İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/540 E. 2024/902 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/540
Karar No
2024/902
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/540 KARAR NO : 2024/902

DAVA : İtirazın İptali (Vekaletsiz İş Görmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/08/2023 KARAR TARİHİ : 17/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Vekaletsiz İş Görmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ve davalı ... (----) ---- kurucuları olduğu ------Şirketi 12.11.1998 tarihinde ticaret siciline tescil ettirdiğini, davalılardan ...'nun babası olan diğer davalı ...'ün, şirket yetkilisi olmamasına rağmen müvekkiliniin imzasını taklit ederek şirket adına karşılıksız çekler keşide ettiğini, müvekkili bu durumu kendisi hakkında ---- Cumhuriyet Savcılığının ----- Soruşturma sayılı dosyası nezdinde suç duyurusunda bulunulması suretiyle öğrendiğİni, durumu anlayan müvekkilinin, 30.05.2000 tarihli şikayet dilekçesi ile ----- Cumhuriyet Savcılığına ... hakkında şikayette bulunduğunu, yaşanan olaylar neticesinde müvekkilinin davalılar ile güven ilişkisi zedelendiğinden müvekkilinin haklı olarak şirket ortağı olarak kalmak istemediğini ve ---- Noterliğinin 18.07.2000 tarihli ----- Yevmiye No.lu devir ve temlik sözleşmesi ile şirketteki hisselerini tüm alacak ve borçlarıyla birlikte davalılardan ...'e devrederek ortaklıktan ayrıldığını, hisse devrine ilişkin----- Noterliğinin 20.07.2000 tarihli ----- Yevmiye No.su ile tasdiklenen genel kurul kararının, 22 Ağustos 2000 tarihli ve ----- Sayılı ---- Gazetesinde ilan edildiğini, anılan şirketin 18.02.2015 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiğini ve bu husus 24.02.2015 tarihli ---- Sayılı --- Gazetesinde tescil ve ilan olunduğunu, hisse devri ile birlikte müvekkilinin anılan şirket ile hiçbir ilişkisi kalmadığını, ancak müvekkilinin 2019 yılında ---- plaka sayılı ----- model aracıyla kaza yapınca, aracının kaydına şirket borcu sebebiyle Sosyal Güvenlik Kurumunca (SGK) haciz koyulduğunu öğrendiğini, müvekkilinin, sigorta şirketinden kaza nedeniyle uğradığı zarar tutarındaki ödemeyi alabilmek için 05.11.2019 tarihinde 15.680 TL ve 07.11.2019 tarihinde 5.950 TL dava konusu şirket borcunu ödemek zorunda kaldığını, her ne kadar müvekkili, şirket borcu sebebiyle aracına koyulan haczi kaldırmak için şirket borcunu ödemiş olsa da, hiçbir ilişkisinin kalmadığı ve hakları ve borçları ile devrettiği şirket hissesi nedeniyle şirket borcundan sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin, ödediği tutarın rücuu amacıyla----. İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyasında davalılara karşı ilamsız icra takibi başlattığını beyan ederek, -----İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı dosyasına davalı borçlularca yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Husumet itirazında bulunduklarını bu nedenle husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkillerinden ----- hisselerinin tamamını ----. Noterliği'nin 01.11.2000 tarih ve ---- yevmiye nosuyla ---- devrettiğini daha sonra müvekkili ...---- 10.000 YTL'lik hissesinin 9.900,00 YTL tutarını----Noterliği'nin 30.06.2006 tarih ve ---- yevmiye nosuyla --- -- (TC:-----) devir ve temlik ettiğini, burada 100 TL'lik hissenin müvekkil üstünde kalmış olmasının nedeninin, sadece o tarihte limited şirketin bir kişi ile devamının mümkün olmamasından kaynaklandığını, aslında müvekkilinin şirketteki hisselerinin tamamını devrettiğini, müvekkili ---- hisselerini devir ettiği ----hissesinin tamamını ---- Noterliği'nin 30.06.2006 tarih ve ----- yevmiye nosuyla ---- (TC:-----) devrettiğini, şirketin unvanı "-----" iken daha sonra "----- olduğunu, TBK 428 gereğince devreden ve devralan devirden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralanla birlikte müteselsilen sorumlu olduklarını, bir ticari işletmenin devri sözleşmesiyle