İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/623 E. 2025/888 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/623
- Karar No
- 2025/888
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/623 KARAR NO : 2025/888 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/08/2023 KARAR TARİHİ : 14/11/2025 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilin davalı şirketten olan alacağının tahsili için İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... esas sırasında kayıtlı takip açtıklarını, davalı/borçlu şirket borca ve yetkiye itiraz ettiğinden takibin durduğunu; itiraz üzerine duran takibe devam edebilmek için zorunlu arabulucu sürecinin de tamamlanmış ve bu süreçte davalı şirket yetkilisine durum izah edilmiş ise de neticede anlaşma sağlanamamış olduğunu belirterek; davalı borçlunun İzmir... İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasında yapmış olduğu borca ve yetkiye itirazının iptaline ve takibin devamına, % 20’den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafça, dava dosyasına cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. SMMM ...'ün 29/04/2024 tarihli bilirkişi kök raporunda; Davacı tarafa ait incelemeye ibraz edilen ticari defterlerin açılış tasdiklerinin, TTK 69. ve VUK 220. ve 225.maddelerinde öngörülen yasal süreler içerisinde yaptırılmış olduğu, defterlerinin kayıtlama sistemi olarak Tek Düzen Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’ne ve Muhasebe İlke ve Kurallarına uygun olarak tutulduğu tespit edildiği, basılı defterler üzerinde herhangi bir silinti, kazıntı vb. Görülmediği, bununla birlikte, 2022 yılı yevmiye defterinin kapanış tasdiki yaptırılmadığı, 2023 yılı ticari defterleri yönünden ise defterlerin döktürülmesi ve kapanış tasdiklerinin yaptırılması için yasal süre, rapor tarihi itibarı ile devam ettiği, davacı tarafa ait ticari defterlerde, davalı tarafa ilişkin işlemler... kodlu Alıcılar hesabında izlenmekte olup, tespit edilen tek hareketin 18.04.2022 tarihli, 37 madde numaralı yevmiye kaydı ile davacı tarafça, davalı tarafa, aynı tarihli ve ...maralı fatura ile 30.998,60.-TL tutarlı satış yapıldığına ilişkin davalı tarafa yapılmış olan borç kaydı olduğu, kayda geçirilen fatura nüshası dosya içeriğinde mevcut olduğu, işbu faturaya ilişkin tahsilat kaydı mevcut olmadığı, fatura tutarı Form Ba ile bildirim yükümlülüğü alt sınırını aştığını, davacı taraf defterlerinde, 31.12.2022 tarihi itibarı ile davalı taraftan 30.998,60.-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. SMMM ...'ün 30/06/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda; Davacı tarafa ait incelemeye ibraz edilen ticari defterlerin açılış tasdiklerinin, TTK 69. ve VUK 220. ve 225.maddelerinde öngörülen yasal süreler içerisinde yaptırılmış olduğu tespit edilmiştir. Defterlerinin kayıtlama sistemi olarak Tek Düzen Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’ne ve Muhasebe İlke ve Kurallarına uygun olarak tutulduğu tespit edilmiştir. Basılı defterler üzerinde herhangi bir silinti, kazıntı vb. görülmediğini, 18.04.2022 tarihli, 37 madde numaralı yevmiye kaydı ile davacı tarafça, davalı tarafa, aynı tarihli ve... numaralı fatura ile 30.998,60.-TL tutarlı satış yapıldığına ilişkin davalı tarafa yapılmış olan borç kaydıdır. Kayda geçirilen fatura nüshası dosya içeriğinde mevcut olduğu, işbu faturaya ilişkin tahsilat kaydı mevcut olmadığı, davacı taraf defterlerinde, davalı taraftan 30.998,60 TL alacaklı olduğu kayıtlı olduğu, GİB Konak Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 22.10.2024 tarihli cevabi yazısı Ekinde mevcut olan, davalı ... Tic. ve San.A.Ş.'ne ait 2022 yılı Form Ba Bildirimleri incelendiğinde; davalı tarafın kendi Vergi Dairesine, davacı ...'den 2022 yılında 1 adet belge ile KDV hariç 26.270,00.-TL tutarında mal/hizmet aldığını beyan ettiği tespit edildiğini, işbu tutarın 18.04.2022 tarihli ve KDV dahil 30.998,60.-TL tutarlı faturaya ilişkin olduğu, davalı tarafça işbu faturaya istinaden ödeme belgesi ibraz edilmediği tespit edilmiştir. 