İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/242 E. 2025/1022 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/242
- Karar No
- 2025/1022
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/242 KARAR NO : 2025/1022
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/03/2023 KARAR TARİHİ : 13/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine sunmuş olduğu 14/03/2023 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; Müvekkilinin İplik ticareti ile iştigal ettiğini, davalı ile uzun süren bir ticaret ilişkisi olduğunu, davacının aşağıda bilgileri bulunan faturalardan kaynaklanan 90.775,14 USD (asıl alacak) borcu ödemediğini, 02/12/2022 Tarih 75.536,84USD Meblağlı ... (Davalının ayarladığı .... Plakalı Şöför: ....-İrsaliye No:...- İle davalıya teslim edilmiştir) Nolu Fatura, 02/12/2022 Tarih 76.839,20USD Meblağlı ... (Davalının ayarladığı .... Plakalı Şöför: ... İrsaliye No:...- İle davalıya teslim edilmiştir), 10/12/2022 Tarih 1.943,22USD Meblağlı.... (Davalının ayarladığı ... Plakalı Şöför:...-...-İrsaliye No:...- İle davalıya teslim edilmiştir), Alacağın tahsili için yukarıda ayrıntılı yazılı icra takibinin başlatıldığını, davalının itiraz ettiğini, müvekkilinin alacağı Faturaya dayanmakta olup itirazın haksız olduğunu, neticede; davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini, davalı aleyhine %20 icra tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA ; Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu 28/03/2023 havale tarihli cevap dilekçesini özetle ; Davacının müvekkiline ait olan ... plaka sayılı aracı 3.200.000-TL bedelle satın aldığını, noter satış işlemi esnasında aracın satış bedelinin önce 2.612.500-TL olarak gösterildiğini, (Kadıköy ... Noterliği 25.05.2022 tarih ve ... yevmiye) daha sonra düzeltme beyannamesi ile Kadıköy ... Noterliği 09.06.2022 tarih ve ... yevmiye nolu evrak ile satış bedelinin 1.850.000-TL gösterildiğini, taraflar arasında akdedilen 16.05.2022 tarihli sözleşme gereğince davacı tarafça, aracın resmi satış bedeli kadar satılan iplik karşılığı fatura kesilerek resmi hesabın kapatılacağını, kalan bedelin yine iplik satışı ile ödeneceğini, ancak fatura tanzim edilmeyeceğinin kararlaştırıldığını, söz konusu sözleşmenin alt kısmanda "Not: kendisine verilecek mallar bu saatten sonra kur ne olursa olsun 1$ 15.50-TL fatura kesilecektir" ibaresinin davacı şirket yetkilisi tarafından bizzat eklendiğini Tarafların yine kendi aralarında akdettikleri 21.11.2022 tarihli sözleşme ile 31.12.2022 tarihine kadar kendi aralarında yapacakları iplik alım-satımı kapsamında fiyat ve vade konularını belirlediğini ve bu hususu imza altına aldıklarını, davacı firmanın yetkililerinin anlaşılamayan tutum ve davranışları sonrasında müvekkilline satılan tüm mallara ilişkin olması gereken KUR VE BİRİM FİYATI dışında 02.12.2022 tarih 75.536,84-USD meblağlı ...., 02.12.2022 tarih 76.839,20-USD meblağlı ..., 10.12.2022 tarih 1.943,22-USD meblağlı ... faturaların kesildiğini, taraflar arasında akdedilen 16.05.2022 tarihli sözleşme kapsamında araç satımından kaynaklanan; gayriresmi bedele ilişkin olan 3.200.000-TL - 1.850.000-TL= 1.350.000-TL'yi kapsar şekilde faturalar tanzim edilerek müvekkiline gönderildiğini, dava konusu faturaların taraflar arasında akdedilen sözleşme ve benzer faturalardan farklı birim fiyatı ve kur ihtiva etmesi nedeniyle e-fatura sistemi üzerinden itiraz edilerek iade edildiğini, davacı tarafın, yukarıda belirtilen faturaları tanzimi sonrasında taraflar arasında akdedilen 16.05.2022 tarihli sözleşme gereği .... plaka sayılı aracının gerçek satış bedelinden kalan 1.350.000-TL'nin 01.02.2023 tarih ... nolu fatura tanzim edilerek davacı tarafa gönderildiğini, davacının davaya konu faturalarda; taraflar arasında akdedilen sözleşmelere aykırı olarak KUR ve BİRİM fiyat değişikliği yaparak araç satışından kaynaklı gayriresmi mal teslimini de yok farzederek müvekkiline fatura kestiğini, neticede; davanın esastan reddine, davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER ve GEREKÇE : Dava, alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilâmsız icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67. Maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuç- landırılmıştır. Bilirkişi .... tarafından mahkememize sunulan 19/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Davalı taraf 2021-2022-2023 yılında ticari (yevmiye ) defterini e-defter olarak tuttuğu, (yevmiye) defterlerinin e-defter beratlarının (ilk ayı) ve (son ayı) kanuni sürelerde oluşturulduğu, (Elektronik defter tutma sürecinde hesap döneminin ilk ayının beratının alınması açılış onayı, son ayının beratının alınması ise kapanış onayı yerine geçer.) davalının ticari defterlerine göre; ¸ Davacı tarafından, davalı aleyhine Büyükçekmece .... .İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya ile 03.01.2023 tarihinde icra takibi yapılmış olup, Davalı borçlunun yetki itirazı sonucu takibe Karacabey İcra Müdürlüğü ... esas dosya ile devam edildiği, davacı tarafın resmi defterlerine göre 03.01.2023 tarihinde; davalı tarafın, davacı taraftan 1.190.375,25 TL alacaklı gözüktüğü, Davalı 01.02.2023 tarihinde (Araç satış kur fiyat farkı bedeli) açıklaması altında davacı şirkete 1.350.000 TL e fatura düzenlemiş olduğu, Davalı tarafın, Davacı şirketten resmi defterlere göre; 2.540.375,25 TL alacaklı gözüktüğü, davacı tarafından, Davalı tarafa düzenlenen ve icra takibine konu olan e faturaların;¸ Şeklinde olduğu, davacı tarafından, davalı tarafa düzenlenen ve icra takibine konu olan faturaların davalı resmi defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalının 12/2022 BA formunda bulunmadığı yönünde görüş ve beyan bildirmiştir. Bilirkişi Nermin Arıcı tarafından mahkememize sunulan 09/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Davacı tarafından ibraz edilen ticari defterlerin usulüne uygun bir şekilde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, ticari defterlerinin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, ticari defterlerinin davacı lehine delil niteliğinin sayın mahkemenizin takdirlerinde olduğu, yanlar arasında davacı tarafından davalıya iplik satışı yapılması şeklinde ticari ilişki kurulduğu, davacı ticari defterlerinde icra takip tarihinde davacının davalıdan 1.695.077,75 TL alacaklı gözüktüğü, davacının takip dayanağı faturalara dayalı olarak 90.775,14 USD alacaklı olduğunu iddia ettiği, ancak rapor içerisinde gerekçeleri ile izah edildiği üzere yanlar arasında kur farklı bir ticari ilişki olmadığı gibi, davacının zaten 1.695.077,75 TL alacaklı olduğunu kabul ederek, bu alacağını icra takip tarihinde USD’ye çevirerek 90.775,14 USD alacaklı olduğunu iddia ettiği, yoksa davacı tarafından USD cinsinden alacağını gösteren bir cari hesap ekstresinin sunulmadığı, davalı ticari defterlerinde ise icra takip tarihinde davalının davacıdan 1.190.375,25 TL alacaklı gözüktüğü, icra takip tarihinden sonra davalının davacıya 1.350.000,00 TL’lik daha fatura kesmesi ile dava tarihinde davalının davacıdan 2.540.375,25 TL alacaklı gözüktüğü, ancak rapor içerisinde gerekçeleri ile izah edildiği üzere 1.350.000,00 TL’lik faturanın uygun olmadığı, davacı ticari defterlerinde davalıdan gözüken alacak 1.695.077,75 TL + davalı ticari defterlerinde davalıdan gözüken alacak 1.190.375,25 TL olmak üzere yanlar arasında 2.885.453,00 TL ihtilaf olduğu, ihtilafın 2.881.743,85 TL’sinin takip konusu edilen (kısmi talep edilmiş) 3 adet faturadan, 3.709,15 TL’sinin ise 2021 yılı açılışından kaynaklandığı, davacının davalıya kestiği ve davalı kayıtlarına alınmayan 2.881.743,85 TL’lik fatura muhteviyatı ürünlerin davalıya teslim edildiğinin sabit olduğu, 2021 yılı açılışındaki 3.709,15 TL ihtilaf yönünden davalının 2021 yılı kayıtları rapor içerisinde olmadığından bir değerlendirme yapılamadığı, dolayısıyla 2.881.743,85 TL’nin davacı alacağı olarak değerlendirilmesinde, ticari defterlerine göre icra takip tarihinde davacının davalıdan 1.695.077,75 TL alacaklı gözüktüğü, her ne kadar ticari defterlerinde davacı davalıdan 1.695.077,75 TL gözüküyor ise de, yanlar arasında akdedilen 21.11.2022 tarihli sözleşme ile 21.11.2022 tarihinde davalının davacıdan 325.000,00 TL alacaklı olduğu konusunda mutabık kalındığı, bu tarihten sonraki faturalar ve ödemeler düşüldükten sonra ise icra takip tarihinde davacının gerçek alacağının 970.466,39 TL olduğu, davacı alacağının takip konusu edilen faturaladan kaynaklandığı, davalı tarafından yanlar arasında kurun sabitlendiği ve davacının faturalarındaki kurun yüksek olduğu iddia edildiği, yanlar arasında akdedilen 21.11.2022 tarihli sözleşmede spot mallar için kurun sabitlendiği, Rus malı mallar için ise güncel kurun geçerli olduğu hükmü olduğu, ancak gerek uzmanlık alanıma girmediğinden, gerekse faturalarda böyle bir ayrım olmadığından, 21.11.2022 tarihinde sonra davacının davalıya kestiği ve takip konusu ettiği faturalardaki ipliklerin spot mal mı, Rus malı mı olduğunun ve buna göre faturalardaki kurun yüksek olup olmadığının değerlendirilemediği, mahkemece davacı alacağının kabulü halinde, takip öncesi işlemiş faiz talepleri olmakla birlikte, dosya münderecatında takip öncesinde davacının davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin bir delil vasıtasına rastlanmadığı yönünde görüş ve beyan bildirmiştir. Bilirkişi ... tarafından mahkememize sunulan 14/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; İnceleme konusu belgedeki imza ile ...'ın karşılaştırma belgelerindeki imzaları arasında grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından saptanan yüksek derecedeki uygunluk ve benzerlikler nedeni ile 21.11.2022 tarihli, “.... bey” başlıklı belgede ...'a atfen atılmış imzanın ...'ın eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı yönünde görüş ve beyan bildirmiştir. Bilirkişiler .... ile ... tarafından mahkememize sunulan 25/09/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Tarafların 16.05.2022 tarihli sözleşmeyle davacının davalıya satacağı ipliklerde döviz kurunu 1 $ = 15,50 TL olarak sabitledikleri, davacının uyuşmazlık konusu 3 adet fatura öncesinde USD kuru üzerinden düzenlediği faturalarda döviz kurunu güncel değerler üzerinden TL’na çevirerek faturalandırdığı, faturaların davalı tarafından kabul edilerek ödemelerin yapıldığı, uyuşmazlık konusu 1.410.559,84 TL (75.536,84 USD) tutarındaki 02.12.2022 tarihli ... nolu, 1.434.879,85 TL (76.839,20 USD) tutarındaki 02.12.2022 tarihli .... nolu ve 36.304,01 TL (1.943,22 USD) tutarındaki 10.12.2022 tarihli .... nolu faturalar içeriği ipliklerin davalıya teslim edildiği, USD fatura tutarlarının güncel döviz kuru dikkate alınarak Türk Lirasına çevrildiği, 16.05.2022 tarihli sözleşme gereği taraflar döviz kurunu 1 $ = 15,50 TL olarak sabitlediklerinden, davalının toplam (239.738,82 + 243.872,25 + 6.184,30 =) 489.795,37 TL döviz kuru fark bedelini davacıdan talep edebileceği, Seçenekli hesaplamalar; Mahkemece takip konusu fatura muhteviyatlarının davalıya teslim edildiği sabit olduğundan, davacı ticari defterlerinde icra takip tarihinde gözüken bakiyenin davacı alacağı olarak kabul edilmesi gerektiğine kanaat edilmesi halinde; davacının takip konusu 3 adet faturasının toplam 489.795,37 TL fazla kesildiğinin tespit edildiği, davacı ticari defterlerinde gözüken davalıdan olan alacak 1.695.077,75 TL – davacının fazla kestiği fatura 489.795,37 TL = 1.205.282,38 TL icra takip tarihinde davacının davalıdan alacaklı olduğunun hesaplandığı, mahkemece yanlar arasında akdedilen 21.11.2022 tarihli sözleşme ile 21.11.2022 tarihinde davalının davacıdan 325.000,00 TL alacaklı olduğu hususunda mutabakat sağlandığı ve bu tarihten sonraki işlemler üzerinden davacı alacağının hesaplanması gerektiğine kanaat edilmesi halinde; İcra takip tarihinde davacının davalıdan olan alacağı 970.466,39 TL – davacının fazla kestiği fatura 489.795,37 TL = 480.671,02 TL icra takip tarihinde davacının davalıdan alacaklı olduğunun hesaplandığı yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi, ticari defter kayıtları, düzenlenen faturalar, ödeme şekline ilişkin düzenlemeler ve ticari teamül iddiaları birlikte değerlendirildiğinde, davacının takip konusu yaptığı alacağı USD cinsinden talep etme imkânının bulunup bulunmadığının,davacının alacağını yabancı para cinsinden talep etme imkânının bulunması hâlinde davalıdan bir alacağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, bir alacağın döviz cinsinden doğduğu ve borçlunun bu döviz cinsinden ödeme yapmakla yükümlü olduğu yönündeki iddia, Türk Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca ancak açık, kesin ve tereddüde mahal bırakmayacak şekilde ortaya konulabilen yazılı delillere dayanılarak kabul edilebilir. Döviz borcu, istisnai nitelikte olup, borcun para birimi hususu, taraf iradelerinin en açık şekilde belirlenmesini gerektirmektedir. Bu nedenle, sözleşmesel veya teamüle dayalı olarak USD cinsinden ödeme yapılacağı iddia edilen hallerde ispat yükü davacıya aittir. Somut olayda davacı taraf, takip konusu ettiği faturaların birim fiyat kalemlerinde USD cinsinden tutarlara yer verilmesini, ayrıca fatura toplamlarının da USD olarak gösterilmesini gerekçe göstererek alacağını 90.775,14 USD asıl alacak, 474,95 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 91.250,09 USD tutarında talep etmiştir. Ancak düzenlenen faturaların USD ibaresi taşıması, tek başına borcun döviz cinsinden doğduğu anlamına gelmemektedir. Zira ticari hayatta belirli malların fiyatının USD, EUR veya başka bir yabancı para birimi üzerinden hesaplanması sıkça görülen bir durum olup, bu göstergeler çoğu zaman sadece birim fiyatın belirlenmesine yönelik hesaplama kolaylığından ibarettir. Bu nedenle, faturada USD ibaresinin bulunması borcun döviz borcu olduğuna karine teşkil etmez; USD’nin ödeme para birimi olarak kararlaştırıldığına dair açık bir sözleşme hükmü ya da yerleşik bir teamülün bulunması gerekir. Taraflar arasında daha önce kesilen faturalar incelendiğinde gerek Türk Lirası cinsinden gerek USD cinsinden faturalar düzenlendiği görülmektedir. Ancak, USD cinsinden daha önce kesilen hiçbir faturaya karşılık kur farkı faturası düzenlenmediği, taraflar arasında dövizle çalışma yönünde süregelen ve yerleşik bir ticari uygulama oluşmadığı, somut dosyada açıkça anlaşılmaktadır. Ticari teamülün varlığından bahsedilebilmesi için uzun süreli, istikrarlı, taraflarca benimsenmiş ve taraf iradelerini yansıtan bir uygulamanın objektif şekilde ortaya konulması gerekir. Bu yönüyle, daha önce USD cinsinden düzenlenmiş olmasına rağmen kur farkı uygulanmamış faturaların varlığı, tarafların geçmişte dahi döviz cinsinden ödeme konusunda bir teamül oluşturmadıklarını teyit eder niteliktedir. Bu durum, davacının USD talebini hukuken temelsiz bırakmaktadır. Öte yandan, taraflar arasında akdedilen 21.11.2022 tarihli adi yazılı sözleşme, ödeme para biriminin tespiti bakımından belirleyicidir. Anılan sözleşmede malın birim fiyatının USD cinsinden belirtildiği görülmekte ise de, ödeme şekline ilişkin düzenlemede ödemenin TL karşılığı olarak çekle yapılacağı açıkça hüküm altına alınmıştır. Sözleşmenin bu hükmü, taraf iradelerinin USD cinsinden borç doğurmayı amaçlamadığını, aksine malın birim fiyatının hesaplama bakımından USD olarak belirlenmesine rağmen ödeme para biriminin başından itibaren TL olarak belirlendiğini göstermektedir. Borcun hangi para birimiyle doğduğu, tarafların sözleşme hükümleri doğrultusunda belirlenir. Bu çerçevede, sözleşmede ödeme para biriminin TL olarak öngörülmüş olması, USD üzerinden talep edilen alacağın sözleşme temelli hiçbir dayanağı bulunmadığını açıkça göstermektedir. Davacı taraf, alacağın USD cinsinden olduğunu ileri sürmesine rağmen, taraflar arasında USD bazlı işleyen bir cari hesap ilişkisi bulunduğuna dair herhangi bir cari hesap ekstresini dosyaya sunamamıştır. Oysa ki böyle bir iddianın ispatı bakımından cari hesap ekstresi zorunlu nitelikte bir delildir. Cari hesap ilişkisinin mevcudiyeti ve özelliği gereği, bakiyenin hangi para biriminden oluştuğu ancak bu tür kayıtlarla ispatlanabilir. Davacının böyle bir belge sunmamış olması, USD bakiyesi bulunduğu yönündeki iddiasını ispattan uzak bırakmaktadır. Ayrıca dikkat çekici bir husus, davacının kendi ticari defterlerinde söz konusu alacağı 1.695.077,75 TL olarak kayıt altına almış olmasıdır. Ticari defterler, TTK m. 222 uyarınca sahibi lehine delil olabileceği gibi sahibi aleyhine de delil teşkil eder. Davacının kendi ticari defterindeki kayıt, alacağın başlangıçtan itibaren TL cinsinden doğduğunu ortaya koymakta olup, defter kaydındaki TL tutarın takip tarihinde esas alınarak davacı tarafından USD’ye çevrilmiş olması, alacağın gerçekte USD değil TL olduğunun davacı tarafından dahi kabul edildiğini göstermektedir. Bu durum davacının USD talebini hukuken dayanaksız bırakmakta, davacının kendi ikrar niteliğindeki ticari kayıtları USD talebinin reddi sonucunu doğurmaktadır. Tüm bu veriler birlikte değerlendirildiğinde; davacının alacağını USD olarak talep edebilmesi için gerekli olan hiçbir hukuki koşulun somut olayda gerçekleşmediği, sözleşmede döviz borcu yaratacak açık bir hükmün bulunmadığı, tarafların dövizle çalışma yönünde yerleşik teamül oluşturmadığı, önceki USD faturalarında dahi kur farkı çalışılmadığı, cari hesap üzerinden USD bakiyeyi gösterir herhangi bir belge sunulmadığı, davacının kendi ticari defterlerinde alacağını TL olarak kayıt altına aldığı, faturaların USD ibaresi taşımasının tek başına döviz borcu doğurmaya yeterli olmadığı tereddütsüz şekilde anlaşılmaktadır. Bu itibarla davacının, TL olarak doğmuş ve ticari defterlerinde TL olarak kayıt altına alınmış alacağını, takip tarihinde tek taraflı olarak USD’ye çevirmek suretiyle USD cinsinden talep etme hakkı bulunmamaktadır. Buna rağmen davacı TL alacağını takip tarihindeki kur üzerinden USD'ye çevirerek icra takibine giriştiği anlaşıldığından davanın, HMK'nın 114/2 ve 115/2.maddeleri uyarınca usulüne uygun icra takibine ilişkin özel dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM/Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafından başlatılan icra takibinin usulüne uygun olmadığı anlaşıldığından davanın usulüne uygun icra takibi yapılmasına ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK''nın 114/2 ve 115/2.maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 31.120,04TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 30.504,64 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, 5-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 6-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı oybirliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.13/11/2025 Başkan ... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ... ☪e-imzalıdır.☪ Katip ... ☪e-imzalıdır.☪