İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/1023 E. 2025/932 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1023
- Karar No
- 2025/932
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1023 Esas KARAR NO : 2025/932
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/10/2023 KARAR TARİHİ : 20/10/2025 KARARIN YAZILMA TARİHİ : 30/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; Davalının müvekkilerine olan faturadan kaynaklı borcunu ödemediğini açılan icra takibinede haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ÖZETLE; Davacıya yaptırılan kumaş baskıların ayıplı olduğunu davacıya iade edildiğini bu nedenle davacıya borçları olmadığnı belirterek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava konusu uyuşmazlığın, davacının faturalara konu malları kapsamında davalıdan alacaklı olup olmadığı, yapılan malların ayıplı olup olmadığı, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı işbu faturalara dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe borçlu-davalının itirazının iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; alacaklı davacı tarafından davalı borçlu aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe konu alacağın 5.815,75 USD asıl alacak, 703,37 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.519,12 USD olduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, itiraz evrakının davacı alacaklıya tebliğinin gerçekleşmediği, davanın İİK nun 67.Maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı tespit edilmiştir. Dava TTK'nun 5/A maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuğa tabi olup, arabuluculuğa başvuru şartının sağlandığı ve arabuluculuk sürecinin anlaşmama ile sonuçlandığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında kumaşlar üzerine flok baskı yapılması hususunda süregelen ticari ilişkinin bulunduğu, davacı yüklenici tarafından dayanılan faturalara karşı davalı iş sahibinin haksız olarak bedelleri ödemediğini savunduğu, davalının ise söz konusu kumaşlar üzerinde yapılan işlerin ayıplı olduğunu savunarak davanın reddini talep ettiği ayıp hususuna ilişkin 2019 yılında delil tespitini gerçekleştirdiğini belirttiği anlaşılmakla birlikte taraflar arasında eser sözleşmesinin kurulduğu işbu sözleşme kapsamında uyuşmazlıkların mevcut olduğu tespit olunmuştur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)’nun 470. maddesine göre eser sözleşmesinin, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme türü olduğu, buna göre yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorunda olduğu, TBK’nın 475. maddesine göre, yapılan şeyin, iş sahibinin kullanamayacağı ve hakkaniyet kurallarına göre kabule zorlanamayacağı oranda kusurlu veya sözleşme şartlarına aykırı olması halinde eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hallerde iş sahibinin, o şeyi kabulden kaçınabileceği veya yükleniciden zarar ve ziyanının tazmin edilmesini isteyebileceği, eserdeki ayıbın, önemli olmaması halinde iş sahibinin, işin kıymetinin noksanı oranında fiyatı tenzil edebileceği veya aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin ücretsiz onarılmasını da isteyebileceği düzenelenmiştir. TBK’nın 474. maddesi ayıp nedeniyle yüklenicinin sorumluluğunun düzenlendiği, buna göre açık ayıplar yönünden iş sahibi imkân bulur-bulmaz eseri gözden geçirmek, ayıpları varsa, bunu uygun-bir-süre içinde yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, gizli ayıplar yönünden ise, 477/son maddesi uyarınca, ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunluluğu bulunduğu, ayıbın bildirilmemesi halinde eser kabul edilmiş sayılacağı, bu halde iş sahibinin ancak eserin ayıplı olduğunu ispat ile ödeme yükümlülüğünden kurtulabileceği, bunun içinde ayıp ihbar koşulunu yerine getirmiş olması gerektiği, eser sözleşmelerinde ayıp ihbarının varlığının her türlü delille ispat edilebileceği, burada ayıp ihbar süresinin ayıbın açık ayıp, gizli ayıp niteliğine göre değişmekte olduğu, açık ayıbın, eserde dikkatli bir inceleme sonunda görülebilen ve anlaşılabilen bozuklukları, gizli ayıbın ise dikkatli bir inceleme ile ortaya çıkmayan ve sonradan kullanılmakla ortaya çıkan ayıpları ifade ettiği bilinmekle birlikte Yargıtay .... Hukuk Dairesinin .... Esas, .... Karar sayılı ilamında " Ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumluluğunun düzenleyen TBK'nın 474. maddesi uyarınca açık ayıplar yönünden iş sahibi imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde, gizli ayıplar yönünden ise, 477/son maddesi uyarınca da, ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunluluğu bulunmaktadır. Ayıbın bildirilmemesi halinde eser kabul edilmiş sayılır. Ayıp ihbarı yapılması vakıasından lehine sonuç çıkaracak olan iş sahibi olduğundan ayıp ihbarı yapıldığını HMK 190 ve TMK 6. madde gereğince iş sahibi ispatlamalıdır. Eksik işler yönünden ise ihbar yapılmasına gerek olmayıp, zamanaşımı süresi içerisinde eksikler yönünden istemde bulunulması mümkündür. Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, 6098 sayılı TBK'nın 474-478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp, imâl edilen bir eserde veya malda, sözleşme ve ekleri ile iş sahibinin beklediği amaca ve dürüstlük kurallarına göre bulunması gereken vasıfların bulunmaması, bulunmaması gereken vasıfların ise bulunmasıdır. Şayet, imâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içersinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. Bu hakkın kullanması için iş sahibi tarafından ayrı bir dava açılabileceği gibi, yüklenici tarafından aleyhine açılmış olan bir davada da bu hususu def'i olarak ileri sürebilir. " şeklindeki açıklama ile ayıp ihbarının yapılması gereken zaman belirtilmiştir. Somut uyuşmazlıkta öncelikle davalı tarafın ayıp iddiasına ilişkin ihbar yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği hususu aydınlığa kavuşturulmalıdır. Bu minvalde dosyada mübrez belgeler incelendiğinde davacının yüklenici davalının iş sahibi olduğu, davalı tarafından kumaşlarda ilgili işlemlerin yapılmasının istendiği, davacı tarafından işbu işlemlere ilişkin fatura tertip edildiği yapılan işlerin 19/06/2018 ve 25/06/2018 tarihli irsaliyeler ile teslim edildiği kaldı ki teslime ilişkin herhangi bir tartışmanın bulunmadığı, yüklenici tarafından teslim edilen ürünlerin dava dışı İpekyol firmasına teslim edildiği, işbu firmanın davalıya söz konusu ürünleri iade ettiği görülmüş ise de iade faturaların düzenlendiği tarih olan 06/07/2018 tarihinden itibaren makul sürede davacıya ayıp bildiriminin bulunmadığı, davalı tanığı ....'ın talimat mahkemesi ile alınan tanık beyanında mail yolu ile ayıp durumunun ihbar edildiği bildirilmiş ise de dosyamızda mail yazışmaları ya da ayıp ihbarına ilişkin herhangi bir belgenin bulunmadığı tespit olunmuştur. Davalı söz konusu kumaşlarda yapılan işlemlere ilişkin dlil tespiti yoluna başvurduğunu işbu delil tespiti dosyasında davacının da eklendiğini belirterek davacının ayıptan haberdar olduğunu belirttiği, yapılan delil tespiti neticesinde ayıpların gizli ayıp olduğunun ortaya koyulduğunu belirtmiş ve dosyanın istenilmesi talebinde bulunmuştur. Bursa ... Sulh Hukuk Mahkemesi ... değişik iş sayılı dosya istenmiş olup dosyada mübrez bilirkişi raporları incelenmiştir. Bilirkişi raporunda "Flok baskı teknik bir işlem olduğundan ve görünüşte davaya esas kumaşta herhangi bir ayıba/probleem rastlanmadığından, ayrıca tespit isteyenin şikayetinin yıkama sonrası flokta meydana gelen zarar olmasından dolayı, tespit isteyenin elinde bulunan iade 2.116,07 mt kumaştan sondajlama usulü seçimle, uluslararası, tekstil sektöründe deneyimli ve akredite çalışmaları ile kabul edilmiş bir laboratuvar olan .... firmasına teste gönderilmiştir. D Satırı: Parlaklık kaybı / baskı etkisi - Bordo flok baskıda şiddetli derecede dökülme gözlemlenmiştir. Flokların tümü dökülmemekle beraber yer yer dökülmeler görülmüş, sonuç K (kaldı) olarak çıkmıştır. İncelemesi yapılan 2.116,07mt kumaştan alınan parçalara elle yapılan basit sürtme testinde de fokların kolaylıkla döküldüğü tespit edilmiştir. Görüntüler EK'tedir. Test raporu ve elle yapılan basit sürtme sonucu flokların dökülmesi kumaşta gizli ayıp olduğu kanaatini doğurmuştur. Flok deseninin seyrek ve ince bir ekose olması da floklardaki dökülmenin çok daha net görülmesine sebep olmaktadır. Görünen odur ki flokların kumaşa yapışmasında meydana gelen problem nedeniyle, en ufak bir sürtme ve yıkamada floklar dökülmektedir. Bu nedenle kumaştaki ayıbın flok üretiminden kaynaklandığı kanaatine