İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/820 E. 2022/1001 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/820
Karar No
2022/1001
Karar Tarihi

T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/820 Esas - 2022/1001 T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2022/820 KARAR NO : 2022/1001

HAKİM : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : ... - (...) VEKİLİ : ... - ... DAVALILAR : 1- ... (...) ... VEKİLİ : ...

2- ... - ... VEKİLİ : ...

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 07/09/2022 KARAR TARİHİ : 11/11/2022 YAZIM TARİHİ : ...

Mahkememizde görülen Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davası yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30/04/2022 tarihinde sürücü ... idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken davalı ...'nin işleteni olduğu ve sürücü ... idaresindeki ... plakalı araç ile çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını, kaza sonucunda müvekkilinin sürekli bir kişinin bakımına muhtaç kaldığını, ... plakalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 110.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ; Davalı ... vekili mahkememize sunmuş olduğu 30/09/2022 havale tarihli cevap dilekçesinde; davacının kullanmış olduğu ... plakalı motosikletin trafik kurallarına riayet etmeden hızlı bir şekilde müvekkilinin bulunduğu şeride girmek suretiyle kazaya sebebiyet verdiğini, davacının dava dilekçesinde ibraz etmiş oldukları Adli Tıp Kurumu raporunu kabul etmediklerini, davacının maluliyeti ile meydana gelen kaza arasındaki illiyet bağının araştırılması gerektiğini, davacının kazadan kaynaklı olarak yapmış olduğu tedavi giderlerine ilişkin herhangi bir delil yada fatura ibraz etmediğini, müvekkilinden ne kadar manevi tazminat talep edildiğinin belli olmadığını, tarafların kusur oranlarının tespiti için yeniden rapor alınması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalı ... Vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kazada müvekkili şirkete ait aracın sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, davacının yaş küçüklüğü nedeni ile motorlu bir aracı trafikte kullanabilecek belge, eğitim, yetenek, fiziki yeterlilik ve reflekslere sahip olmadığını, davacının kendi kusuru ile müvekkili şirkete ait aracın sürücüsünün davranışı ile zarar arasındaki nedensellik bağını kendi kusurlu davranışı ile ortadan kaldırdığını, tarafların kusur oranlarının ve davacının maluliyetinin tayini için rapor alınması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davacı vekili tarafından mahkememizin .../... E. Sayılı dosyasına sunulan 04.11.2022 tarihli dilekçe ile davalılardan ... ile sulh protokolü ile sulh olduklarını davalıdan yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığı, ancak arabuluculuk ücretinin davalıya yükletilmesini ve sulh protokolü doğrultusunda maddi tazminat talepleri yönünden tüm davalılar açısından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, manevi tazminat talepleri yönünden diğer davalılar ... ile ... yönünden dosyanın tefrik edilerek Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi talep edilmiştir. Mahkememizin .../... E. Sayılı dosyasında manevi tazminat talepleri yönünden dosyanın tefrik edilerek iş bu (2022/820 E. Sayılı) esasa kaydedildiği, maddi tazminat talepleri yönünden mahkememizin .../... E. Sayılı dosyası üzerinden yargılamaya devam edilerek karar verilmiştir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da Ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Aksine düzenleme bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. (TTK'nın 5/1.) TTK'nun 3. maddesi ise, ”Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir” hükmünü içermektedir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. 6102 sayılı TTK'nin yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5-3 maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 1. Maddesi gereği, göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Trafik kazaları dayanağını, 2918 sayılı KTK'den alan haksız fiillerdir. 6098 sayılı TBK.nin 49 ve devamı maddelerinde haksız fiillere ilişkin hükümler düzenlenmiştir. Davacı gerçek kişi olup davasını davalı işleten ve sürücü ile birlikte sigorta şirketine karşı ikame etmiş iken ön inceleme duruşmasından önce davalı sigorta şirketi ve diğer davalılar yönünden maddi tazminat talepleri açısından sulh olduğu anlaşılmakla mahkememizin .../... Esas sayılı dosyası üzerinden karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, manevi tazminat talepleri yönünden dosyanın tefrik edilerek iş bu dosya esasına kaydedildiği, bu dosyada sigorta şirketinin davada taraf ehliyetinin kalmadığı, işleten ve sürücü yönünden talep edilen manevi tazminatın TBK'nin 58 maddesi gereğince değerlendirilmesi gerektiği bu bakımdan manevi tazminat taleplerinin mahkememizin görev alanı kapsamında bulunmadığı, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı, açılan davanın mutlak ya da nispi ticari dava niteliğinde olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde davaya bakmak görevinin HMK'nin 2. maddesi gereğince Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu kanaatine varılarak, Görev hususu HMK 114/c maddesi gereğince dava şartı olup, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi, 6100 sayılı HMK’nın 30, 115/1. ve 138. maddeleri ve usul ekonomisi uyarınca mümkün olduğundan (Hukuk Genel Kurulu 2017/15-2141E. 2019/442 K.) mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki hüküm hukuka uygun bulunmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK.nun 114/1-c maddesi delaletiyle 6100 sayılı HMK.nın 115/2 maddesi gereğince davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE, 2-6100 sayılı HMK.nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ADANA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 sayılı HMK.nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmediği takdirde, mahkememizce DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin ihtarına (tebliğ ile beraber), 4-6100 sayılı HMK.nın 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, 5-6100 sayılı HMK.nın 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise, talep halinde mahkememizce verilecek ek kararla dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacıların yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmesine, Dair, HMK.'nun 341/1 ve 345.maddesi gereğince; kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde, aynı yasanın 343. Maddesi gereğince mahkememize ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile İSTİNAF YOLUNA başvurulabileceği belirtilerek davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/11/2022

Katip ... e-imza

Hakim ... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/820, K. 2022/1001, T. 11.11.2022, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-820-e-2022-1001-k-fa1bb84815e1