İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/68 E. 2025/515 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/68
- Karar No
- 2025/515
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/68 Esas KARAR NO :2025/515
DAVA:Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) DAVA TARİHİ:30/01/2023 KARAR TARİHİ:26/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin... İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin %50 hissesini ...'dan ve %49 hissesini ise ...'dan 25/12/2008 tarihinde satın alarak işletme konusuyla ilgili şirketin ticari faaliyetini geliştirdiğini, müvekkilinin 2015 yılında Türkiye'de yapılan seçimlerde aktif şekilde görev almayı planladığını ve milletvekili aday adaylığı tanıtımlarına katıldığını, müvekkilinin siyasete atılması üzerine kardeşi ...'nin ilgili şirkette %1 hisseye sahip olan oğlunun şirkete müdür olarak atanmasını ve sembolik olarak hisse devrini yapmasını müvekkilinden rica ettiğini ve müvekkilinin kardeşinin ricasını kırmayarak ileride siyaseti bırakırsa devir almak üzere %49'luk hissesini davalıya bedel almadan 14/10/2016 tarihinde devrettiğini, davalının güven ortamını kötü niyetli olarak kullanarak müvekkilinin siyaset ile ilgilendiği sırada ilgili şirkete ait birçok gayrimenkulü ve aracı elden çıkardığını, son olarak değeri 50.000.000,00 USD'yi aşan üç adet otel işletmesini, kardeşi ..., babası ... ve yönetici olduğu şirketlerine aktardığını, davalının... İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.’nde genel kurul ve yönetim kurulu kararlarında davacının sahte imzası ile, kendisi, kardeşi ve babası lehine işlemler tesis ettiğini, bu kapsamda ...’in, 2009 ile Mayıs 2021 yılı arasında Şirket tarafından işletilmiş olmasına rağmen, ... ... tarafından sahte imza ve belgeler ile, söz konusu otelin işletmesinin kardeşi ... ...’nın şirketi ... ... Turizm Tic. Ltd. Şti.’ne bila bedel devredildiğini, 2014 ile Nisan 2022 tarihine kadar Şirket tarafından iletilen ...’un da aynı şekilde ... ve Turizm A.Ş.’ne bila bedel devredildiğini, ... ...’nın bu hileli ve muvaazalı işlemlerle şirketin içini boşalttığını, yanı sıra Şirket’e ait olan ve bir tanesi Ankara’da diğerleri ise ...’da olmak üzere 10 adet taşınmazın, ... A.Ş., ... ..., ... ..., ... ... Turizm Tic. Ltd. Şti. ve ... ve Turizm A.Ş.’ne hileli ve muvazaalı bir şekilde devredildiğini, yine şirkete ait olan araçların aynı şekilde hileli ve muvazaalı bir şekilde devredildiğini iddia ederek, davalının müdürlükten azlini, tedbiren şirkete yönetim kayyumu atanarak, otel işletmesi, taşınmaz ve araç devirleri ile alakalı kayyuma iade için dava açma yetkisi verilmesini, aynı şekilde transfer edildiği iddia edilen paraların faizi ile birlikte iadesi için dava açma yetkisi verilmesini ve şirket adına kayıtlı malvarlığına tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların tamamı gerçek dışı olduğunu, ... ... adına atılan imzaların, müvekkil tarafından atıldığında dair hiçbir tespit bulunmadığını, huzurdaki dava, davacı tarafından mahkemeyi yanıltmaya yönelik bir çok husus üzerine şekillendirildiğini, varılan mutabakat kapsamında, davacının Ankara ikamet ediyor olması sebebi ile genel kurulların çağrısız olarak yapılması kararlaştırılmış, genel kurul tutanakları davacıya imza için gönderildiğini, sermaye artışı öncesi %50 hisseye sahip olan davacı, vekil aracılığı ile açılan bu davada, sermaye artışı kararının TTK m. 621 uyarınca temsil edilen oyaların en az 3/2 ile alınabileceğini ve kendisinin imzasının olmaması halinde