varılmıştır. " şeklinde rapor hazırlandığı raporda yıkama ve sürtme testlerinin uygulanması neticesinde dava konusu iş olan flokların zarar gördüğü bu nedenle gizli ayıp olduğunun belirlendiği, mahkememizde yargılaması görülmekte olan işbu dosyada alınan bilrikişi rapororunun teknik inceleme kısmında ise "Yerinde yapılan incelemede mahalde 17 top halinde toplam 1.336,00mt davaya konu edinilmekte olan ayıplı olarak beyan edilen malum kumaş bulunmaktadır. Bu kumaşlar yapılan incelemede görsel olarak ilk kontrollerde herhangi bir problemleri, kalitesel bir sorun, ayıp olmadığı fakat çok ufak bir etki neticesinde kı davacı tarafından uygulanan flok işlemindeki flok havlarının kumaş yapısından uzaklaşarak bi inün ve kalitesinin bozulduğu gözlemlenmektedir.... Açıklamadan da anlaşılacağı üzere Flok için seçilen liflerin kumaş yüzeyine özel bir yapışkan malzeme yardımı ile yapıştırılması/sabitlemesi yöntemi ile uygulanan bir işlem olmakla birlikte; davaya konu edinilen flok işlemindeki yapıştırıcıların yapmaları gereken görevi tam anlamı yapamamalarından kaynaklı, en ufacık bir kuvvet neticesinde flok işleminde kullanılan lifler yüzeyden ayrılarak bütünlüğün bozulduğu ve yapılan flok işleminin de ayıplı olmasına sebebiyet vermekte olduğu görülmektedir. Tüm bu incelemeler neticesinde; davacı firmanın yapmış olduğu flok baskı işleminin olması gereken ve beklenen kalite çerçevesinde olmayıp ayıplı olduğu; bahse konu ayıbın ise meydana gelen eserde basit bir muayene ile ve çıplak gözle görülüp tespit edilen ayıp; başka bir deyişle, eserin iş sahibine teslimi anında kolaylıkla görülebilen veya muayene ile anlaşılabilen bir ayıp niteliği kapsamına girmesinden dolayı açık ayıp olduğu tespit edilmektedir." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Raporlarda benzer inceleme metotlarından bahsedilmiş ise de delil tespitine ilişkin alınan raporda gizli ayıp, mevcut yargılama dosyamızda ise açık ayıp olduğundan bahsedilmiştir. Yukarıda da bahsedildiği üzere açık ayıbın, eserde dikkatli bir inceleme sonunda görülebilen ve anlaşılabilen bozuklukları, gizli ayıbın ise dikkatli bir inceleme ile ortaya çıkmayan ve sonradan kullanılmakla ortaya çıkan ayıpları ifade ettiği, olayımızda basit bir sürtme ile söz konusu flokların bozulduğunun iki raporda da sabit olduğu ayrıca yıkama yahut kullanma işlemine gerek dahi duyulmadan bütünlüklerin bozulduğunun anlaşıldığı, bu hali ile bahse konu ayıp değerlendirilmesinin açık ayıp olarak kabul edilmesi gerektiği kanaatine mahkememizce varılmıştır. Raporlar ve genel bilgiler kapsamında raporlar arasındaki çelişkinin giderilebileceği anlaşılmakla ek rapor alınmasına yargılamada makul süre ilkesi kapsamında gerek duyulmamıştır. Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede de birbirlerini doğrular şekilde kayıtların mevcut olduğu taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu görülmüştür. Her ne kadar mahkememiz 6. Celsesinde irsaliyelerde teslim alan olarak görünenlerin çalışan olup olmadığı araştırılmış ise de teslim hususunda herhangi bir uyuşmazlığın bulunmadığı taraflar dilekçe ve beyanlarından belirlenmekte olup bu nedenle araştırmanın derinleştirilmesine gerek duyulmamıştır. İncelenen kumaşların faturada belirtilen metrekarelerden farklı olmasının nedeninin davalı tarafından uygulanan testler ve raporların uzun sürmesinden kaynaklandığı belirtilmekle mahkememizce miktar farklılığı hususunda uyuşmazlığın bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı alacaklı tarafından icra takibinde takip öncesi faiz işlemiş faiz talep edilmiş ise de taraflar arasında tedarik sözleşmesinin bulunduğuna ilişkin dosyada mübrez delilin bulunmadığı, davalı tarafı temerrüde düşürecek bir ihtarnameye dosya içeriğinde rastlanmadığı görülmüştür. TTK'nın 1530.maddesi; yalnızca mal ve hizmet tedariki amacıyla akdedilen sözleşmelerde, mal veya hizmet karşılığı ödenecek bedelde temerrüde düşüldüğü durumda ve iki ticari işletme arasında akdedilen sözleşmeler bakımından uygulanır. TTK. m. 1530 borcunu zamanında ödemeyen borçlunun ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşmesi ve faize hak kazanmasını öngörür. Ancak; TTK'nın 1530. maddesi mal tedarik sözleşmesine ilişkin olup, satış sözleşmelerine uygulanmaz. İcra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi TBK'nın 117. maddesi koşullarına bağlı olup icra takip tarihinden önce davalıya temerrüt ihtarı gönderilmesi gerekir. Temerrüt, en kısa tanımıyla, alacaklı tarafından talep edilebilir (muaccel) hale gelmiş bir borcun ifasındaki gecikmedir ve kural olarak, bu tür (muaccel) bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer. Temerrüt için aranan ihtar hukuki işlem benzeri fiil mahiyetinde olup, alacaklının alacak miktarını belirterek borçludan borcun ifasını istemesi, ifayı kabule hazır olduğunu bildirmesi anlamına gelir. İhtar kural olarak şekle tabi olmayıp, yapılmadığı itirazı vaki olursa aksinin ispatı, niteliği gereği alacaklıdan beklenir. Nihayetinde bir ihtar da yoksa temerrüt icra takibi ya da dava açılmasıyla gerçekleşir.Ancak; fatura üzerinde bulunan vade tarihi ancak alacağın muaccel olması sonucunu doğurur (Yargıtay 19 HD. 2017/3266-2018/4228 E-K sayılı ilamı). Bu bilgiler ışığında işlemiş faiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Somut olayda; davacı ve davalının ticari defterlerinin usule uygun tutulduğu, delil vasfının bulunduğu, davalı tarafından dayanılan ayıp bildiriminin yapılan incelemeler dosyada mevcut deliller kapsamında açık ayıp olarak değerlendirildiği, açık ayıp kabul edilmesi neticesinde usule uygun ayıp ihbarında bulunmadığının tespit edildiği, ayıp ihbarına ilişkin dosyamızda herhangi bir yazılı ayhut tanık beyanlarını destekleyecek bir yazışmanın da sunulmadığı görülmekle davalının icra takibinde bulunduğu itirazın haksız olduğu kanaatine varılmış ve davacı tarafça ispat yükünün yerine getirildiği anlaşılmakla birlikte icra takibinden önce temerrüt şartlarının oluşmadığı değerlendirilmekle icra takibinden önce işlemiş faize ilişkin itirazın iptali talebinin reddinin gerektiği, icra inkar tazminatına ilişkin yapılan değerlendirmede ise alacağın likit olduğu ve davalı tarafça haksız itiraz edilmesi nedeniyle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın Kısmen Kabul Kısmen Reddi ile Davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün .... E sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazın 5.815,75 USD bedel yönünden İPTALİNE, fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE Devamına karar verilen icra takibindeki 5.815,75 USD asıl alacağa takip tarihi olan 02/04/2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanun 4/A maddesi uyarınca devlet bankalarının 1 yıllık USD hesaplarına uyguladıkları en yüksek faiz oranının uygulanmasına, 2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin davalının itirazında haksız çıkması ve alacağının likit olması nedeni ile kabulü ile 5.815,75 USD alacağın takip tarihindeki TCMB satış kuru üzerinden hesaplanan (5.815,75 USD *5,5669 TL karşılığı ) 32.375.70 TL ‘nin %20'si 6.475,13 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 11.168,68.-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 2.948,32.-TL peşin harç ile icra veznesine yatırılan 181,90.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 8.038,46.-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 269,85.-TL başvurma harcı ile 2.948,32.-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 14.000,00 TL bilirkişi ücreti 948,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 14.948,00.-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 13.335,21.-TL'sının davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından dosyada herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 30.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 8-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen miktar üzerinden hesaplanan 19.774,16 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, 9-Bakiye avansın karar kesinleşince yatırana iadesine, 10-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden Bakırköy Arabuluculuk Bürosu .... sayılı dosyasından ödenen arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre davacıdan ve davalıdan alınarak hazineye irat kaydına Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen kararının, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstanbul BAM ‘ne İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.20/10/2025 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ...