İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/189 E. 2026/54 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/189
Karar No
2026/54
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/189 Esas KARAR NO : 2026/54

DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/10/2023 KARAR TARİHİ : 06/03/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/03/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkil şirket ... Anonim Şirketi, "...." olarak bilinen grup şirketlerinden birisi olduğunu, müvekkil, ticari faaliyetleri gereği bir çok firmadan reklam ve tanıtım desteği aldığını, müvekkil, 2014 yılında davalıdan danışmanlık hizmeti aldığını, müvekkil, yine davalı şirket yetkilisinin yetkili şahıs olduğu dava dışı ... A.Ş 'den hem danışmanlık hizmeti aldığını hem de dava konusu " ... ..." markası iş bu şirket adına kayıtlı iken , şirket ile birlikte marka dahil olacak şekilde tüm mal varlığı ile satın aldığını, ... ile müvekkil arasında haksız rekabet ve şirket devir sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre davalı dava konusu "... " ibareli markayı hiçbir şekilde kullanmayacağını ayrıca sözleşmenin sona erdiği tarihten itibaren 3 yıl boyunca da İstanbul'da ticari faaliyette bulunmayacağını, sözleşmenin süresinin 31.12.2014 tarihinde bitmesine karşılık, davalı 2014 yılında, bire bir aynı sektörde ticari faaliyette bulunmak amacıyla , iş bu dava konusu " ... " ibareli markanın adına tescili için marka başvurusunda bulunduğunu, davalı iş bu markayı kötü niyetle tescil etmiş olup, bu durumun 6769 Sayılı SMK' nın 6/9. Maddesine aykırı olduğunu, davalı, müvekkile ait "... ..." ibareli markayı ... arama motorunda anahtar sözcük olarak kullanığını, bu sebeple, hitap edilen tüketici kitlesi arama motoruna müvekkilie ait "... " yazdığında, davalıya ait "... " ibareli davalı web sitesi "ücretli sponsorluk" alanında ilk sırada çıktığını, bu nedenlerle davalı adına tescilli ..., ..., ... ... istanbul ibareli markaların üçüncü şahıslara devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalı adına tescilli davalı adına tescilli ..., ..., ... ... ibareli markanın kullanımın durdurulmasına, engellenmesine ve men'ine, davalı markasına haiz her türlü katalog,broşür,belge,resim,tabela,antetli kağıt ve reklam ürünü gibi markayı içeren ürünlere el konulmasına, ibarenin yer aldığı ..., ... ve tüm sosyal medya hesaplarına erişimin engellenmesine ve durdurulmasına, dava konusu markaların , markanın tescilli olduğu alanda ve davalı yanca, her türlü online mecrada anahtar sözcük, kaynak sözcük kullanımının durdurulmasına ve engellenmesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkilinin yaklaşık 25 yıllık tecrübesi ile sektörün en öncü firmaları arasında yer almakta olup, dünya fuarcılık sektöründe saygın bir konumda olduğunu, müvekkilinin 2005-2013 arası düzenleyip devrettiği "... " fuarı ile kozmetik sektöründe uzmanlaştığını, müvekkil firmanın sahibi olduğu "... " markası ile davacı firmanın markası arasında herhangi bir iltibas ihtimalinin olmadığı, müvekkile karşı benzer iddia ve talepler ile 2006 yılında açılan davalarda "..." kelimesinin kullanımının haksız ve hukuka aykırı olmadığı yönünde hüküm kurulduğunu ve bu davalar müvekkil firma lehine neticelendirilerek kesinleştiğini, davacı firmanın müvekkilinin "... " markası ve diğer markalarını Türk Patent ve Marka Kurumu'na tescil ettirdiği dönemde yasal itiraz süresinde markanın tesciline ilişkin itirazda bulunmadığını, marka tescili sürecinde herhangi bir itiraz ileri sürmeyen davacı firmanın şimdi marka iltibası iddiası ile dava açmış olmasına itiraz ettiklerini, dava ve taleplerinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan davacıya ait ... tescil numaralı "...+..." ibareli, ... tescil numaralı "...+..." ibareli , ... tescil numaralı "...+..." ibareli, ... tescil numaralı "...