kararın tescil ve ilan edilmeyeceğini bilmesine rağmen, imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmemiş, herhangi bir suç duyurusunda da bulunmadığını, 28.03.2022 tarihli duruşmada davacı vekili, defterlerin davacıda bulunduğunu ve ibraz edeceklerini ikrar ettiğini, müvekkili açısından TTK m. 630 kapsamında bir haklı neden oluşturmayacağı, müvekkili tarafından söz konusu imzaların atıldığı yönünde bir tespit bulunmadığı ve bulunmasının mümkün olmadığı, bu nedenle .... Asliye Ticaret Mahkemesi kararının ve bu dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun müvekkilin müdürlükten azli için bir dayanak oluşturmayacağı, aynı şekilde tedbir kararı için de yaklaşık ispat kuralları uyarınca ispat aracı olarak görülemeyeceğini, müvekkilin hileli ve muvazaalı işlemler ile şirket’in malvarlıklarını devrettiği iddiası tamamen gerkçek dışı olduğunu, 2016 yılı genel kurulu uyarınca 10 yıllığına müvekkil ile birlikte, şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili müdür olarak atanan davacının tüm bu süreçlerde, yetkisine ve ortak sıfatına dayanarak TTK kapsamındaki haklarını kullanması mümkün iken, hiçbir yola başvurmaksızın 2023 yılında bu iddiaları ileri sürerek talepte bulunması tamamen şirket malvarlığını haksız bir şekilde ele geçirme gayesinden kaynaklandığını, ...’e ilişkin kira sözleşmesi, hak sahibi tarafından sözleşme süresi sonunda yenilenmeyeceği bildirimi sona erdirildiğini, ... sözleşmeleri ise, tesislerin zarar etmesi, kira bedellerinin ödenmemesi gerekçeleri ile karşılıklı anlaşma yolu ile sona erdirildiğini, bu doğrultuda otel işletmelerinin müvekkili tarafından dava dışı şirketlere hileli ve muvazaalı bir şekilde devredildiği iddiası tamamen gerçekdışı ve kurmaca olduğunu, zira müvekkilimiz tarafından gerçekleştirilmiş bir işletme devri söz konusu olmadığını, sektör özelinde, iş hayatı akışında son derece uygun bu durumun muvazaalı ve hileli bir işletme devrine delil ve dayanak teşkil etmeyeceğini, mahkeme tarafından atanacak bilirkişiler tarafından yapılacak inceleme kapsamında, ortaklar cari hesabı irdelendiğinde, müvekkilin şirketi ayakta tutmak için kendisine ait taşınmazları da satarak şirket’e toplam 13.000.000 TL nakit para verdiğini, davacının şirketin içini boşalttığını iddia ettiği müvekkil, tüm zor dönemlerinde şirketi ayakta tutmak için 13.000.000 TL şirkete nakit ödeme yaptığı gibi, şirketin kredibilitesini yükseltmek için verdiği bu parayı sermaye artışı ile şirkete koyarak alacağından vazgeçtiğini, dilekçede belirtilen diğer taşınmazların tümü ya halen şirket üzerine kayıtlıdır, ya hiçbir zaman şirketin mülkiyetinde olmamıştır ya da reel değeri üzerinden satılarak parası şirkete ödendiğini, davacı ... ... hakkında tehdit, şirket çalışanlarını odaya kapatarak hürriyetinden yoksun bırakma, işyeri dokunulmazlığını ihlal, güveni kötüye kullanma gibi bir çok suçtan şikayete bulunulduğunu, bu hususta bulunulan tüm suç duyuruları ve soruşturma dosya bilgileri mahkemeye bildirileceğini, tedbir kararının kaldırılmasına,haksız ve hukuk aykırı davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mali ve konu uzmanı bilirkişi heyetinin 09/11/2024 tarihli 42 sayfadan ibaret raporunda özetle; tarafların birlikte ortak oldukları... İç ve Dış Tic Ltd Şti'nin, incelenen 2022 yılı ve öncesi finansal tablolarına göre, son yıllarda iyi yönetilmediği gibi, 2021 yılı sonu itibariyle üçte ikiden fazla sermayesini kaybettiği ve 2022 sonu itibariyle borca batık olduğuna dair önemli işaretler bulunduğu