birlikte işletmenin aktif ve pasifiyle tüm mal varlığı devir alana geçtiğini, 6102 Sayılı TTK'nın 11. maddesinde düzenlenen bütünlük ilkesi gereği aksi öngörülmemişse devir sözleşmesinin duran mal varlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret ünvanı ile diğer fikri mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen mal varlığı unsurlarını içerdiğini, taraflar arasında aksi kararlaştırılmadıkça devir sözleşmesiyle birlikte kanun hükmü gereği tüm hak ve borçların kendiliğinden devralana geçtiğini, müvekkillerinin söz konusu borç muaccel olmadan kendi hisselerini devrettiklerini, TBK 202'nin devamında ticari iletme devri sonucunda devredenin de devir alanla birlikte 2 yıl şirket borçlarından müteselsilen sorumlu olması öngörüldüğünü, buradaki 2 yıllık sürenin hak düşürücü süre olduğunu ve sürenin dolduğunu, yine davanın zaman aşımına uğradığını beyan ederek, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Deliller Tarafların ticaret sicil sorguları dosya arasına alınmıştır.----. İcra Müdürlüğünün ----Esas sayılı dosyasının uyap kayıtları dosya arasına alınmıştır. -----Noterliklerine yazılan müzekkere cevapları dosya arasına alınmıştır. Ticaret hukuku alanında uzman bilirkişi raporu dosyaya sunulmuştur.

Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe: Dava, dava dışı ----- hisse devri sebebiyle davalıların davacıya borcu olup olmadığı, buna bağlı olarak başlatılan takip yönünden, davalılar tarafından -----İcra Müdürlüğünün ----- esas sayılı icra dosyasına yapmış oldukları itirazın iptali davasıdır.Mahkememizce dava dilekçesi, cevap dilekçesi, -----.İcra Müdürlüğünün ---- esas sayılı dosyası değerlendirilmiştir. Buna göre, taraflar arasında hisse devrine dayalı ticari ilişki mevcut olduğu, davacı tarafça alacağına ilişkin ----.İcra Müdürlüğünün ----- esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalılar tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Dosyada, davalılar vekilinin zaman aşımı itirazı ön inceleme duruşmasında değerlendirilmiş, davanın süresinde açıldığı kabul edilerek yargılamaya devam olunmuştur. Dosya, ticaret hukuku alanında uzman bilirkişiye tevdi edilmiş; 15.07.2024 tarihli rapora göre dosyadaki bilgi, belgeler ışığında, uygulamada temsilci veya ortakların, temsilciliği veya ortaklığı bıraktıktan sonra tahakkuk eden kamu borçlarından sorumlu olmayacağı, ortaklık öncesi ve ortaklık sırasında tahakkuk eden kamu borçlarından ise sorumlu olacakları, limited şirketlerde temsilci veya ortağın kendi payına düşenden fazla olarak kamu borcu ödemesi halinde diğer ortaklara rücu edilebileceği, bu rücu hakkı kanunda açık olarak düzenlenmediğinden halefiyete dayalı olarak alacaklının yerine geçmek mümkün olmasa da, iç ilişkiye dayanarak rücu hakkından yararlanabileceği, rücu için aranan şartların, ortaklar açısından asıl borcun varlığı, kamu idaresinin şirkete husumet yöneltmesine rağmen bedelin tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması ve ödemeyi yapan kişinin kendi hisse veya sorumluluğu üzerinde idareyi tatmin etmesi olduğu, ortak olmayan temsilci için ise bu şartlar haricinde, diğer temsilci ya da ortaklara rücu için öncelikli olarak kendisi tarafından şirkete husumet yöneltmesi ve sonuç alamamasının da gerektiği, bütün bu veriler nazara alındığında, limited şirketlerde ortaklık sıfatı devam eden ortakların sorumluluğunun, sermaye payları oranında olduğu, bu nedenle kamu borcunu ödeyen ortağın, kendi sermaye payı oranında yaptığı ödeme için ancak şirkete rücu edebileceği, diğer ortaklara rücu edemeyeceği, payını aşan kısım için ise her bir ortağa ancak sahip oldukları sermaye payı oranında rücu edebileceği ve yine payını aşan miktar için, ödeme gününden itibaren faiz isteyebileceği, ortaklık sıfatı sona eren ortaklara rücu edebilmek için ise kamu borcunun ortaklık sıfatı kazanılan dönemden önce doğması ve pay devir sözleşmesinin önem arz ettiği, kamu