanması ve sorunsuz tamamlanması işini üstlenmiştir. Davada davacı,davacı ile davalılardan ... arasında akdedilen 20/04/2012 tarihli protokolün 2/A maddesinin (g) fıkrası gereğince keşide edilen .. Bankası Kavacık Şubesi'ne ait 20.000.000,00 TL bedelli, ... numaralı, 20/05/2012 keşide tarihli çekin teminat çeki olduğu iddiasıyla davacı yanın çekten dolayı davalıya borcunun bulunmadığının ve diğer davalılar yönünden iyi niyete dayanmayan iktisaplarının tespiti talep edilmiştir. İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/01/2014 tarih, 2012/1150 Esas, 2014/10 Karar sayılı karar ile, ... Ticaret A.Ş. 'nin iflasına karar verildiği, karar temyiz edilmesi ile Yargıtay 23. Hukuk Dairesi' nin 14/12/2016 tarih, 2015/3721 Esas, 2016/5400 Karar sayılı karar ile hükmün davacı ... Tic. A.Ş. yönünden onanmasına karar verilmiştir. Dosyada bulunan İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... iflas dosyasından mahkemeye gönderilen 11/04/2019 tarihli cevabi yazıda; müflis masasında tasfiyenin İİK 'nın 219.maddesi gereğince adi tasfiye olarak yapılmasına karar verildiği, 11/04/2014 günü 1. alacaklılar toplantısı yapıldığı, 1.alacaklılar toplantısı sonucunda icra hakimliğince iflas idare memurları olarak; Av. ..., Av. ... ve Av. ...'in görevlendirildiği, iflas idaresinin münferiden yetkisinin bulunduğu, müflis şirket hakkında verilen iflas kararının kesinleştiği, 2. alacaklılar toplantısının 07/11/2018 tarihinde yapıldığı bildirilmiştir. Mahkemece kısa kararın tefhim edildiği 25/09/2019 tarihli duruşmaya da davalı müflis şirketi temsilen iflas idare memuru ...' in katıldığı anlaşılmaktadır. Davalılar ... ile ... Şirketini temsilen Av. ... yetkilendirilmiş olup, davalılar adına istinaf dilekçesi bu vekil tarafından dosyaya sunulmuştur. Mahkemece 27/02/2020 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile ilam harcının yatırılması ihtaratını içeren muhtıra davalılar vekili Av. ...'e 09/03/2020 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Protokolün " Tarafların Hak ve Yükümlülükleri" başlıklı 2/ A Maddesinin (g) bendinde; ... ile ilgili (a) maddesinde belirtilen hususlar sonuçlandırılmadan, arsa sahibi tarafından yükleniciye verilen ... Bankası Kavacık Şubesi'ne ait 20.000.000,00 TL bedelli, ... numaralı, 20/05/2012 keşide tarihli çekin hiç bir biçimde tahsil edilemeyeceği, teminat olarak düzenlenen çekin temlik ve ciro edilemeyeceği, adına yazılı kiyi dışında herhangi bir kişi tarafından tahsil edilemeyeceği, aksi halde her türlü mali sorumluluğun davalı yükleniciye ait olacağı düzenlenmiş, 2/( B) maddesinde de; yüklenicinin ( a) maddesinde belirtilen edimini yerine getirdiği taktirde kendisine (g) bendinde verilen 20.000,00TL teminat çekinin iade alınarak , bu bedelin geciktirilmeksizin aynı gün naktenve defaten mal sahibi tarafından yükleniciye ödeneceği kabul ve taahhüt edilmiştir.Dosya kapsamından; taraflar arasında aktedilen protokolün, davacı arsa sahibi tarafından davalı yüklenicinin protokolün 2/A maddesinin (a) bendinde belirtilen taahhütlerinin 30 günlük süne içinde yerine getirilmediği ve teminat olarak verilen çekin davalı yüklenici tarafından ciro edildiği gerekçesiyle davalıya gönderilen Beykoz ...Noterliği' nin 22/05/2012 tarih, ... yevmiye numaralı ihbarnamesiyle feshedildiği, ar sahibi davacı tarafından davalı ...' ye verilen protokol konusu çekin davalı... tarafından kendisinin yetkilisi olduğu diğer davalı ... Şirketi'ne , davalı şirket tarafından da çekin davalı bankaya ciro edildiği anlaşılmaktadır. Bu durum tarafların da kabulündedir. Her ne kadar davalı ... ile davalı şirket vekilince, bankaya ciro edilen çekin protokol kapsamında teminat olarak verilen çek olmadığı yönünde iddiada bulunulmuş ise de, mahkemece ciro edilen çekin protokolde teminat olarak verildiği yazılı olan çek olduğu kabulü ve dava dosyasına sunulan protokol ve diğer deliller itibariyle çek'in protokol kapsamında teminat olarak verildiği anlaşılmıştır. Davalı ... ve Müflis ... inşaat şirketi, dava konusu yapılan 20.000,00 TL bedelli çekin teminat çeki olmasına ve taraflar arasındaki sözleşmenin fesih edilmiş olmasına rağmen diğer davalı bankaya ciro ile devir ettiği, davalı yükleniciler itibariyle edimlerini yerine getirmedikleri ve çekin konusuz kalmasına rağmen iade etmedikleri anlaşılmış olup, mahkemece davalılar ... ve Müflis ... inşaat şirketine yönelik davanın kabulü ile borçlu olmadıklarının tespitine yönelik kararı doğru olmuştur. Dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırmış olup, sunulan deliller itibariyle, dava konusu teminat çeki 25.04.2012 tarihinde davalı bankaya geçtiği, davalı banka kredi borcuna karşılık çek'i aldığı, davalı banka temsilcisi ile davacı şirket temsilcilerinin piknikte yaptıkları 01.05.2012 tarihli konuşmalarından önce çekin bankaya teslim edildiği, 14.01.2014 tarihli davalı şirketin iflas etmiş olduğu hususu banka tarafından bilindiği hususunda dava dosyasında ispat edilemediği anlaşıldığından, davalı ... Bankasına yönelik davanın reddine karar verilmesi doğru olmuştur. Bununla birlikte mahkemece İİK 72/4 maddesi gereğince 20.000,00 TL'nin %20 'sinin oluşturan kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir. Borçlu, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunması hâlinde borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir (İİK) m. 72/2] ve yine alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür (İİK. m. 72/3). Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açarak bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72/5 maddesinde,“Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz” hükmünü içermektedir.Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku, 2006, s. 334, 335). Başka bir ifadeyle; İİK’nın 72. maddesinin beşinci fıkrası hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması hâlinde, istem varsa, davacı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacının üzerindedir. Somut olayda, davacı işveren ile davalı yüklenici ... arasında 20.04.2012 tarihli bir kısım işlerin yapılması konusunda protokol imzalandığı, protokol gereğince davacı tarafından davalı ...'ye dava konusu 20.000.000,00 TL bedelli teminat çeki verildiği, davalı ... tarafından bu çeki yetkilisi ve sahibi olduğu ... inşaat şirketine ciro edildiği ve şirket tarafından 25.04.2012 tarihinde davalı bankaya verildiği anlaşılmıştır. Davalı ... edimini yerine getirmemesi sebebiyle taraflar arasındaki protokol fesih edilmiştir. Yine davalı yüklenici sahibi ve temsilcisi olan ... şirketi 14.01.2014 tarihinde iflas etmiştir. Her nekadar dava konusu çekin tahsilini önlenmesi için mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmiş isede, davalı banka tarafından davacının kötüniyetli olduğunu, borçlu olduğunu bildiği ve buna rağmen çekin tahsilini durdurmak için tedbir kararı talep ettiği yönelik dava dosyasına delil sunulmamıştır. Davacının davalı bankaya yönelik açtığı menfi tespit davacı ve içeriğinde yer alan ihtiyati tedbir kararı itibariyle yukarıda açıklanan olayın oluş şekli davacının kötüniyetli olmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca, mahkemece, davalı banka lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi hatalı olmuştu Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE, 2-İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 14/02/2024 tarih ve 2021/835 Esas, 2024/101 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davalı ... ve Müflis ... Tic. A.Ş. Aleyhine açılan davanın kabulü ile; Davacının ... Bankası Kavacık Şubesine ait ... numaralı 20.05.2012 keşide tarihli dava konusu çek nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine, Davacının koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine, 4-Davalı ... Bankası A.Ş. Aleyhine açılan davanın reddine, Davalı Bankanın kötüniyet tazminat talebinin reddine, İİK 72/4 maddesi gereğince ilk derece mahkemesince verilen tedbir kararının davalı ... Bankası A.Ş yönünden kendiliğinden kalktığının tespitine,
B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken 615,40 TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 341,550,00 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 340.934,60 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 2-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan 15.617,70 TL yargılama giderinin davalılar ... ve Müflis ... Tic. A.Ş.'den alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davalılar ... ve Müflis ... Tic. A.Ş.tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde BIRAKILMASINA, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davalılar ... ve Müflis ... Endüstri Tic. A.Ş.' den alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00. TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak iş bu davalıya VERİLMESİNE,
C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE, 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 4-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 13/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.