İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/410 E. 2025/1002 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/410
- Karar No
- 2025/1002
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/410 KARAR NO : 2025/1002
ASIL DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) ASIL DAVA TARİHİ : 27/04/2022
KARAR TARİHİ : 06/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVADA : İDDİA: Davacı vekili tarafından Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine sunulan 11/05/2022 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; Müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki neticesinde müvekkilinin; 20.12.2021 tarihli 8.496,00 TL, 25.02.2021 tarih 245.938,67 TL, 25.02.2021 tarih 258.836,78 TL lik faturaları kestiğini, davalının malları teslim almasına rağmen fatura bedellerini ödemediğini, faturaların tahsili amacıyla yukarıda ayrıntılı yazılı icra takibinin başlatıldığını, davalının itirazı netic esinde takibin durduğunu, davalının icra takibine yaptığı itirazda ticari ilişkiyi kabul ettiğini, malların teslim alındığına dair bir itirazı bulunmadığını, davalının borcunu ödediğini ispat etmesi gerektiğini, neticede; davalının itirazının iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazm inatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. ASIL DAVADA SAVUNMA; Davalı vekilinin 23/06/2022 havale tarihli cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle ; Davacı şirket ile müvekkil arasında ki ticari ilişki nin müvekkile ait şahıs şirketi olan ...... Otomotiv Gayrimenkul firması tarafından, davacı adına düzenlenmiş olan bütün faturalardan anlaşılacağı üzere 14.12.2018 tarih inde otomotiv yedek p arçaları alınması ile başla dığını ve dava konusu icr a takibinin başladığı dönemlerde de bu ticaret in devam ettiğini, bütün ticari sürecinin davacı şirketin 1998 yılından beri çalışanı ve yaklaşık 17 yıldır Davacı şirket Genel Müdür'ü o lan ... tarafından yürütüldüğünü, Bu ticari ilişkide davacı şir ket in teklifi ve talebi ile d avacı Şirketin Türkiye Şubesi ve Almanya Şubesi ve başkaca ülkelere ihracatlarının müvekkil i şirket üzerinden yapılacağı ve müvekkili şirketten mal alı mının da devam ede ceği ve bu anlaşmanın 5 yıl süre ile geçerli olacağı ve bu kapsamda müvekkil i şirketin %15 prim komisyon alacağı hususlarında, şirketler arası güvene dayalı olarak 05.11.2020 tarihinde sözlü olarak anlaşıldığını, b u anlaşmanın varlığı, devamı ve şirket yetkili leri tarafından müvekkiline karşı ticari vaatler, davacı şirket Genel Müdür'ü ... başta olmak üzere d avacı şirket in satın alma ve pazarlama müdürü ..... ve şirket yetkilisi .... ile yapılan whatsapp yazışmaları, şirket resmi mailleri ile sabit olduğunu, bu yazışma ve anlaşmalara istinaden şirket Genel Müdürü ..., Satış Müdürü ....., şirket yetkilisi ..... başta olmak üzere, tanık olarak dinlenilmesini talep ettiklerini, bu anlaşma ile davacı şirket talimatıyla davacı nın Türkiye şubesi nin ihracatı yapılacak ürün tedariğini müvekkiline sağlayacağını ve müvekkiline faturalandıracağını, müvekkili tarafından aynı içerikli faturanın yurt dışı firmalarına veya davacının Almanya şubesine gönderileceğini , müvekkili tarafından bu kapsamda Almanya şubesine fatura ke sileceğini ve yurt dışından gelen her ödemeyi davacının Türkiye şubesine göndereceğini, müvekkilinin ticari süre çte %15 prim komisyon alacağını ayrıca yıllardan beri davacının Türkiye Şubesi tarafından müvekkilinden devam eden mal alımı olacağını , bu sürenin 5 yıl olarak anlaşıldığını, davacı şirketin Türkiye şubesi tarafından müvekkil i şirket adına kesilen 25.02.2021 tarihli 245.938,67 TL ve 25.02.2021 tarihli 258.836,78 TL tutarındaki faturaların , o günkü kur karşılığı baz alınarak müvekkili şirket tarafından aynı gün olmak üzere 25.02.2021 tarihli 25.493,60 EUR ve 25.02.2021 tarihli 24.223,80 EUR olarak davacı şirket Almanya şubesine fatura edildiğini, davacı vekili tarafından dava dilekçesine ek olarak sunulan ilgili faturalara istinaden; Almanya Şubesi'nden ödeme geldiğini ve gelen bütün ödemelerin davacı şirketin üst düzey yetkilisi olan Genel Müdürü ...'in bildirdiği hesaba müvekkili tarafından gönderildiğini, iddia olunanın aksine müvekkil inin alacağı olarak anlaşılan %15'lik prim alacağının müvekkiline uzun süre boyunca ödenmediğini, sunulan mail ve yazışmalardan da anlaşılacağı üzere Davacı şirketin üst düzey bütün yetkilileri tarafından bu durumun ilgili süreç içerisinde defalarca kabul edildiğini, müvekkili tarafından %15'lik prim faturası kesilmesinin hep erteletildiğini, müvekkili tarafından bütün bu ödemelerin , davacı şirket yetkilileri tarafından bildirilen hesaba yatırıldığını, dava dilekçesi ekinde sunulan dekontlardan da anlaşılacağı üzere gelen bütün ödemelerin , şirket yetkilisinin gönderilmesini talep ettiği hesap numaralarına yani şirketin müdürü tarafın dan bildirilen hesaba iletildiğini, müvekkilinin %15 tutarındaki alacağı n a d enk gelen kısmın 75.801,90 EURO olduğunu, davacı şirkete gönderilen mailler ve ilgili yazışmalar ile yapılan yasal baskı sonrasında müvekkilinin 6 ay sonra olmak üzere hak edişinin ilk cüzi kısmını 11.05.2021 tarihinde dekontlardan da anlaşıldığı üzere 7.000 EURO olarak alabildiğini, devamında 17.08.2021 tarihinde 3.500 EURO , 09.09.2021 tarihinde 3.500 EURO , 17.11.2021 tarihinde 5.000 EURO olmak üzere şirket yetkililerin talimatıyla toplam 19.000 EURO ödeme alabildiğini, bu rakamın müvekkilinin toplam hak edişinin ancak %20 25 ne denk geldiğini, müvekkilinin alacağının tahsili için davacı şirkete karşı İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... E. No'lu dosyası üzerinden icra takibi başl atıl dığını, davacı tarafından itiraz edildiğini, arabuluculuk süreci nde anlaşılamaması üzerine, İtirazın İptali davası açılacak olup, mahkeme ve dosya bilgileri bilahare bildirileceğini, davacı şirket tarafından müvekkili adına İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. No'lu dosyası üzerinden 13.01.2022'de yani işbu dava temeli icra takibi başlatıldıktan bir gün sonra açılan bu ilgili icra dosyasına da taraflarınca itiraz edildiğini, ilgili icra dosyası sebebiyle aynı doğrultuda yine İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. No'lu dosyası üzerinden İtirazın İptali davası açıldığını alacak iddiası olan tarafın aynı borçluya aynı sebeplerle farklı ve yetkisiz icra dairelerinde ilamsız takip başlattığını, davacı şirketin Genel müdür Yardımcısı ... tarafından Resmi mail adresinden gönderilen 03.01.20 22 tarihli mail ile "Değerli İş Ortağımız, 31.12.2021 tarihi itibari ile Genel Müdür ...'in ... Otomotiv Pazarlama A.Ş. İle herhangi bir ilişkisi kalmamıştır. Yeni organizasyon ile ilgili bilgilendirme en kısa sürede tarafınıza yapılacaktır." şeklindeki bildirimi sonrasında , ticari platformda müvekkili gibi davacı şirket muhatabı tarafından kıdemi ve tecrübesi sebebiyle ticari faaliyetlerde çok uzun yıllardır bilinen ve güven telkin eden Davacı şirket Genel Müdürü ...'in ayrılığı en başta doğal bir ayrılık gibi gibi düşünülse de ve sebepleri müvekkil gibi birçok ticari muhataptan saklanılmaya çalışılsa da, bu ayrılığın iç yüzü nün daha sonra ortaya çıktığını, şirket yetkilileri tarafından şirket içi bir yolsuzluk olduğundan şüpheleniy oruz " ifadeleriyle adeta birinci ağızdan kriminal bir sürecin olduğunun kabul edildiğini, davacı şirket taraf ından müvekkili başta olmak üzere yükümlülük duyulan bir çok ticari muhatapla görüşüldüğünü, alacaklar noktasında haklı oldukları ve yeni bir takvim belirleyerek bu ödeme ve ticari faaliyetlerin devam edeceğinin defalarca iletil diğini, mağdurların bir taraftan sözlü olarak idare edildiğini , bir taraftan da "şirket politikası gereği yapılmak zorunda " diyerek mağdurlara karşı icra takipleri başlatıldığını, davacı tarafından tehlikeli bir algı kurulmaya çalışıldığını, işbu dava konusuna dair olmak üzere davacı şirketin tek bir künye ve ünvana sahip olduğunu, merkezinin İstanbul olduğunu, davacı tarafından Almanya şubesi ve Türkiye iki ayrı firma, iki ayrı şirketmiş gibi bir algı yaratılmaya çalışıldığını, davacı şirketin talimatıyla ... hesabından müvekkiline gelen ödemelerin yine ... Otomotiv Paz arlama Anonim Şirketi yetkilileri tarafından bildirilen hesaba yatırıldığını, davacı şirket tarafından müvekkiline .... Şubesinden gönderilen ödemelerin , şirketin Genel Müdürü tarafından bildirilen ve dekontlardan da görüldüğü üzere " gelen para transferi" açıklamasıyla ... Bankası .... şubesi TR.... IBAN No'lu hesaba gönderildiğini, Neticede; işbu davanın usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve veka let ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini arz talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVADA; Davacı vekili İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; davacının 1973 yılından beri faaliyet gösteren yüksek ihracat oranına sahip bir şirket olduğunu, davalı ile olan ticari ilişki kapsamında davacının Almanya'daki hesaplarından davalı tarafa ticari ilişki kapsamında .... açıklaması ile toplamda 446.000,00-Euro olan ödemeler yapıldığını, ithalat için peşin ödenen bu bedeller karşılığında davacıya herhangi bir mal teslim edilmediği gibi parasının da iade edilmediğinden İstanbul .... İcra Dairesi'nde ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, davalının borca ve yetkiye itirazı ile takibin durduğunu, davalının aktiflerini azaltması ve dava sonucu karar verilecek mahkeme kararını semeresiz bırakacakları hususunda şüpheleri bulunduğundan davalının araç ve gayrimenkulleri üzerine ihtiyati haciz konulmasını, itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesine sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava temeli olan İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı icra dosyasına Vekaletname ile dahil olunmuş ve vekaleten ilgili dosya ödeme emrine ve faizine ve bütün ferilerine Vekil sıfatıyla itiraz edilmiş devamında dava şartı olan zorunlu arabuluculuk görüşmeleri yine Vekil sıfatıyla yürütülmüş ve tutanak taraf vekillerince imzalanmışken iş bu dava dilekçesinin davalı asile gönderilmesinin usulsüz olduğunu, davalı adresinin "... Mah. ... Sk. No:2 D.9 Esenyurt/ İstanbul" olduğundan icra müdürlüğü ve mahkemenin yetkisiz olduğunu, Davacı vekili tarafından dava dilekçesine ek olarak sunulan ilgili dekontlara istinaden; gelen bütün ödemelerin Davacı şirketin üst düzey yetkilisi olan Davacı şirket Genel Müdürü ...'in bildirdiği hesaba müvekkili tarafından gönderildiğini, müvekkilin anlaşılan %15'lik prim alacağı müvekkile uzun süreler boyunca ödenmediğini, Davacı şirketin üst düzey
bütün yetkilileri tarafından bu durum ilgili süreç içerisinde defalarca kabul edilmiş, müvekkili tarafından %15'lik prim faturası kesilmesi hep erteletildiğini, müvekkil tarafından bütün bu ödemeler, Davacı şirket yetkilileri tarafından bildirilen hesaba yatırıldığını, Davacı şirket kötü niyetli olup borçtan kurtulma çabasında olduğunu, ilgili dekontlar, belgeler ve yazışmalar dayanaklı müvekkil alacağı adına davacı şirkete karşı İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. No'lu dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, Davacı tarafından itiraz sebebiyle, itirazın iptali davası açılacak olup, mahkeme ve dosya bilgileri bilahare Mahkemeye bildirileceğini, bu kapsamda bağlantılı olan ilgili dosyanın da birleştirilmesini, iş bu davanın usulden reddini, Mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının esastan reddini, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER ve GEREKÇE: Asıl ve birleşen davalarda, davalar alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilâmsız icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67. Maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir.Davacı vekilinin ıslahı sonrası asıl dava alacak davasına dönüştürülmüştür. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 ve HMK'nun 222 nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Bilirkişi ... tarafından mahkememize sunulan 23/02/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Yanlar arasında karşılıklık olarak birbirlerine Otom otiv yedek parça alım/satımı yapılması şeklinde ticari ilişki kurulduğu, davacı ticari defterlerinde icra takip tarihinde davacının da valıdan 534.220,19 TL al acaklı olduğu, davacının dava konusu icra takibinde 3 adet faturaya dayalı olarak 513.271,45 TL nin tahsilini talep ettiği, rapor içeriğinde gerekçeleri ile izah edildiği üzere, davacının takip konusu ettiği 25.02.2021 tarihli 258.836,78 TL ve 245.938,67 TL lik faturalardan kaynaklı alacaklı olmadığı, işbu fatura bedellerinin yanlar arasındaki cari ilişki içerisinde icra takip tarihinden önce ödenmiş olduğu, davacının takip konusu ettiği sadece 8.496,00 TL lik faturadan kaynaklı alacağı olduğu, diğer alacaklı olduğu bedellerin ise takip konusu edil meyen fatura ve davalıya yaptığı nakden ödemeler den kaynaklandığı, davacı alacağının kabulü halinde, takip tarihinden sonra avans faizi talep ettiği, 3095 Say. Kan. Gereği icra takip tarihinde tacirler arasında uygulanan avans faiz oranının %15,75 olduğu ve değişen oranlarda uygulanması gerekeceği yönünde görüş ve beyan bildirmiştir. Bilirkişi ... tarafından mahkememize sunulan 28/05/2025 havale tarihli bilirkişi ek raporunda özetle ; Davalı ...'ye ait cep telefonun incelenmek istendiğinde, davalıya ait cep telefonunda herhangi bir yazışmanın olmadığı ve dava dışı ortağı bulunan ....'a ait olan cep telefonundan yazışmaların yapıldığını belirttiğinden dava dışı ....'ın cep telefonunu incelendiği, dava dışı ...'a ait olan ... numaralı, ... İMEİ numaralı .... marka cep telefonunu aktif olarak kullandığından dolayı cep telefonun imajı alınmadan, telefonda bulunan ... uygulamasından ... Hattat Otom. GM (0...), ..... (0...), ..... Yeni Hat (0....) ve ... (Grup konuşması) isimli konuşmaların sohbetleri dışarı aktarılarak rapor ekinde pdf uzantılı bir şekilde CD içerisinde sunulduğu, -....com.tr'e ait olan mail....com.tr üzerinden maillerin atıldığı ve bu mail adresinin ip numarasının ... olduğu, fake (sahte) maillerin atılmadığının anlaşıldığı, -....com ile ...com.tr arasındaki e-mail gönderim ve alımları 10.12.2020 tarihinde başladığı ve son olarak 29.01.2024 tarihinde sona erdiği, -...com ile ....com.tr arasındaki e-mail gönderim ve alımları 12.04.2018 tarihinde başladığı ve son olarak 29.01.2024 tarihinde sona erdiği, -...com ile ....com.tr arasındaki e-mail gönderim ve alımları 29.05.2018 tarihinde başladığı ve son olarak 29.10.2021 tarihinde sona erdiği yönünde görüş ve beyan bildirmiştir. Bilirkişi ... tarafından mahkememize sunulan 02/11/2023 havale tarihli bilirkişi ek raporunda özetle ; Yanlar arasında karşılıklı olarak birbirlerine Otomotiv yedek parça alım/satımı yapılması şeklinde ticari ilişki kurulduğu, davacı ticari defterlerinde 2021 yılı sonunda davacının davalıdan 534.220,19 TL alacaklı olduğu, davalı ticari defterlerinde 2021 yılı sonunda davalının davacıdan 988.000,00 TL alacaklı olduğu, yanlar arasında 1.522.220,19 TL (krş. Farkı var) ihtilaf olduğu, rapor içeriğinde gerekçeleri ile izah edildiği üzere, davalının davacı borcuna işlediği 440.888,92 TL’lik Hattat/Almanya faturalarının uygun olmadığının değerlendirilmediği, yine davalının davacı alacağına işlediği 343.755,75 TL’nin de uygun olmadığının değerlendirildiği, böylece davalının davacıya 97.033,17 TL fazla borç işlemiş olduğu, davacı ticari defterlerinde davalı borcuna işlenen 1.294.061,13 TL’lik ödemelerin tamamının dayanağının sunulduğu, ancak davalı borcuna işlenen 3 adet 120.045,43 TL’lik faturaların ve fatura muhteviyatının davalıya teslim edildiğinin ispata muhtaç olduğu, dolayısıyla tüm yapılan hesaplamalar neticesinde davacının davalıdan 403.094,30 TL alacaklı olduğunun hesaplandığı yönünde görüş bildirmiştir. Bilirkişi ... ve Doç. Dr. ... tarafından mahkememize sunulan 10/03/2025 havale tarihli bilirkişi ek raporunda özetle ; Asıl Dava Yönünden; Taraflar arasında geçerli bir hukuki ilişkide salt fatura düzenlenmesinin, adına fatura düzenlenen kişiyi borçlu kılmayacağı, dava konusu somut olayda; davacının alacağına dayanak faturalardan sonra bu sefer davalı davacıya kesmiş olduğu faturalar ile davacıdan alacaklı konuma geçtiği, yani davacının alacağına dayanak faturaların bedeli davalının kestiği faturalar ile ödenmiş, davacının işbu faturalardan kaynaklı bir alacağının kalmadığı, tekrarla birlikte, yanlar birbirlerine olan borç alacağı sadece nakden ödemeler ile değil kesmiş olduğu faturalar ile de kapattığı, ancak bir kez daha ifade etmek gerekir ki salt fatura düzenlenmesinin, adına fatura düzenlenen kişiyi borçlu kılmayacağından tarafların cari hesaplarını karşılıklı faturalar düzenlemek sureti ile alacaklı ve borçlu sıfatlarını değiştirmelerinin esas yönünden ispata elverişli nitelikte olmadığının düşünüldüğü, tarafların yasal defter kayıtlarının birbiri ile örtüşmediğinin tespit olunduğu, davacı ticari defterlerinde 2021 yılı sonunda davalıdan 534.220,19 TL alacaklı gözüktüğü, davalı ticari defterlerinde ise 2021 yılı sonunda davalı davacıdan 988.000,00 TL alacaklı gözüktüğü, dolayısıyla yanlar arasında 1.522.220,19 TL ihtilafın bulunmadığı, bu kapsamda tarafların yasal defter kayıtlarının 1.522.220,19 TL tutarında örtüşmediğinin tespit edildiği, bu yönü ile tarafların ticari defterlerinin birbirlerini doğrulamadığı müşahede edildiğinden HMK m.222/f.3 hükmü nazara alındığında ticari defterlerden hareketle sonuca ulaşılıp ulaşılamayacağının düşünüldüğü, somut ihtilafta davacı davalının malları teslim almasına rağmen fatura bedellerini ödemediğini iddia etmekte ise de bu hususu tevsik eden herhangi bir belgeye de rastlanılamadığından davacının alacak iddiasının ispata muhtaç olduğunun düşünüldüğü, ancak evvelce de ifade edildiği üzere davacı vekili 14.04.2023 tarihli Islah dilekçesi ile; İtirazın İptali davasının Alacak davasına dönüştürdüklerini, 534.220,19 TL alacaklarının dava tarihinden itibaren avans faizi ile tahsilini, talep ettiği, Mahkemenin görevlendirmesi nazara alındığında açıklamalarımıza bu kapsamda devam ettiğimizde heyetimizin mali üyesince yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde davacının emrine keşide edilen birtakım çeklerin davalı tarafından tahsil edildiğinin müşahede edildiği, davalı ticari defterlerinde 890.966,83 TL davacı borcu – 1.294.061,13 TL davacıya alacak işlenmesi gereken işlemler = 403.094,30 TL davalının davacıya olan borcu olarak hesaplandığı, hâl böyle olunca her ne kadar tarafların ticari defterleri birbirlerini doğrulamasa da davalıya ödendiğini tevsik eden makbuzlar vasıtasıyla davacının davalıdan 403.094,30 TL alacaklı olduğunun ifade edilebileceği, Birleşen Dava Yönünden ; Heyetin mali üyesince evvelce de ifade edildiği üzere yapılan incelemeler neticesinde ... Otomotiv’den davalıya toplam 446.000,00 EURO gönderildiği, banka masraf kesintilerden sonra davalıya toplam 445.396,00 EURO geldiği, davalının da ... banka hesaplarında toplam 400.550,00 EURO gönderdiğinin tespit edildiği, ... Şubesinden gelen paralardan davacıya veya ...’e gönderilmeyen davalı nezdinde kalan bedel 44.846,00 EURO olarak hesaplandığı, her ne kadar davacı bahse konu bedelleri davalıya mal iktisabı karşılığında gönderdiğini iddia etmekte ise de esasında davalının da ... banka hesaplarında toplam 400.550,00 EURO gönderdiğinin tespit edildiği, Mahkemece davacının Almanya Şubesinden davalıya gelen paraların, davalı tarafından davacı şirket müdürü ...’e gönderildiği ve davalının ödeme yükümlülüğünü ifa ettiğine kanaat edilmesi halinde, davalının gelen paralardan eksik ödediği bedelin 44.846,00 EURO olarak hesaplandığı, dolayısıyla davalı davacıya/davacının Almanya Şubesine 44.846,00 EURO borçlu olacağı, ancak davalı tarafından, yapılacak ihracatlar için %15 komisyon alacağına hak kazanacağı konusunda ... ile mutabakata varıldığı ve ...’e eksik gönderilen bedellerin komisyon alacağına ilişkin olduğu iddiası karşısında belirtmek gerekirse davalı tarafından 14.12.2020 tarihinde ...’e iki defa 20.000,00 EURO gönderildiği iddia edilmiş ise de, yapılan incelemelerde 14.12.2020 tarihli iki dekontun aslında aynı, yani 20.000,00 EURO ödemeye ait olduğu ve 14.12.2020 tarihinde bir defa 20.000,00 EURO gönderildiğinin tespit edildiği, dolayısıyla yapılan yazışmalardan anlaşılan, davalının .... Otomotiv’e yapılacak ihracatlardan %15 ciro primine hak kazanacağına konusunda mutabakata varıldığı, davalının ... Otomotiv’e yaptığı ihracat toplam 49.717,40 EURO olduğuna göre davalının hak kazandığı prim 49.717,40 EURO x %15 = 7.457,61 EURO’dur. Davalının ...’e eksik gönderdiği bedel 44.846,00 EURO – komisyon alacağı 7.457,61 EURO = 37.388,39 EURO daha davalının davacının Almanya şubesine borçlu olduğunun hesaplandığı, davalı her ne kadar komisyon alacağının daha yüksek olduğunu iddia etmiş ise de, davalı gelen paralar üzerinden değil, yapılacak ihracatlar üzerinden ciro primi/komisyon alacağından hak kazandığı ciro primi/komisyon yapılan ihracat rakamı üzerinden hesaplandığı yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir. Bilirkişi .... ve Doç. Dr. ... tarafından mahkememize sunulan 20/06/2025 havale tarihli bilirkişi ek raporunda özetle ; 3. ek rapor kapsamında taraflar esasında kök ve ek raporlara karşı itirazlarında evvelce sundukları ve heyetimizce gerek kök gerekse de ek raporlarda detaylı ve de ihtimalli şekilde değerlendirilen hususları yinelediklerinden detaylıca incelemelerimiz ve itirazlara yönelik açıklamaları kapsamında 2. ek raporda yer alan görüşlerini aynen muhafaza ettiklerini, ancak, Mahkemeyi bilirkişi görüşü takyit etmediğinden, yargı makamının tamamen davacı savları veya tamamen davalı savunmaları yönünde hüküm kurmakta bütünüyle muhtar olduğu, meselenin asli ve nihai hukuki tavsifinin sadece Mahkemeye ait bulunduğunun tartışma dışı olduğunu yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir. ASIL DAVAYA İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER; Dava itirazın iptali davası olarak açılmışken davacı vekilinin davasını ıslah etmesi üzerine alacak davasına dönüşmüştür. Tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Dosya içindeki tüm bilgi ve belgeler ile bilirkişi kurulu tarafından yapılan tespitler birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasında karşılıklı olarak otomotiv yedek parça alım-satımı şeklinde süregelen bir ticari ilişki bulunduğu; bu ilişkinin özellikle 2019–2021 yılları içerisinde yoğunlaştığı, tarafların düzenli şekilde birbirlerine fatura ve ödeme kaydı işledikleri anlaşılmıştır. Davacı ticari defterlerinde 31.12.2021 tarihi itibariyle davalıdan 534.220,19 TL alacaklı olduğu, davalı ticari defterlerinde ise aynı tarih itibariyle davacının davalıya 988.000,00 TL borçlu göründüğü tespit edilmiştir. Bu çelişkili kayıtlar karşısında taraflar arasında 1.522.220,19 TL tutarında ihtilaf bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı kayıtlarında davalı borcuna işlendiği hâlde davalı defterlerinde yer almayan toplam 1.414.106,56 TL tutarında işlem bulunduğu; davalı kayıtlarında davacı borcuna işlendiği hâlde davacı defterlerinde yer almayan 97.033,17 TL tutarında kayıt olduğu; ayrıca 2019 yılına ilişkin 11.080,42 TL tutarında devir farkı bulunduğu bilirkişi raporu ile belirlenmiştir. Bu kapsamda ihtilaflı işlemlerin toplamının 1.522.220,15 TL olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Davalı ticari defterleri incelendiğinde, 10.03.2021 tarihli işlemle davacı borcuna 226.074,69 TL ve 214.814,23 TL tutarında iki fatura işlendiği, bu faturaların dayanağını oluşturan 26.02.2021 tarihli ... ve ... sayılı gümrük beyannamelerinde yer alan ihracatın ... Otomotiv A.Ş./Almanya’ya yapıldığı ve ihracat bedellerinin davalıya ait ... Bankası hesaplarına döndüğü tespit edilmiştir. Bu nedenle anılan 440.888,92 TL tutarındaki ihracat fatura bedellerinin davacı borcuna işlenmesinin hukuken uygun olmadığı, davalı alacağı olarak değerlendirilemeyeceği anlaşılmıştır. Davalının davacı alacağına işlediği 343.855,75 TL tutarındaki tahsilatların da davacı kayıtlarında bulunmadığı görülmüş ise de, davalı tarafından bu tahsilatların davacıya yapıldığına ilişkin fatura veya teslim belgesi ibraz edilmediğinden, söz konusu tahsilatlar davalı alacağı olarak kabul edilmemiştir. Davacı ticari defterlerinin incelenmesinde toplam 1.414.106,56 TL tutarında işlemin davalı defterlerinde yer almadığı, özellikle çok sayıda çek ve tahsilat kaydının davalı kayıtlarına işlenmediği anlaşılmıştır.Ancak davacı borcuna işlendiği belirtilen 120.045,43 TL tutarındaki üç fatura bakımından, faturaların davalıya tebliğine ilişkin imzalı teslim belgesi ibraz edilmediğinden, bu tutarın davalı borcu olarak kabulü mümkün bulunmamıştır. Dolayısıyla davalı borcuna işlenen 1.414.106,56 TL – 120.045,43 TL = 1.294.061,13 TL tutarında işlem, dayanaktan yoksun olmadığı ,dayanaklarının davacı tarafından dosyaya sunulduğu anlaşıldığından geçerli kabul edilmiştir. Davalı ticari defterlerinde yer aldığı şekliyle; Davalıya göre davacı borcunun : 988.000,00 TL,Davalının davacı alacağına işlediği tahsilatların : 343.855,75 TL,Uygun olmadığı belirlenen ihracat faturalarının : –440.888,92 TL olmak üzere davalının davacıya karşı gerçek borcu 890.966,83 TL olarak hesap edilmiştir. Davacı ticari defterlerinde yer aldığı şekilde; Davalı tarafından ödenmesi gereken gerçek borç : 1.294.061,13 TL olduğu, Bu iki kalemin karşılıklı mahsup edilmesi sonucu, davalının davacıya olan net borcunun 403.094,30 TL olduğu, davacının bu kısma ilişkin olarak defterlerinde kayıtlı belgelerin dayanak belgelerini sunduğu,davalının ticari defterlerine kayıtlı olmayan ancam davacı tarafından ispat edilen alacağın ödendiğine veya başka bir şekilde artık bulunmadığına dair bir delil sunamadığından asıl davanın ıslah edilmiş haliyle kısmen kabulü ile ,403.094,30.-TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. BİRLEŞEN DAVAYA İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER; Dava,itirazın iptali davasıdın.Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 67.maddesi uyarınca itirazın iptali davası;alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66.maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir.(Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219,223) Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu usulü dairesinde ispat etmesi gerekir. İspatın konusu , ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu 6100 sayılı HMK.nun 187 ,190 ve 200'ncü maddelerinde açıkça belirtilmiştir. İspatın konusu HMK.nun 187'nci maddede “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz.” Şeklinde belirtilirken, ispat yükünün kimde olduğu ise HMK.nun 190'ncı maddesinde “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”düzenlemesi ortaya konmuştur. İspat vasıtaları ise HMK.nun 200'ncü maddesinde “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir.Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.”düzenlemesi ile ispatın nasıl yapılacağı gösterilmiştir. Dava konusu somut uyuşmazlıkta; davacı taraf, taraflar arasında uzun süreden beri devam eden ticari ilişki kapsamında, davacının Almanya’da bulunan hesaplarından davalı şirkete, ticari ilişkinin mahiyeti gereği “...” ibaresiyle (Türkçe tercümesi: ithalat için peşin ödeme) açıklanmak suretiyle toplam 446.000,00 EURO tutarında ödeme gerçekleştirildiğini, ithalat amacıyla peşin olarak gönderilen bu bedeller karşılığında davalı şirket tarafından davacıya herhangi bir mal tesliminde bulunulmadığını, gönderilen bedellerin de iade edilmediğini, bu nedenle alacağın tahsili için icra takibine başvurulduğunu, ancak davalının takibe itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini ileri sürmek suretiyle, takip konusu alacağın tahsiline ve davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf ise; davacının talebine konu ettiği alacağın başlangıç tarihinin 09.12.2020 olarak göründüğünü, davacı şirketin Türkiye Şubesi tarafından müvekkili adına düzenlenen 25.02.2021 tarihli 245.938,67 TL ve 25.02.2021 tarihli 258.836,78 TL tutarlı faturaların aynı günkü döviz kuru esas alınarak davalı tarafından Almanya Şubesine 25.493,60 EURO ve 24.223,80 EURO tutarlarında fatura edildiğini, dava dilekçesine ekli dekontlardan da anlaşılacağı üzere davacı şirketin üst düzey yetkilisi ve aynı zamanda genel müdürü olan ... tarafından bildirilen banka hesaplarına gelen bütün ödemelerin eksiksiz olarak gönderildiğini, davacının iddialarının aksine müvekkilinin üzerinde mutabakata varılan %9,415 oranındaki komisyon alacağının uzun süre boyunca ödenmediğini, davacı şirketin üst düzey yetkililerinin de bu durumu süreç boyunca çeşitli yazışmalarda zımnen kabul ettiğini, davacı tarafından komisyon faturası düzenlenmesinin ise sürekli ertelendiğini, davalı tarafından gerçekleştirilen bütün ödemelerin davacı tarafından bildirilen hesaplara gönderildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Uyuşmazlığın esas itibarıyla davacının davalıya gönderdiği bedeller karşılığında alacaklı olup olmadığının ve alacaklı ise bu alacağın miktarının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Bilirkişi kurulu tarafından yapılan hesaplamalarda; Almanya ... Otomotiv tarafından davalıya toplam 446.000,00 EURO gönderildiği, banka masraf kesintileri nedeniyle davalı nezdine fiilen ulaşan tutarın 445.396,00 EURO olduğu, davalının ise bu bedelden 400.550,00 EURO tutarındaki kısmı ...’e ait banka hesaplarına gönderdiği tespit edilmiştir. Böylelikle, Almanya .... Şubesinden gelen paralardan ...’e veya davacıya aktarılmayarak davalı nezdinde kalan bakiye tutarın 44.846,00 EURO olduğu belirlenmiştir. Davalı tarafından dosyaya sunulan ... yazışmalarının incelenmesinden, tarafların Almanya ... Otomotiv’den ...’ye gelen bedellerin ...’e aktarılması konusunda görüşmeler yaptığı; yapılan görüşmelerde ...’nin komisyon alacaklarına dair beyanlarda bulunduğu görülmektedir. Bu nedenlerle, davacı taraf söz konusu bedelleri davalıya ithalat için peşin ödeme olarak gönderdiğini iddia etmiş olsa da, incelemeler davalının ...’e toplam 400.550,00 EURO gönderdiğini ortaya koymaktadır.Bu ödemelerle birlikte davalının yükümlülüğünü büyük ölçüde ifa ettiği , bakiye tutarının 44.846,00 EURO olduğu ve davalının Almanya Şubesine karşı bu miktarda borçlu olduğu hesaplanmaktadır. Ancak davalı taraf, yapılacak ihracatlar karşılığında taraflar arasında %9,615 oranında komisyon/ciro primi üzerinde mutabakata varıldığını, bu sebeple ...’e gönderilmeyen kısmın komisyon bedeli mahiyetinde olduğunu ileri sürmektedir. Ne var ki, davalının 14.12.2020 tarihinde ...’e iki kez 20.000,00 EURO gönderdiği yönündeki iddiası incelenmiş; 14.12.2020 tarihli iki dekontun gerçekte aynı ödeme işlemine ait olduğu, dolayısıyla yalnızca tek bir gönderim yapıldığı tespit edilmiştir. Yapılan yazışmaların değerlendirilmesinden, davalının Almanya .... Otomotiv’e gerçekleştirilecek ihracatlar üzerinden %9,615 oranında ciro primine hak kazanacağı hususunda taraflar arasında mutabakat bulunduğu anlaşılmıştır. Bu doğrultuda davalı tarafından gerçekleştirilen toplam ihracat tutarının 49.717,40 EURO olduğu, bu tutar üzerinden hak kazanılan komisyonun 7.457,61 EURO olduğu hesaplanmıştır.
Bu çerçevede, davalının ...’e eksik gönderdiği 44.846,00 EURO tutardan, hak ettiği 7.457,61 EURO komisyonun düşülmesiyle, davalının davacının Almanya Şubesine karşı 37.388,39 EURO tutarında borçlu olduğu anlaşıldığından birleşen davanın kısmen kabul kısmen reddi ile , davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 37.388,39 Euro asıl alacak yönünden iptali ile takibin devamına,davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı her ne kadar komisyon alacağının daha yüksek olduğunu ileri sürmüş olsa da, komisyon hakkının yalnızca fiilen gerçekleşen ihracat tutarı üzerinden doğacağı, gelen toplam para transferleri üzerinden komisyon hesaplanamayacağı açıktır. Bu nedenle komisyon hesabı ihracat rakamı esas alınarak yapılmıştır. Davalının aleyhine girişilen icra takiplerinin tamamına haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiği,dava ...nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu,bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesi,davacının.davalı aleyhine icra takibine girişmekte kötü niyetli olduğu davalı tarafından ispat edilemediğinden davalı vekilinin koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatına ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM/Yukarıda açıklanan nedenlerle; ASIL DAVADA; 1-Davanın ıslah edilmiş haliyle kısmen KABUL kısmen REDDİ ile; 403.094,30.-TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 2-Davacının,fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, 3-Alınması gerekli 27.535,37 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 6.199,04 TL ve 9.124,00 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 12.212,33.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA, 4-Davacı tarafından ödenen 80,70 TL Başvurma Harcı, 6.199,04 TL peşin harç ve 9.124,00 TL ıslah harcı ile 11,50 TL olmak üzere toplam 15.415,24.-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan 27 tebligat + posta ücreti 427,85.-TL iki bilirkişi ücreti 32.000,00 TL olmak üzere toplam 32.427,85 TL olan yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 25.467,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 7-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 64.480,00 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 8-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre reddedilen miktar üzerinden hesap edilen 45.000,00- TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 9-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan (Taraf başına 390,00 TL x 2 saat= 780,00 TL) X 2 = 1.560,00 TL arabulucuk ücretinden davanın kabul ve red oranına göre hesap edilen 1.225,14 TL'sinin davalıdan, 334,86-TL' sinin ise davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, 10-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
BİRLEŞEN DAVADA; 1-Davanın kısmen KABUL kısmen REDDİ ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 37.388,39 Euro asıl alacak yönünden İPTALİ ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarıca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden bir yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizin uygulanması suretiyle TAKİBİN DEVAMINA, 2-Davacının,fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 3-Asıl alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 101.582,01.-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davalı vekilinin kötüniyet tazminat talebinin koşulları oluşmadığından REDDİNE, 5-Alınması gerekli 41.094,90 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 120.570,23 TL harçtan mahsubu ile mahsubu ile fazla alınan 79.475,33 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde davacıya İADESİNE, 6-Davacı tarafından ödenen 80,70 TL Başvurma Harcı, 41.094,90 karar ve ilam harcı ile 11,50 TL olmak üzere toplam 41.187,10-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Davacı tarafından yapılan 19 tebligat + posta ücreti 255,75.-TL olan yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 21,79 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 8-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 96.239,12 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 9-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre reddedilen miktar üzerinden hesap edilen 792.686,87.- TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 10-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan (Taraf başına 390,00 TL x 2 saat= 780,00 TL) X 2 = 1.560,00 TL arabulucuk ücretinden davanın kabul ve red oranına göre hesap edilen 132,93 TL'sinin davalıdan, 1.427,07-TL' sinin ise davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, 11-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.06/11/2025
Başkan ... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ... ☪e-imzalıdır.☪ Katip ... ☪e-imzalıdır.☪