+..." ibareli ve davalıya ait ... tescil numaralı "...+..." ibareli, ... tescil numaralı "...+..." ibareli, ... tescil numaralı "...+..." ibareli markaların sicil kayıtları celp olunmuştur. İstanbul Ticaret Odası Başkanlığı'ndan davalı şirket yetkilisi ...'in yetkili olduğu, ... Anonim Şirketi ile davacı .... Anonim Şirketi'nin önceki ticaret unvanlarını da içerir ticaret sicil kayıtları celp olunmuştur. Dosya, HMK 400 vd.maddeleri uyarınca marka uzmanı bilirkişiye tevdine, tedbir yönünden rapor tanzim edilmesi için bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi 16/02/2024 tarihli tespit raporu ile; "davalıya ait .... tescil no.lu ve ... tescil no.lu markalar açısından SMK m.6/1 açısından hükümsüzlüğe ilişkin şartların mevcut olmadığını, tanınmış markaya ilişkin değerlendirme yapılabilmesi için dosyada yeterli belge olmadığından, SMK m.6/5 kapsamında Davacı markasının tanınmışlığına dair bir değerlendirme yapılamamakla birlikte SMK m.6/1 kapsamında markaların benzemediği tespiti de göz önüne alınacak olursa SMK m.6/5 açısından şartların mevcut olmadığı, davalı markasının tescilinde kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunun ve buna bağlı olarak verilecek SMK m.6/9 kapsamında hükümsüzlük kararının takdirinin mahkemeye ait olduğunu, davalı kullanımının, SMK'nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına iltibas oluşturmayacağı tespit sonuç ve kanaatine ulaşılmış olup, işbu tespitler doğrultusunda, markaya tecavüze ilişkin şartların gerçekleşip gerçekleşmediği açısından nihai hukuki değerlendirme ve takdirin mahkemeye ait olduğunu, davalının, davacının markası ile karıştırmaya yol açacak bir kullanım sergilemediği tespit edilmekle birlikte, Yüksek Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas ve ... Karar ve 14.03.2022 tarihli kararı göz önüne alınarak, Davalı kullanımının TTK m.55/1-a-4 kapsamında haksız rekabet oluşturup oluşturmayacağına dair nihai hukuki değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmiştir. Mahkememizin 08/03/2024 tarihli celsesi ile, mevcut bilirkişiye bir bilişim ve iki sektör (fuarcılık hizmeti sektörü ve estetik-kozmetik sektörü) eklenmek suretiyle dosyaya sunulan tüm beyanlar ve deliller, alınan rapordan sonra taraf vekillerinin sunmuş olduğu itirazlar, sunulan mütalaa, önceden alınan rapor ve tüm dosya kapsamı ayrıntılı bir şekilde incelenmek suretiyle davalıya ait ...., ..., ... tescil numaralı markaların hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı, davalının fiili markasal kullanımlarının davacıya ait markalardan doğan haklarına tecavüz oluşturup oluşturmadığı, tecavüz oluşuyor ise sonuçlarının ne şekilde ortadan kaldıracağı hususlarında rapor tanzim edilmesi için bilirkişi heyetine tevdine karar verildiği, bilirkişi heyeti 28/08/2024 tarihli ek-kök raporu ile; "Dosyada ... arama motorunda davacı ibaresi ile arama yapıldığında davalı web sitesinin sonuçlarda çıktığı belirtildiğinden; bu hususta ... arama motorun da ... ... ibaresi ile arama yapıldığında birinci sırada davacı tarafa ait olduğu belirtilen https://www.....com sonucunun olduğu, ikinci sırada davalı tarafa ait olduğu belirtilen https://... sonucunun olduğu, reklamveren’ler kontrol edildiğinde https://www.....com için Reklamveren’in ... Fuarcılık A.Ş. olduğu, https://... için Reklamveren’in .... FUARCILIK LTD. olduğu, her iki reklamın da ... Ads (Ücretli Reklam) olduğu, ancak ... reklamlarında eşleme türlerinin de önem arzettiği, birebir ... ... ibaresine reklamın hangi eşleme türüyle (Geniş Eşleme, Tam Eşleme, Sıralı Eşleme) reklam verildiği, ya ... firmasından talep edilerek, ya da davalı taraf ilgili gmail hesabından .... (....) sistemi kontrol edilerek sağlıklı bir sonuca ulaşılabileceği, markaların blok etkisinde bir benzerlikten söz edilemeyeceği, Her iki marka da jenerik bir hizmet süreci tanımlayan alt markalar hatta dar kapsamlı isimler olarak düşünülmesi gerektiği, .... demenin zorlama ve algıyı daraltan bir tanımlama olacağı, .... daha geniş perspektifli ve uluslar arası bir algıya sahip olduğu, .... markası istanbulda düzenlenen bir güzellik ve kozmetik fuarı algısını taşımakta olduğu, güzellik ve bakım fuarlarının, hedef kitlesi güzellik, bakım ve kozmetik alanında faaliyet gösteren sanayi ve ticaret ile uğraşan kişi ve şirketler olması sebebiyle burada ortalama tüketici değil bilinçli tüketicinin baz alınması gerektiği, bu fuarlara ziyaretçi kaydının eposta üzerinden, firmaların stant rezervasyon kaydının fuarların web sayfası üzerinden yapılmakta olduğu, Davacı ve davalının her ne kadar emtia ve sınıf olarak aynı olsa da faaliyet, davacı ve davalının fuar yerleri ve fuar faaliyet tarihlerinin aynı olmadığı, taraf markalarının hükümsüzlük ve tecavüz değerlendirmeleri açısından kök raporumuzda varılan sonuçlar ile “sektörel açıdan” eklenen heyet üyelerinin tespitleri bir arada değerlendirildiğinde, kök raporda belirtilen markasal değerlendirmelerin değiştirilmesini gerektirecek bir durum olmadığı" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir. Dosyanın, yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilerek hükme esas alınabilecek gerekçeli ve taraf vekillerinin beyan ve itirazlarını değerlendirir, davacı yanın itirazları doğrultusunda davalının davacının markasının birebir aynı olacak şekilde anahtar-kaynak sözcük olarak kullanıp kullanmadığı hususunun bilişim uzmanı ile birlikte detaylı bir şekilde incelenmesi ve ek rapor tanziminin istenilmesine karar verildiği, bilirkişiler 05/05/2025 tarihli ek raporlarında; "Görevlendirme kapsamında 13.03.2025 Perşembe Saat 11:00’da Davalı .... Ltd. Şti. – ... Mah. ... Cad. No:3 .... A1 Blok Ofis No:41 Bahçelievler / İSTANBUL adresinde bilirkişi Av. ..., bilirkişi ...., davacı vekili Av. ...., davalı şirket çalışanı ... katılımıyla yerinde inceleme gerçekleştirilmiştir. Davalı şirket çalışanı ... tarafından ... hesabı olarak belirtilen hesap açılmış olup hesap üzerinden yapılan dava konusu anahtar kelime/kelimelerle sınırlı olmak üzere alınan ekran görüntülerinin sunulduğu, açılan hesap bilgilerinde; ...@gmail.com (....) yazdığı, hesaba erişimi olan kullanıcıların ....@gmail.com (Erişim Düzeyi : Yönetici / Eklendiği Tarih : 29 Mayıs 2018), ...@gmail.com (Erişim Düzeyi : Sadece Okuma / Eklendiği Tarih : 11 Mart 2024), ....@gmail.com (Erişim Düzeyi : Sadece Okuma / Eklendiği Tarih : 03 Mart 2023) yazdığı, hesap içerisinde Negatif Anahtar Kelimeler içerisinde ... – ... ... anahtar kelimeleri arama sonucunda sonuç çıkmadığı, hesap içerisinde Kampanyalar içerisinde Tüm Zamanlar (29 Mayıs 2018-13 Mart 2025)’da ... – ... ... anahtar kelimeleri arama sonucunda eşleşen kampanya çıkmadığı, hesapta Arama Ağı Anahtar Kelimeleri kontrol edildiğinde dava konusu anahtar kelime/kelimelerle ilgili Tüm Zamanlar (29 Mayıs 2018 – 13 Mart 2025)’da yapılan arama sonucunda 13 adet sonuç çıktığı, sonuçlarda çıkan anahtar kelimelerin ... com (Geniş Eşleme – 7.537 tıklama) – ... exhibition (Geniş Eşleme – 4.658 tıklama) – ... (Geniş Eşleme – 4.006 tıklama) – ... fuarı (Geniş Eşleme – 2.512 tıklama) – ....com (Geniş Eşleme – 851 tıklama) – www.....com (Geniş Eşleme – 767 tıklama) – ... katılımcı listesi (Geniş Eşleme – 174 tıklama) – ... istanbul (Geniş Eşleme – 36 tıklama) – ... show (Geniş Eşleme – 0 tıklama) – ... trade fair (Geniş Eşleme – 0 tıklama) – ... turkey (Geniş Eşleme – 0 tıklama) – ... güzellik fuarı (Geniş Eşleme – 0 tıklama) – ... kozmetik fuarı (Geniş Eşleme – 0 tıklama) bilgilerine ulaşıldığı, dosyaya davacı tarafça 04/2025 içerisinde sunduğu talep dilekçesinde ... ve ... ... 2025 ibareleri ile davalı tarafça reklam verildiğine devam ettiği belirtildiğinden bu yönden 03.05.2025 tarihinde yapılan incelemede ... ve ... ... 2025 ibareleri ile yapılan arama sonucunda Ücretli Sponsorlu Reklam olarak 1.sırada davalı tarafa ait olduğu belirtilen https://... sonucunun olduğu, Reklamveren’in .... FUARCILIK LTD. olduğu, HÜKÜMSÜZLÜK AÇISINDAN; ... tescil no.lu marka açısından değerlendirme yapılacak olursa; SEKTÖREL VE REKLAMCILIK AÇISINDAN; her iki markanın da jenerik bir hizmet süreci tanımlayan alt markalar hatta dar kapsamlı isimler olarak düşünülmesi gerektiği, .... demenin zorlama ve algıyı daraltan bir tanımlama olacağı, ... daha geniş perspektifli ve uluslar arası bir algıya sahip olduğu, .... markasının istanbul’ da düzenlenen bir güzellik ve kozmetik fuarı algısını taşımakta olduğu, SEKTÖREL VE ESTETİK-KOZMETİK SEKTÖRÜ AÇISINDAN; Güzellik ve bakım fuarlarının, hedef kitlesi güzellik, bakım ve kozmetik alanında faaliyet gösteren sanayi ve ticaret ile uğraşan kişi ve şirketler olması sebebiyle burada ortalama tüketici değil bilinçli tüketicinin baz alınması gerektiği, bu fuarlara ziyaretçi kaydının eposta üzerinden, firmaların stant rezervasyon kaydının fuarların web sayfası üzerinden yapılmakta olduğu, Davacı ve davalının her ne kadar emtia ve sınıf olarak aynı olsa da faaliyet, davacı ve davalının fuar yerleri ve fuar faaliyet tarihlerinin aynı olmadığına ilişkin sektörel tespitler de dikkate alındığında; işaretsel benzerliğin ve sınıfsal benzerliğin söz konusu olmadığı; Karıştırılma ihtimali ve buna bağlı olarak gerçekleşecek hükümsüzlüğün varlığı için kural olarak hem işaret benzerliği hem de sınıfsal benzerlik gerektiğinden, belirtilen nedenlerle SMK m.6/1 anlamında ... tescil no.lu marka açısından hükümsüzlük şartlarının mevcut olmadığı, somut olayda, davacı markasının tanınmışlığı/Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi, sektörel açıdan tespit edilmemekle birlikte, SMK m.6/1 kapsamında markaların benzemediği tespiti de göz önüne alınacak olursa, esasen tanınmışlık unsurunun sonuca etkili olmayacağı ve SMK M.6/5 açısından şartların mevcut olmadığı davalı markasının tescilinde kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunun ve buna bağlı olarak verilecek SMK m.6/9 kapsamında hükümsüzlük kararının takdirinin Mahkemeye ait olduğu, MARKAYA TECAVÜZ AÇISINDAN ... tescil no.lu marka açısından değerlendirme yapılacak olursa; Davalı kullanımının, SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına iltibas oluşturmayacağı tespit sonuç ve kanaatine ulaşıldığı, DAVALININ, DAVACININ MARKASINI BİREBİR AYNI OLACAK ŞEKİLDE ANAHTAR-KAYNAK SÖZCÜK OLARAK KULLANIP KULLANMADIĞI HUSUSU MARKAYA TECAVÜZ AÇISINDAN İNCELENDİĞİNDE, Bilişim incelemesi ile Davacıya ait “...” ibaresinin Davalı tarafça “anahtar kelime” olarak kullanımı tespit edilmiş olduğundan işbu kullanımın SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığına ilişkin nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu, TARAFLAR ARASINDAKİ SÖZLEŞMELER HAKSIZ REKABET AÇISINDAN İNCELENDİĞİNDE Ekim 2013 tarihinde imzalanan “Hisse Senedi Satış ve Satın Alma Sözleşmesi” içinde yer alan 12. Maddedeki “ Satıcılar Üzerindeki Kısıtlamalar” başlığı altındaki 5 alt madde de düzenlemelerin mevcut olduğu,(a) alt başlık altındaki düzenlemede “Danışmanlık Sözleşmesinin sona ermesinden veya feshedilmesinden sonraki üç (3) yıl içinde İstanbul, Türkiye'de İşletme veya İşletmenin herhangi bir bölümüyle rekabet eden herhangi bir işi yürütmek veya bu işte yer almak veya başka bir şekilde çıkar sağlamak” şeklinde yer aldığı tespit edilmekte olup, “danışmanlık sözleşmesinin sona erme tarihinin” 31 Aralık 2014 olduğu, buna göre sürenin 31 ARALIK 2017 olarak tespit edildiği, marka tescil başvuru tarihlerinin 31 Ekim 2017 ve 16 Nisan 2021 olduğu, (d) alt başlık altındaki düzenlemede “Herhangi bir iş sırasında, Tamamlanmadan sonra herhangi bir zamanda "... ..." kelimelerini kullanmak veya Şirket tarafından İş'te daha önce kullanılan herhangi bir ticaret, iş veya alan adı veya işareti, logo veya tasarımı kullanmak veya Alıcının görüşüne göre bunlardan herhangi biriyle karıştırılabilecek veya benzerlik gösterebilecek herhangi bir şey kullanmak” şeklinde yer aldığı tespit edilmekte olup, “Tamamlanmadan sonra herhangi bir zamanda” ibaresinin kullanıldığı dikkate alındığında “süre açısından bir zaman diliminin mevcut olmadığı”, karıştırılma ve benzerlik açısından “Alıcının görüşüne göre” ibaresinin soyut bir değerlendirme ölçütü olduğu, Bilişim incelemesi ile Davacıya ait “...” ibaresinin Davalı tarafça “anahtar kelime” olarak kullanımı tespit edilmekle birlikte, Yüksek Yargıtay .... Hukuk Dairesi’nin ... Esas ve ... Karar ve 14.03.2022 tarihli kararı göz önüne alınarak, Davalı kullanımının TTK m. 55/1-a-4 kapsamında haksız rekabet oluşturup oluşturmayacağına dair nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu, DAVACI İTİRAZLARINA İLİŞKİN GENEL İNCELEME VE DEĞERLENDİRMELER: Davacı itirazlarının esasen Dava dilekçe ve beyanlarının tekrarı niteliği arz ettiği tespit edilmekle birlikte, 16/02/2024 tarihli raporda, itiraz edilen hususlara ilişkin değerlendirmelerin yapılmış olduğu, haksız rekabet incelemesinde, sözleşmelere ilişkin inceleme ve tespitler yer almakla birlikte işbu tespitler açısından, SMK kapsamında kötüniyet değerlendirmesi hukuki nitelik arz edip Mahkemenin takdirinde olduğu, davacının sunmuş olduğu “uzman görüşüne” 16/02/2024 tarihli ve 28/08/2024 tarihli raporda belirtilen inceleme ve tespitler nedeniyle katılmadıkları ve belirtilen raporlarda yer alan görüşlerinin devam etmekte olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir. Dava, davalıya ait ... tescil numaralı "...+..." ibareli, ... tescil numaralı "...+..." ibareli, ... tescil numaralı "...+..." ibareli markaların hükümsüzlüğü ve davalının davacıya ait ... tescil numaralı "...+..." ibareli, ... tescil numaralı "...+..." ibareli , ... tescil numaralı "...+..." ibareli, ... tescil numaralı "...+..." ibareli markalardan doğan haklarına tecavüzünün tespiti talebine yöneliktir. Mahkememizce öncelikli olarak değerlendirilmesi gereken, geçmişe etkili sonuç doğuracak mahiyette olması nedeniyle hükümsüzlük talebidir. SMK'nun 6/1 md'sine göre, tescil başvurusu yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Davacı dayanak markalarının 16/35/41. Sınıfta, Davalıya ait markanın ise 03-05.Sınıfta tescilli oldukları tespit edilmekte olup mal ve hizmetler açısından sınıfsal benzerlik söz konusu değildir. SMK 11/4 “Mal veya hizmetlerin aynı sınıflarda yer almaları benzer olduklarına, farklı sınıflarda yer almaları da benzer olmadıklarına karine teşkil etmez” düzenlemesini içermektedir. SMK m.6/1, markanın sadece aynı sınıf olması halinde değil, benzer sınıfları kapsaması halinde itiraz hakkının mevcut olduğunu düzenlediğinden, uygulamada Yargıtay’ın çeşitli kararlarında, bu konu ile alakalı farklı alt sınıflarda yer alsalar dahi mal/hizmetlerin bağlantılı/ilişkili sayılmalarına ilişkin çeşitli kriterler ortaya konulmuştur. 05/05/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda sektör bilirkişi eklenerek de yapılan değerlendirmelerde, bunlar; mal/hizmetlerin türü, piyasa anlayışı, benzer alıcı çevrelerine hitap etmeleri, benzer ihtiyaçları gidermede kullanılmaları, son kullanıcıları, birbiri yerine ikame edilebilme ile rekabet etme olanaklarının bulunması, kullanım amaçları, işlevleri ve birbirleriyle olan ilişkileri, birinin diğerini tamamlama imkanının olması, dağıtım kanallarının ortak olması, kullanım yöntemleri ve hedeflenen halk kesimleridir. (Yargıtay HGK 7.6.2006; E.2006/11-338, K.2006/338)Bu bağlamda yukarıda belirttiğimiz mal/hizmetlerin bağlantılı/ilişkili sayılmalarına ilişkin SMK 11/4 ve SMK 6/1 dikkate alındığında;• ... tescil no.lu Davalı markası ile davacı dayanak markalarının sınıfları arasında“ilişkili/bağlantılı sınıf” ve dolayısıyla “benzer sınıf” olarak değerlendirilmelerini gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Davacıya ait marka kelime markasıdır. Kelime unsurunu “...”, ibaresi oluşturmaktadır ve standart yazı karakteri ile yazılmışlardır. ... ibaresinin “....” harfi ... şeklinde ifade edilmiştir. Markaların kırmızı/turuncu rengi karışımında ve gri renkte yazıldığı görülmektedir. ... ibaresini “....” şeklinde çevirmek mümkündür. Markanın asıl ve ayırtedici unsurunu bir bütün olarak “... ...” ibaresi oluşturmakla birlikte, esasen her 2 ibarenin de markasal açıdan zayıf nitelik arz ettiği, “...” ibaresinin güzellik anlamına gelmesi nedeniyle kozmetik fuarlarında kullanıldığı, bu açıdan tasvir edici/tanımlayıcı nitelik arz etme durumunun mevcut olduğu, bu açıdan .... ibaresinin bir parça daha öne çıktığını belirtmek mümkündür. Davalıya ait marka kelime markasıdır. Markada kelime unsurunu “...” oluşturmaktadır. Kelime unsurunda yer alan “...” ibaresi figüratif bir şekilde yazılıdır. ... ibaresi ... ..... ibaresi ise ... renktedir. ... ibaresini “....” şeklinde çevirmek mümkündür. Markanın asıl ve ayırtedici unsurunu bir bütün olarak “...” ibaresi oluşturmakla birlikte, esasen her 2 ibarenin de markasal açıdan zayıf nitelik arz ettiği, “...” ibaresinin güzellik anlamına gelmesi nedeniyle kozmetik fuarlarında kullanıldığı, bu açıdan tasvir edici/tanımlayıcı nitelik arz etme durumunun mevcut olduğu, bu açıdan İstanbul ibaresinin bir parça daha öne çıktığını belirtmek mümkündür. Taraf kullanımları “...” ibaresini ortak şekilde içermekte ise de Taraf markalarının farklı marka algısı yarattıkları ve görsel açıdan benzer olmadıkları ve karıştırılmayacakları değerlendirilmiş ve mahkememizce de bu değerlendirmelere iştirak edilmiştir. Taraf markalarında “...” ibaresini ortak şekilde içermekte iseler de, davacı markasının bir bütün olarak “...” olması ve Davalı markasal kullanımında yer alan “....” kelime unsuru nedeniyle işitsel açıdan farklılaşmaktadırlar. İşitsel bakımdan mevcut olan farklılık ve her 2 markanın bıraktığı görsel etki nedeniyle, tüketici zihninde yarattığı imaj nedeniyle taraf markaları arasında kavramsal bağlantı kurulmayacağı, bu açıdan genel anlamda iltibasın oluşmayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Taraf markalarında yer alan “...” ibaresi açısından kısmi benzerlik olmakla birlikte; Taraf markalarının, figüratif unsurlarla birlikte bütünsel ve farklı bir marka haline geldikleri, farklı bir kompozisyon ve içerik kazandıkları, her birinin bütünü itibariyle bıraktığı etkinin de farklı bulunması sebebiyle karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede aralarında yakınlık bulunmadığı, ortalama tüketicinin, bu markaları taşıyan malların/hizmetin aynı işletmeden geldiği, markanın bir serisi olduğu ya da bunların üreticileri arasında işletmesel bir bağlantı olduğunu düşünmeyeceği ve genel anlamda markalar arasında iltibasın oluşmayacağı; Karıştırılma ihtimali, hem bir tescil engeli (Hükümsüzlük) hem de bir tecavüz halidir. Karıştırılma ihtimalinin varlığı ve buna bağlı olarak doğacak markaya tecavüz ve hükümsüzlük hali için kural olarak hem işaret benzerliği hem de sınıfsal benzerlik gereklidir. 16/02/2024 tarihli marka vekili raporu sonrasında heyete sektör ve bilişim uzmanı bilirkişi eklenerek alınan 05/05/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporlarında yapılan teknik inceleme ile sektörel ve Estetik-Kozmetik açılardan yapılan tespitler de dikkate alındığında; davacı ve davalı markaları arasında işaretsel benzerliğin ve sınıfsal benzerliğin söz konusu olmadığı; karıştırılma ihtimali ve buna bağlı olarak gerçekleşecek hükümsüzlüğün varlığı için kural olarak hem işaret benzerliği hem de sınıfsal benzerlik gerektiğinden, belirtilen nedenlerle SMK m.6/1 anlamında davalıya ait ... tescil no.lu, ... tescil no.lu ve ... tescil no.lu markalar açısından SMK m.6/1 açısından hükümsüzlük şartlarının mevcut olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. SMK 6/5 maddesinde belirtilen tanınmışlık düzeyine ulaşılmış olmasından kaynaklı bir tescil engelinden söz edilebilmesi için; sonraki tarihli markanın önceki tarihli markanın ulaştığı tanınmışlıktan “haksız bir yarar sağlayacak olması”, “tanınmışlığa ulaşmış markanın itibarına zarar vermesi”, veya “ tanınmışlığa ulaşmış markanın ayırt edici karakterini zedelemesi” hallerinden birinin ortaya çıkması gerekmektedir. Bu hallerden her birisinin aynı anda mevcudiyeti gerekli olmayıp bunlardan herhangi birisinin somut olayda bulunması SMK madde 6/5 anlamında nispi red nedeninin varlığı için yeterlidir. Davacının dayanak sebeplerinden ilgili madde gereğince yapılan incelemede, tanınmış markaya ilişkin değerlendirme yapılabilmesi için dosyada yeterli belge olmadığı, bu sebeple bilirkişiler tarafından da SMK m.6/5 kapsamında davacı markasının tanınmışlığı, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi, sektörel açıdan tespit edilemediği dolayısıyla davacı markasının tanınmışlığına dair bir değerlendirme yapılamadığı, ancak bununla birlikte SMK m.6/1 kapsamında markaların benzemediği tespiti de göz önüne alınacak olursa SMK M.6/5 açısından şartların mevcut olmadığının değerlendirilebileceği kanaatiyle SMK 6/5 maddesi yönünden de hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı değerlendirilmiştir. SMK 6/9 Maddesi gereği, kötüniyet iddiası yönünden yapılan incelemede; Kötüniyetten ne anlaşılması gerektiği ve hangi koşullarda varlığının kabul edilmesi gerektiği her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husus olmakla birlikte "ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak ve başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlamaya yönelik olarak, "önceki marka sahibini tescil konusu ürünleri pazarlamaktan alıkoyma, piyasaya girmesini engelleme amacı ile" yapılmış tesciller kötüniyetli kabul edilmektedir. Hukukumuzda iyiniyet asıldır. Yani kötüniyet iddiasında bulunan bu iddiasını ispat külfeti altındadır. Davaya konu olayda davalının kötüniyetli tesciline delalet eder yeterli ve somut delil dosyaya sunulmadığı, taraflar arasındaki devir sözleşmesinin ve sözleşme süresinin bitiminden sonra yapılan tescilin markaların benzer olmadığı yönündeki değerlendirmeler karşısında da kötüniyetli olarak değerlendirilemeyeceği ve davacının markasından haksız yarar sağlama iddiasının söz konusu olamayacağı ve bu iddianın ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Markaya tecavüz yönünden yapılan değerlendirmede; Marka hakkına tecavüz sayılan haller, SMK’nın 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29. Maddede düzenlenmektedir. 7. maddede “marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı altında marka sahibinin yasaklayabileceği fiiller sıralanmakta, 29. maddede ise “marka hakkına tecavüz sayılan fiiller” düzenlenmektedir. Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelenirken, 7. Madde ile 29. Maddenin birlikte dikkate alınması gereklidir. Davacıya ait ... tescil numaralı "..." ibareli, ... tescil numaralı "..." ibareli , ... tescil numaralı "...+..." ibareli, ... tescil numaralı "...+..." ibareli markalar ile davalıya ait ... tescil nolu "..." şeklindeki kullanımda yer alan kelimelerde “...” ibaresi ortak ise de, davacı markasının asıl ve ayırt edici unsurunun bir bütün olarak “...” davalı markalarının asıl ve ayırt edici unsurunun bir bütün olarak “....” olması nedeniyle taraf markalarının bütünsel ve farklı bir marka niteliği arz ettikleri; farklı bir kompozisyon, anlam ve içerik kazandıkları, davalının kullanımının, davacı markasıyla ayniyet teşkil eder şekilde ya da benzer olmadığı, işaretsel, görsel, kavramsal açıdan ve bir bütün olarak değerlendirildiğinde