İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/1101 E. 2025/148 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1101
- Karar No
- 2025/148
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - *** KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : *** KARAR NO : ***
HAKİM : *** KATİP : ***
DAVACI : ***-83301] UETS VEKİLİ : Av. DAVALI : *** VEKİLİ : Av. DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : *** KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : 10/03/2025
Mahkememize açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında süregelen bir ticaret olduğunu, müvekkili tarafından davalıya farklı tarihlerde sunulan çeşitli mal teslimine ve hizmetlere ilişkin 5 adet fatura düzenlendiğini, davalı tarafça icra takibi başlatılana kadar bu faturalar için ödeme yapılmadığını, yapılan ticaret neticesinde davalının müvekkiline toplamda 265.241,00-TL miktarında borçlandığını, alacağın tahsili amacıyla Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, davalının yaptığı itiraz üzerine takibin durduğunu, yaptıkları arabuluculuk görüşmelerinden bir sonuç alamadıklarından bahisle davanın kabulü ile davalının icra takibine vaki itirazının iptaline, takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; icra dosyasına yaptıkları itiraz tarihi itibariyle müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu kalmadığını, bu nedenle başlatılan takibe itiraz ettiklerini, davacı tarafça yalnızca fatura düzenlenmiş olmasının müvekkilinin fatura tutarı kadar borçlu olduğu ve faturaya konu mal veya hizmeti teslim aldığı anlamına gelmeyeceğini, davacı tarafın faturaya konu malları teslim etmediğini, ve herhangi bir hizmet de sunmadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, ödenmemiş fatura alacağına dayanarak başlatılan icra takibinde asıl alacağın ödenmesi nedeniyle takibin ferileri yönünden itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası, vergi dairesi kayıtları, tarafların ticari defter kayıtları ve tüm deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında: alacaklının ... Org. Tur. ... Ltd. Şti., borçlunun ... ... A.Ş. olduğu, 265.241,00-TL toplam alacak üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Kısmi ifaya ilişkin kurallar da (icra takibinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan) 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 100 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun’un 101. maddesine göre birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır. 102. maddeye göre de kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.05.2006 tarihli ve 2006/19-260 E., 2006/251 K.; 09.06.2010 tarihli ve 2010/19-262 E. 2010/304 K; 27.01.2016 tarihli ve 2015/15-1830 E.,2016/98 K.; 25.04.2018 tarihli ve 2017/19-903 E., 2018/974 K. sayılı kararlarında da bu yönde açıklamalar yer almaktadır. Diğer yandan belirtmek gerekir ki; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. (6762 sayılı TTK’nın 87) maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukukî sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümler uygulanamaz. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesi ise; “Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır”hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı TTK m. 21 maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. Dosyaya mübrez 04/08/2024 havale tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirketin ticari defter noter tasdiklerinin zamanında yapıldığı, defter tasdiklerinin usulüne uygun olduğu, davacı şirketin ticari defter kayıtlarına istinaden davalı Detagen şirketinden alacağının olmadığı, davalı Detagen şirketinin ticari defter beratlarının zamanında alındığı, defter beratlarının usulüne uygun olduğu, davalı Detagen şirketinin ticari defter kayıtlarına istinaden ... ... Ltd. Şti.'nin davalı tarafından yapılmış olan 266.079,00-TL havaleden sonra 2,98-TL borcu olduğu ancak davacı tarafından Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi yapılmış olduğu, davalının icra takibinden sonra 266.079,00-TL ödeme yapmış olduğu, bu nedenle icra takibinden kaynaklı 58.114,55-TL borcunun bulunduğu, tarafların ba/bs beyannamelerinin birbiri ile örtüştüğü, davalı Detagen ... A.Ş. tarafından en son yapılan ödemenin icra takip tarihi olan 15/11/2023 tarihinde yapıldığı görüş ve kanaatinde olduklarını bildirmişlerdir. Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının ödenmeyen faturalardan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla davalı hakkında 14/11/2023 tarihinde Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile 265.241,00-TL toplam alacak üzerinden ilamsız takip başlattığı, ödeme emrinin borçlunun e tebligat adresine 15/11/2023 tarihinde saat 10:50'de tebliğ edildiği, davalının Garanti Bankası'nın dekontuna göre 15/11/2023 tarihi saat 15:38'de davacı hesabına (... Turizm Detagen A.Ş Cari Ödeme" açıklaması ile 266.079,00-TL ödeme yaptığı, davalının 21/11/2023 tarihli itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, davacının takibin ferileri olan asıl alacağa takip tarihinden ödeme tarihine kadar işlemiş faiz, icra harç ve giderleri ile icra vekalet ücreti yönünden itirazın iptali istemiyle eldeki davayı açtığı, takibin münhasıran fatura alacağına dayalı olarak açıldığı, taraf ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda aldırılan bilirkişi raporuna göre takip konusu faturaların taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, defter kayıtlarına göre davalının fatura tarihlerinden sonra 46.000,00-TL ödemesi gözükse de davalının takip tarihinden sonra her hangi bir ihtirazi kayıt koymaksızın borcu ödemesi nedeniyle takibin ferilerinden de sorumlu olduğu, takip tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davacının hak kazandığı icra vekalet ücretinin 41.786,15-TL olduğu, nitelikli hesap uzmanı tarafından yapılan hesaplamanın en son AAÜT uyarınca hesaplanması nedeniyle hükme esas alınamayacağı, davacının takipten önce davalıyı temerrüde düşürdüğüne dair delil bulunmadığından takip öncesi işlemiş faiz bulunmadığı, bu nedenle davalının 265.241,00-TL takip tutarından fazla ödediği 838,00-TL'nin takip harç ve masraflarından mahsup edilmesi gerektiği, sonuç olarak bakiye 796,46-TL takip harç ve masrafından davalının sorumlu olduğu, yine hesaplanan 463,07-TL takip sonrası işlemiş faizden de davalının sorumlu olduğu ve bu tutarlar üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Öte yandan icra takip dosyasının UYAP kayıtlarının incelenmesinde 28/12/2023 tarihli harç tahsil müzekkeresine göre tahsil harcının borçlu adına düzenlendiği görülmekle tahsil harcı yönünden itirazın iptaline karar verilmesine gerek kalmamıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteminde bulunmuştur. İİK 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatı, itiraz edilen ve mahkemece alacaklı lehine haklı görülen alacak üzerinden hesaplanan bir tazminat türüdür. Oysa somut olayda asıl alacak ödenmiş olup takibin ferileri yönünden eldeki dava açıldığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki hükmün tesisi uygun görülmüştür. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KABULÜ ile, 1-Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasında davalının yapmış olduğu itirazın 41.786,15-TL icra vekalet ücreti, 463,07-TL takip tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faiz ve 796,46-TL takip harç ve masrafı yönünden İPTALİNE, 2-Şartları oluşmamakla icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 2.940,45-TL ilam harcının, tahsil edilen 4.529,65-TL peşin harçtan mahsubuna, artan 1.589,20-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacıya iadesine, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafın yaptığı 269,85-TL başvurma harcı, 2.940,45-TL peşin harç, 5.000,00-TL bilirkişi ücreti, 80,00-TL posta ücreti olmak üzere toplam 8.290,30-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/02/2025
Katip *** e-imzalı
Hakim *** e-imzalı