halde davalı müdürün genel kurulu derhal toplantıya çağırma ve aktiflerin satış fiyatları üzerinden ara bilanço çıkartıp sonucuna göre, gerekiyorsa şirketin iflasını isteme yükümlülüklerini yerine getirmediği, yine davalı müdürün, davalının imzaları taklit edilerek alınan genel kurul kararlarıyla kendisini müdür seçtiğine ve davacının sermayesini oransal olarak radikal şekilde küçültecek şekilde ve nasıl oluştuğu şüpheli olan şirketten alacaklarını koyarak sermaye artırımına dair kararlar aldığı ve şirketin esas faaliyetlerini yürüttüğü otelleri, diğer ortağa ve genel kurula bilgi ve hesap vermeden elden çıkardığı tespit edildiğinden, tüm bu koşullar altında, TTK.m.630/3 anlamında “Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi” koşullarının oluştuğu, bununla birlikte davalı müdürün görevden alınması veya yetkilerinin sınırlandırılması için yukarıdaki tespitlerin “haklı sebep” sayılıp sayılmayacağının tamamen Mahkemenin takdirinde olduğunu belirtmişlerdir. Mali ve konu uzmanı bilirkişi heyetinin 10/05/2025 tarihli 15 sayfadan ibaret ek raporunda özetle; Mahkemenin ek rapor için görevlendirme kararı doğrultusunda kök rapordaki tespit ve kanaatlerinin değişmediğini belirtmişlerdir BÖLÜM 1: GİRİŞ Dava, limited şirket müdürünün azli ve kayyım atanması istemine ilişkindir. Davacı ... ... (T.C. Kimlik No: ...), davalı ... ... (T.C. Kimlik No: ...) aleyhine açtığı işbu davada; davalının ...'ndeki müdürlük görevinden TTK m. 630 uyarınca haklı sebeple azlini ve şirkete TTK m. 235/1 uyarınca kayyım atanmasını talep etmiştir. Şirket, ... Şirketi (VKN: ..., ... VD), Davacı: ... ... - Şirkette %17,50 ortaklık hakkına sahip ortak, Davalı: ... ... - Şirkette %82,50 ortaklık hakkına sahip ortak ve münferiden müdürdür. Ticaret Sicil kayıtlarının incelenmesinde; dava dışı ... oda sicil numaralı ... Şirketi'nin 01.11.2007 tarihinde İstanbul'da kurulduğu, şirketin ortaklık yapısının 3.500.000,00 sermaye ile ... ..., 16.500.000,00 sermaye ile ... ... olduğu, ... ...'nin şirketi münferiden temsile yetkili müdür olduğu, güncel şirket ortaklık yapısının %17,50 davacı ... ..., %82,50 davalı ve şirket müdürü ... ... olduğu görülmüştür. Limited şirket müdürünün azli davası açısından, davada husumetin azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir. Mahkememizin 02.02.2023 tarihli ara kararı ile tedbir talebinin kısmen kabulüyle ...'in (T.C.K.N: ...), ... Sosyal Hizmetler Turizm İnşaat İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'ne yönetim kayyumu olarak atamasına karar verilmiştir. Uyuşmazlığa uygulanması gereken TTK'nun 630. maddesi; "Genel kurul, müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabilir. Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur. Görevden alınan yöneticinin tazminat hakları saklıdır." hükmünü içermektedir. BÖLÜM 2: OLGUSAL TESPİTLER Dava dışı ... ŞİRKETİ 01.11.2007 Tarihinde İstanbul'da kurulmuştur. Esas faaliyet konusu Otel vb. konaklama yerleri faaliyetleri olduğu görülmektedir. Şirketin sermayesi 20.000.000,00 TL'dir. ... Şirketi'nin inceleme döneminde özvarlığı ödenmiş sermayesinin sürekli altında olduğu görülmektedir. Zararlar nedeni ile dava dışı şirketin özvarlığı sürekli olarak ödenmiş sermayenin altında gerçekleşmiştir. Mali duruma ilişkin tespitler: 2018 yılı: 7.000.000,00 TL ödenmiş sermaye, özvarlık 3.427.080,72 TL (%48,95) 2019 yılı: 7.000.000,00 TL ödenmiş sermaye, özvarlık 4.130.327,89 TL (%59,00) 2020 yılı: 7.000.000,00 TL ödenmiş sermaye, özvarlık 2.825.337,42 TL (%40,36) 2021 yılı: 20.000.000,00 TL ödenmiş sermaye, özvarlık 5.862.646,23 TL (%29,31) 2022 yılı: 20.000.000,00 TL ödenmiş sermaye, özvarlık -53.936.192,34 TL ... Belediye Başkanlığı'nın cevabi yazıları ile ... Şirketi adına düzenlenmiş 17.08.2018 tarih 294 sayılı- 21.08.2019 tarih 403 sayılı- 26.05.2022 tarih 123190 sayılı dilekçeleri ile İşYeri açma ve Çalışma ruhsatları'nın ... ve Turizm A.Ş.'ne devredildiği, ... ... Turizm Tic Ltd Şti'ne ait işyeri açma ve çalışma ruhsatı ile turizm belgesi ise bulunmadığı bildirilmiştir. Dava dışı firma... TURZ.İNŞ İÇ VE DIŞ TİC.SAN.LTD.ŞTİ.'nin: ... Mah. ... adresinden bulunan oteli dava dışı ... VE TURİZM A.Ş. firmasına devir ettiği, ... adresinden bulunan oteli dava dışı ... VE TURİZM A.Ş. firmasına devir ettiği, ... adresinden bulunan oteli dava dışı ... VE TURİZM A.Ş. firmasına devir ettiği tespit edilmiştir. Bu otellerin kira durumu ise şu şekildedir: ... Mah. ... adresinden bulunan otel ... TURİMZ İŞLETMELERİ A.Ş. firmasından kiralanmış olup kiralanan otel için 04.01.2021 tarihinden fesih protokolü yapılmış ve kiralanan otelin en geç 01.01.2022 tarihine kadar tahliye edilmesi protokolle belirtilmiştir. ... adresinden bulunan otel ... TURİMZ İŞLETMELERİ A.Ş. firmasından kiralanmış olup kiralanan otel için 04.01.2021 tarihinden fesih protokolü yapılmış ve kiralanan otelin en geç 01.01.2022 tarihine kadar tahliye edilmesi protokolle belirtilmiştir. ... adresinden bulunan otel ... TURİMZ İŞLETMELERİ A.Ş. firmasından kiralanmış olup kiralanan otel için 04.01.2021 tarihinden fesih protokolü yapılmış ve kiralanan otelin en geç 01.01.2022 tarihine kadar tahliye edilmesi protokolle belirtilmiştir. Şu halde yapılan tespitte üç otel işletmesinin kira sözleşmeleri fesih edilmesi üzerine kiralama faaliyeti yapılmadığı burada faaliyetin terk edildiği görülmektedir. Mali ve konu uzmanı bilirkişi heyetinin 09/11/2024 tarihli 42 sayfadan ibaret raporunda ve mali ve konu uzmanı bilirkişi heyetinin 10/05/2025 tarihli 15 sayfadan ibaret ek raporunda, mahkemenin ek rapor için görevlendirme kararı doğrultusunda kök rapordaki tespit ve kanaatlerinin değişmediği belirtilmiştir. Şirketin 31.12.2022 tarihi itibari ile 12 aracı olduğu ticari defterler üzerinde tespit edilmiştir. Gayrimenkulleri ise 2018-2022 döneminde sürekli artış göstermiş mevcut gayrimenkullerin satılmasının ispata muhtaç olduğu değerlendirilmiştir. BÖLÜM 3: HUKUKI DEĞERLENDİRME TTK m. 630/2-3 uyarınca, limited şirket müdürünün azline neden olabilecek haklı sebepler; müdürün özen ve bağlılık yükümlülüğünü ağır şekilde ihlal etmesi, kanundan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi, şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi olarak sayılmaktadır. Bu kapsamda müdürün, şirket kaynaklarını kişisel menfaatleri için kullanması, şirket malvarlığını hukuka aykırı şekilde üçüncü kişilere devretmesi, ortaklara karşı bilgi verme yükümlülüğünü sürekli ihlal etmesi, şirket defterlerini usulüne uygun tutmaması, genel kurul kararlarını yerine getirmemesi, rekabet yasağına aykırı davranması, şirketi sistematik olarak zarara uğratacak işlemler yapması, müdürlük görevlerini ihmal ederek şirket işlerini aksatması, sahte belge düzenlemesi veya muhasebe hilesi yapması, ortakların haklarını engellemesi gibi müdürün şahsında gerçekleşen ve şirketin menfaatine aykırı olan davranışları haklı sebep teşkil eder. Önemli olan, bu durumların müdürün kişisel kusuru veya yetersizliğinden kaynaklanması ve şirketin sağlıklı yönetimini engelleyecek nitelikte olmasıdır. TTK'nun 630.maddesi gereğince davalı şirket müdürünün yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılması için haklı nedenlerin bulunup bulunmadığının kanıt yükümlülüğü, iddiayı ileri süren davacı ortağa aittir. 2021 yılı sonu bilançosuna göre şirketin sermayesi 20.000.0000 iken özvarlıklarının 5.862.646,23 TL'ye düşmesi karşısında şirketin, sermayesinin 2/3'den fazlasını kaybettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, TTK.m. 633 atfıyla limited şirketlere de uygulanacak olan TTK.m.376/2 koşullarının oluştuğu anlaşılmaktadır. Son yıllık bilançoya göre şirketin sermayesinin üçte ikisinin karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, genel kurulun derhal toplantıya çağrılarak konunun genel kurulda görüşülüp, tartışılıp kalan sermaye ile yetinme veya sermayeyi tamamlama kararlarından birinin alınması gerekmektedir. Bu, gündemle toplanıp, bu iki seçenekten birine karar verilmemesi halinde şirket kendiliğinden sona erer, yani infisah eder. Somut olayda şirket genel kurulu bu konuyu görüşmek üzere toplantıya çağrılmadığı için infisah durumu da söz konusu olmayacaktır. Fakat, yıllık bilançodan ağır düzeyde sermaye kaybı tespit edildiği halde, "derhal" genel kurulu toplantıya çağırıp gerekli kararların alınmasını sağlamayan davalı müdürün görevini yapmadığı sonucu çıkarılmaktadır. Şirketlerde sermaye kaybının ve borca batıklığın sonuçlarını düzenleyen TTK.m.376 hükmü emredici nitelikte olduğundan ve somut olayda şirketin 2021 yıl sonu bilançosu ile 2/3 sermaye kaybı durumunda olduğu tespit edildiğinden, davalı müdürün, genel kurulu derhal toplantıya çağırma görevini yerine getirmediği açıktır. Bu durum, limited şirket müdürünün özen borcunu düzenleyen TTK.m.626'ya aykırı oluğu gibi TTK.m.644/1-a atfıyla limitet şirket müdürlerine de uygulanacak olan TTK.m.553 hükmüne göre "kanundan doğan yükümlülüğün kusurla ihlali" kapsamında sorumluluk da gerektiren bir durumdur. 2022 yıl sonu bilançosuna göre ise şirketin sermayesinin 20.000.0000 iken öz varlığının, yani aktif ve pasif farkının -53.936.192,34 TL olduğu, bu haliyle şirketin yıllık bilançoya göre borca batık olduğu görülmektedir. Mali bilirkişinin tespitlerine göre şirketin borca batıklık düzeyi çok yüksek olduğundan, aynı zamanda aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden çıkarılacak bilançoya göre de şirketin borca batık çıkması, dolayısıyla teknik iflas durumunda olması kuvvetle muhtemel olduğundan, gerek TTK.m.376/3 gerekse İİK.m.179 gereğince iflas talebiyle Mahkemeye başvurmak zorunda olduğu değerlendirilmektedir. Bu kuvvetli ihtimal bir kenara bırakılsa dahi, 31.12.2022 tarihli bilançoya göre şirketin mali durumu 20.000.000/53.936.192,34 = 0,371 oranında, yani %371 borca batık olduğu tespit edildiğine göre TTK.m.376/1 anlamında "şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler" vardır. Davalı müdür, bir önceki yıl sonu bilançosu (31.12.2021 tarihli bilanço) 2/3 sermaye kaybı gösterdiği halde bunun gereklerini yerine getirmediği gibi, bu defa 2022 yıl sonu bilançosu şirketin borca batık olduğuna işaret ettiği halde, işletmenin devamlılığı ve aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkarmayarak kanun emredici hükmüne açıkça aykırı davranmıştır. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas dosyasında dava konusu genel kurul kararlarındaki davacı ... ... adına atılmış olan imzaların, davacı ... ...'nin eli ürünü olmadıkları belirlenmiş olup, imzanın davacının eli ürünü olmadığının tespit edilmesi karşısında davacının anılan genel kurul toplantılarına katılmadığı, toplantıda alınan kararların yukarıda yapılan açıklamalar karşısında yoklukla malul olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalı şirketin 28/04/2021 tarihli müdür atanması konulu ve 18/05/2021 tarihli sermaye maddesinin tadili konulu genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine ve geçersizliğine karar verilmiştir. Bu mahkeme dosyasında alınan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda müdür seçimine ve davacının %50 oranında olan 3.500.000 TL sermayesini, nasıl oluştuğu tartışmalı olan davalının şirketten alacakları kullanılarak, şirket sermayesini 20.000.000'a yükseltip, davacının sermaye oranını %17,5'a düşüren sermaye artırımına dair kararlarındaki davacının imzalarının sahte olması gerekçesiyle yokluğuna karar verildiği görülmektedir. Limited şirket ile ilgili TTK hükümleri incelendiğinde önemli bir mal varlığının devri için genel kurul kararı gerektiğine ilişkin bir düzenleme bulunmamakta ise de doktrinde tartışmalı olmakla birlikte TTK 408/2-f hükmünün kıyasen uygulanabileceği değerlendirilmiştir. "MADDE 408-(2) Çeşitli hükümlerde öngörülmüş bulunan devredilemez görevler ve yetkiler saklı kalmak üzere, genel kurula ait aşağıdaki görevler ve yetkiler devredilemez: ... f) Önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı." Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden davalı müdürün, şirketin esas faaliyetlerini yürüttüğü otelleri diğer şirketlere devrettiği ve otellerin kira sözleşmelerini de feshettiği, böylece şirketin esas faaliyetlerini yürütemez hale geldiği tespit edilmiştir. Bu husus davacı tarafın, davalı müdürün şirket varlıklarını bedelsiz olarak yakınlarına veya onların şirketlerine devrederek şirketin içini boşalttığı iddialarının doğru olabileceğine işaret etmektedir.
Davacı tarafından davalı müdürün şirketin taşınmazlarını hileli ve muvazalı şekilde üçüncü kişilere devrettiği iddia edilmiştir. Ancak bu iddianın kayyıma dava açma yetkisi verilmesi açısından yapılan bilirkişi incelemesinde, dava dosyasına ibraz edilen bilgi ve belgelere göre davalının Dava dışı ... ŞİRKETİ'nin mevcut gayrimenkulleri hileli ve muvazalı olarak ... A.Ş. ... ... Turizm Ticaret Limited Şirketi, ... Ve Turizm Anonim Şirketi'ne devir ettiğine dair somut bilgi ve belge dava dosyasına ibraz edilmemiştir. Bu nedenle söz konusu taşınmaz devri iddiaları konusunda kayyımın ek inceleme yapması ve yeterli delil bulması halinde dava açıp açmayacağı hususunun takdir yetkisine bırakılması uygun olacaktır. Tarafların birlikte ortak oldukları... İç ve Dış Tic Ltd Şti'nin, incelenen 2022 yılı ve öncesi finansal tablolarına göre, son yıllarda iyi yönetilmediği gibi, 2021 yılı sonu itibariyle üçte ikiden fazla sermayesini kaybettiği ve 2022 sonu itibariyle borca batık olduğuna dair önemli işaretler bulunduğu halde davalı müdürün genel kurulu derhal toplantıya çağırma ve aktiflerin satış fiyatları üzerinden ara bilanço çıkartıp sonucuna göre, gerekiyorsa şirketin iflasını isteme yükümlülüklerini yerine getirmediği, yine davalı müdürün, davalının imzaları taklit edilerek alınan genel kurul kararlarıyla kendisini müdür seçtiğine ve davacının sermayesini oransal olarak radikal şekilde küçültecek şekilde ve nasıl oluştuğu şüpheli olan şirketten alacaklarını koyarak sermaye artırımına dair kararlar aldığı ve şirketin esas faaliyetlerini yürüttüğü otelleri, diğer ortağa ve genel kurula bilgi ve hesap vermeden elden çıkardığı tespit edildiğinden, tüm bu koşullar altında, TTK.m.630/3 anlamında "Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi" koşullarının oluştuğu, bununla birlikte davalı müdürün görevden alınması veya yetkilerinin sınırlandırılması için yukarıdaki tespitlerin davalı şirket müdürünün azli yönünden haklı nedenlerin oluştuğu kanaatine varılmış ve tüm bu nedenlerle davalının şirket müdürlüğünden azline karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. Somut olayda, şirketin mali durumunun kritik seviyede olması, esas faaliyetlerinin sonlandırılması, müdürün kanuni yükümlülüklerini yerine getirmemesi karşısında şirketin korunması için acil tedbir alınması gerektiği anlaşılmaktadır. Tüm bu nedenlerle sonuçta aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere; 1. Davalı ... ...'nın TTK m. 630/2-3 gereği haklı sebeple müdürlük görevinden AZLİNE, 2. TTK m. 235/1 ve TMK m. 427/4 gereği şirkete ...'in YÖNETİCİ KAYYIM atanmasına, 3. Atanacak kayyıma aşağıdaki yetkilerin verilmesine: a) DOĞRUDAN DAVA AÇMA YETKİSİ (Genel kurul kararı gerekmez): - ... A.Ş.'ye: Otel işletmeleri iadesi + haksız kazanç iadesi - ... ... Ltd. Şti.'ye: Otel işletmeleri iadesi + haksız kazanç iadesi - ... ... + diğer aile fertleri + şirketlerine: Haksız zenginleşme/malvarlığı iadesi konularında ek inceleme sonrası yeterli delil bulunması halinde dava açma muhtariyeti b) TAKDİR YETKİSİ (Genel kurul kararı gerekmez) : 11 adet taşınmaz ve araçların iadesi konularında ek inceleme sonrası yeterli delil bulunması halinde dava açma muhtariyeti c) GENEL KURUL KARARI ŞARTIYLA: SADECE ... ...'ya karşı müdür sorumluluk davaları (TTK m. 553) önce genel kurul toplayıp karar aldırma yetkisi 4.a) Kayyım için aylık 40.000,00 TL ücret takdirine, b) Kayyımın 3 aylık toplam 120.000,00 TL ücretinin davacı tarafından Mahkememiz veznesine 2 hafta içerisinde DEPO EDİLMESİNE, c) Devam eden ayların kayyım ücretinin ve / veya dava öncesi hazırlık veya araştırma / özel denetim / avukatlık -danışmanlık ücretlerinin öncelikle kayyımca şirketten alınmasına, -Şirketin ödeme gücü yok ise yine bu bedellerin ve ayrıca zaten ara kararla atanan kayyımın kayyımlık ücreti muhasebe ücreti, avukatlık ücreti için talep ettiği 450.000,00-TL'yi davacı tarafından mahkememiz veznesine tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde DEPO EDİLMESİ için kayyımca talep halinde davacıya ihtarına, d) Kayyım ücretinin ihtara rağmen yatırılmadığı bilgisi verilmesi halinde kayyım atamasının sona erdirilmesi için ek karar oluşturulmasına, e) İlk üç aylık ücret yatırıldığında kararın tebliği ile kayyımın GÖREVE BAŞLAMASINA, f) Kayyımın 1 yıl süreyle görev yapmasına g) 1 yıllık süre dolmadan genel kurulun yasal gündem maddeleri ile toplanması için kayyumca işlem yapılması için yetki verilmesine, ğ)Bu kararın ticaret sicil gazetesinde kayyımca ilan edilmesine 5.Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 615,40-TL ilam harcından peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 435,50-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6.Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL peşin harç ve 179,90-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 359,80-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7.Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8.Davacı tarafından yapılan 109.229,75-TL yargılama gideri davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 9.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/06/2025
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”