İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/905 E. 2025/854 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/905
Karar No
2025/854
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2022/905 Esas KARAR NO:2025/854

DAVA:Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ :29/12/2022 KARAR TARİHİ:12/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ... tarafından ödenen işçilik alacaklarında davalı tarafın sorumluluğunda olan miktarların kıdem tazminatı bordrolarında görüldüğünü, davalı bünyesinde çalışan personele toplam ödenen miktarın 49.026,47 TL olduğunu, ihale sözleşmesi kapsamında ihale makamının işçilik alacaklarından sorumlu olmadığı hususunun son derece açık olduğunu, müvekkili şirketin kamu ihale kanunu kapsamında tanınan haklarını kullanmak suretiyle davalı şirkete sözleşme konusu işi ihale etmiş olduğunu, yalnızca ihale makamı sıfatını haiz olduğunu, sözleşmenin ilgili maddeleri ve Yargıtay kararları incelendiğinde, işçilik alacaklarından ihaleyi alan yüklenici firmanın sorumlu olduğunun açık olduğunu, zira ihale makamı olan müvekkili şirket ...'ın dosyaya arz olunacak sözleşmelere rağmen ihale makamı sıfatına haiz olmadığı yönünde bir takdir oluşması durumunda, tarafları arasındaki hukuki ilişkinin genel hukuka göre nitelendirilmesi ve davalı şirketin, dava dilekçelerinde açıklanan bedellerin ne kadarından sorumlu tutulması gerektiğinin bilirkişi marifetiyle hesaplanması gerektiğini, davanın kabulü ile tahkikat sürecinde ve bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkacak olan miktarda arttırmak üzere ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalması kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin müvekkili ... tarafından gerçekleştirilen ödemelerin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsiliyle müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iki yıllık süre geçtikten sonra işbu davayı açtığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, ileri sürdükleri zamanaşımı defi dikkate alınarak davanın reddini talep ettiklerini, dava şartı arabuluculuk görüşmelerine ilişkin arabuluculuk son tutanağının davacı tarafından dosyaya sunulduğunu, ancak son tutanağın işbu dava için usulen yeterli olmadığını, arabuluculuk son tutanağında rücu isteminin ayrıntılarının yer almadığını, davacının, dava konusu işçilerin işçilik alacaklarına yönelik rücu talebi olan 49.026,47 TL bedelden müvekkili şirket hangi oranda ve ne kadarıyla sorumlu olduğunu belirtememesi, işçilere hangi tazminatları hangi bedelde ödemiş olduğunu ve hangi hukuki gerekçeye dayanarak taraflarına rücu etmekte olduğunu göstermemesinin HMK'nın 194.maddesine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, tarafların dayanmakta oludğu vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırması gerektiğini, davacının, dava dilekçesinde belirtmiş olduğu üzere, dava konusu işçilere ödemiş olduğunu iddia ettiği işçilik alacaklarından davalı müvekkili şirketin sorumlu olduğunu iddia ederek rücu isteminde bulunduğunu, ancak bu hususun ispatı bakımından davacı ile müvekkili şirket arasındaki sözleşmenin incelenmesi gerektiğini, bu sözleşme kapsamında müvekkili şirketin sorumluluğunun ispatlanmadığı takdirde davanın essatan reddine karar verilmesi gerektiğini, bahsi geçen çalışanların kazandığı kıdem tazminatı hakkı iş ilişkisinin asıl işverende olması nedeniyle ve sözleşmenin asıl işverenle yapılmış olması sözleşmenin taraflarını bağlaması nedeniyle istemin davalı müvekkili şirkete yöneltilmesinin doğru olmadığını, müvekkili şirketin ihale mevzuatında, ihale sözleşmesi ve şartnamesinde olmayan, ihale makamı tarafından da ödenmeyen herhangi bir ücreti işçiye ödemesinin hukuken ve hakkaniyet açısından mümkün olmadığını, ihale sözleşmesindeki hükümlerin kapsamını genişletecek ve müvekkili şirket aleyhine sonuç doğuracak şekilde yorumlanamayacağını, müvekkili şirket hakkında açılmış bulunan işbu mesnetsiz davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin 03/10/2025 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; davanın haklılığını ispat eder mahiyetteki bilirkişi raporları neticesinde ıslah taleplerinin kabulüne ve ıslah dilekçesinin karşı tarafa tebliğ edilmesine, ıslah dilekçeleri doğrultusunda artırılan miktarda nazara alınarak toplam 49.026,47 TL üzerinden davanın kabulü ile her bir ödeme bakımından ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal avans faizleri ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı yana yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, davacı şirketçe davalı şirket bünyesinde sözleşme kapsamında çalışmış olan personellere yapıldığı iddia edilen ödemelerin rücuen tahsili talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü Risk Yönetimi ve Proje Daire Başkanlığından sigorta bilgileri, Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Arşiv Daire Başkanlığından kayıtlı belgeler, İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğünden hizmet döküm cetveli, işyeri unvan listesi, işyeri tescil ve detay bilgileri, işe giriş ve işten ayrılış bildirgesi, ... Sosyal Güvenlik Merkezinden hizmet cetveli, işyeri ünvan listesi, ... Sosyal Güvenlik Merkezinden SGK Tescil ve hizmet dökümü, ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nden mahkeme yazısı, ... Sosyal Güvenlik Merkezinden hizmet dökümü ve sosyal güvenlik kayıt belgeleri, ... Sosyal Güvenlik Merkezinden hizmet dökümü, işyeri unvan listesi, işe giriş - işten ayrılış bildirgeleri, işyeri tescil bilgileri, ... Sosyal Güvenlik Merkezinden sigortalı hizmet cetveli, işyeri ünvan listesi, ... Sosyal Güvenlik Merkezinden hizmet dökümleri, işyeri ünvan listesi, ... Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürlüğünden hizmet döküm cetveli, iş yeri unvan listesi, ... Sosyal Güvenlik Merkezinden hizmet dökümü, işyeri ünvan listesi, SGK kayıt belgesi, bilirkişi raporu v.s her türlü yasal delil dosya arasına alınmıştır. Dosyanın ...'a tevdi edildiği, bilirkişinin 12/02//2024 tarihli raporunda özetle; davacı tarafın, talep ettiği rücuen tazminatın ödendiğine ilişkin ödeme belgesi görülmesinden sonra ve zamanaşımı yönünden bilgi ve belgeler değerlendirildikten sonra, davacı tarafın, rücuen tazminat talep edilebileceği miktarın aşağıda belirtildiğini, ¸tespit ve rapor edilmiştir. Dosyanın ...'a tevdi edildiği, bilirkişinin 17/10/2024 tarihli ek raporunda özetle; davacı tarafın, rücuen tazminat talep edebileceği miktarın aşağıdaki şekilde olduğu ¸ tespit ve rapor edilmiştir. Dosyanın ...'e tevdi edildiği, bilirkişi heyetinin 03/05/2025 tarihli raporunda özetle; Dava dosyasına müzekkere cevabı gönderen SGM'lerin dilekçe eklerindek dava dışı işçilere ait hizmet listeleri ve çalıştığı işyerlerinin davacı kurumun dava dışı işçilere ilişkin yaptığı tazminat tabloları ile birebir uyumlu olduğunu belirterek, davacı kurumun; dava dışı işçilere ait tazminat hesaplama tabloları, maaş bordroları, işe giriş çıkış bildirgeleri, işçilerin çalıştığı dönemde aldıkları tazminatların da hesaplamada dikkate alındığı görülmüş olup, davacı kurumun, dava dışı işçilere davalının da muhatap olduğu dönemlere ilişkin toplam 911.557,63 TL. kıdem tazimanatı ödediği, dava dışı işçilere ödenen toplam 911.557,63 TL. Kıdem tazminat tutarından davalı şirketin işçileri çalıştırdığı dönemlere ait olan ve davalı şirketin sorumluluğunda olduğu toplam tutarın 49.026,47 TL. olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca, müteselsil sorumluluk; alt işverenin işçilerine karşı ücret, tazminat, sigorta primleri ve diğer işçilik alacakları ile ilgili asıl işverenin de sorumluluğunu kapsadığını belirterek, değişen alt işverenler işçinin iş sözleşmesini ve doğmuş bulunan işçilik haklarının devralmış sayıldığı, asıl işverentüm hizmet süresine göre kıdem tazminatı alacağından; devreden alt işveren ise kendi çalıştırdığı dönem ve ücret seviyesine görebelirlenecek kıdem tazminatından sorumlu olduğunu belirterek; Dava dosyasında taraflar arasında akdedilen sözleşme ve ekindeki diğer belgelerde işçilerin kıdem tazminatının kimin sorumluluğunda olduğuna ilişkin hususun bulunmadığı görülmüş olup, Borçlar Kanunu 167.Maddesi (Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar) hususu dikkate alınarak hesaplama yapılmış, bu husustaki Takdirin Sayın Mahkemeye Ait olduğunu belirterek davacı kurumun, dava dışı işçilere ödediği kıdem tazminatının tamamını davalı şirketten talep edebileceğine ilişkin olması halinde (heyet yöndedir); 49.026,47 TL. kıdem tazminat ödemesinin de, dava dışı işçilerin paylarına düşen tutarları, aşağıdaki ödeme tarihleri itibariyle faiziyle birlikte talep edebileceği, davacı kurumun, dava dışı işçilere ödediği kıdem tazminat tutarının Borçlar Kanunu 167.Maddesine istinaden 1/2'sini davalı şirketten talep edebileceğine ilişkin olması halinde; 24.513,24 TL. kıdem tazminat ödemesinde, dava dışı işçilerin paylarına düşen tutarları asağıdaki ödeme tarihleri itibarivle faiziyle birlikte talep edebileceği tespit ve rapor edilmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava; hizmet alım sözleşmeleri kapsamında çalıştırılan işçiye ödenen işçilik alacaklarından, davalının sorumlu olduğu iddiası ile ödenen bedellerin davalıdan tahsili istemine ilişkin olup uyuşmazlık rücuen tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı ve rücu miktarı noktasında toplanmıştır. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde; "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda davacı ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesi "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludur. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklinde düzenleme mevcut olup, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, teknik şartname ve genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin, ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve taraflar arasında karşılıklı düzenlenen diğer belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilirken alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı dikkate alınmalıdır. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 24/05/2018 tarihli 2015/38873 E. 2018/6205 K., yine aynı Daire'nin 31/05/2018 tarihli 2016/2779 E. 2018/6452-K:; 11/05/2017 tarihli 2016/7790 E. 2017/5936K. sayılı ilamları) Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 25/01/2021 tarihli, 2019/2330 E., 2021/175 K. sayılı kararı; "İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir..." şeklindedir. İşçilik ücretlerden asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 1.ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 Esas, 2023/1683 Karar sayılı kararı ile; " Somut olaya gelince; ... Bölge Adliye Mahkemesi 7'inci Hukuk DAiresi ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasında ki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilamı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemizin istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin ( alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş kanunu'nda işçiyi, korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin ( yüklenici ) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözlemelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilik özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici ( alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda yüklenicinin ( alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla ... Bölge Adliye Mahkemesi 7'inci Hukuk Dairesi ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın asıl işverence yüklenicinin ( alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi ( alt işveren) tamamen sorumlu tutan ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin uygulaması doğrultusunda gidilmesi gerekmiştir..." şeklinde uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir.(Emsal için bkz İst.BAM 45 HD'nin 2020/2361 E 2024/141 K sayılı kararı) Emsal karar, TBK'nın 167.maddesinde yer alan " ...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için işçiye ödenen dava konusu bedellerden asıl işverenin de sorumlu olduğuna dair bir hüküm yer almadığı takdirde asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 167/1'ncimaddesi ile Yüksek Yargıtay'ın bu konudaki oturmuş ve yerleşmiş içtihatlarına göre, asıl işveren ile alt işveren arasındaki sözleşmede işçinin hak ve alacaklarından hangi tarafın ne oranda sorumlu olacağına ilişkin hüküm bulunmakta ise rücu alacağının sözleşme hükümlerine göre belirlenmesi gerekmektedir. Şayet taraflar arasındaki sözleşmede bu hususta açık bir hüküm bulunmamakta ise işçinin hak ve alacaklarından güncel son kararlar uyarınca alt işverenin alacakların tamamında sorumlu oldukları kabul edilerek rücu alacağının tespiti gerekmektedir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2021/32 K. 2021/848 T. 13.10.2021) Yargıtay'ın konuya ilişkin yerleşik içtihatlarıyla kabul edilen görüşü, yukarıda yer verilen iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, yüklenicinin sorumlu olduğu “ücretler”in içerinde ulusal bayram ve genel tatil günleri ile fazla çalışma saatlerine dair ücretleri ile kıdem tazminatı olduğunun kabulü yönünde olduğu, (Yarg.13.H.D. 28.01.2016 Tarih, 2015/33001E-2016/02063 K.) Tüm dosya kapsamından; davacı vekilinin, müvekkili şirket ... tarafından ödenen işçilik alacaklarından davalı tarafın sorumluluğunda olan miktarların kıdem tazminatı bordrolarında görüldüğünü, davalı bünyesinde çalışan personele toplam ödenen miktarın 49.026,47 TL olduğunu, ihale sözleşmesi kapsamında ihale makamının işçilik alacaklarından sorumlu olmadığı