İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/682 E. 2025/816 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/682
Karar No
2025/816
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2023/682 Esas KARAR NO:2025/816

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:18/10/2023 KARAR TARİHİ:19/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişkinin olduğunu, ticari ilişkiye istinaden ürün satışının yapıldığını, ürünlerin tesliminin yapıldığını, bu ürünlere karşılık olarak faturalandırma işleminin yapıldığını, ticari ilişkiden sonra tarafları bir araya gelerek protokol imzaladıklarını, imzalanan protokole göre davalının müvekkili şirkete kur farkının ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının müvekkili şirkete 334.402,00 TL borcunun olduğunu, bu borcun tahsili için .... İcra Müdürlüğü 2023/... Esas Sayılı dosyası dosyası ile ilamsız icra takibine geçildiğini, davalının icra takibine itiraz ettiğini bu yüzden takibin durduğunu, arabuluculuğa başvurulduğunu fakat anlaşmaya varılamadığını belirterek davanın kabulünü, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirketten alacağının bulunmadığını, davacının ürünleri ayıplı temin etmesinden dolayı müvekkili şirketin zararı doğduğunu, alüminyum profillerin teslimi sonrasında ürünleri belli bölgelerinde lekeler tespit edildiğini, müvekkili şirketi tarafından durumun davacıya bildirildiğini, zararın faturasının davacıya kesildiğini ve davacı tarafın bu durumu kabul ettiğini, davacı tarafından ürünlerin ayıplı olarak teslimatı nedeniyle müvekkili şirketin halihazırda müşterisi ile ticari ilişkinin sona erdiğini, bu yüzden icra takibine itiraz ettiklerini belirterek davanın reddini, davacının %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememiz dosyasının 12/06/2024 tarihli celsesinin 2 numaralı ara kararı uyarınca dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, 05/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Tüm dava dosyası, iddia, savunma, taraf ticari defterleri ile dava dosyasına sunulan tüm üzerinde, yapılan inceleme, denetim, tahlil ve hesaplamalar neticesinde; Mahkemeniz tarafından; Tarafların ticari defterleri, BA-BS formları, celp edilmiş olan belgeler ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilmek suretiyle, davacı tarafça takip konusu edilen faturanın tarafların defterlerinde ve BA-BS formlarında yer alıp almadığı, fatura iade edilmiş ise iadenin süresi içerisinde yapılıp yapılmadığı ve sonuçları, defterlerin sahibi lehine delil teşkil edip etmediği, davalının cevap dilekçesinde hizmetin ayıplı ifa edildiği iddiası bulunduğundan bu iddianın değerlendirilerek yerinde olup olmadığı, ayıplı ise ayıp ihbar sürelerine uyulup uyulmadığı, davacının .... İcra Müdürlüğünün 2023/... E. Sayılı icra takip dosyasında davalıdan alacaklı olup olmadığı yönünde verilen görevlendirme çerçeve: Davacı şirkete ait 2022 yılı ticari defterlerin TTK 64/3 hükümleri doğrultusunda e- defter uygulaması ile tutulduğu, dönem beratlarının zamanında alındığı, envanter defterinin zamanında tasdik ettirildiği, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı davacı şirkete ait; 2022 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği, Davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; ödeme emri tarihinde, davacı şirketin davalı şirketten 334.402,00.TL alacağının olduğu, Davalı şirkete ait 2022 yılı ticari defterlerin TTK 64/3 hükümleri doğrultusunda e- defter uygulaması ile tutulduğu, dönem beratlarının zamanında alındığı, envanter defterinin zamanında tasdik ettirildiği, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı davalı şirkete ait; 2022 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği, Davalı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; ödeme emri tarihinde, davalı şirketin davacı şirkete 334.401,99 TL borcunun olduğu, HMK 222/3 hükümleri gereği tarafların lehine delil teşkil ettiği, Her iki taraf ticari defterlerine göre de; davacının davalıdan 334.402,00.-TL alacağının olduğu, (0,01 kuruşluk fark irdelenmemiştir.) Davalının cevap dilekçesinde hizmetin ayıplı ifa edildiği iddiası bulunmakla 16/02/2023 tarihli raporda sertlik ve çekme testlerinin kalite değerlerini karşılamadığı, dolayısıyla malzemenin gizli ayıplı kategorisine girdiği, bu kategori ayıplarda alıcının malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, Ayıplı olduğu anlaşılan ürünlerin davalıya 2022 Ağustos ayı içinde teslim edildiği, Davalının cevap dilekçesinden bu ayıp durumunun davalı şirket yetkililerince tespit edilerek 2022 Ağustos ve Eylül döneminde davacı şirket çalışanlarına WhatsApp ve telefon konuşmaları ile bildirdiği, bununla birlikte her iki taraf tacir olmakla Türk Ticaret Kanunu'nun 18/3. Madde hükmü doğrultusunda yapılması gereken bildirimin ayıbın davalı tarafından tespitinden 3-4 ay kadar süre sonra olmak üzere 02.01.2023 tarihli noter ihtarı ile yapıldığı, Bu gelişmelerden sonra ürünlerin ayıplı olduğunun tespiti için davalı şirket tarafından ARGE merkezine 09.01.2023 tarihinde örnek verildiği, kuruluş tarafından 16.02.2023 tarihinde rapor verildiği,..." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü. Mahkememiz dosyasının 20/11/2024 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca ek rapor alınmak üzere dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, 22/11/2024 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle;" Dosyada mevcut delillerin değerlendirilmesi ile talep edilen alacağa hak kazanılması hususları mahkemenin takdirinde olmakla, herhangi bir hukuki değerlendirme ve kanaat belirtmeksizin mahkemenin ara kararı doğrultusunda itirazlar doğrultusunda değerlendirmeler yapılmış olup, kök rapordaki tespit ve kanaatler korunmuştur." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü. Mahkememiz dosyasının 09/07/2025 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca ek rapor alınmak üzere dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, 25/07/2025 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle;" Davalının itirazlarının yerinde olup olmadığı, kur farkı faturalarının hesaplanırken, iadeye konu faturalarda hesaplamaya katılarak kur farkının hesaplanıp hesaplanmadığı, davacı tarafça yapılan kur farkı hesaplamasının üsülüne uygun olmadığı iddia edildiğinden bu yöndeki itirazların değerlendirilmesi ayrıca davacı vekili tarafından sunulan hesaplamaya ilişkin ayrıntılı beyan dilekçesinin de incelenmesi hususlarında verilen görevlendirme çerçevesine göre; Yukarıda yapılan kur farkı değerlendirmeleri neticesinde; davalı şirket tarafından düzenlen iade faturalarının kur farkı hesaplamalarına dahil edildiği ve taraflar arasında akdedilen protokol hükümlerine uygun olduğu, Tarafımızca yapılan hesaplamalarda davacının ödeme emri tarihinde 336.445,96.-TL alacağının olması gerektiği, ancak davacının davalı lehine yapmış olduğu işlemlerden dolayı ödeme emri tarihinde davacının davalıdan 334.402,00.-TL alacağının olduğu sonucuna ulaşılmıştır." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE: Dava; davacının davalıdan kur farkı alacağından kaynaklı olarak doğan cari hesap alacağının tahsili için davalı aleyhine başlatılan .... İcra Müdürlüğünün 2023/... E. Sayılı icra dosyasında davalının itirazının iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. Huzurdaki davanın süresinde açıldığı görülmüştür. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, ilgili müzekkere cevapları celbedilmiş, taraflara defter ve belgelerini sunmak üzere süre ve imkan tanınmış, dosyanın 1 mali müşavir, 1 ayıp ihbarları hususunda değerlendirme yapabilecek borçlar hukuku alınında uzman ve 1 alüminyum profil ürünler hususunda uzman sektör bilirkişine tevdi ile; bilirkişilerden takdiri mahkemeye ait olmak üzere tarafların ticari defterleri ve bunlara ilişkin kayıtlar, BA-BS formları, celp edilmiş olan belgeler ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilmek suretiyle, davacının .... İcra Müdürlüğünün 2023/... E. Sayılı icra takip dosyasında davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının ayıp iddiasının yerinde olup olmadığı, yerinde ise davalının ayıp ihbar sürelerine uyup uymadığı, ayıbın açık ayıp mı gizli ayıp mı olduğu hususlarında rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verilmiş ve 05/09/2024 tarihli bilirkişi raporu dosyaya kazandırılmıştır. İlgili raporda " Davacı şirkete ait 2022 yılı ticari defterlerin TTK 64/3 hükümleri doğrultusunda e- defter uygulaması ile tutulduğu, dönem beratlarının zamanında alındığı, envanter defterinin zamanında tasdik ettirildiği, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı davacı şirkete ait; 2022 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği, Davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; ödeme emri tarihinde, davacı şirketin davalı şirketten 334.402,00.TL alacağının olduğu, Davalı şirkete ait 2022 yılı ticari defterlerin TTK 64/3 hükümleri doğrultusunda e- defter uygulaması ile tutulduğu, dönem beratlarının zamanında alındığı, envanter defterinin zamanında tasdik ettirildiği, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı davalı şirkete ait; 2022 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği, Davalı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; ödeme emri tarihinde, davalı şirketin davacı şirkete 334.401,99 TL borcunun olduğu, HMK 222/3 hükümleri gereği tarafların ticari defterlerinin lehine delil teşkil ettiği, Her iki taraf ticari defterlerine göre de; davacının davalıdan 334.402,00.-TL alacağının olduğu, (0,01 kuruşluk fark irdelenmemiştir.) Davalının cevap dilekçesinde hizmetin ayıplı ifa edildiği iddiası bulunmakla 16/02/2023 tarihli raporda sertlik ve çekme testlerinin kalite değerlerini karşılamadığı, dolayısıyla malzemenin gizli ayıplı kategorisine girdiği, bu kategori ayıplarda alıcının malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, Ayıplı olduğu anlaşılan ürünlerin davalıya 2022 Ağustos ayı içinde teslim edildiği, Davalının cevap dilekçesinden bu ayıp durumunun davalı şirket yetkililerince tespit edilerek 2022 Ağustos ve Eylül döneminde davacı şirket çalışanlarına WhatsApp ve telefon konuşmaları ile bildirildiği, bununla birlikte her iki taraf tacir olmakla Türk Ticaret Kanunu’nun 18/3. madde hükmü doğrultusunda yapılması gereken bildirimin ayıbın davalı tarafından tespitinden 3-4 ay kadar süre sonra olmak üzere 02.01.2023 tarihli noter ihtarı ile yapıldığı, Bu gelişmelerden sonra ürünlerin ayıplı olduğunun tespiti için davalı şirket tarafından ARGE merkezine 09.01.2023 tarihinde örnek verildiği, kuruluş tarafından 16.02.2023 tarihinde rapor verildiği sonuçlarına ulaşılmıştır." şeklinde rapor tanzim edildiği görülmüştür. Bilirkişi kök raporunun dosyaya sunulmasına müteakip taraf itirazlarının değerlendirilmesi için ek rapor alınmış, tarafların ek rapora itirazları da dikkate alınarak davacı tarafa talebine konu kur farkı faturasının hangi faturalara istinaden düzenlendiği, iadeye konu faturaları kapsayıp kapsamadığı hususunda beyanlarını sunması için süre verilmiş, akabinde davalının itirazlarının yerinde olup olmadığı, kur farkı faturalarının hesaplanırken, iadeye konu faturalarda hesaplamaya katılarak kur farkının hesaplanıp hesaplanmadığı, davacı tarafça yapılan kur farkı hesaplamasının usulüne uygun olmadığı iddia edildiğinden bu yöndeki itirazların değerlendirilmesi ayrıca davacı vekili tarafından sunulan hesaplamaya ilişkin ayrıntılı beyan dilekçesinin de incelenmesi hususun da ek rapor alınmak üzere dosyanın bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş ve 28/07/2025 tarihli ek bilirkişi raporu dosyaya kazandırılmıştır. İlgili raporda " ..Davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davacı şirketin davalı şirkete 2022 yılında 6.210.447,63.-TL tutarında mal/hizmet faturası düzenlediği, davalı şirketin bu mal ve hizmetten 865.733,53.-TL tutarındaki malı iade ettiği ve davacı şirkete 5.308.300,80.TL çek ödemesi yaptığı, davacının ise davalıya çek ödemesinden dolayı 297.988,70.-TL kur farkı faturası düzenlediği, bu ticari iş ve işlemler neticesinde ödeme emri tarihinde davacının davalıdan (6.210.447,63+297.988,70=) 6.508.436,33- (5.308.300,80+865.733,53=) 6.174.034,33= 334.402,00.-TL alacağın olduğu, ..Davacı tarafından düzenlenen faturalardan protokol ile belirlenen 17,60.-TL kur üzerinden davalının iade faturaları düşüldükten sonra davacının davalıdan 5.344.714,10.-TL karşılığı 303.676,93.-USD alacağın olduğu, davalının davacıya vermiş olduğu 5.308.300,80.-TL tutarlı çekin 30.10.2022 vadeli olduğu, TCMB sının 31.10.2022 verilerinde döviz alış kur’unun 18,5915 olduğu, davacının 18,588 kur tutarını benimsediği ve bu kur tutarının davalı lehine olması nedeniyle 18,588 kur tutarından 5.308.300,80.-TL çekin 285.576,76.-USD tutarına denk geldiği, bu işlemlerin sonucunda; davacının davalıdan 36.413,30.-TL karşılığı 18.100,17.-USD alacağının olduğu, Davacının 18.100,17.-USD karşılığında davacıya çekin tahsil edildiği gün olan 30.10.2022 tarihinde protokolün 3 maddesine göre 18.100,17 x 18,588=336.445,96.-TL kur farkı faturası düzenlemesi gerektiği ve bu alacak tutarının ödeme emrindeki toplam alacak olacağı, hesaplanmış olup, Davacının beyan dilekçesinde ise; 36.413,30 TL kalan alacak tutarının sabit kurdan 17,60 olarak değerlendirildiği ve 2.068,94.-USD tutarına denk geldiği, Toplam (18.100,17 USD-2.068,94USD =) 16.031,23.-USD tutarın Kur farkı faturası olarak düzenlendiği bu tutarın 18,588.-TL kur’dan Türk lirasına çevrilerek 16.031,23 x 18,588= 297.988,50.-TL KDV dahil kur farkı faturası düzenlendiği (0,20 kuruş irdelenmemiştir) bu şekilde alacağın 297.988,50+36.413,30=334.401,80.-TL olduğu, davacının hesaplamalarının davalı lehine olması sebebiyle 334.402,00.-TL tutarın davacı alacağı olarak benimsendiği, tespit edilmiştir. " şeklinde değerlendirmede bulunulduğu görülmüştür. Davacının icra takibine konu etmiş olduğu alacağın temeli vade farkı / kur farkı talebine ilişkin olması sebebiyle yapılan incelemede; düzenlenmiş faturaların tutarlarının tahsil günü geldiğinde, fatura tarihi ile tahsilat tarihi arasında bir kur farkı oluşması durumunda; iki taraftan hangisinin lehine bir kur farkı oluşmuşsa, bu farktan kaynaklanan tutar fatura edilir. Bu faturaya da kur farkı faturası denir. Kural olarak bir ticari ilişkide kur farkının talep edilebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşmede kur farkına ilişkin açık bir hüküm bulunması veya bu konuda taraflar arasında teamül oluşturacak bir uygulama bulunması gerekir. Somut olayda davacı ve davalı taraf arasında 21/07/2022 tarihinde düzenlenen protokol ile taraflar arasındaki ticari ilişkide kur farkı oluşması durumunda bunun fatura edileceği hususunda düzenleme yapıldığı görülmüştür. Davacı da bu kapsamda kur farkından kaynaklı olarak cari hesap alacağı oluştuğunu iddia etmiş ve bu alacağın tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali isteminde bulunmuştur. Davalı taraf davaya cevap dilekçesinde davacı tarafça fatura konusu edilen ürünlerin ayıplı olduğunu, bundan kaynaklı kendisinin zararının doğduğunu ve davacının alacağının bulunmadığını iddia etmiştir. Taraflar tacir olup, aralarındaki satım sözleşmesinde 6102 sayılı TTK’nın 23. maddesi ile bu madde yollamasıyla 6098 sayılı TBK’ nın satış sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanacaktır. 6098 sayılı yasanın 219. maddesine göre, satılan şeyin satıcının belirttiği nitelikleri taşımamasına veya onun değer ve faydasını azaltan ya da tamamen ortadan kaldıran noksanlıklar "ayıp" olarak tanımlanmaktadır. Satım konusunun, satıcının belirttiği ve vaad ettiği nitelikleri taşımamasından veya bu şeyin değerini ya da sözleşme gereğince ondan beklenen yararları azaltan veya kaldırılan eksiklikleri bulunmasından satıcı sorumlu olacaktır. Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunması, halidir. Aynı yasanın 222. maddesinde ise, satıcının, satım sözleşmesinin kurulduğu anda alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumluluğunun bulunmadığı ifade edilmiştir. Satıcının ayıp nedeniyle sorumlu olması için satım konusunun ayıplı olmasından başka alıcının yasada öngörülen süre içinde ayıp ihbarında bulunması zorunludur. Ayıp ihbar süresine ilişkin TTK nın 23/1-c maddesine göre, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. TBK'nın 223. maddesine göre ise, alıcı, satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan, bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Mahkememizce uyuşmazlık noktalarının tespiti sonrasında oluşturulan bilirkişi heyetinden alınan rapor ve ek raporlar ile; her iki taraf ticari defterlerine göre de; davacının davalıdan 334.402,00.-TL alacağının olduğu, davalının cevap dilekçesindeki ayıp iddiasına ilişkin olarak malzemenin gizli ayıplı kategorisine girdiği, bu kategori ayıplarda alıcının malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, ayıplı olduğu anlaşılan ürünlerin davalıya 2022 Ağustos ayı içinde teslim edildiği, davalının cevap dilekçesinden bu ayıp durumunun davalı şirket yetkililerince tespit edilerek 2022 Ağustos ve Eylül döneminde davacı şirket çalışanlarına WhatsApp ve telefon konuşmaları ile bildirildiği, bununla birlikte her iki taraf tacir olmakla Türk Ticaret Kanunu’nun 18/3. madde hükmü doğrultusunda yapılması gereken bildirimin ayıbın davalı tarafından tespitinden 3-4 ay kadar süre sonra olmak üzere 02.01.2023 tarihli noter ihtarı ile yapıldığı yönünde tespitlerde bulunulduğu, öte yandan bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere; davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davacı şirketin davalı şirkete 2022 yılında 6.210.447,63.-TL tutarında mal/hizmet faturası düzenlediği, davalı şirketin bu mal ve hizmetten 865.733,53.-TL tutarındaki malı iade ettiği ve davacı şirkete 5.308.300,80.TL çek ödemesi yaptığı, davacının ise davalıya çek ödemesinden dolayı 297.988,70.-TL kur farkı faturası düzenlediği, bu ticari iş ve işlemler neticesinde ödeme emri tarihinde davacının davalıdan (6.210.447,63+297.988,70=) 6.508.436,33- (5.308.300,80+865.733,53=) 6.174.034,33= 334.402,00.-TL alacağın olduğu, bu tespitten davalının ayıp iddiasına konu ürünlere ilişkin fatura miktarını davacıya iade ettiği ve davacının da bu iadeyi kabul edip , iade konusu tutarlar düşüldükten sonra kalan tutara ilişkin yapılan ödeme nedeniyle kur farkı talebinde bulunduğu, bu durumda davacının kur farkı talep ettiği kısmın taraflar arasında ayıp iddiasına konu olmayan kısım olduğu kanaatine varıldığı (iade konusu faturalar davacı tarafça da kabul edildiğinden), davalı tarafından iade konusu yapılıp davacı tarafça kabul edilmeyen fatura bulunduğuna ya da iade faturasına konu edilenden daha fazla miktarda ayıplı ürün bulunup bu ürünlerin de davacıya iade edildiğine dair bilirkişi raporunda bir tespite yer verilmediği ve bu yönde bir delile ulaşılmadığı, bu hali ile davalının ayıp ihbarı süresinde yapılsın veya yapılmasın iade konusu tutarlar davacı tarafça kabul edilmiş ve kur farkı hesaplaması da iade edilen fatura bedelleri düşüldükten sonra kalan ödeme tutarı üzerinden hesaplanmış olduğundan ve yapılan hesaplamanın da takip konusu icra dosyası ile örtüştüğü anlaşıldığından davacının iddiasının ispatlandığı kanaatine varıldığı, kaldı ki davalının kendi defterlerine göre de davacıya borçlu olduğu, ticari defterler usulüne uygun tutulsun ya da tutulmasın sahibi aleyhine delil teşkil edeceği, bu hali ile davalının kendi defter içeriklerine göre de davacıya yaklaşık takip tutarınca (takip tutarı 334.402,00-TL olup davalı kendi defterlerine göre davacıya 334.401,99-TL borçludur.) borçlu bulunduğu bu hali ile de davacının alacak iddiasını ispatladığı kanatine varılmakla davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan davacının icra inkar tazminatı isteminin de kabulü gerekmiş, dava kabul ile sonuçlanıp kötüniyetli takip başlatıldığı yönünde delil bulunmadığından davalının kötüniyet tazminatı istemi reddedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının DAVASININ KABULÜ ile; davalının .... İcra Müdürlüğünün 2023/... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın İPTALİ ile; takibin takip talebinde belirtilen koşullarda kaldığı yerden devamına, 2-Davalının haksız itirazları nedeniyle mahkememizce kabulüne karar verilen asıl alacak tutarı olan 334.402,00 TL 'nin %20'si oranında olan 66.880,40 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 4-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 22.843,00 TL harçtan peşin alınan 5.710,76 TL harcın mahsubu ile bakiye 17.132,24 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına. 5-Davacı tarafından yatırılan 5.710,76 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 53.504,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça yapılan 264,00 TL müzekkere ve tebligat gideri, 9.000,00 TL bilirkişi ücreti ile 308,25 TL ilk masraf (268,85 TL başvurma harcı + 38,40 TL vekalet harcı) olmak üzere toplam 9.572,25 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 9-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine, 10-Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına. Dair, hazır bulunanların yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/11/2025

Katip ... (e-imzalıdır)

Hakim ... (e-imzalıdır)

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/682, K. 2025/816, T. 19.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-682-e-2025-816-k-3de6d57a66d5