İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/105 E. 2024/554 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/105
Karar No
2024/554
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/105 Esas - 2024/554 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2023/105 KARAR NO: 2024/554

DAVA : Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 25/07/2023 KARAR TARİHİ : 19/12/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/01/2025

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkili ...’ın yiyecek ve içecek hizmetlerinde ticari faaliyetlerine devam ettiğini, müşterilerine vermiş olduğu üstün hizmet kalitesi ile bilinen ve güvenilen bir işletme olduğunu, bütün bu faaliyetlerini, adına usulünce tescilli bulunan markaları ile sürdürdüğünü, davalı “...” nın müvekkilinin tescilli markalarında esas unsur durumunda bulunduğu “...’ İbaresini markasal kullanımı ile iltibas yaratacak şekilde esas unsur olarak ihtiva eden ... sayılı ve “... ... ...” ibareli markasını 43. mal/hzimet sınıflarında kullanılmak üzere ...’nda tescil ettirdiğini, davalı taraf adına tescilli ‘’... ... ...” ibareli markanın, müvekkili şirketin tescilli ‘’...’’ ibarelerini esas unsur olarak ihtiva eden markalarından kaynaklanan haklarına aykırılık teşkil ettiğini, müvekkiline ait ... ... esas unsurlu marka ile dava konusu ... ... ... ibareli marka arasında görsel ve işitsel benzerliğinin bulunduğunu, birebir aynı esas unsuru barındırdıklarını, davalının marka sahibinin markasını kısmen değiştirerek veya eklemeler yaparak yeni bir mal veya hizmet sunduğunu düşünmesi hali karıştırma ihtimalini ortaya çıkardığını, bu bağlamda, müvekkiline ait ... ..., ... gibi seri markalarının bulunması nedeniyle, her iki markayı farklı zamanlarda ve ayrı ayrı gören ortalama dikkat seviyesine sahip tüketicilerin ... ... ... ibareli markayı, müvekkiline ait markalarının farklı ve yeni bir versiyonu olarak algılayabileceklerini, ... numara ile başvurusu yapılan ... ... ... ibareli dava konusu markanın 43. sınıftaki emtialar için tescil işlemlerinin devamına karar verildiğini, müvekkili şirkete ait markaların da 43. sınıfta yer alan mallar/hizmetler bakımından tescilli olduğunu, ... ... ibaresinin müvekkilinin markası dışında işletme adının da esas ve vurgulayıcı unsuru olduğu ve işbu unvanı markasal olarak ticaret hayatında kullandığını, müvekkilinin marka üzerinde gerçek hak olduğunu, başvuru sahibi adına tescil edilmek istenen ... ... ... ibareli markanın bütünüyle iptal edilmesini talep ettiklerini, müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalı tarafın, müvekkilne ait ... ... esas unsurlu markadan haberdar olmasına rağmen, eldeki itiraza konu marka ile esas unsurları birebir aynı olan ... sayılı ve ... ... ibareli markanın tescil edilmesi için 23.11.2018 tarihinde başvuruda bulunduğunu, söz konusu marka başvurusunun 27.12.2018 tarih ve ... sayılı ...’nde ilan edilmesine müteakip, taraflarınca itiraz edildiğini ve markanın iptalini sağladıklarını, başvuru sahibi tarafın, müvekkiline ait ... ... esas unsurlu markası ile birebir aynı esas unsurları içeren marka başvurusunda bulunma gayretinde olduğunu ve kendisine yasalarla verilen hakları kötüye kullandığını iddia ederek, davaya konu ... numaralı markasının üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir uygulanarak bu hususun ...’ne bildirilmesine, ... numara ile işlem gören markanın marka sicilinden terkinine, hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı davaya cevap vermemiştir. DEVİR: Dava konusu devreden yasal mirasçılar ile dava konusu devralan şirket arasında .... Noterliğinin 22/10/2024 Tarih ve ... Yevmiye numaralı ve .... Noterliğinin 22/10/2024 Tarih ve ... Yevmiye numaralı ... düzenlenmiştir (EK-1). İşbu ... gereğince dava konusu markalar ... ŞİRKETİ'ne devredilmiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... nezdinde tescilli dava konusu ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: -Dava konusu ... sayılı marka kapsamında yer alan 43. Sınıf hizmetlerin tamamının, davacı yanın önceki tarihli markası kapsamında yer alan 43. Sınıf hizmetler ile aynı, aynı tür ya da benzer olduğu, -Taraf markaları arasında “...” kelimesinden kaynaklı olarak, ortalama zeka ve bilgi düzeyine sahip tüketiciler nezdinde, karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerlik ilişkisinin bulunduğu, - Davaya konu ... sayılı marka, davacı markası ile benzer görüldüğünden hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Sektör uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: -Dava konusu marka kapsamındaki 43. sınıfın tamamı açısından taraf markalarının mal/hizmetlerinin aynı/aynı tür/benzer olduğu, taraf markaların kapsadığı aynı/aynı tür/benzer bulunan 43. Sınıf hizmetler üzerinde kullanılacak işaretlerin benzer olmasından kaynaklı olarak ilgili tüketicinin de aynı hizmetleri sağlayan taraf markalarını ilişkilendirmesinin mümkün olduğu ve karıştırma ihtimalini ortaya çıkardığı, -Dosya içeriğindeki bilgilerden, davacı yanın “...” ibaresinin kullanımına davacıdan önce 2017 yılında başlayarak 2018 yılında tecilini gerçekleştirmiş olduğu, davalı yanca davaya cevap verilmemiş olduğundan kendisinin hangi tarihten itibaren çekişmeli işareti kullandığının tespitinin de mümkün olamadığı, SMK m.6/3 anlamında takdir ve kanaatin Mahkemeye ait olduğu, -Kötü niyetin varlığının/ yokluğunun tespiti hukuki niteliği yüksek bir değerlendirme olduğundan bu konuda değerlendirme ve nihai takdirin Mahkemeye ait olduğu, -Taraf markalarının işaretlerinin benzer olması ve kapsadıkları hizmetler açısından ayniyetin oluşması karşısında m.25/1 de belirtilmiş olan SMK m.6 ıncı madde şartının sağlanma durumuna dair takdir ve kanaatin Mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır: -Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır. - Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır. 6769 sayılı Kanunun 25. Maddesine göre; “(1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. (2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir. (3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez. (4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz. (5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Eldeki davada, davacının dava dilekçesinde (delil listesi içeriğinde) ... ve ... sayılı markalarını dayanak aldığı, ancak, davasının ... markasının başvuru tarihi 03.10.2022 olup, davaya konu marka başvuru tarihinden sonraki tarihli olduğundan dayanak alınamayacağı anlaşılmış, SMK. m.25/6’da “Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.” hükmü varlığında 25.07.2023 tarihinde açılmış olan işbu davanın, dava konusu markanın tescil tarihi dikkate alındığında 5 yıllık süre içinde açılmış olduğu ve ... markanın davaya dayanak alınabileceği anlaşılmıştır. Bu kapsamda; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;

Hükümsüzlüğü Talep Olunan Davalı Markası Davacı Markası

..... ... ... ... ...+...

Eldeki dava, ... nezdinde tescilli dava konusu ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi talebine ilişkin ilişkindir. Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu marka ve davacının dayanak aldığı marka kapsamında 43. Sınıfın tüm hizmetlerinin aynı/aynı tür olduğu bu nedenle somut olayda emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Yargıtay HGK’nun 13.06.2012 tarih ve ... sayılı ilamında da belirtildiği üzere karıştırılma ihtimalinde ölçü bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta, markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir” denilmektedir. Dolayısıyla ilgili tüketicinin aldığı mal ya da hizmetin başka bir işletmeye ait olduğunu bildiği ve fakat güvendiği işletme ile malını/hizmetini aldığı işletmenin arasında ekonomik bir bağlantı bulunduğunu düşünmesi hali dahi "karıştırılma ihtimali" nin var olduğunun kabulü için yeterli olacaktır. Hükümsüzlüğü talep edilen davalının markasının incelenmesinde; davalı tarafın ... sayılı tescilli markasının siyah zemin üzerine beyaz renk ve stilize yazı karakteri kullanımı ile oluşturulmuş bir sözcük markası olduğu, kelimelerin alt alta gelecek şekilde konumlandırıldığı, üst kısımda küçük harflerle “...”, hemen altında sair sözcük unsurlarından daha büyük harf karakterleri ile “...” kelimes ve bu kelimenin alt kısmında ise yine küçük harlerle “...” ibaresinin yer aldığı; markanın “...”, “...” ve “...” şeklinde üç ayrı bölümden oluştuğu, “...” ibaresinin “İstanbul’un en bilinen ilçelerinden biri olduğu”5 , dolayısıyla anılan ibarenin tüketici tarafından da öncelikli olarak bu anlamı ile algılanacak olduğu, “...” kavramının ise “yemekli ve müzikli bir içkili eğlence mekanı” anlamına geldiği “...” kavramının ise “güneş yüzlü, güneş gibi parlak yüzlü, güzel yüzlü kadın ve kızlara verilen isim” olarak tanımlandığı görülmektedir. Davacının hükümsüzlüğe mesnet tescilli markasının; gri zemin üzerin siyah renk ve stilize yazı karakteri kullanımı ile oluşturulmuş bir ... ve sözcük markası olduğu, markadaki ... unsurunun (iki kadeh bardak) bütüne etkisi zayıf yalnızca görsel dekorasyon amaçlı kullanıldığı, marka içinde üst kısımda küçük harflerle “...” alt kısımda ise tümü büyük harflerle “...” ibarelerinin yer aldığı, davacı markasının “...” “...” şeklinde iki ayrı bölümden oluştuğu, “...” kavramının “güneş yüzlü, güneş gibi parlak yüzlü, güzel yüzlü kadın ve kızlara verilen isim” anlamına geldiği, “...” ibaresinin “...’e kıyı bir ülke olduğu aynı zamanda ... ilinin bilinen bir ilçesi olduğu” davacı markasındaki ... kelimesinin ... ilindeki bir ilçe olarak algılanma ihtimalinin yüksek olduğu, “...” kavramının ise “yemekli ve müzikli bir içkili eğlence mekanı.” anlamına geldiği, anlaşılmaktadır. Markalarda yer alan ... ve ... kelimelerinin coğrafi yer adı olduğu ve ... ibaresinin de tanımlayıcı bir kelime olduğu dikkate alındığında taraf markalarında ortak unsurun “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli marka ile davalının "..... ... ..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, taraf markaları arasında “...” ibaresinden kaynaklı ortaya çıkan benzerliğin markaları somut bir biçimde birbirine benzer kıldığı, sair unsurların markaları yeterince uzaklaştırmadığı gibi aksine yakınlaştırdığı, davaya konu markanın davacının ...’ta bulunan yeri algısını oluşturduğu, davacı markasının serisi olduğu algısını arttırdığı, bu halde taraf markalarının aynı iktisadi çatı altında sunulan hizmetlere yönelik oldukları yönünde bir algı yaratacak benzerlik taşımaya devam ettikleri; davalı markasındaki “...” kelimesinin varlığı, kelimelerin işitsel, görsel ya da kavramsal farklılaşmasına da yol açmadığı, dava konusu marka kapsamında davacı taraf hizmetleri ile benzer görülen 43. Sınıfta yer alan hizmetler yönünden taraf markaları arasında aynı, aynı tür ya da benzerlik düzeyinde kalan bir emtia ilişkisi mevcut olmakla birlikte, markaların bütünsel algılarının, ilgili tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzer olduğu, dava konusu markada hakim unsurun doğrudan “...” kelimesi olduğu, işitsel ve kavramsal açıdan benzer algıları tüketiciye verme ihtimallerinin kuvvetle muhtemel olacağı, “...” ibaresinin uyuşmazlık konusu emtialar açısından ayırt ediciliği bulunan bir kelime olduğu, hal böyleyken tüketicinin markaların farklılaşan unsurları itibariyle iki ayrı marka karşısında olduğunu algılasa dahi bu markaların işletmesel kaynakları yönünden aynı kaynağa ait olduklarını düşünebileceği ve buna bağlı olarak yanılgı yaşayabileceği bu durumun ise tam olarak karıştırılma ihtimalinin bir karşılığı olduğu; işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında 6/1 maddesi kapsamında iltibas bulunduğu kabul edilmiştir. SMK m.25/1 hükmüne göre; SMK m.5 ve m.6 hükmünde sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.'' hükmü uyarınca SMK 6/1 maddesi anlamında hükümsüzlük koşullarının somut olayda oluştuğu, kabul edilmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-DAVAYA KONU ... sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE VE SİCİLDEN TERKİNİNE, 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 6.617,60-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 19/12/2024

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ İLK MASRAF : 578,10-TL GİDER AVANSI :6.039,50-TL TOPLAM :6.617,60-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/105, K. 2024/554, T. 19.12.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-105-e-2024-554-k-df1e27b464fc