6100 sayılı yasanın 222. Maddesi aşağıdaki şekildedir. "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması MADDE 222 - Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu süre hak düşürücü süredir, Hakim tarafından resen dikkate alınması gerekir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Davacının haksız ve kötü niyetli olmasından kasıt, bir alacağı olmadığını bildiği halde, icra takibine girişmiş olmasıdır. İcra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır. İtirazın iptali davası ancak para alacağına ilişkin ilamsız takiplerde açılabilir. İtirazın iptali davasında, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, davacı alacaklı, davalı borçlu tarafından itiraz edilen takip konusu alacağının varlığını ve miktarını genel hükümlere göre ispatla yükümlüdür. İtirazın iptali davasında; takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıl olup, takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanılamaz. Diğer bir deyişle takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılamayan belge, itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılamaz. Takibe etkili olan itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu olan alacak olduğu, bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının itirazın iptali davası için bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.İtirazın iptali davasında yapılan yargılama sonunda: takip tarihindeki duruma göre karar verilir.İtirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibarıyla belirlenir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise, yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler ise icra müdürlüğünce dikkate alınır.İtirazın iptali sonunda, dava konusu alacağın varlığı ve miktarı sabit olursa mahkeme davayı kabul ve itirazı iptal eder. Ayrıca mahkeme, davacının dava dilekçesinde tazminat da talep etmiş olması halinde, davalı borçluyu hüküm altına alınan alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkum eder. Davalı borçlunun, ödeme emrinin tebliği üzerine evvelce itiraz ettiği alacağı, ilk duruşmada kabul etmiş olması, icra inkar tazminatına mahkumiyetten kurtulmasını gerektirmez.Dava sonunda hükmedilen alacağın %20’si oranındaki tazminata karar verilebilmesi için davacı alacaklının zararının varlığı ve miktarını ispat etmesi gerekmez. Kanun koyucu, davalı borçlunun itirazının iptali halinde, itiraz sebebiyle davacı alacaklının zarara uğramış olduğunu kabul ederek, davacının dava dilekçesinde sadece talep etmiş olmasını davalı borçlunun hükmedilen meblağın en az %20’ si oranında bir tazminata mahkum edilebilmesi için yeterli görmüştür. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun usulüne uygun bir şekilde borca itiraz etmek suretiyle takibin durmuş olması yeterli olup, borcu itiraz sebebi önemli değildir. Yine davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için 2004 sayılı yasanın 67. Maddesi gereği süresinde itirazın iptali davası açılmış olması, davacı alacaklının dava dilekçesinde talep sonucunda icra inkar tazminatını istemiş olması, davanın alacaklı lehine kabulüne karar verilmiş olması, davalı borçlunun takip tarihi itibarıyla itirazında haksız olması gerekir. İtirazın iptal edilmiş olması, itirazın haksız olduğunu göstermez. İtiraz iptal edilmiş olmasına rağmen davalı borçlu haklı ise tazminata mahkum edilmez. Hem itiraz iptal edilmiş ve hem de itirazın haksız olduğu sonucuna varılmışsa, diğer yukarıda anılı şartlarında varlığı halinde icra inkar tazminatına hükmedilir. İtirazın haksız sayılabilmesi için, takip konusu alacağın doğduğu anda varlığı ve miktarı itibarıyla taraflar arasında likit olması gerekir. Takip konusu alacağın varlığı, miktarının belirlenmesi hakim kararını gerektirmemeli, muhtacı muhakeme olmamalıdır. Takip konusu alacak yapılacak basit bir hesaplama ile belirli bir hale gelebilecek ise bu alacak da likit sayılır. Dava açıldıktan sonra takibe konu edilen borcun ödenmiş olması hali, borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine engel değildir. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun kötü niyetli olması gerekmez. YİBBGK 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi takdirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (6102 sayılı yasanın 21/2 maddesi) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi 6102 sayılı yasanın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karneden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifası ile ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhası ile ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı yasanın 23. maddesinin 2. ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi yukarıda anılan 23/2 madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz karşı tarafın akdi ilişki inkar etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, 6102 sayılı yasada özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Fatura içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme 213 sayılı yasada yer almaktadır. faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır. (213 sayılı yasa madde 230) dolayısıyla faturanın içeriği faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususlara yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. Ayrıca Yargıtay... HD ... Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi; faturanın davalı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafa ait olup, davacının bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, 6102 sayılı yasanın 23/2 maddesinde yazılı sekiz günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise davalı tarafa aittir. 6102 sayılı yasanın 23/2 maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden tacir fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf faturaya dayalı bu alacağının varlığını 6100 sayılı yasanın 222. maddesi uyarınca ispatlamış olur. Tüm dosya kapsamı ve yukarıdaki açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, davacının, davalı aleyhinde İzmir... İcra Dairesi'nin...Esas sayılı dosyasında taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı fatura alacağına istinaden 30.998,60 TL üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 01/02/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 30/01/2023 tarihinde yasal süresi içerisinde, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davacı taraf, davalının icra dairesinin yetkisine yapmış olduğu itirazın yersiz olduğunu, düzenlenen faturanın davalıya tebliğ edildiğini, faturadan kaynaklı borcun ödenmediğini, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın zaman kazanmaya yönelik olduğu iddialarında bulunmuş, davalı tarafa dava dilekçesi ve ekleri usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine karşın davalı tarafça dosyaya cevap dilekçesi sunulmamıştır. Para alacaklarında alacaklının yerleşim yeri mahkemesi yetkili olduğu, icra dairelerinin yetkilerinin mahkemelerinin yetkilerine ilişkin kurallarla belirlendiği gözetilmek suretiyle icra dairesinin yetkisine dair yapılan itirazların reddine karar verilmiştir. Davacı ve davalıya ait 2022 ve 2023 yıllarına ait BA-BS formları celp edilerek dosyamıza kazandırılmıştır. Ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi amacıyla taraflara defter ibraz davetiyesi çıkartılmış, davacı taraf davetiyeye süresinde cevap vermiş ancak davalı taraf süresinde cevap vermemiştir. Davacı ticari defter ve kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapmak suretiyle davacı tarafın defter ve kayıtlarının yasal şartları taşıyıp taşımadıkları ve usulüne uygun tutulup tutulmadıklarının tespiti, dava dilekçesi ekinde yer alan faturanın davacının ticari defter ve kayıtlarında bulunup bulunmadığı, faturaya karşılık bir ödeme yapılıp yapılmadığı, taraflar arasındaki bakiye alacak borç durumunun tespiti amacıyla dosyanın Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş olup, SMMM ...n ek ve kök raporlarında yaptığı tespitlerde, davacı tarafa ait incelemeye ibraz edilen ticari defterlerin açılış tasdiklerinin, TTK 69. ve VUK 220. ve 225.maddelerinde öngörülen yasal süreler içerisinde yaptırılmış olduğu, defterlerinin kayıtlama sistemi olarak Tek Düzen Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’ne ve Muhasebe İlke ve Kurallarına uygun olarak tutulduğu, defterler üzerinde silinti yahut bir kazıntı görülmediği, ancak 2022 yılı yevmiye defter kapanış tasdikinin yaptırılmadığı, 2023 yılına ait ticari defterlerin kapanış tasdiklerinin yaptırılması için yasal sürenin devam ettiği, 18.04.2022 tarihli, 37 madde numaralı yevmiye kaydı ile davacı tarafça, davalı tarafa, aynı tarihli ve 10 numaralı fatura ile 30.998,60.