İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/183 E. 2026/58 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/183
Karar No
2026/58
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/183 Esas KARAR NO : 2026/58

DAVA : Marka (Tanınmış Marka Olduğunun Tespiti İstemli) DAVA TARİHİ : 09/10/2022 KARAR TARİHİ : 25/02/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tanınmış Marka Olduğunun Tespiti İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, I.DİLEKÇELER AŞAMASI 1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin 1978 yılında kurulduktan sonra 16/04/1996 tarihinde ...Tic. Ltd. Şti. Unvanı ile cam ürünleri meslek grubunun içerisine kaydının yapıldığını, uzun yıllardır kesintisiz bir biçimde kullanmış oldukları tescilsiz markasını Türk Patent Enstitüsü'nce düzenlenen Marka Tescil Belgesi ile de 03/04/2007 tarihinden başlamak üzere ...Tic. Ltd. Şeklinde .... Sınıfta tescil ettirdiğini, müvekkilinin ... ibaresini marka olarak tescil ettirmeden önce de ticari işlem ve reklamlarında, internet sitesinde ticari unvanı ve markası olarak kullandığını, 21/07/2022 tarihinde kurulan davalı şirketin seçmiş olduğu ticari unvanını ... Ticaret Müdürlüğüne tescil ettirdiğini, davalı şirketin ..., ..., ... tarafından kurulduğunu, ...'in bu şirketi kurmadan önce müvekkil şirketin ortağı olduğunu, bu şirketten ayrıldıktan sonra davalı şirketi kurduğunu, müvekkilinin ve davalının iştigal konularının camın işlenmek suretiyle camdan ürünler elde edilerek piyasa arzından ibaret olduğunu, müvekkilinin ve davalının aynı sektörde faaliyet gösteren şirketler olduğunu, davalının ticari unvanında yer alan ... ibaresine yer vermesinin 45 yıldan fazla bir süredir ticari varlığını devam ettirerek deniz cam markasına ülke içerisinde tanınmış marka niteliği kazandıran müvekkilinin müşteri portföyünden yararlanması sonucu doğurabilecek nitelikte mevcut ticari düzenini ve itibarını bozduğunu, müvekkilinin davalı şirketle iştigal konusunun aynı olduğunu, ticaret unvanının korunmasında tescilli unvanın varlığı ve önceliğinin asıl ve yeterli olması nedeniyle ticaret unvanının silinmesi ya da değiştirilmesi için tarafların işletmelerinin faaliyet sahalarının aynı olma zorunluluğunun bulunduğunu, davacı şirketin unvanındaki ...Ltd. Şti. İbaresi ile davalı şirketin...Ltd. Şti. Unvanında yer alan ... Şti. İbarelerinin TTK. M. 45 uyarınca mevzu şirketi ve nevini gösteren çekirdek kısmını oluştururken davacı ve davalı unvanında yer alan ... ibaresinin TTK. 45/1 anlamında zorunlu ek olarak teşkil ettiğini, açıklanan bu nedenlerle; davacı müvekkili tarafından 16/04/1996 tarihinde ... Ticaret Odasına usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanının zorunlu ek olan ve cam ve ayna sektöründe faaliyet gösteren diğer tacirlerden ayırt edici nitelik taşıyan ... ibaresini, kendi ticaret unvanı için 21/07/2022 tarihinde tescil ettirerek ticari faaliyetlerinde kullanan davalının ticari unvanında yer alan ... ibaresinin TTK'nın ticaret unvanının korunmasına ilişkin hükümleri kapsamında silinerek ... Ticaret Sicilinden terkin edilmesini, mahkeme aksi kanaate ise ilgili ibarenin tüketiciler yada müşteriler nezdinde karışıklılığa mahal vermeyecek şekilde değiştirilmesini, kararın infazı amacıyla Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak gönderilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. 2.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı şirketin "... LTD. ŞTİ." Unvanıyla 19/04/1996 tarihinde ortalı olarak kurulduğunu, davacı şirketin kurulmasından adının belirlenmesine kadar ki süreçte müvekkili olduğu şirktin kurucusu olan ...'in etkin rol oynadığını, ...'in şirketin 1996 yılından 2022 yılına kadar hissedarı olduğunu, davacı şirketten ayrılan ... ile şirket unvanının nasıl kullanılacağına dair bir sözleşme&protokol yapılmadığından daha önce ortağı olduğu şirletin unvanını&markasını kullanabileceğini, müvekkil şirketin ise 21/07/2022 tarihinde tescil edilerek ilan olunduğunu, ilan olunması ile derhal faaliyete geçildiğini, iltibasa neden olmaması açısından unvanına öz ve ayna ibaresini eklediğini, davacı şirketin tescil edildiği marka adının "..." olduğunu, burada davacı şirketin tescil etmiş olduğu unvan ile müvekkil şirketin unvanı arasında ayırt edilmesini sağlayacak birden fazla unsur olduğunu, davacı şirketin tescil etmiş olduğu unvanında ... ibaresi, müvekkil şirketin unvanının başına ek olarak ... ve sonuna ... ibaresi mevcut olduğunu, davacı yanın davalı şirket adına fatura düzenlediği ve faturalarda davalı müvekkilin ...Ltd. Şti. Unvanının kullanıldığını, davacı yanın müvekkil şirkete ait ticaret unvanını kullanmasında olumlu davranışlar ile onayladığını, bu itibarla taraflar arasındaki ilişki ve yaşanılan süreç gözetildiğinde müvekkil şirketin kullandığı ticaret unvanındaki dava konusu ibarenin ticaret unvanında kullanılmasını onayladığını, bu surette müvekkil şirkette unvanın kullanılmasına ilişkin güven oluşturduğunu, davacı yanın müvekkil şirketin unvanı kullanıma sessiz kalmış olması sebebiyle bu durumu zımnen icazet verildiği kabul edildiğini, sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesi ticaret unvanları yönünden açılacak davalarda da söz konusu olduğunu, açıklanan bu nedenlerle; usul ve yasaya aykırı olarak ikame olunan mesnetsiz davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. 3.Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekilinin cevap dilekçesinde yerinde olmadığını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 4.Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın cevaba cevap dilekçesinin ve davanın reddini talep etmiştir. II.DELİLLER TPMK Kayıtları Davaya konu marka tescil belgelerinin gönderildiği görüldü. Bilirkişi Raporları 1.07/08/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davalının mal ve hizmetlerini diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etmek amacıyla olduğu, bu bakımdan davalının “...” ibaresini ön plana çıkarmak suretiyle markasal kullandığı, taraf işaretleri değerlendirildiğinde, “...” ile “...” ibareleri arasında “...” ortak unsurundan doğan bir benzerlik olduğu, “...” ibaresi her ne kadar tarafların faaliyet gösterdiği alandaki mal ve hizmetlerle bir ilişkisi olmasa yaygın olarak kullanılan cins ve kişi adı olduğu; söz konusu markalar birden fazla unsur ihtiva etmekte olup markaların bir bütün halinde değerlendirilmesi halinde salt “...” ortak unsurunun doğuracağı iltibas yaratan bir benzerlik olmadığı, davalıya ait "..." ve markasını gören tüketicinin davacının " ..." markasıyla iltibas yaşamayacağı, davacı markasının tanınmış olup olmadığının tespit edilebilmesi için dosya içerisindeki belgeler yeterli olmadığından bu hususta bir değerlendirme yapılamadığı, davacı şirket unvanı ...Tic. Ltd. Şti., davalı şirket unvanı ... Tic. Ltd. Şti. oluğu unvanlarda yer alan “... Şti.” ve “... Tic. Ltd. Şti.” ibarelerinin ek unsurlar olduğu, davacı unvanının çekirdek unsurunun “...”, davalı unvanının çekirdek unsurunun “...” ibaresi olduğu, davalının unvanına “...” ve “...” ibarelerini eklemiş olmasının unvanların farklılaşmasını sağlamadığı, aynı alanda faaliyet gösteren işletmeler arasında idari- ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesinin doğması ihtimalinin olduğu, davalı şirket kurucusu ... adlı kişinin davacı şirket kurucularından olmasının, in davacı şirketten ayrıldıktan sonra davacı şirket unvanını veya bu unvan ile iltibas yaratan bir unvan kullanmasına dayanak teşkil etmediği, davalı şirket unvanına eklenen “...” ve “...” ibareleri davacı şirket unvanından farklılaşmayı sağlamamakta olup, davalı şirket kurucusunun davacı şirket unvanından haberdar olarak bu unvan ile iltibas yaratan unvan seçmiş olduğu; kötü niyet hususunda takdirin Mahkeme'ye ait olduğu, davalı şirketin ... Tic. Ltd. Şti. unvanı ile 21.07.2022 tarihinde kurulduğu, huzurdaki davanın 09.10.2022 tarihinde açıldığı, davalı şirketin kurulduğu tarihten davanın açıldığı tarihe kadar yaklaşık 2,5 ay geçmiş olduğu, 2,5 aylık sürenin sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleşmesi için yeterli olmadığı bildirilmiştir. 2.30/04/2025 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Markasal değerlendirme bakımından, kök rapordaki görüşlerimizde bir değişiklik olmadığı, davacı ... LTD. ŞTİ.nin incelemeye tabi tutulan 2018-2019-2020-2021-2022 yıllarında ... unvanını ticari belgelerinde yoğun olarak kullandığı ilgili belgelerin defterlerde kontrolü yapıldığı ,defterlerin sahibi lehine delil teşkil edeceği, 2022 yılında ticari” faaliyetine başlayan davalı ...TİC. LTD ŞTİ. nin ... unvanını 2022 yılı ticari belgelerinde yoğun olarak kullandığı ilgili belgelerin defterlerde kontrolü yapıldığı, defterlerin sahibi lehine delil teşkil edeceği bildirilmiştir. Kesinleşmiş Mahkeme Kararı ... 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E.... K. Sayılı 06/04/2023 tarihli Görevsizlik Kararı ve 07/06/2023 tarihli kesinleşme şerhi Tanık Beyanları Mahkememizin 28/01/2026 tarihli duruşmasında tanıkların; "TANIK ... (TC NO:... ), TANIK BEYANINDA; ... ın sahibi amcam ...'dir. ... ın sahiplerinden birisi benim. Diğerleri ..., ..., ...ve ...'dir. ... kurmadan önce ... ın ortaklarından birisi idi. ...daki hissesini bize satarak ayrıldı. Sonra ...'ı kurdu. ... sektörde seçebileceği başka bir isim var iken bizim şirketimiz olan ...'a benzer ...'ı kurdu. Aynı sektörde faaliyet gösteriyoruz. ... markamızın tanınırlığından faydalanmak istedi. ... ile aramızda husumet yoktur. .... müşterilerimiz markaları karıştırarak ...'a gittiği olmuş bunu daha sonra bize gelerek söylediler. ...dedir. ... ise aynı sokakta numara... dedir. Bu sokak tek yönlü trafiğe açıktır sokağa girildiğinde ilk dükkan ... dükkanıdır. dedi TANIK...(TC NO:...), TANIK BEYANINDA; Ben ...İn oğluyum. ... eski ... 'ın şirket ortağıydı. 2022 yılında ... daki hisselerini satarak... firmasını açtı. Babam şirketten ayrılırken ...firmasını açacağını söyledi hatta ... şirket ortakları da babama yardımcı olacaklarını söyledi. Her iki firmada aynı sektörde çalışıyor. Şu anki adremizde önceden ... deposu olarak kullanıyordu. Babam şirketten ayrılırken bu dükkanın kira sözleşmesini amcamların ortak olduğu ... tarafından verildi. Babama amcamlar yardımcı oldular. Bize ...'ın müşterisi gelmezdi. Biz tüketici nezdinde ... olarak tanınırız.... ile karıştırılmıyorduk." şeklinde beyanda bulundukları anlaşılmıştır. III.DAVA VE UYUŞMAZLIK Davada uyuşmazlığın; Tarafların ticaret ünvanlarında yer alan "..." ibarasenin iltibasa neden olup olmadığı, davalı ticaret ünvanındaki ..." ve "..." ibarelerinin iltibası engelleyip engellemediğine ve buna göre davalı ünvanındaki "..." ibaresinin sicilden silinmesi veya değiştirilmesi gerekip gerekmediğine ilişkin olduğu ve tarafların bu hususta anlaşamadıkları hususunda olduğu anlaşıldı. ISLAH Davacı vekili 06/05/2025 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; Davanın kabulü ile davalının unvan seçiminde kötüniyetli olduğunun tespitini, TTK’nın ticaret unvanının korunmasına ilişkin 52. maddesi kapsamında; Davalının ticaret unvanında yer alan ... ibaresinin silinerek, ... Ticaret Sicilinden terkin edilmesini, ... ibaresinin sicilden terkin edilmesi hususunda ... Ticaret Siciline müzekkere yazılmasını, Kararın gazete ile yayımlanmasını, tüm yargılama giderlerinin, yayım masrafının ve avukatlık vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasını mahkemenizden vekaleten talep ve dava etmiştir. IV.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE TPMK kayıtları, dava dilekçeleri, cevap dilekçeleri, delil dilekçelerine konu kayıtlar, müzekkere cevapları, 07/08/2024 tarihli kök ve 30/04/2025 tarihli ek rapor ve ilgili diğer deliller kapsamında dosya kül halinde incelendiğinde; Kötü niyetli tescil de bir hükümsüzlük hali olup SMK'nın 6. Maddesinin 9. fıkrasında düzenlenmiştir. Kötü niyet esas itibariyle dürüstlük kuralından ileri gelmekte olup, dürüstlük kuralına aykırı davranışların sınırlayıcı bir tanımla çerçevesinin çizilmesi mümkün değildir. Bu bakımdan, kötü niyetli marka tescil başvurularına ilişkin kapsayıcı bir tanım yapılması da olanaksızdır. Marka tescil başvurusu sırasında başvuranın kötü niyetli olup olmadığının tespitinde önemli olan husus, söz konusu markanın tesciliyle dürüstlük kuralının ihlal edilip edilmediğidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ...E., ...K. Ve 17/06/2021 tarihli kararında "... genel olarak kötü niyetli marka başvurusu; hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması veya başvurunun tescil ettirilmesi olarak tanımlanabilir. Bu kapsamda başvuru sahibinin markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâli, kötü niyetin varlığında önem kazanmaktadır. Örneğin, gerçek hak sahibi olmamakla birlikte başkasının ticaretinde kullandığı tescilsiz bir işareti, kendisinin hak sahibi olmadığını bile bile tescili için başvuruda bulunan kimse kötü niyetli sayılacaktır. Yine başkası tarafından kullanılan bir markanın aynısını veya benzerini bilerek ve haklı bir neden olmaksızın sırf rakibini engellemek amacı taşıyan engelleme markaları kötü niyetli marka başvurusu olarak değerlendirmelidir. Ayrıca başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme ve marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuruda bulunmak ve tescil ettirmek de kötü niyetli olarak kabul edilmelidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 tarihli ve ... E., ...K. sayılı kararı). Görüldüğü üzere kötü niyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Bu kapsamda marka hükümsüzlüğü davalarında kötü niyet iddiası ileri sürülmüş ise TMK'nin 2. maddesi gereğince kötü niyetin korunması söz konusu olamayacağından her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak açıkça kötü niyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmelidir.", Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ...E....K. Ve 18/06/2014 tarihli "...davacı şirketin Türkiye'de unvan tescili bulunmadığı ve Japon menşeli olduğundan, TTK'da belirtilen unvan korumasından yararlanması mümkün bulunmamakta ise de, TPE'de tescilli unvanının esaslı unsur niteliğindeki ... ibareli markası ile Ticaret Siciline tescilli olan ticaret unvanının iltibas oluşturur nitelikte bulunması halinde Ticaret Kanunu 54. maddesinin değerlendirmesinin mümkün olduğu, davacının dayanak markalarından olan ... sayılı ... ibareli markasının TPE nezdinde 03/12/2008 tarihli kararı ile tanınmış marka statüsünde olduğu, davacının markasının tescili çok daha eski tarihlere dayalı ve tanınmış marka niteliğinde olduğuna dair karardan sonraki tarihte davalının ... ibaresini unvanında tescil ettirmesinin, davacının markasının tanınmışlığından yararlanmak amacıyla yapıldığının kabulünün gerektiği, davacı markası ile davalının unvanındaki esaslı unsur niteliğindeki ibarenin ilk beş harfi aynen olup, davalı sadece ... harfini ilave etmiş ise de, ibareler telaffuz edildiğinde eklenen ... harfinin algıyı fazla değiştirmediği gibi yazım olarak da ilave edilen harf sebebiyle ayırt edicilik kazandırılmadığı, tarafların gerek tescilli sınıflardaki emtiaları ile ilgili, gerekse ana sözleşmede belirtilen faaliyet alanının tüketicilerinin görsel olarak da marka ve ticaret unvanındaki bu ibareyi karıştıracakları, dolayısıyla marka ve unvan ibareleri arasında iltibas oluştuğu, davalı unvanının davacı markasına tecavüz oluşturur nitelikte olduğu...Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, uyuşmazlık konusu Seikon ibaresinin davalı tarafından tanıtıcı işaret olarak tescil ve kullanımının kötüniyetli olduğunun anlaşılmasına göre..." şeklindeki ilamları kapsamında davalının unvan seçiminde kötüniyetli olduğu iddiası ile kötü niyetli olduğunun tespiti halinde davalının ticaret unvanında yer alan ... ibaresinin silinerek, ... Ticaret Sicilinden terkin edilmesi talebi incelendiğinde; Davacı şirket ...Tic. Ltd. Şti. unvanı ile ..., ..., ..., ... ve ... tarafından 11.04.1996 tarihinde davalı şirket ...Ltd. Şti. unvanı ile ..., ...ve ... adlı kişiler tarafından 21.07.2022 tarihinde kurulmuştur. Davacıya ait marka incelendiğinde; ... numaralı markasının ... Sınıfta (Camdan, porselenden, seramikten, kilden süs ve dekorasyon eşyaları) başvurusu 03.04.2007 tarihinde yapılmış olup, söz konusu marka 03.03.2008 tarihinde tescil edilmiştir. Davacı markası " ..." ile davalı "... LTD. ŞTİ." ünvanının SMK 7 ve 29. Maddeleri kapsamında değerlendirilmesinde, Tescilli bir markanın, sahibinin izni olmaksızın kullanılması veya o markayı taşıyan mal ve hizmetlerin, tecavüzün bilinmesine rağmen pazarlanması, stoklanması, satış için teklife dilmesi, ihracı, ithali ya da tecavüzün bilinmesine rağmen o malların nereden sağlandığının bildirilmesinden kaçınılması, tecavüz olarak tanımlanmıştır. (TEKİNALP, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2012, s. 491) 7. maddede “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı altında marka sahibinin yasaklayabileceği fiiller sıralanmakta, 29. maddede ise “Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller” düzenlenmektedir. Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelenirken, 7. Madde ile 29. Maddenin birlikte dikkate alınması gereklidir. Buna göre, tescilli markanın aynısının/benzerinin aynı/benzer mal veya hizmet için kullanılıp kullanılmadığı veya tescilli markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerinin kullanılıp kullanılmadığının ve bu durumun ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali doğurup doğurmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. SMK 7. Ve 29. Maddeleri ve ortalama tüketici gözüyle değerlendirmenin esas alındığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07/06/2006 tarihli "...Burada üzerinde durulması gereken husus, halk tarafından karıştırılma kavramından ne anlaşılacağıdır...Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halkın olduğu göz nde tutulacaktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.” şeklindeki içtihatı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 18.02.2001 tarih, ... E., ...K. Sayılı kararında, “...Markalar karşılaştırılırken “onların piyasaya sürülüş biçimlerine; kullanılış şekillerine bakılarak orta düzeydeki alıcı nezdinde bıraktığı toplu intiba dikkate alınır” şeklindeki ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 05.07.2001 tarih, ... E.,... K. Sayılı; benzerlikleri yüzünden orta düzeyde bir tüketicinin ürünleri karıştırma tehlikesinin bulunduğu markalar arasında iltibas olduğunu belirttiği içtihatı, Yargıtay 11. HD 26.01.2007 T., ... E....nolu kararını “Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halkın göz önünde tutulmasıdır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısında “umumi intiba” olmasa bile, halk tarafında iki marka arasında bağlantı kurulası, hatta çağrıştırılması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü kabul edilmelidir.” şeklindeki yaklaşımı, yine Avrupa Adalet Divanı karıştırılma ihtimalini “Halkın söz konusu mal ve/veya hizmetlerin aynı ya da bağlantılı işletmelerden geldiğini düşünme tehlikesidir” şeklindeki tanımı, öğretide yer alan; “Bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali ( tehlikesi ) ile karşı karşıya olması ( Çolak, Uğur, Türk Marka Hukuku, 2012, s,222)” biçimindeki tasnifi mevcuttur. Ayrıca somut olay kapsamında; SMK m.7/3-e uyarınca, işaretin ticaret alanında kullanılması halinde ikinci fıkra hükmü uyarınca marka sahibince yasaklanabilecek kullanımlardan bir tanesi işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasıdır. Ancak, her ne kadar SMK m.7/3-e uyarınca işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması halinde marka sahibince bu kullanım engellenebilirse de, bu engelleme ancak söz konusu unvanın veya işletme adının markasal olarak kullanılması halinde mümkündür. Bu hususta Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ...E.,...K. Sayılı 16/11/2020 tarihli "... 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7/3-e maddesinde de, ticaret unvanının ve ticari işletme adının tescil olunması değil, marka ile karıştırılabilecek şekildeki kullanımları marka hakkına tecavüz teşkil edeceği belirtilmiştir...Nitelikleri itibariyle markalar, bir tacirin ürettiği veya piyasaya sunduğu mal ve hizmetleri, diğer tacirlerin mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan tanıtıcı işaretlerdir. Ticaret unvanları ise bir ticari işletmenin faaliyetlerini, diğer ticari işletmelerin faaliyetlerinden ayırt etmeye yarayan tanıtıcı işaretlerdir. Bununla birlikte, markaların; ayırt edicilik, reklam, garanti gibi işlevleri yanında, köken bildirme işlevleri de bulunmaktadır. O nedenle, bir ticaret unvanının, daha önceden tescil olunan bir markanın kapsamında kalan malların tescilli olduğu alanda kullanımı halinde, söz konusu kullanımın markanın işlevleri kapsamında, mal ve hizmetlerin ticari kökeni de dahil, ticari işletmeler arasında karıştırılma ihtimaline yol açması halinde söz konusu kullanım marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmelidir. Bu bağlamda, daha önceden başkaları adına marka olarak tescilli bir işaretin, bir başkası tarafından ticaret unvanı olarak tescil ettirilmesi ve unvanın farklı bir faaliyet alanında tanıtıcı işaret olarak kullanılması marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilemez.” şeklindeki kararında konuya ilişkin uygulamada dikkate alının esaslara yer verilmiştir. Davacı markası " ..." ile davalı "...LTD. ŞTİ." ünvanının karışılaştırılmasında; İbarelerde yer alan cam, ayna, dekorasyon gibi mal ve hizmetin cinsini gösteren ve San. ve Tic. Ltd. Şt. gibi şirketin nev'ini gösteren ibareler ayırt ediciliği olmayan ibareler olup, bunlar dışında kalan “...” ile “...” ibarelerinin işaretlerin esas unsuru olduğu, davalı işaretinde ayrıca şekil unsurunun olduğu görülmektedir. Davalı taraf cam ve cam ürünleri alanında faaliyet göstermekte olup, davacı markasının tescil sınıfı “Camdan, porselenden, seramikten, kilden süs ve dekorasyon eşyaları”nı kapsamaktadır. Bu bakımdan işaretlerin kullanıldığı malların aynı olduğu görülmektedir. Benzer işaretin aynı mallarda kullanılması sonucunda karıştırma ihtimalinin ortaya çıkması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Zira, bağlantı olduğu ihtimalini de içeren karıştırılma ihtimalinin varlığı, işaretleri benzer kılmaya yetmektedir. Buna göre, marka ile işareti kullanan işletmenin aynı olduğu veya aynı şirketler veya işletmeler grubuna ait olduğu yönündeki bağlantı ihtimali ya da tescilli marka ile işaret arasındaki çeşitli yönlerden benzerlik sebebiyle bağlantı ihtimali iltibas teşkil eder. Karıştırma ihtimali, bağlantı ihtimalini de içerisinde barındıran bir kavramdır. Bir başka ifade ile, “bağlantı ihtimali”, karıştırma ihtimalinin bir alternatifi değil, kapsamını belirleyen bir kavramdır. Bu bağlamda taraf işaretleri değerlendirildiğinde, “...” ile “...” ibareleri arasında “...” ortak unsurundan doğan bir benzerlik olduğu; “...” ibaresi her ne kadar tarafların faaliyet gösterdiği alandaki mal ve hizmetlerle bir ilişkisi olmasa yaygın olarak kullanılan cins ve kişi adı olduğu, markaların bir bütün halinde değerlendirilmesi halinde salt "..." unsurunun iltibas oluşturacak yeterlilikte olmadığı, somut olayda SMK 7 ve 29. Maddelerinin oluşmadığı kabul edilse de; davalı "... ŞTİ." ticaret unvanının davacıya ait marka ve unvan ile müşteri karıştırma ihtimali yaratıp yaratmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda devam edildiğinde; Ticaret unvanı iki unsurdan oluşur. Bunlar çekirdek ve ektir. Ticaret unvanının asli unsurunu çekirdek oluşturur, ek kullanılması kural olarak zorunlu değildir. Ancak bir unvanda ek kullanılmışsa ticaret unvanı eki de kapsayacak şekilde bir bütün oluşturur ve bu şekliyle korunur. TTK m.50 uyarınca “usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir”. TTK m.45 uyarınca da bu tekel, eski TTK m.43/2 aksine, Türkiye'nin tüm ticaret sicili çevresi için geçerli olup ticaret unvanına daha evvel tescil edilmiş olan unvanlardan açıkça ayırt edilmeye yarayacak ilavelerin yapılması zorunludur. Bu bağlamda TTK m.45 uyarınca, bir tüzel kişinin ticaret unvanı Türkiye'nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmişse, bu unvanın diğer bir unvandan ayırt edilebilmesi için sonradan tescil edilen tüzel kişi ortaklığın unvanına gerekli eklemeleri yapması zorunludur. Şirketlerin merkezleri ayrı yerde olsa da, unvanlar arasında iltibas olması durumunda, önceden ticaret sicil kaydını kaptıran tüzel kişilik, haksız rekabetin men'i davasını açabilir. Tescilli iki aynı unvan varsa, ilk tescili yaptıranın öncelik hakkı bulunmaktadır. İlk tescili yaptıran ikinci tescilli unvanın sicilden silinmesini isteyebilir. Ancak, unvanlar arasında ayniyet veya benzerlikten dolayı bir iltibas ileri sürülerek sonraki unvanın terkini talep edilmiş ise, salt ayniyetin veya benzerliğin varlığı unvanın terkini için yeterli değildir. Tarafların ortak faaliyet alanlarının varlığı da gereklidir. Zira, iltibas unsurunun varlık kazanması için aranan en önemli unsur başkalarının emek ve masraf yapmak suretiyle elde ettiği haklı şöhrete ortak olmak ve bu benzerlikten yararlanma yollarını denemektedir. Bu bakımdan kullanılan unvan, hitap ettiği Müşteri çevresi bakımından farklı ise, unvanlar arasında iltibas mevcut olmadığından aynı ticaret unvanının kullanılması unvana tecavüz oluşturmaz ve unvanın terkini istenemez. Buna karşılık, bir ticari işletmenin seçtiği unvan aynı müşteri çevresinde ve işkolunda kullanıldığında iltibas söz konusu olur (POROY/YASAMAN, Ticari İşletme Hukuku, İstanbul 2012, s. 401 vd.). Bu açıklamalar kapsamında davacı şirket unvanı ... Şti., davalı şirket unvanı ...Tic. Ltd. Şti. incelendiğinde; unvanlarda yer alan “... Şti.” ve “... Ltd. Şti.” ibareleri ek unsurlar olup, davacı unvanının çekirdek unsuru “...”, davalı unvanının çekirdek unsuru “...” ibaresidir. Davalının unvanına “...” ibaresini eklemiş olması unvanların farklılaşmasını sağlamamaktadır, keza “...” cins isim olup verilen hizmeti tanımlamaktadır. Bununla birlikte davalı unvanına davacı unvanından farklı olarak “....” ibaresinin eklenmesinin de unvanları farklılaşmasına yeterli olmadığı, aynı alanda faaliyet gösteren işletmeler arasında idari-ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesinin doğması ihtimalinin olduğu düşünülmektedir. Davalının kötü niyetle ticaret ünvanı seçtiği iddiasının incelenmesinde ise; Davalı vekili, müvekkili şirketin kurucusu olan ...'in davacı şirketin 19/04/1996 tarihinden 06/07/2022 tarihine kadar hissedarı olduğunu; davacı şirketin kurulmasından, adının belirlenmesine kadarki süreçte müvekkili şirketin kurucusu olan ...'in etkin rol oynadığını; davacı şirketin diğer kurucuları ile kardeş olan kurucusu ve hissedarı olan ...'in, davacı şirketin ayrıldığı güne denk şirket ve şirket unvanına yönelik büyük katkıları olduğunu; davacı şirketten ayrılan ... ile şirket unvanın nasıl kullanılacağına dair bir sözleşme&protokol yapılmadığından daha önce ortağı olduğu şirketin unvanı&markayı kullanabileceğini ve iltibasa neden olmaması adına unvanına "..." ve "..." ibaresini eklediği şeklinde kötü niyet iddialarına cevap vermiştir. Davalı şirket kurucusu ... adlı kişinin davacı şirket kurucularından olması, bu kişinin davacı şirketten ayrıldıktan sonra davacı şirket unvanını veya bu unvan ile iltibas yaratan bir unvan kullanmasına dayanak teşkil etmemektedir. Yukarıda değerlendirildiği üzere davalı şirket unvanına eklenen “...” ve “...” ibareleri davacı şirket unvanından farklılaşmayı sağlamamakta olup, davalı şirket kurucusunun davacı şirket unvanından haberdar olarak bu unvan ile iltibas yaratan unvan seçmiş olduğu, dinlenen tanık beyanları ile de sabit olduğu üzere davalı tarafından seçilen adresin davacıların ticari işletmesi ile aynı sokakta olduğu, davalının bir çok başka adreste ticari faaliyetine gerçekleştirme seçeneği var iken aynı sokaktaki dükkanı tercin etmesi, ayrıca ... Sokak'ta tek yönde trafik akışı bulunduğu davalı tarafından seçilen dükkanın ... Sokak'a giren yayalar ve araçlar gözünden ilk görülen dükkan olduğu, davacıların dükkanın ise ... Sokak'ın sonuna doğru kaldığı, bu sebeple de ortalama tüketici gözünde yanılma yaşanmasına sebep olup tüketicilerin davalının ticari işletmesine gireceği, ki bu yönde karıştırmaların yaşandığının, davacı markasına gitmek isteyen tüketicilerin davalı ticaret ünvanını davacı markası ile karıştırıp yanlışlıkla davalı ticari işletmesine gittikleri yönünde tanık anlatımları tespit edilmiştir. Kötü niyet esas itibariyle dürüstlük kuralından ileri gelmekte olup, dürüstlük kuralına aykırı davranışların sınırlayıcı bir tanımla çerçevesinin çizilmesi mümkün değildir. Bu bakımdan, kötü niyetli marka tescil başvurularına ilişkin kapsayıcı bir tanım yapılması da olanaksızdır. Marka tescil başvurusu sırasında başvuranın kötü niyetli olup olmadığının tespitinde önemli olan husus, söz konusu markanın tesciliyle dürüstlük kuralının ihlal edilip edilmediğidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ...E., ...K. Ve 17/06/2021 tarihli kararında "... genel olarak kötü niyetli marka başvurusu; hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması veya başvurunun tescil ettirilmesi olarak tanımlanabilir. Bu kapsamda başvuru sahibinin markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâli, kötü niyetin varlığında önem kazanmaktadır. Örneğin, gerçek hak sahibi olmamakla birlikte başkasının ticaretinde kullandığı tescilsiz bir işareti, kendisinin hak sahibi olmadığını bile bile tescili için başvuruda bulunan kimse kötü niyetli sayılacaktır. Yine başkası tarafından kullanılan bir markanın aynısını veya benzerini bilerek ve haklı bir neden olmaksızın sırf rakibini engellemek amacı taşıyan engelleme markaları kötü niyetli marka başvurusu olarak değerlendirmelidir. Ayrıca başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme ve marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuruda bulunmak ve tescil ettirmek de kötü niyetli olarak kabul edilmelidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 tarihli ve ... E., ...K. sayılı kararı). Görüldüğü üzere kötü niyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Bu kapsamda marka hükümsüzlüğü davalarında kötü niyet iddiası ileri sürülmüş ise TMK'nin 2. maddesi gereğince kötü niyetin korunması söz konusu olamayacağından her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak açıkça kötü niyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmelidir.", Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ...E., ...K. Ve 18/06/2014 tarihli "...davacı şirketin Türkiye'de unvan tescili bulunmadığı ve Japon menşeli olduğundan, TTK'da belirtilen unvan korumasından yararlanması mümkün bulunmamakta ise de, TPE'de tescilli unvanının esaslı unsur niteliğindeki ... ibareli markası ile Ticaret Siciline tescilli olan ticaret unvanının iltibas oluşturur nitelikte bulunması halinde Ticaret Kanunu 54. maddesinin değerlendirmesinin mümkün olduğu, davacının dayanak markalarından olan ... sayılı ... ibareli markasının TPE nezdinde 03/12/2008 tarihli kararı ile tanınmış marka statüsünde olduğu, davacının markasının tescili çok daha eski tarihlere dayalı ve tanınmış marka niteliğinde olduğuna dair karardan sonraki tarihte davalının ... ibaresini unvanında tescil ettirmesinin, davacının markasının tanınmışlığından yararlanmak amacıyla yapıldığının kabulünün gerektiği, davacı markası ile davalının unvanındaki esaslı unsur niteliğindeki ibarenin ilk beş harfi aynen olup, davalı sadece N harfini ilave etmiş ise de, ibareler telaffuz edildiğinde eklenen ... harfinin algıyı fazla değiştirmediği gibi yazım olarak da ilave edilen harf sebebiyle ayırt edicilik kazandırılmadığı, tarafların gerek tescilli sınıflardaki emtiaları ile ilgili, gerekse ana sözleşmede belirtilen faaliyet alanının tüketicilerinin görsel olarak da marka ve ticaret unvanındaki bu ibareyi karıştıracakları, dolayısıyla marka ve unvan ibareleri arasında iltibas oluştuğu, davalı unvanının davacı markasına tecavüz oluşturur nitelikte olduğu...Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, uyuşmazlık konusu ... ibaresinin davalı tarafından tanıtıcı işaret olarak tescil ve kullanımının kötüniyetli olduğunun anlaşılmasına göre..." şeklindeki ilamları kapsamında davacı şirket unvanı ... Şti. Ve markası ile davalı şirket unvanı ...Tic. Ltd. Şti. incelendiğinde; Davalının kötü niyet ile hareket edip, eski ortağı olduğu davacı şirket ile aynı sokakta -çapraz numarada- aynı faaliyet alanında hizmet gösterdiği, ... Sokak'ın tek yönlü akışa izin verdiği, davalı ticari işletmesinin sokak başında olduğu, bu sebeple sokağa ilk gelenlerin davalı işletmesi ile davacı işletmesini karıştırdıkları, yanlışlıkla davalı ticaret işletmesine gidildiğinin tanık beyanları ile tespit edildiği, davalının davacı şirket eski ortağı olduğu, davalının davacı şirketten bihaber olmasının kabul edilemeyeceği, somut olayın şartları değerlendirildiğinde davalının dürüstlük kuralına aykırı davranarak kötü niyetle hareket ettiği kanaati oluşmuş ve davalının unvan seçiminde kötüniyetli olduğunun tespitine, TTK’nın ticaret unvanının korunmasına ilişkin 52. maddesi kapsamında; davalının ticaret unvanında yer alan ... ibaresinin silinmesine ve davalının ticaret unvanında yer alan ... ibaresinin sicilden terkinine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, Davanın kabulüne, 1-Davalının unvan seçiminde kötüniyetli olduğunun TESPİTİNE, 2-TTK’nın ticaret unvanının korunmasına ilişkin 52. maddesi kapsamında; davalının ticaret unvanında yer alan ... ibaresinin SİLİNMESİNE, 3-Davalının ticaret unvanında yer alan ... ibaresinin sicilden TERKİNİNE, 4-Karar kesinleştiğinde sicilden terk için ile TÜRKPATENT'e müzekkere yazılmasına, 5-Hüküm özetinin karar kesinleştiğinde; masrafları davalıdan alınmak üzere, tirajı yüksek ülke genelinde yayın yapan bir gazetede takdiren 1 kez yayınlanmasına, A-) Harçlar Kanunu Gereğince alınması gereken 732,00.-TL harcın peşin alınan 80,70.-TL harçtan mahsubu ile bakiye harç 651,30.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, B-) Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70.-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, C-) Avukatlık Ücret Tarifesi Gereğince alınması gereken 55.000,00.-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, D-) Davacı tarafından yapılan 22.600,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, E-)Davalı tarafça yatırılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, F-) Taraflarca yatırılan fazla gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.25/02/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/183, K. 2026/58, T. 25.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-183-e-2026-58-k-08d388e9bf13