hususunun son derece açık olduğunu, müvekkili şirketin kamu ihale kanunu kapsamında tanınan haklarını kullanmak suretiyle davalı şirkete sözleşme konusu işi ihale etmiş olduğunu, yalnızca ihale makamı sıfatını haiz olduğunu, sözleşmenin ilgili maddeleri ve Yargıtay kararları incelendiğinde, işçilik alacaklarından ihaleyi alan yüklenici firmanın sorumlu olduğunun açık olduğunu beyanla dava dışı işçiler için ödemiş olduğu tazminat bedeli için davalı tarafa rücu için iş bu davayı ikame ettiği, dosyamızdan alınan dosya kapsamına uygun denetime açık ve hükme elverişli bilirkişi raporu ile davacı kurumun, dava dışı işçilere ödediği kıdem tazminatının tamamını davalı şirketten talep edebileceği, 49.026,47 TL. kıdem tazminat ödemesinin de, dava dışı işçilerin paylarına düşen tutarlarının tabloda belirtilen ödeme tarihleri itibariyle faiziyle birlikte talep edebileceğinin tespit edildiği anlaşıldığından; davanın kabulü ile; davacının dava dışı işçi ... için ödemiş olduğu kıdem tazminatından, davalı payına düşen 2.338,49 TL'nin ödeme tarihi olan 03/08/2021 tarihinden itibaren, dava dışı işçi ... için ödemiş olduğu kıdem tazminatından, davalı payına düşen 2.993,41 TL'nin ödeme tarihi olan 29/09/2020 tarihinden itibaren, dava dışı işçi ... için ödemiş olduğu kıdem tazminatından, davalı payına düşen 10.942,79 TL'nin ödeme tarihi olan 01/09/2020 tarihinden itibaren, dava dışı işçi ... için ödemiş olduğu kıdem tazminatından, davalı payına düşen 116,01 TL'nin ödeme tarihi olan 05/10/2021 tarihinden itibaren, dava dışı işçi ... için ödemiş olduğu kıdem tazminatından, davalı payına düşen 10.569,72 TL'nin ödeme tarihi olan 21/07/2020 tarihinden itibaren, dava dışı işçi ... için ödemiş olduğu kıdem tazminatından, davalı payına düşen 1.276,05 TL'nin ödeme tarihi olan 17/03/2020 tarihinden itibaren, dava dışı işçi ... için ödemiş olduğu kıdem tazminatından, davalı payına düşen 7.313,14 TL'nin ödeme tarihi olan 21/02/2020 tarihinden itibaren, dava dışı işçi ... için ödemiş olduğu kıdem tazminatından, davalı payına düşen 3.326,68 TL'nin ödeme tarihi olan 09/07/2020 tarihinden itibaren, dava dışı işçi ... için ödemiş olduğu kıdem tazminatından, davalı payına düşen 5.168,90 TL'nin ödeme tarihi olan 25/02/2022 tarihinden itibaren, dava dışı işçi ... için ödemiş olduğu kıdem tazminatından, davalı payına düşen 4.981,19 TL'nin ödeme tarihi olan 02/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, -Davacının dava dışı işçi ... için ödemiş olduğu kıdem tazminatından, davalı payına düşen 2.338,49 TL'nin ödeme tarihi olan 03/08/2021 tarihinden itibaren, -Davacının dava dışı işçi ... için ödemiş olduğu kıdem tazminatından, davalı payına düşen 2.993,41 TL'nin ödeme tarihi olan 29/09/2020 tarihinden itibaren, -Davacının dava dışı işçi ... için ödemiş olduğu kıdem tazminatından, davalı payına düşen 10.942,79 TL'nin ödeme tarihi olan 01/09/2020 tarihinden itibaren, -Davacının dava dışı işçi ... için ödemiş olduğu kıdem tazminatından, davalı payına düşen 116,01 TL'nin ödeme tarihi olan 05/10/2021 tarihinden itibaren, -Davacının dava dışı işçi ... için ödemiş olduğu kıdem tazminatından, davalı payına düşen 10.569,72 TL'nin ödeme tarihi olan 21/07/2020 tarihinden itibaren, -Davacının dava dışı işçi ... için ödemiş olduğu kıdem tazminatından, davalı payına düşen 1.276,05 TL'nin ödeme tarihi olan 17/03/2020 tarihinden itibaren, -Davacının dava dışı işçi ... için ödemiş olduğu kıdem tazminatından, davalı payına düşen 7.313,14 TL'nin ödeme tarihi olan 21/02/2020 tarihinden itibaren, -Davacının dava dışı işçi ... için ödemiş olduğu kıdem tazminatından, davalı payına düşen 3.326,68 TL'nin ödeme tarihi olan 09/07/2020 tarihinden itibaren, -Davacının dava dışı işçi ... için ödemiş olduğu kıdem tazminatından, davalı payına düşen 5.168,90 TL'nin ödeme tarihi olan 25/02/2022 tarihinden itibaren, -Davacının dava dışı işçi ... için ödemiş olduğu kıdem tazminatından, davalı payına düşen 4.981,19 TL'nin ödeme tarihi olan 02/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 3.348,99-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 901,70-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 2.447,29-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; 901,70-TL Peşin/nisbi Harcı, 18.790,00-TL diğer masraflar, olmak üzere toplam 19.691,70-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 12/11/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/905, K. 2025/854, T. 12.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-905-e-2025-854-k-444ced53ce2e