-TL tutarlı satış yapıldığına ilişkin kayıt bulunduğu, kayda geçirilen fatura nüshasının mahkeme dosyası içerisinde de mevcut olduğu, faturaya ait tahsilat kaydının bulunmadığı, fatura tutarının form Ba ile bildirim yükümlülüğü alt sınırını aştığını, 2022 yılı hesap dönemi Form Bs bildirimleri incelendiğinde, davacının, davaya konu edilen ve KDV hariç 26.270,00.-TL tutarlı olan 1 adet fatura ile davalı ... Tic. ve San.A.Ş.'ne mal/hizmet satışı yaptığını Vergi Dairesi'ne bildirildiği, davalı tarafa ilişkin Form Ba bildirimleri incelendiğinde, 2022 yılında, KDV hariç 26.270,00 TL tutarlı olan 1 adet fatura ile davacıdan mal/hizmet alımı yaptığını kendi vergi dairesine beyan ettiği, işbu tutar 18.04.2022 tarihli ve KDV dahil 30.998,60 TL tutarlı faturaya ilişkin olduğu, davacıya yapılmış olan herhangi bir ödeme belgesinin dosyada mevcut olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporlarının usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nun 222.maddesine göre ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulaması, ayrıca bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerin sahibi veya halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunların aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemesi yahut defter ve kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerler ile ispatlanmamış olması gerektiği, davacı defterlerinin, 2022 yılı ticari defterlerinin kapanış tasdikinin yaptırılmamasına karşın, açılış tasdiklerinin TTK 69. ve VUK 220. ve 225.maddelerinde öngörülen yasal süreler içerisinde yaptırılmış olduğu, defterlerinin kayıtlama sistemi olarak Tek Düzen Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’ne ve Muhasebe İlke ve Kurallarına uygun olarak tutulduğu bilirkişice tarafından tespit edilmiş olup, davacının defterlerine göre takip ve dava tarihi itibariyle 30.998,60 TL tutarında davalıdan alacaklı olduğu, davalının ise 6100 sayılı HMK'nın 222/3. maddesi uyarınca usulüne uygun yapılan ihtarata rağmen ticari defter ve kayıtlarının mahkemeye sunmadığı ve bulunduğu yeri bildirmediği, davalının dava konusu edilen ve davacı tarafın ticari kayıtlarında yer alan faturanın aksini ispata yarar herhangi bir delil faaliyetinde bulunmadığı, bu halde davalının karşı ispat yükümlülüğünü yerine getirmediği, buna göre davacının taraflar arasındaki temel ilişki ile takip ve dava konusu asıl alacağının varlığını talep ettiği 30.998,60 TL üzerinden ispat ettiğinin kabulü gerektiği, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan bahisle davacının icra inkar tazminatı talebine ilişkin yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla, davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-)Davanın KABULÜNE, 2-)İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalı tarafça yapılan İTİRAZIN İPTALİ İLE TAKİBİN 30.998,60 TL ÜZERİNDEN DEVAMINA, 3-)Hüküm altına alınan alacak miktarı olan 30.998,60 TL 'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-)Alınması gerekli 2.117,51 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 374,39 TL peşin harçtan mahsubu ile 1.743,12 TL bakiye karar ve ilam harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-)Davacı tarafça yatırılan 374,39 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 2.500,00 TL bilirkişi rapor ücreti, 131,75 TL posta tebligat ücreti olmak üzere toplamda 3.275,99 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-)Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 30.998,60 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-)3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 8-)Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE, Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/11/2025
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır