İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/380 E. 2024/928 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/380
- Karar No
- 2024/928
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : *** KARAR NO : ***
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ... VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ... - [16421-24987-90966] UETS DAVALI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - [16723-27351-91355] UETS
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : *** KARAR TARİHİ : *** GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ***
Mahkememizde görülmekte olan tazminat (haksız fiilden kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... şirketince ZMM poliçesi ile sigortalı 14 ... plakalı araç ile müvekkiline ait 38 ... plakalı araç arasında 21/11/2021 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, incelenen kayıtlara göre meydana gelen elim trafik kazasında, davalı ... şirketince sigortalı araç sürücüsünün, kazanın oluşmasında kusurlu olduğunun görüldüğünü, müvekkilinin aracında oluşan hem gerçek hasardan hem de değer kaybından sorumlu olduğu mevzuatlar ve yerleşik yargı içtihatları gereği sabit olup bunların tazmin edilmesinin gerektiğini, zararın tazmini amacıyla davalı ... şirketine başvuruda bulunulduğunu ve davalı ... şirketince kısmi ödemede yapıldığını, TBK'nun 154/1. maddesi gereği borçlu kısmi ödemede bulunduğundan zamanaşımının kesildiğini, elim kaza nedeniyle müvekkilinin aracında yüksek miktarda hasar meydana geldiğini, hem araç sürücüsünün, hem araç sahibinin hem de sigorta şirketinin gerçek zarardan sorumlu oldukları yerleşik yargı içtihatları ile de sabit olduğunu, bahse konu kazanın gerçekleşmesi ile beraber, müvekkilinin aracında meydana gelen zararın tespiti amacıyla sigorta şirketince bir eksper atandığını, hasar tespiti ilk olarak eksper tarafından yapıldığını, sigorta şirketinin atamış olduğu eksper raporunda mevzuata uygun olmayan yan sanayi parça ve çıkma parça kullanılacak şekilde hesaplama yapıldığını, orijinal yedek parçalarda ve işçiliklerde ise haksız ve hukuka aykırı bir şekilde iskonto uygulandığını, hasar onarımı için belirlenen işçilik bedelleri piyasa rayicinin altında belirlendiğini, hasar gören parçaların mevzuata uygun parçalarla değiştirilmesi gerekirken bu hasarlı parçalar değiştirilmeyerek tamir edilme yoluna gidildiğini, uygulamanın mevzuata aykırı olduğunu, bilirkişi marifetiyle hesaplanacak orijinal parçalar baz alınarak, piyasa rayicine göre belirlenecek işçilik ve bunlara yansıtılacak KDV dahil, bedellerde (işçilik bedeli ve orijinal parça bedeliden) herhangi bir iskonto yapılmadan gerçek hasar bedelinin belirlenmesinin gerektiğini, "Gerçek Hasar"ın hesaplanarak netice itibariyle hasar farkı tazminatının haksız fiil tarihinden itibaren işletilecek reeskont avans faizi ile beraber taraflarına ödenmesinin gerektiğini, bir aracın ne kadar iyi onarılmış olursa olsun kazadan önceki durumuna getirilemeyeceğini, eksiksiz gibi görünse de mutlaka bir farklılığın olacağını, müvekkili aracını ileri zamanlarda satacak olursa, muhtemel alıcının müvekkilin aracının daha önceden kazalı olduğu gerekçesiyle istenen bedeli vermeyeceğini, cari değerinin düşeceğini, Reel Değer Kaybı'nın hesaplanmasının gerektiğini, reel değer kaybı hesaplanırken, müvekkilin aracının markası, modeli; aracın daha önceden hasar kaydının olmaması, aracın ikinci el pazarında gördüğü yoğun rağbet, değişen parçaların araç üzerindeki konumu, parça değişiminde uygulanan işlemler gibi olaya ilişkin hususların da göz önüne alınması gerektiğini, bu hususlar değerlendirildiğinde, zamanında bakımı yapılan, emsallerine göre temiz kullanılan müvekkilin aracının daha fazla değer kaybı yaşayacağını, dosya kapsamında yapılacak olan inceleme ile beraber müvekkiline ait aracın kaza nedenli uğramış olduğu değer kaybının da taraflarına ödenmesinin gerektiğini, müvekkilinin aracında oluşan hasardan ve değer kaybından, kazada kusuru bulunan sigortalı araç adına, kaza tarihinde geçerli olan ve ZMM sigortasını düzenlemiş bulunan davalı ... şirketinin de sorumlu olduğunu, davalı ... şirketine zararların giderilmesi amacıyla başvuruda bulunulduğunu, ancak müvekkilinin zararlarının giderilmediğini, akabinde dava şartı zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak herhangi bir anlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin zararının tam manasıyla tazmin edilmesi amacıyla mahkemenize başvurma zarureti hasıl olduğunu, şimdilik 10,00 TL hasar farkı tazminatı ve 10,00-TL değer kaybı bedelinden oluşan toplam 20,00-TL maddi tazminatın; haksız fiil tarihinden itibaren işletilecek reeskont avans faizi ile beraber davalı ... şirketinden tahsiline (sigorta şirketinin poliçe limitleri ile sorumlu tutulmasına), yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı ... şirketine tahmiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddini talep ettiklerini, davacı taraf, araç hasarı zararı yönünden talep konusunu belirlediğini ve fakat davasını yine de belirsiz alacak davası olarak ikame ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacı tarafın dava konusu tamamen ve açık şekilde belirli olduğunu iddia etmesine rağmen davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle davanın esasına girmeden doğrudan ve usulen reddini talep ettiklerini, kazaya karışan 14 ... plaka sayılı araç müvekkili şirket nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğunu, bu poliçedeki maddi zararlara ilişkin teminat limitinin ise kaza tarihi itibariyle araç başına 43.000,00-TL olduğunu, dosya üzerinde yapılan tüm ödemelerin poliçe teminat limitinden mahsup edilmesi gerektiğini, mükerrer ödeme yapılıp yapılmadığının belirlenmesi ve sebepsiz zenginleşmenin engellenmesi için konu kaza nedeniyle sigortalı veya kasko sigotacısı tarafından zarar görene bakiye ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun tespitini talep ettiklerini, huzurdaki uyuşmazlığa konu talep için, işbu davadan önce, davacı yana 07/04/2023 tarihinde 607,00-TL değer kaybı tazminatı, 24/01/2022 tarihinde 6.950,00-TL araç hasarı tazminatı ödemesi gerçekleştirildiğini, hesaplamanın tamamen doğru verilere göre yapıldığını, müvekkili şirketin poliçeden kaynaklanan tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini, bu durumda, davanın doğrudan reddine, aksi halde, müvekkil şirket tarafından yapılan ödemenin toplam tazminattan (ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte) mahsup edilmesini, masraf ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasını talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, değer kaybı tazminatı tespit edilirken dayanağını doğrudan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'ndan alan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nda belirtilen hesaplama yöntemine göre zarar tespiti yapılmasının gerektiğini, gerek 2918 Sayılı KTK'nun 19/06/2021 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmış 7327 Sayılı İcra Ve İflâs Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değişik 90. maddesi ve gerekse Yargıtay içtihatları gereğince, değer kaybı hesabının, genel şartların EK-1’inde yer alan tablodaki esaslara istinaden yapılmasını talep etiklerini, hukuk düzeni içerisinde herhangi bir mesnedi olmayan, keyfi ve güvenilir değerlendirmeler içermeyen, aynı zamanda denetlenebilirlik kriterine de uygun olmayan rayiç değer hesabına göre hesaplamayı kül halinde reddettiklerini, davacıya ait aracın davaya konu kaza öncesinde hasarının bulunup bulunmadığının tespiti ve önceki hasarının olması halinde bu hasar nedeniyle değer kaybı oluşmayacağı veya araç rayiç değeri düşeceği için sonraki kazada oluşan değer kaybı meblağının azalacağı izahtan vareste olduğunu, karşı yanın somut maddi zararını ifade eden, kendileri tarafından bakiye maddi hasar ödemesi yapıldığını gösteren bir fatura dosyaya sunulmadığını, kaza sonrasında aracın onarımının gerçekleştirildiğini ve sigorta şirketinin bu onarım masrafını tazmin ettiğini, karşı yanın herhangi bir somut maddi zararının bulunmadığını, hakkın kötüye kullanılması yasağı esas alınarak talebin değerlendirilmesi gerektiğini, aracın halihazırda onarılmış olduğu ve onarım nedeniyle herhangi bir zararın doğduğu ispatlanmamış olduğundan huzurdaki davanın doğrudan reddini dilediklerini, araç hasarı talebine ilişkin karşı yanın yokluklarında aldırmış olduğu tespit raporu veya faturalar varsa bunun kabulünün mümkün olmadığını, fahiş hesaplamanın yer aldığı, herhangi bir amortismanın mahsup edilmediği ve ıskonto uygulanmadan hesaplamanın yapıldığı raporun/faturanın hükme esas alınmamasının gerektiğini, mahkemece yeni bir rapor tanzim ettirilmesini talep ettiklerini, somut uyuşmazlıkta, dosyaya bakiye ödeme ve onarıma ilişkin de herhangi bir fatura sunulmadığını, karşı yandan aracın onarılıp onarılmadığı konusunda bilgi sorulmasını, aracın onarılması halinde onarıma ilişkin fatura ve diğer belgelerin dosyaya sunulmasının istenmesini talep ettiklerini, müvekkili şirketin işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenmiş olduğu dikkate alındığında davacı vekilinin avans faizi isteminin haksızlık olduğunu belirterek avans faiz talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır. Davacı tarafça; hasar dosyasına, Sigorta Bilgi Ve Gözetim Merkezi kayıtlarına, tramer kayıtlarına, bilirkişi ve eksper raporuna delil olarak dayanılmıştır. Davalı tarafça; ZMMS poliçesine, Trafik Sigortası Genel Şartları'na, kaza tespit tutanağına, bilirkişi incelemesine, keşif ve yemin icrasına delil olarak dayanılmıştır. Davacının T.C. kimlik numarasının belirtilmesi suretiyle ... A.Ş.'ne müzekkere yazılarak davalı ... tarafından (Poliçe no:***-0) sigortalanmış 14 ... plakalı araç ile davacıya ait 38 ... plakalı araca 21/11/2021 tarihinde meydana gelen kaza sonucu davacının aracında oluşan değer kaybının tazmini için davacının ... A.Ş'ne hangi tarihte başvurduğunun ve akıbetinin sorulmasına, ZMMS poliçesinin, davacının başvurusunu ve başvuru tarihini gösterir kayıt ve belgelerin, hasar dosyasının bu kaza ve ZMMS poliçesi nedeniyle yapılan ödemeler varsa ödemelere ilişkin kayıt ve belge örneklerinin ivedi olarak gönderilmesinin, yine davacının başvuru tarihinin hangi tarih olduğunun açıkça bildirilmesinin, sadece evrak gönderilmekle yetinilmemesi istenilmiştir. 13/11/2023 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir. Türkiye Noterler Birliği'ne müzekkere yazılarak 14 ... plakalı ve 38 ... plaka sayılı araçlarının kaza tarihi olan 21/11/2021 tarihli kaza tarihinde ve halen kimin adına tescilli olduğunun sorulmuş ve araç tescil kaydı istenilmiştir. 03/05/2023 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir. Sigorta Bilgi Ve Gözetim Merkezi'ne müzekkere yazılarak; davacıya ait 38 ... plaka sayılı aracın kaza tarihi olan 21/11/2021 tarihinden öncesine ait başkaca bir trafik kazası olup - olmadığı hususunun tespiti ile varsa kaza tarihi itibariyle sigorta şirketi bilgilerinin gönderilmesi istenilmiştir. 28/04/2024 tarihli yazı ile müzekkeremize cevap verilmiştir. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi cevabi yazısı dikkate alınarak ... şasi numarası bilgisi kullanılarak yapılan sorgulamada aşağıda belirtilen hasar dosyaları ile kaza yaptığı anlaşılmakla; ... Anonim Şirketi ... hasar dosyası ve ... hasar dosyası, Grupama Sigorta Anonim Şirketi ..., ... hasar dosyaları, *** Sigorta Şirketi ... hasar dosyalarında bulunan, 38 ... plakalı aracın hasar bilgileri doğrultusunda, özellikle hasara ilişkin ekspertiz raporu, servis fatura ve kayıtları, aracın hasar durumunu gösterir fotoğraf ve görüntü kayıtlarının flash bellek veya CD formatında birer örneğinin gönderilmesi istenilmiştir. Bu müzekkeremize cevap verilmiştir. İlgili delillerin toplanmasından sonra HMK'nun 266. maddesi gereğince bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, HMK'nun 267. ve 268. maddesi gereğince dava dosyasının re'sen seçilecek bir trafik-makine mühendisi bilirkişiye tevdine, HMK'nun 273. maddesi gereğince iddia, savunma, trafik kayıt örneği, sigorta bilgi ve gözetim merkezi hasar sorgulama kayıtları, sigorta poliçesi, hasar dosyaları, trafik kaza tespit tutanağı, servis faturaları, ekspertiz raporu, sunulan fotoğraflar önceki hasarlara ilişkin hasar evrakları, ve diğer tüm deliller incelenmek sureti ile (müzekkere cevaplarının bir kısmı çok hacimli olduğundan fiziki olarak yazdırılıp dosya içerisine alınamadığından dava dosyasının Uyap kayıtlarında mevcut olduğundan buradan incelenmesine), a-21/11/2021 tarihli trafik kazasının oluşumunda kim veya kimlerin ne şekilde kusurlu oldukları, hangi kuralları ihlal ettikleri konusunda kaza anına ilişkin basit krokinin de çizilerek kural ihlallerinin tespit edilmesi, b-Davacıya ait 38 ... plakalı aracın hasar durumunun ne olduğu, yedek parça, işçilik giderleri ve KDV dahil var ise hasar zararının ne olduğu, davalı ... şirketinin 6950,00TL hasar ödemesinin mahsubundan sonra davacının bakiye araç hasar zararının bulunup bulunmadığı, var ise miktarının kaç TL olduğu, c-Yerleşik yargıtay uygulamalarına göre davacı yana ait aracın markası, modeli, özellikleri, yapılan onarım işleri, kilometresi, kaza tarihindeki yaşı, dosya içindeki sigorta bilgi ve gözetim merkezi hasar sorgulama kayıtları, celp edilen hasar dosyalarının sureti, ve diğer tüm delillere göre davacıya ait 38 ... plakalı aracın kaza tarihi olan 21/11/2021 tarihindeki hasarsız ikinci el piyasa rayiç değerinin kaç TL olduğu, bu kaza meydana geldikten ve aracın tamiri yapıldıktan sonraki bu aracın ikinci el piyasa rayiç değerinin ne olduğu, bu iki değer arasındaki farka göre varsa davacı aracındaki değer kaybı zararının kaç TL olduğu, davalı ... tarafından daha önce araç değer kaybı tazminatı olarak ödenen 607,00 TL'nin mahsubu halinde var ise davacının bakiye araç değer kaybı zararının kaç TL olduğunun hesaplanması konusunda hüküm vermeye ve denetime elverişli açıklamalı rapor tanzimi için bilirkişiye yetki ve görev verilmesine karar verilmiştir. Makine Mühendisi Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 22/12/2023 tarihli raporda özetle; "Davaya konu 38 ... plaka sayılı aracın 21/11/2021 tarihindeki hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri; 86.974,00-TL (Seksen altı bin dokuz yüz yetmiş dört lira) olduğu, davaya konu 38 ... plaka sayılı aracın 21/11/2021 tarihli kazanın meydana geldikten ve aracın tamiri yapıldıktan sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri; 85.500,00-TL (Seksen beş bin beş yüz lira) olduğu, davaya konu 38 ... plaka sayılı araçta bu kazadan dolayı meydana gelen değer kaybı; 1.474,00-TL (Bin dört yüz yetmiş dört lira), kaza tarihine göre davacının alacağı miktarın; 867,00-TL (Sekiz yüz atmış yedi lira) olduğu, kaza yapan araca sigorta yapan şirket sigortalısının kusuru oranında ve poliçe limitleri dahilinde ödeme yapmasının gerektiği kanaatinde olduğu " yazılmıştır. 22/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda sadece araç değer kaybı yönünden inceleme yapıldığı, oysaki 11/12/2023 tarihli celsenin 2 numaralı ara kararının a bendinde kusur durumu, b bendinde hasar durumu ve c bendinde ise bakiye araç değer kaybı durumu değerlendirilmesi için bilirkişiye görev verildiği, bu anlamda bilirkişinin 22/12/2023 tarihli raporunu görevlendirmeyi tam kapsamadığı eksik olduğu görülmekle bilirkişiye mahkememizin 11/12/2023 tarihli celsesinin 2 numaralı ara kararında yazılı tüm hususları kapsar şekilde ayrıntılı ve açıklamalı ek rapor sunması için yetki ve görev verilmesine, bu amaçla dava dosyasının bilirkişiye tevdine karar verilmiştir. Makine Mühendisi bilirkişi ... tarafından düzenlenen 12/03/2024 tarihli raporda özetle; "Davaya konu 38 ... plaka sayılı aracın 21/11/2021 tarihindeki hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri; 86.974,00-TL (Seksen altı bin dokuz yüz yetmiş dört lira) olduğu, davaya konu 38 ... plaka sayılı aracın 21/11/2021 tarihli kazanın meydana geldikten ve aracın tamiri yapıldıktan sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri; 85.500,00-TL (Seksen beş bin beş yüz lira) olduğu, davaya konu 38 ... plaka sayılı araçta bu kazadan dolayı meydana gelen değer kaybı; 1.474,00-TL (Bin dört yüz yetmiş dört lira), kaza tarihine göre davacının alacağı miktarın; 867,00-TL (Sekiz yüz atmış yedi lira) olduğu, hasar konusunda 10/12/2021 tarihinde hazırlanmış ekspertiz raporundaki verilerin oluşa uygun olduğu, tespit edilen rakamların (Hasarlı malzeme tutarı: 2.300,00-TL, İşçilik tutarı: 4.650,00-TL) kaza tarihine göre makul olduğu, kusur konusunda Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi tarafından belirlenmiş olan; arkadan çarpma kusurunun; 2918 Sayılı KYTK'nun 84/d madde de açıklanan (arkadan çarpma), yönetmenliğin 157/a-4 bendinde açıklanan (araç sürücüleri trafik kazalarında arkadan çarpma hallerinde asli kusurlu sayılırlar), asli kusur (%100) olduğu kazanın oluş şekline uygun olduğu" belirtilmiştir. Dosyanın rapor veren bilirkişiye tevdi ile mahkememizin 11/12/2023 tarihli celsesinin 2 nolu ara kararında b fıkrasında KDV dahil zarar hesabının yapılmasının istenildiği düzenlenen raporda bu hususun atlandığı görülmekle bu konuda ek rapor düzenlenmesi için bilirkişiye yetki ve görev verilmesine karar verilmiştir. Makine Mühendisi bilirkişi ... tarafından düzenlenen 24/04/2024 tarihli raporda özetle; "Aracın değer kaybı; aracın hasar görmeden önceki (KDV'li) fiyatı ile hasar sonrası tamir edildikten sonraki (KDV'li) fiyatı arasındaki farktır. Dava konusu aracın tamir masraflarının; (KDV'li ya da KDV'siz) aracın değer kaybına herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Bu durumda kök ve ek raporumuzda değişecek bir unsur bulunmamaktadır" şeklinde rapor düzenlenmiştir. Makine Mühendisi bilirkişi ... tarafından düzenlenen 14/06/2024 tarihli raporda ise özetle; "Aracın KDV'li değer kaybı = 86.974,00-85.724,00 = 1.250,00-TL (Bin iki yüz elli lira) KDV; 1.250,00x 0.18 = 225,00 TL Değer kaybı = Ana para + KDV; 1.250,00 + 225,00 = 1.475,00 TL'dir. (Bin dört yüz yetmiş beş lira) olarak hesaplanmıştır" şeklinde rapor düzenlenmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, 38 ... plakalı aracın 21/11/2021 tarihli trafik kazası nedeniyle bakiye hasar tazminatı ve araç değer kaybı tazminatı istemlerine davasıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya mahkememiz görevlidir. 6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca yargılama tek hakim tarafından yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır. Mahkememizde açılan ve sonuçlanan davada dava değeri itibarı ile 7251 sayılı Kanun'la değişik 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 4/2. maddesi uyarınca basit yargılama usulü uygulanmıştır. Dava şartı arabuluculuk faaaliyeti kapsamında taraflar anlaşmaya varamadıkları görülmüştür. Taraflar arasında uyuşmazlık konuların değerlendirmesinde; Taraflar arasında uyuşmazlık konuları; davacının davalı ... şirketinin ödediği miktarlar dışında bakiye araç hasar bedeli ve değer kaybı zararlarının olup olmadığı, davalının zaman aşımı def'inin haklı olup olmadığı, davanın belirsiz alacak davası olarak mı açıldığı, 21/11/2021 tarihli trafik kazası neticesinde davacının aracında bakiye hasar bedeli ve araç değer kaybı zararı var ise zarar miktarlarının ne kadar olduğu ve davalının bunlardan sorumlu olup olmadığı, davacının avans faizi isteyip isteyemeceği noktalarında toplanmaktadır. Belirsiz alacak davası açılamayacağı itirazının değerlendirmesinde; Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İsviçre ve Alman Hukukunda yer alan "belirsiz alacak davası", 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Hukukumuza kazandırılmıştır. 6100 sayılı HMK'nin 107/I. maddesi "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir" hükmünü içermektedir. Madde hükmünden de anlaşıldığı üzere Belirsiz alacak davası davacının, davada talep edeceği miktarı veya değeri tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin objektif şekilde imkânsız olması ya da bunun kendisinden beklenememesi halinde mümkündür. Davacı dava tarihinde davanın miktarını tam ve kesin olarak biliyorsa veya bunu bilebilecek durumda ise, belirsiz alacak davası açılamaz. Sorun, davacının alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilecek bir durumda olması halinde alacağının tahsili için kısmi dava açmasının mümkün olup olmadığında toplanmaktadır. Davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı davaya kısmi dava denir. Diğer bir ifadeyle, bir alacak hakkında daha fazla miktar için tam dava açma imkanı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve bu alacağın şimdilik bir kısmının dava edilmesi gerekir (Yargıtay HGK 17/10/2012 gün, 2012/9-838 Esas 715 Karar sayılı ilamı, Kuru/Arslan/Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 22. Bası,s.286; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, s.320). Kısmi dava, 6100 Sayılı HMK'nın 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin 1.fıkrasında "Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir" hükmüne, 2.fıkrasında ise; "Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz" hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, kısmi dava açılabilmesi için; a-Talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olması, b-Talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmalı bulunması veya açıkça belirli olmaması gerekir. Şayet, talep konusu taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirlenebilir ise kısmi dava açılamayacaktır. Diğer bir anlatımla; talep konusunun miktarı taraflar arasında "tartışmasız" ise veya taraflar arasında miktar veya parasal tutar bakımından bir tartışma olmakla beraber, tarafların anlaşmasına gerek kalmaksızın, objektif olarak talep konusunun miktarı herkesçe anlaşılabilecek şekilde "belirli" ise, o talep sonucunun sadece bir kısmı dava edilemez. Bu gibi hallerde, kısmi davanın yasaklanmasının sebebi, davacının kısmi dava açmakta hukuki yarar bulunmadığının kabul edilmesidir. Davacının alacağını, küçük parçalara bölüp her biri için ayrı ayrı dava açmasında hukuki yarar değil; aksine, dava hakkının kötüye kullanılması söz konusudur (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, s.319-320). Talep konusu açıkça taraflar arasında tartışmalıysa ya da açıkça belirli değilse açılan belirsiz alacak davasında davacının hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Açılmış olan bir davada alacağın taraflar arasında tartışmalı olup olmadığı ya da açıkça belirli olup olmadığı davalının davaya vereceği cevapla anlaşılabilir. Nihayet hakim, ön inceleme aşamasında bu hususu tespit edebilir. Şayet, davalı davaya cevabında alacağı tartışmalı hale getirmişse artık, açılmış olan belirsiz alacak davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmeyip işin esası hakkında hüküm kurulması gerekir (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası,s.320-321). Kısmî dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmî dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde "fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise bu husus, davanın kısmî dava olarak kabulü için yeterli sayılmaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2003 tarihli ve 2003/4-260 Esas, 2003/271 Karar sayılı kararı; Pekcanıtez, Hakan: Medeni Usul Hukuku, C. II, 15. Baskı, İstanbul 2017, s. 1000).35. Aynı hususlar Hukuk Genel Kurulunun 22.11.2022 tarihli ve 2021/9-660 Esas, 2022/1574 Karar; 07.07.2021 tarihli ve 2021/(22)9-485 Esas, 2021/971 Karar; 02.03.2016 tarihli ve 2014/15-439 Esas, 2016/207 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Tüm bu açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava dilekçesinde azlaya ait istemi saklı tuttuğunu beyan ettiğinden dava kısmi davadır. Somut olayda da; davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davacının belirsiz alacak olarak dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacının araç değer kaybı zararı talebini kesin olarak belirlemesinin mümkün olduğunu, bu nedenle açılan davanın reddini istemiştir. Dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığına dair hiç bir ifade olmayıp aksine "fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, ..." ifadesiyle davanın kısmi dava olarak açıldığı görülmektedir. Böyle bir durumda ve yukarda yapılan açıklamalar ışığında, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının olmadığına dair davalı itirazları yersizdir. KTK'nun 97. maddesine ilişkin dava şartının değerlendirmesinde; Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen Kanun'un 85. maddesinin 1. fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5. fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91. maddesinin 1. fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının, trafik kazasına karışan aracın işleteni veya araç işleticisi teşebbüs sahibi olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden hukuki sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak üstlendiği anlaşılmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir." Dosya içesindeki bilgi ve belgelerden davacı tarafın dava açılmadan önce davalı ... şirketine başvurduğu anlaşılmıştır. Zamanaşımı def'inin değerlendirmesinde; Davalı ... vekili cevap dilekçesinde zaman aşımı def'inde bulunmuştur. 2918 sayılı KTK'nun 109/1-4 maddeleri gereğince, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza günüden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar. Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğredikleri günden başlayarak 2 yılda zamanaşımına uğrar." TBK'nun 154/2. maddesi hükmüne göre "alacaklı, dava veya defi yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa" zamanaşımı kesilir. Aynı Kanun'un 156/1. maddesi hükmü gereğince, "zamanaşamının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlar." 2918 sayılı KTK'nun 109. maddesinin 1. fıkrasında haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinin, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı düzenlenirken, 2. fıkrasında ise, davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri içinde geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır. 2918 sayılı kanunun anılan hükmünün gözden kaçırılmaması gereken yönü, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Sözkonusu yasa hükmü, ceza zamanaşımı uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Açıklanan hukuksal durum ve ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 21/11/2021tarihli trafik kazasında davacının aracının hasarlanmıştır. Davalı ... tarafından davacıya 07/04/2023 ve 24/01/2022 tarihlerinde bir miktar tazminat ödemesi yapılmıştır. Davacı 04/04/2023 tarihinde arabuluculuğa başvurmuş ve 17/04/2023 tarihinde arabuluculuk görüşmeleri olumsuzlukla sonuçlanmıştır. Eldeki dava ise 18/04/2023 tarihinde açılmıştır. 2918 sayılı KTK'nun 109. maddesi uyarınca zaman aşımı süresi içinde dava açılmış bulunmasına göre davalı ... şirketinin zamanaşımı süresi ile ilgili savunmalarının ve zamanaşımı def'inin yersiz olduğu değerlendirilmiştir. Kusur ön soruna ilişkin değerlendirmede; Mahkememiz olayla ilgili kural ihlallerinin tespiti noktasında, araç hasar ve değer kaybı konusunda bilirkişi raporu almıştır. Kaza tespit tutanağı, hasar dosyası, Sigorta Bilgi Ve Gözetim Merkezi kayıtları ve alınan bilirkişi raporuna göre 21/11/2021 tarihinde sigortalı 14 ... plaka sayılı aracın sürücüsü olan dava dışı Furkan Demir'in idaresindeyken park halindeki davacıya ait 38 ... plaka sayılı araca arkadan çarptığı ve bu nedenle 2918 Sayılı KYTK'nun 84/d maddesinde açıklanan (arkadan çarpma), yönetmenliğin 157/a-4 bendinde açıklanan (araç sürücüleri trafik kazalarında arkadan çarpma hallerinde asli kusurlu sayılırlar) hükmünü ihlal ettiğinden sigortalı aracın tam kusurlu olduğu, davacının kusursuz olduğu anlaşılmıştır. Araç hasar ve değer kaybı zararına dair değerlendirmede; Araç hasarında değer kaybı; aracın hasarsız haldeki 2. el piyasa değeri ile hasarın onarımından sonraki 2. el piyasa değeri arasındaki fark olup, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında, değer kaybının, araçların modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, davacı tarafın iddiaları, davalının savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek araçların kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değerleri arasındaki farka göre belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/6070 Esas, 2020/3614 Karar sayılı ilamı). Yapılan açıklamalar doğrultusunda değer kaybı hesabının Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları EK-1de bulunan "Değer Kaybı Hesaplanması" yöntemine göre değil, kazalı aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, aracın markası, özellikleri ve model yılı, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı (aracın kilometresi ve önceye ait hasarlar nedeni ile orjinalliğin yitirilip yitirilmediği), aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği (orijinal olup olmadığı), tramer kayıtlarına göre araçta meydana gelen hasarlar irdelenerek, emsal satışlar da araştırılmak suretiyle, aracın olay tarihindeki 2. el rayiç değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki 2. el rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının bilirkişi tarafından hesaplanması gerekir. Makine Mühendisi bilirkişi ... tarafından düzenlenen rapor ve raporlarda özetle; "Aracın KDV'li değer kaybı = 86.974,00-85.724,00 = 1.250,00-TL (Bin iki yüz elli lira) KDV; 1.250,00x 0.18 = 225,00 TL Değer kaybı = Ana para + KDV; 1.250,00 + 225,00 = 1.475,00 TL'dir. (Bin dört yüz yetmiş beş lira) olarak hesaplanmıştır." şeklinde rapor düzenlenmiştir. Aynı bilirkişi tarafından araç hasar zararı ise hasarlı malzeme tutarı: 2.300,00-TL ve işçilik tutarı: 4.650,00-TL şeklindeki ekspertiz rakamlarının somut kazaya uygun ve makul olduğu bildirilmiştir. Dava tarihinden önce davalı ... tarafından davacıya 07/04/2023 tarihinde 607,00-TL araç değer kaybı tazminatı ve 24/01/2022 tarihinde 6.950,00-TL araç hasarı tazminatı ödemesi yapılmıştır. Bilirkişi raporlarındaki bu tespitler dosyadaki delillerle örtüşüyor olması, denetime ve hüküm vermeye elverişli olması nedeniyle mahkememizce benimsenmiştir. Davalı ... şirketinin sorumluluğuna dair değerlendirmede; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumlluluk Sigortası Genel Şartları'nın, "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1 maddesinde "sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... " öngörülmüştür. Zorunlu Mali Sorumluluk sigortacısı, karşı araçta meydana gelen gerçek zararı limit dahilinde teminat altına almıştır. Dava konusu trafik kazası sonrasında davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybı da gerçek zarar kalemleri arasında bulunmaktadır. (Yargıtay 17. H.D.'nin 28/10/2013 tarih ve 2013/9624 Esas, 2013/14505 Karar). Kaldı ki 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5/a maddesine göre araç değer kaybı, maddi zararlar teminatı içerisinde yer almaktadır. Somut uyuşmazlıkta davacının araç hasar zararı ve araç değer kaybı zararından davalı ... sorumludur. Davalı ... şirketinin ıslah ile arttırılan kısım yönünden zamanaşına itirazına ilişkin değerlendirmede; Davacı vekili 18/09/2024 tarihli ıslah dilekçesinde "Dava ve ıslah talebimizin ayrı ayrı miktar ve usul yönünden kabulüne, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla; 1.251-TL hasar farkı tazminatı ve 867,00-TL değer kaybı bedeli olmak üzere toplam 2.118,00-TL maddi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işletilecek reeskont avans faiziyle beraber davalı ... şirketinden tahsiline, (sigorta şirketinin poliçe limitleri ile sorumlu tutulmasına) Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan alınarak tarafımıza verilmesine, karar verilmesini mahkemenizden saygılarımızla arz ve talep ederiz" şeklinde şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tarafından ıslah harcı yatırılmıştır. Bu dilekçenin bir örneği davalı tarafa tebliğ edilmiştir. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nun 72. maddesinde haksız fiil nedeniyle tazminat davasının zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, herhalde zararı doğuran olayın gerçekleşmesinden itibaren on yıllık sürede zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Ancak, haksız fiil aynı zamanda suç teşkil eden bir eylem ise ve Ceza Kanunu’nda daha uzun zamanaşımı süresi öngörülmüşse haksız fiil sorumluluğunda bu (uzamış) ceza zamanaşımı süreleri uygulanır. Uzamış (ceza) zamanaşımının başlangıcı olay tarihidir, zarar ve failin öğrenilmemesi önem taşımaz. Ceza zamanışımı süresi dolmuş ise on yıllık hak düşürücü süre içinde olmak kaydıyla zararın (gelişen durumun sona ermesinden itibaren) ve failin öğrenilmesinden itibaren iki yıllık süre içinde de dava açılabileceği düzenlenmiştir. Somut olayda kaza tarihi 21/11/2021 ıslah tarihi ise 18/09/2024 olduğu anlaşılmakla zaman aşımı süresi dolduğundan sigorta şirketinin zaman aşımı itirazı yerinde bulunmuş, zamanaşımı nedeniyle ıslah ile arttırılan kısım reddedilmiştir. Temerrüte ait değerlendirmede; 2918 Sayılı Kanun'un 99. maddesinde, sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel sartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluslarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar. Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı 2918 Sayılı KTK'nun 98/1, 99/1, ZMMS Genel Şartlarının B.2-c maddesi uyarınca hak sahibine kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağının ve bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya başvurmasından itibaren 8 iş günü sonunda tazminat miktarını ödememesi halinde, bu tarihte, böyle bir başvurunun yapılmaması halinde ise dava tarihinde temerrüde düşeceğinden, temerrüt faizine bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir. Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır. Davalı gerçek kişi yönünden ise 6098 sayılı TBKnun 117/2 maddesinde göre haksız fiilin işlendiği tarihte temerrüde düşeceğinden olay tarihi itibariyle faize hükmedilmesi gerekir. Anılan açıklamalar uyarınca davalı ... şirketinin yapmış olduğu kısmi ödeme dikkate alınarak 07/04/2023 tarihi temerrüt sigorta şirketi yönünden bu tarihten başlatılmıştır. Davalı gerçek kişi yönünden ise temerrüt tarihi olay tarihi kabul edilmiştir. Yargılama sonunda tüm dosya kapsamına göre; Yargılama sonunda toplanan tüm deliller ve dosya kapsamına göre davacının araç değer kaybına yönelik davasının kısmen kabulü ile 10,00-TL araç değer kaybına yönelik tazminatın temerrüt tarihi olan 07/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının araç değer kaybı zararına yönelik fazlaya ilişkin tazminat isteminin zaman aşımı nedeniyle reddine dava tarihinden önce davalı ... tarafından davacıya 07/04/2023 tarihinde 607,00-TL araç değer kaybı tazminatı ve 24/01/2022 tarihinde 6.950,00-TL araç hasarı tazminatı ödemesi yapıldığı dikkate alındığında davacının tazmin edilmeyen araç hasar zararı kalmadığı anlaşılmakla sübut bulmadığından dolayı davacının bakiye araç hasar zararına ilişkin tazminat isteminin reddine karar vermek gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının araç değer kaybına yönelik davasının KISMEN KABULÜ ile 10,00-TL araç değer kaybına yönelik tazminatın temerrüt tarihi olan 07/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacının araç değer kaybı zararına yönelik fazlaya ilişkin tazminat isteminin zaman aşımı nedeniyle REDDİNE, 3-Davacının bakiye araç hasar zararına ilişkin tazminat isteminin REDDİNE, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 427,60-TL nisbi karar ve ilam harcından davacıdan peşin harç olarak alınan 179,90-TL peşin harcın ve 36,03-TL ıslah harcının mahsubu bakiye 211,67-TL harcının davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) kabul ve ret oranına göre 1.305,27-TL'nın davacıdan ve bakiye 14,73-TL'nın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 6-Davacı tarafça yatırılan 179,90-TL başvurma harcı ve 179,90-TL peşin harcın ilamının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça yapılan 6,75-TL e-tebligat gideri, 68,00-TL posta gideri, 140,00-TL e-tebligat ve 1.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam toplam 1.714,75-TL yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre hesap edilen 8,10-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafça yapılan yargılama giderleri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 9-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 10-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 13/2. maddesi gereğince hesap ve taktir olunan 10,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 11-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davanın reddi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 13/3. maddesi gereğince hesap ve taktir olunan 10,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 12-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra mahkememiz arşivine kaldırılmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda HMK'nun 341/2. maddesi uyarınca kesin olarak verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/10/2024
Katip ... E-imzalıdır
Hakim ... E-imzalıdır