borcunun ortaklık sıfatından önceki bir dönemde doğması ve pay devir sözleşmesinde borcun yüklenilmesi halinde, kamu borcunu ödeyen ortağın, diğer ortaklara bu kişiler daha sonradan hisselerini devretmiş olsalar ya da şirket tasfiyeye tabii tutulsa dahi, rücu edebileceklerinin kabul edildiği, rücu bakımından son şartın, TBK 164 gereğince, müteselsil borçlulardan her birinin, müteselsil borcun sebep ve konusundan doğan def'i ve itirazları ileri sürmekle yükümlülüğü olduğu, bu külfetin yerine getirilmemesi halinde, rücu hakkının da sona ereceğinin kabul edildiği, bu kapsama, borcun kısmen veya tamamen ödendiği, terkin edildiği, mahsup edilmiş olduğu ve tahsil zaman aşımına uğradığı yönündeki itiraz ve defilerin de girdiği, SGK prim borçları bakımından da zaman aşımı ile ilgili olarak birden çok mevzuat hükmü olduğundan, alacağın doğduğu tarihe göre, 5 yıllık veya 10 yıllık zaman aşımı süresinin nazara alındığı, bu açıklamalar ışığında dava konusu olaya bakıldığında, davacının davalı ... ----- ile 12.11.1998 tarihinden 18.07.2000 tarihine kadar dava dışı limited şirkette yarı yarıya hissedar olduğu, daha sonra bu hissesini davalı ...'e devrettiği, davacının dosyaya sunduğu ödeme emirlerine bakıldığında, davacının ortak olduğu, 1999 yılının 8. ayından, 2000 yılının 4. ayına kadar olan prim borçları için SGK'nın, dava dışı limited şirket için 27.06.2011 ve 15.06.2016 tarihlerinde iki ayrı ödeme emri düzenlediği ve bu bedelleri tahsil edemediği, tahsil edilemeyen dosya borçları sebebiyle, davacının 05.11.2019 tarihinde 15.680,00 TL, 07.11.2019 tarihinde ise 5.950,00 TL ödediği, netice olarak, genel rücu şartları bakımından; SGK prim borçları için idarenin dava dışı limited şirkete husumet yönelttiği, limited şirketin tasfiyeye girdiği, prim borçlarının limited şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması sebebiyle, dava konusu olayda rücu şartlarının olduğu, özel rücu şartları bakımından; SGK prim alacakları ile ilgili olarak 01.12.1993 tarihine kadar zaman aşımının 10 yıl, 01.12.1993 ila 24.06.2004 tarihleri arasında ise zaman aşımının 5 yıl olduğu, bu tarihten günümüze kadar ise zaman aşımının tekrar 10 yıla çıkartıldığı, 01.12.1993 tarihi ile 24.06.2004 tarihleri arasında doğan prim alacakları için 3917 sayılı Kanunla 80. maddede yapılan değişikliğe binaen 6183 sayılı kanun hükümlerine atıf yapıldığından 5 yıllık sürede zaman aşımının dolacağı ve aynı kanunun 103 ve 104. maddelerinde düzenlenen hallerde zaman aşımının kesilebileceği, dava konusu olayda 1999 yılının 8. ayından, 2000 yılının 4. ayına kadar olan dönemdeki prim alacakları için zaman aşımının 5 yıl olduğu, buna rağmen idare tarafından takiplere 2011 ve 2016 yıllarında zaman aşımı süresi aşıldıktan sonra geçildiği, dosya içerisinde ilgili kanuna göre zaman aşımını kesen veya durduran bir veriye rastlanılmadığı, bu bakımdan, Mahkemece zaman aşımı süresi geçtikten sonra yapılan ödemeler için rücu hakkının kaybedileceğine kanaat edilmesi halinde, davacının davalılara rücu edemeyeceği, Mahkemenin aksi kanaatte olup, 6183 sayılı kanundaki tahsilat zaman aşımın kesildiğine kanaat edilmesi halinde ise, özel rücu şartları da yerine geldiğinden davacının yapmış olduğu kamu borcuna dair ödemeler sebebiyle, davalılara rücu edebileceği, Mahkemece rücu şartlarının tahakkuk ettiğine kanaat edilmesi halinde, sorumluluğun kapsamı bakımından; davacının limited şirkete, ortak olduğu 1999 yılının 8. ayından, 2000 yılının 4. ayına kadar olan dönemdeki prim borçlarını ödemesi sebebiyle, ödemenin hissesini aşan kısmı için o dönemki ortağı olan davalı ... ----- başvurabileceği gibi, kendi hissesine düşen kısmı için hissesini devrettiği davalı ...'e de hisse devir sözleşmesi kapsamında başvurabileceği, bu durumda, davacının davalılardan hisseleri ve devreden hisseleri nazara alınarak ayrı ayrı olarak, takip tarihi itibarıyla, 10.815,00 TL asıl alacak, 1.657,72 TL faiz