farklılığın mevcut olduğu, taraf markalarının her birinin bütünü itibariyle bıraktığı etkinin de farklı bulunması sebebiyle karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede aralarında yakınlık bulunmadığı, taraf markalarının bu nedenlerle farklı marka algısı yarattıkları, markalar arasındaki farklılığın, malın/hizmetin yöneldiği tüketici kesimince fark edilip algılanabilecek nitelikte olduğu, bu açılardan markaların karıştırılmayacağı, karıştırılma ihtimali ve buna bağlı olarak gerçekleşecek tecavüzün varlığı için kural olarak hem işaret benzerliği hem de sınıfsal benzerlik gerektiği, işaretsel açıdan farklılığın söz konusu olduğu, bu haliyle davalı kullanımının davacı markasına yanaşma iradesi göstermediği, markalar arasında bir ilişkilendirme, idari veya ekonomik bir bağ kurma ihtimalinin söz konusu olmadığı, genel anlamda markalar arasında iltibasın oluşmayacağı ve dolayısıyla davalının bu şekilde kullanımın SMK 7 ve 29. Maddeleri kapsamında davacının marka hakkına tecavüz oluşturmayacağı kanaatine ulaşılmıştır. Ancak bununla birlikte somut olayda, 05/05/2025 tarihli bilirkişi heyetinde yer alan bilişim uzmanı tarafından incelenen internet hesapları neticesinde ... tescil no.lu marka açısından davalının, davacının markasını birebir aynı olacak şekilde anahtar-kaynak sözcük olarak kullanıp kullanmadığı hususu markaya tecavüz açısından incelendiğinde, dosyaya davacı tarafın 04/2025 içerisinde sunduğu talep dilekçesinde ... ve ... 2025 ibareleri ile davalı tarafça reklam verildiğine devam ettiği belirtildiğinden bu yönden 03.05.2025 tarihinde yapılan incelemede ... ve ... ... 2025 ibareleri ile yapılan arama sonucunda Ücretli Sponsorlu Reklam olarak 1.sırada davalı tarafa ait olduğu belirtilen https://... sonucunun olduğu, Reklamveren’in .... LTD. olduğu” tespiti yapılmış olmakla, bilişim incelemesi ile davacıya ait “...” ibaresinin davalı tarafça “anahtar kelime” olarak kullanımı tespit edilmiş olduğundan SMK 7/3-d maddesinde; "İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması" yönündeki düzenleme karşısında davalının bu kullanımının ticari etki yaratacak biçimde anahtar sözcük kullanılması olarak nitelendirildiği ve işbu kullanımın SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu kanaatine varılarak davacının markaya tecavüz talebinin kabulü ile davalı tarafından "..." anahtar kelime olarak kullanılmak suretiyle davacının markalarından doğan haklarına tecavüzün tespitine, her türlü online mecrada anahtar sözcük/kaynak sözcük kullanımının durdurulmasına ve engellenmesine, sair taleplerin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davacının davalıya ait markaların hükümsüzlüğüne yönelik davasının reddine, 2-Davacının tecavüzün tespiti yönelik davasının kısmen kabulü ile davalı tarafından "...." anahtar kelime olarak kullanılmak suretiyle davacının markalarından doğan haklarına tecavüzün tespitine, her türlü online mecrada anahtar sözcük/kaynak sözcük kullanımının durdurulmasına ve engellenmesine, sair taleplerin reddine, 3-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın, davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen tecavüzün tespiti davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen hükümsüzlük davası davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-Davacı tarafça yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 269,85 TL peşin harç, 19.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 727,00 TL posta/tebligat masrafı olmak üzere toplam 20.266,70 TL yargılama giderinin, davanın kabul ve reddi oranında hesaplanan 10.133,35 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliyesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/03/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/189, K. 2026/54, T. 06.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-189-e-2026-54-k-f121a9765fa8