olmak üzere, toplam 12.472,72 TL alacaklı olacağı, rapor edilmiş olup, raporun bu yönleriyle gerekçeli, denetime elverişli ve hükme esas alınabilir nitelikte bulunduğu, her ne kadar davalılar vekili tarafından cevap dilekçesinde husumet itirazında bulunulmuş ise de, Mahkememizce yapılan hukuki tavsife bağlı olarak, davalılara husumet yöneltilebileceği kanaati Mahkememizde oluştuğundan, davalıların husumet itirazına itibar edilmeyerek, davacıların, davalılardan rücu sebebiyle alacaklı olduğu, bir an için borcun zaman aşımına uğradığı yahut hak düşürücü sürenin dolduğu kabul edilse dahi, güncel içtihatlar uyarınca, zaman aşımı def’i, borcu ortadan kaldırmayıp bunu ileri sürene borcu yerine getirmekten kaçınma yetkisi vereceğinden, zaman aşımında hak ortadan kalkmayıp talep edilebilirliğin ortadan kalkacağı, davacının zaman aşımına uğramış olsa dahi ödediği SGK kurum borcu nedeniyle hissesi oranında sorumlu olan davalılara rücu edebileceği kanaatinin Mahkememizde hasıl olduğu, yine her ne kadar davacı tarafça asıl alacak ve ferileri toplamı 24.340,05 TL üzerinden takip yapılmış ve dava açılmış ise de, davacının tespit edilen toplam alacağının, 10.815,00 TL asıl alacak, 1.657,72 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 12.472,72 TL olduğu, davalının bu bedellerden sorumlu olduğu anlaşılmış olup, 3095 sayılı kanun uyarınca taraflar arasındaki işin ticari iş olması sebebiyle avans faizi uygulanmasının talep edilebileceği tespitiyle beraber davanın kısmen kabulü ile davalıların ---- İcra Müdürlüğünün ----- esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, toplam 12.472,72 TL (10.815,00 TL asıl alacak, 1.657,72 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere) üzerinden takibin devamına, 10.815,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar vermek gerekmiştir.(Aynı yönde ----- Bölge Adliye Mahkemesi ---- Hukuk Dairesinin 16.05.2018 tarih ---- Esas ve ----- Karar sayılı ilamı). Öte yandan davacı tarafça davalılardan icra inkar tazminat talebinde bulunulmuş olup alacağın likid olmaması ve yargılamayı gerektirmesi karşısında 2004 sayılı İİK'da yer alan İcra İnkar Tazminatının yasal koşulları oluşmadığından talebin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, 2-Davalıların ----İcra Müdürlüğünün ----- esas sayılı takip dosyasına yaptığı İTİRAZIN İPTALİNE, toplam 12.472,72 TL (10.815,00 TL asıl alacak, 1.657,72 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere) üzerinden takibin devamına, 10.815,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, 3-İİK 67/2. maddesindeki yasal şartlar oluşmadığından davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine, 4-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 852,01 TL harçtan peşin alınan 293,97 TL harçın mahsubuyla 558,04 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazine adına irad kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan 293,97 TL nispi harç gideri, 4.250,00 TL bilirkişi ücreti ve 563,25 TL posta masrafı olmak üzere toplam 5.107,22 TL yargılama giderinin davanın kabul edilen kısmı dikkate alınarak 2.604,68 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul edilen kısmı dikkate alınarak 1.632,00 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile; 1.568,00 TL'sinin alan davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 12.472,72 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 11.867,33 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, 9-Davalılar tarafından yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 10-Karar kesinleştiğinde varsa bakiye gider avansının yatırana iadesine,Dair, davacı vekilinin ve davalılar vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341/2 maddesi uyarınca miktar itibarıyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/540, K. 2024/902, T. 17.12.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-540-e-2024-902-k-8ff1042e0495